TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
DİLEK KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/14313)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Dilek KAYA
Vekili
:
Av. Erkan ŞENSES
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanınçağrısı üzerine bir gün göreve gitmemesi nedeniyle aylıktan kesme cezası ilecezalandırılmasının örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Arka Plan Bilgisi
8. Kısa adı PKK olan Kürdistan İşçi Partisinin terör örgütüolduğu ulusal ve uluslararası makamlar tarafından kabul edilmiş tartışmasız birolgudur. Anılan örgütün gerçekleştirdiği terörist şiddet; bölücü amaçlarıdolayısıyla anayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can vemal emniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprakbütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayatisorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2)[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18).
9. Kamuoyunda demokratikaçılım süreci, çözüm süreci veMillî Birlik ve Kardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilensüreç içinde 2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafındangerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde azalmıştır. Ancak Suriye'deson yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'nin güvenliği üzerinde etkileri olmuş,PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yeniden artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim olayları ve hendek olayları olarak bilinen teröreylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 19-30).
10. Türkiye, 2015 yılı Haziran ayındanitibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bukapsamda PKK tarafından Şırnak'ın merkezi ile Cizre, Silopi ve İdililçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur veBağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'unVarto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak, bubarikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından buyerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetimadı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıdaterörist, halkın bu yerlere giriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlikgüçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamınnormale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerleçatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasındayaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcıimha edilmiştir (Figen YüksekdağŞenoğlu, B. No: 2016/25187, 4/4/2018, § 18).
11. Terör saldırılarının gittikçe yoğunlaştığı ve ülkenin birçokbölgesine yayıldığı söz konusu dönemde, hem güvenlikgüçleri hem de siviller hedef alınmıştır. Bu bağlamda PKK tarafından 6/9/2015tarihinde Yüksekova'da askerî karakola, 28/11/2015 tarihinde Sur'da güvenlik görevlilerine, 13/1/2016 tarihindeDiyarbakır'ın Çınar ilçesinde polis lojmanlarına,24/3/2016 tarihinde Sur'da askerî karakola, 31/3/2016 tarihinde Bağlar'da polis aracına, 11/4/2016 tarihinde Hani'de askerîkarakola, 15/4/2016 tarihinde Şırnak'ta güvenlik görevlilerine, 1/5/2016tarihinde Dicle'de jandarma binasına, 10/5/2016 tarihinde Bağlar'dapolis aracına, 12/5/2016 tarihinde Sur'da doğrudansivillere, aynı gün İstanbul'da askerî servis aracına, 29/5/2016 tarihindeKulp'ta güvenlik görevlilerine, 30/5/2016 tarihinde Silopi'de polis aracına,28/6/2016 tarihinde Dicle'de polis aracına, 10/8/2016 tarihinde Sur'da polis ekiplerine, 15/8/2016 tarihinde Bismil'debölge trafik müdürlüğüne, 9/10/2016 tarihinde Şemdinli'de askerî kontrolnoktasına ve 4/11/2016 tarihinde Bağlar'da emniyeteait hizmet binalarına yönelik silahlı ve/veya bombalı saldırılar düzenlenmiş;ayrıca bombalı intihar saldırıları gerçekleştirilmiştir. Bu saldırılarda 60güvenlik görevlisi ve -aralarında üç çocuk ve Diyarbakır Baro Başkanı'nın dabulunduğu- 51 sivil hayatını kaybetmiş, 308 güvenlik görevlisi ve 289 sivilyaralanmıştır (Sebahat Tuncel (3),B. No: 2017/23601, 10/10/2018, § 9; Tuncer Bakırhan, B. No: 2017/28478, 11/10/2018, § 9).
B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
12. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
13. Başvurucu 1984 doğumlu olup Batman ili Merkez ilçesinde birlisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucu Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası (EĞİTİM-SEN) üyesidir.
14. EĞİTİM-SEN'in bağlı olduğu KamuEmekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 22/12/2015 tarihinde bir kararalarak kendisine bağlı tüm sendika üyelerinin 29/12/2015 tarihinde işyerlerindençıkıp tüm illerin merkezî alanlarında basın açıklaması yapmaları çağrısındabulunmuştur. KESK'in kararı şu şekildedir:
"Ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeyer alan bazı il, ilçe ve mahallerde bir süredir hayata geçirilen 'sokağa çıkmayasakları' hem kamu hizmeti sunmakla görevli kamu emekçilerinin ve ailelerininhem de kamu hizmetinden yararlananların sadece kamu hizmeti sunma ve alma hakkıdeğil yaşam haklarını da tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.
Söz konusu bölgelerde binlerce öğretmeninizine gönderilmesi sonucunda onbinlerce öğrencinineğitim hakkı askıya alınmakta, sağlık emekçileri hastanelerden çıkmadan zorunlunöbete tabi tutulmaktadır. Eğitim sağlık, yerle yönetim hizmetleri başta olmaküzere tüm kamu hizmetleri bölgede sürdürülen operasyonlara göre yeniden dizaynedilmektedir. Ayrıca tarihi eserler tahrip edilmekte, okullar, hastaneler,öğrenci yurtları boşaltılarak şehirler polis karakolları ve askeri karargâhlarhaline getirilmektedir. Sürekli çatışma ortamında kamu çalışanlarının veyurttaşların evleri ve kendileri hedef haline gelmekte, elektriksiz, susuzbırakılarak hastalık ve açlık tehlikesiyle burun buruna bir yaşamaitilmektedir.
Kamu hizmeti sunma ve alma hakkının yanı sırayaşam hakkını tehdit eden gelişmelere karşı;
Anayasanın devletin sosyal bir hukuk devletiolduğunu belirten 2. maddesi; çalışanların ve işverenlerin, üyelerinin çalışmailişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma ve busendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma hakkının bulunduğunubelirten 51. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklereilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümleriçermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşmahükümlerinin uygulanacağını belirleyen 90. maddesi,
Anayasa 90. maddenin bir gereği olarak;87, 98ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11. maddesi,Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı’başlıklı 28. maddesine dayanılarak;
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Danıştaykararları örnek alınarak,
Ve bunlara ek olarak;
Konfederasyon tüzüğümüzün 'KonfederasyonunAmaçları' başlıklı Dördüncü Maddesi’nin giriş ve b, c, g, i fıkralarına,'Konfederasyonun İlkeleri' başlıklı Beşinci Maddesinin b ve g fıkralarına,'Konfederasyonun Görev ve Yetkileri' başlıklı Altıncı Maddesinin b, f, k fıkralarınauygun olarak;
DİSK, TMMOB ile birlikte;
1- 'Savaşa Hayır, BarışıSavunacağız' şiarı ile ortak bildiri ve stickerlerhazırlanarak web sayfamızdan yayımlanmasına,
2- 29 Aralık 2015tarihinde Konfederasyonumuza bağlı sendika üyelerinin hizmet üretiminden gelengücü kullanarak işyerlerinden çıkıp tüm illerde merkezi alanlarda basınaçıklamaları yapmalarına karar verilmiştir.”
15. EĞİTİM-SEN Merkez Yürütme Kurulu da KESK'inkararı doğrultusunda 25/12/2015 tarihinde 12 sayılı kararı almıştır. Karar şuşekildedir:
"29 Aralık 2015 tarihindeKonfederasyonumuz KESK'in diğer emek ve meslekörgütleri ile birlikte almış olduğu 92 sayılı kararı gereğince Savaşa HayırBarışı Savunacağız şiarıyla gerçekleştireceği üretimden gelen gücümüzükullanarak 1 günlük hizmet üretmeme kararının iş kolumuzda hayata geçirilmesineoy birliği ile karar verilmiştir."
16. Başvurucu, KESK ve EĞİTİM-SEN'inyukarıda yer verilen kararları doğrultusunda 29/12/2015 tarihinde görevinegitmemiştir. İdare, bir gün mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiylebaşvurucuya 1/30 oranında aylıktan kesme cezası vermiştir.
17. Başvurucu disiplin cezasının iptali talebiyle Batman İdareMahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 27/11/2017tarihinde davanın reddine karar vermiştir.
18. İdare Mahkemesi, kararın gerekçesinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarından örnekler verdikten sonradava konusu disiplin cezasının olayların tamamı ışığında incelenmesigerektiğinin altını çizmiştir. Mahkeme yapacağı incelemede başvurucuya disiplincezası verilmesinin sendikal faaliyette bulunma hakkına yönelik bir müdahaleoluşturup oluşturmadığını, varlığı kabul edilen müdahalenin meşru amaçlaradayanıp dayanmadığını, kısıtlamanın söz konusu hakkın özünü zedeleyipzedelemediğini, kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olup olmadığını vekullanılan araçların orantısız olup olmadığını tespit edeceğini belirtmiştir.
19. İdare Mahkemesi olay tarihinde başvurucunun bağlı olduğuSendika kararı ile tüm ülke çapında bir gün işe gitmeme eylemi yapılmasınakarar verildiğini, her ne kadar adı geçen Sendika söz konusu eylemi grev olarak isimlendirmişse de bu eyleminAnayasa'nın "Grev hakkı ve lokavt"kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde işçilerin sahip olduğu grev hakkı ile birilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinin toplumsal meselelerdeseslerini duyurmalarını hedefleyen bir faaliyet olduğunu belirtmiştir.
20. Mahkeme, Sendika tarafından alınan eylem kararı ve basınaçıklamalarının içeriğinden anılan eylemin maksadının terör örgütümensuplarının yakalanması, terör olayları nedeniyle halkın can ve malgüvenliğinin sağlanması, sokak aralarındaki barikatların kaldırılması,hendeklerin kapatılması ve kurulan bombalı düzeneklerin imhası çalışmalarıesnasında sivil vatandaşların can ve mal güvenliğinin temin edilmesi gibigerekçelerle alınan sokağa çıkma yasağıkararlarını protesto etmek olduğunu, Konfederasyon ve Sendika kararından da buhususun kolayca anlaşılabildiğini belirtmiştir.
21. Mahkeme, başvurucunun disiplin cezasını sendikal faaliyetinönünde bir engel olarak nitelendirse dahi 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı KamuGörevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'na göre sendikanınfaaliyetlerinin ancak kamu görevlilerini ilgilendiren meselelerle sınırlıolduğunu, sendikal faaliyet kapsamında yapıldığı ileri sürülen olayın ise kamugörevlileri ile ilgili bir yanının bulunmadığını vurgulamıştır. Disiplincezalarının devletin kamu hizmetinin idaresi ve iyi işleyişi bakımından önemarz ettiğini ifade eden Mahkeme, kamu düzeninin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(AİHS) ve Anayasa'da sendikal hak için sayılan meşru sınırlama sebeplerindenolduğunun, kamu görevlilerini ilgilendiren bir yanı olmayan ve niteliği karardabelirtilen sokağa çıkma yasaklarını hedef alan sendikal eylemin amacı ile kamugörevlilerinde bulunması zorunlu olan sadakat, bağımsızlık ve devlete bağlılıkunsurlarının çeliştiğinin açık olduğunun altını çizmiştir.
22. Bu doğrultuda Mahkeme dava konusu disiplin cezasının birsendikaya üye olmaya ve/veya sendika faaliyetlerin devamına bir sınırlamagetirmediği, disiplin cezasına konu işlemin özü itibarıyla AİHS'in11. ve Anayasa'nın 51. maddesiyle güvence altına alınan dernek kurma özgürlüğüve sendika kurma hakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır.Buna göre Mahkeme, başvurucunun sendikal eylem nedeniyle cezalandırılmasının zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtankaynaklandığı, demokratik toplumda gereklive ölçülü olduğu kanaatineulaşmış ve somut olayda bir gün göreve gitmemek fiilinin mazeret (Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263,22/5/2019, § 29) olarak kabul edilemeyeceğini dikkate alarak davanın reddinekarar vermiştir. Mahkeme Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari DavaDairesinin 31/10/2017 tarihli E.2017/1165, K.2017/1449 sayılı kararının dabenzer nitelik taşıdığını belirtmiştir.
23. Başvurucu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunakonu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecekyasal bir sebebin bulunmadığı tespitiyle 20/2/2018 tarihinde istinafbaşvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
24. Karar başvurucu vekiline 12/4/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
25. Başvurucu 4/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı”kenar başlıklı 26. maddesi, “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. Maddesi, 4688 sayılı Kanun'un "Amaç"kenar başlıklı 1.maddesi, "Sendika ve konfederasyonlarınyetki ve faaliyetleri" kenar başlıklı 19. maddesi, Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 22/5/2013 tarihli ve E.2009/63 veK.2013/1998sayılı kararı (Ahmet Parmaksız,§§ 25-29).
B. Uluslararası Hukuk
1. Örgütlenme Özgürlüğüneİlişkin Sözleşmeler ve İçtihat
27. 17/6/1948 tarihli ve 87 sayılı Sendika Özgürlüğü veÖrgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin ILO Sözleşmesi’nin 2., 3. ve 8.maddeleri; 7/6/1978 tarihli ve 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme HakkınınKorunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemine İlişkin ILOSözleşmesi’nin3., 6. ve 9. maddeleri; 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler(BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 8.maddesi, 16/12/1966 tarihli BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin UluslararasıSözleşmesi'nin 22. maddesi, Avrupa Konseyi'nin 18/10/1961 tarihli ve ETS No. 35sayılı Avrupa Sosyal Şartı’nın (ASŞ) 5. ve 6. maddeleri, ILO'nun ÖrgütlenmeÖzgürlüğü Komitesi Yönetim Kurulunun Karar ve İlkeleri (bkz. Ahmet Parmaksız, §§ 30-39; Türkiye,Avrupa Sosyal Şartı ile 3/5/1996 tarihli Gözden Geçirilmiş Avrupa SosyalŞartını onaylamış ancak her iki Şart’ın da örgütlenmeve toplu pazarlık haklarına ilişkin 5. ve 6. maddelerine çekince koymuştur.).
28.AİHM'in kamu görevlilerinin iş bırakma eylemlerine yaklaşımışöyledir:
i. AİHM, Karaçay/Türkiyekararında; AİHS'in 11. maddesinin birinciparagrafının herkesin bir sendikaya üye olma ve çıkarlarını koruma hakkınıgüvence altına aldığını ve devlet memurlarının doğrudan bu haktan mahrumbırakılmaması gerektiğini belirtmiştir. AİHM, ayrıca ordu, emniyet ve bazısektörlerde görev yapan devlet memurlarının, sendikal haklarına kısıtlamalargetirilmesinin mümkün olduğunu, ancak bu kısıtlamaların resmi görevlerininyerine getirilmesinde gerekli olmasının şart olduğunu ifade etmiştir(Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/3/2007, § 22). Bu karara konu olayda devlet memurlarının maaşlarına yapılan düşük zammıprotesto etmek amacıyla üyesi olduğu KESK’indüzenlediği iş yavaşlatma ve bırakma eylemine katılması nedeniyle başvuranauyarma disiplin cezası verilmiştir(Karaçay/Türkiye, §37).
ii. AİHM'in Urcan/Türkiye kararında; EĞİTİM-SEN kamudaçalışan eğitimcilerin koşullarının iyileştirilmesi amacıyla 1 Aralık2000 tarihinde düzenlenecek bir günlük ulusal grevden yetkilileri haberdaretmiş ve başvuranlar gösteriye katılıp iş yerlerine gitmemişlerdir. AİHM,başvuranların EĞİTİM-SEN sendikasının, çalışma koşullarının iyileştirilmesinedikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradanpara cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarakkamu hizmetinden uzaklaştırıldıklarına dikkat çekerek şikayet konusuyaptırımların yasal yoldan bu tür bir greve katılmak isteyen sendika üyelerinive diğer kişileri caydırmak amacını güttüğünü tespit etmiş ve başvuranlarauygulanan yaptırımların demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucunavarmıştır (Urcan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 23018/04..., 17/7/2008), §§30-36)
iii. AİHM Kaya ve Seyhan/Türkiye kararında;EĞİTİM-SEN üyesi öğretmenlere KESK'in çağrısınauyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamuyönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eylemekatılmaları nedeniyle bir gün göreve gelmedikleri için uyarma cezasıverilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerininçıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktanvazgeçirecek bir nitelik taşıdığı ve müdahalenin acil bir sosyal ihtiyacakarşılık gelmediği ve bu nedenle demokratik bir toplumda gerekli olmadığısonucuna varmıştır (Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No:30946/04,15/09/2009, §§ 30-31).
iv. AİHM Dilek vediğerleri/Türkiye kararında, KESK, kamusektöründe çalışan personele ilişkin kanunun Meclis gündemine taşınmasınedeniyle 2 Mart 1998 tarihinde ulusal düzeyde bir eylem yapmakararı almıştır. 7:00-15:00 saatleri arası ile 15:00-23:00 saatleri arasıçalışan başvuranlardan iki grup, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla işyavaşlatma eylemi çerçevesinde üç saat süreyle görev yerlerini terketmişlerdir. Bu eylem sırasında araçlar gişelerden para ödemeden geçmiştir. İdareeylem nedeniyle uğradığı zararı tazmin için başvuranlara dava açmış vealeyhlerine hukuk mahkemesinde tazminata hükmedilmiştir. Bu durumda AİHS’nin11. maddesinin hangi koşullarda grev hakkı tanıdığı ve bu madde çerçevesinde buhakkın tanımının ne olacağı hususlarına değinmeden AİHM, başvuranların işleriniüç saat süreyle yavaşlatmalarının, sendikal hakların kullanımı bağlamında toplueylem olarak değerlendirilebileceğine kanaat getirmiş ve alınan tedbirinörgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir (Dilek vediğerleri/Türkiye, B. No: 74611/01..., 17/7/2007, § 57).
Anılan karara göre, AİHS’nin 11. maddesinin 1.paragrafı; sendika üyelerine çıkarlarını koruyabilmek amacıyla sesleriniduyurmalarına imkan tanımaktadır. AİHS’in11. maddesinde yer alan “çıkarlarını korumak için” ifadeleri önemlidir ve AİHS,sendikanın yapacağı toplu eylem yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarınısavunma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Sendika üyeleri tarafındangerçekleştirilecek olan bu eyleme Sözleşmeci Devletler tarafından izinverilmeli, eylemin gelişimi ve devamı sağlanmalıdır. O halde sendikanın,üyelerinin mesleki çıkarlarının korumak amacıyla müdahil olma imkanı bulunmalı ve üyeler, çıkarlarının korunması yolundasendikalarının seslerini duyurması hakkına sahip olabilmelidir (Dilek vediğerleri/Türkiye, §§ 65,67).
2. Adil YargılanmaHakkına İlişkin İçtihat
29. AİHM'in içtihat farklılığınailişkin bir kararında, bu konudaki kriterlere şu şekilde yer verilmiştir(ayrıca bkz. Yasemin Bodur, B.No: 2017/29896, 25/12/2018, §§ 24-32):
a. Derin ve süregelen bir içtihatfarklılığının bulunup bulunmadığı,
b. Bunu giderecek birmekanizmanın bulunup bulunmadığı,
c. Bu mekanizmanın işletilip işletilmediği,işletilmişse ne ölçüde işletildiği.
AİHM, değerlendirmesinin her zaman hukukunüstünlüğünün temel unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesine dayandığınıbelirtmiş, bu ilkenin hukuki durumlara belli bir istikrar ve mahkemelerekamunun güvenini sağladığını ifade etmiştir. AİHM, çelişen kararların süreklilikarz etmesi durumunda hukuki belirsizliğe neden olacağını, hukukun üstünlüğünedayalı devletin temel bileşeni olanyargısal sistemeolan kamu güvenini azaltacağını belirtmiştir.Bununla birlikte AİHM, bölgesel yetkiye dayalı bir şekilde görev yapan dereceve istinaf/temyiz mahkemelerinin bulunduğu yargısal sistemlerin niteliklerigereği doğasında kararların çelişmesi ihtimalinin bulunduğuna, bufarklılıkların aynı mahkemede bile ortaya çıkabileceğine dikkat çekmiş, tekbaşına bu farklılıkların AİHS'e aykırılık olarakkabul edilemeyeceğini belirtmiştir. AİHM, hukuki güvenlik ve kamunun meşrugüveninin korunması gerekliliklerinin içtihatınistikrarlı olmasına ilişkin müktesep bir hak bahşetmeyeceğini, içtihadıngelişmesinin dinamik ve evrilen bir yaklaşımınsürdürülememesinin reform ve gelişmenin engellenmesi riskini ortayakoyacağından adaletin uygun işleyişine aykırı olmadığını belirtmiştir (Orlen Lietuva Ltd./Litvanya, B.No: 45849/13, 29/1/2019, § 80).
AİHM, önündeki somut olayda, kısa süre içinde yerelmahkemece iki davada 2013 yılında karar verildiğini tespit etmiş vebaşvurucunun örnek verdiği dava konusunun somut başvurudaki dava ile hukukyaratılması amacıyla paralel olarak yürütüldüğünüvebu durumun derin bir içtihat farklılığına işaret etmediğini vurgulamıştır. AİHMtutarlı ve devamlı bir içtihadın oluşması için zaman gerektiğini, sadece ikifarklı kararın bulunmasının derin ve süregelen içtihat farklılığı olduğusonucuna varmayı gerektirmediğini, kendisinin mahkeme kararlarını kıyaslamak vehangisinin doğru olduğunu tespit etmek gibi bir fonksiyonunun bulunmadığınıbelirtmiştir (Orlen LietuvaLtd./Litvanya, §§ 86-87).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. ÖrgütlenmeÖzgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu; üyesi olduğu Sendika kararı uyarınca sendikalfaaliyetleri kapsamında iş bırakma eylemine katılmasından dolayı disiplin cezasıylacezalandırılması nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.Üyesi olduğu Sendikanın kendi tüzüğüne uygun olarak eylem kararı aldığını vebunu dört gün önce duyurduğunu ifade eden başvurucu, idarenin eğitiminaksamaması için gerekli önlemleri alacak yeterli süreye sahip olduğunu vesendika üye sayısı ile eyleme katılanların oranı dikkate alındığında eğitimfaaliyetlerinin aksadığından söz edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca Batman'da iş bırakma eyleminden dolayı ceza alanların yaklaşık yarısınındava açmadığını, bazılarının üyelikten ayrıldığını belirterek cezalarıncaydırıcı etkiye neden olduğunu belirtmiştir.
32. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesinin Yücel Yaşar (B. No: 2013/7199, 25/3/2015)kararında başvurucunun şikâyetine benzer nitelikteki konuyu değerlendirerek butür şikâyetlerin incelenmesinde gözönüne alınacakkriterleri belirlediği ifade edilmiştir. Söz konusu kararda, başvurucuyaverilen kınama cezasının zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan kaynaklanması nedeniyledemokratik toplumda gerekli olduğu sonucuna varılarak sendika hakkının ihlaledilmediğine karar verildiği belirtilen Bakanlık görüşünde somut başvuruaçısından da bu kriterlerden ayrılarak farklı bir neticeye ulaşmayıgerektirecek herhangi bir neden bulunmadığının değerlendirildiğine yerverilmiştir.
33. Başvurucu karşı beyanında, Bakanlık görüşünde atıf yapılan Yücel Yaşar kararındaki içtihadından aynıeyleme ilişkin verdiği İsmail Aslan vediğerleri (B. No: 2013/7197, 8/9/2015) kararıyla döndüğünübelirtmiştir. Başvurucu, AİHS'in 11. maddesi ile AİHMve Anayasa Mahkemesinin iş bırakma eylemlerine ilişkin içtihatlarına yer vermişve her iki mahkemenin de sendikal nedenlerle iş bırakma eylemlerine ilişkinolarak ihlal kararları verdiğini ifade etmiştir. Yine başvurucu, aynı olayailişkin farklı bölgelerdeki istinaf mahkemelerinden farklı kararlar verildiğinibelirterek bu konuda Bakanlığa herhangi bir soru yöneltilmediğininanlaşıldığını belirterek bu hususlara ilişkin olarak adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarının devam ettiğini belirtmiştir. Adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin de bir karar verilmesini talep edenbaşvurucu başvuru formundaki taleplerini yinelemiştir.
2. Değerlendirme
34. Anayasa’nın yapılacak değerlendirmede uygulanacak “Dernek kurma hürriyeti” kenar başlıklı 33.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Hiç kimse bir derneğe üye olmaya vedernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ilebaşkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
...
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler vekolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devletmemurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak dauygulanır."
a. UygulanabilirlikYönünden
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
36. Anayasa Mahkemesi önündeki öncelikli mesele, başvurucununüyesi olduğu Sendika tarafından alınan karara dayanarak bir gün süreyle işbırakması üzerine aylıktan kesme disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkiniddialarının sendika hakkı kapsamında incelenip incelenemeyeceğidir.
37. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu Ahmet Parmaksız başvurusuna ilişkin kararında; sendikalarınüyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumak,geliştirmek için yapılan faaliyetleri kapsamında yer almayan ve siyasi otoritekarşısında bir baskı grubu olarak yürüttükleri faaliyetler kapsamında aldıklarıkararlar uyarınca sendika üyelerinin iş bırakma eylemine katılmasını bireylerinsendikanın çekirdek faaliyet alanında kalmayan eylemleri olarak değerlendirmişve bu eylemler nedeniyle yapılan müdahaleleri Anayasa'nın sendika hakkınailişkin 51. maddesi kapsamında değil örgütlenme özgürlüğünü teminat altına alan33. maddesi kapsamında incelemiştir (AhmetParmaksız, §§ 47-63).
38. İncelenen başvuruya konu olay tarihinde, başvurucunun üyesiolduğu sendikanın bağlı olduğu KESK tarafından Devrimci İşçi SendikalarıKonfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ilebirlikte 29/12/2015 tarihinde KESK'e bağlı sendikaüyelerinin hizmet üretiminden gelen gücü kullanarak işyerlerinden çıkıp tümillerde merkezî alanlarda basın açıklamaları yapmalarına karar verilmiştir.Kararda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bazı il, ilçe ve mahallerde birsüredir hayata geçirilen sokağa çıkmayasaklarının hem kamu hizmeti sunmakla görevli kamu emekçilerinin veailelerinin hem de kamu hizmetinden yararlananların sadece kamu hizmeti sunmave alma hakkı değil yaşam haklarını da tehdit eder boyutlara ulaştığıbelirtilmiştir.
39. Buna göre iş bırakma kararının temelinde 2015 yılındaülkemizin yoğun terör saldırılarına maruz kalması üzerine başlatılan hendekoperasyonları ve o tarihlerde uygulanan sokağa çıkma yasakları yer almaktadır.Hendek operasyonları, söz konusu saldırılar üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri veEmniyet Genel Müdürlüğünce PKK mensuplarına karşı ortak olarak gerçekleştirilenSur, Cizre ve Nusaybin merkezli askerî operasyonlardır. Bu operasyonların gerçekleştirildiğibölgelerin bazılarında sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazıları geçicisüreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Operasyonlar sonucunda; PKKmensuplarının etkisiz hâle getirildiği, hendeklerin kapatıldığı, barikatlarınkaldırıldığı ve güvenliğin sağlandığı bölgelerde sokağa çıkma yasaklarıkaldırılmıştır. Operasyonlar o bölgedeki günlük yaşamı doğal olarak etkilemişve birçok idari tedbir alınmasını gerektirmiştir.
40. Dolayısıyla sendika kararına konu olaylar operasyonlarınyürütüldüğü bölgelerde yaşayan vatandaşları etkilemekle birlikte ülkenin içgüvenlik sorunu olması bakımından tüm vatandaşlar tarafından yakından takipedilen ve kamuoyunu doğrudan ilgilendiren olaylardır. Başvurucu da dâhilsendika üyesi olan veya olmayan herkesi etkileyen iç güvenlik operasyonlarınıneğitimden sağlığa yaşamın her alanını etkilemiş olduğu açıktır. Terör tehdidinibertaraf etmek için güvenlik görevlileri tarafından olağanüstü gayretlerleyürütülen, maddi ve manevi ciddi düzeyde maliyete neden olan operasyonlarkonusunda siyasi veya toplumsal reflekslerin ortaya çıkması ve eleştiri konusuyapılması son derece doğal karşılanmalıdır. Bununla birlikte o dönemde yaşananolayların hususiyetleri ile eleştirilerin dile getiriliş biçimi, başvurulan eylemyöntemleri titizlikle ele alınmalıdır.
41. 2015 yılının ikinci yarısında artan terör saldırıları,operasyonlara karşı çıkan kişi, grup ya da siyasi partilerin yaklaşımları vediğer unsurlar dikkate alındığında eleştirilerin siyasi nitelikte olduğu,doğrudan sadece sendika üyelerini etkileyen eğitim veya sağlık hizmetlerininaksaması ya da verimli şekilde yürütülememesine özgü bir sonuç doğmadığıanlaşılmaktadır. Tüm bunlar dikkate alındığında Sendikanın eylem kararındasiyasi bir tonun ağırlıkta olduğu, Sendikanın söyleminin odak noktasındaüyelerinin kolektif çıkarlarını ilgilendiren talep ve eleştirilerden ziyadeülkenin iç siyasetine ilişkin sosyo-politikunsurların ağırlıkta olduğu görülmektedir. Diğer bir ifadeyle iş bırakmabiçiminde bir protestoya katılması başvurucunun ekonomik ve mesleki çıkarlarıile değil genel bir baskı grubunun bir parçası olmasıyla ilgilidir.
42. Sonuç olarak başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın iş bırakmaçağrısı üzerine mazeretsiz işe gitmemesi nedeniyle disiplin cezasıylacezalandırılmıştır. Yukarıda anılan AhmetParmaksız kararında varılan sonuçtan farklı bir değerlendirme yapmakiçin bir neden bulunmadığı anlaşıldığından (bkz. § 37) başvurucununiddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınanörgütlenme özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanörgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
44. Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında ülke çapındayapılan iş bırakma eylemine katılması nedeniyle cezalandırılması ilebaşvurucunun örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığı kabuledilmelidir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
45. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 33. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.”
46. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
47. 657 sayılı Kanun’un 26. ve 125. maddelerinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
(2)Meşru Amaç
48. Somut olayda ceza uygulanmasının amacı kamu hizmetlerininsürekliliğinin sağlanması, diğer bir ifadeyle kamu hizmetlerinin aksamasınınönlenmesidir. Bu amaç da geniş anlamda kamu düzeninin korunması meşru amacıkapsamında yer alır. Dolayısıyla başvurucunun aylıktan kesme disiplin cezasıylacezalandırılmasına ilişkin kararın Anayasa'nın 33. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan sebeplerden kamu düzenininkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna varılmıştır (AhmetParmaksız, § 69).
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
(i) DemokratikToplumda Sendika Hakkının Önemi
49. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumakiçin kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum içinde bir araya gelmeözgürlüğünü ifade etmektedir. Örgütlenmekavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).
50. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar.Örgütlenme özgürlüğünün temeli, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğüdür. İfadeözgürlüğü; düşünceyi korkmadan, engellenmeden açıklama ve yayma özgürlüğününyanı sıra bu düşünceler çerçevesinde örgütlenme, kişi toplulukları oluşturmahakkını da kapsamaktadır (dernek hakkı yönünden bkz. Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneğive Hikmet Neğuç, B. No: 2014/4711,22/2/2017, § 41).
51. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir örgüt,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir (sendika hakkı yönünden bkz. TayfunCengiz, § 31).
52. Sendikalar, dernekler ve vakıflar örgütlenme özgürlüğünündaha özel şekilleridir. Bununla birlikte bunların faaliyetleri içinde yeralmayan veya bunlarla dolaylı bağlantısı bulunan belli sayıda kişinin süreklişekilde bir araya gelerek aynı amaca yönelik toplu ifade açıklamaları ya daeylemleri de Anayasa'nın 33. maddesi çerçevesinde ve örgütlenme özgürlüğükapsamında ele alınmalıdır.
53. Örgütlenme özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır veAnayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın 33. maddesinin ikincifıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüğe yöneliksınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple örgütlenmeözgürlüğüne getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13. maddesindeyer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 33. maddesi kapsamında yapılmasıgerekmektedir (sendika hakkı yönünden bkz. TayfunCengiz, § 38; Mehmet Yüzgeç,B. No: 2014/2282, 2/2/2017, § 30).
54. Anayasa kapsamında örgütlenme özgürlüğünden yararlanan tüzelkişilikler veya gruplar demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarakgörüldüğünden bu özgürlüğe getirilecek sınırlandırmaların demokratik toplumdüzenin gereklerine uygun olup olmadığı sıkı denetim altındadır. Anayasa'nın33. maddesi temel olarak dernek hakkının ve genel olarak örgütlenmeözgürlüğünün kullanılması sırasında kamu makamlarının keyfî müdahalelerinekarşı korunmayı amaçlamaktadır (AhmetParmaksız, § 75).
(ii)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine UygunOlması
55. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır (sendikalarla ilgili Tayfun Cengiz, §§ 31, 32; Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:2014/12166, 2/7/2015, §§ 53, 70, 74; BirleşikMetal İşçileri Sendikası, B. No: 2015/14862, 9/5/2018, §§42, 43; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri[GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 73; derneklerle ilgili Hint Aseel HayvanlarıKoruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç,§ 45). Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabuledilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olmasıgerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ilebu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerindetemellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde"demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde iki ayrıkritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları oluparalarında sıkı bir ilişki vardır (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet AliAydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2018/69,K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).
56.Örgütlenme üzerindeki sınırlamanın kamu düzeninin korunmasıgibi demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanmasıamacına yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturantedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi içinamaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabileceken hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmayayardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırolan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığısöylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası, § 70; ifadeözgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51).
57. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin örgütlerkurmak ve bunlara üye olmak suretiyle örgütlü bir şekilde fikirlerini ifadeetme hakları ile Anayasa'nın 33. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşruamaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir.Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı ortadan kaldırmadığıvurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında olayın şartlarıiçinde bir denge kurmaktır (sendika hakkı yönünden bkz. Tayfun Cengiz, § 37; Kristal-İş Sendikası, § 57; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 74; Birleşik Metal İşçileri Sendikası,§44).
58. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya -müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise- diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki faaliyetlere müdahale ederken buözgürlüğün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunmasıgereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmalarınvarlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (sendika hakkıbağlamında bkz. Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 74; bazı farklılıklarla birlikte toplantıhakkı bağlamında Dilan ÖgüzCanan § 33, 56; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun, §§ 44, 47; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50). Anayasa Mahkemesi bu özgürlüğünkullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan ve korunması gereken birmenfaatin ortaya konulmasında başvurucunun eylem türünü, amacını ve niteliğini,bunun kamu düzenine etkisini ve topluma yüklediği külfeti dikkate alacaktır.
59. Buna göre örgütlenme özgürlüğüne yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez (Birleşik Metal İşçileri Sendikası, §43; Kristal-İş Sendikası, § 70; Tayfun Cengiz, § 51). O hâlde örgütlenmeözgürlüğüne yargısal veya idari bir müdahalenin demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olup olmadığına, bu bağlamda toplumsal bir ihtiyaçbaskısını karşılayıp karşılamadığına ve sınırlamanın izlenen amaçlarlaorantılılığına bakmak gerekecektir.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
60. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, başvurucunun üyesi olduğuSendika tarafından alınan karara dayanarak bir gün iş bırakması üzerineaylıktan kesme disiplin cezasıyla cezalandırılması suretiyle örgütlenmeözgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolup olmadığıdır.
61. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Ahmet Parmaksız kararında disiplin cezası verilmesininsebebini teşkil eden işe gitmeme şeklindeki eylemin amacı ve bu eyleme katılansendika üyelerinin sendikal çıkarları ile başvurucuya yönelik disiplin cezasısendikal hakların niteliğiyle birlikte ele alınmış ve örgütlenme hakkının ihlaledilmediğine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımlarına aşağıda yerverilmiştir:
"82. Ülkemizde kamu görevlilerinin grevhakkı bulunmamakla birlikte üyesi oldukları sendikaların, üyelerinin meslekiçıkarlarıyla ilgili kararları doğrultusunda iş bırakma şeklindeki eylem türünebaşvurabilmekte ve yaptırımla karşılaşabilmektedir. Belirtmek gerekir ki işbırakma eylemleri karşısında idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesakhareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır.
83. Bununla birlikte yargı kararlarındaAnayasa'nın 51. maddesi kapsamında kalan ve sendikaların üyelerinin çalışmailişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin yapılan faaliyetler kapsamında ve kamu gücünü zorlamak amacıyla durumunkesinlikle gerektirdiği hâllerde işe gidilmemesi hâlinde kişinin mazeret izninikullandığı kabul edilmektedir (Tayfun Cengiz, §§ 59, 61). Nitekim AnayasaMahkemesi kamu görevlilerinin çıkarları kapsamında kalan özlük ve parasalhakları, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibikonulara dikkat çekilmesi ve kamuoyu oluşturulması amacıyla sendikalarınaldıkları kararlar uyarınca iş bırakma eylemlerine katılan kişilere disiplincezası verilmesini sendika hakkına müdahale olarak kabul etmiştir (bkz. § 49).
84. Sendikaların somutolayda aldığı başvuru konusu eylemin dayanağı olan kararlar ise Türkiyesınırları dışındaki bir savaşa Türkiye'nin müdahil olup olmaması ve devletinuluslararası politikalarıyla ilgilidir. Sendikaların eylem çağrısından üç günönce bir siyasi parti olan HDP, iktidar partisinin politikalarını eleştirmiş vehalkı direnişe çağırmıştır (bkz. § 10). Kobaniolaylarına bağlı çağrıların siyasi amacının öne çıktığı açıktır. Buna göre,sendikaların aldıkları kararların da siyasi otorite karşısında sendikaların birbaskı grubu olarak yürüttüğü ve siyasi yönü ağır basan faaliyet alanında olduğusonucuna ulaşılmıştır.
85. Anayasa'nın 128. maddesinde; devletin,kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiğiasli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğibelirtilmiştir. Kamu hizmeti ise geniş tanımıyla devlet ya da diğer kamu tüzelkişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında ortakihtiyaçları karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş süreklive düzenli etkinliklerdir (AYM, E.2013/88, K.2014/101, 4/6/2014). Bu kapsamdadevlet kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için kamu hizmetlerini yürütengörevlilerin haklı bir mazerete dayanmayacak şekilde görevlerine aravermelerini engellemeye yönelik tedbirler öngörebilir (Mustafa Hamarat [GK], B.No: 2015/19496, 17/1/2019, § 57).
86. Öte yandan başvurucu, bir kamugörevlisidir ve normal vatandaşlardan farklı olarak birtakım yükümlülüklere veyasaklara tabidir. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakımayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı,diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir.Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bazı ayrıcalıklardanyararlanmanın yanında bu statünün gerektirdiği külfetlere de katlanmayı kabuletmiş sayılmakta ve kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj vesınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, §38; Mustafa Hamarat,§ 60).
87. Bu kapsamda başvurucunun üstlenmiş olduğukamu hizmetini kesintisiz olarak yerine getirme ödevi vardır. Bu ödev ise kamuhizmetlerinin sürekliliği ilkesinin doğal bir sonucudur. Bir kamu görevlisikanunun öngördüğü hâller ve mücbir sebep dışında işini bırakamaz. Diğer birifadeyle kamu görevlisinin işinin başında bulunma ödevi vardır. Dolayısıylakamu görevlisinin kanunların izin verdiği ve öngördüğü koşullar dışında işibırakması, bu ödeve aykırılık teşkil eder (Mustafa Hamarat, § 61).
88. Açıklanan nedenlerle sendika üyelerininmesleki çıkarlarıyla doğrudan ilgili olmayan amaçlarla iş bırakma biçimindekibir eyleme müdahale ederken devletin sahip olduğu takdir marjının daha genişolacağı kabul edilmelidir. Bir kamu görevlisinin üstlendiği kamu hizmetinikesintisiz olarak görme ve işinin başında bulunma yükümlülüklerini sağlamakadına anayasal güvencelere dayalı düzenlemeler yapılabilir. Nitekim ilgilikanunlarda yer alan hükümlerin başvurucunun davranışlarını düzenlemekbakımından yeterince açık olmadığı da ileri sürülmemiştir. Bir öğretmen ve kamugörevlisi olan başvurucunun ifade özgürlüğü veya toplantı ve gösteri özgürlüğüde dâhil tüm haklarını kullanırken -bahsi geçen yükümlülükleri nedeniyle-anılan kanunların öngördüğü koşullara titizlikle riayet etmesi gerektiğiaçıktır.
89. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığındaAnayasa Mahkemesi tarafından şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlk olarak sendikalarAnayasa ve kanunlara aykırı olmayan herhangi bir amacı gerçekleştirmek içinfaaliyet yapabilirler. İkinci olarak başvuruya konu eylem, sendika üyelerininekonomik ve sosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağırbasan bir amaca sahiptir. Üçüncü olarak kamu görevlilerinin iş bırakmak veyaişe gitmemek şeklindeki eylemleri devlet idaresinin işleyişini ve toplumhayatını önemli ölçüde etkiler. Bu sebeple de ancak çok dar alandadesteklenebilecek bir eylem türüdür. Son olarak sendika üyelerinin ekonomik vesosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağır basan biramaçla işe gitmemek şeklinde bir eylemin yol açacağı sonuçlara devletidaresinin ve toplumun katlanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı kanaatineulaşılmıştır.
90. Bu sebeplerle kamu otoritelerinin sahipolduğu takdir payı da gözetildiğinde başvuru konusu olayda kamu hizmetlerininsürekliliğinin sağlanması amacı bakımından başvurucunun örgütlenme özgürlüğüneyapılan müdahalenin onun siyasal hayata katılımını engelleyici veya önemliölçüde zorlaştırarak etkisini ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı kanaatinevarılmıştır. Başvurucuya iki gün iş bırakma eylemi nedeniyle disiplin cezasıverilmesi şeklindeki müdahalenin demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsalihtiyaca karşılık geldiği kabul edilmelidir.
91. Somut olayda başvurucuya yüklenen külfetidengeleyici mekanizmaların bulunduğu da görülmektedir. Sendikaların demokratikhayatın yaşamsal bir unsuru olarak kamuoyuna ve kamusal yetki kullanan kişilereseslerini duyurmak ve taleplerini dile getirmek için sayısız fırsatıbulunmaktadır. Söz konusu sonucun ağırlaşmasında daha farklı yöntemlerlekamuoyunun yönlendirilmesi ve devlet gücü kullanan kişi ve kurumların etkilenmesimümkün iken işe gitmeme biçiminde kamu hizmeti alan kişileri doğrudan etkileyenve ancak son derece istisnai durumlarda başvurulabilecek bir yöntemi benimseyensendikaların ve sendika kararları doğrultusunda hareket eden başvurucununpayının büyük olduğu değerlendirilmiştir.
92. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalarda gözönüne alındığında mevcut başvuruda örgütlenmeözgürlüğüne yönelik müdahalenin başvurucunun örgütlenme özgürlüğünü aşırıderecede sınırlamadığı ve kamu hizmetlerinin sürekliğini sağlamaya yönelikmeşru amaç karşısında başvurucuya alt sınırdan verilen aylıktan kesme cezasınınorantısız olmadığı kanaatine varılmıştır."
62. Somut başvuruda, disiplin cezasının sebebini teşkil edeneylem ülkenin iç siyasetine ilişkin sosyo-politikunsurların ağırlıkta olduğu bir amaca(bkz. §§ 14-15)yönelik olup eylemin konusunun sendikaların çekirdek faaliyet alanındakalmadığı görülmektedir. Eylemin bu amacı ile bir gün iş bırakma şeklindekiniteliği (bkz. § 16) dikkate alındığında yapılan müdahalede devletin takdirmarjının daha geniş olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle sendika üyelerininekonomik ve sosyal menfaatleriyle doğrudan ilgili olmayan ve politik yönü ağırbasan bir amaçla işe gitmemek şeklinde bir eylemin yol açacağı sonuçlara devletidaresinin ve toplumun katlanmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı kanaatineulaşılmıştır.
63. Sonuç olarak, yukarıda yer verilen Ahmet Parmaksız kararında ulaşılansonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığından müdahalenin toplumsalbir ihtiyaca karşılık geldiği ve izlenen meşru amaçla orantılı olduğudeğerlendirilmiştir.
64. Açıklanan gerekçelerle disiplin cezası verilmesi şeklindeyapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğundanAnayasa’nın 33. maddesinde güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğünün ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
65. Başvurucu; aynı tarihli iş bırakma eylemi nedeniyle Ankara,İzmir ve İstanbul bölge idare mahkemelerinin disiplin cezalarını kesin olarakiptal eden kararlar verdiğini, kendisi hakkındaki disiplin cezası nedeniyleaçtığı davada ise davanın reddine karar veren Gaziantep Bölge İdareMahkemesinin belirtilen istinaf mahkemesi kararlarından neden ayrıldığına dairbir gerekçe ortaya koymadığını belirterek hukuki güvenlik ilkesinin ihlaledildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; mevcut durumda ülkenin batısındakisendika üyelerinin disiplin cezalarının iptal edildiğini, doğusundakilerincezalarının ise hukuka uygun kabul edildiğini, bu sebeple adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
66. Derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasındankaynaklanan içtihat farklılığına ilişkin ilkelere Yasemin Bodur (aynı kararda bkz. §§ 38-45) kararında yerverilmiş ve içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolması, adil yargılanma hakkının ihlalinin tespiti için ön şart olarakbelirtilmiştir (Yasemin Bodur, §§43, 50).
67. Başvurucu tarafından sunulan kararların aynı konuda Ankara,İstanbul ve İzmir Bölge İdare Mahkemelerince kesinleştirilen ve aynı Sendikakararına dayalı olarak iş bırakan kişilere verilen disiplin cezalarının sendikahakkı kapsamında bir eylem olduğu gerekçesiyle iptal edildiğine ilişkinkararlar olduğu görülmektedir.
68. Başvurucu tarafından kendisi hakkındaki karardan farklısonuca ulaşılan üç adet karar sunulmuştur. Bu kararların verildiği davalar ilebaşvurucunun davasının aynı derecedeki farklı mahkemelerce aynı dönemlerdeyürütüldüğü, hukukun gelişimi ve içtihat oluşumu için kısa bir süre içinde aynıdönemde aynı konuda davalar yürütülerek farklı sonuca ulaşıldığı görülmektedir.Öncelikle içtihat farklılığı yönünden inceleme yapılabilmesi için bufarklılığın derin ve süregelen bir farklılık olması gereklidir (bkz. § 29).Somut olayda kısa sürede (Yasemin Bodur,§ 43) belli sayıda farklı karar verilmesi ve somut olayın koşulları derin vesüregelen bir içtihat farklılığı oluştuğu sonucuna ulaşmak için yeterlideğildir.
69. Farklı yetki bölgelerinde ilk derece ve istinaf mahkemesişeklinde teşkilatlanmış yargısal sistemlerin nitelikleri gereği doğalarındakararların çelişmesi ihtimali her zaman bulunmaktadır. Bu farklılıklar aynımahkemede bile ortaya çıkabilir (Türkan Bal[GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 53). Özellikle maddi haklara ilişkin derinve süregelen içtihat farklılıkları dışında Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuruda salt derece mahkemelerinin kararlarını kıyaslaması, derecemahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tanıması veya derecemahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlaması bireysel başvurununamacıyla bağdaşmaz (Yasemin Bodur,§ 41). Sonuç olarak örgütlenme özgürlüğü kapsamında yapılan incelemeye göreulaşılan sonuç ile somut olayda derinleşmiş ve süreklilik kazanmış bir içtihatfarkından söz etmenin mümkün olmadığı dikkate alındığında adil yargılanma hakkıkapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkına yönelik açık bir ihlalinbulunmadığı anlaşılmıştır.
70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınan örgütlenmeözgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.