TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
DİLEK GENÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3944)
Karar Tarihi: 1/2/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 3/5/2018-30410
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucular
:
1. Dilek GENÇ
2. Emine GENÇ
3. Esma GENÇ
4. Osman GENÇ
Vekili
:
Av. Nilgün KEPOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, batan bir yük gemisine yönelik arama kurtarmafaaliyetleri yürütmek üzere görevlendirilen botun hava koşulları ve denizindurumu dolayısıyla batması sonucu bottaki personelin yaşamını yitirmesiolayıyla ilgili olarak Kıyı Emniyeti Genel Müdürü hakkında soruşturma izniverilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2015/2824 numaralı bireysel başvuru dosyasının 2014/3944başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin2014/3944 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesinekarar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuşlardır.
9. Birinci Bölüm tarafından 26/12/2017 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görülen başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 28.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
11. 4/12/2012 tarihinde Şile açıklarında seyreden bir gemininbatması üzerine olay yerine en yakın istasyon olan Şile'de konuşlu KıyıEmniyeti-7 hızlı tahlisiye botu (7 numaralı bot) ile başka bot ve römorkörlerolay yerinde arama kurtarma çalışmaları gerçekleştirmek üzeregörevlendirilmiştir.
12. Arama kurtarma çalışmalarına ilişkin yürütülen operasyon;Genel Müdür S.O., Genel Müdür Yardımcıları Ü.A., C.A. ve B.O.Ö., Daire BaşkanıA.D. ve L.K., İşletme Müdürü M.Ç, Şube Müdürü Vekili F.Ö.Ö., Başenspektör(denetçi) Vekili N.K. ve Kaptan B.B. tarafından imzalanan bir tutanağabağlanmıştır.
13. Saat 10.35'te 7 numaralı botun kaptanı R.Ç. hava muhalefetinedeniyle limandan çıkamadığını bildirmiştir. 11.40'ta 3 numaralı botun kaptanıS.D. mürettebatın deniz tutması sonucu iş göremez hâle geldiğini, bu nedenleistasyona geri döndüğünü, bir başka römorkörün gönderilmesi gerektiğinibildirmiştir.
14. Saat 12.30'da 7 numaralı botun yedek vardiyası göreveçağrılmış ve kişilerin beyanlarına göre saat 14.30 civarında vardiya değişimiyapılmıştır. 7 numaralı botun yedek vardiyasında Kaptan C.Ö., Yağcı T.S., UstaGemici A.K. ve başvurucuların yakını Makinist M.G. görev yapmaktadır.
15. Dört kazazedenin olay mahallinden canlı olarakkurtarıldığının rapor edilmesi üzerine saat 14.55'te operasyonu yürüten krizmasası tarafından canlı kazazede bulunma olasılığının yüksek olduğubelirtilerek 7 numaralı botun kaptanından çalışmalara katılması istenmiştir.Kriz masasında tutulan tutanağa göre Kaptan C.Ö., havanın çok sert olduğunuancak kurtarma sahasına intikal etmeyi deneyeceğini bildirmiştir.
16. 7 numaralı bot saat 15.01'de hareket etmiş, saat 15.16'dabotun makinelerinin durduğu bildirilmiş ve 15.21'de botun kayalıklara çarparakparçalandığı anlaşılmıştır. A.K. kazadan sağ kurtarılmış, Kaptan C.Ö., YağcıT.S., başvurucuların yakını Makinist M.G. ve personeli kurtarmaya çalışan birsivil hayatını kaybetmiştir.
17. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kıyı Emniyeti GenelMüdürlüğü personelinin hayatını kaybetmesi hususunda taksirle ölüme sebebiyetverilip verilmediği ve taksir var ise kusurluların kimler olduğunun kusuroranları ile birlikte tespit edilmesi için bir iş güvenliği uzmanı, bir uzakyol kaptanı, bir gemi inşa ve yüksek makine mühendisinden oluşan üç kişilikbilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
18. Bilirkişi heyeti tarafından havanın, denizin, personelin vebotun durumu değerlendirilmiş; kılavuzlara göre 4,5 metreden fazla dalgayüksekliği bulunması hâlinde botun seyrinin güvenliği olmadığı, kazanın olduğugün ise dalga yüksekliğinin 5 metreyi bulduğu, bir başka ifade ile 7 numaralıbotun mevcut deniz ve hava koşullarında seyre uygun olmamasına karşın denizeaçılması konusunda görevlendirildiği tespit edilmiştir. Botun motorunun stopetmesinin sebebi ise botun olması gerekenden yüksek hızda seyretmesi sonucudalga tepesinden atladığında su jetinin su ile temasının kesilmesi olarakbelirtilmiştir. Anılan raporda; meydana gelen kaza ve ölüm olayında asliunsurun hava koşulları olduğu, Makinist M.G.nin %10, kaptan C.Ö.nün %40, havave deniz durumu ile dalga yüksekliği gözönüne alındığında römorkör ve helikopterleryerine göreve uygun olmayan tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veyakişilerin %50 görev kusuru bulunduğu belirtilmiştir.
19. Şile Cumhuriyet Başsavcılığınca, taksirle birden fazlakişinin ölümüne görev sebebiyle neden olmak suçu isnadıyla 4/12/2012 tarihindegerçekleştirilen operasyonu bizzat yürüten ve tutulan tutanakta imzası bulunanGenel Müdür dâhil on bir kişi hakkında soruşturma izni verilmesi UlaştırmaDenizcilik ve Haberleşme Bakanlığından talep edilmiştir.
20. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı müfettişlerincehazırlanan 22/6/2013 tarihli ön inceleme raporunda; personelin tamamı hakkında2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu GörevlilerininYargılanması Hakkında Kanun kapsamında soruşturma izni talebinde bulunulmuş isede Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün bir kamu iktisadi teşekkülü olmasınedeniyle kurum personelinin 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun HükmündeKararname (KHK) kapsamında yer aldığı, söz konusu KHK'nın 11. maddesininbirinci fıkrasının (d) bendi gereği Genel Müdür dışındaki personel hakkındasoruşturma izni alınmasına gerek bulunmadığı ve resen soruşturmayürütülebileceği, değerlendirmenin Genel Müdür S.O. hakkında yapılacağıbelirtilmiştir.
21. Yapılan inceleme sonucunda 1, 3, 4 numaralı botlar ile kazasonucu batan 7 numaralı botun anılan botlar için tespit edilen rüzgâr ve dalgadurumu sınırları dışında denize açıldığının anlaşıldığı, tecrübe ya da becerinoksanlığı veya mazaret bulunmamasına karşın 7 numaralı botun vardiyasınınneden değiştirildiğinin tespit edilemediği ve denize açılması yönünde kaptanınzorlandığına yönelik bulgular saptandığı belirtilerek taksirle birden fazlakişinin ölümüne görev nedeniyle sebep olma suçunun işlendiğine dair cidditespit ve emarelere rastlandığı, diğer kişiler hakkında resen işlemde bulunmayetkisi Şile Cumhuriyet Başsavcılığının takdirinde olmak üzere Kıyı EmniyetiGenel Müdürü S.O. hakkında soruşturma izni verilmesinin icap ettiği kanaatibildirilmiştir.
22. 24/6/2013 tarihinde Ulaştırma Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığı tarafından; seyir emniyeti ve gemi kurtarma ile ilgili her türlühizmeti ifa etmenin ve denizde can tehlikesine uğramış kimselere yardım etmeninKıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün asli görevi olduğu, teknenin denize ve yolaelverişli durumda olduğu, botun seyir yapmasına mâni bir havanın olmadığı,ayrıca geminin, yolcunun ve mürettebatın emniyetinin sağlanması yönünde kararalma ve uygulama noktasında kaptanın bütün kurallar ve emirlerin üzerinde yetkive sorumluluğa sahip olduğu gerekçeleriyle Kıyı Emniyeti Genel Müdürü S.O.hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir.
23. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz,Ankara Bölge İdare Mahkemesince 4/12/2013 tarihinde ön inceleme raporu ve ekibelgelerin hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikteolmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
24. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/5/2014 tarihinde,soruşturma izni verilmemesinden dolayı soruşturma yapılması imkânınınbulunmaması nedeniyle şüpheli S.O. hakkında kamu adına takibata yer olmadığınakarar verilmiştir. Anılan karar, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin17/11/2014 tarihli itirazın reddi kararıyla kesinleşmiştir.
25. Başvurucular, soruşturma izni verilmemesi kararına karşıyapılan itirazın reddi kararının 14/2/2014 tarihinde Mahkeme Kalemindeöğrenilmesinin ardından 14/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.Başvurucular, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazınreddi kararının 16/1/2015 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından otuz günlükbaşvuru süresi içinde 16/2/2015 tarihinde ikinci bir başvuru yapmışlardır.Anılan başvuruların birleştirilmesine karar verilmiştir.
26. Tutanak mümzi diğer on kişi hakkında İstanbul Anadolu 1.Ağır Ceza Mahkemesinde taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan kamudavası açılmış olup yargılama devam etmektedir. Anılan yargılama sırasındasanıklardan Ü.A. ve B.O. Ö.nün suç tarihinde yönetim kurulu üyesi olarak görevyaptığı anlaşılmış olup soruşturma izni alınması için talepte bulunulmuş ve busanıklar yönünden davanın durdurulmasına karar verilmiştir. UlaştırmaDenizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 8/3/2016 tarihinde, anılan kişileryönünden soruşturma izni verilmemesine karar verilmiş olup soruşturma izni verilmemesineilişkin kararın kesinleşmesinin beklendiği anlaşılmaktadır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
27. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Ana Statüsü'nün "Hukuki Bünye" başlıklı 3.maddesi şöyledir:
"1. Bu Ana Statü ile teşkil olunan “KıyıEmniyeti Genel Müdürlüğü” Tüzel Kişiliğine sahip, faaliyetlerinde özerk vesorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir Kamu İktisadi Kuruluşudur.
...
6. Kuruluşun ilgili olduğu bakanlık Ulaştırma,Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığıdır."
28. 399 sayılı KHK'nın 11. maddesinin birinci fıkrasının (d)bendi şöyledir:
"Teşebbüs genel müdürü ve yönetim kuruluüyelerinin görevlerini icra sırasında işledikleri suçlardan dolayıyargılanmaları, ilgili bakanın iznine bağlı olup; bu konuda Memurlar ve DiğerKamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır."
29. 4483 sayılı Kanun'un "Amaç"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamugörevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayıyargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecekusulü düzenlemektir."
30. 4483 sayılı Kanun'un "Öninceleme" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"İzin vermeye yetkili merci, bu Kanunkapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılışekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır."
31. 4483 sayılı Kanun'un "Öninceleme yapanların yetkisi ve rapor" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Ön inceleme ile görevlendirilen kişiveya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütünyetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veyadiğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilindebulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapordüzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birdençok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrıayrı belirtilir.
Yetkilimerci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine kararverir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur."
32. 4483 sayılı Kanun'un "İtiraz"kenar başlıklı 9.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Yetkilimerci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararınıCumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamugörevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin kararakarşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturmaizni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veyaşikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararınakarşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. ...
... Verilen kararlar kesindir."
B. Uluslararası Hukuk
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygıyükümlülüğü"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklananhak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."
34. Sözleşme'nin "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 2.maddesi 1. maddesiyle birlikte yorumlandığında devletin yaşama hakkıkapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabuletmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık[BD], B. No: 18984/91, 5/9/1995, § 161). AİHM, yaşama hakkı kapsamındaincelediği McCann ve diğerleri/ BirleşikKrallık başvurusunda verdiği kararla devletin etkili soruşturmayükümlülüğü bulunduğunu ilk kez belirgin bir şekilde karar altına almıştır.
36. AİHM'e göre bu yükümlülük, sadece bir kamu görevlisinineylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından geçerlideğildir (Salman/Türkiye [BD], B.No: 21986/93, 27/6/2000,§ 105; Can vediğerleri/Türkiye, B. No: 27446/12, 25/11/2014, § 37). Devletindoğal olmayan her ölüm olayında -öldürmeme ya da yaşamı korumamayükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve varsasorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapma yükümlülüğüvardır. Ayrıca devletin etkili soruşturma yapma şeklindeki usul yükümlülüğü,maddi yükümlülükten ayrı ve bağımsız bir yükümlülük hâline gelmiştir.
37. Mahkeme kararlarında soruşturma yükümlülüğünün bir sonuçyükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğu, bu itibarlabu konudaki yaptığı değerlendirmelerin başvuruculara üçüncü kişileri adli birsuç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği, tüm yargılamalarımahkûmiyetle veya belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına hiçbir şekilde gelmediği de belirtilmiştir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 96).
38. Mahkemeye göre kasten gerçekleştirilen ölümlerde etkili bircezai soruşturma yürütme zorunluluğu bulunmakla birlikte ihmal nedeniylemeydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalar açısından farklı bir yaklaşımınbenimsenmesi gerekir. Buna göre yaşama hakkının veya fiziksel bütünlüğünihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise “etkili bir yargısal sistem kurma”yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasınıgerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukukyollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa[BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, § 90; Mastromatteo/İtalya [BD],B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94,95; Calvelli ve Ciglio/İtalya, B. No: 32967/96, 17/1/2002, §51).
39. Bununla birlikte AİHM; ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında kamu görevlilerinin bu konuda muhakeme hatasını veya dikkatsizliğiaşan bir ihmali olduğu, başka bir ifadeyle olası sonuçların farkında olmalarınarağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyetnedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemlerialmadıkları durumlarda -bireyler kendi inisiyatifleriyle ne gibi hukukyollarına başvurmuş olursa olsun- insanların hayatının tehlikeye girmesineneden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmamasının ya da bukişilerin yargılanmamasının yaşama hakkının ihlaline neden olabileceğine kararvermiştir (Öneryıldız/Türkiye, §93; Budayeva ve diğerleri/Rusya,B. No: 15339/02, 20/3/2008,§ 140).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
40. Mahkemenin 1/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
41. Başvurucular; hava ve deniz durumu uygun olmamasına, denizeçıkmak istemediklerini açıkça beyan etmelerine karşın yakınlarının da içindebulunduğu personelin tehdit ve zorlama ile seyre çıkarılması sonrasında M.G.ninyaşamını yitirmesi olayına ilişkin başlatılan adli süreçte Kıyı Emniyeti GenelMüdürü hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
42. Bakanlık görüşünde; başvurucuların Kıyı Emniyeti GenelMüdürlüğüne karşı İş Mahkemesinde açtıkları tazminat davasının devam ettiği,ayrıca Kıyı Emniyeti Genel Müdürü dışında kalan diğer personel hakkındayürütülen ceza davasının devam ettiği hususları belirtilerek başvuru yollarınıntüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
43. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarındabaşvurunun olayın tazminat boyutuna ilişkin olmadığını, bilirkişi raporu ve öninceleme raporu dikkate alınmaksızın soruşturma izni verilmemesi işleminedeniyle sorumlu Genel Müdür hakkında soruşturma yürütülemediğinibelirtmişlerdir.
B. Değerlendirme
44. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
45. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır."
46. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı, Anayasa'nın5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevleryükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların yakınlarının ölümüylesonuçlanan olaya ilişkin soruşturma izni verilmemesi işlemi nedeniyle adilyargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının yaşama hakkının etkilisoruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Başvurucu Osman GençYönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi veşartları" kenar başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
"(5)Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğerhususlar İçtüzükle düzenlenir."
49. İçtüzük'ün 80. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasındaaşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
...
ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçedenötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedengörülmemesi.
(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilennitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygınıngerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."
50. Müteveffanın babası olan başvurucu Osman Genç'in başvurutarihinden sonra 2/10/2016 tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.Başvurucunun ölümünden sonra başvuruya mirasçı olarak devam edilmek istendiğinedair bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun yasalmirasçılarından bir kısmının da müteveffanın yaşamını yitirdiği olaya ilişkinbaşvurularının bulunması ve bu başvurucular yönünden incelenmeye devam edilecekolması nedeniyle başvurucu Osman Genç yönünden başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmamaktadır.
51. Açıklanan gerekçelerle başvuru yapılmasından sonra vefateden başvurucu Osman Genç yönünden düşme kararı verilmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır.
b. Diğer BaşvurucularYönünden
52. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyleölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 41).Başvuru konusu olayda başvurucular Esma Genç, Emine Genç ve Dilek Gençmüteveffanın sırasıyla annesi, kardeşi ve eşidir. Bu nedenle başvuru ehliyetiaçısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
53. Bir kısım sanıklar yönünden devam eden bir ceza yargılamasıile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış bir tazminat davası sözkonusu olduğu anlaşıldığından somut başvuru açısından başvuru yollarınıntüketilip tüketilmediği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
54. Bir ceza soruşturması veya ceza yargılaması sürecindekovuşturmaya yer olmadığı, beraat, mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geribırakılması kararlarıyla farklı zamanlarda neticelenmiş aşamalar bulunmasıdurumunda anılan aşamaların tek bir olay için farklı kişilerin sorumluluklarınayönelik olduğu gözetildiğinde soruşturmaların bir bütün olarakdeğerlendirilmesi gereğinden yola çıkılarak (SüleymanDeveci, B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 69) aynı olaya ilişkinsorumluluğu bulunduğu iddia edilen birden fazla kişi yönünden yürütülen adlisüreçlerin bir kısmı devam ederken bir kısım şüpheli/sanık bakımından sürecinsona ermiş olması hâlinde yapılan bireysel başvurularda, somut olayın ve tümadli sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliliği üzerinden başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna ulaşılmıştır (Bilal Turan ve diğerleri (3), B. No: 2013/7418, 31/3/2016, §72; Bülent Kurt, B. No:2013/7408, 20/1/2016, § 40; Gülcan Keleş vediğerleri, B. No: 2014/797, 22/3/2017, §§ 30, 31).
55. Başvuru yollarının tüketilmesi meselesine ilişkin anılaniçtihadın ortaya çıkışında, ihlal iddiasına konu olaya dair sorumluluğubulunduğu iddia edilen kişilerden her birine atfedilebilecek kusur durumu ileher bir kişi için adli süreçte elde edilecek delil durumunun farklıdeğerlendirilebileceğinin ve soruşturmanın etkililiği araştırılırken olayın tümboyutlarıyla ele alınarak bir bütün olarak irdelenmesi gerekliliğinin gözönündebulundurulduğu anlaşılmaktadır.
56. Somut başvuru yönünden ise olaya ilişkin farklısorumluluklara sahip kişiler hakkında yürütülen ve farklı aşamalarda bulunanbir adli süreç söz konusu olmayıp oluşturulan kriz masasında karar almasüreçlerinde birlikte hareket eden ve tutanakta imzası bulunan on bir kişihakkında yürütülen soruşturmada on kişi hakkında kamu davası açılmasına karşınatfedilen sorumluluk ve delil durumu aynı olan Genel Müdür hakkında soruşturmaizni verilmemesi nedeniyle bu kişi yönünden adli sürecin sona ermesi sözkonusudur.
57. Bu durumda sorumluların belirlenmesini, gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesi ve kamugörevlilerinin sorumlulukları altında meydana gelen ölüm olayı nedeniyleilgililerin hesap vermelerini sağlayacak etkililikte bir soruşturma yürütülüpyürütülmediğinin tespiti açısından bir kısım sanıklar hakkında devam eden cezayargılaması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği sonucunaulaşılamayacaktır.
58. Bunun yanı sıradosya kapsamı ile bilirkişi ve ön incelemeraporları dikkate alındığında, kamu makamlarına atfedilen kusurun, hava vedeniz durumuna uygun olmayan tahlisiye botlarının arama ve kurtarmaçalışmasında görevlendirilmesi olduğu, anılan iddiaların -olası sonuçların farkındaolunmasına rağmen- tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertarafetmek için gerekli ve yeterli önlemlerin alınmaması kapsamında kaldığıanlaşılmaktadır (bkz. § 63). Bu durumda etkili yargısal sistem kurmayükümlülüğü bakımından somut başvuruda mutlaka etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmesi gerekliliği bulunmadığı söylenemez. Soruşturma izni alınamamasınedeniyle olayda sorumluluğu bulunduğu iddia edilen bir kişi hakkında adlisürecin sona ermesinden şikâyet edilen somut başvuru açısından ceza davasıdışındaki hukuk yollarının devam ediyor olmasının kabul edilebilirlik koşullarıüzerinde etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.
59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşamahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL bu görüşekatılmamışlardır.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
60. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininusule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili birsoruşturma yürütülmesini gerektirmektedir. Yürütülecek bu soruşturmanın temelamacı yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını, kamugörevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana gelenya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle ilgililerinhesap vermelerini sağlamaktır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 54).
61. Yaşama hakkına ilişkin usule yönelik bu yükümlülük olayınniteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerinegetirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarındaAnayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini vecezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlaligidermek, dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
62. Kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarınailişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bukapsamda yaşama hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlaline kasten sebebiyetverilmediği durumlarda pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davasıaçılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgilihukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59).
63. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydanagelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası, dikkatsizliği aşanbir kusuru olduğu veya olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusumakamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir faaliyetnedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemlerialmadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi-kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir cezasoruşturması yürütülmesi gerekir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 60).
64. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkınıkoruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesapvermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük kesin olarak bir sonuç eldeetmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Anayasa'nın 17. maddesibaşvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırmahakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevide yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 56).
65. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri vegörevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sıksık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıyaolmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli birmakamın iznine bağlanması, hukuk devletinde makul görülebilir (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, B. No:2013/7907, 21/4/2016, § 106).
66. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında,memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürüceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında- kanunungösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 107).
67. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarınınbir arada ve hukukun genel ilkeleri gözönünde tutularak uygulanması zorunluolduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü ve kamu görevlilerininsoruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyen kurallar bütünününbirbiriyle uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 108).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
68. Başvuruya konu olayda 4/12/2014 tarihindeki deniz kazasındaKıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü personelinin hayatını kaybetmesi nedeniyletaksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermeksuçundan Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.
69. Alınan müşteki ve tanık beyanlarında, hava ve deniz şartlarıuygun olmamasına karşın Kaptan C.Ö. ve personelinin iş akitlerinin feshedilmesiile tehdit edilmek suretiyle denize açılmaları yönünde zorlandıklarını belirtenifadeler yer almaktadır:
i. Kazadan sağ kurtulan denizci A.K. botu denize hazırlarkenKaptan C.Ö.nün birkaç kişi ile konuştuğunu duyduğunu, konuştuğu kişilere "Bizi motive edeceklerine tehdit ediyorlar, bizizorla denize çıkartıyorlar." şeklinde sözler sarf ettiğini,kendisine göreve çıkma konusunda baskı yapılmadığını, çağırdıklarında kendiisteğiyle göreve geldiğini, denize açıldıklarında makineler durduğu sıradaKaptan C.Ö.nün bir telefon görüşmesi yaptığını, telefonda kiminle konuştuğunubilmediğini ancak kaptanın telefondaki kişiye"Al işte çıktık karaya gidiyoruz, tekne parçalanacak şimdi iş hakkımıfeshedin." dediğini beyan etmiştir.
ii. 7 numaralı botun değiştirilen vardiyasında görev yapmaktaolan A.Ç.; o gün sabah saatlerinde kaptan R.Ç. ile beraber bot ileaçıldıklarını fakat hava çok sert olduğu için ileri gidememeyip döndüklerini,kıyıda iken denize açılma talimatını Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünden aldıklarınıfakat botu çözdükten sonra denize açılmaları ile beraber kaptanıninisiyatifinin devreye girdiğini, karada iken kaptanın inisiyatifi olmadığını,botu çözmek zorunda olduklarını, kaza günü Kaptan C.Ö.nün kendisine "Botu burdan çıkartamazsan akibetini sen düşündiyorlar." dediğini ifade etmiştir.
iii. Başvurucu O.G. Savcılıkta alınan beyanında, oğlununtelefonda "Bu havada çıkılır mı,denizde dalgayı görmüyor musunuz, orada çalışanlar çıkmıyor da bizi nedençağırıyorsunuz?" dediğini, telefonu kapatıp internetten dalgayıgöstererek "Şu dalgada biziçağırıyorlar, o kaptan çıkamıyor da biz nasıl çıkacağız?"dediğini, telefonlar gelmeye başlayınca hazırlanıp gittiğini ifade etmiştir.
iv. Başvurucu E.G. Savcılıkta alınan beyanında, oğlunun üç günizinde olduğunu ancak daha sonra Şile'de deniz kazası nedeniyle oğlunuaradıklarını, oğlunun ısrarla izinde olduğunu söylediğini fakat aramaya devamettiklerini, kaptana "Gelmezsensözleşmeni feshederim, hâlâ evde misin şerefsiz?" dediklerinisöylediğini, bunun üzerine oğlunun da kaptanı kıramayıp gittiğini beyanetmiştir.
v. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmakta olanve kazada vefat eden T.S.nin eski eşi C.S., kazanın olduğu gün kriz masasınınhemen karşısında bulunan odada çalıştığını ve tüm olanları duyduğunu, GenelMüdür S.O.nun kriz masasında bulunduğunu ve telefonla konuşurken "Çıkacaklar." şeklinde sözlersarf ettiğini hatta bir ara"Çıkacaksınız ulan, çıkmazsanız istifanızı yarın masamda hazır istiyorum.Hatta apoletlerinizi sökerim." şeklinde sözler sarf ettiğini,bu kelimeleri kendisinin bizzat duyduğunu beyan etmiştir.
70. Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan üç kişilikbilirkişi heyeti raporunda havanın, denizin, personelin ve botun durumudeğerlendirilmiş; kılavuzlara göre4,5 metreden fazla dalga yüksekliği bulunmasıhâlinde botun seyrinin güvenliği olmadığı, kazanın olduğu gün ise dalgayüksekliğinin 5 metreyi bulduğu, bir başka ifade ile 7 numaralı botun mevcutdeniz ve hava koşullarında seyre uygun olmamasına karşın denize açılmasıkonusunda görevlendirildiği tespit edilmiştir. Botun motorunun stop etmesininsebebi ise botun olması gerekenden yüksek hızda seyretmesi sonucu dalgatepesinden atladığında su jetinin su ile temasının kesilmesi olarakbelirtilmiştir.
71. Anılan 9/4/2013 tarihli bilirkişi raporunda; meydana gelenkaza ve ölüm olayında asli unsurun hava koşulları olduğu, Makinist M.G.nin %10,Kaptan C.Ö.nün %40, hava ve deniz durumu ile dalga yüksekliği gözönünealındığında römorkör ve helikopterler yerine göreve uygun olmayan tahlisiyebotlarını görevlendiren kişi veya kişilerin %50 görev kusuru bulunduğubelirtilmiştir.
72. Bunun üzerine Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7numaralı bota denize açılma talimatını veren, 4/12/2012 tarihindegerçekleştirilen operasyonu bizzat yürüten ve tutulan tutanakta imzası bulunanKıyı Emniyeti Genel Müdürü ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün sorumlu onpersoneli hakkında soruşturma izni talep edilmiştir.
73. Soruşturma izni istenmesi üzerine Ulaştırma, Denizcilik veHaberleşme Bakanlığı müfettişlerince yapılan ön incelemede; 1, 3, 4 numaralıbotlar ile kaza sonucu batan 7 numaralı botun anılan botlar için tespit edilenrüzgâr ve dalga durumu sınırları dışında denize açıldığının anlaşıldığı,tecrübe, beceri noksanlığı ya da mazeret bulunmamasına karşın 7 numaralı botunvardiyasının neden değiştirildiğinin tespit edilemediği ve denize açılmasıyönünde kaptan iradesinin zorlandığına yönelik ciddi emarelere rastlandığıbelirtilerek taksirle birden fazla kişinin ölümüne görev nedeniyle sebep olmasuçunun işlendiğine dair ciddi bulgular olduğu, diğer kişiler hakkında resenişlemde bulunma yetkisi Şile Cumhuriyet Başsavcılığının takdirinde olmak üzereKıyı Emniyeti Genel Müdürü S.O. hakkında soruşturma izni verilmesinin icapettiği kanaati bildirilmiştir.
74. 24/6/2013 tarihinde Ulaştırma Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığı tarafından, seyir emniyeti ve gemi kurtarma ile ilgili her türlühizmetleri ifa etmenin ve denizde can tehlikesine uğramış kimselere yardımetmenin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün asli görevi olduğu, teknenin denize veyola elverişli durumda olduğu, botun seyir yapmasına mâni bir havanın olmadığı,geminin, yolcunun ve mürettebatın emniyetinin sağlanması yönünde karar alma veuygulama noktasında kaptanın bütün kurallar ve emirlerin üzerinde yetki vesorumluluğa sahip olduğu gerekçeleriyle Kıyı Emniyeti Genel Müdürü S.O.hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Soruşturma izniverilmemesi işleminin kesinleşmesi üzerine S.O. hakkındaki soruşturma sona ermiştir.Soruşturma izni alınması gerekmediği belirtilen diğer on personel hakkında isekamu davası açıldığı, yargılamanın devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
75. Meydana gelen ölüm olayına ilişkin soruşturma makamlarıtarafından derhâl soruşturma başlatıldığı, müşteki ve tanık beyanları ilebilirkişi raporunun alındığı, 4483 sayılı Kanun kapsamında gerekli makamlardanizin talep edildiği anlaşılmaktadır.
76. Bu durumda 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma iznialınması prosedürünün soruşturmanın etkililiği üzerindeki sonuçlarınındeğerlendirilmesi gerekmektedir.
77. Soruşturma izni prosedürünün amacı, kamu görevlileriningörevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı ileri sürülen iddia veşikâyetler nedeniyle gereksiz ithamlarla karşılaşmamaları ve bu şekilde hertürlü korku ve endişeden uzak tutulmaları yoluyla kamu hizmetlerinin aksamamasıiçin iddia olunan suçlar bakımından ceza soruşturmasına geçilmeden önce bir öninceleme yapılmasıdır. Ön inceleme, memurlar ve diğer kamu görevlileriningörevleri sebebiyle işledikleri isnat olunan bir suç konusunun soruşturulmasıkapsamında yetkili idari merciler tarafından gerçekleştirilen ve sonucundaidari veya adli yönden işlem yapılması için soruşturma açılmasına gerek olupolmadığı biçiminde bir karara varmak üzere yürütülen idari bir incelemedir. Buincelemede isnat edilen suç konusu eylemin gerçekliği genel hatları ile kapsamve niteliği, çerçevesi, delillerinin neler olduğu gibi hususlar araştırılır.Amaç, suçun varlığına ilişkin iddianın ve maddi olayın durumunun ilgilihakkında yargılama yapılmak üzere soruşturma açılmasını gerektirecek nitelikteolup olmadığı konusunda takdir kullanmayı sağlayabilecek bir araştırmayapılmasıdır. Ön inceleme raporunun soruşturma izni vermeye yetkili merciyibağlayıcı bir niteliği bulunmamakla birlikte bu rapor üzerine verilecek olansoruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlarda gerekçegösterilmesi kanuni bir zorunluluktur.
78. Gerek idari nitelikteki ön incelemenin gerekse soruşturmaizni verilmemesi işlemine karşı yapılan itirazları değerlendiren idari yargıorganlarınca yapılacak olan inceleme ve değerlendirmelerin soruşturma izniprosedürünün ceza yargılamasının işleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkinşekilde yürütülmesine engel olacak şekilde uygulanmasına ya da kamugörevlilerinin ceza soruşturmasından muaf tutulduğu izlenimi oluşmasına izinvermeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
79. Başvuruya konu olayda soruşturma izni talebine ilişkinyapılan ön inceleme aşamasında soruşturma dosyasında yer alan bilgi vebelgelere ek olarak hava ve deniz durumu ile botun durumu ve kaza nedenineilişkin teknik incelemeler yapıldığı, hakkında soruşturma izni verilmesi talepedilen personelin olaya ilişkin beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır. Yapılanön inceleme sonucunda atılı suçun işlendiğine dair ciddi emareler tespitedildiği kanaatiyle de soruşturma izni verilmesi gerektiği yönünde görüşbildirilmiştir. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan bilirkişiincelemesinde de tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin %50görev kusuru bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 18).
80. Buna karşın ön inceleme raporunun yasal olarak soruşturmaizni verme konusunda yetkilendirilen organın kararını bağlayıcı özelliğibulunmamakla birlikte somut olayda söz konusu ön inceleme raporunda tespitedilen bulgulara yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapılmaksızın bu tespitlereniçin itibar edilmediği de tam olarak ortaya konulmaksızın Ulaştırma Denizcilikve Haberleşme Bakanlığı tarafından ön inceleme raporundaki görüşün tersinesoruşturma izni verilmemesine karar verildiği, bu karara yapılan itirazın daBölge İdare Mahkemesince, soruşturma izni prosedürünün ceza yargılamasınınişleyişini geciktirecek ve soruşturmanın etkin şekilde yürütülmesine engelolacak şekilde uygulanmasına ya da kamu görevlilerinin ceza soruşturmasındanmuaf tutulduğu izlenimi oluşmasına izin vermeyecek şekilde uygulanıpuygulanmadığı araştırılmaksızın "ön inceleme raporu ve eki belgelerinhazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikteolmadığı" gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
81. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hakkındasoruşturma izni istenen kamu görevlisinin atılı suçu işlemiş olabileceğine dairteknik bulgularla desteklenen ciddi emarelere rastlanmış olmasına karşınsoruşturma izni verilmemesi nedeniyle anılan kamu görevlisi hakkındaki adlisürecin sona ermesinin meydana gelen ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmesi önünde engel teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
82. Olayda sorumluluğu bulunduğuna yönelik ciddi emarelersaptanan kişiler hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi gerektiğineyönelik tespit, anılan kişiler hakkında yürütülecek adli sürecin mutlaka birdava açılması ya da açılan davanın belli bir hükümle sonuçlanması gerektiğianlamına gelmeyip (bkz. § 64) sorumluların tespit edilmesi ve hesap vermelerinisağlayacak uygun araçların etkili şekilde kullanılması gerekliliğine işaretetmektedir.
83. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL bu görüşekatılmamışlardır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
84. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
85. Başvurucular yargılamanın yenilenmesi istemindebulunmuşlardır. Başvurucular tazminat talep etmemişlerdir.
86. Başvuruda, yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
87. Yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereAnkara Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
88. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 433 TL harç ve 1.980 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.413 TL yargılama giderinin başvurucularamüşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Osman Genç yönünden başvurunun DÜŞMESİNEOYBİRLİĞİYLE,
2. Diğer başvurucularyönünden yaşama hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR, Rıdvan GÜLEÇ ve Recai AKYEL'in karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR, Rıdvan GÜLEÇ ve RecaiAKYEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin yaşama hakkının usul boyutununihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara Bölge İdare Mahkemesine (E.2013/467, K.2013/538) GÖNDERİLMESİNE,
D. 433 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.413 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Ulaştırma Denizcilik ve HaberleşmeBakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE1/2/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bireysel başvuru istemine konu olay, 4.12.2012 tarihinde yabancıbandıralı bir geminin İstanbul-Kilyos açıklarında batma tehlikesi geçirdiğihaber alındıktan sonra Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünce başlatılan yardım vekurtarma çalışmaları sırasında, bir tahlisiye botunun motorunun stop etmesi vesürüklenerek kilyos mendireği dışındaki kayalara çarpması sonucu, gemi,mürettebatından üç kişinin vefat etmesi üzerine başlatılan soruşturmada, KıyıEmniyeti Genel Müdürü S.O. hakkında 4483 Sayılı Kanun uyarınca yetkili merciolan Ulaştırma Bakanınca soruşturma izni verilmemesi ve bu karara karşı yapılanitirazın, görevli Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesinin, Anayasanın17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlâline yol açtığıiddiasıdır.
İdarenin kimi faaliyetleri, doğası gereği tehlikeli ve yüksekrisk taşımaları itibariyle, klâsik idare hukuku ilkelerinin bu tür faaliyetlereuygulanması söz konusu olmayıp, idarenin ve ajanlarının sorumluluğu daha hassasve sıkı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirmektedir. Askerlik, enkaz kurtarma,patlayıcı maddelerin etkisiz hale getirilmesi, deniz kazaları ve gemi kurtarma,tehlikeli sıvıların (nitrogliserin vb.) nakli, nükleer maddeler ve tesislerinişletilmesi, itfaiye hizmetleri vb. faaliyetler bu kapsamdadeğerlendirilebilir. Başvurunun somutunda, demir tarayan ve batma tehlikesibulunan yabancı bandıralı bir geminin ve mürettebatının çok dalgalı bir havadakurtarılması gibi tehlikeli bir faaliyetin bulunduğu tartışmasızdır. Kurtarmafaaliyetlerini tarih ve saat itibariyle özetleyen tutanağın incelenmesinde,Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün bu iş için birçok bot ve gemisini seferberettiği, sonuçta gemiden denize düşen dört kazazedenin sağ olarak kurtarıldığı,ancak olay mahallinde başka kazazede olup olmadığını kontrolla görevlendirilenbir başka botun, olumsuz hava koşulları ve teknik nedenlerle denizdesürüklenerek kayalara çarpması sonucu bu müessif olayın meydana geldiğianlaşılmaktadır.
Olayla ilgili tüm belgeleri, yaptırılan ön soruşturma sonucudüzenlenen raporu inceleyip değerlendiren Ulaştırma Bakanı, Anayasanın 129/sonmaddesinden dayanağını alan yetkisini kullanarak ilgili Gn.Md. hakkında cezasoruşturması yapılması yolunda gerekli olan idari izni vermemiştir. Anılan makambu konudaki takdir yetkisini kullanırken, kuşkusuz bu “tehlikeli” kamufaaliyetinin icrasının bünyesinden doğan “risk” leri dikkate almış ve illiyetbağının, kurtarma faaliyetini yürüten idari birimin (Kıyı Emniyeti GenelMüdürlüğü) en üst amirine kadar teşmil edilmesini doğru bulmamıştır. Ölümlesonuçlanan her müessif olayın, idari teşkilatın en üst amirine kadarirtibatlandırılması kamu hizmetini ifa edilemeyecek hale koyabilecek biryaklaşıma yol açabilme sakıncasını beraberinde getirecektir. Bu, aynı zamandaen yetkili makamların risk almama, tehlikeli faaliyetlerin icrasında gevşeme vetereddütlere de yol açabilecek bir netice de doğurabilir. Bu bakımdan, hersomut olayda bu hassas değerlendirmenin titizlikle yapılması gereklibulunmaktadır. Başvuru konusunda da yetkili idari merci tarafından budeğerlenmenin yapıldığı ve çok dalgalı bir havada birçok bot ve gemininseferber edildiği, neticede o deniz şartlarında denize düşen dört gemimürettebatının sağ olarak kurtarıldığı gerçeğini gören ve can kurtarmanın aynızamanda başka canların yitirilmesi yüksek riskini de beraberinde barındırdığınıve yarışan bu değerlerin cezai sorumluluğa yol açmasında illiyet bağınınkurumun en üst amirine kadar götürülmesinin kamu yararı ve kamu hizmetleriningerekleri ile bağdaşmayacağını değerlendiren yetkili merciin (UlaştırmaBakanının) takdir yetkisini “ceza soruşturması yapılmasına izin vermeme”yolunda kullanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi, bu kararıdeğerlendirerek hukuka aykırılık görmeyen Bölge İdare Mahkemesi kararında daihlâle yol açacak bir hukuki neden mevcut değildir.
Açıklanan nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksunluknedeniyle kabul edilemez olduğuna; bu husus çoğunluk kararıyla aksi yöndekarara varılarak işin esası incelendiğinden, Anayasanın 17. maddesininihlâledilmediğine karar verilmesi gerektiği kanaatine vardığımızdan, aksi yöndekiçoğunluğun kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL