TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DEFNE SU POÇULU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7477)
Karar Tarihi: 18/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Defne Su POÇULU
Temsilcisi
:
Umut POÇULU
Vekili
:
Av. Sinan TAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, aile birliğinin hukuka aykırı fiiller sonucubozulması ve boşanma kararı nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını korumave geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin olarak görüş bildirilmesinegerek görülmediğini bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu küçüğün babası ile annesi 2005 yılında evlenmişlerve başvurucu 12/12/2005 tarihinde doğmuştur. Evlilik birliği devam ederkenbaşvurucunun babası, eşinin başka bir erkekle duygusal yakınlaşma yaşadığınıiddia ederek şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmıştır. Davasürecinde tarafların boşanma ve ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmaları üzerineHatay Aile Mahkemesi 6/3/2009 tarihinde tarafların boşanmalarına, müşterekçocuğun velâyetinin babasına bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararınaesas teşkil eden 6/3/2009 tarihli boşanma protokolünün 3 numaralı maddesinde,tarafların karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminat haklarından vazgeçtikleribelirtilmiştir.
9. Başvurucunun babası U.P. kendi adına asaleten ve başvurucuadına velâyeten olmak üzere 1/9/2009 tarihinde, eskieşi ve Ö.İ. aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesindebaşvurucunun babası, eski eşinin davalı Ö.İ. ile tanıştıktan sonra kendisine veçocuğuna karşı ilgisiz davrandığını, eski eşinin telefonuna Ö.İ. tarafındangönderilen bir aşk mesajıyla ikisi arasında bir ilişkinin geliştiğinianladığını, boşanma sürecinde yaşanılan olaylar nedeniyle psikolojik yöndenağır tahribata uğradığını ve travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konularakhakkında iş görmezlik raporu düzenlendiğini belirmiştir. Eski eşi ve Ö.İ.nin haksız hareketleri sonucu aile bütünlüğününbozulduğunu ve müşterek çocuklarının anne ve babasının ayrı yaşamasından dolayımanevi olarak etkilendiğini ifade etmiştir.
10. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 29/3/2012 tarihinde, davayımiktar yönünden kısmen kabul ederek başvurucu ve babası lehine tazminatahükmetmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma davasında tazminat hakkından şekliolarak vazgeçilmesinin tarafların ayrıca açacakları bir tazminat davası ilemaddi ve manevi zararlarının tazminini isteme haklarını ortadan kaldırmadığıvurgulanmıştır. Davalı annenin müşterek çocuğuyla ilgilenmediği ve Ö.İ ileilişki yaşadığı, davacı babanın psikolojisinin bozulması nedeniyle tedavigördüğü iddiaları değerlendirilerek olaylardan kaynaklanan elem ve ızdırabın karşılığı olarak tazminata hükmedilmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.
11. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 6/5/2013 tarihli ilamıyla anılankararın bozulmasına oyçokluğu hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, evlilik birliğidevam ederken gayriresmî ilişki kurmak eyleminindavacıların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, ancak bu eylemin en az ikikişinin birlikte hareketi ile meydana gelebilecek türden bir eylem olduğubelirtilerek oluşan zarardan davalıların müteselsilensorumlu olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda davacı babanınboşanma davasında eski eşi hakkında maddi ve manevi tazminat hakkından feragatettiği, bu feragatten müteselsil sorumlu diğer davalı İ.Ö.ninde yararlanması gerektiği vurgulanarak, boşanma dosyasına sunulan feragatbeyanı nedeniyle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
12. Karara katılmayan üye görüşünde, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi ve çocuk haklarını hatırlatarak, müşterekçocuğun davaya konu olaylardan ruhsal olarak etkilendiğinin kabul edilerek ilkderece mahkemesi kararının çocuk yönünden onanması gerektiği ifade edilmiştir.
13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, kararın usul ve yasayauygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğu ile reddedilmiştir. Karşı oy görüşünde,boşanma davasında dava hakkından feragat eden davacı U.P. ile ilgili bozmakararının isabetli olduğu belirtilmiştir. Ancak davacı çocuğun dava hakkındanferagat etmediği ve aile değerlerine saldırı teşkil eden olay nedeniyle kişilikhaklarının zedelendiğinin sabit olduğu vurgulanarak çocuk yönünden yerel mahkemekararının onanması gerektiği vurgulanmıştır.
14. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bozma ilamına uyarak25/2/2014 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Mahkeme kararda,bozma ilamındaki gerekçeyi tekrarlamakla yetinmiştir.
15. Anılan karar, temyiz ve karar düzeltme incelemelerindengeçerek 19/2/2015 tarihinde kesinleşmiştir.
16. Nihai karar başvurucuya 31/3/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 30/4/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58.maddesi şöyledir:
“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören,uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paraödenmesini isteyebilir.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu davanın altı yıldan fazla sürdüğünü belirterekmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
21. 1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış BazıBaşvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici maddeeklenmiştir.
22.6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi veyargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesişikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararınıntebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığıİnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon) tarafından incelenmesiöngörülmüştür.
23. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi;yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak TazminatKomisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma,başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığıyönlerinden inceleyerek etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).
24. Ferat Yüksel kararında özetle;anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvurudakolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekliitibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrumolmadığı vetazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veyabu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriylepotansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususundadeğerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilirolan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmedenyapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (FeratYüksel, §§ 35, 36).
25. Mevcut başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduklarına karar verilmesi gerekir.
B. Kişinin Maddi veManevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; ilk derece mahkemesinin davasını kabul ederektazminata hükmettiğini, Yargıtayın ise babasınınboşanma davası sırasında dava hakkından feragat ettiği gerekçesiyle kendidurumu ile ilgili bir değerlendirme yapmadan ve gerekçe belirtmeden kararıbozduğunu belirtmiştir. Bozma sonrası verilen ret kararında da yine kendisi ileilgili olumlu ya da olumsuz bir gerekçe sunulmadığını, boşanma davasında tarafolmadığını ve dava hakkından feragat etmediğini, babasının feragat beyanındanbağımsız olarak davasının değerlendirilerek bir sonuca bağlanması gerektiğiniifade etmiştir. Babasından ayrı bir birey olduğunu ve kusurlu davranışlardanbizzat zarar gördüğünü vurgulayarak aile hayatına saygı hakkı ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
28. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevivarlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16).
30. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesindeözel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinselbütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.
31. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucununhaksız fiil nedeniyle aile birliğinin bozulmasına ilişkin tüm şikâyetlerininAnayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi vemanevi varlığını koruma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişininmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
(1)Genel İlkeler
33. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığınınbütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerinmüdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).
34. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı öncelikledevletin, kişilerin maddi ve manevi varlığına keyfî olarak müdahale etmemesinigerektirir. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi varlığıkoruma ve geliştirme hakkı Anayasa'nın 5. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde devlete, ayrıca vücut ve ruh bütünlüğüne yönelensaldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibara yönelik haksız eylemlerkarşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili biçimde koruma şeklindepozitif ödevler yükler (Adnan Oktar(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 32).
35. Devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yapılanmüdahaleler bakımından söz konusu pozitif yükümlülüğü; müdahalelere karşı etkilimekanizmalar kurmak, bu kapsamda gerekli usule ilişkin güvenceleri sunanyargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve idari makamlarınbireylerin idare ve özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil birkarar vermesini temin etmek sorumluluğunu da içermektedir (Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235,10/3/2016, § 94).
36. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukukisorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminatdavalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesigerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleriyargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik veözenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının daAnayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derecemahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargısisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesindesahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,§ 57; Tevfik Gayretli, B. No:2014/18266, 25/1/2018, § 32).
37. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, taraflarınkanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacaksurette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterliaçıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verileredayandırılmalıdır (Murat Atılgan,B. No: 2013/9047, 7/5/2015 , § 45).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesikapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerinegetirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkinpozitif yükümlülüğü kapsamıyla sınırlı olarak incelenmiştir.
39. Somut olayda ilk derece mahkemesinin 29/3/2012 tarihlidavanın kabulü yönündeki kararında, başvurucu çocuğun davaya konu olaylar veaile birliğinin bozulması nedeniyle psikolojik olarak etkilenip etkilenmediğihususunun, tanık beyanları, aile yapısı ve haksız eylem gözetilerekdeğerlendirildiği ve başvurucu lehine tazminata hükmedildiği görülmüştür. Aynıkararda ayrıca başvurucunun babasının maddi ve manevi tazminat davası açmahakkından feragate ilişkin beyanının hukuki sonuçları da tartışılmıştır.
40. Anılan kararının bozulması yönündeki Yargıtay ilamında isebaşvurucunun babasının dava hakkından feragat etmesi ve davalıların haksızfiilden sorumlulukları gözetilerek bir sonuca varıldığı anlaşılmıştır. Ancakbaşvurucunun iddialarının ve hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmediği, bozmakararına uyularak yapılan yargılamada da Yargıtayıngerekçelerinin tekrarlanılmasıyla yetinildiğigörülmüştür.
41. Başvurucunun babası ile birlikte aynı davada davacısıfatıyla taraf olduğu gözetildiğinde, davaya konu olaylar karşısındaki durumuve iddiaları tartışılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiğiaçıktır. Ancak ilk derece mahkemesinin tazminat talebini başvurucu yönündenkabul etmesine rağmen, temyiz incelemesinde ve bozma ilamı sonrasında devameden yargılamada; başvurucunun hukuki durumu ile ilgili bir değerlendirmeyapılmadığı, davadan feragate yönelik beyanın ve davaya konu olaylarınsonuçlarının başvurucu yönünden tartışılmadığı, annesinin davranışlarınedeniyle çocuğun kişilik haklarının zarar görüp görmediği konusunda gerekçesunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın Anayasa'nın17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelenmediği anlaşılmaktadır.Bununla birlikte yargı kararlarında başvurucunun iddialarına özgü, ilgili veyeterli gerekçe sunulmadığı hususu da dikkate alındığında, kamu makamlarının pozitifyükümlülüklerini yerine getirdiği söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevivarlığının korunması ve geliştirmesi hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğineya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
44. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, AnayasaMahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin vesonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genelilkelere yer verilmiştir (Mehmet Doğan,§§ 57-60).
45. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesini ve lehine 50.000 TLmanevi tazminat kararı verilmesini talep etmiştir.
46. Somut başvuruda çocuğun kişilik haklarının zedelenipzedelenmediği yönünden derece mahkemelerince konuyla ilgili ve yeterli birgerekçe ortaya konulmadığından maddi ve manevi varlığın korunması hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
47. Bu durumda başvurucunun kişinin maddi ve manevi varlığınıkoruma hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yenidenyargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
48. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebindebulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Kararın kişinin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2014/161,K.2014/92) GÖNDERİLMESİNE,
C. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminattalebinin REDDİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.