TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
C.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19685)
Karar Tarihi: 15/3/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 17/5/2018 - 30424
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
C.K.
Vekili
:
Av. Müşerref SEKO
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, isim yazılarak yapılan araştırmada arama motorlarındalistelenen ve internet haber arşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgiliiçeriğe erişimin engellenmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şerefve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Birinci Bölüm tarafından 24/1/2018 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görülmüş ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralıfıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, olayların olduğu tarihten bu yana mankenlik ajansısahibidir ve kendisi de eski bir mankendir. Başvurucunun sinema ve tiyatroalanında da çalışmaları bulunmaktadır.
9. 2001 yılında Türkiye Yüz Güzeli seçilmiş ve başvurucununsahibi olduğu mankenlik ajansına bağlı olarak çalışan bir manken, 2004 yılındaaşırı dozda uyuşturucudan hayatını kaybetmiştir.
10. Türkiye Yüz Güzeli seçilmesinin ardından tanınmışlık düzeyioldukça artan mankenin ölüm nedeni ülke gündeminde geniş yer bulmuş, olay tarihive sonrasında birçok gazetede ve internet haber sitesinde konuyla ilgilihaberler yapılmıştır. Haberlerde olayın oluş şekli, mankene uyuşturucuyu temineden zanlılar, olaya ilişkin savcılık soruşturması ile ilgili bilgiler yeralmaktadır.
11. Yine bu konuyla ilgili olarak başvurucunun bireysel başvurukonusu yaptığı haberlerden birinde yargılamayı yapan mahkeme tarafındanmankenin çalıştığı ajansın sahibi olarak başvurucunun da tanık olarakdinlendiği bilgisi aktarılmıştır. Bir diğer haberde, ölen mankenin basınaverdiği son röportajda içinde bulunduğu durumun sorumlusu olarak başvurucuyugösterdiğinin öğrenilmesi üzerine başvurucunun adli makamlar tarafından uzunsüre sorgulandığı belirtilmiştir. Haberlerde, ölen mankenin başvurucununasistanı ile de ilişkisi olduğu ve ortak arkadaşları olan bir transseksüel ilehep birlikte para karşılığında cinsel ilişkiye girdikleri iddialarına yerverilmiştir. Haberlerde ayrıca yine kamuoyunda tanınmış bir kişi olanbaşvurucunun eşinin de yıllar önce aşırı dozda uyuşturucudan öldüğübildirilmiştir.
12. Başvurucu; yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı hâlde aramamotorlarına ismi yazıldığında hem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgilihaberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğiniileri sürerek internet içeriklerine erişimin engellenmesi talebindebulunmuştur.
13. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 30/9/2014 tarihinde davakonusu haberlerin başvurucunun kişilik haklarına saldırı niteliğinde veincitici mahiyette olmadığı, ayrıca haber içerikleri dikkate alındığındatalebin kabulü hâlinde haber alma ve haber verme hürriyetininsınırlandırılacağı gerekçesiyle erişimin engellenmesi talebinin reddine kararvermiştir.
14. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 3. Sulh CezaHâkimliğince 16/10/2014 tarihinde reddedilmiştir.
15. Karar, başvurucuya 11/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 11/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında YapılanYayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla MücadeleEdilmesi HakkındaKanun’un "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi"kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) İnternet ortamındayapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia edengerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, bunaulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğinyayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkiminebaşvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.
(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriğinedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri,içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içindecevaplandırılır.
(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriğinedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bumaddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.
(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceğierişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkınınihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb.şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkçainternet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine kararverilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesiyöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini debelirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişiminengellenmesine de karar verebilir.
(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiğierişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.
(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılanbaşvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bukarara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuhükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.
(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğinyayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
(8) Birlik tarafından erişim sağlayıcıyagönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhâl, en geç dörtsaat içinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.
(9) Bu madde kapsamında hâkimin verdiğierişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının(…) başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişitarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut karar bu adresler için deuygulanır.
(10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddedebelirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."
B. Uluslararası Hukuk
17. Somut olayla ilgili uluslararası hukuk kuralları içinAnayasa Mahkemesinin Ali Kıdık(B. No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 22-29) kararına bakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 15/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; sahibi olduğu mankenlik ajansında çalışan birmankenin aşırı dozda uyuşturucudan ölmesi olayıyla ilgili medyada sayısız haberyapıldığını, bu haberlerde kendisi ile ilgili bilgilere de yer verildiğiniifade etmiştir. Başvurucu; yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı hâlde aramamotorlarına ismi yazıldığında hem ölen manken ile hem de kendisinin ölen eşiile ilgili haberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyle şeref ve itibarınınzedelendiğini iddia etmiştir. İnternet içeriklerine erişimin engellenmesitalebinin Mahkemece reddedilmesi ve bunun sonucunda söz konusu haber veyazıların internet ortamında yer almaya devam etmesi nedeniyle özel hayatıngizliliği, şeref ve itibarın korunması ile adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevivarlığı" kenar başlıklı 17. maddesi ile “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesi ve “Basın hürriyeti” kenarbaşlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(17) Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesive milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
(28) “Basın hürdür, sansür edilemez…
…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır.
…”
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında yayımlanan haberlerininternet ortamında yer almaya devam etmesi nedeniyle kişilik haklarınınzedelendiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucunun bu şikâyeti şeref ve itibarınkorunması hakkı kapsamında incelenmiştir.
Hasan Tahsin GÖKCAN farklı gerekçeyle bu görüşe katılmıştır.
1. Genel İlkeler
a. Kişinin ManeviVarlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı
22. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesindeyer alan "manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyinmanevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarakmüdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/1123,2/10/2013, § 33). Başka bir deyişle kişisel itibarın korunması hakkıAnayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının koruması altındadır (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner(2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).
23. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olayauygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlıkdüzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesini istemehakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasını güçleştirecek şekildeyapılmış olması gerekir (Kadir Sağdıç, §39; İlhan Cihaner(2), §§ 45, 46; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mater/Türkiye, B. No: 54997/08, 16/7/2013,§ 52).
24. Anayasa Mahkemesi; N.B.B.(B. No: 2013/5653, 3/3/2016, § 37) kararında internet ortamının sağladığıulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerin depolanmasındaki vemuhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında yayımlandığı tarihte belirliağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanan haber veyazıların internet ortamında uzun süre erişilebilir kalması hâlinde kişilerin şerefve itibarının zedelenebileceğini belirtmiş ve bu durumu unutulma hakkıkapsamında incelemiştir.
b. İfade Özgürlüğüve İnternetin Rolü
25. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesine göreherkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başınaveya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmîmakamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermekserbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifadeedilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal korumaaltında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B.No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).
26. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerinegetirdiği sürece- basınözgürlüğü kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Medya GündemDijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015,§§ 36-42; Önder Balıkçı, B. No:2014/6009, 15/2/2017, § 39; Orhan Pala,B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 45). Basın yönünden düşünce ve kanaat açıklamaözgürlüğü kapsamında değerlendirilen internet özgürlüğü, internete erişenleryönünden ise Anayasa tarafından korunan ve ifade özgürlüğünün özünde yer alanhaber veya fikir almak özgürlüğü olarak mütalaa edilmektedir.
27. Ulaşılabilirliği, haber ve fikirlerin saklanma süresi vekapasitesi ile hacimce büyük haber ve fikirleri iletme imkânı gözetildiğindeinternet, halkın haber almasının ve bilgilerin iletilmesinin gelişiminde önemlibir role sahiptir. İnternet, herhangi bir sınırlama gözetmeksizin herkesinhaber ve fikirlere ulaşması ile fikirlerini yayması noktasında çok önemli birimkân sağlamaktadır. Bu durum ifade özgürlüğü açısından da çok geniş bir alanyaratmaktadır (Medya Gündem DijitalYayıncılık Ticaret A.Ş., § 34).
28. Dolayısıyla internet sitelerine veya internet sitelerindeyer alan haberlere erişimin engellenmesi biçiminde getirilen her türlükısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Basınözgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi, bunlara ilişkinbir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı bilinmektedir (İlhan Cihaner (2),§ 63).
2. 5651 Sayılı Kanun'un9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı Tespitler
29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayındançıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılıbir şekilde incelemiştir (bkz. §§55-63). Mahkemeye göre bu usul, kanun koyucunun internet ortamında işlenensuçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi, özel hayatın ve kişilikhaklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğüözel ve hızlı sonuç alınabilecek bir koruma tedbiri kararıdır, dolayısıylaistisnai bir yoldur (Ali Kıdık,§ 55).
30. Kişilik haklarına saldırı nedeniyle erişimin engellenmesiyolunun istisnai bir yol kabul edilmesinin sebebi bu yolun ifade ve basınözgürlükleri önünde orantısız bir mühadaleoluşturması ihtimalidir.
31. 5651 sayılı Kanun'da öngörülen erişimin engellenmesi yoluçekişmesiz bir yargı yolu olduğundan, başka bir deyişle karşı tarafbulunmadığından karardan etkilenecek basın organının temsilcileri ile sorumlukişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamamakta; talepte bulunanıniddialarına karşı delil sunmak da dâhil olmak üzere savunmalarını ortaya koymakiçin makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip olamamaktadır. Özet olarakhâkim kararını dosya üzerinden, delil toplamaksızın, sınırlı bir inceleme ileyani talepte bulunanın sunduğu bilgi ve belgelere göre vermekte; bu yargılamadakarşı tarafın görüşleri alınamamaktadır (AliKıdık, §§ 60-62).
32. Dahası 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde interneterişiminin engellenmesi kararından sonra failler hakkında adli soruşturmaaçılıp açılmayacağı belirsizdir. Kişilik haklarına müdahale nedeniylesoruşturma açıldığı takdirde soruşturma veya kovuşturmanın sonucuna göre yargımercileri, erişimin engellenmesi tedbirinin akıbeti hakkında bir kararverebilir. Buna karşılık bir soruşturma açılmadığı takdirde erişiminengellenmesine ilişkin söz konusu tedbir, internet kullanıcılarını engelleneniçeriğe belirsiz bir süreyle erişmekten alıkoyacaktır (Ali Kıdık, §59).
33. Bu sebeplerle başvuruya konu internet yayınına erişiminengellenmesi tedbirinin alınmasının haklılığı, ancak bir görüşte haklılık veya"ilk bakışta" (primafacia) haklılık olarak nitelendirilebilir. Anayasa Mahkemesi, buusulün ancak internet yayınının kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlalettiğinin daha ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğinibelirtmiştir. Bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerininyayımlanması gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir incelemeyapılmaya gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılıKanun'un 9. maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir. Böyledurumlarda "ilk bakışta ihlal doktrini" internet ortamında yapılanyayınlara karşı kişilik haklarının hızlı bir şekilde korunması ihtiyacıylaifade hürriyeti arasında adil bir denge sağlayacaktır (Ali Kıdık, §§62, 63).
3. Şeref ve İtibaraYapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar
34. Yukarıdaki değerlendirmeler dikkate alındığında internetiçeriğine erişimin engellenmesi taleplerinin zorunlu durumlarda kabul edilmesigerektiği ortadadır. Bununla birlikte internet üzerinden yapılan yayınlaraulaşılmasının kolaylığı gözetildiğinde başvurucular açısından yayın içeriğibakımından toplumda sürekli olarak bir ön yargının ve özel hayata müdahaleninoluşması söz konusu olabilir.
35. Bu tür durumlarda üçüncü kişilerce kişilik haklarına yapılanmüdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma yollarıöngörülmüştür. Kişilik haklarına internet ortamında yapılan bir yayınlasaldırıda bulunulan kişi tarafından, özel hukuk davaları yoluyla örneğin22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerinedayanılarak müdahalenin önlenmesi, durdurulması veya devam eden müdahaleye sonverilmesi, müdahalenin hukuka aykırılığının saptanması, mahkemenin alacağıkararın veya cevap ve düzeltme metninin yayımlanması ya da üçüncü kişilerebildirilmesi istenebilir; maddi veya manevi tazminat davaları açılabilir.Gecikmesinde sakınca bulunan ve ciddi bir zararın doğacağı anlaşılan hâllerdetehlike veya zararın önlenmesi için hâkimden gereken tedbirlere karar vermesiistenebilir. Bu kapsamda talep edildiği takdirde 4/2/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. ve devamı maddeleri uyarıncagecikmesinde sakınca bulunan ya da gecikmesi durumunda önemli zarar oluşacağıhâllerde tehlike veya zararı önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Bunlardan başka basın yoluyla kişilik haklarına müdahalede bulunulan kişi,açıklamalarından dolayı sebepsiz yere zenginleşen kişi aleyhine sebepsizzenginleşme davası açabilir veya yayın nedeniyle elde ettiği kazancınvekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine ödenmesini isteyebilir (Ali Kıdık, §64).
36. İnternet yolu ile kişilik haklarına yönelik bir saldırı cezakanunlarına göre suç oluşturuyor ise müşteki yalnızca veya aynı zamanda failincezalandırılmasını da isteyebilir, bu durumda ceza soruşturması ve kovuşturmasıiçin Cumhuriyet savcılığına da başvurabilir. Zaten suç, şikâyete tabi olmayansuçlardan ise Cumhuriyet savcısının resen soruşturma başlatması kanuni birzorunluluktur. Bir ceza kovuşturması açıldığı takdirde 4/12/2014 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin (6) numaralı fıkrasınagöre hâkim mahkûmiyet kararı verdiği takdirde güvenlik tedbirlerine dehükmedebileceği için internet erişiminin engellenmesi tedbiri hakkında da birkarar verilmiş olacaktır (Ali Kıdık, § 65).
37. Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göreortada ilk bakışta ihlal bulunmadığı gerekçesiyle istediği korumayı eldeedemeyen kişinin de kişilik haklarının korunması için genel hukuk yoluna her hâlde başvurabileceği, sulh ceza hâkiminin ilk bakıştaihlalin olduğuna veya olmadığına karar vermesinin uyuşmazlığın tümüyle çözümlendiğianlamına gelmeyeceği sonucuna varmıştır. Bu tür kararların hiçbir zaman normalbir dava için maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini ifade eden AnayasaMahkemesi, genel mahkemelerde görülen davalarda erişimin engellenmesi talebininkabul edilebilmesi için ihlal iddiasının ispatlanması gerekeceğini belirtmiştir(Ali Kıdık, §§66, 67).
4. Genel İlkelerin SomutOlaya Uygulanması
38. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu olan yayınlarinternet haber arşivlerinde yer alan bazı haberlerdir. Haberler 2001 yılındagüzellik yarışmasında derece almış bir mankenin hızlı yükselişini ve 2004yılındaki dramatik ölümünü konu almaktadır. Bu olay ülke gündemini uzun süremeşgul etmiş, olay tarihinden sonra konuyla ilgili sayısız haber yapılmıştır.Haberler, mesleğinde umut vadeden bir geleceğe sahip olabilecek bir gencinuyuşturucu ile tanıştıktan sonra yaşamının seyrindeki değişiklik ile kısasürede ölümle sonuçlanan yaşamı hakkında bilgi vermektedir. Verilen bilgininbir kısmı ölen manken tarafından tutulan günlüğe dayanırken bir kısmı olayailişkin ceza yargılamasına dayanmaktadır. Haberlerde, ölen mankenin bağlıolduğu mankenlik ajansının sahibi ve toplumda tanınmış bir kişi olanbaşvurucunun ismi açık olarak yazılmış ve başvurucu hakkında bazı bilgilere deyer verilmiştir. Bu bilgiler; ölüm olayına ilişkin soruşturmada başvurucununönce tanık, sonra şüpheli sıfatıyla dinlenmesi, ölen mankenin başvurucununasistanı ile arasındaki ilişki, yine kamuoyunda tanınmış bir kişi olanbaşvurucunun eşinin de aşırı dozda uyuşturucudan ölmüş olması hakkındadır.
39. Başvurucu; arama motorlarına ismi yazılarak yapılan aramadahem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgili haberlerin çıktığını, buhaberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek internetiçeriklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliği, başvurucunun şeref ve itibarının korunması ile kamu yararıbağlamında yaptığı değerlendirme neticesinde söz konusu yayınların basınözgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.Başvurucunun anılan karara itirazı da reddedilmiştir.
40. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişiminengellenmesi kararı verilebilmesinin ancak hukuka aykırılığın ve kişilikhaklarına müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararınsüratle giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır(bkz. § 31). Bu yolun amacı; internet faaliyetleri ile kişilik hakları arasındagerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamak, kişi ve kuruluşlara haksız zararveren, onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan ve şeref ve itibarlarını ihlaleden internet kullanımına karşı bireylerin haklarını korumaktır. O hâlde buyol, basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştirihaklarının özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarınıkoruyacak şekilde kullanılmalıdır.
41. Başvurucunun internetten kaldırılmasını talep ettiğihaberler 2004 yılına aittir. Başvurucu 2014 yılında erişimin engellenmesitalebinde bulunmuştur. Başvurucunun kişisel verilerin işlenme amacının dışındakullanıldığına yönelik bir şikâyeti de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucu,şeref ve itibarına yapılan müdahalenin çelişmeli bir yargılama yapılmadan,gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmişdeğildir. Haber içeriklerinin incelenmesinden de içeriğe erişimin engellenmesitedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum bulunmadığıgörülmektedir.
42. Dahası başvurucu, açacağı çelişmeli bir hukuk davasındainternet yayınını kaldırma veya hazırlayacağı bir metni yayınlatma imkânına dasahiptir. Dolayısıyla somut davada olduğu gibi hukuka aykırılığın ve gerçekdışılığın çok belirgin olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğuhâller dışında diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansısunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır.
43. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde başvurucununortaya çıktığını iddia ettiği zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına dairve somut başvuru açısından koşullara göre sulh ceza hâkimliklerinin görevindebulunan içeriğin yayından çıkarılması dışındaki daha etkili diğer korumayollarına başvurmadığı anlaşıldığından Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerinegetirildiği söylenemez.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
Hicabi DURSUN ve Muammer TOPAL bu görüşekatılmamışlardır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,
B. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hicabi DURSUN ve Muammer TOPAL'ınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA15/3/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvuru, isim yazılarak yapılan araştırmada arama motorlarındalistelenen ve internet haber arşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgiliiçeriğe erişimin engellenmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şerefve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvurucu; sahibi olduğu mankenlik ajansında çalışan birmankenin aşırı dozda uyuşturucudan ölmesi olayıyla ilgili medyada sayısız haberyapıldığını,buhaberlerdekendisi ile ilgili bilgilere de yer verildiğini ifade etmiştir. Başvurucu;yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı halde arama motorlarına ismi yazıldığındahem ölen manken ile hemde kendisinin ölen eşi ileilgili haberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyleşerefveitibarınınzedelendiğini iddia etmiştir. İnternet içeriklerine erişimin engellenmesitalebinin mahkemece reddedilmesi ve bunun sonucunda söz konusu haber veyazılarıninternetortamındayer almaya devam etmesinedeniyle özel hayatın gizliliği, şeref ve itibarın korunması ile adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Somut olayda başvurucu; arama motorlarına ismi yazılarak yapılanaramada hem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgili haberlerin çıktığını, buhaberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek internetiçeriklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 2. Sulh CezaHakimliği, başvurucunun şeref ve itibarının korunması ile kamu yararıbağlamında yaptığı değerlendirme neticesinde söz konusu yayınların basınözgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.Başvurucunun anılan karara itirazı da reddedilmiştir. Diğer yollara başvurulmamıştır.
Unutulma hakkı Anayasa'mızda açıkça düzenlenmemiş omakla birlikte Anayasa'nın "Devletin temel amaç ve ödevleri" başlığı altındadüzenlenen 5. Maddesinde "insanın maddive manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak"ifadesi ile devlete pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu yükümlülükbağlamında Anayasa'nın 17.maddesinde düzenlenen kişinin manevi bütünlüğübağlamında şeref ve itibarının korunması hakkı ve Anayasa'nın 20. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını istemehakkı ile birlikte düşünüldüğünde, devletin bireye geçmişte yaşadıklarınınbaşkaları tarafından öğrenilmesi engellenerek "yeni bir sayfa açma"olanağı verme hususunda bir sorumluluğu olduğu açıktır. Özellikle kişisel verilerinkorunması hakkı kapsamında kişisel verilerin silinmesini talep edebilme hakkı,kişilerin geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzlukların unutulmasına imkan tanımayı kapsamaktadır. Dolayısıyla Anayasa'da açıkçadüzenlenmeyen unutulma hakkı, internet vasıtasıyla ulaşılması kolay olan vedijital hafızada bulunan haberlere erişimin engellenmesi için Anayasa'nın 5.,17. ve 20. maddelerinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğertaraftan unutulma hakkının kabul edilmemesi, internet vasıtasıyla kolaycaulaşılabilir ve uzun süre muhafaza edilebilir kişisel veriler nedeniylebaşkaları tarafından kişiler hakkında ön yargı oluşturabilmesi nedeniyle manevivarlığının geliştirilmesi için gerekli onurlu bir yaşam sürdürmesine ve manevibağımsızlığına müdahaleyi sürekli kılmaktadır (N.B.B., B. No: 2013/5653,3/3/2016, § 47).
Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesinde yeralan "manevi varlık"kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olankişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (AdnanOktar (2), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Kamusal bir tartışma bağlamında veyayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kimliğininve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, § 35) ve Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrasının koruması altındadır (Kadir Sağdıç,§ 38; İlhan Çihaner(2), § 44).
AİHM de kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleri Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin "özel veaile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM'e göre kişiselitibarın korunması hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi tarafından korunan özelyaşama saygı hakkının bir parçasıdır (Pfeifer/Avusturya, B.No:12556/03, 15/11/2007 § 35;Axel SpringerAGIAlmanya, B.No:39954/08 7/2/2012, § 83).
Unutulma hakkı internet ortamında bir haberin, uzun süredirkolayca ulaşılabilir olması nedeniyle kişinin şeref ve itibarını zedeleyen birhâle dönüşmesi durumunda karşımıza çıkmaktadır. Bu hakkın amacı, internetinyaygınlaşması ve sağladığı imkanlar nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ilekişilerin manevi varlığının geliştirilmesi hakkı arasında gerekli hassasdengenin kurulmasını sağlamaktır. O hâlde bu yol, internet ortamında haberarşivini koruma altına alan basın özgürlüğünün ve halkın haber ve fikirlereulaşma özgürlüğünün özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibininçıkarlarını koruyacak şekilde kullanılmalıdır (N.B.B.,§ 70).
Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvurudabulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).
Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yollarıibaresinin, başvurucuların şikayetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne mutlak ne de şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bukurala riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkatealınması esastır. Bu anlamda hukuk sisteminde yalnızca birtakım başvuruyollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulanma şartları ilebaşvurucuların kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir.Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarının tüketilmesi noktasındakendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği incelenirkenbaşvurunun özellikleri dikkate alınmalıdır (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).
O hâlde somut başvuruda devletin pozitif yükümlülüğünün, sulhceza mahkemelerinin yetkisinde bulunan internet içeriklerine erişiminengellenmesini gerekli kılıp kılmadığı değerlendirilmelidir. Başka bir deyişlesulh ceza mahkemeleri nezdinde bulunan içeriğin yayından çıkarılması veerişimin engellenmesi yolunun şeref ve itibar hakkının korunmadığı yönündekişikayetler açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olupolmadığı tespit edilmelidir.
Hukuk sistemimizde internet içeriğinin yayından çıkarılmasının,başvurudaki gibi sulh ceza hakimliklerine başvurmak suretiyle veya hukukmahkemelerinde açılacak dava yolu ile gerçekleştirilmesi mümkündür (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B.No: 2013/6237, 2/7/2015). Ancak somut başvuruda, arama motorlarına ismiyazılarak yapılan aramada hem ölen manken hem de ölen eşi ile ilgili haberlerinçıktığı, haber arşivleri üzerinden olayca ulaşılabildiği; bu şekildebaşvurucunun şeref ve itibarını koruma bakımından müdahalenin çok uzun süredirdevam ettiği gözetilerek; başvurucunun şeref ve itibar hakkının ve kişiselverilerinin korunmasının, bu yayının bir an önce kaldırılması ile sağlanacağıdeğerlendirildiğinde, sulh ceza hakimliğine başvuru yolunun somut olayınkoşulları açısından etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir. Nitekim hukukmahkemelerinde çekişmeli bir yargılama yolunun, somut olaydaki şeref veitibarın korunması hakkına yönelik uzun süredir devam eden müdahaleningecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacını karşılayabileceğisöylenemez (Türkiye İş Adamları veSanayiciler Konfederasyonu, B. No: 2014/8691,6/10/2015, § 22; N.B.B., § 27).
Başvurucunun manevi varlığına internet haberleri yoluyla (bkz. §11) yapılan müdahalenin, önceki kararımızdaki başvurucuya aynı yolla yapılanmüdahaleden (N.B.B., § 9) dahahafif olduğu değerlendirilemez. Anayasa Mahkemesi sözü edilen kararında,internet ortamının sağladığı ulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerindepolanmasındaki ve muhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında, yayımlandığıtarihte belirli ağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerindenkaynaklanan haber ve yazıların internet ortamında uzun süre erişilebilirkalması halinde kişilerin şeref ve itibarının zedelenebileceğini belirtmiş vebu durumu unutulma hakkı kapsamında incelemiştir. O halde internet ortamındauzun süre erişilebilir durumda kalan ve manevi varlığın daha fazla örselendiğibu olayda da önceki kararımızdan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
Başvurucunun arama motorlarında listelenen ve internet haberarşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgili içeriğe erişimin engellenmesiyönündeki taleplerinin reddedilmesi nedeniyle kişilik haklarının zarargördüğüne ve Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin şikayetleriaçıkça dayanaktan yoksun değildir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararınaitiraz edilmek suretiyle başvuru yolları da tüketilmiş durumdadır. Ayrıca başkabir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle çoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
ÖZEL HAYAT HAKKI VE KAPSAMI KONUSUNDA FARKLIGEREKÇE
1. Başvuranın 2004 yılında meydana gelen bir olayla ilgili olarakinternet arama motorlarında halen ismi geçtiği için haber içeriğine erişiminengellenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlaledildiğine ilişkin başvurusu Mahkeme çoğunluğu tarafından Anayasa'nın 17/1.maddesinde düzenlenen “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”çerçevesinde incelenmiştir. Kararda ulaşılan kabul edilemezlik sonucuna vegerekçesine iştirak etmekle birlikte, aşağıda açıklanan gerekçelerle konununincelendiği anayasal dayanak konusunda farklı düşünmekteyim.
2. Öncelikle, Anayasa'nın 148/3. maddesi uyarınca, Mahkememizinkonu bakımından yetkisine girebilmesi için, bireysel başvuruya konu hakkın AİHSveya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerden birine girmesi gerekmektedir.Bu nedenle bireysel başvuruya konu hakkın Sözleşme kapsamına girip girmediğininbelirlenmesi gerekmektedir. Mahkememiz kararında başvurunun Anayasa'nın 17/1.maddesi kapsamına girdiği belirtilmiş, fakat Sözleşmeyle ortak konuyu tespitbakımından hangi hakka ilişkin olduğundan söz edilmemiştir (bkz. par. 20-23).
3. AİHS’nin 8. maddesinde özel hayata saygı hakkıdüzenlenmiştir. Kişinin iyi bir itibara sahip olma hakkı, nam, şeref, şöhret, isim, resim vb. manevivarlıkları ile ‘fiziksel ve zihinsel/ruhsal bütünlüğü’ üzerindeki haklarıSözleşmenin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı içerisindedeğerlendirilmektedir. (özellikle itibar, şeref,şöhret hakkı yönünden bkz. AİHM Chauvy/Fransa, par.70; Abeberry/Fransa; Leempoelve S.A. Ed. Cine Revue/Belçika, par. 67; Minelli/İsviçre,No: 14991/02; A./Norveç, No: 28070/06, par. 64; Osman Doğru-Atilla Nalbant,AİHS Açıklama ve Önemli Kararlar, Ankara 2013, s. 41) İfade özgürlüğü yönündenyapılan başvurularda da muhatabın Sözleşmenin 8. maddesi kapsamındaki şöhretive onurunun korunması meşru müdahale nedeni olarak kabul edilmekte ve haklarındengelenmesi açısından değerlendirilmektedir (Shabanovve Tren/Rusya, 2006, par. 46; Hachette Filipachi Associes/Fransa, 2007,par. 43; DJ. Harris/M.O’Boyle/E.P.Bates/C.M. Buckley, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi Hukuku, 2013, s. 493).
4. Bilindiği üzere özel hayata saygı ve gizliliğinin korunmasıhakkı Anayasa'nın 20/1. maddesinde düzenlenmektedir. Özel hayata saygı hakkınınkapsamında bulunduğunda şüphe olmayan kişinin itibar, nam, şöhret ve şerefiüzerindeki haklarının da anılan 20/1. madde içerisinde değerlendirilmesigerektiği açıktır.
5. Buna karşın heyetimiz çoğunluğunun konunun 17/1. maddekapsamında incelenmesi gerektiğine ilişkin bu yaklaşımı, Anayasa'nın 20.maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının kapsamını daralttığı gibi,temel kişilik haklarının tümünün kendinden neşet ettiği “varlığını koruma vegeliştirme hakkını” içeren 17/1. maddedeki genel nitelikli kişilik hakkını özelhayatın spesifik bir alanına hapsetmektedir.
6. Çoğunluğun dayandığı Anayasa'nın 17/1. maddesinde; “Herkes,yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir”denilmektedir. Madde gerekçesinde bu fıkra hakkında; “Kişinin sahip olduğu hakve hürriyetler bu maddeden itibaren önem dereceleri göz önünde tutularakbelirlenmiştir. Bu madde ile yaşama, maddi ve manevi varlığın bütünlüğü vebunun geliştirilmesi hakkı korunmaktadır.” izahatı yapılmıştır. Gerekçedekiaçıklamadan, bu fıkra ile birbirini tamamlayan iki ayrı hakkın düzenlendiğianlaşılmaktadır. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasında vücut bütünlüğünündokunulmazlığı hakkı, 3. fıkrasında ise işkence ve kötü muamele yasakları yeralmaktadır.
7. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıöyle anaç bir haktır ki, Anayasa'da özel olarak sayılan bütün temel haklarınondan doğduğu, onun türevi olduğu söylenebilir. Anayasa'da düzenlenen temelhakları hatırlayalım; zorla çalıştırma yasağı (m.18), kişi hürriyeti vegüvenliği (m.19), konut dokunulmazlığı (m.21), haberleşme hürriyeti (m.22),yerleşme ve seyahat hürriyeti (m.23), din ve vicdan hürriyeti (m.24), düşünceve kanaat hürriyeti (m.25), düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m.26), bilimve sanat hürriyeti (m.27), basın hürriyeti (m.28), dernek kurma hürriyeti(m.33), toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı (m.34), mülkiyet hakkı(m.35), hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı (m.36), ailenin korunmasıve çocuk hakları (m.41), eğitim ve öğrenim hakkı (m.42), çalışma ve dinlenmehakları (m.49, 50), sendika kurma hakkı (m.51), ücrette adalet hakkı (m.55),sağlık ve çevre hakkı (m.56), seçme, seçilme ve siyasi faaliyet hakkı (m.67),dilekçe ve bilgi edinme hakkı (m.74). Düşüncemize göre kişinin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkı, yukarıda sayılan hakların her birininiçinde yer almaktadır.
8. Bu durumda Anayasa'nın 17/1. maddesinde düzenlenen hakkınanayasal niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Doktrinde Gören, 17/1.maddedeki hakkın hiyerarşik olarak temel teşkil ettiğini ve bu hakkın kişiye ‘genel nitelikte bir eylem özgürlüğü’tanıyan sübjektif bir kamu hakkı niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Yazarayrıca bütün temel hakların bu hakkın sonuçları olduğunu belirtmektedir (Prof.Dr. Zafer Gören, Anayasa Hukuku, Ankara 2006, s. 412, 413). Diğer bazıyazarlarca da benimsenen bu nitelemenin Anayasa'nın sistemi açısından oldukçayerinde olduğu düşünülmelidir. Sağlam ise, Federal Alman Anayasasının 2/1.maddesinde de düzenlenen kişiliğini geliştirme hakkının düzenlenmesininamacının, insan yaşamının Anayasa'da öngörülen diğer temel haklar dışında kalanbölümünü de kapsayarak, eksiksiz bir temel hak güvencesini temin etmek olduğunadikkat çekmektedir. Sağlam’ın işaret ettiği üzere kişiliği geliştirme hakkı ilediğer temel haklar arasında özel-genel hüküm ilişkisi bulunduğundan, bir insaneylemi Anayasa'daki temel haklardan birinin geçerlik alanına girmekteyseyalnızca özel nitelikli olan temel hak uygulanır. Dolayısıyla kişiliğigeliştirme hakkı, diğer temel haklarla düzenlenmemiş olan tüm hakları kapsayan‘genel bir fiil özgürlüğü’ niteliğindedir (Doç. Dr. Fazıl Sağlam, TemelHakların Sınırlanması ve Özü, AÜSBFY Ankara 1982, s. 42).
9. Doktrinde diğer bazı yazarlar da Anayasa'daki maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkının genel fiil özgürlüğü niteliğinde olduğuve Anayasa'da sayılan temel haklar ile arasında özel-genel hüküm ilişkisibulunduğu görüşünü paylaşmaktadırlar (bkz. Doç. Dr. Ali Tarık Gümüş, “TürkAnayasasında Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı”,Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, Yıl 2005, s. 149;Dr. Oğuz Şimşek, Anayasa Hukukunda İnsan Onuru Kavramı ve Korunması, BasılmamışDoktora Tezi, İzmir 1999, s. 55) Bu yazarlardan Gümüş, madde gerekçesinde 17.maddeden itibaren hak ve hürriyetlerin önem derecesine göre sıralandığınailişkin açıklama ile kastedilen hususun, varlığını koruma ve geliştirmehakkının temel haklardan biri ve en önemlisi olduğu değil, bu hakkın diğerhaklara kaynaklık ettiğini izah anlamına geldiğini ifade etmektedir (agm. s.153).
10. Daha önce belirtildiği gibi kişinin maddi ve manevi kişilikdeğerleri içerisinde olan şeref, itibar, isim, resim, vücudu, vb. haklarıAnayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı ve gizliliğinin korunmasıhakkı kapsamındadır. Belirtilen kişilik değerlerine yönelik bir saldırıya karşıkorunma hakkı ile bu değerlerini geliştirmeye yönelik hakları da anılan hakkıniçerisindedir. Başka bir ifadeyle, bireyin kişiliğini (maddi-manevi varlığını)koruma ve geliştirme hakkı özel hayattan ayrılamaz niteliktedir.
11. Diğer taraftan, konut dokunulmazlığına, haberleşmeye,yerleşme ve seyahat özgürlüğüne, düşünce açıklama veya bilim sanat yapma veyayma özgürlüğüne karşı yapılacak müdahaleler de özünde kişiliğini koruma vegeliştirme hakkının ihlali mahiyetinde olmakla birlikte, Anayasa’da özel olarakdüzenlenmesi dolayısıyla 21. ila 27. maddeler kapsamında incelenmesigerekmektedir. Bölüm çoğunluğunun dayandığı görüşün bu konulara yansıtılmasıdurumunda, belirtilen hakların da 17/1. madde üzerinden incelenmesi gerekecek,böylece Anayasada özel olarak düzenlenen ilgili temel hakların alanıdaraltılırken, genel kapsamlı olan kişiliği koruma-geliştirme hakkı, amacıdışında ve anayasal sistematiğe aykırı biçimde kullanılmış ve genişletilmişolacaktır.
12. Sonuç olarak, Anayasa'nın 20. maddesinde özel olarakdüzenlenen özel hayata saygı hakkı, maddi ve manevi varlığa (ve bu arada şerefve itibara) yönelik müdahaleleri de kapsamaktadır. Anayasa'nın 17/1.maddesindeki “maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı” özel hayathakkını değil, tüm temel hakların özünü ve ideal formunu düzenlemektedir.Anayasa'nın, kişinin maddi-manevi varlığına farklı bağlamlarda yer veren 5, 12,15/2 ve 17/1,2. maddeleri, ilgili özel/temel hak bağlamında yalnızca desteknorm olarak değerlendirilmelidir. Ne var ki başvuru konusu olay ölçü norm olan20. madde üzerinden incelenmesi gerekirken, Anayasa'nın genel nitelikli 17/1.maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Belirtilen nedenlerle “başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğu” şeklindeki karar sonucuna, konunun Anayasa'nın20/1. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesigerektiği yolundaki farklı gerekçeyle katılmış bulunmaktayım.
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN