TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
DAVUT KOYUNCU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1070)
Karar Tarihi: 18/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Seyit Abdülhakim ŞAHİN
Başvurucu
:
Davut KOYUNCU
Vekili
:
Av. Ali Ulvi SEYREK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Toplu Konutİdaresinden (TOKİ) satın aldığı ve TOKİ'nin gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesiile anlaştığı şirketler tarafından yapılarak teslim edilen dairenin, eksik veayıplı olarak teslimi dolayısıyla açtığı davanın, TOKİ'nin zararın birkısmından sorumlu tutularak kısmen kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyleuğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 27/1/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
5. Başvurucu, TOKİ ile diğerdavalılar olan yüklenici şirketler arasında yapılan gelir paylaşımlı inşaatsözleşmesi gereği yapılan dairelerden birini satın almış ve dairenin eksik veayıplı teslimi dolayısıyla dairede meydana gelen değer kaybının, davalılar TOKİve yüklenici şirketlerden tahsili amacıyla 18/6/2009 tarihinde Sincan TüketiciMahkemesinde tazminat davası açmıştır.
6. Mahkeme, 24/3/2011 tarih veE.2009/201, K.2011/243 sayılı kararıyla davayı kısmen kabul etmiş, temyizedilen karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarih ve E.2011/14532,K.2011/17353 sayılı ilamıyla “…davalı TOKİ,Mahkemeye yazdığı 10.11.2009 tarihli cevabi yazıda; idare ile yükleniciler Kontaş İnş ve Mad. San. Tic. İhr.Ltd. Şti.-Canberk İnş. Turz. Paz. Ltd. Şti. ortakgirişimi arasında yapılan sözleşmenin 7 ve 23. maddelerinde işin tüm eksik vekusurlu imalatlarından yüklenicilerin sorumlu olduğu, konut sahiplerindenmuhtelif zamanlarda gelen şikayetler değerlendirilip durum tespit tutanağıdüzenlendiğini, bu işlerin yükleniciler nam ve hesabına giderilmesi için kararalındığını bildirmiş, ayrı bir yazı ile de idare tarafından tespit edileneksikliklerin yüklenici nam ve hesabına yaptırılmasını teminenGrup Lider İnş. Tur. San. Tic. AŞ’ye ihale edilip 29.6.2009 tarihli sözleşmeimzalandığını, yer tesliminin 1.7.2009 tarihinde yapıldığını belirtmiştir. Budurumda davalı TOKİ tarafından eksiklikler giderildiği takdirde giderileneksiklik ve ayıplar yönünden dava konusuz kalacaktır. Her ne kadar mahkemeceişin ihale edilmesinden sonra 26.2.2010 tarihinde yapılan keşif ve hazırlananbilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmişse de,bu aşamadan sonra da eksikliğin giderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca davalıTOKİ tarafından 3. kişiyle yapılan 29.6.2009 tarihli sözleşme ve eklerigetirilip davacıya ait konutda olduğu iddia edilenayıp ve eksik imalatlar ile ortak yerlerdeki ayıplı ve eksik imalatların busözleşme kapsamında olup olmadığı, varsa bunların giderilip giderilmediği,sözleşmede 3. kişiye bu noksanların hangi tarihe kadar giderilmesi için süreverildiği gerektiğinde keşif yapılarak değerlendirilmeksizin yazılı şekildeeksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”gerekçesiyle bozulmuştur.
7. Bozmaya uyan ilk derecemahkemesi, bozma kararı doğrultusunda gerekli incelemeleri yaptıktan sonra,11/10/2012 tarih ve E.2012/91, K.2012/753 sayılı kararında, konutta ve ortakalanlardaki eksik ve ayıplı işlerle ilgili bütün davalıların sorumlu olduğu,ancak, "kapalı yüzme havuzunun davalıyüklenici şirketler tarafından konut sahiplerine ayrıca taahhüt edildiği,kapalı yüzme havuzunun davalılar arasında kararlaştırılan sözleşmede yeralmadığı, sitede sözleşme ve proje kapsamında ayrıca açık yüzme havuzunun dabulunduğu, bu nedenlerle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdünden veinşasından sorumlu olmadığı" gerekçesiyle, davanın kısmenkabulüne, kabul edilen tazminat kısmının konut ve ortak alanlardaki eksiklik veayıplara ilişkin kısmından TOKİ ile diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına, kapalı yüzme havuzu ileilgili kısmından ise TOKİ dışındaki davalıların sorumlu olduklarına kararvermiştir.
8. Taraflarca temyiz edilen bukarar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 11/4/2013 tarih ve E.2013/6432,K.2013/9426 sayılı ilamı ile “sair temyizitirazlarının reddine ancak davacı, davalıların gelir ortaklığı esasına göreyaptığı Ankara Eryaman Göksu Park konutlarından satın aldığı dairede eksik vekusurlu imalatlar bulunması nedeniyle dairede oluşan değer kaybının tahsiliiçin eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalılarkendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, davalılar yararına reddedilenkısım için ayrı ayrı vekalet ücreti tahsiline karar verilmiştir. Aynı davasebebine dayanılarak dava açılması ve davalıların sorumluluklarının müteselsilolması nedeniyle davanın reddi halinde davacı aleyhine tek bir ücreti vekaletehükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde her bir davalı için ayrı ayrı ücretivekalete hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var kiyapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasınıgerektirmediğinden…” şeklinde gerekçe gösterilerek hükmündüzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
9. Başvurucunun karar düzeltmetalebi, aynı Dairenin, 18/11/2013 tarih ve E.2013/27942, K.2013/28345 sayılıilamıyla reddedilmiştir.
10. Bu karar başvurucu vekiline26/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucubu karara karşı 27/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
11. 23/2/1995 tarih ve 4077sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı, (...) kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlıkve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici,zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcıönlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmekve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşviketmeye ilişkin hususları düzenlemektir.”
12. 4077 sayılı Kanun’un 4.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Ambalajında, etiketinde,tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veyasatıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespitedilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veyakullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydalarıazaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içerenmallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.
Tüketici, malın teslimitarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsızmisliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarımisteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerinegetirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikteayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veyakullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticidentazminat isteme hakkına da sahiptir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 18/9/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/1/2014 tarih ve 2014/1070numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
14. Başvurucu, TOKİ ile diğerkarşı taraf yüklenici şirketler arasında yapılan sözleşme gereği yapılanbinalardan bir daire satın aldığını, dairenin eksik ve ayıplı teslimidolayısıyla açtığı davanın kısmen kabul edildiğini, TOKİ'nin taahhüt edilenkapalı yüzme havuzuna ilişkin sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılaraktarafına ödenmesine hükmedilen tazminattan kısmen sorumlu tutulduğunu, oysareklamlarda kapalı yüzme havuzunun da vaadedildiğinive TOKİ'nin de isminin geçtiğini, bu sebeple idareye güvenle hareket ederek sözkonusu taşınmazı satın aldığını, derece mahkemelerinin hukuki görünüşünkorunmasına ilişkin ilkeye aykırı karar verdiklerini, yüklenici şirketler TOKİ'yevekaleten hareket ettikleri için esas olarak TOKİ'nin kapalı yüzme havuzundanda sorumlu olduğunu, somut olay, sözleşme ve kanun hükümlerinin derecemahkemelerince hatalı yorumlandığını, keyfi kararlar verdiklerini, derecemahkemesi kararlarında çelişkiler olduğunu, mahkeme kararının ideolojikolduğunu ve tarafsız olmadığını, TOKİ'nin yapılan ödemelerden pay aldığını,ödemelerin kapalı yüzme havuzunun bedelini de kapsadığını, dolayısıyla TOKİ'ninsebepsiz zenginleştiğini, hakkını almak için senelerce uğraştığını, diğerdavalıların iflas etmeleri nedeniyle tazminat alacağına kısmen kavuşamadığınıbelirterek, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
15. Başvurucu Anayasa’nın 35.maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise debelirtilen iddianın özünün, derece mahkemeleri kararlarının sonucu itibarıylaadil olmadığı hususuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, başvurucunun iddialarınıAnayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı çerçevesindedeğerlendirilmesi uygun görülmüştür.
16. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz”
17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
18. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
19. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, birmahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, birtemel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
21. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır. (B. No: 2012/1027,12/2/2013, § 25).
22. Bu kapsamda, bireyselbaşvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanmasıve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği vedeğerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafındangetirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuruincelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak veözgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derecemahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuruincelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurularda derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesisöz konusu olamaz. (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
23. Başvurucu tarafından, derece mahkemeleri tarafındantaraflar arasındaki sözleşme ve kanun hükümlerinin hatalı yorumlandığı, kamukurumu niteliğindeki TOKİ’nin lehine davranıldığı, verilen kararın ideolojik vetaraflı olduğu ve açılan tazminat davasının TOKİ yönünden kısmen reddedilmesisuretiyle anayasal haklarının ihlaline yol açıldığı belirtilmekte olup,başvurucunun iddialarının özünün derece mahkemelerince delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyleyargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
24. Somut olayda Sincan Tüketici Mahkemesi, başvurucutarafından açılan tazminat davasında, ortak alanda bulunan kapalı yüzmehavuzunun inşa edilmemesi nedeniyle meydana gelen değer azalmasında davalıTOKİ’nin sorumlu olmadığı, diğer davalı inşaat şirketlerinin sorumlu olacağıgerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkemece 4077 sayılıKanun hükümleri ile ilgili taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkatealınarak oluşan vicdani kanaate ve değerlendirmeye göre hukuki bir sonucaulaşılmış olup verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.Derece mahkemelerince başvurucu tarafından açılan davanın hangi nedenlerlekısmen kabul edildiğine hüküm gerekçelerinde yer verilmiş olup söz konusukararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları delillerdeğerlendirilerek, ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak suretiyle bir sonucaulaşılmıştır. Bu çerçevede, derece mahkemesi kararlarında bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
25. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleritarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkçakeyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
26. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 18/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.