TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
D.M.Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/16941)
Karar Tarihi: 24/1/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 13/3/2018-30359
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
D.M.Ç.
Vekili
:
Av. Yalçın TORUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasındandolayı sözleşmeli er adaylığı statüsünün sonlandırılması nedeniyle suç vecezaların kanuniliği ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucunun 2013 yılı başında sözleşmeli er olarak görevyapmak için müracaatta bulunması üzerine 13/5/2013 tarihinde başvurucu, KaraKuvvetleri Komutanlığı emrinde yapılan ön sözleşme sonunda eğitime başlamıştır.
7. Eğitim süreci devam ederken kendisine, hakkında yapılangüvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı bildirilmiş ve idare ile yaptığıSözleşmeli Er Ön Sözleşmesi 14/6/2013 tarihinde feshedilmiştir.
8. Başvurucu, fesih işlemine karşı 6/9/2013 tarihinde AskeriYüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.Başvurucu dava dilekçesinde; herhangi bir sabıkasının olmadığını, güvenliksoruşturmasının olumsuz sonuçlanmasını gerektirecek bir durumunun dabulunmadığını ileri sürerek fesih işleminin iptalini istemiştir.
9. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucu 25/2/2014 tarihlikarar ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde, yapılangüvenlik soruşturmasında başvurucunun annesi ile iki teyzesinin ve dayısınınbölücü terör örgütüne mensup olduklarının tespit edildiğinin anlaşıldığıbelirtilmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, ilgili mevzuat uyarınca sözleşmeli erolmak için gerekli nitelik ve şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradananlaşılan erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedileceğinin öngörüldüğünübelirtmiştir. Mahkeme ayrıca, güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanmışolmasının da sözleşmeli erlik için aranan şartlardan olduğunu vurgulamıştır. Buçerçevede Mahkeme; güvenlik soruşturması neticesinde annesi, iki teyzesi vedayısının bölücü terör örgütü mensubu oldukları belirlenen, dolayısıyla SilahlıKuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesiuyarınca "güvenlik soruşturması" olumlusonuçlanmayan başvurucunun ön sözleşmesinin feshi işleminin hukuka ve mevzuataaykırı olmadığını belirtmiştir.
10. Davanın reddi kararına karşı başvurucu, karar düzeltmetalebinde bulunmuş ancak başvurucunun talebi 9/9/2014 tarihinde reddedilmiştir.
11. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya25/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 27/10/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
12. 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve ErKanunu'nun "Tanımlar" kenarbaşlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Kanunun uygulanmasında;
...
b) Ön sözleşme: Türk Silahlı Kuvvetleri (Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı dâhil) birlik, karargâh, kurum ve kuruluşları ilesözleşmeli er adayları arasında; askerî eğitime alınmaları konusunda yapılan veaskerî eğitim dönemi başlangıcı ile sözleşme yapılıncaya kadar geçecek süreyikapsayan sözleşmeyi,
...
ç) Sözleşmeli er adayı: Sözleşmeli er yetiştirilmek amacıyla önsözleşme yapılarak askerî eğitime alınanları,
... ifade eder."
13. 6191 sayılı Kanun'un "Kaynak"kenar başlıklı 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"(3) Sözleşmeli erlik için aşağıdaki nitelikler aranır:
...
f) Güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmış olmak.
..."
14. 6191 sayılı Kanun'un "Sözleşmeninidarece feshi" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Sözleşmeli er adaylarının ön sözleşmeleri, aşağıdakinedenlerle süresinin bitiminden önce feshedilir:
...
c) Sözleşmeli er adayı olma şartlarındanherhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılmak veya sözleşme süresi içinde buşartlardan herhangi birini kaybetmek.
..."
15. 6191 sayılı Kanun'un "Özelhükümler ve yönetmelik" kenar başlıklı 9. maddesinin (2)numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"(2)Sözleşmeli er temin etmekten sorumlu birimler, sözleşmeli erbaş ve erlerdearanacak nitelikler, “sözleşmeli erbaş ve er olur” belgesi düzenleme esasları,... ile diğer hususlardaki usul ve esaslar altı ay içerisinde Milli SavunmaBakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenlenir."
16. 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması,Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu GörevineAlınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı SıkıyönetimKanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
"Devletin güvenliğini,ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceğiveya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamupersoneli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarınınyapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esaslarıile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu BakanlarKurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir."
17. 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv AraştırmasıYönetmeliği'nin "Türk SilahlıKuvvetlerinde yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması" kenarbaşlıklı 9. maddesi şöyledir:
"Türk Silahlı Kuvvetlerinin kadro vekuruluşlarında yer alacak personelin güvenlik soruşturması ve arşivaraştırması, Türk Silahlı Kuvvetlerince bu Yönetmeliğe uygun olarakhazırlanacak yönerge uyarınca yapılır."
18. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 7/11/2012 tarihli veE.2008/426, K.2012/1766 sayılı kararı şöyledir:
"...
Askeri hizmetin niteliği, ... , yapılacak güvenlik soruşturmasındanolumlu sonuç almak biçimindeki koşul ve Güvenlik Soruşturması ve ArşivAraştırması Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde, ... alınacaköğrencilerin kendisi, annesi, babası veya kardeşleri yönünden de bilgiedinilmesini ve buna göre değerlendirme yapılmasını öngören dava konusu SilahıKuvvetler İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi'nin Askeri Öğrenci Olmayı Engelleyen SakıncalıHaller başlıklı 3. bölüm, 1. kısım, (d) maddesinin 9. fıkrasındaki düzenlemeninhukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
..."
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusundakarar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini istemehakkına sahiptir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğuyasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."
20. Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusalveya uluslararası hukuka göre suçoluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçunişlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 7.maddesinde yer alan "suç oluşturmayaneylem" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini de Sözleşme'nin6. maddesinde yer alan "suç ile ithamedilme" kavramına ilişkin ortaya koyduğu üç kıstas ileaçıklamaktadır.
22. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yerbulan "suç ile itham edilme"kavramının taraf devletlerin iç hukuklarındaki karşılıklarından bağımsız,otonom bir yapıya sahip olduğunu vurgulamaktadır (Adolf/Avusturya, B. No: 8269/78, 26/3/1982, § 30). Yine AİHM'e göre tek başına "itham" kavramı da Sözleşme'nin anlamı dâhilindeanlaşılmalıdır. Bu kapsamda "itham" kavramı "yetkili makamlarcabir kişiye suç işlediği iddiasının resmî olarak bildirimi" şeklindeaçıklanabilir. Böyle bir tanım aynı zamanda şüpheli kişilerin sonuçlarındanbüyük ölçüde etkilendikleri durumları da içine alır (Deweer/Belçika, B. No: 6903/75, 27/2/1980, §§ 42-46; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982,§ 73).
23. AİHM kararlarına göre şu hâller Sözleşme'nin 6. maddesikapsamında itham sayılabilecek hâllerdendir:
i. Suç işlediği için bir kişi hakkında tutuklama emriçıkarılması (Wemhoff/Almanya, B. No: 2122/64, 2122/64,27/6/1968),
ii. Bir kişiye aleyhinde açılmış bir davanın resmî olarakbildirilmesi (Neumeister/Avusturya, B. No: 1936/63, 27/6/1968),
iii. Gümrük suçlarını inceleyen yetkililerin bir kişiden kanıtgöstermesini istemesi ve bu kişinin banka hesaplarını dondurması (Funke/Fransa, B. No: 10828/84, 25/2/1993),
iv. Kişi aleyhine polise ihbar yapılması üzerine savcılıktarafından dosya açıldıktan sonra kişinin savunma avukatı tayin etmesi (Angelucci/İtalya, B. No: 12666/87, 19/2/1991).
24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin cezai meselelerdeuygulanabilirliğini değerlendirirken üç kriter dikkate almaktadır. Bunlar"iç hukuktaki sınıflandırma", "suçun türü" ve "cezanıntürü ile ağırlığı"dır (Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No:5100/71; 5101/71; 5102/71; 5354/72; 5370/72, 8/6/1976,§§ 82, 83).
25. AİHM'e göre birinci kriterin diğerkriterlere göre göreceli olarak ağırlığı olsa da değerlendirme için birincikriter ancak bir başlangıç noktası oluşturur. Şöyle ki eğer taraf devletin içhukuku bir eylemi suç olarak nitelendirmiş ise bu, 6. maddenin kapsamınınuygulanması bakımından belirleyicidir. Ancak eğer ulusal hukukta böyle birnitelendirme yok ise AİHM yine de başvuru konusu edilen cezai sürecin ulusalsınıflandırmasının ötesine bakacak ve maddi gerçeği inceleyecektir (Engel ve diğerleri/Hollanda, § 81).
26. Sözleşme'nin 6. maddesinin kapsamının uygulanmasınıbelirleyecek daha önemli bir kriter olarak değerlendirilen (Jussila/Finlandiya [BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006)"suçuntürü" kriteri ise şu faktörlerin hesaba katılmasını gerektirmektedir:
i. Başvuruya konu cezaisürecin doğrudan -örneğin bir meslek grubu gibi- belirli bir gruba mı yönelikolduğu yoksa herkes için bağlayıcılığı olan genel bir etki mi yarattığı (Bendenoun/Fransa, B. No: 12547/86, 24/2/1994, § 47)
ii. Cezai sürecin kamugücünü kullanan bir kamu otoritesi tarafından yürütülüp yürütülmediği (Benham/Birleşik Krallık, B. No: 19380/92,10/6/1996, § 56)
iii. Cezai sürecincezalandırıcı ya da caydırıcı bir amacının bulunup bulunmadığı (Öztürk/Almanya, B. No: 8544/79, 21/2/1984,§ 53; Bendenoun/Fransa, § 47)
iv. Cezai sürecin sonundaöngörülen cezanın uygulanmasının bir suç tespitine bağlı olup olmadığı (Benham/Birleşik Krallık, § 56)
v. Benzer cezaisüreçlerin diğer taraf devletlerin hukuklarında nasıl sınıflandırıldığı (Öztürk/Almanya, § 53)
27. Üçüncü ve son kriter "cezanın türü ve ağırlığı"ise 6. maddenin uygulanma kapsamının belirlenmesinde cezai sürecin sonundaöngörülen cezanın olası en yüksek miktarının da dikkate alındığını ortayakoymaktadır (Campell ve Fell/Birleşik Krallık,B. No: 7819/77; 7878/77, 28/6/1984, § 72; Demicoli/Malta, B. No: 13057/87, 27/8/1991, § 34).
28. AİHM'e göre Sözleşme'nin 6.maddesinin cezai süreçler bakımından kapsamının belirlenmesinde Engel ve diğerleri/Hollanda başvurusunailişkin kararda altı çizilen ikinci ve üçüncü kriterlerin birlikte uygulanmasıgerekli değildir. Yine de her bir kriterin ayrı ayrı analizi üzerinden sonucavarılamayan durumlarda kriterlerin kümülatif olarak değerlendirilmesine ilişkinbir yaklaşım da benimsenebilir (Bendenoun/Fransa,§ 47).
29. AİHM; söz konusu üç kriteri uygulayarak sonuca ulaştığıaskerî disiplin işlemine karşı yapılan bir başvuruda (Çelikateş ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B.No: 45824/99, 7/11/2000), kamu görevine giriş ile kamu görevine son verilmesişartlarına karşı yapılan bir başvuruda (Sidabras ve Džiautas/Litvanya (k.k.), B. No: 55480/00 ve 59330/00, 1/7/2003) ve anayasaihlalleri nedeniyle cumhurbaşkanı aleyhine başlatılan itham sürecine karşıyapılan bir başvuruda (Paksas/Litvanya [BD], B. No: 34932/04, 6/1/2011,§§ 64-69) şikâyetlerin Sözleşme'nin 7. maddesinin kapsamı dışında kaldığısonucuna varmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 24/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Suç ve Cezaların Kanuniliği İlkesinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
31. Başvurucu, ceza sorumluluğunun şahsi olduğunu oysa ortadaherhangi bir eylemi olmamasına rağmen cezalandırıldığını ve bir suçla isnatedilen herkesin suçluluğu hukuken sabit olana kadar suçsuz sayılacağınıbelirterek cezaların kanuniliği ilkesi ile masumiyet karinesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireyselbaşvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme'nin veTürkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokollerkapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurununkapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
33. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurubağlamında Anayasa'nın 38. maddesine ilişkin inceleme yetkisi, anılan maddeninnorm alanına dâhil olan her türlü yaptırımı kapsayacak şekilde geniş olmayıpSözleşme çerçevesinde "suç isnadı" olarak nitelenebilen yaptırımlarlasınırlı tutulmuştur. Diğer bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurudaAnayasa'nın 38. maddesi kapsamına giren her türlü yaptırımın değil sadeceAnayasa ile Sözleşme'nin ortak koruma alanına giren "suç isnadı"sayılan yaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğinidenetleme yetkisini haizdir.
34. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığıbir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suçiçin konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."
35. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiildendolayı cezalandırılamaz." denilerek "suçun kanuniliği", üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriancak kanunla konulur." ifadesine yer verilerek "cezanınkanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik"ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlereverilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanundagösterilmesi buna ilişkin Kanunun açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olmasıgerekir.
36. Soyut normların ve anayasal hükümlerin doğrudanyorumlanmasını gerektiren norm denetimi incelemesinden farklı olarak bir temel hak ya da özgürlüğün bireyselbaşvuru kapsamında korunabilmesi için Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Sözleşme'nin veya Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokollerin kapsamına da girmesigerekmektedir (bkz.§§ 32, 33).
37. Bu durumda bireysel başvuruya konu somut olayda; ailesineyönelik elde edilen bilgiler kapsamında başvurucunun maruz kaldığı, kamuhizmetine giriş koşullarına ilişkin bir metin olan (bkz. § 12) "SözleşmeliEr Ön Sözleşmesi"nin feshedilmesi işleminin vebunun sonuçlarının -suç oluşturmayan bir eylemden dolayı kendisinin suçlubulunduğuna ilişkin ihlal iddiası açısından- Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı içinde yer alıp almadığı ortaya konulmalıdır.
38. Yukarıda da belirtildiği üzere Anayasa'nın 38. maddesiuyarınca işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiildendolayı bir kimsenin cezalandırılamayacağına ilişkin kural bağlamında "kanunun suç saymadığı bir fiil" ifadesiylekastedilenin Sözleşme'nin 6. maddesinde yer alan "suç ile itham edilme" kavramına ilişkinortaya konulan kıstaslar ile uyumlu olarakaçıklanması gerekmektedir (bkz. § 29).
39. Başvuruya konu olayda başvurucu, ailesine yönelik eldeedilen bilgilerden dolayı güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasınedeniyle Sözleşmeli Er Ön Sözleşmesi'nin feshedilmesi işlemine maruzkalmıştır. İlgili mevzuat uyarınca Sözleşmeli Er Ön Sözleşmesi ile kişilerinsözleşmeli er olarak yetiştirilmek amacıyla askerî eğitime alınmalarısağlanmaktadır (bkz. § 12). Bu durumda Sözleşmeli Er Ön Sözleşmesi'ninfeshedilmesi ile başvurucunun henüz sözleşmeli er statüsüne alınmadan önce bualımın bir ön şartı olan askerî eğitiminin sonlandırılmasıyla sözleşmeli erolma imkânına kavuşamadığı görülmektedir.
40. Sözleşmeli Er Ön Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ceza hukukubağlamında bir "ceza" olmadığı açıktır. Öte yandan başvurucunun sözleşmesininfeshedilmesinin idare hukuku anlamında da bir ceza biçimindenitelendirilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira başvurucununsözleşmesi hukuk düzenince hukuka aykırı kabul edilen bir fiili nedeniyle değilsözleşmeli er olabilme koşullarından birini sağlamadığının sonradan anlaşılmasıüzerine feshedilmiştir. Dolayısıyla gerek ceza hukuku gerekse idare hukukuanlamında ceza olarak nitelenemeyecek "sözleşmeli er sözleşmesinin feshineilişkin işlem"in Sözleşme'nin 6. maddesibağlamında "suç isnadı"na bağlı bir cezaolarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.
41. Bu durumda başvurucunun Sözleşmeli Er Ön Sözleşmesi'ninfeshedilmesi işlemi ve bunun sonuçlarının yukarıda açıklanan AİHM içtihatlarıdoğrultusunda (bkz. §§ 21-29) Anayasa'nın 38. maddesi ile Sözleşme'nin 7.maddesinin ortak koruma alanı kapsamında dikkate alınabilecek nitelikteolmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
43. Öte yandan başvurucu, masumiyet karinesi ilkesinin de ihlaledildiğini ileri sürmektedir. Ancak kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş biryargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alan (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26) masumiyet karinesi yönünden başvuruya konu olayabakıldığında yukarıda yer verilen tespitler kapsamında başvurucuya herhangi birsuç isnadında bulunulmadığı (bkz. § 28)anlaşılmaktadır. Bu nedenle masumiyetkarinesinin ihlal edildiği iddiası yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasınagerek görülmemiştir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
44. Başvurucu; kendisinin bölücü terör örgütü ile hiçbirbağlantısının bulunmadığını, sözleşmenin feshi işlemine karşı açtığı davada budurumun aksinin ispat edilememesine karşın bağlantısı varmış gibi değerlendirmeyapılarak karar verildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
46. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermesi, bu durumun kendiliğinden bireyselbaşvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevedekanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları açıkbir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinceincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
47. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan ve başvurucununailesine ait bilgiler içeren güvenlik soruşturmasına istinaden sözleşmeninfeshedilmesi işlemini Mahkemenin hukuka aykırı bulmadığı görülmektedir. Olaydabaşvurucunun karşı karşıya kaldığı söz konusu işlem millî güvenliğin sağlanmasıgörevini yerine getirmeyi amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacakpersonelde birtakım özel koşulların aranmasının gerekmesiyle ortaya çıkmıştır.Bu kapsamda başvurucunun aile bireylerinin eylemlerinin başvurucunun kamuhizmetlerine girme hakkını etkileyecek biçimde değerlendirmeye alınmasının-ilgili kamu hizmetinin niteliği dikkate alındığında- hakkaniyete aykırısonuçlar doğuracağı söylenemez.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA24/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.