TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
D.Ç. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/10020)
Karar Tarihi: 18/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucular
:
D.Ç.ve diğerleri (bkz. ekli tablo)
Vekili
:
bkz. ekli tablonun (F) sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptaldavasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniylehakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formuve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular Komisyonasunulmuştur.
3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralısatırında yer alan 2020/10020 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler ve Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler
8. Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ileolağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. M.B. [GK],B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 11-19.
B. BaşvuruKonusu Olaylara ilişkin Süreç
9. Başvurucular, kamu görevlisi(hâkim-savcı/asker-polis/devlet memuru) olarak görev yaptıkları sıradaFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantısıbulundukları gerekçesiyle ilgili kanun hükmünde kararnameler (KHK) gereğince meslektenihraç edilmiştir.
10. Kamu görevinden çıkarılmalarının ardındanbaşvurucular, baro levhasına avukat olarak yazılma talebiyle ilgili barolarabaşvurmuştur. Başvurucuların talebi, baro levhasına kaydedilebilmek için aranankanuni şartların bulunmadığı gerekçesiyle ilgili Baro tarafından reddedilmiş;söz konusu karara yaptıkları itiraz da Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafındankabul edilmemiştir. İtirazın reddine ilişkin karar Bakanlık tarafındanonaylanmıştır.
11. Başvurucular, baro levhasına yazılmalarına ilişkintaleplerinin reddi üzerine Ankara İdare Mahkemelerinde (Mahkeme) ilgili baro,TBB ve Ankara Barosuna karşı iptal davası açmıştır.
12. Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Karargerekçesinde; başvurucuların ihraç edilmelerine sebep olan KHK'lar gereğinceyeniden kamu hizmetinde istihdam edilmelerinin mümkün olmadığı, avukatlıkmesleğinin önemi gereği kamu görevi sayıldığı, bu nedenle dava konusu işleminhukuka aykırı olmadığı belirtilmiştir. İstinaf başvuruları, Bölge İdare Mahkemesitarafından kesin olmak üzere reddedilmiştir.
13. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. M.B. [GK], §§34-56.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
16. Bazı başvurucular bireysel başvuru harç vemasraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebindebulunmuştur.
17. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. HakkaniyeteUygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
18. Başvurucular; delillerin değerlendirilmesi ve hukukkurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ve diğer anayasal haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, ihlalin ortadan kaldırılması ve tazminat talebindebulunmuştur.
2. Değerlendirme
19. Anayasa’nın iddianın incelenmesinde dayanılacak olan "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucuların barolevhasına/staj listesine yazılma taleplerinin reddi işleminin iptali talebiyleaçılan davalar Mahkeme tarafından reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafındanbaro levhasına yazılma kararının iptal edilmesine ilişkin M.B.başvurusu Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiş olup somutbaşvurulardaki iddiaların da bu kapsamda incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
21. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu M.B. başvurusunailişkin kararında Anayasa'nın 36. maddesinin baro levhasına kaydedilmeye ilişkinuyuşmazlıklarda uygulanabilir olduğu sonucuna varmıştır (aynı kararda bkz. §§64 -78).
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
23. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren M.B. kararındabelirlemiştir. Söz konusu kamu görevinden ihraç edilen başvurucunun barolevhasına yazılma işleminin mahkeme kararı ile iptal edilmesine ilişkinbaşvuruda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmiştir. İptal ile sonuçlanan mahkeme kararında 23/7/2016 tarihli ResmîGazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname'de düzenlenen "Birinci fıkra uyarıncagörevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez..." hükmündenyola çıkılarak ve avukatlık mesleğinin maddi anlamda bir kamu hizmeti olduğudeğerlendirilerek başvurucunun avukatlık mesleğine kabul şartlarını taşımadığıhükmüne varıldığı belirtilmiştir (M.B., §§ 92-96).
24. Söz konusu başvuruya ilişkin kararda; derecemahkemelerince yapılan yargılamanın adil yargılanma ilkelerini ihlal edipetmediğinin değerlendirilmesinde incelenmesi gereken meselenin, derecemahkemesinin vardığı bu sonucun ilgili mevzuatın hakkın tesliminden kaçınacakölçüde öngörülemez bir biçimde yorumlanmasına dayanıp dayanmadığının tespitedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kamu hizmeti kavramını yorumlamanın ve bubağlamda anılan hükmün avukatlığı da kapsayıp kapsamadığını değerlendirmeninöncelikli olarak derece mahkemelerine ait bir yetki olduğu vurgulanmış, bununlabirlikte derece mahkemelerinin yorumunun açıkça öngörülemez olduğunun veyahakkın teslimini açıkça reddedecek şekilde hatalı bulunduğunun tespitidurumunda usule ilişkin güvencelerin de anlamsız hâle geleceği gerekçesiyle sözkonusu durumun etkilerini incelemenin Anayasa Mahkemesinin görevinde olduğubelirtilmiştir (M.B., § 97).
25. Anılan başvuruda 667 sayılı KHK gereğince görevlerineson verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerine ilişkin kuraldakiistihdam kavramının bağımlı çalışmayı gerektirdiği, anılan kuraldandevlete bağlı olarak çalışmayı gerektirmeyen avukatlık mesleğini de kapsadığıhususunun açıkça anlaşılamadığı vurgulanmıştır. Ayrıca serbest çalışanavukatlar ile devlet arasında devlet memurununkine benzer bir güven ilişkisiaramanın Anayasa ile oluşturulan demokratik hukuk düzeninde anlamlı olmadığınınaltı çizilmiştir (M.B., § 101).
26. Hak ve özgürlükleri sınırlandıran hükümlerin kamumakamlarınca geniş yorumlanması bireyler açısından öngörülemez sonuçlardoğurabileceğinden hukuk devletine aykırılık teşkil etmenin yanında adilyargılanma hakkını da zedeler. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıklardauygulanacak hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. Türkanayasal sisteminde hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenleme yapma yetkisiyasama organına aittir. Hak ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir kanunun kapsamınıgenişletici yorum ve uygulamalar kanun koyucunun getirmediği birsınırlandırmanın idari ve yargısal makamlarca ihdas edilmesi sonucunudoğurabilir. Bu açıdan hak ve özgürlükleri sınırlandıran kurallara ilişkinyorum ve uygulamaların kuralın kapsamını genişletici nitelikte olmaması veöngörülebilir sınırlar içinde kalması önem taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle derecemahkemelerinin, hak ve özgürlükleri sınırlayıcı kuralların kapsamının genişyorumlanması hususunda oldukça ihtiyatlı davranması gerekir. Aksi durum keyfîuygulamaların yaygınlaşmasına ve bireylerin kamu otoritelerine karşı güvencesizbir konuma düşmesine yol açar (M.B., § 104).
27. Sonuç olarak M.B. başvurusuna ilişkin kararda;başvurucunun kamu görevinden ihraç edildikten sonra kamu hizmeti sayılanavukatlık mesleğinde istihdam edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyleavukatlık mesleğine kabul edilme şartlarını taşımadığı yolunda ulaşılankanaatin, kanun hükmünün öngörülebilir olmayan genişletici yorumuna dayandığıbelirtilmiştir. Bu yorumun başvurucunun medeni hakkıyla ilgili olarak açılandavada usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiği ve başvurucu aleyhinekarar verilmesinde belirleyici olduğu dolayısıyla bunların bir bütün olarakyargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine varılmıştır.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
28. Somut olayda da kamu görevinden çıkarılanbaşvurucuların baro levhasına kaydedilmeleri talebiyle yaptıklarıbaşvurularının reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada, Mahkemetarafından avukatlık mesleğinin kamu görevi olduğu ve ilgili düzenlemelergereği başvurucuların ihraç edildikten sonda yeniden kamu görevinde istihdamedilemeyecekleri gerekçesiyle reddedildiği tespit edilmiştir. Bu durumdayukarıda anılan kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir hususbulunmadığından başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
29. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
30. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş,yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur.
31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
32. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
33. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemeninyasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlalkararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57, 59, 66,67).
34. İncelenen başvuruda, Mahkemenin olayda uygulananhukuk kuralını usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirecek şekilde veöngörülemez biçimde yorumlaması sebebiyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
35. Bu durumda hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruyaözgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bukapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (D)sütununda belirtilen Mahkemelere gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
36. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
37. Ekli tablonun (E) sütununda belirtilen yargılamagiderlerinin ilgili satırda gösterilen başvuruculara ödenmesine, ekli tablonun(F) sütununda isimleri yer alan avukatlar tarafından temsil edilenbaşvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Talepte bulunan başvurucunun kamuya açık belgelerdekimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım talebininKABULÜNE,
C. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereEkli listenin (D) sütunundaki ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. Ekli tablonun (E) sütununda belirtilen yargılamagiderlerinin ilgili satırda gösterilen başvuruculara ÖDENMESİNE, ekli tablonun(F) sütununda isimleri yer alan avukatlar tarafından temsil edilenbaşvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.