TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İ.D. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/2774)
Karar Tarihi:10/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Melek ŞAHAN
Başvurucu
:
İ.D.
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, özel soruşturma usulüne uyulmayarak yetkiliolmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazındeğerlendirilmesi, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız ve tarafsızolmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması, tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinde savcılık görüşünün tebliğedilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemesisonunda verilen kararların tebliğ edilmemesi/geç tebliğ edilmesi, tutukluğundevamına dair karara yapılan itirazın değerlendirilmemesi/geç değerlendirilmesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hakkının engellenmesinedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzunyıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. Başvurucu, en son Akşehir Adliyesinde hâkim olarakgörev yapmıştır.
9. Darbe teşebbüsü sonrasında Akşehir CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 17/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilenFETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular açıklanmıştır.İfade esnasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ve müdafiiSavcılıkta ayrıntılı şekilde savunma yapmıştır.
10. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlıterör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 18/7/2016 tarihindeAkşehir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
11. Başvurucu, Akşehir Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 18/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır.
12. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; YalvaçSulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
13. Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındakisoruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğinibelirterek 30/8/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.
14. Yargılama süresi içinde değişik tarihlerde farklımahkemelerce tutukluluk durumu değerlendirilen başvurucunun son olarak Ankara2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/7/2017 tarihli kararıyla tutukluluk hâlinin devamınakarar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiş vekarara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz, Ankara 3. Sulh CezaHâkimliğince 25/12/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
15. Başvurucu 5/1/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/1/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır.
17. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 1/2/2018 tarihindeiddianameyi kabul etmiş ve E.2018/22 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
18. Mahkeme 2/5/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşma sonunda başvurucununtutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
19. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 27/9/2018 tarihindeyaptığı duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun 7 yıl 6ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme anılan duruşmasonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin kaldırılmasına, yurtdışına çıkmamak ve belirlenen yerlere belirlenen sıklıkta imza atmak suretiyleadli kontrol kararı uygulanmasına da karar vermiştir.
20. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davaistinaf mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
21. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak -UYAPüzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini önemli ölçüdegüçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan,bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanbaşvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulünekarar verilmesi gerekir.
B. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
b. Değerlendirme
25. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvurudabulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/15141,2017/20825, 2017/21777, 2018/1176 ve 2018/1178 sayılı dosyalar üzerinden BirinciBölüm ve İkinci Bölüm tarafından yapılan incelemeler sonunda açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiğitespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuruniteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrerbaşvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
2. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir nedengösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018,§§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
29. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 27/9/2018tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurununikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısı ile Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren vetutukluluk incelemelerini yapan sulh ceza hâkimliklerinin kapalı devre olarakadlandırılabilecek bir sistemle çalıştığını, bağımsız ve tarafsız olmadığınıileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve tutukluluğa itirazınbu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşıetkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar AnayasaMahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerininyapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktanyoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78,94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılankararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
34. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutuklulukhâlinin devamına dair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerininduruşmasız olarak değerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
35. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
36. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihiitibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarakverilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasınısağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve budurumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgilibir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminatahükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır (Salih Sönmez, §§162-177).
37. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
38. Somut olayda Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 1/2/2018tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/22 sayılı dosya üzerinden yargılamabaşlamıştır. Başvurucu -1 yıl 9 ay 14 gün sonra- 2/5/2018 tarihinde yapılanduruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardanayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğaİtiraz İncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
40. Başvurucu, tutukluluk incelemeleri yapılırken alınansavcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
41. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluğaitiraz incelemesinde alınan savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddiasıylailgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetiyle ilgili olarak 2018/1176 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm tarafındanyapılan inceleme sonunda anayasal ve kişisel önemden yoksun olmasınedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrerbaşvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
6. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
43. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
44. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvurudabulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/15141,2017/21777 ve 2018/1176 sayılı dosyalar üzerinden Birinci Bölüm ve İkinciBölüm tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrerbaşvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
7. TutuklamayaKarşı İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
46. Başvurucu; Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/5/2017tarihli tahliye talebinin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına ilişkinkararına 16/5/2017 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiğini, itirazı hakkında birkarar tebliğ edilmediği için 1/12/2017 tarihinde yazdığı dilekçeye verilencevapta "itiraz dilekçesinin Hakimliğimize ulaştığı, ancak itirazhususunda C.Başsavcılığı tarafından ilgili dosyanın gönderilmediğindendeğerlendirilmeye alınmadığının" belirtildiği, Savcılığın ihmali iletutukluluğun devamına ilişkin karara etkili bir itirazda bulunamadığını iddiaetmiştir. Başvurucu ayrıca 2017 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında verilentutukluluğun devamı kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, yazdığıdilekçeler üzerine kararın verilmesinden 5 ay sonra tebliğlerin yapıldığını, busırada tutukluluk incelemelerinin devam ettiğini ve itiraz ettiklerininkesinleştiğini ancak geç yapılan tebligatlar nedeniyle daha önceki tarihlerdeverilen tutukluluğun devamına ilişkin kararlara etkili bir itirazdabulunamadığını belirterek Anayasa'nın 19., 36. ve 40. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
47. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucularyönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucularyönünden bkz. Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; YaşarSaçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmişbaşvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394, 31/10/2018,§§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımındananılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
1. Başvurucununİddiaları
49. Başvurucu, hakkındaki suçlamadan ve delillerdenhaberdar olmadığı için savunmasını yapamadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Buna göre somutolayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 36. maddesikapsamında incelenmesi gerekir.
51. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
52. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanınsonuçlanmadığı (bkz. § 20), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen buiddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğuanlaşılmaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın mükerrerbaşvuru olması nedeniyle REDDİNE,
2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız vetarafsız olmamasına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılıkgörüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olmasınedeniyle REDDİNE,
6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkiniddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
7. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarakkullanılamadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/2/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.