TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
DELİL İLDAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2498)
Karar Tarihi: 12/7/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Okan TAŞDELEN
Başvurucu
:
Delil İLDAN
Vekili
:
Av. Keleş ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hastalık dolayısıyla usulüne uygun olarak savunmanınalınmamış ve aleyhteki delillere karşı beyanda bulunulamamış olmasınedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkesinin; kötümuameleye dayalı olarak kollukta verilen ve sonradan inkâr edilen ifadelerinhükme esas alınması ve kararların uygun biçimde gerekçelendirilmemesinedenleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; davanın uzun süredesonuçlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının; 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli mahkemelerdeyapılan yargılamalarla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/2/2014 tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 26/5/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 1/3/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 23/1/2016 tarihli yazısında, başvuruhakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
1. Başvuruya Konu CezaYargılaması
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, MLKP silahlı terör örgütüne yönelik soruşturmakapsamında 15/3/1996 tarihinde gözaltına alınmıştır.
8. Başvurucu 24/3/1996 tarihinde Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğünde müdafii olmaksızın verdiği ifadesinde MLKP terör örgütünün askerîkanadında görev yaptığını, diğer bazı kişilerle birlikte örgütün Suriye'dekikampına giderek siyasi ve askerî eğitim aldığını, örgütün Gazi Mahallesisorumlusu olduğunu, Cemal, Tarık ve Cemilkod adlarını kullandığını ve bir döviz bürosunun soyulması, belediye otobüsününyakılması ve polis otosunun taranması ile Kaymakamlık, Emniyet Müdürlüğü ve birparti binasına ateş açılması eylemlerine katıldığını belirtmiştir.
9. Başvurucu 29/3/1996 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiğiifadesinde gözaltında işkence gördüğünü, gözleri kapalıyken bazı belgelerinkendisine imzalattırıldığını ve üzerine atılı eylemleri işlemediğini ilerisürmüştür.
10. İstanbul 4 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yapılansorgusunda başvurucu, kolluktaki ifadesinin baskı altında alındığını ve kabuletmediğini söylemiştir. Sorgusu yapılan diğer kişiler de kollukta alınanbeyanlarını reddetmiştir. Bu kişilerden, K.B. (gözaltı tarihi: 15/3/1996), Y.A.(gözaltı tarihi: 5/3/1996), B.P., H.M. ve F.E. işkence, baskı veya zora dayalıifade verdiklerini, S.B. tecavüz tehditi ve korkusu altında ifadesiniimzaladığını, H.O. kendisine vurulduğunu, İ.Ç. kolluğun kötü muamelerini protestoettiğini söylemiştir. Mahkeme 29/3/1996 tarihinde, başvurucunun ve diğerkişilerin tutuklanmasına karar vermiştir.
11. Şikâyetleri üzerine başvurucunun ve diğer şüphelilerinmuayene edildikleri anlaşılmaktadır.
12. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tabipliğinin düzenlediği29/3/1996 tarihli raporda, başvurucunun sağ elinin iki parmağında ağrı veuyuşukluk şikâyeti ve belin her iki yanında ağrı şikâyeti bulunduğubelirtilmiştir.
13. Adli Tabipliğin raporunda, başvurucuyla aynı gün muayeneedilen İ.Ç., B.P., Y.A., F.E., H.O., A.O., A.H.P., S.K., A.A. (gözaltı tarihi:24/3/1996), H.M., D.Ş., S.B. ve A.Y.nin vücutlarının çeşitli yerlerinde ağrı veuyuşukluk şikâyetlerinin olduğu, sıyrıklar, eski ekimoz bulunduğu ve İbrahimÇ.nin dişlerinden birinin sallandığı not edilmiştir.
14. Başvurucu ve diğer şüpheliler hastaneye sevk edilmişlerdir.Hastanede yapılan muayenelerinin ardından Adli Tabipliğin düzenlediği 1/4/1996tarihli raporda, tespit edilen bulguların başvurucu ve İ.Ç.nin beş gün; B.P.,F.E., A.H.P. ve D.Ş.nin üç gün; A.O.nun bir gün iş güç kaybına yol açtığıdeğerlendirilmiştir. H.A., S.K. ve A.Y. ile ilgili olarak gün tayinine gerekolmadığı belirtilmiştir. Y.A. bakımından ağrı ve hissizlik şikâyetiyle ilgilipatolojik bir bulguya rastlanmadığı, testislerindeki ağrıya yönelik olarak iseüroloji servisindeki muayenesinden sonra rapor verilebileceğideğerlendirilmiştir.
15. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı 23/7/1996 tarihinde,başvurucu ve diğer on üç sanık hakkında anayasal düzeni cebren yıkmaya teşebbüsetme, silahlı terör örgütü üyeliği veya örgüte yardım suçlarından davaaçmıştır.
16. Başvurucu cezaevinde önce açlık grevine, kırk beşinci gününardından ise ölüm orucuna başlamıştır. Başvurucu 28/7/1996 tarihinde hastaneyekaldırılmıştır.
17. İstanbul Tıp Fakültesinin 4/9/1996 tarihli raporunda, açlıkgrevinin sonucunda wernicke-korsakoff hastalığınınoluştuğu tespit edilmiştir. Raporda, hastalığın etkileri arasında yürütücüişlevlerde bozukluk ve bellek kusuru sayılmıştır.
18. 8/11/1996 tarihli raporda, hastaneden çıkarılmasından bir veiki ay sonra yapılan kontrollerde başvurucunun denge bozukluğunun aynen devamettiği, zihinsel açıdan hafif bir düzelme olduğu sonucuna varılmıştır.
19. Başvurucu 8/11/1996, 20/1/1997, 26/3/1997 ve 30/7/1997tarihli celselere rahatsız olması, katılmayı istememesi nedeniyle veyabelirlenemeyen bir nedenle katılmamıştır. Başvuru formunda, rahatsızlığınedeniyle duruşmalarda bulunulamadığı ileri sürülmüştür.
20. 20/1/1997 tarihli celsede dinlenen B... Döviz Bürosunun sahibiM.Y., gasp eylemini altı kişinin gerçekleştirdiğini, bu kişilerden birinipoliste teşhis ettiğini, zaman geçtiği için tam hatırlayamadığını fakat teşhisettiği kişinin sanık K.B.ye benzediğini söylemiştir. Tanık Ş.Y. ise gaspolayına katılan beş altı kişiden, kendisine silahı dayayıp yere yatmasınısöyleyen kişinin başvurucu olduğunu belirtmiştir. Kolluktaki ifadelerinde,M.Y.nin K.B.yi, Ş.Y.nin başvurucuyu teşhis ettiği anlaşılmaktadır.
21. İstanbul 4 No.lu DGM, 13/10/1997 tarihli celsede hazırbulunan başvurucunun savunma yapacak ve ayağa kalkacak durumda olmadığınıgözlemlemiştir.
22. Mahkeme 22/12/1997 tarihli celsede, başvurucunun cezaiehliyetinin bulunup bulunmadığına ve mevcut hâliyle savunma yapacak durumdaolup olmadığına dair rapor alınmasına karar vermiştir.
23. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Gözlem İhtisas Dairesinin19/3/1998 tarihli raporunda, açlık grevinden önce başvurucunun herhangi birpsikiyatrik geçmişinin bulunmadığı, açlık grevi sonrasında beyin hasarıgeliştiği, soyut düşünme yeteneğinin ve yargılamasının bozulduğu, rahatsızlığıniyileşme sürecinde olduğu belirtilmiştir. Raporda, suç öncesi ve sırasındaherhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığı bulunmadığından başvurucununcezaisorumluluğunun tam olduğu, rahatsızlığının açlık grevine bağlı geliştiği,mevcut durumu itibarıyla savunma yapamayacağı, sağlık durumunun bir yıl sonratekrar değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
24. Adli Tıp KurumuBaşkanlığı 4. İhtisas Kurulu 27/5/1998tarihli raporunda, başvurucunun cezai ehliyetine ilişkin yukarıda ulaşılansonuca katılmıştır. 3. İhtisas Kurulu 24/7/1998 tarihinde, rahatsızlığınınbaşvurucuyu sürekli bakıma muhtaç bıraktığı, cezaevinde tutulmasının sakıncalıolduğu ve tutulmasının bir yıl süreyle tehirinin uygun olduğu yönünde görüşbildirmiştir.
25. Mahkeme 26/10/1998 ve 23/12/1998 tarihli celselerdebaşvurucunun savunmasının hazır edildiği zaman alınmasına karar vermiştir.
26. İstanbul 4 No.lu DGM 24/3/1999 tarihinde, mevcut raporlarıve duruşmada gözlemlenen hâlini dikkate alarak başvurucunun tahliyesine kararvermiştir.
27. Başvurucu müdafii 28/2/2001 tarihli celsede, başvurucununhâlen ifade verecek durumda olmadığını belirtmiştir.
28. Başvurucu 7/10/2002 tarihli celseye gelmiş fakatrahatsızlığının devam ettiğini, savunma yapacak bir durumda bulunmadığını vesöyleyecek başka bir şeyin olmadığını belirtmiştir.
29. Devlet güvenlik mahkemelerinin kaldırılmasının ardındandavanın görülmesine İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilmiştir.
30. (Kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddeile görevli), 6/6/2007 tarihli ve E.1996/312, K.2007/211 sayılı kararıylasavunmasının alınmadığı gerekçesiyle başvurucu hakkındaki davanın tefrikine;sanıklar K.B. ve Y.A.nın anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs etmesuçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Diğersanıklar hakkındaki davalar zamanaşımı nedeniyle düşürülmüş veya sanıklarınberaatına hükmedilmiştir.
31. Bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 25/12/2008tarihinde usule ilişkin nedenlerle bozulduğu, Mahkemenin E.2009/58 sayılıdosyaya kaydedilen davada 21/4/2010 tarihinde önceki hükümdeki gibi kararverdiği ve Yargıtayın 21/7/2011 tarihli ilamıyla kararı düzelterek onadığıanlaşılmaktadır.
32. Başvurucu hakkındaki dava, İstanbul 12. Ağır CezaMahkemesinin E.2007/365 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
33. Bu Mahkemedeki ilk iki celseye gelen olmamıştır.
34. Başvurucu müdafii 17/9/2008 tarihli celseye mazeretdilekçesi göndermiş ve adresi araştırılan başvurucunun hâlen eski adresindeikamet ettiğini ve rahatsızlığının sürdüğünü bildirmiştir.
35. Başvurucu 23/2/2009 tarihli celsede hâlen rahatsız olduğunu,kendisine okunan ifadeleri, olayları ve şahısları hatırlamadığını ilerisürmüştür. Mahkeme, başvurucunun tedavisinin sürüp sürmediğinin ilgilihastaneden sorulmasına ve E.1996/312 sayılı ana dosyanın Yargıtaydan dönüşününbeklenmesine karar vermiştir.
36. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 17/6/2009 tarihinde wernicke-korsakoff hastalığına ilişkinolarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar vermiştir.
37. 14/2/2011 tarihli celsede raporun aldırılamadığı yönündegelen yazı okunmuştur.Mahkeme, araştırılan hususun cezai ehliyetin tespitinedeğil cezaevinde kalıp kalmamaya ilişkin olduğu gerekçesiyle ara kararındangeri dönmüştür. Duruşmada bu kez bozma sonrası E.2009/58 sayıya kaydedilen anadosyanın Yargıtaydan dönüşünün beklenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
38. E.2009/58 sayılı ana dosyanın Yargıtaydan dönmesininardından 16/5/2012 tarihli celsede Cumhuriyet Savcılığından mütalaa talepedilmiştir.
39. Cumhuriyet savcısı 8/10/2012 tarihinde mütalaasınısunmuştur. Başvurucu müdafii, başvurucunun henüz savunmasını yapamadığınıbelirtmiş ve cezai ehliyeti hususunda rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkeme,başvurucunun yazılan yazılara rağmen Adli Tıp Kurumuna gitmemesi nedeniylerapor alınamadığı ve daha önce ara kararıyla rapor alınmasına gerek görülmediğigerekçeleriyle talebi reddetmiştir.
40. Başvurucu müdafii 29/1/2013 tarihli celsede başvurucununsavunmasının alınmamış olması nedeniyle kendisinin de savunma yapmayacağınısöylemiştir.
41. (Kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddeile görevli) 29/1/2013 tarihli ve E.2007/365, K.2013/4 sayılı kararıylabaşvurucunun anayasal düzeni cebren ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundanmüebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir.
42. Mahkeme, bir altın atölyesinin ve B... Döviz Bürosunungasbedilmesi, propaganda amacıyla bir radyonun basılması, bir inşaata bombalıpankart asılması ile Kaymakamlığa ve bir parti binasına bomba ve silahlasaldırılması eylemlerine başvurucunun K.B. ve Y.A. ile birlikte katıldığısonucuna ulaşmıştır. Mahkeme bu eylemlerin yasa dışı terör örgütü MLKP adınaanayasal düzeni silahlı halk ayaklanması yoluyla yıkmaya ve yerine MarksistLeninist ilkelere dayalı bir devlet düzeni kurmaya yönelik, vahim ve amacıgerçekleştirmeye uygun olduğunu değerlendirmiştir.
43. Ağır Ceza Mahkemesi kararını başvurucunun kolluktakiifadesine, başvurucu ve K.B.nin kaldığı evde ve bu kişilerin gösterdikleriyerlerde gerçekleştirilen aramalarda silah, patlayıcı madde ve diğer bazımalzemelerin ele geçirilmesine, bu malzemelerin örgüt tarafındangerçekleştirilen eylemlerde kullanıldığına, K.B., Y.A. ve/veya başvurucuyayaptırılan yer gösterme işlemlerine (E... Kuyumculuktaki gasp eylemi de dâhilolmak üzere), radyo istasyonunun basılması eylemiyle ilgili K.B. ilebaşvurucunun teşhis edildiğine dair tutanağa, İ.A.nın başvurucu hakkındakiifadelerine, C.D.T. ile Y.K.nın beyanlarına, A.H.B.nin çeşitli ifadeleri ile bukişinin K.B. ve başvurucu hakkında itirafçı olarak verdiği yazılı beyanına,olay tutanaklarına ve dosyadaki diğer bilgilere dayandırmıştır. Mahkemekararında, Y.A. ve K.B. hakkında E.2009/58 sayılı dosyada verilen mahkûmiyethükmünün kesinleştiği de belirtilmiştir.
44. Gerekçeli kararda İ.A., A.H.B.nin ve B... Döviz Bürosununsahibi müşteki M.Y.nin ifadelerine yer verilmiş; diğer ifadelere atıfyapılmıştır. İ.A.nın 1997 tarihli kolluk ifadesinde başvurucunun MLKP terörörgütünün Gazi Mahallesi sorumlusu olduğunu, Taylanve Cemal kod adlarınıkullandığını ve bir derneğe molotof atılması eylemine birlikte katıldıklarınısöylediği anlaşılmaktadır. A.H.B.nin kolluktaki ifadesinde ve sonrakibeyanlarında başvurucunun örgüt içinde yer aldığını ve başvurucununkaymakamlığa ve parti binasına bomba atılması ve ateş açılması eyleminde yeraldığını ifade ettiği belirtilmiştir. Müşteki M.Y.nin K.B.yi teşhis ettiğigörülmektedir.
45. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun CumhuriyetSavcılığındaki ve sonraki aşamalardaki beyanlarına itibar etmemiştir. Mahkeme,kollukta sıcağı sıcağına verilen ifadeler ile kararına dayanak yaptığıdelillerin örtüştüğünü belirtmiş ve başvurucunun suçtan kurtulmak amacıylaifadesini inkâr ettiğini değerlendirmiştir.
46. Başvurucu; sağlık durumu itibarıyla savunması alınmaksızınhüküm kurulduğunu, mahkûmiyetine esas ifadelerin baskı ve zora dayalıalındığını ve sonraki aşamalarda inkâr edildiğini, ilgili görevlilerin kötümuamele suçundan cezalandırıldığını fakat zamanaşımının dolması nedeniyledavanın temyiz aşamasında düşürüldüğünü belirterek bu kararıtemyiz etmiştir.
47. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 11/11/2013 tarihli ve E.2013/11360,K.2013/13670 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararını düzeltmek suretiyleonamıştır. Yargıtay, altın atölyesinde ve E... Kuyumculukta işlenen gaspeylemlerine, radyo istasyonunun basılmasına ve bombalı pankart asma eylemlerinebaşvurucunun katıldığını gösteren yeterli delil bulunmadığından bu kısımlarıngerekçeden çıkartılmasına hükmetmiştir.
48. Yargıtay ilamı 28/1/2014 tarihinde başvurucu müdafiinetebliğ edilmiştir.
49. Başvurucu 25/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
2. Kolluk GörevlileriHakkında Açılan Ceza Davası
50. Başvurucuyla birlikte gözaltına alınan İ.Ç., B.P., F.E.,A.H.P., D.Ş., A.A., A.O. ve H.M.ye gözaltında tutuldukları 15/3/1996 ile24/3/1996 tarihleri arasında kötü muamelede bulundukları iddiasıyla yedi polismemuru hakkında 1997 yılında ceza davası açılmıştır.
51. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi 20/9/2002 tarihli kararıylabeş sanığın atılı suçtan hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir.
52. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 4/10/2004 tarihli ilamıylazamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın düşürülmesine hükmetmiştir.
3. AİHM'e Yapılan Başvuru
53. Başvurucu, F.E., İ.Ç. ve B.P., kötü muamele gördükleri ve buhususta etkili bir yol bulunmadığı iddiasıyla 2004 yılında Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) başvurmuştur.
54. AİHM 30/6/2009 tarihli ve 16234/04 başvuru numaralıkararıyla kötü muamele iddialarının sağlık raporuyla kanıtlandığını ve açılandavanın zamanaşımından düştüğünü tespit etmiş; kötü muamele yasağının hemesastan hem de usulden ihlal edildiğine karar vermiştir.
B. İlgili Hukuk
55. Başvurucunun cezalandırılmasına esas alınan anayasal düzeniortadan kaldırmaya cebren teşebbüs etme suçu Mahkemenin lehe kanun olduğunudeğerlendirdiği 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 146.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir.
56. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"İfade alma ve sorguda yasak usuller"kenar başlıklı 148. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Şüphelinin vesanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötüdavranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma,bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
...
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rızaile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez."
57. 5271 sayılı Kanun'un "Delilleritakdir yetkisi" kenar başlıklı 217. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"Yüklenen suç, hukukauygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
58. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu, savunmasını yapacak durumda olup olmadığınailişkin rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, usulüne uygun biçimdesavunması alınmadığından yargılamanın esasına etkili delillerin soruluptartışılmadığını, soruşturmanın genişletilmesi taleplerini sunamadığını, eksiksoruşturmaya dayalı karar verildiğini, müdafi yokluğunda yasak sorguyöntemleriyle elde edilen ve sonraki aşamalarda inkâr edilen kolluktakiifadelere dayanıldığını, Mahkeme kararlarının uygun biçimdegerekçelendirilmediğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve buna karşıbaşvurabileceği bir yolun bulunmadığını belirterek adil yargılanma, gerekçelikarar, makul sürede yargılanma ve etkili başvuru haklarının, silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ile doğrudan doğruyalık ilkelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca farklı yargılama usullerininizlenmesi nedeniyle bazı suçlara ilişkin davaların 5271 sayılı Kanun'un 250.maddesi uyarınca görev yapan mahkemelerde görülmesinin ve bu mahkemelerinkaldırılmasının ardından sadece ilk derece mahkemeleri önünde görülmekte olandavaların diğer mahkemelere devredilmesi nedenleriyle eşitlik ve hukuk devletiilkeleri ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ile 20.068 TL maddi ve80.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 250.maddesi ile görevli mahkemelerde yapılan yargılamalara ilişkin iddiasınıneşitlik ilkesi, usulüne uygun biçimde savunmasının alınmadığına ve delillerekarşı beyanlarının alınamadığına yönelik iddialarının silahların eşitliği veçelişmeli yargılanma ilkesi, müdafi yokluğunda yasak usullerle alınankolluktaki ifadelerin mahkûmiyete esas alındığına ve Mahkeme kararlarının uygunbiçimde gerekçelendirilmediğine ilişkin iddialarının hakkaniyete uygunyargılanma hakkı; hakkındaki davanın uzun sürdüğüne ilişkin iddiasının makulsürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
61. Başvurucu kimi suçlara ilişkin yargılamaların 5271 sayılıKanun'un 250. maddesi ile görevli mahkemelerde yürütüldüğü ve bu mahkemelerinkapatılmasının ardından sadece bazı davaların normal ağır ceza mahkemelerinedevredildiği gerekçesiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
62. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenenayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 33).
63. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucununkendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru birtemeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedenedayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
64. 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile kurulmuş ağır cezamahkemelerinin görev sahaları ve kapatılmalarının ardından hangi tür davalarındiğer mahkemelere devredileceği genel bir kanuni düzenlemeye dayanarakbelirlenmiştir (Deniz Seki, B.No:2014/5170, 25/6/2015, § 56; AbdulvahapAydemir ve Yusuf Candemir, B. No: 2013/7349, 1/12/2015, § 53).Başvurucu, kendisine hangi nedenle ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi birbeyanda bulunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
65. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
66. Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkesinin, hakkaniyete uygun ve makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
67. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
68. Başvurucu, kendisinin ve diğer kişilerin müdafi yardımındanfaydalanmaksızın verdikleri, yasak sorgu usulleriyle alınan ifadelere hükümdedayanılması ve kararların uygun gerekçe içermemesi nedeniyle hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
69. Müdafi yokluğunda alınan ifadelere dayanıldığı iddiasınıntemyiz aşamasında ileri sürülmediği anlaşıldığından (bkz. § 46; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§18-20), incelemenin kapsamı başvurucunun diğer şikâyetleriyle sınırlıtutulmuştur.
70. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
71. Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, kanuna aykırıolarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükmebağlanmıştır.
72. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerliolup olmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınındeğerlendirmektir (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27). Bu kapsamda delillerinelde edildiği koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphedoğurup doğurmadığı dikkate alınmalıdır (GüllüzarErman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 60).
73. Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınanhakların etkili bir şekilde korunması gereklidir. Bu itibarla işkence ve kötümuamele yasağına aykırı eylemler sonucunda elde edilen delillerin kullanılmasıda yargılamanın adilliğine yönelik ciddi sorunlar ortaya çıkarır. Zira işkenceve kötü muamele sonucunda elde edilen delillerin kabul edilebilirliğine kararverilmesi, mutlak surette yasaklanan işkence ve kötü muameleye yönelik birtolerans olarak değerlendirilme ve bu noktada ilgili kamu görevlerinin buyöntemlere başvurmalarını teşvik gibi sonuçlar doğurabilir (Güllüzar Erman, § 64; benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Gafgen/Almanya [BD],B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 178).
74. Hüküm kurulurken işkence, insanlık dışı ve onur kırıcımuamele ile toplanan delillere dayanılması hakkaniyete uygun yargılama hakkıile bağdaşmamaktadır. Ancak suç şüphesi altındaki kişinin yargılama sırasındaverdiği ikinci ikrarın, tek başına veya bunu doğrulayıcı tartışmasıznitelikteki maddi delillerle birlikte mahkûmiyetine ve cezalandırılmasınayeterli bulunduğu ve özellikle kullanılan yasak sorgu yöntemleri sonucundatartışmalı hâle gelen maddi deliller ile kişinin cezalandırılması arasındakinedensellik bağının kesildiği durumlarda salt işkence ve kötü muamele yasağınaaykırılık nedeniyle yargılamanın bütün olarak adil olmadığının kabul edilmesimümkün değildir. Yargılama kapsamında dayanılan diğer delillerin sıhhatinebakılarak hakkaniyete uygun yargılama yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir(Güllüzar Erman, §§ 64, 65).
75. İkrarın kişinin hür iradesine dayalı olup olmadığının-kovuşturma aşamasında- çelişmeli bir usulle yargılama makamı tarafındanirdelenip değerlendirilmiş olması da gereklidir. Dahası özellikle sanığınsoruşturma aşamasındaki ikrarını kötü muamele veya işkence altında verdiğinibelirterek hâkim önünde reddetmesi hâlinde işin esasına geçilmeksizin önceliklebu konunun açıklığa kavuşturulması gerekli olup aksi yöndeki uygulamalar,hakkaniyete uygun yargılama hakkı bakımından önemli eksiklik oluşturur (Güllüzar Erman, § 67; benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Güneş/Türkiye,B. No: 28490/95, 19/6/2003, § 91).
76. Sonuç olarak işkence ve kötü muamele altında toplanandelillerin, mahkemenin ulaştığı vicdani kanaat üzerinde etkili olması ve buetkinin önemini ortadan kaldıracak derecede esaslı, güvenilir ve şüpheden uzakbaşka delillere dayanılmamış olması yargılamanın bütün olarak adilliğinizedelemektedir(Güllüzar Erman, §66).
77. Somut olayda başvurucular ve diğer bazı şüpheliler 15/3/1996ile 29/3/1996 tarihleri arasında gözaltında kalmışlar ve gözaltındançıkarılmalarının ardından Cumhuriyet savcısına ve sorgu hâkimine verdikleri ifadelerindekötü muamele ve baskı iddialarını dile getirmişlerdir (bkz. §§ 7, 9, 10).Yapılan muayeneleri sonucunda başvurucu, İ.Ç., B.P., F.E., A.H.P., D.Ş. veA.A.da bir ve beş gün arasında değişen sürelerde iş güç kaybına yol açacakyaralanmalar ve bulgular saptanmıştır (bkz. §§ 12-14). Gözaltına alındıklarıtarihte bu kişilerin yaralanmalarının veya rahatsızlıklarının olduğunu gösterenherhangi bir raporun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
78. Bu yaralanmalar nedeniyle yedi polis memuru hakkında cezadavası açılmış; Mahkeme, beş sanığın kötü muamelede bulunmaktan mahkûmiyetinekarar vermiştir. Yargıtay 2004 yılında, açılan davaların zamanaşımının dolmasınedeniyle düşürülmesine hükmetmiştir (bkz. §§ 50-52). Başvurucu ve diğer üçkişi, bunun üzerine AİHM'e başvurmuştur. AİHM 2009 yılındaki kararında, sağlıkraporlarındaki tespitlerin kötü muameleyi gösterdiğini ve açılan davanın dauzun süren yargılama sonucunda düştüğünü belirterek esas ve usul yönünden kötümuamele yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 54).
79. Yukarıdaki dikkate alındığında başvurucunun ve yaralanmabulguları tespit edilen diğer altı şüphelinin kollukta verdikleri ifadelerinyasak sorgu yöntemi olan kötü muamele sonucunda elde edildiğine yönelikkuvvetli işaretlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen tespitler, bukişilerle çakışan tarihlerde ve benzer koşullarda ifadeleri alınan diğerşüphelilerin kötü muamele veya zor kullanıldığı iddialarının da Mahkemesincedeğerlendirilmesini gerektirmektedir.
80. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi; başvurucunun mahkûmiyetinehükmederken başvurucuya, K.B. ve/veya Y.A.ya yaptırılan yer gösterme işlemleriile başvurucunun beyanlarını kararına esas almıştır. Mahkeme ayrıca İ.A.,A.H.B. ve B... Döviz Bürosunun sahibi müşteki M.Y.nin ifadelerine, C.D.T. ileY.K.nın beyanlarına, arama sonucunda bulunan malzemelere, teşhis tutanağına(Yargıtay tarafından hükümden çıkartılan eyleme ilişkin), olaylara ilişkintutanaklara ve genel biçimde dosyadaki diğer bilgi ve belgelere dayanmıştır(bkz. §§ 43, 44).
81. 5271 sayılı Kanun'un 148. ve 217. maddelerinde yasakusullerle alınan ifadelerin karara esas alınmayacağı düzenlenmiştir. Bununlabirlikte İlk Derece Mahkemesi kararında, kötü muamele iddiası nedeniylebaşvurucunun kolluk ifadesinin şüpheli hâle gelip gelmediğine yönelik birdeğerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla başvurucunun gözaltında maruzbırakıldığı muamele sonucunda ifade verdiğini belirtmesinin, gözaltı çıkışındadüzenlenen raporda diğer bazı şüphelilerle birlikte başvurucuda iş gücü kaybınayol açacak yaralanma ve bulguların tespit edilmesinin, açılan dava nihayetindezamanaşımından düşürülse dahi İlk Derece Mahkemesinin beş görevlininmahkûmiyetine hükmetmiş olmasının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemenin suçtan kurtulmak amacıyla başvurucunun ifadesini değiştirdiğinibelirtmesi, mevcut başvurunun şartlarında yeterli bir açıklama sağlamamaktadır.Öte yandan AİHM'in başvurucu ve diğer bazı sanıklara ilişkin ihlal kararı dagözetildiğinde kötü muamele iddialarının Mahkeme tarafından açık biçimdekarşılanması ya da bu beyanlara kararda dayanılmaması gerekmektedir.
82. Beyanları başvurucunun cezalandırılmasına esas olan vebaşvurucuyla aynı tarihlerde gözaltında kalan K.B. ile Y.A.nın iddialarınailişkin olarak da herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.
83. Dolayısıyla kötü muamele altında alındığı ileri sürülenbeyanların mahkûmiyet hükmüne gerekçe yapılmasının yargılamanın bütün olarakadilliğini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bakımdan kararda gösterilendiğer delillerin, şüpheli beyanların etkisini ortadan kaldıracak ağırlıktaolduğu söylenemez.
84. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
b. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılanma İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
85. Başvurucu, uygun biçimde savunmasının alınmamış olması vealeyhindeki delillere karşı beyanda bulunamaması nedeniyle silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
86. Başvurucunun yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesihakkının ihlal edildiğine ilişkin yukarıda ulaşılan sonuç dikkate alınarak bubaşlık altında ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
c. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
87. Başvurucu, ceza davasının uzun sürede sonuçlandırılmasınedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
88. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddeside -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
89. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde bulundurulmasıgereken ölçütlerdir (Güher Ergun vediğerleri, §§ 41-45).
90. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak kararabağlandığı tarihtir (Ersin Ceyhan,B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
91. Somut başvuruya konu yargılama başvurucunun gözaltınaalındığı 15/3/1996 ile Yargıtayın onama ilamının verildiği 11/11/2013 tarihleriarasında sürmüş, yani yargılama 17 yıl 7 ay 27 günde sonuçlanmıştır (bkz. §§ 7,47).
92. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B.E., B. No:2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin Ceyhan,§§ 24-44).
93. Başvuruya konu ceza davasının nisbeten karmaşık bir niteliktaşıdığı, yargılamadaki uzamanın bir kısmının rahatsız olan başvurucununsavunmasının alınabilmesine yönelik olduğu söylenebilir (bkz. §§ 16-28).Bununla birlikte Adli Tıp Kurumunun 19/3/1998 tarihli raporunda başvurucununsavunma yapacak durumda olmadığı ve sağlık durumunun bir yıl sonra tekrargözden geçirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bu hususta yeni bir incelemeyaptırılmaksızın 29/1/2013 tarihine kadar hüküm kurulmadığı dikkate alındığında17 yıl 8 aya yaklaşan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır. Yaşanan gecikmenin esaslı biçimde başvurucunun yargılamasürecindeki davranışlarından kaynaklandığını gösteren bir husus dabulunmamaktadır.
94. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
95. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
96. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi ile maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
97. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi ve makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
98. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucunun yeniden yargılanmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
99. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve somutbaşvurunun koşullarında başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
100. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
101. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36 maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkesine yönelik karar verilmesine YEROLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere (kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli)dosyasının ilgili olduğu mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.