TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
COŞKUN AKTÜRK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2021)
Karar Tarihi: 19/11/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Coşkun AKTÜRK
2. İsmet ÇİÇEK
3. Ümmehan DEMİR
4. Cemil DEMİR
5. İmdat YILMAZ
6. Sabri GÜNER
7. Mehmet ÖZDEMİR
8. Mehmet AKTÜRK
9. Ayla CANBULUT
10. İbrahim AKTÜRK
11. Sait DEMİR
12. Nazmi ÇİÇEK
13. İbrahim SEVİNDİ
14. Saide AKAN
15. Nejdet GÜNER
16. Ercan ÇİÇEK
17. Ferat AYDIN
18. Seddar YILMAZ
19. Necat YILDIZ
20. Halil ÇİÇEK
21. Rahmi ÇİÇEK
22. Tülay AKPINAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular,Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescil davasının reddedildiğini,yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talepetmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 10/2/2014 tarihindeOrdu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm İkinci Komisyonunca, 17/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. BölümBaşkanı tarafından 8/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 2/7/2014 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilenilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, Ordu ili Kabadüz ilçesi Yokuşdibibeldesi Artık köyünde, Mart 1939 tarihli tapu ile adlarına tapuya tescillitaşınmazın bir bölümünde genel kadastro yapıldığını ve kısmen tapu malikleriadına tespit edildiğini, taşınmazın kısmen orman vasfı taşıdığı gerekçesiyletespit dışı bırakıldığını, tapu kaydının bu yeri de kapsadığını belirterek, bukısmın adlarına tapuya kayıt ve tescili için 22/4/1999 tarihinde Orman GenelMüdürlüğü aleyhine Kabadüz Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açmışlar,Mahkemenin kapatılması üzerine dosya Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmiştir.
8. Yargılama sırasında Maliye Hazinesi ve Yokuşdibi Belediye Başkanlığı dâhili davalı olarak davayakatılmışlardır.
9. Mahkeme, 14/11/2011 tarih ve E.2004/218, K.2011/520sayılı kararla; dava konusu yerin bir bölümünün orman, bir bölümünün ise yaylakvasfında bulunduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanınreddine karar vermiştir.
10. Başvurucuların temyizi üzerine, Yargıtay 20. HukukDairesi, 12/6/2012 tarih ve E.2012/4637, K.2012/8873 sayılı ilamla; tapukaydının oluşumuna esas belgelerin dosyaya eklenmesi gerektiği belirtilerekdosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.
11. Eksik hususların tamamlanmasından sonra Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 29/1/2013 tarih ve E.2013/100, K.2013/492 sayılı ilamı ilehüküm onanmıştır.
12. Başvurucuların karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin2/12/2013 tarih ve E.2013/6117, K.2013/10998 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
13. Bu karar başvuruculara 14/1/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
14. Başvurucular, 10/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu’nun 713., 715. ve 716. maddeleri, 25/2/1998 tarih ve 4342 sayılıMera Kanunu’nun 4. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 19/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 10/2/2014 tarih ve 2014/2021 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
17. Başvurucular, eski tapu kaydı ile murisleri ve kendileriadlarına tescilli taşınmazı uzun süredir kullandıklarını, kadastro tespitisırasında taşınmazın kısmen tespit dışı bırakıldığını, kısmen adlarına tesciledildiğini, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescil davasının,taşınmaz genişlemeye ve değişmeye müsait olmadığı için sabit hudutlu olduğuhalde, Mahkemece mahalli bilirkişi beyanlarına, fen bilirkişisi raporlarına,dava dosyasında bulunan bütün bilgi ve belgelere, resmi kurumlarca yapılanyazışmalara aykırı olarak reddedildiğini, yıllarca kullandıkları ve evlerininolduğu yerleşim yerinin ellerinden alındığını, ziraat bilirkişisinin objektifbir rapor sunmadığını, tapu siciline inanarak ve güvenerek işlem yaptıklarını,yıllarca emlak vergisi ödediklerini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
18. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, taşınmazı tapukaydına güvenerek satın aldıklarını, ancak Mahkeme kararıyla taşınmazınellerinden alındığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
19. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde,başvurucuların Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın reddinekarar verilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüklerianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucuların ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.Başvurucuların anılan iddiaları yargılama sonucunda verilen kararın adil olupolmadığına yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıkapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucuların makul sürede yargılamayapılmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlali iddiaları ayrıcaincelenmiştir. Yine başvuruculardan Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydın tarafından yapılan bireysel başvurular ayrıdeğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız’ın Mülkiyet veAdil Yargılanma Haklarının İhlali İddiaları
20. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
22. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
23. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
24. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
25. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
26. Başvuru konusu olayda,başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesindekidavaya konu taşınmazı A.Y. ve D.E.’den satınaldıklarını ve adlarına tescil edildiğini, Mahkemece davanın reddine kararverilmesiyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
27. Başvurucular Saide Akan ve Necat Yıldız, diğer başvurucular vemurisleri tarafından Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasındataraf olarak yer almamışlar ve olağan kanun yollarına başvurmamışlardır. Anılandavada, başvurucuların taşınmazı devraldıklarını iddia ettikleri A.Y. ve D.E.davacı sıfatıyla yargılamanın sonuna kadar davada yer almışlardır. Anılanbaşvurucular, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davada taraf olmadıklarıgibi, satın aldıklarını iddia ettikleri taşınmaza yönelik dava açmadıkları veolağan kanun yollarına başvurmadıkları, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenenbaşvuru yollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduklarıanlaşılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle, başvurucular Saide Akan ve NecatYıldız tarafından, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygunolarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasınınbireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Başvurucu FeratAydın’ın Mülkiyet ve Adil Yargılanma Haklarının İhlali İddiası
29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) ve (6) numaralıfıkraları şöyledir:
“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsatemsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyleihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasahükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkinaşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvurudilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlemveya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenineklenmesi şarttır.
…
(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunmasıhâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucuveya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere birsüre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğintamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”
30. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlikkararı verilebilmesi için 45 ila 47 ncimaddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veyatemel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayanve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
31. AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” başlıklı59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlüaçıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkınındoğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…
(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylıörnekleri eklenir:
…
e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.
…
(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncüfıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunungerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleriresen toplar.
…”
32. İçtüzüğün “Formun ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler”başlıklı 60. maddesi şöyledir:
“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarakdüzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuruformuna eklenir.
(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yöneliközlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç onsayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetinieklemesi gerekir.
(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklarhâlinde dizi pusulasına bağlar.”
33. İçtüzüğün “Form ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler”başlıklı 66. maddesi şöyledir:
“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelenbaşvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuruformunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunlarıntamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.
(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıdabaşvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleritamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.
(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespitedilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerdeKomisyonlar Başraportörü tarafından reddine kararverilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedigün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiğikararlar kesindir.”
34. 6216 sayılıKanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca AnayasaMahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylarhakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlaledildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamakbaşvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).
35. Başvurucunun,kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ilerisürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,dayanılan deliller ile ihlale neden olduğuileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesineeklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özetiyapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenleihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (B.No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
36. 6216 sayılıKanun’un 47. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre başvuru evrakında herhangibir eksiklik bulunması hâlinde, Anayasa Mahkemesi başvurucudan, eksikliğintamamlanmasını ister. İçtüzüğün 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göreMahkemenin başvurucudan giderilmesini isteyebileceği eksiklikler, “şekli eksiklikler”dir. 6216 sayılı Kanun’un47. ve İçtüzüğün 66. maddesi birlikte değerlendirildiğinde Anayasa Mahkemesibaşvurucudan ilk olarak, usulünce doldurulmamış olan başvuru formunun usulüneuygun olarak doldurulmasını isteyebilir. İkinci olarak ise başvurucunun “ihlal iddiasına dayanak gösterdiği” bilgi,belge ve deliller başvuru dilekçesine eklenmemiş ise dayanılan bu belgelerintamamlanması istenebilir (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 21). Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi başvurucudan,dilekçesinde dayandığı ancak Mahkemeye ibraz etmediği delillerini tamamlamasınıisteyebilir.
37. Yukarıdabelirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyuaçıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir.İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin iknaedilmesi, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır.Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesiniönlemek için başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgelerisunması ve gerekli açıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276,9/1/2014, § 23).
38. Somut başvuruda başvurucu Ferat Aydın,başvuru dilekçesinde, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescildavasının, eksik inceleme ve araştırma sonucu reddedildiğini, yargılamanınmakul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerindetanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39. Başvurucunun, ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile dosyasının incelenmesinde, davanın taraflarıarasında yer almadığı anlaşılmış ve dava dosyası ile ilgisi tespitedilememiştir. Anayasa Mahkemesince, başvurucuya, 10/7/2014 tarihli yazıgönderilerek, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyasında davacı veya davalıolduğuna dair belgenin ya da anılan dava dosyasıyla bağlantısını gösteren belgeveya bilginin, yazının tebliğinden itibaren on beş gün içinde bildirilmesitalep edilmiştir. Anılan yazı 21/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiğihalde, başvurucu herhangi bir belge sunmadığı gibi yazıya karşı cevap davermemiştir. Bu şekilde başvuru dilekçesi ile ihlal iddialarının dayanağıbelgeler açıkça sunulmadığı gibi başvurucu, herhangi bir bilgi ve belgeninilgililerden istenmesi için Mahkemeden bir talepte de bulunmamıştır.
40. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulardabaşvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülüklerivardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddiaettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmaksuretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyutşekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuş olması iddialarınispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu,Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarakdüzenlenmemiştir.
41. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylarıgöstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanlarıdestekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet birbelge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvurudabaşvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediğindenbaşvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2013/276,9/1/2014, § 26).
42. Açıklanan nedenlerle, başvurucu FeratAydın tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafındankanıtlanmamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Diğer Başvurucuların Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığı iddiaları
43. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
44. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
45. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
46. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
47. Somut olayda başvurucular,eski tapu kaydı ile adlarına tescilli taşınmazı uzun süredir kullandıklarını,kadastro tespiti sırasında taşınmazın kısmen tespit dışı bırakıldığını, kısmenadlarına tescil edildiğini, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tescildavasının, taşınmaz genişlemeye ve değişmeye müsait olmadığı için sabit hudutluolduğu halde, Mahkemece mahalli bilirkişi beyanlarına, fen bilirkişisiraporlarına, dava dosyasında bulunan bütün bilgi ve belgelere, resmi kurumlarcayapılan yazışmalara aykırı olarak reddedildiğini, yıllarca kullandıkları veevlerinin olduğu yerleşim yerinin ellerinden alındığını, ziraat bilirkişisininobjektif bir rapor sunmadığını, tapu siciline inanarak ve güvenerek işlemyaptıklarını, yıllarca emlak vergisi ödediklerini belirterek, adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
48. Başvurucular, 22/9/1999tarihinde Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtıkları davada, 60-70 yıldırkullandıkları ve eski tapu kayıtlarına göre kısmen kendi adlarına kısmenmurisleri adlarına tescilli olan taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastrotespiti sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın sınırlarının sabitsınır olduğunu, tahmini olarak 5000 dönüm araziyi kapsadığını ve ellerindekitapu kaydının dava konusu yeri de içine aldığını ileri sürerek, zilyedioldukları taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. Kabadüz Asliye HukukMahkemesince tarafların delilleri toplanmış, eski tapu kayıtları istenmiş,kadastro krokisi, orman amenajman planı, memleket haritası getirtilmiştir.Yargılama sırasında Yokuşdibi Belediye Başkanlığı veMaliye Hazinesi dahili davalı olarak davaya katılmışlardır. Kabadüz Adliyesininkapatılması üzerine yargılamaya Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde devamedilmiştir. Mahkemece, taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılıp bilirkişiraporları alınmıştır. Mahkeme, 14/11/2001 tarihinde, tüm dosya kapsamı vedeliller ile keşif ve bilirkişi raporlarını inceleyerek, tescil dışı bırakılankısmın kısmen orman, kısmen yaylak vasfında olduğu, tapu kaydının kapsamındakalmadığı, dolayısıyla özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanınreddine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince davanıntapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tesciline ilişkin olduğu belirtilerek veMahkemece verilen kararın gerekçesi kabul edilerek 29/1/2013 tarihinde hükümonanmıştır. Karar düzeltme talebinin reddedildiği 2/12/2013 tarih itibarıylahüküm kesinleşmiştir.
49. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucuların iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
50. Başvurucular, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etmefırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya dakanıt sunmadıkları gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açıkkeyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Diğer Başvurucuların YargılamaSüresinin Makul Olmadığı İddiaları
52. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
53. Başvurucular, Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıklarıtescil davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
54. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunundayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilenilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
55. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
56. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmazın tapuyatescili davasında, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
57. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından22/4/1999 tarihidir.
58. Başvurucuların bir kısmı mirasçı olarak yargılamasürecine katılmışlardır. Ancak miras bırakanından intikalle davayı takip etmekteolan başvurucular açısından da makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacaksürenin başlangıç anı, başvurucuların yargılamaya katıldığı tarih değil, somutolayda murisleri açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anıolan 22/4/1999 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
59. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince karardüzeltme isteminin reddedildiği 2/12/2013 tarihidir.
60. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, başvurucular, 22/4/1999 tarihinde Orman GenelMüdürlüğü aleyhine açtıkları davada, 60-70 yıldır kullandıkları ve eski tapukayıtlarına göre kısmen kendi adlarına kısmen murisleri adlarına tescilli olantaşınmazın orman olduğu gerekçesiyle kadastro tespiti sırasında tespit dışıbırakıldığını ileri sürerek taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.Kabadüz Asliye Hukuk Mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, eski tapukayıtları istenmiş, kadastro krokisi, orman amenajman planı, memleket haritasıgetirtilmiştir. Yargılama sırasında YokuşdibiBelediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi dâhili davalı olarak davayakatılmışlardır. Kabadüz Adliyesinin kapatılması üzerine yargılamaya Ordu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkemece, taşınmazın bulunduğuyerde keşif yapılıp bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkemece dosyanın birçokdefa incelemeye alındığı, uzun süre mera tespit çalışmalarının kesinleşmesininbeklendiği anlaşılmıştır. Mahkeme, 14/11/2001 tarihinde, tüm dosya kapsamı ilekeşif ve bilirkişi raporlarını inceleyerek, tescil dışı bırakılan kısmın kısmenorman, kısmen yaylak vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince 12/6/2012 tarihinde dosyadaeksikliklerin bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesinekarar verilmiştir. Eksik hususların tamamlanmasından sonra, Yargıtay 20. HukukDairesince, 29/1/2013 tarihinde hüküm onanmıştır. Karar düzeltme talebininreddedildiği 2/12/2013 tarih itibarıyla hüküm kesinleşmiştir.
61. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
62. Başvuruya konu davada yeralan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymaklabirlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, mülga 1086 sayılı Kanun ve 6100sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı veyaklaşık on beş yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
63. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
64. Başvurucular, makul süredeyargılama yapılmadığı için maddi ve manevi zararlarının tazminini talepetmişlerdir.
65. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
66. Başvurucuların tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin on beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucular Coşkun Aktürk’enet 2.100,00 TL, Ümmehan Demir’e net 4.150,00 TL, İbrahim Aktürk’e net 4.150,00TL, Nejdet Güner’e net 3.200,00 TL, diğerbaşvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilen başvurucular Saide Akan, NecatYıldız ve Ferat Aydın dışındaki) ayrı ayrı net12.450,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
67. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
68. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilenbaşvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydındışındaki) müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1. Başvurucular Saide Akan veNecat Yıldız’ın ihlal iddialarının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, anılan başvurucuların yaptıkları yargılamagiderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
2. Başvurucu Ferat Aydın’ın ihlal iddialarının “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, anılan başvurucununyaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3.Diğer başvurucuların yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündekiiddialarının “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Diğer başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğiyönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucular Coşkun Aktürk’e net 2.100,00 TL, Ümmehan Demir’enet 4.150,00 TL, İbrahim Aktürk’e net 4.150,00 TL, NejdetGüner’e net 3.200,00 TL, diğer başvuruculara (kabul edilemezlik kararı verilenbaşvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydındışındaki) ayrı ayrı net 12.450,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCULARA (kabul edilemezlik kararı verilenbaşvurucular Saide Akan, Necat Yıldız ve Ferat Aydındışındaki) MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
19/11/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.