TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DENİZ KÜRTOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3247)
Karar Tarihi: 28/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Sinan ARMAĞAN
Başvurucu
:
1. Deniz KÜRTOĞLU
2. Güven BOĞA
3. Kazım GÜNBAY
4. Nasırettin ADALI
5. Zuhal SUBAŞİ
Vekili
:
Av. Sevil ARACI BEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gösteriye müdahale sırasında polisin güç kullanması üzerineyaralanma meydana gelmesi ile bu olaya ilişkin olarak etkili bir soruşturmayürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Genel Bilgiler
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, Gezi Parkı olaylarının yıl dönümü nedeniylesendika ve meslek odalarından oluşan bazı sivil toplum kuruluşlarınınçağrısıyla 31/5/2014 günü saat 18.00'de Adana Atatürk Parkı'nda düzenlenengösteriye katılmışlardır. Polis tutanaklarına göre yaklaşık bin kişi gösterialanında toplanmıştır.
9. Gösteriden haberdar olan kolluk güçleri aynı gün saat16.00'dan itibaren söz konusu alanda güvenlik tedbirleri almıştır.Başvuruculardan Güven Boğa'nın da aralarında olduğu gösterici temsilcilerine,park içinde basın açıklaması yapma ve müzikli etkinlik gibi eylemlerdebulunabilecekleri, buna karşın eylemciler içinde saldırgan grupların olduğu,polislere, sivil kişilere ve kamu araçlarına zarar verilebileceği şeklinde istihbari bilgiler aldıklarından yürüyüşe izinverilmeyeceği kolluk tarafından bildirilmiştir. Kolluk, gösterici grup içindekibazı kişilerin yüzleri kapalı şekilde eyleme katıldığını ve daha öncekieylemlerde polise taş atan kişilerin de gösteride bulunduğunu tespit etmiştir.
10. Gezi Parkı'nda hayatlarını kaybedenlerin fotoğraflarınınbulunduğu "BİZ ASLINDA SİZİZ"şeklinde pankartların açılmasıyla Atatürk Parkı içinde 18.00 sıralarındabaşlayan toplantı çeşitli sloganların atılmasıyla devam etmiştir. AtatürkCaddesi üzerine yerleştirilen ses sistemi ve -platform olarak kullanılmak üzere-getirtilen kamyonet aracılığıyla başvuruculardan Güven Boğa ile çeşitli sendikave oda yöneticilerinden oluşan beş kişi konuşmalar yapmış ve saygı duruşundabulunmuştur.
11. Gösterici temsilcilerinden T.M. Sular istikametine yürümekistediklerini fakat kolluğun buna izin vermediğini, bu amaçla yeniden görüşmeyapacaklarını belirterek programın bittiğini gösterici gruba bildirmiştir.
12. Atatürk Parkı'ndaki toplantının bitmesinden sonra -henüzgösterici temsilcileri ile kolluk arasında yürüyüş yapılması konusundamutabakat sağlanmamış iken- parktan çıkarak yürüyüşe geçen, bir kısmının yüzükapalı olan gösterici gruba kolluk tarafından megafon yardımıyla yüksek sesledağılın uyarısı yapılarak yürüyüş izni verilmemiştir. Sesli uyarının içeriği şuşekildedir:
“Yapacağınızbu yürüyüş, kamu güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının huzur vesükûnu, caddenin trafiğe kapatılması yönünden kanuna aykırıdır, basınaçıklaması yapacaksanız, Atatürk Parkında yapabilirsiniz, lütfen dağılalım,Lütfen dağılalım, aksi takdirde müdahale yapılacaktır, gözaltı yapılacaktır,lütfen dağılalım, yapılan yürüyüş 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerikanununa, kamu güvenliği, başkalarının huzur ve sükûnu için yasaktır, kamu veözel şahısların mallarına zarar verilmemesi açısından kanuna aykırıdır.”
13. Grubun uyarıya rağmen yürüyüşe devam etmesi ve kolluktarafından oluşturulan barikatın aşılmaya başlaması üzerine toplumsal olaylaramüdahale araçlarından (TOMA) göstericilere tazyikli su sıkılarak müdahalegerçekleştirilmiştir. İzlenen görüntülerde suyla yapılan müdahalenin 18.47'debaşladığı görülmüştür. Bu anlarda eylemci grup -içlerinde yüzleri kapalıbirtakım kişiler olduğu hâlde- TOMA'lara ve polisleredoğru taş, bilye ve patlayıcı torpil atarak saldırıda bulunmaya başlamıştır.Saldırgan gruba tazyikli suyla müdahale edilince gruptaki kişiler ara sokaklarave park içine kaçarak uzaklaşmış fakat saldırgan eylemlerine devam etmişlerdir.
14. Kolluk tarafından hazırlanan 31/5/2014 tarihli tutanağa göregöstericilerle kolluk arasında yürüyüş konusunda yeniden başlayan görüşmelersürerken tazyikli suyla yapılan müdahaleye rağmen göstericilerden bir kısmıcadde üzerinde pankart açarak yürüyüşe devam etmekte ısrarcı olmuş ve aynızamanda hem TOMA'lara hem de müzakere yürütülen alanataş ve bilye atmayı sürdürmüşlerdir. Bu sırada göstericilerden O.T. tazyikli susıkan TOMA'lardan birinin üstüne çıkarak sutabancasına müdahalede bulunmuş ve yumruğunu yukarı kaldırarak slogan atmayabaşlamıştır. Bu kişinin kolluk tarafından yakalanması üzerine diğergöstericilerin O.T.yi polisin elinden alıpuzaklaştırmak istedikleri fakat polis tarafından bu kişilerin de yakalandığı,yakalama sırasında bu kişilerin direnmesi üzerine kollarından ve bacaklarındantutulup kaldırılarak dirençlerinin kırıldığı tutanak altına alınmıştır. Bununlabirlikte söz konusu tutanağa göre olay yerinde bulunan Çevik Kuvvet personelitaşlı saldırıyı bertaraf edip grubu dağıtmak amacıyla ayrıca gaz ve kalkanlarlamüdahale gerçekleştirmiştir.
15. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından teminedilen ve Anayasa Mahkemesince izlenen olaya ilişkin görüntülerde parktancaddeye çıkmaya çalışan ve polis müdahalesiyle karşılaşan gösterici gruptanonlarca kişinin ellerine geçirdiği yabancı cisimleri TOMA'larave kolluğa fırlatması üzerine cadde üzerinde bulunan TOMA'larınsu sıkarak yaklaşık on beş dakika boyunca bu kişilere müdahale ettiğigörülmüştür. Saat 18.55'te polislerin kalkan ve coplarla saldıran kişileremüdahale ederek parkın içine doğru süpürmek suretiyle grubu dağıttığı, 19.05civarında göstericilerin yeniden parkın içinde ve caddeye yakın olankısımlarında toplandığı, 19.35'te polisin bir kez daha göstericilere coplarlamüdahale ederek kalabalığı parkın iç kısımlarına doğru dağıttığı görülmektedir.Saat 20.00 sıralarında artık park içinde büyük gösterici grupların kalmadığıanlaşılmıştır.
16. Görüntülerde ayrıca saat 18.54'te -polis tutanaklarında dabelirtilen (bkz. § 14)- O.T. isimli göstericinin TOMA'yaçıkarak su tabancasına müdahale ettiği, sonrasında araçtan atlayarak aşağıyaindiği, söz konusu göstericinin polislerce yakalanmasını engellemeye çalışanbaşvurucu Zühal'in ve yanındakilerin kolluk tarafından etkisiz hâle getirilmeyeve gözaltına alınmaya çalışıldığı, bu esnada etrafta polis ve göstericilerdenoluşan yaklaşık 20 kişilik grubun gözaltı işlemi konusunda birbirleriylefiziksel bir mücadele içinde olduğu ve kargaşa yaşandığı, polisler tarafındankollarından ve bacaklarından tutulup havaya kaldırılarak götürüldüğü sıradaZuhal Subaşi'nin polislerden birinin elinden kayaraksırtüstü yere düştüğü görülmüştür. Yine başvuruculardan NasırettinAdalı'nın gözaltına alınmaya çalışılan birgöstericinin yakalanmasına müdahale etmesi üzerine bu kez kendisinin polislertarafından yakalandığı, yakalama işlemi sırasında direnmesi üzerinebaşvurucunun kollarından ve boynundan tutularak birkaç polis tarafından etkisizhâle getirildiği ve polis aracına götürüldüğü izlenmiştir.
17. Bunlar dışında görüntülerde başvuruculardan Zühal Subaşi'nin gözaltına alınmadan önce birkaç kişi ilebirlikte ellerinde tuttuğu dövizle cadde üzerinde yürüdüğü sırada üzerilerine TOMA'dan susıkıldığı, bu esnada ellerindeki dövizi kendilerine siper ettiklerigörülmektedir. Başvurucu Zühal Subaşi'nin bu anlardayere düşmediği, suyun tazyiki sebebiyle yanındakilerle birlikte geriye doğruyönelmek zorunda kaldığı anlaşılmaktadır. İzlenen görüntülerde diğerbaşvurucuların tazyikli suya doğrudan maruz kalmadıkları, başvuruculardan Nasırettin Adalı, Kazım Günbay ve Deniz Kürtoğlu'nunkimi zaman suyla müdahale edilen caddedeki kalabalığın içinde, kimi zamancaddeye çıkma hazırlığında olan grubun yakınlarında bulunduğu görülmüştür.
18. Kolluk tarafından hazırlanan tutanaklarda; meydana gelenolaylarda beş polis memurunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekildeyaralandığı, bir polis aracı ile bir sivil aracın bagaj camlarının kırıldığı,göstericiler tarafından kullanıldığı değerlendirilen 26 bilye, bir büyük bilye,bir tane kırmızı renkli torpil ve bir adet sarı renkli plastik parçanın olayyerinde ele geçirildiği tespit edilmiştir. Olaylar sırasında dağılmamaktadirenen, kolluğa, sivillere veya kamuya ait araçlara saldırı gerçekleştirenotuz dört kişi yakalanmıştır. Güven Boğa haricindeki diğer başvurucular dayakalananlar arasındadır.
B. Başvurucular AleyhindeYürütülen Adli Soruşturma Süreci
19. Yakalanan başvurucular hakkında gözaltına alınmadan önceAdana Devlet Hastanesinde adli muayene raporları düzenlenmiştir. BaşvuruculardanZühal Subaşi için düzenlenen 31/5/2014 tarihliraporun içeriği şu şekildedir:
"Ensede yaklaşık 2x3 cm.likhiperemik lezyon, lomberbölgede hassasiyet ve 7x10 cm.lik alanda hiperemik lezyon mevcut"
20. Başvuruculardan Nasırettin Adalı, KazımGünbay ve Deniz Kürtoğlu için aynı tarihte düzenlenenraporlarda sırasıyla aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
"Üst dudak sağda 0,25 cm çaplı ödem, sol skapula altta yaklaşık 3x5 cm. çapta hiperemiklezyon mevcut"
"Boğazda ağrı beyanı mevcut, oksipital bölgede 2.5 cm. çapta laserasyonmevcut"
"Sağ [okunamadı] bölgede yaklaşık 2x2 cm.likhassasiyet olduğu, sağ göz lateralde yaklaşık 2x2 cm.lik alanda cilt altı ödemi mevcut, boyunda hassasiyet veödem mevcut, burun üstünde yaklaşık 1x1 cm.lik ekimoz mevcut, beyin cerrahi konsültasyonu istendi, [sonuç] doğal"
21. Başvurucular bir gün gözaltında tutulmuş, ertesi gün ifadevermek amacıyla Savcılığa götürülmüşlerdir. Başvuruculardan Kazım Günbay ve Nasırettin Adalı avukat eşliğinde emniyette ifade vermiş,Zühal Subaşi ve Deniz Kürtoğluise susma haklarını kullanmıştır. Kazım Günbay ve NasırettinAdalı'nın kolluk ifadeleri sırasıyla şöyledir:
"Ben bana sorulan tarih ve saatte AtatürkParkına yasal hakkım olan basın açıklamasına gittim ve burada bulundum, benherhangi bir şekilde polise saldırmadım ve taş atmadım, burada oluşankargaşadan dolayı polis beni gözaltına aldı ve olay yerinde beni darp etti,daha sonra Emniyet Müdürlüğüne getirdiler."
"Ben 31/5/2014 günü saat:19.00sıralarında, İlimiz Atatürk Parkında yapılan basın açıklamasını dinledim, basınaçıklaması bitiminde grup dağılacağı esnada polis gruba müdahale etti dahasonra polisler beni gözaltına aldıkları sırada polisler bana hakaret ettiler vedarp ettiler bu esnada başımdan yaralandım beni daha sonra Emniyet Müdürlüğünegetirdiler."
22. Başvuruculardan Zühal Subaşi veDeniz Kürtoğlu avukatları eşliğinde Cumhuriyetsavcısına verdikleri ifadelerinde sırasıyla şunları söylemişlerdir:
"Gezi parkı yıl dönümü nedeniyledüzenlenen etkinliklere katıldım, biz orada dururken polis aniden saldırdı, susıktılar, biber gazı sıktılar, toma aracın üstüneçıkan [O.yu] tanırım poliskendisine şiddet uyguluyordu, bende bunu önlemeye çalıştım, polis bana da vurdudoktor raporunda bu yaralanmalarım belirtilmişti şikayetçi olacağım, benimpolise yönelik herhangi bir saldırgan davranışım olmadı."
"Ben gezi parkı olaylarının yıl dönümünedeniyle düzenlenen faaliyetlere katıldım, slogan attım, türkü söyledim, halayakatıldım, bunun dışında herhangi bir saldırı olayına karışmadım, banagösterdiğiniz resimde yüzü kırmızı bezle kapalı ve elinde taş olduğu belirtilenkişi ben değilim kim olduğunuda bilmiyorum, suçlamayıkabul etmiyorum."
23. Başvuruculardan Deniz Kürtoğlu veKazım Günbay Savcılıktaki ifadelerinin ardından görevi yaptırmamak içindirenme, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu'na muhalefet etme suçlarından tutuklanmaları talebiyle -başvuruculardışındaki dört kişiyle birlikte- mahkemeye sevk edilmiş; diğer başvurucular iseserbest bırakılmıştır. Başvurucu Deniz Kürtoğlu'nunsorgu tutanağındaki ifadesi şu şekildedir:
"İnternet ortamından demokratik hakkımıkullanmak üzere toplantıya katıldım kesinlikle polise mukavemet etmedim, yasayaaykırılık yapmadım demokratik hakkımı kullandım.
[Dosyadaki fotoğraflargösterilmesi üzerine] fotoğrafta burnundanitibaren kırmızı bez ile kapalı olan kişi ben olup olmadığımdan emin değilimbir ara biber gazı sıkıldığında burnumu orada bulunan bir çocuğun verdiği bezile kapatmıştım ancak rengini hatırlamıyorum o kişinin ben olup olmadığımdanemin değilim."
24. Başvurucu Kazım Günbay sorgusunda şu şekilde beyandabulunmuştur:
"Basın açıklaması vardı, basın açıklamasıbittikten sonra polisler saldırdılar bunun üzerine diğer yöne gittik o taraftanda tomalar saldırdı, buşekilde tomalarla polisler arasında gidip geldikbunun üzerine ağaçların toprağında bulunan mucur tabir edilen küçük taşparçalarını tomaların üzerine doğru serpiştirdimbunun dışında başka bir direnmem suç işlemem söz konusu değildir, olaysırasında yaralandım rapor aldım suçsuzum serbest bırakılmamı isterim.
[Dosyadaki fotoğraflargösterilmesi üzerine] Fotoğraftaki kişibenim elimdeki taş değil mucur parçaları."
25. Başvurucuların sorgusunun ardından Adana 8. Sulh CezaMahkemesi, tutuklama talebinin reddine ve başvurucuların serbestbırakılmalarına karar vermiştır.
26. Soruşturma kapsamında üç polis memuru tarafından gösterisırasında yaşananlara ilişkin kamera kayıtları izlenerek yirmi iki şüphelininolaylar sırasındaki bazı eylemleri belirlenmeye çalışılmış, aynı zamandagörüntülerdeki kişilerin yakalanan kişilerle -aynı kişi olup olmadığını anlamakiçin- eşleştirmesi yapılmıştır. Bu kapsamda düzenlenen 31/5/2014 tarihlitutanaklarda görüntülerdeki kişilerle başvurucuların eşleştiği belirtildiktensonra başvuruculardan Deniz Kürtoğlu'nun söz konusueyleme katıldığı, eylem sırasında yüzünü kapattığı, eline aldığı taş ile TOMA'ya vurduğu, TOMA'nıngöstericilerin dağılması amacıyla sıkmış olduğu suya rağmen Zuhal Subaşi'nin Atatürk Caddesi'nde pankart açarak dağılmamaktadirendiği, TOMA'nın üstüne çıkan O.T.ninyakalanmaması amacıyla polisin elinden bu kişiyi almaya çalıştığı, KazımGünbay'ın söz konusu eyleme katıldığı, eylem sırasında polise ve polisaraçlarına taşla saldırdığı tespit edilmiştir.
27. Savcılık yürüttüğü soruşturma sonucunda -suça sürüklenençocuklar için ayrılan soruşturma dışında- başvuruculardan Zühal Subaşi, Deniz Kürtoğlu, KazımGünbay ve Nasırettin Adalı'ylabirlikte toplam yirmi dört şüpheli hakkında yasa dışı gösteriye katılma vedağılmaları yönünde yapılan çağrılara uymamak suretiyle kolluk görevlilerinedirenme, ayrıca başvuruculardan Kazım Günbay ve Deniz Kürtoğluile birlikte toplam altı şüpheli hakkında ise kamu malına zarar vermesuçlarından 2/4/2015 tarihinde iddianame düzenlemiştir. Söz konusu iddianameninilgili kısımları şu şekildedir:
"...
31.05.2014 tarihinde Atatürk Parkında veAtatürk Caddesi üzerinde yapılan eylemde çekilen kamera görüntüleri vefotoğraflarda tespiti yapılan şahıslardan;
2- Deniz KÜRTOĞLU isimli şüphelinin; sözkonusu eyleme katıldığı, eylem sırasında yüzünü kapattığı ve eline aldığı taşile TOMA aracına vurduğu ,
3- Zuhal SUBAŞİisimlişüphelinin; eylem sırasındadağılmaları amacıyla TOMA aracının sıkmış olduğu suya rağmen Atatürk Caddesindepankart açarak dağılmamakta direndiği ve TOMA aracının üstüne çıkan O.T.nin yakalanmaması amacıyla polisin elinden almayaçalıştığı,
...
6- Kazım GÜNBAY isimli şüphelinin; söz konusueyleme katıldığı, eylem sırasında polise ve polis araçlarına taşla saldırdığı,
...
Bu suretle tüm şüphelilerin kanuna aykırıtoplantı veya gösteri yürüyüşlerine katıldıkları gibi, kolluk görevlilerinceyapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettikleri, ayrıcayapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebirkullanılarak direndikleri, bununla şüphelilerin birden fazla kişi tarafındanbirlikte kamu görevlisi olan polis memurlarına karşı görevlerini yapmalarınıengellemek amacıyla cebir kullandıkları ve bu şekilde üzerlerine atılı suçlarıişledikleri Olay Tutanağı, CD İzleme Tutanağı, Tespit Tutanağı, Megafon İkazTutanağı, Twitter Çıktıları, Şüpheli İfadeTutanakları, Müşteki İfade Tutanakları, Olay Yeri Tutanağı, Doktor Raporları,Olay Yeri İnceleme Raporu, Olay Yeri Krokisi ve tüm dosya kapsamındananlaşılmıştır.
..."
28. Söz konusu iddianameye konu yargılamaya Adana 3. Asliye CezaMahkemesinde başlanmış olup yargılama derdesttir. İzlenen görüntülerdekitespitlerin (bkz. § 16) söz konusu Mahkemenin dosyası için hazırlanan 3/6/2017tarihli bilirkişi raporuna da yansımış olduğu UYAP ortamında yapılan kontroldeanlaşılmıştır.
C. BaşvurucularınŞikâyetine İlişkin Adli Soruşturma Süreci
29. Başvurucular avukatları aracılığıyla 13/6/2014 tarihindeSavcılığa verdikleri şikâyet dilekçesinde özetle 31/5/2014 tarihinde AtatürkParkı'nda katıldıkları barışçıl gösteriye polisin hiçbir uyarı yapmaksızıntazyikli/ilaçlı su, plastik mermi, gaz bombası ve cop kullanarak müdahaleettiğini, orantısız müdahale sırasında kullanılan tazyikli/ilaçlı su ve copnedeniyle yaralandıklarını belirtmişlerdir. Güven Boğa dışındaki başvurucular ayrıcagözaltına alınırken darbedildikleri gibi gözaltınaalınmalarından sonra da bindirildikleri araçta şiddet gördüklerini, ayrıcabaşvuruculardan Zuhal Subaşi'nin gözaltınaalınmasından önce AKREP olarak adlandırılan araca bindirildiğini ve orada da darbedildiğini, darbedilmesırasında kolluğun tehdit ve hakaretlerine maruz kaldıklarını ilerisürmüşlerdir. Başvurucular Adana Emniyet Müdürü, Adana Emniyet Güvenlik ŞubeMüdürü ve gösteri sırasında görevli olan polis amiri ve memurlardan kötümuamele, yaralama, görevi kötüye kullanma, barışçıl gösteriye müdahale veorantısız güç kullanma suçlarını işledikleri gerekçesiyle şikâyetçiolmuşlardır.
30. Savcılık başvurucuların gözaltına alınmaları nedeniylehaklarında düzenlenen sağlık raporlarını göndererek Adana Adli Tıp KurumuBaşkanlığından (ATK) kesin rapor hazırlanmasını istemiştir. ATK'nın27/11/2014 tarihli raporlarında her bir başvurucunun yaralanmaları ayrı ayrıincelenmiş ve neticede tüm yaralanmaların basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
31. Savcılık, Adana Emniyet Müdürü hakkındaki soruşturmayıtefrik edip yeni soruşturma dosyası üzerinden soruşturma izni verilmesi içinAdana Valiliğine talepte bulunmuştur. Adana Valiliğinin soruşturma izniverilmemesine ilişkin 4/8/2014 tarihli kararına başvurucuların yaptığı itirazAdana Bölge İdare Mahkemesinin 15/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
32. Başvurucular tarafından sunulan ve kolluk tarafından eldeedilen, olaylara ilişkin görüntüler bilirkişiye tevdi edilerek başvurucularınkötü muamele, hakaret ve tehdit iddialarına ilişkin bir görüntü elde edilipedilemeyeceğinin belirlenmesi amacıyla bilirkişiden rapor hazırlamasıistenmiştir.
33. Savcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında başvurucuların veyaşikâyet olunan kamu görevlilerinin ifadelerini almamış, 8/12/2014 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Verilen kararın ilgili kısımlarışu şekildedir:
"...
Müştekilerden Güven Boğa hakkında darbailişkin delil bulunmadığı, diğer müştekilerin BTMilegiderilebilir şekilde yaralandıklarına dair rapor düzenlendiği,
C. Başsavcılığımızın 2014/36070 soruşturmasayılı evrakının yapılan incelenmesinde;
...
Şüphelilerden Deniz KÜRTOĞLU'nunsöz konusu eyleme katıldığı, eylem sırasında yüzünü kapattığı ve eline aldığıtaş ile TOMA aracına vurduğunun,
Zuhal SUBAŞİ isimli şüphelinin; Eylemsırasında dağılmaları amacıyla TOMA aracının sıkmış olduğu suya rağmen AtatürkCaddesinde pankart açarak dağılmamakta direndiği ve TOMA aracının üstüne çıkan O.T.nin yakalanmaması amacıyla polisin elinden almayaçalıştığının, eylem sırasında dağılmaları amacıyla TOMA aracının sıkmış olduğusuya rağmen dağılmamakta direndiği ve TOMA aracının üstüne çıkan O.T.nin yakalanmaması amacıyla polisin elinden almaya çalıştığının,
Kazım GÜNBAY isimli şüphelinin; Söz konusueyleme katıldığı, eylem sırasında polise ve polis araçlarına taşlasaldırdığının tespit edildiği
...
Eyleme katılanların en demokratik hakları olanbasın açıklaması ve anma programı düzenlemeleri ve bu eylemlerini Atatürkparkında yapmalarına herhangi bir kısıtlama getirilmeyerek, ayrıca ses cihazıile kendilerini anlatmalarına ve anma toplantısını güvenlik içinde yapmalarıamacıyla gerekli tüm güvenlik önlemleri de alındığı,
Yürüyüş yapılmak istenen alanın Valilik Makamıtarafından ilan edilen yürüyüş güzergahları arasında bulunmadığı ve bu yürüyüşve etkinlik içinde herhangi bir müracaatın olmadığı,
KESK dönüm sözcüsü T.M. Atatürk Parkındayapılan program sonrasında, polisle yaptıkları görüşmede yürüyüşe izinverilmediğini, ancak kendilerinin yürümek istediklerini, polislegörüşeceklerini beyan etmeleri nedeniyle programa katılan tüm şahıslar yürüyüşepolisin izin vermediğini öğrenmelerine rağmen, program sonrasında hemenyürüyüşe geçmeleri üzerine KESK Dönem Sözcüsü yürüyüşe izin verilmedi uyarısıve polis tarafından ses yükselten cihazla yapılan uyarı ve ikaza rağmenyürüyüşten vazgeçmemeleri üzerine TOMA aracı ile su sıkılarak grup dağıtılmayaçalışıldığı, yapılan bu müdahaleye rağmen dağılmayan gruba çevik kuvvetpersoneli gaz atarak ve kalkanları ile müdahalede bulunarak grubudağıtılabildiği,
Bu grupların, Atatürk Parkı ve Atatürk Caddesiüzerinde görev yapan personele taşlı, bilyeli ve patlayıcı torpil ataraksaldırıları sonrasında, cadde ve parka vatandaşın ve araçların girilmesiniengelleyerek kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeliolacak biçimde ve kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzdaeylemlere sebep oldukları, kamu malına zarar verdikleri, kasten polise yapılansaldırılarda (5) güvenlik personelini yaraladıklarının bildirildiği,
Müştekilerin, güvenlik görevlilerince yapılanuyarılara rağmen eyleme katılarak yaralanmalarının zor kullanma yetkisi sonucumeydana geldiği, şüpheli personelin zor kullanma yetkisinin aştıklarına dairdelil bulunmadığı, keza müştekilerin hakaret ve tehdide uğradıklarına dairiddia dışında delil bulunmadığı evrak kapsamından anlaşılmakla,
Şüpheliler hakkında KOVUŞTURMAYA YEROLMADIĞINA... [karar verildi.]
34. Başvurucular vekilinin Savcılığın söz konusu kararınayaptığı itiraz, Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/1/2015 tarihli kararıylakesin olarak reddedilmiştir. Karar23/1/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.
35. Başvurucular 23/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
36. İlgili hukuk için bkz. ÖzlemKır (B. No: 2014/5097, 28/9/2016, §§ 22-30) ve Ali Ulvi Atunelli(B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §§ 29-38) başvuruları hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucular, Savcılığa verdikleri dilekçedeki (bkz. § 29)iddialarını tekrarlayarak bu hususta yaptıkları şikâyet hakkında tanıkdinlenmeden ve olay görüntüleri incelenmeden, faillerin beyanlarına itibaredilerek, eksik incelemeyle Savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına kararverildiğini, ayrıca Sulh Ceza Hâkimliğinin matbu gerekçelerle itirazlarınıreddettiğini dile getirmektedir. Başvurucular, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin 3., 5., 6., 10., 11., 13. ve 41. maddelerinde güvence altınaalınan hak ve ilkelerin ihlal edildiğini de ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
39. Anayasa’nın 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevîvarlığı
Madde 17 - Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
40. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların bu bölümde ileri sürdüğüiddiaların tümünün Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağı kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve bu kapsamdainceleme yapılmıştır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
i. Başvurucu Güven BoğaYönünden
41. Başvurucu; katıldığı gösteriye gereksiz ve orantısızmüdahale eden kolluğun kullandığı cop ve ilaçlı/tazyikli su nedeniyleyaralandığını, buna ilişkin şikâyeti hakkında etkili bir soruşturmayürütülmediğini iddia etmektedir.
42.Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, Anayasa’nın 17.maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insanonurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyetyapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleyetabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
43. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine nedenolmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygıgösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 81).
44. Bununla birlikte bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında kalabilmesi için asgari bir ağırlık derecesineulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somutkoşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi,bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibifaktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkatealınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu biranda meydana gelip gelmediği de gözönündebulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 83).
45. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenemez. Bubağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut iddiaya dayananşüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıtyeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirkenilgililerin süreçteki tutumları da hesaba katılmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
46. Başvurucu, polisin müdahalesi yüzünden yaralandığına ilişkinherhangi bir adli muayene raporu sunmamış veya yaralanmanın niteliğine ilişkinbir açıklama yapmamıştır. Başvurucunun söz konusu şikâyetleri kapsamındasoruşturma dosyasında iddiaların gerçekliğini ortaya koyan ve AnayasaMahkemesince inceleme yapılmasını gerektiren nitelikte bir veribulunmamaktadır. Başvurucunun somut delillerle desteklenmeyen iddialarınınsavunulabilir olduğundan söz etmek mümkün değildir.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Diğer BaşvurucularYönünden
48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
49. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahip olduğu Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.Üçüncü fıkrasında da kimseye işkenceve eziyet yapılamayacağı,kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan cezaveya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 80).
50. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, § 81).
51. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenemez. Bubağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.İddia edilen olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için soyut iddiayadayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki birkanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirkenilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
52. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedenselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydanagelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
53. Belirtilmelidir ki Anayasa'nın 17. maddesi, bir yakalamayıgerçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak bu tür bir güç,sadece kaçınılmaz ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilmektedir. Ayrıcakişinin kendi davranışından veya tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmakkesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu neviden fiiller prensip olarakAnayasa'nın 17. maddesinde belirtilen yasağı ihlal edecektir. Buna göreyakalama sırasında kötü muamele yapıldığı iddiaları değerlendirilirken güçkullanmayı gerektiren bir durumun olup olmadığı ve kullanılan gücün orantılıolup olmadığı gözetilmelidir (Gülşah Öztürkve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 52).
54. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleritarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabuledilebilmektedir. Bu kapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayıgerektiren durumlarda ve gösteriye katılanların kendi tutumundan dolayıfiziksel güce başvurmak mümkündür. Ancak bu durumda dahi bu tür bir güce sadecekaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla başvurulabilir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:2013/3924, 6/1/2015, § 82).
ii. İlkelerin Somut OlayaUygulanması
55. Somut olayda başvurucular, Gezi Parkı olayları olarakbilinen olayların yıl dönümünde gerçekleştirilen gösteriye gerekmediği hâldekolluğun müdahale etmesi nedeniyle yaralandıklarını, yine gözaltına alınmalarısırasında ve sonrasında polisler tarafından hakaret ve tehdit edilerek darbedildiklerini ileri sürmüşlerdir. Başvurucularınyaşanan olayların üzerinden yaklaşık iki hafta geçtikten sonra yaptıklarışikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, meydana gelen yaralanmalarınkolluk tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekle birlikte zor kullanmayetkisinin aşıldığına ilişkin delil bulunmamasına dayanılarak kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir (bkz. § 33). Dolayısıyla başvurucularınyaralanmalarının güvenlik güçlerinin müdahalesi ile gerçekleştiği konusundaherhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda Anayasa Mahkemesinceincelemesi gereken husus polis müdahalesinin gerekli olup olmadığı ve gerekliise ölçülü olup olmadığıdır.
56. Başvurucuların değişik sivil toplum örgütlerinin çağrısıkapsamında katıldıkları gösteride hangi andan itibaren bulundukları tespitedilememiş, başvurucular da buna ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır. Aynızamanda hem soruşturma dosyasındaki evraklarda hem de izlenen görüntülerdebaşvurucuların birlikte hareket ettikleri veya aralarında gösteriye katılmakdışında ortak bir bağ bulunup bulunmadığı anlaşılamamıştır. Dolayısıylabaşvurucuları ve ileri sürdükleri iddiaları birbirlerinden bağımsız olarakdeğerlendirmek gerekmektedir.
57. Güvenlik güçlerinin aldığı tedbirler kapsamında gösteriyemüdahalenin gerekliliği değerlendirilirken gözetilmesi gereken en önemli hususgösterinin barışçıl olup olmadığının tespit edilmesidir. Öte yandan barışçılolarak başlamış bir toplantının aynı yönde devam edip etmediği de önemtaşımaktadır. Gösterinin barışçıl olup olmadığı hususu kötü muamele yasağıkapsamında güvenlik güçlerinin müdahalesinin gerekliliği için önemli bir kriterolmakla beraber barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında bir eylem olup olmadığı açısından da gözetilmesi gereken birhusustur. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile 34. maddesininkesiştiği bu alanın belirlenmesi önemlidir (AliUlvi Atunelli, § 65).
58. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkilimakamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabuledilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göredeğişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme veuygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK],B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 81).
59. Yapılacak değerlendirmede başvurucuların şiddetebaşvurmaması nedeniyle müdahale edilmemesi gereken kişiler olması hâlinde dahimüdahale sırasında ortaya çıkan panik ve kargaşadan etkilenmelerinin mümkünolduğu gözetilmelidir. Bu tür durumlarda kolluk görevlilerinin kontrollühareket etmesi ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerinmüdahaleden etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alması beklenir. Ancakmüdahalenin oluşturduğu kargaşa ve panik ortamında bu tedbirlerin kollukgörevlileri tarafından her zaman mutlak olarak uygulanmasının zorluğu da kabuledilmelidir (benzer bir karar için bkz. AliRıza Özer ve diğerleri, § 94).
60. Adana Emniyet Müdürlüğünün olaya ilişkin tutanaklarına göre18.00 sıralarında Atatürk Parkı içinde başlayan, yaklaşık bin kişinin katıldığıtoplantıda çeşitli pankartlar açılıp sloganlar atılmış ve altı kişi konuşmalaryapmıştır. Konuşmaların bitmesini müteakip gösteri temsilcilerinden T.M.bulundukları parktan çıkarak Sular istikametine yürümek istediklerini fakatemniyet güçlerinin izin vermediğini, bu amaçla yeniden görüşme yapacaklarınıbelirterek toplantının bittiğini kalabalığa duyurmuştur. Gösterici temsilcileriile emniyet güçleri arasında yürüyüş konusunda yapılan müzakerelerde henüz birsonuç alınmamış iken gösterici grubun bir kısmı caddeye çıkıp polis barikatınıaşmaya başlayınca sesli uyarı yapılmış, sonrasında TOMA'dantazyikli su sıkılarak müdahale gerçekleştirilmiştir. Tutulan tutanak ve sesliuyarı içeriğinden yürüyüş izni verilmemesi; göstericiler içinde yüzleri kapalıkişiler bulunması, toplantıya marjinal grupların katılması, daha öncekieylemlerde yüzlerini kapatarak taşlı saldırılar gerçekleştirilenlerin detoplantıya katıldığının tespit edilmesi ve yürüyüş yapılacak caddedeki trafiğinkapanacak olması temelinde açıklanmıştır. Kolluk bu gerekçelerle kamu düzenininve güvenliğinin tehlikeye düşecek olmasını gözetmiştir.
61. İçlerinde yüzleri kapalı insanlar bulunan yaklaşık binkişilik bir grubun akan bir trafikte şehrin ana caddesinde yürüyüş yapmakistemesinin hem gösterici grubun hem de çevredeki halkın güvenliğininsağlanması adına potansiyel riskler içerdiği soyut bir değerlendirmeninötesinde gerçeklik taşımaktadır. Somut olayın koşulları bağlamında yürüyüşünneden olacağı güvenlik riskine yönelik olarak idari makamların taşıdığıkaygılar yersiz değildir. Öte yandan kolluk güçlerinin istendiği takdirdeparkta basın açıklaması yapılmasının bir sorun oluşturmayacağını göstericigruba sesli uyarıyla hatırlattığı da vurgulanmalıdır. Dolayısıyla kollukgüçlerinin yürüyüş yapmaya başlayan gruba tazyikli su sıkmayı tercih ederekmüdahale etmesinin gereksiz olduğundan bahsedilemez. Kolluğun müdahalesisonrasında yürüyüş yapmak isteyen gösterici grubun taş ve sopa gibi cisimlerikolluğa ve kolluğa ait araçlara fırlattığı gözlemlenmiştir.
62. Gösterinin kamusal düzenin sağlanması için dağıtılmasınıntek başına başvurucuların maruz kaldığı müdahalenin şiddetini haklı göstermeyeyetmeyeceği açıktır (Özge Özgürengin, B.No: 2014/5218, 19/4/2018, § 66). Yürüyüş yapmak isteyen gruba tazyikli suylayapılan müdahalenin gerekli olduğu tespit edilmekle birlikte başvurucuların bumüdahale kapsamındaki iddialarının değerlendirmesi gerekmektedir. Başvurucular TOMA'dan sıkılan tazyikli/ilaçlı su, ayrıca kullanılan copnedeniyle yaralandıklarını iddia etmekle birlikte gösterinin hangi anında, neşekilde ve kimler tarafından yaralandıklarını ayrıntılı ve anlaşılır şekildebelirtmemişlerdir. Öncelikle vurgulanmalıdır ki dosyadaki görüntü, bilgi vebelgelerin incelenmesi neticesinde suyun kimyasal bileşimi konusunda hem kolluktarafından sağlanan belgelerde hem de başvurucuların sunduğu belgelerdeherhangi bir kayıt bulunmadığından sıkılan suyun kimyasal bileşimi konusundakiiddialar hakkında ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır (benzer yöndeki birdeğerlendirme için bkz. Güven Boğa, B.No: 2014/17222, 3/7/2019, § 64). Bununla birlikte hem görüntülerde hem desoruşturma dosyasına yansıyan belgelerde başvurucuların dağılmaları amacıylakolluk tarafından cop kullanılarak darbedildikleritespit edilmemiştir. Kaldı ki başvurucuların adli muayene raporlarında ancakcop kullanılması neticesinde oluşabilecek türden bir yaralanma meydanageldiğinin saptamasını yapmak da mümkün görünmemektedir. Görüntülerdebaşvuruculardan Zühal Subaşi'nin yanında birkaç kişiolduğu hâlde ellerinde tuttukları dövizi kendilerine siper ederek caddedeyürüdükleri esnada üzerilerine TOMA'dansu sıkıldığı görülmektedir. Başvurucunun bu anlarda yere düşmediği, sadecesuyun tazyiki sebebiyle yanındakilerle birlikte geriye doğru yönelmek zorundakaldığı anlaşılmaktadır. Elindeki dövizle, izin verilmeyen bir yürüyüşe ısrarladevam etmek isteyen başvurucu Zühal Subaşi'nin deiçinde bulunduğu gruba tazyikli su sıkılarak engel olunmasının gereksiz veyaorantısız olduğu söylenemez. Bunun yanında diğer başvurucuların tazyikli sudanetkilenerek yaralandıklarına ilişkin başkaca bir görüntü veya tespitbulunmadığından meydana gelen yaralanmaların ileri sürülen diğer iddialarkapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
63. Başvurucular hem gözaltına alınmaları sırasında hem dekonuldukları araçta şiddet görerek darbedildikleriniileri sürmüşlerdir. Başvurucular yakalanıp gözaltına alındıktan sonra polisaracında darbedildiklerini dile getirmiş iseler de buhususa ilişkin açık ve ayrıntılı bir anlatımda bulunmamışlardır. Keza başvurucuZühal Subaşi'nin Akrep olarak adlandırılan araçta darbedildiği iddiası da net ve anlaşılır bir tarzdaaçıklanmamıştır. Darp sırasında yanlarında kimler olduğu, olayın faillerininteşhise yarar, ayırt edici bir özelliği olup olmadığı veya eylemin hangivasıtalarla, ne şekilde gerçekleştirildiği konusunda bir izahta bulunmayanbaşvurucuların yakalanmaları sırasında meydana gelen yaralanmalarıyla araçtakidarp sırasında vücutlarında oluşan yaralanmalarının farkıyla ilgili olarak dabir beyanları bulunmamaktadır. Ayrıca götürüldükleri hastanede düzenlenenraporlar üzerinden de aradaki farkın ortaya konularak bu iddianınsomutlaştırılabilmesi mümkün görünmemektedir. Bunun yanında başvurucular,polisin kendilerine hakaret ve tehdit içeren sözler söylediğine ilişkin olarakiddialarını incelemeye değer kılacak herhangi bir delil sunmamışlardır.Dolayısıyla başvurucuların iddiaları, polisin başvurucuları yakalayıp gözaltınaaldığı sırasında gerçekleştiğinin kabulü ve düzenlenen sağlık raporlarıçerçevesinde incelenmiştir (benzer bir değerlendirme için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 54) .
64. Başvuru konusu olayda polisin zor kullanma yetkisini, başkabir ifade ile güç kullanmasını gerektiren bir durum olup olmadığıdeğerlendirilirken öncelikle başvurucuların olay esnasındaki tutumu esasalınmalıdır. Bu değerlendirmede başvurucuların gözaltına alınmasının gerekipgerekmediği -tek başına- kötü muamele yasağının incelemesi açısından önemlideğildir. Ancak olayın şartları çerçevesinde gözaltına alınma kişinin konumu,gözaltına alındığı yer ve zaman açısından bir kötü muamele oluşturabilir (Mehmet Mutlu, B. No: 2014/18240,18/4/2018, § 64). Somut olayda hem soruşturma dosyasında hem de izlenengörüntülerde başvurucuların gösteri sırasındaki bazı davranışları tespitedilmiştir. Bunlara göre başvuruculardan Zuhal Subaşi'nincadde üzerinde pankart açarak yürüyüş yapmakta ısrar ettiği ve TOMA'nın üzerine çıkan O.T. isimli bir göstericinin kolluktarafından yakalanmasına mani olmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Başvurucu Nasırettin Adalı'nın da M.K.nın (başvurucuların yargılandığı dosyada alınanbilirkişi raporundaki tespite göre yakalanmasına müdahale ettiği kişi) kolluktarafından yakalanmasına müdahale ettiği görülmektedir. Başvurucu KazımGünbay'ın göstericileri dağıtmak amacıyla su sıkan TOMA'yataş attığı, başvurucu Deniz Kürtoğlu'nun ise yüzünübir bezle kapattığı ve elinde tuttuğu taşla TOMA'yavurduğu anlaşılmaktadır. Başvurucuların bu eylemlerinin birçoğu açılan cezadavasının da konusunu oluşturmaktadır. Başvurucuların tespit edilen söz konusudavranışları karşısında polisin müdahale ederek bu kişileri yakalaması vegözaltına alması kolluğun görevi kapsamında değerlendirilmelidir.
65. Kolluk tarafından düzenlenen tutanak içeriklerine göreyakalama esnasında başvurucuların da aralarında bulunduğu kişiler polisedirenmişlerdir (bkz. § 18). İzlenen görüntülerde de başvuruculardan birkısmının polise direnmekte olduğu görülmektedir (bkz.§ 16). Direnme üzerinepolisin zor kullanma yetkisine başvurabileceği açıktır. Başvurucuların gözaltınaalınmaları sonrasında haklarında düzenlenen raporlarda vücutlarının çeşitliyerlerinden yaralanmış oldukları görülmektedir. Başvuruculardan Zuhal Subaşi'nin sırt kısmında meydana gelen 7x10 cmgenişliğindeki hipermik lezyonun kollarından vebacaklarından tutulup götürüldüğü sırada meydana gelen karışıklıkta sırtüstüdüşmesi ile uyumlu olduğu değerlendirilmiştir. Bunun dışında başvuruculardanbir kısmının baş ve boyun bölgesinde de yaralanmalar meydana gelmiş ise debasit tıbbi müdahale ile giderebilecek nitelikteki yaraların sayısı, göstericigrubun niceliği ve meydana gelen kargaşanın seviyesi itibarıyla müdahaleninkolluğun başvurucuları gözaltına almak için güç kullanması sonucu ortayaçıkması muhtemel yaralar ile uyumlu olduğu, bu bağlamda başvurucularındirencini kırmaktan öteye geçmeyi amaçlamadığı söylenebilecektir. Kaldı ki buyaralanmaların bir kısmının gözaltı işlemi sırasında oluşmadığı düşünülse dahimeydana gelen olaylar ve karmaşa içinde şiddete karışanlara yönelik polismüdahalesinin şiddete karışmayan kişilerde boyutu itibarıyla hafif nitelikliyaralanmalara sebebiyet vermesi, istenmeyen bir sonuç olsa da kabuledilebilmektedir (bkz. § 56). Dolayısıyla tespit edilen yaralanmalarınmahiyeti, gerekli olan müdahale dışında orantısız güç kullanıldığı iddialarınıdoğrulamamaktadır. Bu bakımından başvurucuların yaralanmalarıyla neticelenenyakalama ve gözaltına almayı amaçlayan kolluğun kullandığı gücün Anayasa’nın17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaline neden olacak şekilde gereksiz veölçüsüz olduğu söylenemez.
66. Açıklanan gerekçelerle başvuruculara yapılan müdahale ileAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
67. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin maddi boyutununihlaline ilişkin asgari eşiğin aşılmadığı yönünde varılan tespitler gözönünde bulundurulduğunda anılan maddenin usul boyutununihlal edildiğine ilişkin iddiaların ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir(benzer yöndeki karar için bkz. MehmetMutlu, § 68).
B. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
68. Başvurucular 31/5/2014 tarihinde düzenlenen gösteriye kolluğungereksiz ve ölçüsüz müdahalede bulunarak yaralandıklarını belirterek ifadeözgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
69. Anayasa’nın 34. maddesi şöyledir:
“Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
Madde 34 - Herkes, önceden izin almadan,silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir.”
70. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifade özgürlüğünün özel birgörünümü olması nedeniyle başvurunun ifade özgürlüğü kapsamında, Anayasa’nın34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönündenincelenmesine karar verilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
71. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelikiddialar açısından toplantıya yapılan müdahaleler ve müdahale sonucundakiyaralanmalara ilişin olarak adli makamlara yapılacak şikâyetler, bir bütünhâlinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile kötü muamele yasağınailişkin başvuru olarak kabul edilmelidir (benzer yöndeki bir karar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 62). Somutolay kapsamında da başvurucuların şikâyetlerini Cumhuriyet Başsavcılığı aynıtemelde incelemiştir. Bu nedenle kötü muamele yasağına neden olduğu iddiaedilen müdahaleyi gerçekleştirenlere karşı Savcılığa yapılan şikâyet,tüketilmesi gereken başvuru yolu olarak yeterli kabul edilmektedir (Onur Cingil, § 62).
72. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
73. Başvurucuların yaralanmasına neden olacak şekilde polisinfiziki müdahalede bulunarak başvurucuları gözaltına alması ve böyleliklebaşvurucular açısından gösteriye son vermesi toplanma hakkına yönelik birmüdahaledir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
74. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları taşımadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin ihlaliniteşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“"Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması
Madde 13 - Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
75. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin ve laikCumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1)Kanunilik
76. Başvuru konusu eylemde müdahalenin yasal dayanağı 4/7/1934tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 16. maddesi ve 2911sayılı Kanun’un 22. ve 24. maddeleridir. 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesindepolisin hangi durumlarda zor ve silah kullanabileceği, bunun hangi ölçüdeolacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda polis, görevini yaparken direnişlekarşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve ölçülü olarak zorkullanmaya yetkilidir. Bu yetki sadece polisin direnen kişilere karşı bedenselkuvvet kullanmasını değil maddi güç kapsamında kelepçe, cop, basınçlı su, gözyaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atları gibibazı araçların da kullanılmasını içerir (MehmetMutlu, § 84). Dolayısıyla Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında toplanma hakkının sınırlandırılmasında ve müdahale usulündeizlenecek hususlarda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu sebeple somutolayda toplanma hakkına müdahalenin kanunilikunsuru mevcuttur.
(2) MeşruAmaç
77. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan bir müdahalenin meşruolabilmesi için Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması" amaçlarına yönelik olması gerekir.
78. Eyleme yönelik müdahalenin hangi amaçla yapıldığına ilişkinkovuşturmasızlık kararı incelendiğinde amacın kamu düzeninin bozulmasınıengellemeye yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu olaydaAnayasa’nın 34. maddesi gereğince polisin yaptığı müdahalenin meşru bir amaçtaşıdığı kabul edilmelidir.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
79. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak vebaşkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır.Dolayısıyla bu hak, Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen ifadeözgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için degeçerlidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çoğulcu demokrasileringelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda kendine özgü özerk işlevineve uygulama alanına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifadeözgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli, dolayısıyla ifade özgürlüğünün siyasive kamu yararını ilgilendiren konularda sınırlandırılmasının daha dar kapsamdaolması toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının uygulamasında dagözetilmelidir. Bu sebeple demokratik bir toplumda güvence altına alınan temelhaklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 115).
80. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifadeözgürlüğü, demokratik toplumunun en temel değerleri arasındadır. Demokrasininözünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır.Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışındatoplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyicinitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler vebakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya daeylemlerin yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verir. Hukukunüstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden vebarışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantıözgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı verilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117).
81. Anayasa'nın 34. maddesi fikirlerin silahsız ve saldırısız,başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif birşekilde kullanılan bu hak, kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşünceleriaçıklama imkânı vermektedir. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığıveya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışında kalmaktadır. Bukapsamda toplanma hakkının amacı şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl birşekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 118).
82. Ölçülülük kriteri, Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilenmeşru amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli görülen önlemler ile barışçıltoplanma hakkı arasındaki dengenin sağlanıp sağlanamadığının tespit edilmesiiçin kullanılmaktadır. Bu kriter, her somut olayın koşulları gözetilerek değerlendirilmelidir.
83. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirlerideğil hakkın kullanılması sırasında veya kullanıldıktan sonra yapılanmuameleleri de kapsar. Dolayısıyla barışçıl bir gösteri sırasında yapılanlarveya gösteri sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmalar datoplantı hakkının kullanılmasını sınırlayan davranışlar olarak kabul edilebilir(Osman Erbil, B. No: 2013/2394,25/3/2015, §§ 70-72) .
84. Hükûmetin politikaları ile ilgili olarak bireylerintepkilerini barışçıl yöntemlerle ortaya koymaları çoğulcu demokrasilerinkarakteristik özelliğidir. Bu kapsamda siyasi konulardaki fikir ayrılıklarındaazınlık veya muhalif düşüncelerin kendini ifade edebilmesine fırsat verilmesidemokratik bir devletin yükümlülüğüdür. Devletin barışçıl amaçlarla yapılantoplantı düzenleme ve toplantıya katılma özgürlüğünü korumakla kalmaması,ayrıca bu hakkın kullanımını engelleyen makul olmayan dolaylı sınırlamalarkoymaması da gerekmektedir (Mehmet Mutlu, §87).
85. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamuotoritelerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasındabelirli bir takdir alanına sahip oldukları açıktır. Ancak bu takdir alanınınAnayasa'nın 13. maddesi uyarınca Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolarak kullanılmaması gerekir. Bu bağlamda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınailişkin iddiaları incelerken Anayasa Mahkemesinin görevi, ilgili kamuotoritelerinin takdir payını makul, dikkatli ve iyi niyet çerçevesinde kullanıpkullanmadığını değerlendirmektir. Ayrıca şikâyete konu müdahaleyi bir bütün olarakinceleyip meşru amacın gerçekleşmesine yönelik olarak müdahalenin amacıngerçekleştirilmesi için ölçülü olup olmadığını ve müdahale gerekçelerinin ilgili veyeterli olup olmadığını belirlemektir. Böylelikle kamuotoritelerinin şikâyete konu olayda aldıkları kararların Anayasa'nın 34.maddesine uygun olup olmadığı tespit edilebilecektir (Mehmet Mutlu, §88).
86. Öte yandan Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma,ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."biçimindeki ikinci fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetlerikullanırlarken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar.Anayasa'nın 12. maddesi hak ve özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasındaiçsel olarak var olan bağlantıyı vurgulamaktadır. Bireylerin hak veözgürlüklerinden tümüyle yararlanmaları, sahip oldukları hak ve özgürlükleringerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun davranmaları ile bağlantılı olduğununkabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,§ 43).
(b)İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
87. Somut olayda başvurucular katıldıkları gösteriye gereksiz veorantısız şekilde kolluğun müdahale ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bu durumdaAnayasa Mahkemesinin denetleyeceği ilk husus, toplantı ve gösteri yürüyüşününsonlandırılması için zorlayıcı toplumsal birgereksinim olup olmadığı ve kamu makamlarının bu yöndekideğerlendirmelerinin gerçeklik değeri taşıyıptaşımadığıdır (krş. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88). Gerçeklik değeri sadeceAnayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan durumların gerçekleşipgerçekleşmediğini değil bu yönde bir tehlikenin olup olmadığını dakapsamaktadır (Mehmet Mutlu, § 89).
88. Başvurucuların da içinde bulunduğu değişik sivil toplumkuruluşlarının yer aldığı gösteri, Gezi Parkı olayları sırasında meydana gelenüzücü olayları protesto etmek amacıyla muhalif fikirleri kolektif biçimde ifadeetme çabası olup demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır. Dolayısıylakamuya açık alanda düzenlenen gösteriler, günlük yaşam düzenini belirli birderecede bozmakla birlikte bu gibi durumlarda devletin daha sabırlı vehoşgörülü bir tutum takınması beklenmelidir. Aynı zamanda kolluğun güçkullanımında özellikle daha dikkatli ve profesyonel davranması icap etmektedir(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. MuhteremTurantaylak, B. No: 2014/15253, 9/5/2018,§ 51).
89. Başvurucuların da dâhil olduğu gösterici grup saat 18.00'denitibaren Atatürk Parkı'nda toplanmaya başlamış, pankartlar açarak çeşitlisloganlar atmış ve getirdikleri kamyoneti platform olarak kullanarak üstündekonuşmalar yapmıştır. Konuşmacılardan T.M. Sular istikametine doğru yürümekistediklerini fakat polisin izin vermediğini söyleyerek programın bittiğini, bukonuda yeniden görüşme yapılacağını gösterici gruba duyurmuştur. Göstericigrubun temsilcileri ile kolluğun görüşme yaptığı anlarda içlerinde yüzlerikapalı kişiler olan bir grup gösterici ellerinde tuttukları pankartlarla polistarafından oluşturulan barikatı aşıp parkın dışına caddeye çıkarak yürümeyebaşlamıştır. Bu aşamaya kadar polisin gösterici gruba herhangi bir müdahaledebulunduğuna dair bir iddia bulunmamaktadır. Dolayısıyla toplanmaya başlanan süreile suyla yapılan müdahaleye kadar olan süreçte makul seviyede sabır ve hoşgörügösterilmeyerek göstericilerin görüşlerini ifade etmesine ve kamuoyunaduyurmasına imkân verilmediği, gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınıkullanamadıkları ya da yapılan müdahalelerle bu hakkın etkisiz olabilecekşekilde sınırlandırıldığı söylenemez.
90. Toplanma hakkına müdahale kapsamında güvenlik içingerekliliğin ve kamu düzeninin aşırı bozulma riskinin olup olmadığınıdeğerlendirme yetkisi öncelikle polise aittir ve onların takdir alanındakalmaktadır. Ancak kamu görevlilerinin toplanma hakkına yönelik bu türmüdahalelerin keyfî olmayıp haklı ve gerekli olduğunu (polis raporlarında,iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde) göstermesi gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 92). Anayasa Mahkemesinin bu konudaki denetimini kamu görevlilerinin ortayakoyduğu gerekçeler üzerinden yapması gerekmektedir.
91. Başvurucular TOMA'dan su sıkılmasıöncesinde kendilerine yönelik herhangi bir müdahalede bulunulduğuna dair biriddia ileri sürmemişlerdir. Anayasa Mahkemesi tarafından da izlenengörüntülerde tazyikli suyun başvuruculardan Zühal Subaşi'netemas ettiği görülmüş, diğer başvurucuların doğrudan suya maruz kaldığıanlaşılamamıştır (bkz. § 17). Polis tutanaklarına göre yürüyüşe geçen grubatazyikli suyla yapılan müdahalenin gerekçesi; göstericiler içinde yüzlerikapalı kişiler bulunması, toplantıya marjinal grupların katılması, daha öncekieylemlerde yüzlerini kapatarak taşlı saldırılar gerçekleştirilenlerin detoplantıya katıldıklarının tespit edilmesi ve yürüyüş yapılacak caddedekitrafiğin kapanacak olması olarak açıklanmıştır. Bu gerekçelere göre kolluğunkaygılarının yersiz ve meydana gelen tehlikenin soyut olduğundan bahsedilmez.Kaldı ki o aşamaya kadar sloganlar atılıp birçok konuşma yapılmış ikenyapılacak yürüyüşün hangi fikri veya tepkiyi ortaya koymaya hizmet edeceğiningöstericiler tarafından açıklanmadığı da dikkat çekicidir. Dolayısıylayanındaki birkaç kişiyle birlikte tuttukları dövizle cadde üzerinde yürüyüşyapan başvurucu Zühal Subaşi'ne ve yine caddeye çıkmahazırlığında olan park içindeki gösterici grupla beraber hareket eden diğerbaşvuruculara tazyikli suyla yapılan müdahalenin gereksiz olduğu söylenemez.İlerleyen süreçte taş ve sopa gibi cisimler atarak toplantının barışçılniteliğini bozan göstericilere karşı kolluğun cop ve gaz kullanarakbaşvurucular dışında otuz kişiyi daha gözaltına aldığı gözönündebulundurulduğunda suyla yapılan müdahalenin gerekliliği makul karşılanmalıdır.
92. Bununla birlikte başvuruculara yapılan müdahale susıkılmasından ibaret olmayıp ayrıca Güven Boğa dışındaki başvurucular adlisoruşturma kapsamında yakalanarak gözaltına alınmışlardır. Hem AnayasaMahkemesince izlenen görüntülerde (bkz. § 16) hem de verilen kovuşturmazlık kararında söz konusu başvurucularıntoplantının barışçıl niteliğiyle bağdaşmayan birtakım davranışlar sergilediğianlaşılmaktadır. Başvurucuların bu eylemleri nedeniyle yargılamaları devametmektedir (bkz. § 28). Kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesininönlenmesinden sorumlu olan kolluğun başvurucuların suç konusu oluşturabileceknitelikteki hareketleri karşısında fiziksel müdahalede bulunarak bu kişilerigözaltına alma kararının gereksiz olduğu söylenemez. Kötü muamele yasağıkapsamında gözaltı ve yakalama işlemleri sırasında polisin zor kullanmayetkisini kullanırken ölçülü şekilde davrandığının kabul edildiği de (bkz. §§52-63) vurgulanmalıdır.
93. Başvuruculardan Güven Boğa hakkında bir ceza soruşturmasınınyapılmaması onun gösterinin barışçıl niteliğini tehlikeye atacak şiddet içerendavranışlarda bulunmadığına bir karine teşkil etmektedir. Bununla birliktebaşvurucunun tazyikli suya maruz kaldığına veya müdahale sonucundayaralandığına ilişkin bir tespit veya rapor bulunmadığı gibi izlenengörüntülerde bu şekilde bir veri elde edilememiştir. Başvurucunun suyla yapılanmüdahale öncesinde konuşma yapan kişilerden biri olduğu (bkz. § 10)görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun müdahaleye kadar olan süreçte fikirlerinive tepkisini gösterici gruba ve kamuoyuna duyurabildiği anlaşılmaktadır.Başvurucuya fiziki bir müdahalede bulunulmadığı veya hakkında adli bir işlemyapılmadığı da dikkate alındığında gösterinin tamamına yayılan şiddethareketleri nedeniyle toplantının kolluk tarafından tamamen sonlandırılmasınınbaşvurucuyu tek başına gösterici gruptan ayrıştırmayı ve başvurucunun toplantıdüzenleme hakkının ihlal edildiği sonucunun doğduğunu söylemeyi gerektirmez.
94. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvencealtına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Güven Boğa yönünden kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer başvurucular yönünden kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.