TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DİLEK ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/9196)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Murat GÜVEN
Başvurucu
:
Dilek ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltıkoşullarının insani olmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 26/3/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabuledilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
8. Adalet Bakanlığında uzman yardımcısı olarak görevyapan başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 5/8/2016tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileritarafından 5/8/2016 tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuyayöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularlaaçıklanmıştır. Ankara Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade almaişlemi esnasında hazır bulunmuştur.
9. Başvurucu; ifadesinde özetle eğitim ve çalışmahayatında FETÖ/PDY ile bir bağlantısı olmadığını, örgüte parasal destektebulunmadığını, eğitim hayatında örgütle iltisaklı ev ya da yurtlardakalmadığını ve örgüt içinde herhangi bir faaliyete katılmadığını belirtereksuçlamaları kabul etmemiştir.
10. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan 16/8/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Ankara 5. Sulh CezaHâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.
11. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasınıalmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış,başvurucunun avukatı da sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu,emniyetteki ifadesinde belirttiği hususları aynen tekrar ettiğini beyanetmiştir.
12. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016 tarihindebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...CMK'nın 100. ve devamımaddeleri gereğince suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçmaşüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, AİHM'ninWEMHOFF/ALMANYA kararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesihalinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesininvarlığı tutuklama nedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etmegizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve süphelilere isnatedilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardanoluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğinitaşıması dikkate alınarak şüphelilere isnat edilen silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"
13. Başvurucu 17/8/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiş, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularakitirazı 22/8/2016 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.
14. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 9/2/2018 tarihinderesen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 6.Sulh Ceza Hâkimliğince 13/3/2018 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
15. Başvurucu 26/3/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Başsavcılığın 28/5/2018 tarihli iddianamesi ilebaşvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.
17. İddianamede, başvurucunun örgütsel niteliklieylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür.Bu suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock programını kullandığına,örgüt evlerinde kaldığına dair tanık beyanına, meslekten ihraç edilmesine vehakkında örgüt üyeliğinden soruşturma bulunan bir kişi ile karşılıklı paratransferi içinde bulunması olgusuna dayanılmıştır.
18. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 16/3/2018tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/157 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
19. Mahkeme 26/6/2018 tarihinde başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
20. Mahkeme 17/1/2019 tarihli kararıyla başvurucuyu terörörgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla istinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
22. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B.No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. Gözaltına AlmanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınmasıve gözaltında geçirdiği sürenin uzun olması nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincilniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
26. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
27. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl ilanısonrasında uygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleriyönünden de bu sürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (NeslihanAksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan (2),§§ 84-93).
28. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirininhukuki olmadığına ve gözaltı süresinin uzunluğuna ilişkin iddiayla ilgiliolarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren birdurum bulunmamaktadır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
30. Başvurucu; ByLock adlı programı daha önce hiçkullanmadığını, buna rağmen keyfî bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
31. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formundatutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadarkısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de dilegetirilen şikâyetlerin niteliği itibarıyla eldeki başvuruda Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı birinceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, § 155).
i. UygulanabilirlikYönünden
32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerincebaşvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunundarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesiolduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanınıgerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genelİlkeler
34. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
iii. İlkelerinOlaya Uygulanması
35. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmakapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
36. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
37. Başvurucu hakkındaki iddianamede ve mahkûmiyetkararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimisağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğubelirtilmiştir (bkz. § 17).
38. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özelliklerigözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmaküzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarıncaFETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğinibelirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göresoruşturma makamlarınca FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleriitibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (SelçukÖzdemir, § 74).
39. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
40. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusuolabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânının ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamandaişlenen suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
41. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).
42. Somut olayda Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kaçma şüphesine, delillerin yokedilme, gizlenme ya da değiştirilme ihtimalinin bulunmasına ve işlendiği iddiaolunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülen yaptırımınağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §12).
43. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 6. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylıolarak kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
45. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiğiüzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşıkarşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adlimakamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecedegüçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214;Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri(gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisinekutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
46. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
48. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19.maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
3. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
49. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâliningözden geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
50. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
51. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda inceleme tarihi itibarıylabaşvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarakverilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağınıve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu durumda yalnızcakişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinintespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceğisonucuna varmıştır.
52. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
53. Somut olayda başvurucu 16/8/2016 tarihindetutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 26/6/2018tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili birbiçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüneçıkmadığı süre yaklaşık yirmi iki aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönündenanılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
55. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
56. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
57. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
58. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındayapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın 19.maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılıksaptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığımeşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§193-195, 242).
ii. Genelİlkeler
59. Genel ilkeler için bkz. Günay Dağ ve diğerleri, §§166-179.
iii. İlkelerinOlaya Uygulanması
60. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararınSavcılık ya da hangi mahkeme tarafından, hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
61. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının dahasonra kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belgebulunmamakla birlikte Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabuledildiği 16/3/2018 tarihi (bkz. § 18) itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılıKanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermişbulunmaktadır.
62. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olansuçlamaların ve buna ilişkin olguların Savcılıkta ifadesi alınırken ve sorguesnasında yöneltilen sorularda başvurucuya açıklandığı, başvurucunun daifadesinde anılan suçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz.§ 9).
63. Öte yandan başvuru formunda belirtilen başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesindegerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
64. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurlarınve tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerinbaşvurucuya veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir (Salih Sönmez, § 153).
65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeyeizin verilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediğiiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
66. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına yönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesisuretiyle yapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddeninsekizinci fıkrası) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
5. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
67. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
68. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
69. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş iseasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
70. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra26/6/2018 tarihinde tahliyesine (bkz. §19) karar verilen başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolubaşvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludurve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesibireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunmakul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
72. Başvurucu; gözaltında iken küçük bir nezarethanedeinsan sağlığına uygun olmayan koşullarda, yeterince beslenme imkânı sağlanmadantutulduğunu ve uzun süre uykusuz kaldıktan sonra sorguya çıkarıldığınıbelirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
74. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muameleiddialarına ilişkin olarak başvurucu, genel itibarıyla gözaltında iken kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bubölümdeki iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucununyakalandığı andan itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muameledebulunduğundan şikâyetçi olduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutmakoşullarının yetersizliğinden bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ilerisürdüğü kötü muamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksasalt tutulma koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir.Dolayısıyla söz konusu iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesiiçin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayınkoşullarının başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veyaihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari birsoruşturmayla ortaya konması gerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirmeiçin bkz. Mehmet Hasan Altan (2), § 249).
75. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bukonudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.