TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DİDEM TÜTENK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7525)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 14/7/2015-29416
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Nahit GEZGİN
Başvurucu
:
Didem TÜTENK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, hükümlü olaraktutulduğu ceza infaz kurumunda herhangi bir disiplinsiz davranışta bulunmadığıhalde, haksız ve keyfi bir şekilde hücreye koyma cezası ilecezalandırılmasının; bu kararı inceleyen infaz hâkimliğinin etkili birsoruşturma yapmamasının; infaz hâkimliğinin kararına itirazını inceleyenmahkemenin, kendisini ve avukatını dinlemek için çağırmayıp lehine olan hiçbirdelili toplamamasının; ilk kez disiplin cezası almasına rağmen on beş gün gibiuzun bir süreyle hücreye koyma cezası verilmesinin ve bu ceza sonucu konulduğuhücrede bazı imkânlardan yoksun bırakılmış olmasının, Anayasa’nın 17., 25. ve38. maddelerinde güvence altına alınan, işkence ve eziyet yasağı, düşünce vekanat özgürlüğü ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 2/10/2013tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edileneksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 31/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde yeraldığı şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgive belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu hakkında, hükümlüolarak bulunduğu İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin KuruluBaşkanlığının 24/5/2013 tarihli ve 2013/428 sayılı kararı ile "Koğuşunda yapılan genel aramaya karşı çıkmak ve kurumgörevlilerine hakaret etmek" gerekçesiyle on beş gün süreylehücreye koyma cezası verilmiştir.
6. Anılan karara karşı başvurucununitirazını inceleyen Karşıyaka İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik), başvurucunun beyanınıalmış, ilgili ceza infaz kurumu ikinci müdürü ile disiplin cezasına konututanağı düzenleyen infaz koruma memurlarını dinlemiş, başvurucunun memurlarahakaret ettiği iddiasıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanherhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını araştırmış; Başsavcılık tarafından,30/5/2013 tarihli ve E.2013/715 sayılı iddianame ile başvurucu hakkında görevlimemura hakaret suçundan kamu davası açıldığını tespit etmiştir.
7. Hâkimlik, 19/8/2013 tarihli veK.2013/1864 sayılı kararı ile “Tutanakdüzenleyicilerin anlatımları, kurum ikinci müdürünün tutanağı doğrulayanbeyanları, disiplin kurulu kararının içeriği dikkate alınarak, itirazın yerindeolmadığı” gerekçesine istinaden, disiplin cezasının onanmasına kararvermiştir.
8. Başvurucunun anılankarara itirazı, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 28/8/2013 tarihlive 2013/2436 Değ. İş. sayılı kararı ile “Hücreye koyma cezası ile bu cezanın onanmasınailişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiylekesin olarak reddedilmiştir.
9. Başvurucu, bu kararı2/9/2013 tarihinde öğrendiğini ifade etmektedir.
10. UYAP üzerindenyapılan incelemede, anılan kararın başvurucuya 29/8/2013 tarihinde bildirildiğive bildirime ilişkin olarak da aynı tarihli tebliğ-tebellüğ tutanağıdüzenlendiği anlaşılmıştır.
11. Başvurucu, kesinleşendisiplin cezası gereğince hücrede tutulduğu 2/10/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 38. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“(1) Çocuklar haricindeki hükümlüler hakkındauygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre şunlardır:
…
f) Hücreye koyma.
(2) Toplu, bedensel, zalimane, insanlık dışıveya küçültücü cezalar disiplin cezası olarak uygulanamaz.”
13. 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığınagöre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastanyoksun bırakılmasıdır.”
14. 5275 sayılı Kanun’un52. maddesi şöyledir:
“(1) Disiplin cezalarına ve tedbirlerine karşı şikâyet ve itirazdurumunda 16.5.2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu hükümleriuygulanır.
(2)Diğer mevzuattan kaynaklanan dilekçe ve şikâyet hakkı saklıdır.”
15. Cezaİnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaTüzüğün 4. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“(4) Mahkeme kesinleşen ve yerine getirilmesinionayladığı ceza ve güvenlik tedbirine ilişkin hükmü Cumhuriyet başsavcılığınagönderir. Kesinleşen mahkûmiyet kararlarının infazı Cumhuriyet savcısıtarafından izlenir ve denetlenir.
a)Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı; kurumunmevzuata göre yönetilmesini ve infaz hizmetlerinin temel insan haklarına uygunolarak yerine getirilmesini ister ve denetler. Görüş ve önerilerini denetlemedefterine yazar, gerekli gördüğü durumlarda Bakanlığa bilgi verir.”
b)Kurumda çalışan tüm görevliler Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendireceğiCumhuriyet savcısının istediği her türlü bilgiyi vermekle yükümlüdür.”
16. Anılan Tüzük’ün 150.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerininnitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkısaklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve hertürlü temastan yoksun bırakılmasıdır.
…
(3)Hücre, yaşamsal gereksinimleri karşılayacak şekilde ve özellikle, bel hizasında100 x75 cm ebadında penceresi olan ve en az odanın genişliğinde havalandırmasıbulunan dokuz veya on metrekare büyüklüğünde, duş ve tuvaleti olacak şekildedüzenlenir.
(4)Hücreye konulan hükümlünün, resmi yetkili merciler ve avukatı ile görüşmesineengel olunmaz.
(5)Hücreye koyma cezasının infazı sırasında hükümlü, günde bir saat açık havadabulunabilme hakkından mutlaka yararlandırılır ve kitap okumasına izin verilir.”
17. 16/5/2001 tarihli ve 4675sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerindebulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgilifaaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarlaverilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerineilişkin hükümleri kapsar.”
18. 4675 sayılı Kanun’un4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“ (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
1.Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri,beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarınınkorunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek vekarara bağlamak.
…
3.Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplincezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırıolduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
…
(2)Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümlersaklıdır.”
19. 4675 sayılı Kanun’un 5. maddesişöyledir:
“Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkındayapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleriile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerinöğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibarenotuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet,dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyetbaşsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla dayapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç güniçinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanırve bir sureti başvurana verilir.
Şikâyetyoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi,anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii,kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulubaşvurabilir.
Şikâyetyoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesinidurdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğmasıve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birliktegerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasınakarar verebilir.”
20. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“…
Şikâyetbaşvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir haftaiçinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusuişlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi vebelge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyetsavcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyetüzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talepedilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlüveya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmekkoşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimigerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infazkurumunda da alabilir.
İnfazhâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse,yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesinekarar verir.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 10/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/10/2013 tarihli ve 2013/7525numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, hükümlü olaraktutulduğu İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda herhangi bir disiplinsizdavranışta bulunmadığı halde, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığıtarafından, koğuşta arama yapılmasını engellediği ve görevli memurlara hakaretettiği gerekçesiyle haksız ve keyfi bir şekilde hücreye koyma cezası ilecezalandırıldığını, disiplin cezası kararına itirazını inceleyen Hâkimliğin,infaz koruma memurları tarafından düzenlenen çelişkili ve taraflı tutanağıhükme esas alıp olay yerine ilişkin kamera kayıtlarını incelemediğini ve aynıkoğuş içerisinde bulunan ve olayı gören diğer kişileri tanık olarakdinlemediğini, Hâkimliğin kararını inceleyen Mahkemenin de kendisini veavukatını dinlemek için çağırmayıp lehine olan hiç bir delili toplamadığını,ayrıca ilk kez bir disiplin cezası alması dikkate alınmaksızın, on beş gün gibiuzun bir süreyle bir hücrede tutulmasına karar verildiğini, verilen bu cezanın,işlediği iddia edilen disiplin suçu ile orantılı olmadığını, muhalifdüşünceleri sebebiyle bu şekilde cezalandırıldığını düşündüğünü; kesinleşen buceza nedeniyle konulduğu hücrenin, sadece sekiz metre karelik, içerisindehiçbir iletişim ve haberleşme aracı bulunmayan bir yer olduğunu, hücredebulunduğu süreçte, kimseyle görüştürülmediğini, süreli yayınları takipedemediğini, infaz koruma memurlarınca baskı altında tutulduğunu, gün içindesadece bir saat süreyle havalandırmaya çıkarıldığını, hücreye sıcak suverilmediğini ve revire çıkarılmadığını belirterek, Anayasa’nın 17., 25. ve 38.maddelerinde güvence altına alınan işkence ve eziyet yasağı, düşünce ve kanaatözgürlüğü ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüş, manevi tazminat ve adli yardıma karar verilmesi ile bir insanın yaşamahakkını ihlal ettiğini düşündüğü hücre cezasının kaldırılması taleplerindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. AdliYardım Talebi Yönünden
23. Ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay(B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararındabelirtilen adli yardım talebinin değerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde somut olayda, başvurucunun,sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin ve adınakayıtlı bulunan taşınır veya taşınmazmalının olmadığı, başvuru tarihi itibarıyla hükümlü olarak bir cezainfaz kurumunda bulunduğu, geçimini önemli ölçüde zorduruma düşürmeksizin yargılama giderini ödeme gücünden yoksun olduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemeden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan talebinin kabulü gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, Ceza İnfaz Kurumudisiplin Kurulu Başkanlığının verdiği disiplin cezasının haksız ve keyfiolduğu, bu cezayı onayan Hâkimliğinetkili bir soruşturma yapmadığı ile kesinleşen cezanın uygulanması sırasında kendisine kötü muamelede bulunulduğu iddialarına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirilmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olgularıngerçekliğinin hukuki tavsifini kendisi tayin eder. Bunedenle başvurucunun iddiaları, disiplin cezası yönünden Anayasa’nın 36. maddesi, disiplin cezasının uygulanma koşulları yönünden ise Anayasa’nın17. maddesi ile ilişkili görülerek, değerlendirmenin bu maddeler kapsamında ve ayrı ayrıyapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
a. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
25. Başvurucu, Ceza infaz KurumuDisiplin Kurulu Başkanlığı tarafından haksız ve keyfi bir şekilde disiplincezasıyla cezalandırılmasının ve bu cezayı onayan Hâkimliğin etkili birsoruşturma yapmamasının, anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
26. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresiiçinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içindeve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme,öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerektalebi kabul veya reddeder.”
27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolları öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir.”
28. Bireysel başvurununön şartlarından birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usulhükmüdür (YasinYaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).
29. 6216 sayılı Kanun'un47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiğitarihten itibaren otuz gün içindeAnayasa Mahkemesine doğrudan veya diğermahkemeler yahut yurt dışı temsilciliklervasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
30. Somut olayda başvurucu hakkında verilen disiplin cezası yönünden başvuru yolları, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/8/2013 tarihli kararı ile tüketilmiş olup anılan nihaikarar başvurucu tarafından 29/8/2013 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu, kararı öğrendiği tarihten itibaren otuz güniçinde ve en nihayetinde 30/9/2013 tarihine kadar bireysel başvuruda bulunması gerekirken, 2/10/2013 tarihinde başvuruda bulunmuş ve süresi içindebaşvuruda bulunmaması ile ilgili olarakherhangi bir mazeret de ileri sürmemiştir.
31. Açıklanan nedenlerle,başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz günlükyasal süresi içinde yapılmayan başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiği İddiası
32. Başvurucu, tutulduğuhücrenin fiziki koşullarını ve tutulması sırasında bazı haklardan mahrum bırakılmasını başvuru konusu yapmış, tutulma sırasında maruz kaldığı muamelenin, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Kimseyeişkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetine bağdaşmayan bir cezayaveya muameleye tabi tutulamaz”
34. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“… Başvuruda bulunabilmek içinolağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
35. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“ (2) İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
36. Anılan Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer verilen kanun yollarının tüketilmesikoşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son veolağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir ifadeyle, temel hakihlallerini öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin gidermekleyükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).
37. Temel hak ve özgürlüklere saygı,devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesinedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısalmakamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlartarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
38. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısalmercilerce düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca,başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresindeyetkili idari ve yargısal mercilereusulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahipolduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlarasunması ve aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
39. Somut olayda başvurucu, şikâyetine konu ihlal iddialarınailişkin olarak başvuru yollarının tamamını tükettiğini ifade etmekte olupbaşvuru formu ve eklerinin incelenmesinden,sadece hakkında verilen disiplin cezasına karşı itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu, hücrede tutulduğu sırada kendisine kötü muamelede bulunulduğu iddiası ile ilgili olarakherhangi bir başvuru yolunu tükettiğini bildirmediği gibi, tüketmemesine ilişkin olarak da bir sebep ilerisürmemiştir.
40. Başvuruya konuşikâyetler ile ilgili yukarıda belirtilen (bkz.§§14-20) mevzuat gereğince,başvurucunun, şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötümuamelenin derhal son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerinbulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetleriniöncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere iletebilecek, tutulma yeri vekoşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bukoşulların en kısa zamanda uygun hale getirilmesini ve/veya kötü muameleiddiasına konu disiplin cezasının infazının durdurulmasını ya da ertelenmesiniisteyebilecek iken, bu yollara başvurmamıştır.
41. Başvuruya konu olay veşikâyetler (bkz.§ 22) dikkate alındığında, mevcut başvuru yollarınınulaşılabilir, başvurucunun şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve birçözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebepbulunmadığından, başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasınıgerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir.
42. Dolayısıyla başvurucunun, şikâyetlerini vevarsa bu konudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısalmercilere iletmeden ve hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamlarındeğerlendirmesini ve çözüme kavuşturulmasını beklemeden, doğrudan AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin“başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemezliğinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardımtalebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun,
1. Adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiası yönünden “süreaşımı”,
2. Kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiası yönünden “başvuruyollarının tüketilmemiş olması”
nedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca, başvurucunun yargılama giderini ödemekten tamamenMUAF TUTULMASINA,
10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.