TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CUMALİ KARSU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/971)
Karar Tarihi: 19/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Cumali KARSU
Vekili
:
Av. Rezan SARICA
Av. Mazlum DİNÇ
Av. Cengiz YÜREKLİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucu tarafından gönderilmek istenen mektuba el konulması nedeniylehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/1/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundahükümlü olarak bulunan başvurucu, Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumundabulunan bir hükümlüye 24/10/2013 tarihinde faks yoluyla mektup göndermekistemiştir. Söz konusu mektup Ceza İnfaz Kurumu Mektup ve Yayın Okuma Komisyonutarafından sakıncalı bulunmuştur. Bu doğrultuda Ceza İnfaz Kurumu DisiplinKurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 30/10/2013 tarihli kararıyla mektubungönderilmemesine karar verilmiştir.
10.Söz konusu mektupta yer alan bazı kısımlar şöyledir:
"Sevgili Sermin Heval,
.. Bu son mektubun dışında bir öncekimektubunu da almıştım. .. Sen dahil altı arkadaşa faksyazdım ve yazamama nedenlerimi paylaşmıştım. Fakat hiç birigönderilmedi. Asabi bir zamanıma denk gelmişti, haliyle satırlarıma yansımıştı.İlgili mahkemelere de başvurdum fakat gönderilmemesini onadılar onlar da. İnsansakin düşündüğü zaman yazmasaydım diyor ama bazen kendine hakimolamıyor.
.. Son mektupta da "o kadar konuşacak,paylaşacak şey var ki, galiba yüz yüze gelme zamanını beklemek dışında başkaseçenek yok" diye geçiyordu. .. Mevcut durumdayakın zamanda bu da olanaklı gözükmüyor açıkçası. İhtimal fazlasıyla uzak.İstisnasız yazan arkadaş böyle iyimser olacakları cevaplar bekliyorlar benden,bu nedenle cevap yazmıyorum kimseye. Böyle bir beklenti oluşsun istemiyorum.Kaldı ki yok yani. Bir önceki mektubumda böyle iyimser bir hava senden desezdim. "Anne hazırlıklara başladı bile ama ben en iyi ihtimalle bir yıldiyorum" diyorsun. Ne oluyor dedim. Bir şey oluyor da ben mi kaçırdım dedimyani. Anneye böyle iyimser olacağı birşey söyleme vemuhtemelen hemen bir kör-topal arayışına başlamıştır. Bu sözü hatırlıyorsundeğil mi, sanırım Burdur'daydık ve o zamanda böyle bir süreç vardı. Ve sen açıkgörüşte söylemiştin. Heraklıma geldiğinde gülmedenedemiyorum. Yani neden illa kör topal, kesin kriteri bu mu?..
.. Bir fikir ileri sürmek, tartışmak, bir öneri sunmak, anlaşılır biriki söz söylemek, doğru-yanlışı ayırt etmek, yanlışa yanlış doğruya doğrudemek, o kadar uzak şeyler ki. .. Hemen hemen her günaynı şeylerle karşılaşmak durumunda kalmak, sessiz kalmak dışında bir seçenekvermiyor. Bilirsin bu gibi yaşanan hadiseler pek bilinmez bizim cenahta. Sadecesessiz kalma nedenimi paylaşmak ve .. yansıtmak, paylaşmak istedim. .. Kaldı ki ilk defayazıyorum. Fakat şunu da bilmeni isterim. Her açıdan dinlenen oluyorum, .. üstüne geliyorum,eleştiriyorum. Nedenlerim var deniyor. Ama pek ikna olamıyorum. Neyse artık butür can sıkıcı uzun mevzulara girmeyeceğim. Yüz yüze mevzulardır bunlar..
Anne ne yapıyor. Sağlığı iyidir umarım. Selamlarımı ilet her daim. Sonfotoda iyi görünüyordu. Dilerim hep öyle olur. Yalnız bırakmasın!..
Sen nasılsın? Sağlığın nasıl? Demek ihtiyarlık belirtileri baş gösterdiöyle mi? Foto pek yansıtmıyordu. Kendine haksızlık etme. Bence içerde kalmak vebu durumda kalmak başlı başına büyük başarı. .. Buyaşta ve şimdiden ihtiyarlık lafları pek ikna edici gelmiyor. Tembelliğinmazeretleri, gerekçeleri aranıyor sanki. Pervin'de ikide bir yaşlılık diyor. .. Genelde kadın arkadaşlarda var, kırktan sonraadeta lakırtı haline getiriyorlar. Oysa aksineolgunluk yaşlar daha çok yakışıyor kadınlara. .. Hala4 dimi kalıyorsunuz. Bu zamanda böyle kafa dengi insan bulmak zordur. Nilüfer,Zeynep ve Gülşah arkadaşlara da selamlarımızı sevgilerimizi iletiyoruz. Bağlamakursu nasıl gidiyor? İyice öğren, çalan sen olursun, mecburen de söyleyen benolurum. İyi söylerim, haberin ola. .. Gitarım varburada fakat geldiğimizden beridir depoda kalıyor öylece. Bir ara zaman ayıracağımartık. Diğer mevzular bir yerden sonra rutin geliyor insana.
Bir ara zaman zaman yazıyordum eski mekanımdaki arkadaşlara ama uzunzamandır yazmıyorum. Herhangi bir şey yansısın istemiyorum. Ama belki yazarımbir ara onlara da. Yazmak bir yandan insana da iyi geliyor ama sıkıntılısüreçlerde insan hiç bir şey yapmak istemiyor. ..
Genel gelişmeleri ve süreçle ilgili basında fazlasıyla işleniyor. Takipettiğiniz dışında öyle çok özgün paylaşacağım farklı birşeyyok. Ama bildiğim birşey varsa o da toplumsalmeselelerimiz dahil herşeyi konuşarak halletmekdışında farklı seçeneklere .. Sabırlı olmak ve sabırlabarışı inşa etmek büyük erdemlilik gerektirir. Hem şimdi olsa neden olmuyor, ozaman şöyle olur, böyle olur demek çok anlamlı gelmiyor bana. Bunca yaşananacılar, trajediler artık insanın kaldırabileceği, tahammül edeceği şeylerdeğil. Herşeye rağmen umutlu olmak, umudu yitirmemek önemlidir. ..
Dediğim gibi keşke sohbet etme imkanımızolsaydı. Paylaşacak o kadar şey var ki. Ama herhalde hayat bize bu imkanı verir bir gün değil mi? Sadece sabırlı olmak kalıyor bize. .. Ve tabi Ankaraya yolumdüşerse ilk sana yazacağım. Söz yani. ..
İyiyim bende, öyle çok ciddi bir sorun yok. Sağlığım da iyi, gün boyuspor yapıyorum ama şimdilik ara verdim. Ama yine haftada üç defa voleybol oynuyorum. ..
Şimdilik bitiriyorum. Kendine iyi bak ve arkadaşlarıma da selamlarımı iletiyorum. .. Görüşmek dileğiyle."
11. Disiplin Kurulu'nun 30/10/2013 tarihli kararı şöyledir:
"Adı geçen hükümlünün.. yazmış olduğu kişilere ait mektuplar, terörve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının örgütsel amaçlıolarak haberleşmelerine neden olma gerekçesi ile "Cezaların İnfazına DairTüzüğün 123/1 maddesi gereğince" mektupların ilgili yerleregönderilmemesine karar verildi."
12. Başvurucu bu karara karşı Bursa 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfazHâkimliği) itirazda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 13/11/2013 tarihli veE.2013/1698, K.2013/1698 sayılı kararla başvurucunun itirazını reddetmiştir. Retgerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
".. İncelenen dosya ve mektupiçeriğinden;
Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygundüzenlendiği görülmekle vaki itirazın reddi gerekmiştir."
13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yolunabaşvurmuştur. İtirazı inceleyen Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi 17/12/2013 tarihlive 2013/1398 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararında usul veyasaya aykırı bir yön bulunmadığından itirazın reddine hükmetmiştir.
14. Nihai karar 24/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu, 23/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü vetutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infazkurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere dayanak oluşturanmevzuata (Ahmet Temiz, B. No:2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20) yer vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, dış dünya ile ilişki geliştirebilmesi yönündenkendisine imkân sağlanmadığını ve izole edildiğini, hukuka aykırılık içermeyenmektubunun idare tarafından el konularak gönderilmemesinin tutulduğu koşullar gözönüne alındığında işkence boyutuna ulaştığını ilerisürmüştür. Başvurucu ayrıca el konulan mektubun kişisel yazışmalar içerdiğini,şiddeti övme ve teşvik etme ya da örgüt içi haberleşme gibi amaçlartaşımadığını, tavsiye kararı veren kurulda bulunan kişilerin bir kısmınındisiplin kararı veren kurulda da bulunduğunu, haberleşme hürriyetini engelleyenmüdahalenin gerekçesinin ne idare ne de yargı organları tarafındanaçıklanmadığını, atıf yapılan mevzuat ile somut olay arasında illiyet bağıkurulmadığını, ilgisiz ve olaya uymayan soyut ifadelerle gerekçeninoluşturulduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, ifade hürriyeti kapsamında kalan vesuç unsuru içermeyen mektuba el konulmasının ölçülü olmadığını ve bu şekildekibir müdahalenin demokratik toplumda gereklilik unsurunu taşımadığını ayrıcaMahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 10., 12., 17.,22., 26., 36. ve 141. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermekistediği mektubun Ceza İnfaz Kurumunun ilgili kurullarınca sakıncalı görülerekalıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hakkındadır. Busebeple başvurucunun bütün iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 28-34) kararındahükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezainfaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genelilkeler belirtilmiştir.
22. Somut olayda Disiplin Kurulu kararıyla başvurucunun mektubusakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur. Dolayısıyla anılan işlemile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine birmüdahalede bulunulduğu açıktır.
23. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
24. Somut olayda, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerinceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi vesınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan,haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikincifıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
25. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Buradabelirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmışolan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezainfaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediğisöylenebilir.
26. Somut olayda başvurucunun göndermek istediği mektubunsakıncalı bulunarak Disiplin Kurulu Başkanlığınca alıkonulma sebebi, anılanmektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerineyönelik ifadelerin bulunması olarak gösterilmiştir. Bu kapsamda başvurucununmektubunun, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca denetlenmesisuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, kamu düzeninin korunması,suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğinsağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetineilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır (Ahmet Temiz, §§47-50).
27. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurullarıtarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerineuygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.
28. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğugerçeğini gözönünde bulundurarak ceza infaz kurumuyetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslarayardım etmelidirler. Bununla birlikte başvurucunun ve muhatabın durumuitibarıyla ceza infaz kurumlarının ilgili birimlerinin konuya hassasiyet ileyaklaşmasını Anayasa Mahkemesi doğal karşılayabilir.
29. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma"şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005,§ 69).
30. Bu kapsamda, yasa dışı örgüt faaliyetinde bulunmalarınedeniyle ceza alan hükümlüler arasındaki haberleşmenin örgütsel niteliktaşıyıp taşımadığına bakılmaksızın bu faaliyetlerinin örgütsel haberleşmekapsamında değerlendirilerek müdahalede bulunulması Anayasa'nın 22. maddesineuygun düşmez (Turan Günana(3), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, § 68).
31. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olduklarıhaklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bukapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alanifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en azbirini içermesi özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından dayeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda dagöndericinin hususi olarak hangi sözlerinin örgütsel haberleşmeyi gösterenifadeler içerdiği gerekçede gösterilmek zorundadır.
32. Başvurucunun "SevgiliSermin Heval," diye başladığımektubunda genel olarak günlük yaşantıya, kişilerin iç dünyasına, beklentilereve temennilere yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Mektubun birkısmında "Sabırlı olmak ve sabırlabarışı inşa etmek büyük erdemlilik gerektirir. Hem şimdi olsa neden olmuyor, ozaman şöyle olur, böyle olur demek çok anlamlı gelmiyor bana. Bunca yaşananacılar, trajediler artık insanın kaldırabileceği, tahammül edeceği şeylerdeğil. Her şeye rağmen umutlu olmak, umudu yitirmemek önemlidir."şeklinde siyasi gelişmelere yönelik düşüncelere de yer verildiği görülmüştür(bkz. § 10).
33. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,mektup aracılığıyla örgütsel ilişki kurulduğu gerekçe gösterilmesine karşınmektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne suretlesakıncalı veya hangi sözlerin örgütsel haberleşme niteliğinde olduğubelirtilmemiştir. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararından "mektubuniçeriğinde" yer alan bir kısım ifadelerin Kanun'un emrettiği bir hususaaykırı olabileceği anlaşılmakla beraber hangi ifadelerin bu kapsamda olduğununbelirtilmediği ve mektubun tamamının alıkonulmasına ilişkin hiçbir gerekçeyeyer verilmediği görülmektedir. İnfaz Hâkimliği ise "Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun düzenlendiğigörülmekle" şeklindeki gerekçeyle Disiplin Kurulu kararınakarşı yapılan itirazda yeni bir gerekçe göstermemiştir. Bununla beraber İnfazHâkimliğinin kararından tam olarak neyin kastedildiği de anlaşılamamaktadır.
34. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca"Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüylekullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyleuyum içinde sayılamaz. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak veancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM,E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak veözgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecedegüçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olaraksınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplumdüzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008; Fatih Taş[GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 92-93).
35. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alanifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgükabuledilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığısonucuna varılmış; başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulmasısuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlananhedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamdademokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığıkanaatine varılmıştır.
36. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
38. Başvurucu, 50.000 TL manevi tazminat verilmesine kararverilmesini talep etmiştir.
39. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
40. Başvurucunun talebinin bulunmadığı ve başvuruya konumektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden yargılama yapılmasında hukukibir yarar bulunmamaktadır.
41. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya takdiren net 3.600 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir
43. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bursa 1. İnfazHâkimliğine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 3.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa 1. İnfaz HâkimliğineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.