TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
D. K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19060)
Karar Tarihi: 21/9/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
D. K.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kişilik haklarına yapılan saldırının durdurulmasıdavasında kararın kanun ve usule aykırı olarak verilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının, yargılamada ileri sürülen iddia ve maddi vakıalara cevapverilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, manevi tazminat talebininkarara bağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzunsürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, eski eşinin müşterek evden kaçtığını, T.D. isimlişahısla birlikte yaşamaya başladığını belirterek şiddetli geçimsizlik nedeninedayalı boşanma davası açmış, boşanma davası devam ederken 24/5/2012 tarihlidilekçesiyle Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada eski eşininbaşkasıyla birlikte olmasının kendisini ve aile yaşamını etkilediğini, sosyalyaşamda eziyet çektiğini belirterek yapılan saldırının hukuka aykırılığınıntespitine, T.D.nin eşi ile aynı çatıda yaşamasınınönlenmesine ve gerekli diğer tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talepetmiştir.
9. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/6/2012 tarihli kararındadavacının aralarında boşanma davası devam eden eski eşinin davalı T.D. ile aynıçatı altında yaşadığını, davacının tedbir talebinin konusunun aile hukuku ileilgili olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.
10. Görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Başvurucunun talebi ile birlikte dosya Hatay 2. Aile Mahkemesine (Mahkeme)gönderilmiş, başvurucu 8/11/2012 tarihli celsede davasının 22/11/2001 tarihlive 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, ihtiyati tedbir yoluyla boşanmadavası sonuçlanıncaya kadar davalı T.D.nin eski eşiile birlikteliğinin sonlandırılması olduğunu belirtmiştir.
11. Başvurucu yargılama sırasında 30/11/2012, 7/1/2013,14/1/2013, 8/2/2013 tarihli dilekçelerinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi gereği eski eşinin T.D. ileyaşamasının önlenmesi için tedbir talebinde bulunmuş, Mahkeme 11/2/2013 tarihlikararında tedbir suretiyle davanın esasını çözecek şekilde kararverilemeyeceğini belirterek talebi reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi9/5/2013 tarihinde tedbir ile ilgili ara kararı onamıştır.
12. Başvurucu yargılama sırasında 11/3/2013 tarihli dilekçesindeve25/4/2013 tarihli celsedeki beyanında, bu defa 8/3/2012 tarihli ve 6284sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunuyarınca tedbir kararı verilmesini talep ettiğini belirterek davalı T.D.den 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
13. Mahkeme 4/10/2013 tarihli kararında davanın aralarında ailehukuku anlamında ilişki bulunmayan davacı ve davalı arasındaki bir olayailişkin olduğunu, uyuşmazlığın davalı ve dava dışı eşin haksız eylemniteliğindeki davranışından kaynaklandığını ve genel hükümlere tabibulunduğunu, bu nedenle davalının haksız eylemi nedeniyle açılan davaya genelhükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerektiğini belirterekgörevsizliğine hükmetmiştir.
14. Olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle dosya merci tayini için Yargıtaya gönderilmiş, 17. Hukuk Dairesinin 22/5/2014tarihli kararında evli bir kimsenin bir başka kimseyle yaşamasınınengellemesinin bir davaya konu olamayacağı ve uyuşmazlık konusu olarak kabuledilemeyeceği anlaşılmış ise de evlilik birliğinin devamı sürecince davalınındavacının kişilik değerlerine zarar vermesinin önlenmesi amacı ile söz konusutalepte bulunduğu, uyuşmazlığın aile mahkemesince değerlendirilip kararabağlanması gerektiği belirtilerek Hatay 2. Aile Mahkemesinin görevsizlik kararıkaldırılmıştır.
15. Mahkemenin 16/10/2014 tarihli kararıyla evli bir kimseninbir başka kimseyle yaşamasının engellenmesinin bir davaya konu olamayacağı, busebeple de bu hususun uyuşmazlık konusu olarak kabul edilemeyeceği, keza davacıve dava dışı eş hakkındaki boşanma davasının kesinleştiği, tarafların evlilikbirliğinin sona erdiği, ihtiyati tedbir talebinin konusuz kaldığı belirtilerektalep kesin olarak reddedilmiştir.
16. Ret kararı 4/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,4/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
17. Bu arada başvurucu 24/4/2013 tarihli dilekçesiyle Hatay 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalı T.D.nineşi ile birlikte çektirdiği uygunsuzfotoğraflarıeşinin abisine gösterdiğini, bu şekilde eylemin herkes tarafından duyulmasınısağladığını, alkollü bir şekilde evlerine gelerek hakaret içeren sözler sarfettiğini, İnternet ortamında hakaret içeren mesajlargönderdiğini, tüm bu eylemler nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunu, eski eşiile birlikte yaşaması nedeniyleuğradığı manevizararla ilgili talep ve dava hakkını saklı tuttuğunu, yukarıda açıklananeylemlerle ilgili olarak hakkında açılan ceza davalarında davalının yargılanıpmahkum olduğunu belirterek T.D. aleyhine 75.000 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
18. Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/12/2013 tarihlikararında, davalının başvurucuya sinkaflı küfrederekhakarette bulunduğunu, başvurucunun eski eşi ile birlikte çektirdiği uygunsuz fotoğraflarıeski eşinin abisine gösterdiğini, başvurucuya İnternet ortamında hakaret içerenmesajlar gönderdiğini belirterek 15.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, karar28/1/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 4721 sayılı Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkınasaldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasınıisteyebilir."
20. 4721 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Davacı, hâkimdensaldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sonaermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitiniisteyebilir.
...
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleriile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkısaklıdır.
..."
21. 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi şöyledir:
"Boşanma veya ayrılık davası açılıncahâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına,geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasınailişkin geçici önlemleri re'sen alır."
22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiillebaşkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
23. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarargören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktarpara ödenmesini isteyebilir."
24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 118. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiğitarihte açılmış sayılır...
..."
25. 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"(1) Davacı, yargılama harçları ile heryıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olantutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır."
B. Uluslararası Hukuk
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarınesası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız birmahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesiniisteme hakkına sahiptir...”
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), medeni hak veyükümlülükler kavramının yalnızca davalı devletin iç hukukuna bakılarakyorumlanamayacağını, söz konusu ifadenin Sözleşme’dendoğan özerk bir kavram olduğunu, Sözleşme’nin 6. maddesinin taraflarınsıfatından, uyuşmazlığın ne şekilde karara bağlanacağını düzenleyen mevzuatınmahiyetinden ve bu konuda yargılama yetkisine sahip makamın niteliğindenbağımsız olarak uygulanacağını belirtmiştir (Georgiadis/Yunanistan, B. No: 21522/93, 29/5/1997, §34).
28. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin, medeni hukuk alanına girenkonularda uygulanabilirliği açısından, iç hukukta tanınan veya en azındansavunulabilir bir biçimde ileri sürülebilecek hak ve yükümlülüklerle ilgili biruyuşmazlığın var olması gerektiğini, bu hak ve yükümlülüklerin Sözleşmeanlamında "medeni" nitelikte olmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır(H. v./ Belçika, B. No: 8950/80,30/11/1987 § 40).
29. Bunun yanında AİHM, uyuşmazlık tespit edilirken görünüşün vekullanılan dilin ötesine geçilerek her davanın koşullarına göre durumungerçeklerine yoğunlaşılması gerektiğini belirtmiştir(Gorou/Yunanistan (No. 2) [BD], B. No: 12686/03,20/3/2009, § 29).
30. Yine AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin, sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir “hak” için belirli bir anlam öngörmediğini,bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukukabaşvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklıbir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini,yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilipedilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığının dikkate alınabileceğini,hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birlikte, salt bir kanunhükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkın varlığını tekbaşına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilen hakkın yerelmahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranın talebinin esasınıincelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğinibelirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04,3/4/2012, §§ 91-94).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
32. Anayasa Mahkemesinin (MehmetŞerif Ay, B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Tedbir Talebinin Reddine İlişkin İhlalİddiaları
33. Başvurucu, eski eşinin evli olduğu dönemde başka biriyleyaşamasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, bu durumunönlenmesi için 4721 sayılı Kanun'un 24. ve 25. maddelerine göre dava açtığıhâlde Mahkemenin talebi aynı Kanun'un 169. maddesi kapsamındadeğerlendirdiğini, yargılama sırasındaki tedbir taleplerinin de reddedildiğini,dosyadaki delillere göre gayrimeşru yaşantının ortada olduğunu ancak devletinailenin korunması için tedbir alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini,dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, taleplerinin görmezden gelindiğini,mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediğini, davanın asliye hukuk mahkemesindegörülmesi gerektiği hâlde hatalı bir şekilde görevsiz olan aile mahkemesindesonuçlandırıldığını, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa'nın 12., 17., 20., 36., 40. ve 41. maddelerinde güvence altına alınanhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile 40.000 TL manevitazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle, başvurucunun 12., 17., 20., 40.ve 41. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddiası,adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
35. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme’nin adil yargılanma hakkınıdüzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterek hakkın kapsamının bukonularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğini belirtmiştir(Adnan Oktar, B. No: 2012/917,16/4/2013, § 21).
36. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin bir kişinin sahip olduğunuileri sürebileceği tüm hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkınıgüvenceye almadığını, Sözleşme'nin 6. maddesinin, bir kimsenin “medeni hak ve yükümlülükleri”nin karara bağlanmasıyla ilgili biryargılama usulünde uygulanacağını, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliği için bir uyuşmazlığınbulunması, bu uyuşmazlığın en azından savunulabilir bir şekilde iç hukuktatanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgili olması ve Sözleşme’deki anlamıyla da “medeni” nitelikte olmasıgereken hak ve yükümlülüğü karara bağlaması gerektiğini belirterek AİHM ilebenzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
37. Başvuru konusu davada başvurucu, T.D. isimli şahsın,boşanmakta olduğu eşi ile aynı çatıda yaşamasının önlenmesi yönünde tedbirkararı verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 9/5/2013tarihli ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22/5/2014 tarihli kararlarında dabelirtildiği gibi evli bir kimsenin bir başka kimseyle yaşamasınınengellenmesine yönelik tedbir talebinin bir davaya konu olamayacağı,dolayısıyla bu iddialar yönünden, iç hukukta tanınan veya en azındansavunulabilir bir biçimde ileri sürülebilecek hak ve yükümlülüklerle ilgili biruyuşmazlığın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Bu açıdan başvurucunun bubaşlık altında dile getirdiği Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlaliddiasının konusunun, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamındaolan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı sonucunaulaşılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Manevi Tazminat Talebine İlişkin İhlalİddiaları
39. Başvurucu, yargılama sırasında ileri sürdüğü manevi tazminattalebi hakkında karar verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
40. Başvuru konusu davada, manevi tazminat talebi ile ilgiliuyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülükler kapsamında olduğu değerlendirilerek buçerçevede dile getirilen ihlal iddiaları, yargılama sırasında ileri sürülen birtalebin mahkemece dava kapsamında değerlendirilmemesine yönelik olmasındandolayı adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişimhakkı kapsamında incelenmiştir.
41. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceği belirtilmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Bukapsamda mahkemeye erişim hakkı bireylerin yalnızca dava açabilme hakkınıgüvence altına almaz. Yargı mercilerince uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukukisorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması gerekir. Bu açıdanmahkemeye erişim hakkı uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını daiçerir. Başka bir ifadeyle mahkemeye erişim hakkı, dava açma hakkı ile sınırlıolmaksızın taraflara dava konusunu oluşturan tüm taleplerin esasınınincelenerek değerlendirilmesini isteme hakkı sağlar (Medikal Kozmetik ve DışTicaret Ltd. Şti., B. No: 2014/8282, 8/3/2017, § 37).
42. Başvurucu, aile mahkemesinde açtığı kişilik haklarınayapılan saldırının önlenmesi davasında 40.000 TL'lik manevi tazminat talebi ileilgili herhangi bir karar verilmediğini iddia etmiştir.
43. Başvurucunun, görevsiz mahkemeye verdiği 24/5/2012 tarihlidava dilekçesinde, aralarında boşanma davası olan eski eşinin davalı T.D. ileyaşadığını, bu durumunun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunubelirterek hukuka aykırılığın tespitine, davalının eşi ile birlikte yaşamasınınönlenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
44. Başvurucu, Hatay 2. Aile Mahkemesinin yargılamasında6/9/2012 ve 8/11/2012 tarihli celselerdeki beyanlarında davasının, 4721 sayılıKanun'un ilgili hükümlerine göre ihtiyati tedbir yoluyla boşanma davasısonuçlanıncaya kadar davalı T.D.nin eski eşi ilebirlikteliğin sonlandırılması olduğunu belirtmiş, 11/3/2013 tarihli dilekçesive 25/4/2013 tarihli celsede ise davanın 6284 sayılı Kanun uyarınca tedbirkararı verilmesine yönelik olduğunu belirterek davalıdan 40.000 TL manevitazminat talep ettiğini beyan etmiş, ancak bu taleple ilgili harcıyatırmamıştır.
45. Başvurucunun somut davada eşinin boşanma davası sırasındabir başka kişiyle birlikte yaşamasının önlenmesini talep ettiği ve yargılamanınilerleyen aşamasında tedbir talebine bağlı olarak manevi tazminat istemindebulunduğu, başvurucunun harç yatırmadan dile getirdiği manevi tazminattalebinin mahkemece tedbir talebi içerisinde değerlendirildiği ve tedbiristeminin bir davaya konu olamayacağı belirtilerek bu yöndeki tüm taleplerinreddine karar verildiği, bu açıdan manevi tazminat istemi ile ilgili ayrıca birkarar verilmemesinin karar elde etme hakkı bağlamında başvurucunun mahkemeyeerişim hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağı anlaşılmıştır.
46. Bunun yanında başvurucunun manevi tazminat talebi ile ilgiliHatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davanın kısmen kabulüne kararverilerek 15.000 TL manevi tazminata hükmedildiği ve kararın 28/1/2014tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Tedbir talebinin reddine ilişkin ihlal iddialarının konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Manevi tazminat talebine ilişkin ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.