TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DERYA KARAHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/16596)
Karar Tarihi: 10/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucu
:
Derya KARAHAN
Vekili
:
Av. Mustafa GENÇALİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, istinaf başvurusunun süre yönündenreddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, I. Bankasında işçi olarak 2012 ile 2013yılları arasında çalışmış ve fazla çalışma ücretleri ödenmeden başvurucunun işakdi feshedilmiştir.
9. Başvurucu, Uşak 2. İş Mahkemesinde (Mahkeme) 14/7/2015tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000 TL fazla mesai ücretialacağının tahsili istemiyle dava açmıştır.
10. Mahkeme 4/8/2016 tarihli kararı ile davanın kısmenkabulüne ve 2.058 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek, bankalarcauygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlayailişkin talebin reddine karar vermiştir.
11. Mahkemenin 4/8/2016 tarihli hüküm celsesi tutanağındave gerekçeli kararında, kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...davacıvekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihindenitibaren 2 (iki) haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdindeistinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulenanlatıldı." ibaresi yazılmıştır.
12. Gerekçeli karar 7/11/2016 tarihinde başvurucuyatebliğ edilmiş, başvurucu kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süresiiçinde (onuncu gün), 17/11/2016 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
13. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 7. Hukuk Dairesi16/12/2016 tarihli kararı ile istinaf dilekçesinin sekiz günlük yasal süregeçirildikten sonra verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunu süre yönündenuyuşmazlık konusu miktar itibarıyla temyiz yolu kapalı olmak üzerereddetmiştir.
14. Nihai karar başvurucuya 19/1/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 16/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 30/1/1950 tarihli ve5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şu şekildedir:
"İş mahkemelerince verilen nihaîkararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para iledeğerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeriüç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir.
İstinaf yoluna başvurma süresi, kararyüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmişise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür."
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 345. maddesinin birincifıkrası şu şekildedir:
"İstinaf yoluna başvuru süresi ikihaftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeyebaşlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümlerisaklıdır."
18. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı"kenar başlıklı 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şuşekildedir:
"Hüküm 'Türk Milleti Adına' verilirve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yollarıve süresini.
…"
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeyeerişim hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal birparçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07,16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgiliher türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvencealtına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanunyolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletinkendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkıtanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulananmuhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika,B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).
21. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamalarınSözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/BirleşikKrallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).
22. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevininyerel mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme ileuyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusundaöngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerliolduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğindüzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usulkurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecekaşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunudoğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa,B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununiddiaları
24. Başvurucu, davanın kısmen kabulüne ilişkin hukukaaykırı karara karşı istinaf isteminin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünün istinaf itirazlarının BAM tarafındanincelenmemesine yönelik olması nedeniyle ihlal iddialarının adil yargılanmahakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
29. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52).
30. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığınayönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanunyoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkemekararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamaklabirlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak veyükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkıkapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten, B. No:2015/1950, 22/2/2018, § 37).
31. Somut olayda, istinaf başvurusunun süre yönündenreddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
32. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
33. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
35. Başvuru konusu olayda, başvurucunun istinafbaşvurusunun 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesinde öngörülen süredeyapılmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre BAM'ca verilensüreden ret kararı ile yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
36. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yoluincelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içindesürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriylebağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıklarınmümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk alemindeetki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce temininisağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılmasıöngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Buitibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş, B.No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
37. İstinaf başvurusunun süre yönünden reddi nedeniylebaşvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı vebaşvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesigerekir.
(1) Genel İlkeler
38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahaleninzorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasınınmümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
39. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleriyönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerindedurulması gereken, müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
40. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için bellisürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukukibelirlilik ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ancak mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırıolarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriylekişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engelolunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz.İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).
41. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını vesürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devletorganlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilerebaşvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgiye sahipolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmaları amaçlanmıştır (Kommersan Kombassan Mermer Madenİşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, § 50).
42. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru içinöngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması yada hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabuletmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
43. Anayasa Mahkemesi birçok başvuruda, derecemahkemelerince gösterilen kanun yolu süresine güvenerek hareket edenbaşvurucuların derece mahkemelerince oluşturulan hukuki belirsizliğe katlanmakzorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki S.K. (B. No: 2015/2438, 19/4/2018) başvurusunda, iş mahkemesi kısa vegerekçeli kararında temyiz süresini kararın tebliğinden itibaren on beş günolarak göstermiş; başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren onbeş günlük süre içinde hükmü temyiz etmiştir. Mahkemenin temyiz istemininsüreden reddine dair ek kararı, Yargıtayca iş mahkemesi kararlarına karşıtemyiz süresinin tefhim veya tebliğden itibaren sekiz gün olduğu, temyizisteminin ise süreden sonra yapıldığı belirtilerek onanmıştır. AnayasaMahkemesi; bu başvuruda başvurucunun kendisine tanınan on beş günlük süreyegüvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen sürenin başvurucuyu yanılttığı vehukuki belirsizlik yarattığı, Mahkemenin yanıltması sonucu ortaya çıkanbelirsizliğe başvurucunun katlanmak zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı,dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Başvurucu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilenistinaf süresi içinde istinafa başvurduğunu ancak BAM Dairesinin gerekçelikararda gösterilen süre yerine kanunda öngörülen istinaf süresini dikkatealarak istinaf istemini reddettiğini ve istinaf hakkının elinden alındığınıbelirtmiştir.
45. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucunun istinaf başvurusunun süre koşulu gerekçe gösterilerek istinafincelemesinin yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahaleoluşturup oluşturmadığıdır.
46. Başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5521sayılı mülga Kanun’un 8. maddesi gereği iş davalarında kararın tefhimdenitibaren sekiz gün içinde temyiz edileceği öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un345. maddesinin birinci fıkrasında ise istinaf yoluna başvuru süresinin ikihafta olduğu, bu sürenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeyebaşlayacağı, istinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümlerininsaklı olduğu belirtilmiştir.
47. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların kararakarşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir.
48. Başvuru konusu olayda, Mahkemenin kısa kararıbaşvurucunun yüzüne tefhim edilmiş; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunanyasal düzenleme gereği istinaf yoluna başvurma süresi -kararın tefhimindenitibaren sekiz gün olmasına rağmen- Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararındakararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterilmiştir (bkz. § 11).Başvurucu, mahkeme kararında kendisine tanınan ve gerekçeli kararın tebliğindenitibaren başladığı belirtilen iki haftalık süreye güvenerek hareket etmiştir(bkz. § 12). BAM, sekiz günlük yasal sürede yapılmadığını belirterek istinafbaşvurusunu reddetmiştir (bkz. § 13).
49. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında somut olayabakıldığında, başvurucunun Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında belirtildiğiüzere, mahkeme kararını tebliğ aldığı tarihten itibaren kısa ve gerekçelikararda gösterilen süre içinde istinaf başvurusunda bulunmasının -Mahkemeninkanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme yönündeki yükümlülüğü gözönünealındığında- makul görülmesi gerektiği, kanun yoluna başvuru süresinin Mahkemetarafından hatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmasınınbaşvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, başvurucunun katlanmak zorundakaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu, dolayısıylamüdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
52. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılamayapılması ile 10.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamasonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyleyeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzeregereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; AligülAlkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
56. İncelenen başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin BAMkararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. HukukDairesine gönderilmesini sağlamak üzere Uşak 2. İş Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
58. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından başvurucununtazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Uşak2. İş Mahkemesine (E.2015/274, K.2016/287) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.