TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
DEVRİM ZENGİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/26413)
Karar Tarihi: 9/7/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Basri BAĞCI
Raportör
:
Hasan SARAÇ
Başvurucular
:
1. Devrim ZENGİN
:
2. Eylem ZENGİN AYATA
:
3. Fikret ZENGİN
:
4. Mehmet Baki ZENGİN
:
5. Yaşiya KISAOĞLU
Başvurucular Vekili
:
Av. Ebru ATICI SEVİNDİK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, göz yaşartıcı gaz kullanımı sonucu ölümmeydana gelmesi ve ölümün etkili olarak soruşturulmaması nedeniyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 2/6/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığından (Başsavcılık) temin edilen dosyaçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Fikret Zengin 18/3/2012 tarihinde ölen H.Z.nineşi, diğer başvurucular ise çocuklarıdır.
A. H.Z.ninÖlümü
9. 1955 yılında doğan H.Z. yeğeni Ş.Z. ile birlikteİstanbul Kazlıçeşme'de düzenlenen Nevruz kutlamalarına katılmak üzere 18/3/2012tarihinde evden çıkmışlardır. Aralarında H.Z.nin de olduğu katılımcılar alanabelli mesafe kala yürüyüşe geçmişlerdir. İstanbul Valiliğinin söz konusukutlamalara izin vermemesi nedeniyle güvenlik güçleri, aralarında H.Z. ileyeğeninin de bulunduğu kalabalığa Topkapı minibüs durakları civarında bibergazı kullanmak suretiyle müdahale etmiştir.
10. Güvenlik güçlerinin söz konusu müdahalesine ilişkinolarak düzenlenen 12/4/2012 tarihli raporun ilgili kısımları şöyledir:
'' ...Partisiİstanbul İl Yönetimi adına [M.T.]başkanlığından oluşturulan (7) kişilik düzenleme kurulu tarafından 13 Mart2012 pazar günü 10:00-17:00 saatleri arasında ilimiz Zeytinburnu ilçesiKazlıçeşme Meydanı'nda 'Nevruz Bayramı' konulu açık yer toplantısı düzenlemekistenildiği, ...İstanbul Valiliği'nin ..sayılı Olurları gereği ertelendiği,,buna rağmen grupların 18 Mart 2012 günü erken saatlerden itibaren ... mitingalanına gelecekleri ve Nevruz Kutlaması adı altında etkinlik yapacaklarınınöğrenilmesi üzerine ... planlama yapılmıştır.
....
2. [İ]limiz Fatih ilçesi Millet Caddesi girişindetoplanan yaklaşık 100-150, Zeytinburnu İlçesi Akşemsettin durağında toplananyaklaşık 400-500, Zeytinburnu Stadı çevresinde toplanan yaklaşı 800,Zeytinburnu Turan Caddesinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnu Trenİstasyonunda toplanan yaklaşık 400, ilimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesindetoplanan yaklaşık 50-60, İl Özel İdaresi Binası civarında toplanan yaklaşık50-60, Fatih Kaymakarnlık binası çevresinde toplanan yaklaşık 280-300,Zeytinburnu Yedikule Işıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 150, Zeytinburnuilçesi Mevlevihane Caddesinde toplanan yaklaşık 50-60, Zeytinburnu ilçesindebulunan Honda Cem Bayii mevkiinde toplanan yaklaşık 60-70, ilimiz Güngörenilçesi Davutpaşa Metro istasyonunda toplanan yaklaşık 30- 40 ve ilimizBayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan mevkiinde toplanan yaklaşık 50-60 kişilikgösterici gruplarıdır.
3, İlimiz Fatih ilçesi Millet Caddesigirişinde toplanan yaklaşık 100-150 kişilik gösterici grubu çevreye ve görevlipersonelimize karşı taş, sopa, soda şişesi, molotof kokteylli ve havai fişekatarak, Akşemsettin durağında toplanan yaklaşık 400-500 kişilik göstericitopluluğu otobüs ve tramvay duraklarının camlarını kırmak suretiyle,Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğuİETT otobüs duraklarına, sivil araç ve iş yerlerine taş ve sapa atarak,Zeytinburnu Tren İstasyonunda toplanan yaklaşık 400 kişilik gösterici topluluğusloganlar eşliğinde ellerindeki taş ve benzeri sert cisimleri görevlipersonelimize atarak, İlimiz Fatih İlçesi Vatan Caddesi, il Özel İdaresi Binasıve Fatih Kaymakamlığı çevresinde toplanan gösterici grupları; civardaki yollarıyaya ve araç ırafiğine kapatıp ellerinde bulunan taş, sopa ve molotofkokteylierini kamu binalarina atarak, Zeytinburnu Yedikule Işıkları mevkiindetoplanan yaklaşık 1500 kişilik gösterici topluluğu .....sloganlar eşliğindegörevli personelimize karşı kaldırım taşı atarak, Zeytinburnu ilçesiMevlevihane Caddesinde toplanan 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimizeve araçlara karşı taş atarak, Zeytinburnu ilçesinde bulunan Honda Cem Bayiimevkiinde toplanan yaklaşık 60-70 çevredeki yolları araç ve yaya trafiğinekapatıp görevli personelimize karşı taşatarak ilirniz Güngören ilçesi DavutpaşaMetro İstasyonunda toplanan yaklaşık 30-40 kişilik gösterici grubu görevlipersonelimize taş atarak ilimiz Bayrampaşa ilçesi Maltepe ışıklan rnevkiindetoplanan yaklaşık 50-60 kişilik gösterici grubu görevli personelimize taşatarak fiili saldırılarda bulunmaya başlamışlardır.
4. 18 Mart 2012 Pazar günü saat 07.00sıralarında Nevruz Kutlaması amacıyla Kazlıçeşme Meydanı civarında birçok yerdegruplar toplanmaya başlamıştır. Gruplardan bir kısmı Topkapı Tramvay durağındatoplanmış ve Çapa istikametine doğru yürüyerek dağılmalarına izin verilmiştir.Ancak, grup biraz ilerledikten sonra görevli personelimize karşı taş, cam şişeve bayrak sopaları ile fiili saldırıda bulunmaya başlamıştır. Saldırılara karşıkalkanla savunma yapılmış, ancak saldırılan şiddetlenmesi üzerine Güvenlik ŞubeMüdür Yardımcısı 4. Smıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterlioranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdehale edilmiştir. Vatan Caddesiüzerinde toplanan farklı bir grup ise; caddeyi araç ve yaya trafiğine kapatmıştır.Bunun üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4. Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın]talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gazkullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Gösterici grupdağıtıldıktan sonra Edirnekapı Şehitliğinde yeniden toplanmış ve çevredekiaraçlara zarar vererek taşkınlık yapmaya başlamıştır, Bunun üzerine, göstericigruba dağılmaları yönünden ikazlar yapılmış fakat grubun yapılan uyarılarıdikkate almayıp taşkınlıklara devam etmesi üzerine, gösterici gruba karşı uygunve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grupdağıtılmıştır. Daha sonra, Zeytinburnu Akşemsettin Durağında toplanan yaklaşık400-500 kişilik gösterici topluluğu; otobüs ve tramvay duraklarının camlarınıkırarak taşkınlık çıkarması üzerine topluluğa hitaben dağılmaları gerektiğiyönünde uyarılarda bulunulmuştur. Gösterici grubun; yapılan uyarılan dikkatealmaması üzerine, Güvenlik Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın]talimatıyla gösterici gruba karşı uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gazkullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır. Dağılan gösterici grubun,Mevlana Caddesinde yeniden toplanıp ateş yakarak. çevreye zarar vermeyebaşlaması üzerine, bir kez daha gösterici gruba karşı Güvenlik Şube MüdürYardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [M.A.nın] talimatıyla uygun ve yeterlioranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiştir. Daha sonra,Zeytinburnu Stadı civarında toplanan yaklaşık 800 kişilik gösterici topluluğu;bölgedeki lETT duraklarına ve çevreye zarar verdikleri görülmüş ve dağılmalarıyönünde gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Ancak, yapılan uyanlara rağmendağılmayıp taşkınlıklara devam eden topluluğa Çevik Kuvvet Şube MüdürYardımcısı 4.Sınıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ye yeterlioranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahale edilmiş ve grup dağıtılmıştır.Zeytinburnu Trarnvay durağı istikametine kaçan gösterici grubu; yol üzerindekisivil araç iş yerlerine taş ve sopalar ile saldırarak zarar vermiştir. Bununüzerine, gösterici gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Sınıf EmniyetMüdürü [E.Ö.nün] talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gazkullanılarak bir kez daha müdahale edilmiştir. Bir süre sonra Zeytinburnu TuranCaddesi üzerinde toplanan yaklaşık 150 kişilik gösterici grubun taş ve sopalarile civardaki araç ve iş yerlerine zarar yererek taşkınlık yapmaya başlamasıüzerine, gruba Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı 4.Smıf Emniyet Müdürü [E.Ö.nün]talimatıyla uygun ve yeterli oranda göz yaşartıcı gaz kullanılarak müdahaleedilmiş ve grup dağıtılmıştır.
...
6.Çevik Kuvvet YönetmeliğiMüdahale Esaslarına uygun yeterli oranda sırasıyla tazyikli su sıkılmak ve gözyaşartıcı gaz kullanılmak suretiyle gösterici gruplara müdahale edilmiştir.
Yapılan müdahale neticesindeMüdürlüğümüz kadrosunda görevli ... Polis Memuru ... sağ ayak tarak kemiğinetaş gelmesi sonucu tedavi için götürüldüğü Bayrampaşa Devlet Hastanesindenalmış olduğu rapor ile 32(Otuz iki) gün,....Polis Memuru ... sağ ayağınınüzerine taş gelmesi sonucu yaralanmış olup ilk tedavisi için götürüldüğü BezmiAlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğu rapor ile3(Üç),....Polis Memuru ....sağ gözüne gelen taş sonucu yaralanmış olup ilktedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden almış olduğurapor ile 7 (Yedi) gün, ....Polis Memuru.... sol koluna taş isabet etmesisonucu yaralan olup ilk tedavisi için götürüldüğü İstanbul Üniversitesi TıpFakültesinden almış olduğu rapor 3 (üç) gün istirahatleri uygun görülmüştür.''
11. Müdahale sonrasında birbiri ile irtibatı kopan H.Z.ve yeğeni Ş.Z. toplu taşıma ile evlerine dönmüşlerdir. Bir saat sonra bahçededolaşmak için dışarı çıkan H.Z. yanında yeğeni Ş.Z. varken birden yeredüşmüştür. Özel araç ile bir hastaneye acil olarak götürülmeye çalışılan H.Z.yolda vefat etmiştir.
B. BaşsavcılıkTarafından Yapılan İşlemler
12. Başsavcılık tarafından derhâl bir soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda H.Z.nin ilk olarak götürüldüğü özel hastaneninraporu temin edilmiştir. Raporun ilgili kısımları şöyledir:
''...Saat15.30 sularında acil servisimize gelen 60 yaşlarında erkek şahsın yapılanmuayene sonrasında tansiyon:0, nabız:alınamadı, solunum yok, pupiller: [?] idi.
Hasta ex duhul olarak kabul edildi. CPRuygulanmadı. Hasta morga kaldırıldı. Durumu bildirir geçici hekim raporudur.''
1. ÖlüMuayenesi İşlemi ve Otopsi, Adli Tıp Kurumunun İlk Raporu ve Diğer Araştırmalar
13. Başsavcılık talimatı ile ilgili emniyet müdürlüğündenH.N.nin evinin olduğu yerde incelemeler yapılmış, krokiler çizilmiştir.
14. Başsavcılık tarafından 18/3/2012 tarihinde icraedilen ölü muayenesi sonucunda düzenlenen aynı tarihli tutanağın ilgilikısımları şöyledir:
''Bugün18.03.2012 günü saat 17:25 sıralarında Yavuz Selim Polis Merkezi Amirliğindennöbetçi savcıyı cep telefonundan arayan görevlinin Arnavutköy Özel Hastanesinebir erkek şahsın eks olarak getirildiğini, [k]alp krizinden şüphelenildiğini ancak bugünKazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı beyan edilen öleninpolis tarafından kullanılan biber gazına maruz kaldığının yakınları tarafındaniddia edilmesi üzerine olayda şüphe görüldüğünü belirttiği, o anda bugün evinderahatsızlanılarak ölen [A.Ç.] isimli kişinin cesedi üzerinde ölü muayeneişlemlerinin yapılmakta olduğu ve tamamlanmasına müteakip Arnavutköy ÖzelHastanesine gelineceği, kimlik tanığı olarak ölenin bir yakının hastanede hazıredilmesi, olay yeri olan hastanenin güvenlik önlemlerinin alınması talimatınınverilmesine müteakip saat 17:50'de ... ile... birlikte gelindi.
...
CESEDİN HARİCİ MUAYENESİNE GEÇİLDİ:Cesedin beyaz örtüye sarılı vaziyette olduğu, üzerinde sadece desenli mavibeyaz renkli bakser iç çamaşırı olduğu görüldü.Cesedin 1,80-1,85 boylarında,55-60 yaşlarında, 85-90 kg ağırlığında, kısa siyah kır saçlı olduğu, saçlarınınfrontal ve praietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu, kısa siyah kır saçlıolduğu, saçlarının frontal ve parietal bölgede büyük ölçüde dökülmüş olduğu,bıyıklı ve iki üç günlük sakal [tı]raşlı olduğu, kahverengi gözlü ve sünnetli olduğu, ölükatılığının henüz oluşmadığı ve ölü lekelerinin vücut arka yüz bası görmeyenyerlerde oluşmuş olduğu, ağzından ve burnundan beyaz renkli muhtemelen mideiçeriği geldiği, başkaca harici travmatik lezyon olmadığı görüldü.
...
Kimlik Tanığı huzura alındı: ..[S.Z.]...Bana göstermiş olduğunuzceset amcam [H.Z.ye] aittir. ... Bugün saat 14.00-14.30 sıralarındaevimin önünde oturuyordum. Nevruz kutlamalarına kardeşim [Ş.Z.] ilebirlikte amcam [H.Z.] de katılmıştı. Ve kutlamalardan sonra evegelmişti. Bir saat kadar evde televizyon izlemişler[,] ben dedışarıdaydım. Sonra dışarı çıktılar. Evimizin önünde çimenlikte gezdiler vekardeşimle birlikte bir kenara oturdular. Bir ara kardeşim bana seslenerek amcamınfenalaştığını söyledi. Aramızda 10 m. kadar bir mesafe vardı. Hemen yanınagittim. Ancak amcam vefat etti. Daha doğrusu hastaneye getirirken yolda öldü.Bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir...
Bu arada ölenle birlikte Kazlıçeşmemeydanındaki nevruz kutlamalarına katıldığı anlaşılan [Ş.Z.nin] de hazır olduğuanlaşılmakla. Huzura alındı. ...[Ş.Z.]: Bugün sabah amcam [H.Z.]İle birlikte Kazlıçeşme meydanındaki nevruz kutlamalarına katılmak için evdençıktık. Nevruz alanına henüz yetişmeden polislerin biber gazına maruz kaldık.Orada dağıldık. Amcamı kaybettim. Ve sonra amcamı telefonla aradım ve banageldiğini söyledi. Amcam yanıma geldiğinde kendisinden bir şey olup olmadığınısordum. Bana arkasından bir polis tarafından darp edildiğini söyledi. Dahasonra minibüsle evimize geldik. Amcamla altlı üstlü otururuz. Minibüstenindiğimizde sıkıldığını ve üzerinde bir kırgınlık olduğunu söyledi. Eve geçtiko kendi evine geçti ben de kendi evimde kaldım Sonra beni telefonla yanınaçağırdı. Bir saat kadar oturduk. Daha sonra evde sıkıldığını söyleyerek dışarıçıktık. Evimizin bahçesindeki çimenlikte 15 dk. Kadar dolaştık. Sonra çömelerekkonuşuyorduk. Bir anda amca yere düştü. Hemen bahçede yakınımıza bulunanağabeyim [S.Z.yi] çağırdım. Komşularımız yanımıza geldiler kalp masajıyaptık. Bir komşumuzun arabasını çağırdık ve Arnavutköy Özel Hastanesinegelirken amcam [H.Z.] Bizim kucağımızda iken vefat etti dedi.
Ölenin bir hastalığı ve düzenli olarakkullandığı ilaçları olup olmadığı soruldu.Amcam [H.Z.] bronşit hastası olup ilaçraporu bulunmakta idi. Düzenli olarak her üç ayda bir bu raporlar ilaçlarınıalırdı. Fısfıs tabir edilen spreyi de sürekli üzerinde taşırdı. Bilgim vegörgüm bunlardan ibarettir.
...Cesedin kesin ölüm sebebinin tespitiamacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığınagönderilmesine... [kararverildi.]''
15. İstanbul Adli Tıp Kurumunda (ATK) 19/3/2012 tarihindeotopsi işlemi yapılmıştır. İşlem sonucunda düzenlenen 17/9/2012 tarihli rapordadosyada bulunan tüm tıbbi ve adli belgelerinin birlikte değerlendirilmesi veATK İhtisas Kurulundan görüş alınması gerektiği bildirilmiştir.
16. Bu görüş doğrultusunda belirlenen eksikliklergiderildikten ve ATK'ya gönderildikten sonra düzenlenen 7/11/2012 tarihliraporun sonuç kısmı şöyledir:
'' ...KOAH olduğu, 18/3/2012 günüKazlıçeşmede'ki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanınagelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süreoturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yereyığıldı, Özel Arnavutköy Hastanesine ex duhul getirildiği bildirilen ..[H.Z.] hakkında düzenlenmiş adli vetıbbi belgelerde bulunan veriler birlikte değerlendirildiğinde
1-Otopsisinde sol göz kapağı altı içkısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz , sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alandaşişlik , sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz,sol omuz arka kısmında 6x4 alanında mor renkli ekimoz, sol kol orta arkakısmında 7x5 cmlikmor renkli ekimoz , sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cmçapında mor renkli ekimozun altında derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cmekimozun lokalizasyonları , özellikleri ve ağırlıkları ile kafa tasında kırık ,kafa içi kanama , beyin doku harabiyeti , iç organ ve büyük damar lezyonuoluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı ,
2- Kimya İhtisas Dairesininraporuna göre; kanda alkol (etonol ve metanol ) bulunmadığı, kanda kaligrasyonaralığının ( 5-200 NG/ML ) altında paracetamol bulunduğu, %0.1 COHb bulunduğu,kanda biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olupbulunmadığı , idrarda parasetomol bulunduğu , pericard ve safra sıvılarındasistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , ak ciğer örneklerinde ( sağ üstlob, sağ orta lob, sağ alt lob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etkenmaddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrardasistematikte aranan maddelerin bulunmadığı , literatürde capsaisin vediydrocapsaisin maddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortamaalınması ve orksijen tedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttanelimine olduğunu bildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gazamağruziyetinin kabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümüarasında geçen zaman nedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bugazın bulunamayacağı,
3- Otopsisinde histopatolojik tetkikindeMyokardda septum ve sol ventrükül serbest duvarda sübendu kardiyal alandayoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar , septum 1/3 üstte vesubendukardiyal alanda yoğunlaşan nedbe , perivaskülerinterstisyel fibrorisalanları , hipertrofi bulguları subendokardiyalkronik iskemik değişiklikler ,tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığıbulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyetiolduğunun kabulü halinde bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamarhastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkiliolabileceği oy birliği ile mütalaa edilmiştir. ''
2. İfadeler
17. Başvuruculardan herhangi birinin ifadesinebaşvurulduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır.
18. H.Z.nin yeğeni olan ve olay günü yanında bulunanŞ.Z.nin 1/3/2013 tarihinde alınan ifadesi şöyledir:
''...[H.Z] benim öz amcamdır. Geçen yılyapılacak nevruz gösterilerine katılmak üzere başka tanıdıklarımızda olduğuhalde [H.Z] ile altlı üstlü oturduğumuzdan dolayı evden birlikte saat09:00 gibi evden çıktık. BDP Arnavutköy binasına gittik. Bir süre oradaoturduktan sonra halk minübüsleriyle Topkapı'ya geldik. Münibüsten indiktensonraZeytinburnuna gidentranway durağına doğru yürüdük. Tranvay durağına 20metre kadar bir mesafe kalmıştı ki polisin girişi kesitiğini gördük. Bizimamacımız tranway yolunu geçerek Zeytinburnu istikametine doğru gitmekti.Polisler geri dönmemizi istediler.Biz belki 50-60 kişi idik. Ancak polisler çokkalabalık olduğu için direnmeden geri dönemeye başladık. Eski Topkapı garajınadoğru normal şekilde yürürken polisler acele etmemizi istediler. Ben bir andabiber gazı atıldı . Ve kargaşameydana geldi. Kullanılan biber gazı birebirmüdahalelerde kullanılan tüp gaz değildi. Özel aleti ile atılan ve düşerkenetkisini gösteren biber gazıydı . Bunun üzerine her birimiz etrafa kaçmayabaşladık. Amcam yaşlı olduğu için kendisini minübüslerin kapalı garajınkarşısındaki minübüs durağında beklemeye başladım ve amcamı telefonla aradım.Amcam [H.Z] minübüs garajının içinde olduğunu söyledi ve garajagelmememi zira garajın içini polislerin sardığını söyledi. 10 dk kadar süresonra amcam yanıma geldi. Kendisine bir şey olup olmadığını sordum banaminübüslerin kapalı garaja girişteki kapısında jopla sırtına vurduklarını vetekme attıklarını söyledi. Bunun üzerine daha fazla orada kalmamızın bir anlamıkalmadığını anlayınca Bayrampaşa'ya doğru yürüdük. Bayrampaşa Vergi Dairesi'ninyanından minübüsle Arnavutköy'e döndük. Sonra birlikte eve gittik. Amcam kendievine bende kendi evime geçtik. Yarım saat kadar sonra amcam beni eve çağırdı.Birlikte oturduk sohbet ettik. Ben sıkıldığımı söyleyerek dışarı çıkacağımısöyledim. Amcam da gelmek istediğini, çıkmak istediğini söyledi. Birlikteevimizin bahçesinde gezindik. Ayakta konuşurken bir anda amcam yere yıkıldı.Kafasını biraz kaldırmaya çalıştı tekrar yıkıldı. Gözleri parlamaya başlayıncayakınımızda bulunan ağabeyim [S.Z.ye] seslendim. [H.nin] pozisyonunubiraz düzeltip, hastaneye götürdük ancak daha yoldayken amcamın öldüğünüanladık.'' dedi.
Tanığın 18.03.2012 günü [H.Z.nin] cesedi üzerinde yapılan ölümuayenesi sırasında tanık olarak dinlendiği ve bu ifadesinde evlerininbahçesinde amcası ile biraz gezindikten sonra çömelerek konuştukları sıradaamcasının yere yıkıldığını beyan ettiği hatırlatılarak soruldu: Benim şimdiki ifademdoğrudur yani amcam ile ayaktayken sohbetederken yere yıkıldı. Otopsisırasındaki ifademde olayın üzüntüsü ve heyecanı ile bu şekilde beyandabulunmuş olabilirim. dedi.
Tanığa kardeşi Selam[i]'nin de gösterilere katılmak üzerekendileri ile birlikte gelip gelmediği soruldu: [S.Z.] bizimlegösterilere gelmemiştir. dedi. ''
19. Olay gününde polisin müdahalesine dair beyanlardabulunan C.Ş. isimli kişinin ifadesi şöyledir:
''Geçenyıl yapılacak olan nevruz gösterilerine katılmak üzere aralarında [H.Z] olduğu halde mahalleden bir çokarkadaşım ile Kazlıçeşme Meydanı'na gitmek için yola çıktık . Ancak meydanaalınmadığımız için eski topkapı otogarının bulunduğu yere geldiğimizde meydanakimse alınmadığı için güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaştık. Yani gazbombaları atılmaya başladı. Bizim minübüsten indiğimiz yer minübüslerindurağının bulunduğu köprünün altındaki kapalı garajın hemen önüdür. Geldiğimizminübüs garaja girmediğinden inip garajın içinden geçerek Zeytinburnuistikametine doğru yürümeye başladık. Henüz 20-30 metre kadar gitmiştik kipolislerin o bölgede de önlem aldığını gördük ve müdahale ilekarşılaştık.Gösteriye katılmak için gittiğimiz arkadaşlarım farklı sokaklaragirmişti. Çok kısa bir mesafe sonra tekrar karşılaştık. [H.Z. ile] de buesnada karşılaştım. Daha doğrusu olay yerine biz belirttiğim arkadaşlarla halkminibüsü ilegelmiştik. Minibüsten eski otogarın oradaki durağında indik meydanadoğru ilerlerken gaz bombalarının etkisiyle bir kargaşa oluştu birliktegeldiğimiz arkadaşlar birbirimizden koptuk. Çok kısa bir süre sonra [H.Z] ilekarşılaştım. Ne olup bittiğini birbirimize sorduk. Ne yapacağımızıdeğerlendirmek istedik. [H.Z] bana gaz bombasının kendisini berbatettiğini söyleyince geçmiş olsun dedim. [H.Z] devamla ; arkasında birpolisin jopla vurduğunu, bir polisinde ayağına tekme vurarak '' yürü lan ''dediğini söyledi. Bu esnada saat 11.00 - 11.30 sıralarıydı. Bir müddet etraftadinlendikten sonra gösteri alanına giremediğimizi anlayınca minibüsleArnavutköy'e geri döndük. [H.Z] rahatsız olduğunu söyleyerekeve gidipdinlenmek istediğini söyledi bende işime koyuldum. Yaklaşık 1-2 saat sonra da [H.Z.nin]ölü haberini aldım. dedi.
İfade sırasında hazır bulunan müştekilervekilinin isteği üzerine müdahale eden güvenlik güçlerinin resmi üniformalıveya sivil giyimli olup olmadıkları soruldu: Ben sivil giyimli şahısların polisolup olmadığını bilemem ancak bize müdahale eden polisler resmi üniformalıydı.dedi. ''
3. BaşvurucularınTalepleri, Özel Vakıf Tarafından Düzenlenen Rapor, Diğer Yazışmalar, ATK'nınSon Raporu ve Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
20. Başsavcılık 30/3/2012 tarihli yazısıyla, olay yeriinceleme raporları ile olayda kullanılan biber gazının içeriğinin formülasyonuile birlikte gönderilmesini talep etmiştir. Emniyet Müdürlüğü olaylardakullanılan gaz bombası ile iki gaz fişeğini ve içeriklerini 7/5/2012 tarihindegöndermiştir.
21. Söz konusu MP-4L-CS uzun mesafeli fişeklerin kullanımkılavuzunda şu bilgiler yer almaktadır:
''Tasarım: MP-4L-CSFişeği tek kimyasalCS içerikli metal gövdeyi azami 132 metreuzaklıktaki hedefe gönderebilecek ve sonrasında yaklaşık 25 saniye CS dumanıyayılımı yapabilecek şekilde açık alanda kullanım için tasarlanmıştır.
...
Uygulama:
Bu fişek kanun uygulayıcı kuvvetlerintoplumsal olayların kontrolünde kalabalığı dağıtmak için yüksek miktarda atılandüşük etkili CS kimyasal maddesi olarak kullanılır. Gerçek menzil kalabalığınönüne yerden sürekli ateş halinde 60+ metreden azam 137 metre uzaklıktakikalabalığa 40-45 derece açıyla atışa bağlı olarak değişmektedir. Bu fişeksadece açık alanlar için kullanılmalıdır.
Uygun Açık Alan Kullanım İçin TaktikselHususlar:
Her zaman kalabalığın dağılması içinkaçış yolları açmalısınız.
Her zaman rüzgarı arkanıza alarak atışyapınız.
Ters esen rüzgara karşı veya diğer kanunkuvvetlerinin etkilenmesine karşı her zaman gaz maskesi takılmalıdır.
Karşılıklı buluşmaya karşı her zamandikkatli olunmalıdır.
Etkilenen ve alandan uzaklaşamayanşahıslara her zaman ilk yardım uygulanmalıdır.
Yangın olasılığından dolayı fişeklerbina içerisine atılmamalıdır.
Bu ürün sadece eğitimli ve yetkili kanunuygulayıcı personel tarafından kullanılmalıdır.
Ciddi yaralanmalara veya ölümlesonuçlanmaya karşı şahısların üzerine direk olarak yakın mesafeden atışyapmayınız.''
22. Başvurucular vekili, insan hakları alanındaçalışmalar yürüten bir vakfa başvurarak ATK raporları da sunularak olayhakkında kendileri de yeni bir rapor isteminde bulunmuşlardır. BaşvurucularH.Z.nin polis müdahalesi ve biber gazına maruz kaldığını iddia ettikleri yerinfotoğraflarını çekmiş; ayrıca Başsavcılıktan olay yeri olan Topkapı minibüsdurağında olay günü ve saatinde görev yapan, biber gazının kullanımındansorumlu olan personelin tespit edilmesi ve cezalandırılması talebindebulunmuşlardır.
23. Adli tıp uzmanı olduğu beyan edilen Prof. Dr. Ş.K.F.ve Uz. Dr. Ü.Ü. tarafından hazırlanan raporun değerlendirme kısmında, H.Z.detarif edilen künt travmatik lezyonların büyüklüğü, derecesi ve özellikleridikkate alındığında bu hususların tamamının H.Z.nin düşmesi sırasında meydanagelemeyeceği, lezyonların bir kısmının olay yerinde meydana gelenmüdahalelerden kaynaklanmış olabileceği, bunların ise doğrudan ölüme yolaçabilecek nitelikte olmadığı belirtilmiştir. Bu raporda ayrıca ATK raporundayer alan biber gazına maruz kalan kişilerin temiz havaya çıkarılması ve oksijentedavisi uygulanması durumunda biber gazının 10-15 dakika içinde vücuttanelimine olduğu şeklindeki sonuca atıf yapılmış fakat bir kimyasallakarşılaşmanın ölüm de dâhil olmak üzere bir dizi etkeni harekete geçirdiğibelirtilmiştir. Rapora göre göz yaşartıcı kimyasallara maruz kalındığındakullanılan maddenin miktarı, buna ne kadar maruz kalındığı, ortamın nasılolduğu (açık veya kapalı alan vb.), maruz kalanların dakikadaki solunumsayıları, kronik akciğer ve kalp hastalığı olup olmadığı, ortamın ısısı ve nemigibi çok sayıda faktör insan sağlığı üzerinde sonuçlar doğurmaktadır. Raporda,H.Z.nin hikâyesi özetlenmiş, ardından kimyasalla karşılaşmasından sonraki birsaat içinde fenalaşması ve yere yığılmasına dayanılarak ölümün olası sebebininsolunum yetersizliği ve buna bağlı olarak gelişen komplikasyonlar (asidoz)olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Buna neden olarak da kronik kalp damar veakciğer hastalığının aktif hâle gelmesi gösterilmiştir. Bu tespitlerden sonraraporda ölüm ile kimyasal gaza maruz kalma arasında nedensellik ilişkisiolduğuna karar verildiği ifade edilmiştir.
24. Başsavcılık 30/3/2012 tarihinde olay günü Zeytinburnuilçesi sınırlarında Kazlıçeşme Meydanı ve çevresindeki gösterilerdemeydanagelen olaylara ilişkin olarak düzenlenen olay yeri inceleme raporu veeklerinin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen olay yeritutanaklarının ve H.Z.nin ölmeden önce tedavi gördüğü bir sağlık kuruluşubulunup bulunmadığının araştırılması, bulunması hâlinde tedavi evraklarınıntemini ve olaylarda kullanılan biber gazı içeriğinin formülasyonu ile birliktegönderilmesini talep etmiş ve temin edilen belgeleri ATK'ya göndermiştir.
25. Başvurucular, H.Z.nin ölümüne neden olan müdahalenedeniyle İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ilepolislerden şikâyetçi olmuş ve otopsi işlemi yapılmasına rağmen altı aydırdüzenlenmeyen raporun bir an önce temin edilmesi talebinde bulunmuşlardır.
26. Başvurucular 26/2/2013 tarihinde Başsavcılığamüracaat ederek H.Z.ninhayatını kaybettiği yerin tespiti içim keşifyapılmasını, tanıklar C.Ş. ile Ş.Z.nin ifadelerine başvurulmasını, haberajansları ile yazışmaların yapılarak olay günündeki müdahalenin görüntülerinintemin edilmesini, ilgili minibüs duraklarının işletmecilerinden varsa kamerakayıtlarının dosyaya intikalinin sağlanmasını ve söz konusu mahalde görevlendirilentüm polis memurlarının tespit edilmesi ile ifadelerine başvurulmalarını vesorumluların cezalandırılmalarını talep etmişlerdir.
27. Başsavcılık ayrıca başvurucular vekilinin yukarıdaverilen dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin olmak üzere olay yerindegörevlendirilen personelin tespitini Emniyet Müdürlüğünden 26/4/2013 tarihindetalep etmiş, ATK ile raporun temini hususunda yazışmalar yapmıştır.
28. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü 3/6/2013 tarihinde,olay tarihinde görevlendirilen personel listesini ayrıca olay değerlendirmeraporunu Başsavcılığa bildirmiştir. On sekiz sayfadan ibaret olan görevlistesine göre gaz fişeklerinin kullanıldığı iddia edilen Topkapı tramvayduraklarında 102 polis memuru görevlendirilmiştir.
29. Başsavcılık temin ettiği tüm belgelerden sonra dosyahakkında ''olay günü [H.Z.nin] KOAH ve kalp damar hastalığı sonucuöldüğü, ancak olay günüZeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda yapılacak olanizinsiz nevruz kutlamalarına katılmak üzere gittiği, meydana varamadanEskiTopkapı otogarınınbulunduğu yerdeki halen minübüs durağı olarak kullanılanyerde polis müdahalesi ile karşılaşıldığının tanık anlatımlarıyla anlaşıldığıve adli tıp raporunda da darp izlerinin de tespit edildiği , olay günü polismüdahalesi sırasında gaz kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılmış ise bu gazın[H.Z.nin]mevcut hastalığına etki edip etmediğinin varsa izinsiznevruz kutlamaları ileilgili olarak Savcılığınızca yürütülen diğer soruşturmalarla birliktedeğerlendirilmesinde fayda ve zorunluluk bulunduğu'' gerekçesiyle 28/6/2013tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.
30. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da olaylarla ilgiliolarak ilk usul işlemininBaşsavcılık tarafından yapılması nedeniyle yetkisizlikkararı vermiştir. Her iki Başsavcılığın yetkisizlik kararı vermesi nedeniyleortaya çıkan uyuşmazlık, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/9/2013tarihinde Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararınıkaldırması ile son bulmuştur.
31. Başsavcılık, olay günü kullanılan biber gazınınH.Z.nin ölümüne neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı ve ayrıntılı raporuntanzim edilmesi için 10/1/2014 tarihinde İstanbul ATK Birinci Adli Tıp İhtisasKuruluna yazı yazmıştır. Bu yazı üzerine hazırlanan 22/1/2014 tarihli ayrıntılıraporun ilgili kısımları şöyledir:
'' KOAHolduğu, 18/03/2012 günü Kazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak içingittikleri nevruz alanına gelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği,evine geldiği, evinde bir süre oturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evininbahçesine çıkıp gezerken yere yığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhulgetirildiği bildirilen ...[H.Z.]hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan:
....
İhtisas Kurulumuzun 07.11.2012 tarih,2012/24656/3980 sayı ve 4294 karar sayılı raporunda (Gaziosmanpaşa CumhuriyetBaşsavcılığı'nın tarih ve sor. sayılı yazısı ile ölüm nedeni sorulmuş olmakla)sonuç olarak:
“1-Otopsisinde sol göz kapağı altı içkısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alandaşişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, solomuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arkakısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cmçapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cmekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık,kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonuoluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,
2-Kimya İhtisas Dairesinin raporunagöre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının(5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda bibergazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı,idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematiktearanan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob,sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin vedihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte arananmaddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerinemaruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisiuygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğununbildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetininkabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zamannedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,
3-Otopsisinde histopatolojik tetkikindeMyokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alandayoğunlaşan gri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte vesubendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozisalanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler,tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğuve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakınmesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğununkabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damarhastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkiliolabileceği oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde kayıtlıdır.
SONUÇ:
KOAH olduğu, 18/03/2012 günüKazlıçeşme’deki nevruz kutlamalarına katılmak için gittikleri nevruz alanınagelmeden biber gazına maruz kalıp darp edildiği, evine geldiği, evinde bir süreoturduktan sonra sıkıldığını söyleyerek evinin bahçesine çıkıp gezerken yereyığıldığı, Özel Arnavutköy Hastanesine eks duhul getirildiği bildirilen Şevketoğlu 1955 doğumlu Hacı Zengin hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerdebulunan verilerle otopsi bulguları birlikte değerlendirildiğinde;
1-)Otopsisinde sol göz kapağı altı içkısmında 0,5x1 cm mor renkli ekimoz, sol zigomatik bölgede 3x3 cm lik alandaşişlik,sol kaş 1/3 medial kısmının 4 cm yukarısında 2,5 cm çapında ekimoz, solomuz arka kısımda 6x4 cm lik alanda mor renkli ekimoz, sol kol orta arkakısımda 7x5 cm lik mor renkli ekimoz, sağ kol 1/2 orta iç kısımda 0,5 cmçapında mor renkli ekimozun altına derin kesi yapıldığında görülen 10x7 cmekimozun lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları ile kafatasında kırık,kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonuoluşturmadığı cihetiyle müstakilen ölüm meydana getirir nitelikte olmadığı,
2-)Kimya İhtisas Dairesinin raporunagöre; kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, kanda kalibrasyon aralığının(5-200ng/ml) altında paracetamol bulunduğu, %0,1 COHb bulunduğu, kanda bibergazı etken maddesi capsaisin ve dihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı,idrarda paracetamol bulunduğu, perikard ve safra sıvılarında sistematiktearanan maddelerin bulunmadığı, akciğer örneklerinde (sağ üst lob, sağ orta lob,sağ alt lob, sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capcaisin vedihydrocapsaisin aranmış olup bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikte arananmaddelerin bulunmadığı, literatürde capsain ve dihydrocapsaisin maddelerinemaruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijen tedavisiuygulanması durumunda 10-15 dakika içinde vücuttan elimine olduğununbildirildiği dikkate alındığında; kişinin olay yerinde gaza maruziyetininkabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zamannedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,
3-)Otopsisinde histopatolojik tetkikindeMyokardda septum ve sol ventrtikül serbest duvarda subendokardiyal alanda yoğunlaşangri-beyaz renkli fibrotik görünümlü alanlar, Septum l/3 üstte vesubendokardiyal alanda yoğunlaşan nedbe, perivasküler-interstisyel fıbrozisalanları, hipertrofı bulguları, subendokardiyal kronik iskemik değişiklikler,tespit edildiğine göre; kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğuve kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakınmesafeden yoğun olarak capsain ve dihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğununkabulü halinde, bu maruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalp damarhastalığının aktif hale geçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkiliolabileceği ancak kişinin biber gazına maruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış iseortamdaki biber gazı yoğunluğu bilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümündebiber gazı maruziyetinin etkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirmeyapmanın mümkün olmadığı oy birliğiyle mütalaa olunur. ''
32. Başsavcılık bu rapora istinaden 26/8/2014 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
''MaktulH.Z.nin ölümünün KOAH ve kemik damar hastalığı sonucu olduğunun, biber gazınamaruz kalıp kalmadığının, maruz kalmış ise de ortamdaki biber gazının yoğunluğubilinmediğinden mevcut belgelerle kişinin ölümünün biber gazı etkisinin kesinbir şekilde değerlendirilemeyeceğinin Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 12/01/2014tarihli raporu ile tespit edildiği,
Yukarıda anlatılan olayda herhangi birkimseye atfedilebilecek bir suç unsuru bulunmadığından olay sebebiyle CMK'nın172. maddesi gereğince KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA... [karar verildi.]''
33. Anılan karara yapılan itiraz İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliğinin 14/1/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
34. İtirazın reddine dair kararın başvuruculara 3/5/2017tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 31/5/2017 tarihinde başvurucularbireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
35. Anayasa Mahkemesi Özlem Kır (B. No: 2014/5097,28/9/2016, §§ 22-27) kararında; 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife veSalâhiyet Kanunu’nun “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı 16.maddesine, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kanununhükmü ve amirin emri” kenar başlıklı 24. maddesine, 5237 sayılı Kanun'un"Sınırın aşılması" kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralıfıkrasına,5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama" kenarbaşlıklı 86. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılıKanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenarbaşlıklı 87. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmına, 5237 sayılıKanun'un "Taksirle yaralama" kenar başlıklı 89. maddesinin (1)ve (2) numaralı fıkrasının ilgili kısımlarına yer vermiştir. Ayrıca AnayasaMahkemesi Güven Boğa (B. No: 2014/17222, 3/7/2019, §§ 24-30)kararında6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanun'un ilgili hükümlerine değinmiştir.
36. Anayasa Mahkemesi Ali Ulvi Atunelli (B. No:2014/11172, 12/6/2018, §§ 25-27) ve Özlem Kır (aynı kararda bkz. §§28-30) kararlarında; 30/12/1982 tarihli ve 17914 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği’nin 25. maddesinin ilgilikısımlarına, İçişleri Bakanlığının yayımladığı 25/8/2011 tarihli ToplumsalOlaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına DairYönerge'nin 10. ve 12. maddelerinin ilgili kısımlarına, Emniyet Genel Müdürlüğütarafından 26/6/2013 ve 22/7/2013 tarihlerinde çıkarılan iki ayrı genelgeyledaha ayrıntılı hâle getirilen, Emniyet Genel Müdürlüğünün Aralık 2008 tarihindehazırladığı Göz Yaşartıcı Gaz Silahları ve Mühimmatları Kullanım Talimatı'nınilgili bölümlerine yer vermiştir.
B. UluslararasıHukuk
37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ilgilimaddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkiniçtihatları Ali Ulvi Atunelli (aynı kararda bkz. §§ 29-45) kararında yeralmaktadır.
38. Anayasa Mahkemesi Ali Rıza Özer ve diğerleri([GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 47-51) ve Özlem Kır (aynı karardabkz. §§ 31-35) kararlarında; 13/1/1993 tarihli Kimyasal SilahlarınGeliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunlarınİmhası ile İlgili Sözleşme’ye, Kolluk Görevlileri Tarafından Zor ve AteşliSilah Kullanılması Hakkında Temel İlkelerin (Birleşmiş Milletler (BM) SuçunÖnlenmesi ve Suçluların Islahı Sekizinci Kongresi, Havana, 27/8/1990-7/9/1990,BM, A/CONF.144/28/Rev.1, 1990, s. 112-115) ilgili bölümlerine, BM barışçıltoplanma ve gösteri yapma özgürlüğü özel raportörü tarafından hazırlananraporun (BM İnsan Hakları Komisyonu A/HRC/20/27, 21/5/2012) 35. maddesine,Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya MuameleninÖnlenmesi Komitesinin (CPT) biber gazına ilişkin görüş ve tavsiyelerinedeğinmiştir.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
39. Mahkemenin 9/7/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucular, olay günü nevruz kutlamaları içintoplanan kalabalığa göz yaşartıcı gazla müdahale edildiği Emniyet Müdürlüğükayıtlarında yer almasına rağmen kullanılan gaz miktarının tespitedilemediğini, gazın kullanma talimatı kılavuzunda açık alanda kullanılmasıgerektiği yazılmış olmasına rağmen kapalı alan niteliğinde olan Topkapı minibüsduraklarında kullanıldığını, olay yeri kamera kayıtlarının getirtilmediğini,ilgili haber ajansları ile minibüs işletmelerinden tüm kayıtların teminedilmediğini, olayla ilgili olarak şüpheli polis memurları ile bunların amirikonumunda olan Emniyet Müdürü, Vali ve İçişleri Bakanı hakkında soruşturmayürütülmediğini belirterek ölüm olayı nedeniyle Anayasa'nın 10., 17., 34 ve 36.maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş vesoruşturmanın yeniden başlatılarak ilgililerin cezalandırılmasını talepetmişlerdir.
B. Değerlendirme
41. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı17. maddesinin birinci fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama,.....hakkınasahiptir."
42. Anayasa’nın "Devletin temel amaç vegörevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır."
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların iddialarının özü, H.Z.nin ölüm sebebine dair Başsavcılıktarafından başlatılan soruşturmanın etkisiz olduğun ilişkindir. Bu nedenlebaşvuru, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiş; diğer ihlaliddiaları yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. İçişleriBakanı ve İstanbul Valisi Yönünden
44. Başvurucular, olayla ilgili yaptığı suç ihbarındaİçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkında soruşturma yapılmasını talepetmiştir.
45. Başsavcılık; diğer taleplerin yanında ileri sürülenbu iddialar karşısında soruşturmanın herhangi bir evresinde bir değerlendirmedebulunmamıştır. Başsavcılık bu kişiler hakkında herhangi bir değerlendirmedebulunmaksızın genel olarak H.Z.nin ölümüne ilişkin olayı araştırmaya çalışmışve nihayetinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
46. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırıolarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal edecek biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olayhakkında etkili resmî bir soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (TahirCanan, § 25). Ancak bu konuda bir soruşturmanın başlatılabilmesi içinöncelikle iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerekmektedir. İddia edilenolayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul, şüpheden uzakkanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık vetutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden deoluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturmayükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394,6/3/2014, § 28).
47. Başvurucuların bu başlıktaki iddialarının doğrudaneylemi gerçekleştiren kolluk görevlilerine değil olayın siyasi sorumlusuolduğunu ifade ettiği İçişleri Bakanı ile kolluk kuvvetlerine müdahale talimatıveren İstanbul Valisi'ne yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
48. Kolluğun müdahalesinden dolayı cezalandırılması talepedilen kolluk amirleri ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası gereğince devletin etkili bir soruşturmayükümlülüğünden bahsedilebilmesi için öncelikle savunulabilir bir iddianınortaya konulması gerekmektedir. Savunulabilir bir iddianın esasını, hakkındasoruşturma yapılacak kişilerin mağdurun yaralanmasından ceza hukuku anlamındasorumlu olabilme ihtimalinin ortaya konulması oluşturmaktadır (Hasan Fırat [GK],B.No: 015/9496, 31/10/2019, § 54 ve ). Aksi takdirde devletin ceza hukukukapsamında sorumlu olmayan kişiler hakkında da makul kabul edilemeyecek birşekilde soruşturma yükümlülüğü altına sokulması söz konusu olacaktır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. İbrahim Akan, B. No: 2014/10628,16/11/2016, § 36; Bülent Barmaksız, B. No: 2014/9771, 21/9/2016, § 28; ElifGüneş Yıldırım, B. No: 2014/12391, 5/4/2017, § 25; Onur Cingil (2),B. No: 2014/2976, 9/5/2018, § 60; Gamze Elvan ve diğerleri, B. No: 2015/5718,9/5/2019, § 60; Davut Yıldız, B. No: 2014/14147, 24/1/2018, § 33).
49. Başvurucular, olay günü yapılan müdahaleye ilişkinolarak kolluk amirlerinin verdiği somut bir talimattan söz etmemiş; genelolarak polisin müdahalesi sonucunda H.Z.nin göz yaşartıcı gaza ve fizikselsaldırıya maruz kaldığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, kollukgörevlilerinin ölçüsüz müdahalede bulunduğu iddiası ile kolluk amirlerinintalimatları arasında ceza hukuku bağlamında illiyet bağını gösterensavunulabilir bir bilgi veya belge de ortaya koymamış; verilen emirlerin kollukgörevlilerinin yetkisini aşacak ve suç oluşturacak nitelikte hareket etmelerineyönelik olduğunu gösteren herhangi bir somut kanıt da gösterilmemiştir.
50. Bu açıklamalar ışığında başvurucuların yaşam hakkınınihlal edildiği iddiaları yönünden İçişleri Bakanı ve İstanbul Valisi hakkındasoruşturma yapılmasını gerekli kılan nitelikte, kolluğun orantısızmüdahalesiyle verilen talimatlar arasında illiyet bağını gösterir hiçbir kanıtunsuru bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıkapsamındaki iddiaların soyut ve temellendirilmemiş şikâyet niteliğinde olduğuanlaşılmıştır.
51. Öte yandan Bakanlar Kurulu üyelerinin aldığı kararlarsonucunda cezai sorumluluklarından bahsedilebilmesi ancak Anayasa'nın mülga100. ve TBMM İçtüzüğü'nün 107. maddesindeki koşullar gerçekleştiğindemümkündür. Somut olay açısından toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında meydanagelen ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilebilecekolaylar açısından Bakanlar Kurulu üyelerinin her türlü kararından ötürüsoruşturulması gerektiği şeklinde bir pozitif yükümlülüğün olduğu söylenemez.Zira ceza hukuku bağlamında kötü muamele yasağına aykırı fiillerincezalandırılması için illiyet bağının ortaya konulması gerekmektedir. Aksihâlde ortaya çıkan durum Başbakan ve bakanların uyguladıkları genel siyasetinve bakanlıkların görevleri ile ilgili şikâyetlerin Cumhuriyet başsavcılıklarıtarafından incelenmesi sonucuna yola açar ki TBMM'ye ait olan bu yetkininCumhuriyet başsavcılıkları tarafından kullanılması mümkün değildir (OnurCingil (2), § 61).
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Kolluk Görevlileri Yönünden
53. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamınıkaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayınedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusuolayda ölen kişi, başvuruculardan Fikret Zengin'in eşi, diğer başvurucularınise babasıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır.
54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. İlkeler
55. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, kasten ya da saldırı veya kötü muamelelersonucu meydana gelen ölüm olaylarında sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalaryürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, §§ 54, 55).
56. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutukonusunda benimsediği genel ilkelere göre bir ceza soruşturmasının etkililiğiiçin;
i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl hareketegeçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesinisağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 57),
ii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliğisağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca herolayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürecegerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 58),
iii. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukukaaykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesininengellenmesi amacıyla ceza soruşturmasının makul bir özen ve süratleyürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30) gerekir.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
57. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığının ölüm olayıhakkında kendiliğinden, ivedilikle bir soruşturma başlattığı ve başvurucularındelil toplanmasına ilişkin taleplerini dile getirebildiği, kovuşturmaya yerolmadığına dair karara itiraz edebildiği, soruşturmaya katılım konusundaherhangi bir engelle karşılaşmadığı görülmüştür.
58. Bu tespitler sonrasında Başsavcılığın H.Z.nin ölümnedeninin tespit edilmesine yönelik olarak yaptığı işlemlerin incelenmesi gerekir.
59. Ölüm sebebinin kesin olarak belirlenebilmesi içinceset üzerinde yapılan otopsi işleminden sonra düzenlenen raporun sonuçkısmında ''...biber gazı etken maddesi capsaisin ve diydrocapsaisin aranmışolup bulunmadığı,... ak ciğer örneklerinde ( sağ üst lob, sağ orta lob, sağ altlob , sol üst lob, sol alt lob) biber gazı etken maddesi capsaisin vediydrocapsaisin... bulunmadığı,....literatürde capsaisin ve diydrocapsaisinmaddelerine maruz kalan kişilerin temiz hava bulunan ortama alınması ve oksijentedavisi uygulanması durumunda 10-15 dk içinde vücuttan elimine olduğunubildirildiği dikkate alındığından; kişinin olay yerinde gaza mağruziyetininkabulü halinde de olay yerinde bulunduğu zaman ile ölümü arasında geçen zamannedeniyle ölüm sonrası otopsisinde alınan örneklerde bu gazın bulunamayacağı,kişide, KOAH ve kronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalpdamar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarakcapsain ve diydrocapsaisin gazını maruziyeti olduğunun kabulü halinde bumaruziyetin de kendisinde mevcut KOAH ve kalpdamar hastalığının aktif halegeçmesinde efor ve stres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği'' ifadeedilmiştir.
60. Başsavcılık bu rapordan sonra H.N.nin ölümüne olaygünü kullanılan biber gazının neden olup olmadığı hususunda açıklayıcı veayrıntılı rapor tanzim edilmesi için yeni bir görüş istemesi üzerine düzenlenen22/1/2014 tarihli raporun sonuç kısmında ise ''kişide, KOAH vekronik kalp damar hastalığı bulunduğu ve kişinin ölümünün kalp damar hastalığısonucu meydana gelmiş olduğu, yakın mesafeden yoğun olarak capsain vedihydrocapsaisin gazına maruziyeti olduğunun kabulü halinde, bu maruziyetin dekendisinde mevcut KOAH ve kalp damar hastalığının aktif hale geçmesinde efor vestres faktörüne ilave olarak etkili olabileceği ancak kişinin biber gazınamaruz kalıp kalmadığı, maruz kalmış ise ortamdaki biber gazı yoğunluğubilinmediğinden mevcut bulgularla kişinin ölümünde biber gazı maruziyetininetkisi olup olmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı''belirtilmiştir.
61. Alınan her iki rapora bakıldığında H.Z.nin ölümnedeni hususunda bir belirsizliğin olduğu anlaşılmaktadır. İlk raporda KOAH vekronik kalp rahatsızlığı bulunan H.Z.nin ölümünde, yakın mesafeden yoğun olarakatılan capsain ve diydrocapsaisin gazlarının söz konusu rahatsızlıkların aktifhâle gelmesinde rol oynayabileceği belirtilmiş olmasına rağmen ikinci rapordaH.Z.nin bu gazlara maruz kalıp kalmadığı, kalmışsa bu gazın yoğunluğu bilinemediğiiçin ölüm nedeni hakkında bir belirlemenin yapılamadığı ifade edilmiştir.
62. Bu belirsiz karşısında tanık ifadelerinin önemkazandığı anlaşılmaktadır. Buna göre olay günü H.Z. ile birlikte olan Ş.Z.ninifadesine göre güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi sırasında gözyaşartıcı gaz kullandığı, H.Z.nin de müdahale sırasında anılan maddelere maruzkaldığı; bundan başka olay raporunda da (bkz. § 12) katılımcılara karşı gözyaşartıcı gazların kullanıldığı anlaşılmaktadır.
63. Başsavcılık, bunlardan başka olay gününde kullanılanmateryalleri Emniyet Müdürlüğünden temin etmiştir. Söz konusu materyalinkullanım kılavuzunda bazı uyarılar bulunduğu halde bu materyalin kimyasaliçerikleri ile etkileri üzerinde kriminal inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
64. ATK raporunda belirtildiği üzere olay günü aralarındaH.Z.nin de olduğu gruba yönelik olarak kullanılan göz yaşartıcı maddelerinyoğunluğu hususunda Başsavcılık tarafından bir inceleme ve değerlendirmeyapılmamıştır. Bunun yanında söz konusu maddeleri kullanan personelin bukimyasal maddelerin kullanım kılavuzunda yer alan ilkelere göre hareket edipetmediği, uyarıları dikkate alıp almadığı, ayrıca bunların kullanımı için bireğitime tabi tutulup tutulmadığı hususlarında herhangi bir araştırmanın yapılmadığıanlaşılmıştır.
65. Ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak -varsa-görüntü kaydının Başsavcılık tarafından talep edilmediği anlaşılmaktadır. Bubağlamda söz konusu müdahalenin hukuka uygunluğu noktasında en büyük maddidelilin Emniyet Müdürlüğünden temin edilmesi suretiyle H.Z.nin söz konusu yerdebulunup bulunmadığı, bulunmuşsa söz konusu müdahaleye hangi ölçekte ve nasılmaruz kaldığı hususunda bir belirlemenin yapılmadığı değerlendirilmiştir.Başvurucular ayrıca söz konusu müdahaleye ilişkin olarak olayın en büyük maddidelili olan görüntülerin ilgili haber ajanslarından ve ilgili minibüsişletmelerinden temin edilmesi yönünde taleplerde bulunmuş iseler deBaşsavcılık tarafından bu hususta bir yazışma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
66. Bunların yanında başvurucuların, güvenlik güçlerinceyapılan müdahalenin kapalı alan olarak kabul edilmesi gereken bir yer olduğunoktasındaki yoğun iddiaları karşısında olay yeri incelemesi veya keşifişlemlerinin yapılmasına yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunulmadığıanlaşılmaktadır. Tanık ifadelerine göre söz konusu müdahale, Topkapı'da bulunanve kapalı olarak değerlendirilebilecek nitelikteki bir yerde yapılmıştır. Busebeple başvurucuların bu iddiasının araştırılmamasının önemli bir eksiklikolduğunun altı çizilmelidir.
67. Öte yandan olay yerinin net olarak belirlenip kapalıalan olup olmadığı tespit edilerek güvenlik güçleri tarafından yapılanmüdahalede göz yaşartıcı gazın ne kadar kullanıldığının araştırılmamasının, bumaddelerin usulüne uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenebilmesiaçısından herhangi bir kamu görevlisinin ifadesine başvurulmamasının, görüntükayıtlarının ilgili yerlerden temin edilerek H.Z.nin maruz kaldığı iddia edilenmüdahalenin gerekliliği ve ölçülülüğü noktasında belirlemeler yapılmamasınındevletin yaşam hakkı kapsamındaki makul özenle etkili soruşturma yapmayükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir.
68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
69. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
70. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturmabaşlatılması talebinde bulunmuşlardır.
71. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarınada değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkınikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
72. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
73. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındayaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göreihlalin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının işlem ve eylemlerindenkaynaklandığı anlaşılmaktadır.
74. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden soruşturma başlatılarak Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden soruşturma yapılmak üzere Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine (2015/1378 sayılı soruşturma dosyası) karar verilmesi gerekmektedir.
75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İçişleri Bakanı ile İstanbul Valisi yönünden yaşamhakkınınusul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kolluk görevlileri bakımından yaşam hakkının usulboyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına (2015/1378 sayılı soruşturmadosyası) GÖNDERİLMESİNE,
D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.