TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
Ç.Ö. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5927)
Karar Tarihi: 19/7/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 27/9/2018-30548
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Ç.Ö.
Vekili
:
Av. İbrahim EKER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mahkûmiyet hükmüyle birlikte verilen tutukluluğundevamı kararının hukuki olmaması ve bu karara yönelik itirazın kararabağlanmasının gecikmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına vekamuya açık belgelerdebaşvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
6. Birinci Bölüm tarafından 8/2/2018 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/6191sayılı soruşturması kapsamında 5/6/2012 tarihinde gözaltına alınmış; Diyarbakır4. Sulh Ceza Mahkemesinin 7/6/2012 tarihli kararıyla yağma suçundantutuklanmıştır.
9. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/1/2014 tarihlikararıyla başvurucunun yağma suçundan 6 yıl 8 ay ve kasten yaralama suçundan 4yıl 2 ay hapis cezalarıyla cezalandırılmasına ve "hükmolunan cezanın niteliği ve süresi, eyleminin niteliğigözetilerek, ayrıca suçun katalog suçlardan olması nazara alınarak"başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
10. Başvurucu 30/1/2014 tarihinde tutukluluk hâlinin devamınailişkin karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu; aynı cezayı alansanıklar tahliye edilirken kendisinin tahliye edilmediğini, tutukluluğun devamıiçin yeterli gerekçe gösterilmediğini, üzerine atılı suçları işlemediğini,yağma suçundan tutuklandığını, yaralama suçundan tutuklama talebinin daha öncereddedildiğini, tutuklulukta geçirdiği süre olan 1 yıl 7 ay 22 gün vetemyiz süreci nazara alındığında yağma suçundan şartlatahliye tarihinin dolacağını, bu durumda tutuklu olmadığı suç nedeniyle cezainfaz kurumunda kalması gibi bir sonucun ortaya çıkacağını ileri sürmüştür.
11. Başvurucu 30/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
12. Başvurucunun hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamıkararına yönelik itirazı bireysel başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla kararabağlanmamıştır. Ayrıca başvuru tarihi itibarıyla başvurucu hakkındakimahkûmiyet hükmünün gerekçesinin yazım süreci de tamamlanmamıştır.
13. Yapılan incelemede Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesininmahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararının UYAP üzerindeki onay sürecinin27/5/2014 tarihinde tamamlandığı anlaşılmıştır.
14. Başvurucunun hükümle birlikte verilen tutukluluğunundevamına ilişkin karara yönelik itirazı, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin16/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü Yargıtay 6. CezaDairesinin 6/2/2015 tarihlikararıyla -ceza süresideğiştirilmeksizin- düzeltilerek onanmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu madde ile 100 üncümadde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."
17. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104. maddesişöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veyasalıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itirazedilebilir.
(3)Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtayageldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veyaYargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerindeyapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sende verilebilir."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç güniçinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bukarar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar"kenar başlıklı 232. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağageçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeşgün içinde dava dosyasına konulur."
20. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazolunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiğihâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
21. 5271 sayılı Kanun'un “İtirazusulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı 268. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"Kararına itiraz edilen hâkim veyamahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üçgün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir."
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kanun gereğiyetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvenceleresahip yargısal organ olarak mahkemece verilen ve özgürlükten mahrumiyete yolaçan her türlü mahkûmiyet kararı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamınagirmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda[GK], B. No: 5100/71..., § 68). Anılan bentte yer alan "sonra" ifadesi, tutmanın sadecezaman bakımından mahkûmiyetin ardından gelmesi anlamına gelmemektedir. Aynızamanda tutma, mahkûmiyetin bir sonucu olmalı; mahkûmiyetin ardından vemahkûmiyete bağlı olarak veya mahkûmiyet sebebiyle gerçekleşmelidir (Weeks/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9787/82, 2/3/1987, § 42). Kısacasımahkûmiyet kararı ile söz konusu özgürlükten yoksun bırakma arasında yeterlibir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır (Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82,2/3/1987, § 40).
23. AİHM'e göre kişinin yetkili bir mahkemece mahkûm edilmesindensonra özgürlüğünden mahrum bırakıldığı durumlarda Sözleşme'nin 5. maddesinin(4) numaralı fıkrasına göre gerekli olan denetim, mahkemece yargı işlemlerininbitiminde alınan karara dâhil edilir ve ek bir gözden geçirme bu nedenlegerekli olmaz. Diğer bir deyişle karar, yargılama sürecinin sonunda verilmişise zaten bir yargısal denetim içermektedir. Hapis cezasını veren derecemahkemesinin kararının bünyesinde tutmanın kanuniliğine dair yargısal denetimde vardır, bundan başka ayrıca bir yargısal denetimgereklideğildir (Kafkaris/Kıbrıs (k.k.),B. No: 9644/09, 21/6/2011, § 58).
24.Öte yandan kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasını haklıkılan nedenlerin zamanın geçmesiyle birlikte değişmeye tabi olduğu durumlardaveya tutmanın hukukiliğini etkileyen yeni bir meselenin ortaya çıkmasıdurumunda yargısal denetim gerekli olacak ve dolayısıyla Sözleşme'nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkrasının uygulanması söz konusu olacaktır. Bununlabirlikte iç hukukta temyiz süreci dâhil olmak üzere mahkûmiyet hükmükesinleşene kadar bir tutuklunun tutukluluğa ilişkin tüm korumalardanyararlanabileceği öngörüldüğünde Sözleşme'nin 5. maddesinin (4) numaralıfıkrası uygulama alanı bulabilir. Sözleşmeci devletlerin Sözleşme'nin 5.maddesinin (4) numaralı fıkrasının gerekli kıldığının ötesinde prosedürlersağlaması hâlinde bu kuralın sağladığı güvencelere bu prosedürlerde de riayetedilmek zorundadır (Stollenwerk/Almanya, B. No: 8844/12, 7/9/2017, § 36).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 19/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkûmiyete BağlıTutulmanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, kendisiyle birlikte yargılanan ve mahkûm edilendiğer sanıklar hakkında tahliye kararı verilirken kendisi hakkındatutukluluğunun devamına karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunuileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
27. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin ilgilibölümü şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışındakimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka bireysel başvuru kapsamında yer alandiğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekmektedir.Buna göre kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ilekendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bufarklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucununhükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararının hukuka uygun olmadığınayönelik olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiası, esas olarakkişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde ele alınmalıdır (Benzer yöndekideğerlendirme için bkz. Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§33, 34; İrfan Gerçek, B. No:2014/6500, 29/9/2016, § 32).
29. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması ancakAnayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birininvarlığı hâlinde söz konusu olabilir (MuratNarman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
30. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alanAnayasa'nın 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanığıdurumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargıorganlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veyagüvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlaletmez (Tahir Canan (2), B. No:2013/839, 5/11/2014, § 33).
31. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerinegetirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleriAnayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altınaalmaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapiscezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §18).
32. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılıbir ihlal iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişininhürriyetten yoksun bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullardagerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'dayer alan diğer sebepler (yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bukoşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundanveya ölçülü olduğundan söz edilemez ve doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı ihlal edilmiş olur (Ercan Bucak (2),B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 39; ŞabanDal, B. No: 2014/2891, 16/2/2017, § 31).
33. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmayakarşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetinegetirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bir kimsenin "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden öncehürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafındanverilmesi, ikinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı cezaveya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiriiçermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılmasımümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilenhürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir(Ercan Bucak (2), § 40; Şaban Dal, § 32).
34. Öte yandan suç isnadına bağlı tutulmanın başladığı tarih,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Suç isnadına bağlı tutulmanınsona erdiği tarih ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmünün verildiği tarihtir (Murat Narman, §66).
35. Buna göre bir kimse yargılanmakta olduğu davada ilk derecemahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa ve hükümle birlikte tutukluluğun devamınaveya tutuklamaya karar verilmişse hüküm sonrasındaki tutulma hâlinin suç isnadına bağlı olarak değil mahkûmiyete bağlı tutma olarak kabulügerekir. Bireysel başvuru incelemesi açısından tutuklamanın şartları ilemahkûmiyet kararı verilmesi arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Ziramahkûmiyete karar verilmekle isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumluolduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyetibağlayıcı cezaya hükmedilmektedir. Bu durumdaki tutulmanın da kuvvetli suçşüphesi ve bir tutuklama nedenine dayalı olan suçisnadına bağlı tutma niteliğinde olmadığı açıktır. Hükümle birlikteverilen tutukluluğun devamı veya tutuklama kararı sonrasındaki hürriyettenyoksun kalmanın mahkûmiyete bağlıtutma olarak kabulü için mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi de gerekmez (Korcan Pulatsü, B. No:2012/726, 2/7/2013, § 33).
36. Somut olayda 5/6/2012 tarihinde gözaltına alınan ve 7/6/2012tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında 29/1/2014 tarihinde mahkûmiyet hükmütesis edilmiş ve hükümle birlikte tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.Anılan mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi sonunda verilen 6/2/2015 tarihlikararla onanarak kesinleştiği görülmektedir.
37. Buna göre başvurucunun suç isnadına bağlı tutulma hâli,hakkında ilk derece mahkemesince mahkûmiyet kararının verildiği 29/1/2014tarihinde sona ermiştir. Başvurucunun bu tarihten sonraki döneme ilişkin olarakhürriyetinden yoksun kalması, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamında bir suç isnadına bağlı tutmaniteliğinde değil aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamında mahkûmiyete bağlı tutma, bir diğerifadeyle "mahkemelerce verilmişhürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" niteliğindedir. Bu nitelikteki bir tutmayla ilgiliolarak yapılan bireysel başvuruda suçisnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanması mümkün değildir.
38. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ilebağlantılı bir ihlal iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişininhürriyetten yoksun bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullardagerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekle sınırlıdır. Bu kapsamda yapılanincelemede başvurucunun mahkûmiyet kararını ve mahkûmiyete bağlı tutma kararınıveren mercinin bir mahkeme olmadığı, kararınhürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığı veya hürriyetten yoksunbırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya tedbirininkapsamını aştığı şeklinde bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir. AyrıcaAnayasa Mahkemesince bu yönde herhangi bir tespite de varılmamıştır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyet hükmü ilebirlikte verilen tutukluluğun devamı kararı üzerine tutulması yönünden birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Hükümle BirlikteVerilen Tutukluluğun Devamı Kararına Yönelik İtirazın Karara BağlanmasınınGeciktiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamınayönelik itirazının üç aydır karara bağlanmadığını, bu süreçte mahkûmiyethükmünün gerekçesinin de yazılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğiile adil yargılanma haklarının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
41. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanınkanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkilibir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun bu bölümdekişikâyetlerinin özünün hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararınayönelik itirazının karara bağlanmaması olduğu, gerekçeli kararın yazımındakigecikmenin de bu kapsamda ileri sürüldüğü değerlendirilmiştir. Bu itibarlabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,4/12/2013, § 122).
44. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyetikısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde butalebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiğibelirtilmiştir. Kararın gereken süratle alınıp alınmadığı her davanın kendiözel koşullarına göre değerlendirilir. Burada derece mahkemelerinin gösterdiğiözen, tutulan kişinin tutumlarının gecikmeye sebebiyet verip vermediği,gecikmenin resmî makamların sorumluluğunda olup olmadığı gibi hususlarındikkate alınması gerekir (Ulaş Kaya ve AdnanAtaman, B. No:2013/4128, 18/11/2015, § 71).
45. Ceza muhakemesi hukukumuzda itiraz usulünün düzenlendiği5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; kararına itirazedilen hâkim veya mahkemenin itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması,itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesigerektiği belirtilmişse de itiraz merciinin incelemesini ne kadar süre içindetamamlaması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikteAnayasa'nın yukarıda değinilen 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "kısa sürede" ibaresi, hürriyetikısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşı yaptığı itirazın mümkünolan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlu kılmaktadır (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, § 71). Dolayısıyla tutukluluğa ilişkinbir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir.
46. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, her nesebeple olursa olsunhürriyeti kısıtlanan bir kimseninkısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkı bulunduğu belirtilirken kısıtlama sebebibakımından bir ayrım yapılmadığından buradaki başvuru hakkı, elbette mahkûmiyethükmüne bağlı olarak tutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmayı dakapsamaktadır (Mehmet İlker Başbuğ,B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80).
47. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasında güvence altına alınan -tutulmaya karşı- yetkili bir yargı merciinebaşvuru hakkı, tutulmanın niteliğine uygun başvuruları kapsamaktadır.Tutulmanın niteliği ile bağdaşmayan başvuruların Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir.
48. Bu bağlamda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmanın koşullarıile suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşulları farklı olduğundanmahkûmiyete bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin suç isnadınabağlı olarak tutulmaya ilişkin koşulların bulunmadığına yönelik başvuruları,Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanamaz.
49. Mahkûmiyete bağlı tutulma hâlinde bir mahkeme tarafındanverilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı söz konusu olduğundanmahkûmiyete bağlı olarak tutulan kişi ancak tutulmasının bu niteliğine ilişkiniddialarla -serbest bırakılmak amacıyla- yetkili bir yargı merciine başvurduğutaktirde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan güvencelerin-bunlardan tutulmanın niteliğine uygun olanlarının- uygulanması söz konusuolabilir. Bu kapsamda ileri sürülebilecek nedenlerin neler olduğu AnayasaMahkemesince genel olarak belirtilmiştir (bkz. § 33).
50. Bunların yanı sıra mahkûmiyete bağlı olarak tutulankişilerin tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olaraktutulmaya devam edilmeyi hukuka aykırı hâle getirecek yeni bir meselenin(mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlininbulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanundeğişikliği yapılması gibi) ortaya çıktığını belirterek serbest bırakılmakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurduğunda da Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamındaki güvencelerin tatbiki söz konusu olabilecektir.
51. Somut olayda başvurucu hakkında mahkûmiyet kararınınverildiği 29/1/2014 tarihinde başvurucunun suçisnadına bağlı tutulma hâli sona ermiştir. Başvurucunun bu tarihten sonrakidöneme ilişkin olarak hürriyetinden yoksun kalması, Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında mahkûmiyete bağlıtutma niteliğindedir.
52. Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamıkararına 30/1/2014 tarihinde itiraz etmiştir. Başvuru formu ve eklerinde buitiraz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların mahkûmiyete bağlı tutulmanınkoşullarına ilişkin olduğu yönünde bir olgu ve açıklamanın ortaya konulmadığıgörülmektedir. Aksine itiraz dilekçesi incelendiğinde burada ileri sürülenhususların suç isnadına bağlı tutulmanın koşullarına yönelik olduğuanlaşılmıştır (bkz. § 10). Bu durumda mahkûmiyetebağlı olarak tutulmakta olan başvurucunun suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşullarınınoluşmadığını ileri sürdüğü bu itirazının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasındaki güvencelerden yararlanması mümkün değildir. Dolayısıylabaşvurucunun itirazının karara bağlanmasındaki gecikme, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal eder nitelikte bir durumoluşturmamaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyet hükmü ilebirlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının kararabağlanmasındaki gecikme yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkûmiyete bağlı tutulmanın hukuki olmaması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelikitirazın karara bağlanmasının gecikmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA19/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.