TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
DENKTAŞ NAKLİYAT TURİZM LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3963)
Karar Tarihi: 15/10/2015
R.G. Tarih ve Sayı: 25/12/2015-29573
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Serhat TEPE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Habur GümrükMüdürlüğünce tesis edilen işlemin iptali talebiyle açılan davanın süre aşımıyönünden reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 7/6/2013 tarihindeMersin 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış vebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca 10/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından5/1/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemenin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvurunun bir örneğigörüş için gönderilmiştir. Bakanlık 5/2/2015 tarihli yazı ile görüşünü AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlığın görüş yazısı17//2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 23/2/2015 tarihliyazı ile karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Habur Gümrük Müdürlüğüncebaşvurucu şirket adına Habur Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannamelerimuhteviyatı eşyanın tesliminde meydana gelen eksiklikle ilgili olarak 69.605 TLtutarında gümrük vergisi ve resimlerinin on gün içinde ödenmemesi durumunda27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 198. maddesi uyarınca,eşyanın alıcısı tarafından verilen teminat mektubunun nakde çevrilmesisuretiyle tahsil edileceği yolunda 11/1/2004 tarihli ve 505 sayılı işlem tesisedilmiş ve işlem 7/2/2004 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucu 5/3/2004 tarihindeGümrük Başmüdürlüğüne itirazda bulunmuştur.
10. İtirazın reddine ilişkinGümrük Başmüdürlüğü kararı 29/3/2004 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 26/4/2004 tarihinde kararın iptali istemiyle Diyarbakır VergiMahkemesinde dava açmıştır.
11. Mahkeme; 21/9/2004 tarihlive E.2004/200, K.2004/380 sayılı kararıyla dava konusu işlemin kısmen iptaline,kısmen de reddine karar vermiştir.
12. Kararın temyiz edilmesiüzerine Danıştay Yedinci Dairesi 14/3/2007 tarihli ve E.2005/11, K.2007/1279sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının reddine ilişkin kısmınıonamış, iptaline ilişkin kısmı hakkında ise temyiz isteminin kabulüne kararvermiş, bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunu da 22/1/2008 tarihlive E.2007/4459, K.2008/275 sayılı kararı ile reddetmiştir.
13. Bozma kararına uyan İlkDerece Mahkemesi, 9/4/2008 tarihli ve E.2008/208, K.2008/157 sayılı kararıyladavanın süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
"4458 sayılı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasındatransit eşyası için tahakkuk edebilecek gümrük vergilerinin ödenmesini sağlamaküzere teminat verilmesinin zorunlu olduğu yolunda yer alan hükme göre; transitrejiminde, eşyaya isabet eden gümrük vergi ve resimleri, Yurda giriş esnasındatahakkuk ettirilerek teminata bağlandığından; söz konusu rejim koşullarınaaykırı davranılması durumunda, başlangıçta tahakkuk ettirilerek teminatabağlanan ve itirazsız kesinleşen gümrük vergi ve resimlerinin, 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun teminatlı alacakların takip vetahsiline ilişkin hükümleri uyarınca işleme tabi tutulması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanunun 56. maddesinde de; karşılığında teminatgösterilmiş bulunan amme alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda borcun yedigün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğerşekillerle cebren tahsile devam olunacağının borçluya bildirileceği, yedi güniçinde borç ödenmediği takdirde teminatın bu Kanun hükümlerine göre parayaçevrilerek amme alacağının tahsil edileceği öngörülmüş; aynı Kanunun 37.maddesinde ise, hususi kanunlarda ödeme zamanı tespit edilmemiş ammealacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğindenitibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin son gününün ammealacağının vadesi günü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde,önceden teminata bağlanan amme alacağının takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılıKanunun anılan hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlem için idariitiraz yollarına başvurulmaksızın, dava açma süresi içerisinde, doğrudan vergimahkemesinde dava açılması Yargılama Hukuku kuralları gereğidir. Bu bakımdan,teminata bağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanunuyarınca tesis edilip tebliğ edilen işleme karşı itiraz prosedürünebaşvurulmasının dava açma süresini etkilemesi olanaksızdır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun"Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açmasüresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergimahkemelerinde otuz gün olduğu; 2. fıkrasının (b) bendinde de, bu sürelerin,vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarındandoğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçenişlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11.maddesinde ise, ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işleminkaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasınınüst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açmasüresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari davaaçma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğinreddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halindedava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadargeçmiş sürenin de hesaba katılacağı hüküm altına alınmıştır.
Olayda, teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsiledileceği yolunda tesis edilen işlemin 07.02.2004 tarihinde tebliği akabindebaşlayan dava açma süresinin 05.03.2004 tarihinde gümrük başmüdürlüğüne yapılanitiraz başvurusuyla durduğu, itiraz başvurusunun reddine ilişkin Başmüdürlükkararının 29.03.2004 tarihinde tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açmasüresinin yeniden işlemeye başlayıp, başvurma tarihine kadar geçmiş olansürenin de hesaba katılmasıyla 01.04.2004 tarihinde sona erdiği, buna karşın26.04.2004 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren dilekçe ile davanın açıldığıanlaşılmıştır.
Buna göre, dava açma süresi içinde yapılan itirazbaşvurusunun reddi üzerine en geç 01.04.2004 tarihinde dava açılmasıgerekirken, bu süre geçirildikten sonra 26.04.2004 tarihinde açılan davanınsüre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca süre yönünden reddine, "
14. Başvurucu, idari işlemlerdeilgili kişilerin hangi kanun yollarıyla mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmesi gerektiği kuralına Anayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşındava konusu işlemde bu hususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açmasüresini kaçırdığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiş; Danıştay Yedinci Dairesi15/3/2010 tarihli ve E.2008/2735, K.2010/1272 sayılı kararıyla İlk DereceMahkemesi kararını onamıştır. Karar gerekçesi şöyledir:
“İlk derece mahkemesi kararlarının, Danıştaycauyuşmazlığın çözümü de gösterilerek bozulması durumunda; kararı bozulanmahkemece, bu karara uyularak yeniden verilecek kararlara karşı yapılacaktemyiz başvurularının, bozma kararında yazılı esaslara uygunluğu bakımındanincelenmesi gerekir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu vergi mahkemesikararının, Dairemizin açıklanan nitelikteki bozma kararına uyularak verildiğianlaşıldığından, istemin reddine ve kararın onanmasına,…”
15. Başvurucu karar düzeltmedilekçesinde de aynı iddiayı dile getirmiş ise de Danıştay Yedinci Dairesi yinebu iddia hakkında bir değerlendirme yapmayarak 19/3/2013 tarihli veE.2010/8508, K.2013/1190 sayılı kararıyla talebi reddetmiştir.
16. Anılan karar 9/5/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu, Anayasa Mahkemesine 7/6/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
17. Anayasa’nın 40. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yollarıve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”
18. 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:
“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süregösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idaremahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,
…
Tarihi izleyen günden başlar.”
19. 2577 sayılı Kanun’un 11.maddesi şöyledir:
“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idariişlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlemyapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari davaaçma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari davaaçma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmişsayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halindedava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürede hesaba katılır.”
20. 21/7/1953 tarihli ve 6183sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 56. maddesi şöyledir:
“Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağıvadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi haldeteminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devamolunacağı borçluya bildirilir. 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bukanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 15/10/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/6/2013 tarihli ve 2013/3963numaralı bireysel başvurusu incelenerek gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, idarenin eksikvergi tahsilatına ilişkin bildiriminde işleme karşı başvuru yolları ve sürelerinibildirmediğini, Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca idarenin işlemleri nedeniylehangi süreler içinde, hangi kanun yollarına başvurulacağının bildirilmesigerektiğini, bu hükme uyulmaması hâlinde sürenin hiç başlamayacağına dairYargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı bulunmasına rağmen açtığı davanın, yanlış merciye başvurularak dava açma süresinin geçirildiğindenbahisle reddedildiğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Başvurucunun adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun, açıkça dayanaktanyoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başkabir neden de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
24. Başvuru konusu, yargılamaaşamasında ileri sürülen ve esasa etkili hususların karşılanmamasına ilişkinolduğundan başvuru, gerekçeli karar hakkı yönünden incelenecektir.
25. Bakanlık görüş yazısında,mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı,özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazısınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konuolabileceği, bununla birlikte bu sınırlamaların dava açmak isteyen bir kişininmahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek duruma gelmemesi gerektiği,konuyla ilgili Danıştay içtihatlarına bakıldığında ise idare tarafından tesisedilen bir işlemde başvurulacak merciin ve süresinin gösterilmemesi durumundayazılı bildirimin süreyi başlatmayacağının vurgulandığı, başvurucunun iddialarıincelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyandabulunulmuştur.
26. Başvurucu, başvuru formundaileri sürdüğü iddiaları tekrarlamıştır.
27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
29. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
30. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak görülen silahlarıneşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkıda -makul sürede yargılanma hakkı gibi- adil yargılanma hakkının somutgörünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibiilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olangerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrasında yerverilen “Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin uymasıgereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
31. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber buhak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt MadencilikGıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 26).
32. Kanun yolu mahkemelerinceverilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesikararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğuşeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesine rağmen ilkderece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yöneliksomut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması, gerekçeli kararhakkının ihlali olarak görülebilir (FaikGümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).
33. Somut olayda, başvurucuşirket adına Habur Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannameler muhteviyatıemtianın varış Gümrük Müdürlüğüne tesliminde ortaya çıkan noksanlığa karşılıkgelen muhtelif vergilerin 4458 sayılı Kanun'un 198. maddesi uyarınca on güniçinde ödenmesi gerektiği, aksi hâlde eşyanın alıcısı olan firmanın başvurucutarafından kullanılmak üzere verdiği teminat mektubunun nakde çevrilmesisuretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilen 11/1/2004 tarihli işlemeilişkin itirazın reddine dair Başmüdürlük kararının iptali istemiyle DiyarbakırVergi Mahkemesinin E.2004/200 sayılı dosyası üzerinde açılan davada, davanınkısmen iptali, kısmen reddi yönünde verilen kararın temyiz edilmesi üzerineDanıştay Yedinci Dairesinin 14/3/2007 tarihli ve E.2005/11, K.2007/1279 sayılıkararıyla olayda dava açma süresinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyledava konusu uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Mahkeme kararının iptaleilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına hükmedilmiştir.
Bozmaüzerine dosyayı yeniden ele alan İlk Derece Mahkemesi 9/4/2008 tarihli veE.2008/208, K.2008/157 sayılı kararında, önceden teminata bağlanan ammealacağının takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesisedilen dava konusu işlem için idari itiraz yollarına başvurulmaksızın -davaaçma süresi içerisinde- doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması gerektiği, bubakımdan teminata bağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılıKanun uyarınca tesis edilip tebliğ edilen işleme karşı itiraz prosedürünebaşvurulmasının dava açma süresini etkilemediği, öte yandan bahsedilenvergilerin teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceğiyolunda tesis edilen işlemin 7/2/2004 tarihinde tebliği akabinde başlayan davaaçma süresinin 5/3/2004 tarihinde Gümrük Başmüdürlüğüne yapılan itirazbaşvurusuyla durduğu, itiraz başvurusunun reddine ilişkin Başmüdürlük kararının29/3/2004 tarihinde tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açma süresininyeniden işlemeye başlayıp başvurma tarihine kadar geçmiş olan sürenin de hesabakatılmasıyla 1/4/2004 tarihinde sona erdiği, buna karşın 26/4/2004 tarihindeaçılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığıgerekçesine yer vermiştir.
34. Başvurucu, idari işlemlerdeilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmesi gerektiği kuralına Anayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşındava konusu teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceğiyolunda tesis edilen 11/1/2004 tarihli işlemde bu hususların belirtilmediğinive bu nedenle dava açma süresini kaçırdığını ileri sürmüş ise de DanıştayYedinci Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapmak suretiyle belirtileniddia hakkında bir değerlendirme yapmaksızın onama kararı vermiştir. Başvurucukarar düzeltme dilekçesinde de aynı iddiada bulunmuş, Danıştay Yedinci Dairesiyine başvurucunun anılan iddiasını değerlendirmeden karar düzeltme talebininreddine karar vermiştir.
35. 2577 sayılı Kanun’unbaşvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmaması sebeplerindendolayı ilk derece mahkemesi kararlarını bozacağı, yine aynı Kanun’un 54.maddesinde, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların karardakarşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usulve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını etkileyen belgelerde hile vesahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında kararın düzeltilmesi talebindebulunulacağı kural altına alınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).
36. 3/10/2001 tarihinde kabuledilen değişiklikle Anayasa’nın 40. maddesine “Devlet,işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağınıve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ilave edilmiştir. Budeğişikliğin gerekçesinde ise bireylerin, yargı ya da idari makamlar önündesonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasınınamaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci vesürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısındanzorunluluk hâline geldiği belirtilmektedir (AktifElektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855,26/6/2014, § 40).
37.Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından, idarece tesis edilen birişlemde başvurulacak merci ve süresi gösterilmemiş ise yazılı bildirimin süreyibaşlatmayacağı yönünde kararlar verdiği görülmektedir (Danıştay VDDK,E.2013/221, K.2014/88, 19/2/2014; E.2014/613, K.2014/791, 17/09/2014;E.2014/812, K.2014/928, 12/11/2014)
38. Bu durumda, Anayasa’nın 40.maddesinde yer alan ve idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanun yolları vemercilerine başvuracağının ve bunun sürelerinin belirtilmesinin zorunlu olduğukuralına rağmen dava konusu edilen işlemde bu hususlara yer verilmediği içinsüresi içinde dava açamadığına yönelik başvurucu iddiasının ciddi olduğu ve İlkDerece Mahkemesi tarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yoluaşamasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ancak Danıştay Yedinci Dairesinceayrı bir değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılmaksuretiyle temyiz isteminin ve daha sonra karar düzeltme talebinin reddedildiğioysa bu iddianın atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğindeolmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir şekilde kararlarındadeğerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir. Bu nedenle yargılamasüreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
40. Başvurucu, ihlalin ortadankaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
42. Başvuru konusu olayda tespitedilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli kararhakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılamayapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
43. 198,35 TL harç ve 1.500 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun gerekçeli kararhakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlal ve ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin Diyarbakır Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına
15/10/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.