TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
D.Ö. BAŞVURUSU (5)
(Başvuru Numarası: 2015/4003)
Karar Tarihi: 18/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
D.Ö.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; çöp ev olduğu ileri sürülen konuta kamugörevlilerince izinsiz şekilde girilmesi nedeniyle konut dokunulmazlığı hakkının,açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ve davanın uzun sürmesi nedeniyle makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucuya ait meskenin çöp ev niteliği taşıdığı ve kamusağlığını tehdit ettiği yönünde şikâyette bulunulması üzerine KonakKaymakamlığı (Kaymakamlık) tarafından söz konusu evin boşaltılması talebiyle8/5/2003 tarihinde (kapatılan) İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesine başvurulmuştur.
8. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/5/2003 tarihli kararıyla anılantalep konusu hakkında idarenin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverilmiştir. Bunun üzerine Kaymakamlığın 21/5/2003 tarihli kararıylabaşvurucunun konutundaki çöplerin boşaltılması ve konutun temizlenmesi amacıylagereğinin yapılmasına karar verilmiştir.
9. Söz konusu karar üzerine, görevli polis memurları ile zabıtamemurları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucunun konutuna girilmiş vekonuttaki çöpler dışarı çıkarılmıştır.
10. Başvurucu; görevliler dışında basın mensupları tarafından daevine girildiğini, konut dokunulmazlığının hukuka aykırı şekilde ihlaledildiğini ve konutunda bulunan bazı eşyalarının ve altınlarının kaybolduğunubelirterek zararlarının tazmin edilmesi talebiyle 3/5/2004 tarihinde İzmirValiliğine (Valilik) başvurmuştur. Söz konusu talep Valilik tarafından13/5/2004 tarihli kararla reddedilmiştir.
11. Başvurucu; gecikmesinde sakınca bulunan hâller dışında hâkimkararı olmaksızın konuta girilmeyeceğini, söz konusu eylemleri nedeniyleidarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu, maddi ve manevi olarak zararauğradığını belirterek 8/7/2014 tarihinde İzmir 2. İdare Mahkemesinde (İdareMahkemesi) tam yargı davası açmıştır.
12. İdare Mahkemesi, yapılan tebligatlara rağmen başvurucutarafından eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle 25/11/2004 tarihindedavanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine inceleme yapanDanıştay Onuncu Dairesi ise 19/3/2007 tarihli kararıyla hukuki isabet bulunmadığıgerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına hükmetmiştir.
13. Bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince yapılan yargılamasonucunda manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne ve başvurucu lehine1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. 19/3/2008 tarihlikararın gerekçesinde; başvurucunun konutuna hukuka aykırı şekilde girildiği vebu durumun basın yayın organlarında yer aldığı, dolayısıyla başvurucununduyduğu elem ve üzüntünün manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğubelirtilmiştir.
14. Danıştay Onuncu Dairesinin 11/7/2011 tarihli kararıyladavada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen söz konusukararın bozulmasına hükmedilmiştir. Kararda; uyuşmazlığın, çöplerinboşaltılması amacıyla başvurucunun konutuna girilmesine izin verilmesineilişkin Kaymakamlıkça tesis edilen 21/5/2003 tarihli işlemin icrasındankaynaklandığı, işlemin icra tarihi olan 22/5/2003 tarihinden itibaren altmışgünlük dava açma süresi içinde doğrudan ya da 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi gereğince idareye yapılan başvuruüzerine verilen cevaptan sonra dava açılması gerektiği, somut olayda ise busüreler geçirildikten sonra 8/7/2004 tarihinde davanın açıldığı belirtilmiştir.
15. Bozma kararı üzerine yapılan yargılamada İdare Mahkemesinin23/10/2012 tarihli kararıyla Danıştayın anılan kararıdoğrultusunda davanın süre aşımından reddine hükmedilmiştir.
16. Karara karşı yapılan temyiz talebi 17/4/2014 tarihinde,karar düzeltme talebi ise 13/11/2014 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesitarafından reddedilmiştir.
17. Nihai karar 2/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Öte yandan başvurucu, somut olaydan kaynaklanan birtakımiddiaları Anayasa Mahkemesine yaptığı başka başvurularda da ileri sürmüştür. Bukapsamdaki başvurular hakkında Anayasa Mahkemesince kararlar verilmiştir.Anayasa Mahkemesi; bazı basın mensupları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucununkonutuna izinsiz şekilde girilerek fotoğraflar çekildiği ve böylece kişilikhaklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla gerçekleştirilen 2013/3645 numaralıbaşvuruda süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Yine rızaolmaksızın konutuna girilerek elde edilen görüntülerin doğru olmayan bilgilereşliğinde yayın organları tarafından kullanıldığı iddiasıyla gerçekleştirilen2014/1291 numaralı başvuruda kişinin maddi ve manevi varlığın korunması vegeliştirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. AnayasaMahkemesi, kolluk güçleri ve özel güvenlik görevlileri tarafından mahkemekararı olmaksızın konuta girildiği ve başvurucunun darp edildiği iddiasıylagerçekleştirilen 2014/14951 numaralı başvuruda zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemezlik kararı vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. 2577 sayılı Kanun’un"Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı 11. maddesişöyledir:
"1. İlgililer tarafından idari davaaçılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veyayeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olanmakamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeyebaşlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezseistek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmişsayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihinekadar geçmiş süre de hesaba katılır."
21. 2577 sayılı Kanun’un"İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesişöyledir:
"İlgililer haklarınıihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya veidare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal vetam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarakbu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarınabaşvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihindenitibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu haldede ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; usulüne uygun olarak alınmış bir mahkeme kararıolmaksızın yetkisiz kamu görevlilerince konutuna izinsiz şekilde girildiğini,basın mensuplarına haber verilerek evinin görüntülerinin çekildiğini ve dahasonra bu görüntülerin yayımlandığını, konutundan zorla çıkartılarak çevresakinlerinin gözü önünde darp edildiğini, bu kargaşa içerisinde evinde ekonomikdeğeri olan birçok eşyasının kimliği belirsiz kişilerce götürüldüğünü ilerisürmüştür. Başvurucu; uğradığı zararın idarenin eylemlerinden kaynaklandığını,zararlarının tazmin edilmesi talebiyle süresinde açtığı tam yargı davasınınhukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirterek işkence ve kötü muameleyasağının, konut dokunulmazlığı, özgürlük ve güvenlik, mülkiyet ve özel hayatıngizliliği haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca kamuyaaçık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep etmiştir.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından dile getirilen sözkonusu iddiaların birçoğu hakkında daha önce Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirmeler yapılmış ve kararlar verilmiştir (bkz. § 19). Somut başvurununbu kısmında, Anayasa Mahkemesince verilen ve yukarıda belirtilen kararlardaincelenen iddiaların dışında kalan konut dokunulmazlığına ilişkin şikâyetlerele alınacaktır. Dolayısıyla başvurunun bu tür şikâyetlere ilişkin kısmınınmahiyeti gereği Anayasa'nın 21. maddesinde güvence altına alınan konutdokunulmazlığı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir (D.Ö. (2) [GK], B. No: 2014/1291,13/10/2016, § 35).
25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
27. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
28. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
29. Somut olayda ileri sürülen konut dokunulmazlığı hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetler açısından etkili kabul edilebilecek birbaşvuru yolu olan tam yargı davasının başvurucu tarafından yasal süresi içindeaçılmadığı ve bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda başvurucunun, şikâyetlerini yetkili idari ve yargısal mercileresüresinde iletip iddialarının öncelikle bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması bakımından üzerine düşen gerekliözeni göstermediği sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu; zararlarının giderilmesi talebiyle açtığı tamyargı davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,nitekim söz konusu idari işlemin kendisine bildirilmesi amacıyla herhangi birtebligat gönderilmediğini ve idari işlemden haberinin olmadığını belirterekdavanın süre aşımı gerekçe gösterilerek reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeyeerişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkilibir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
33. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkilibir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmadaaçık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukukiya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlaledebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. veTic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenlemahkemelerin, usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarargetirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunlaöngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırıesneklikten de kaçınmaları gerekir (KamilKoç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
34. Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkinkuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerinhatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlaledebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 38).
35. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı andamahkemeye erişim hakkına yapılan müdahale ölçülülük bağlamında büyük önemtaşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Vurgulamak gerekir ki dava açma süresininhangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak göreviesasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesigereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasındaAnayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin buhususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibarenbaşlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeyeerişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135,20/9/2017, § 46).
36. Somut olayda İdare Mahkemesi, uyuşmazlığın başvurucununkonutunda bulunduğu ileri sürülen çöplerin boşaltılması amacıyla kamu gücümarifetiyle konuta girilmesine izin verilmesi yönünde Kaymakamlıkça tesisedilen 21/5/2003 tarihli işlemin icrasından kaynaklandığını tespit etmiştir.İdare Mahkemesi; 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereğince, söz konusu işleminicra edildiği, yani çöplerin boşatılması amacıyla başvurucunun konutunagirildiği tarih olan 22/5/2003 tarihinden itibaren altmış günlük dava açmasüresinin başladığını belirtmektedir. Mahkeme, bu süre içinde doğrudan ya da2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince idareye yapılan başvuru üzerineverilen cevaptan sonra dava açılması gerektiğini, somut olayda ise bu süreler geçirildiktensonra 8/7/2004 tarihinde davanın açıldığı ifade ederek davanın süre aşımıyönünden reddine hükmetmiştir. Söz konusu karar Danıştay incelemesinden geçerekkesinleşmiştir.
37. Başvuruya dayanak olan gerekçeli kararda yer verilen hukukitespitler ile olayın koşulları birlikte irdelendiğinde; başvurucunun,uyuşmazlığın dayanağını teşkil eden olaydan haberdar olmadığı söylenemez. ZiraKaymakamlıkça tesis edilen işlemin icra edildiği tarihte başvurucunun olayyerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut olayda derece mahkemeleriningerek uyuşmazlık konusu olguyu gerekse bu olgudan hareketle dava açma süresininhesaplanma usulünü ve sürenin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgiliyorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derecemahkemelerinin 2577 sayılı Kanun'da yer alan dava açma süresine ilişkinkuralları hukuka uygun şekilde uyguladığı ve dava açma süresinin başlangıcınaesas alınan tarihin belirlenmesine ilişkin yorumun başvurucunun dava açmasınıaşırı derecede zorlaştıracak ya da imkânsız kılacak nitelikte katı bir yaklaşımiçermediği sonucuna varılmıştır. Neticede başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu değerlendirilmektedir.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; yargılamanın, davanın açıldığı 8/7/2004tarihinden nihai kararın verildiği 13/11/2014 tarihine kadar sürmesi nedeniyleadil yargılanma hakkının güvencelerinden olan makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
40. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış BazıBaşvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici maddeeklenmiştir.
41. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
42. Ferat Yüksel(B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §26) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyereketkililiğini tartışmıştır.
43. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
44. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.