TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DENİZ ŞAHİN VE SUAT İNCEDERE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17260)
Karar Tarihi: 19/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucular
:
1. Deniz ŞAHİN
2. Suat İNCEDERE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucuya gönderilen mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetininihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 20/10/2015 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Komisyonca, başvurucu Suat İncedere'ninadli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
6. Başvurucular tarafından yapılan 2015/18757 ve 2015/17260numaralı başvurular, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunduğuanlaşıldığından birleştirilmiş; incelemeye 2015/17260 numaralı bireysel başvurudosyası üzerinden devam edilmiştir.
7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmuştur. Bakanlık görüşüne karşıbaşvurucular beyanda bulunmamışlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucular, hükümlü olarak Bolu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) bulunmaktadırlar.
11. Başvuruculara Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği(Dernek) tarafından 23/6/2015 tarihinde bir mektup gönderilmiştir. İki sayfalıkmektupta muhataba yöneltilen sorular ile Amaçları,İlkeleri ve Çalışma Metodlarıbaşlıkları altında Derneği tanıtan bir yazıdan oluşmaktadır.
12.Mektubun ilgili kısımları şöyledir:
"Ceza İnfaz Sisteminde Sivil ToplumDerneği(CİSST) cezaevlerinde yaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışanbağımsız bir dernektir..Hasta mapuslarınsorunlarını, doktorlarla,..cezaevi çalışanları ile..tartışarak daha iyi tedavi edilmelerini sağlayacakçözüm önerileri oluşturmaya çalışıyoruz..Hiçbirsoruyu cevaplamak zorunda değildiniz..cevapları kitapolarak,internette veya medyadan yayınlamakistiyoruz...bilgileri paylaşmamızda bir sakınca olup olmadığını ayrıca belirtirseniz..yayınlanmasını istemediğiniz takdirdebilgileriniz kimseyle paylaşılmayacaktır... Kendinizi tanıtırmısınız?(kendinizi istediğiniz gibi tanıtabilirsiniz...).. Ne zamandır Cezaevindesiniz?..Hastalığınız varmı?..Cezaevinde revire çıkmakta,doktorlagörüşmekte sıkıntınız oldu mu?..Cezaevinde olduğunuziçin hastalığınızın teşhisi ve tedavisinde herhangi bir aksama oldu mu?..Sağlık çalışanlarından olumsuz bir tavırlakarşılaştınız mı..Hasta haklarını biliyormusunuz?..."
"AMAÇLARI...Türkiye'de hapishanelerinşartlarını uluslararası standartlara ulaştırmak için sivil toplumun mobilizeedilmesi. Hapishanelerin şeffaflaştırılması... Mapuslarınhaklarının ve özgürlüklerinin korunması..Yazılı vegörsel medya ile sosyal medyanın ve internetin etkin kullanımı yoluylahapishaneler konusunda farkındalık ve hassasiyet yaratılması...İLKELERİ...Sözel,fiziksel ve psikolojik her türlü şiddeti reddeder..Tarafsızdır.Çalışma alanı,riskaltındaki grupların,ayrım yapmaksızın tüm tutuklu,hükümlü ve tahliye sonrası desteğe ihtiyacı olaneski hümlülerin,ceza infaz kurumunda çalışanpersonelin hak,sorun ve ihtiyacını kapsar..ÇALIŞMA METODLARI...Ceza İnfaz Sistemi iyileştirmeçalışmalarına sivil toplum desteğini güçlendirmek...kurumlara arasıkoordinasyonu sağlamak...sivil toplum örgütleriiçin Cezave Tevkif evleri Genel Müdürlüğü ile diyaloga öncülük etmek...Ceza İnfazSistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve biliçlendirmek.Kamuoyıunabülten ve başka yayınlar ile ceza infaz reformu,insanhakları, uluslararası, ulusal ve yerel kurum ve derneklerin aktivitelerihakkında tarafsız ,doğru ve net bilgi iletmek..."
13.İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)23/6/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla posta yoluylagönderilen mektubun alıkonulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesinde,mektubun 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkındaki Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre sakıncalıolduğu belirtilmiştir.
14. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararına karşı Boluİnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 15/7/2015 tarihli kararlareddedilmiştir. Karar gerekçesinde, hükümlü ve tutukluların hakihlalleri veya benzeri olumsuz bir durum ile karşılaştıkları takdirde şikâyetve başvuru mercilerinin kanunda düzenlendiği belirtilmiş ve Derneğinhükümlülere ait kişiselbilgiler hakkında ve cezainfaz kurumunda hak ihlali olup olmadığı hususunda bilgi isteme ve almışoldukları bilgileri yayınlama yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılmıştır.
15. Başvurucular tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşıBolu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 17/9/2015tarihli kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararınınusul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.
16.Nihai karar 19/10/2015 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiştir.
17.Başvurucular 20/10/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV.İLGİLİ HUKUK
18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü vetutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesinedayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucular; mektubun göndericisinin yasalara uygun çalışanve sağlık sorunları hakkında kamuoyunda duyarlılık yaratabilecek bir Dernekolduğunu, kendilerinin de kamuoyuna ulaşabilme olanaklarının sadece bu Dernekolduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca başvurucular; mektup içeriğinin sakıncalıolmadığını, uygulamanın kanuni dayanaktan yoksun ve keyfî olduğunu, yaptıklarıitirazların da haksız olarak reddedildiğini belirterek, haberleşme hürriyetiile yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
21. Bakanlık görüşünde İnfaz Hâkimliğinin kararına atıf yaparakmektupların alıkonulması için ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu, el koymakararının yasanın uygulaması niteliğinde olduğunu belirtilmiştir. Ayrıcauygulamanın Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikteolmadığı veya açık bir keyfîlik içermediği,demokratik bir toplumda gerekli veorantılı olduğudeğerlendirmesi yapılmıştır.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). İddiaların özü, başvuruculara gelen mektubunDisiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; RamazanVural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamaktadır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Haberleşme hürriyeti" kenarbaşlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir.Haberleşmeningizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz....
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
25. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 28-34) kararındahükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezainfaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genelilkeler belirtilmiştir.
26. Disiplin Kurulu, başvuruculara gönderilen mektuplarınsakıncalı olduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıylaanılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetinebir müdahalede bulunulduğu açıktır.
27. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın,Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaçtaşıma, demokratik toplum gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
28. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 5275 sayılıKanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu vedüzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır. Öte yandanhaberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikincifıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
29. Somut olayda, Disiplin Kurulunca mektubun alıkonulma sebebiolarak 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre mektupiçeriğinin sakıncalı olması gösterilmiştir. İlgili Kanun maddesinde,“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmışise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun,Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezainfaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bununda Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 47-51).
30. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurullarıtarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerineuygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göredemokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşruamaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğüsınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özengösterilmelidir.
31. Ayrıca mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarındabulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemliaraçlardan biri olduğu gerçeğini gözönündebulundurarak ceza infaz kurumu yetkilileri, dış dünya ile yeterli bir iletişimsürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteğisunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:2013/2351, 16/9/2015, § 66).
32. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahipoldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bukapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alanifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en azbirini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından dayeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda damektubun içeriğinin ve göndericinin hususi olarak hangi sözlerinin nedensakıncalı olduğunun gerekçede gösterilmesi gerekir.
33. Somut olaya konu iki sayfalık mektubun bir sayfasınınDerneğin amaçlarını, ilkelerini ve çalışma metodlarınıaçıklayan metinden, diğer sayfasının ise Derneğin kısa bir tanıtımı ilemuhataba yöneltilen sorulardan ve bu sorulara ilişkin açıklamalardan oluştuğugörülmektedir. Cevaplandırılması zorunlu tutulmayansorularınbir kısmının mahpusun sağlık durumuna ilişkin kişisel bilgilere yönelik olduğu,bir kısmının iseceza infaz kurumunda sağlık nedeninebağlı varsa yaşanılan sorunlar ve aksaklıklar ile hasta haklarına yönelikolduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Dernek, anket şeklindeki sorulara verilecekcevapların yayınlanması içinmuhatap mahpustan izintalep etmekte ve izin verilmemesi hâlinde kişisel bilgilerin paylaşılmayacağınıda mektupta belirtmektedir (bkz. § 12).
34.Söz konusu mektupta Dernek kendisini ceza infaz kurumundayaşanan her türlü sorunla ilgilenmeye çalışan tarafsız, bağımsız ve yasal birkuruluş olarak tanımlamaktadır. Ayrıca Derneğin hapishanelerinşeffaflaştırılması, şartlarının uluslararası standartlara ulaştırılması vemahpusların haklarının korunması gibi amaçlar çerçevesinde, yazılı ve görselmedyayı da kullanarak, ceza infaz sistemi ve burada yaşanan sorunlar hakkındakamuoyunun bilgilendirmesine ve ceza infaz sisteminin iyileştirilmesine yönelikçalışmalar yapmak üzere kurulduğu belirtilmektedir (bkz. § 12).
35. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut değerlendirmeyapılmamış, sadece 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasınagöre sakıncalı olduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği ise Derneğin hükümlülereait kişisel bilgiler hakkında ve ceza infaz kurumunda hak ihlali olup olmadığıhususunda bilgi isteme ve almış oldukları bilgileri yayınlama yetkisininbulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Disiplin Kurulu ve ilk derecemahkemeleri, mektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının nesuretle sakıncalı olduğunu belirtmedikleri gibi Derneğin mahpuslardan kişiselbilgileri ve ceza infaz kurumunun şartları hakkında bilgi isteme ve bubilgileri yayınlama yetkisinin olmadığına dair gerekçeninyasaldayanaklarına ilişkin de bir açıklama yapmamışlardır. Ayrıca mahpuslarınkendilerine ya da ceza infaz kurumuna dair verdikleri bilgilerinyayınlanmasının mahpusun iznine bağlı olduğu, mektubun göndericisininderneklerle ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş, ceza infaz sistemi alanındafaaliyet gösteren bir dernek olduğu ve cevap olarak Derneğe gönderilecekmektupların ise ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenebileceği hususlarıbirlikte değerlendirildiğinde, mektubun alıkonulmasına dair karargerekçelerinde mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli birgereklilik ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.
36. Ayrıca gerek Disiplin Kurulu kararında gerekse derece mahkemelerininkararlarında, anılan mektubun alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infazkurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan, kişi ve kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgilerin aktarılmasını sağlayan koşullarınbulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu kapsamdabaşvuruya konu mektuba yönelik yapılan müdahalede, mektuba özgükabuledilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığısonucuna varılmış; başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulmasısuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlananhedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda toplumgereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı kanaatinevarılmıştır.
37. Bu gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
39. Başvurucu Suat İncedere 2.000 TLtazminat talep etmiştir. Diğer başvurucu ise maddi ve manevi tazminat talepettiğini belirtmiştir.
40. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
41. Başvuruya konu mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradanuzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yenidenyargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.
42. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara ayrı ayrı takdiren net 2.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucu Deniz Şahin'e ödenmesine kararverilmesi gerekir.
44. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin ihlalin giderilmesi için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı takdirennet 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 226,90 TL bireysel başvuru harcından oluşan yargılamagiderinin başvurucu Deniz Şahin'e ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz HâkimliğineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi içinAdalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.