TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İDRİS KARAÇİZMELİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/9900)
Karar Tarihi: 9/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
İdris KARAÇİZMELİ
Vekili
:
Av. Remziye ARSLAN KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının; hukuk kurallarına aykırı olarak hakkında yeniden soruşturma açılmasıve yapılan işlemler nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Başvurucuya İsnatEdilen Eylemlere İlişkin Süreç
6. Olay tarihi itibarıyla başvurucu, astsubay rütbesiyle Adanaİl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yapmaktadır.
7. 19/1/2014 tarihinde saat 07.29’da Adana 156 Jandarma İmdatİhbar Merkezine gelen bir ihbarda "Ankara’danpatlayıcı yüklü üç adet tırın geldiği, tırların Ankara’dan saat 02.00 - 02.30 sularında hareket ettikleri ve bir iki saatiçinde Adana’ya varmak üzere oldukları" belirtilmiştir. İhbardabulunan kişi tarafından tırların plakaları da bildirilmiştir.
8. Anılan ihbara ilişkin olarak Jandarma görevlilerince İhbar Kayıt Formu düzenlenmiştir. Formagöre söz konusu ihbar; saat 07.35’te (Jandarma) İstihbarat Şube Müdürüne, saat07.36’da Pozantı İlçe Jandarma Komutanlığı nöbetçi astsubayına, saat 07.40’taİl Jandarma Komutanına, saat 07.55’te İl Jandarma Komutan Yardımcısına, saat08.00’de (Jandarma) Asayiş Şube Müdür Vekiline telefonla bildirilmiştir.
9. İhbar Kayıt Formu tanzim edilirken ihbarda geçen "patlayıcı" ibaresi, Jandarmagörevlilerince "patlayıcı vemühimmat" olarak kayıt altına alınmıştır.
10. Adana İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğüterör kısım amiri olan Ö.K. anılan ihbara ilişkin olarak daha önceden tanıdığıAdana Cumhuriyet Savcısı (TMK mülga 10. madde ile görevli) A.T. ile telefonlagörüşmüştür. A.T., olayın 1/1/2014 tarihinde Hatay'ın Kırıkhan ilçesindeyaşanan Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait tırın durdurulması olayı ilebağlantılı olabileceği değerlendirmesiyle ihbara ilişkin olarak arama talebindebulunulması talimatını vermiştir. Bu görüşme sonucunda A.T.nintalimatıyla hazırlanan 19/1/2014 tarihli arama talep yazısı Ö.K. tarafındanAdana Adliyesine getirilmiştir. Arama talep yazısının içeriği şöyledir:
"İLGİ:Adana İl J.K.lığı 156 İhbarhattına 19.01.2014 tarihli yapılan ihbar formu.
1. Adana İl Jandarma Komutanlığı 156 Jandarmaihbar hattını arayan bir şahsın Ankara ilinden 19 Ocak 2014 günü saat 02:30sıralarında ayrılan 3 adet tır … çekici … dorse, …tır, …plakalı tır’larda silah ve mühimmat ilepatlayıcı madde bulunduğu ihbarında bulunmuştur.
2. Bu araçların Hatay üzerinden yurt dışıbağlantılı El Kaide terör örgütüne, silah ve malzeme götürdükleri bu nedenleCeyhan Sirkeli gişelerinde arama ve el koyma yapılmasının uygun olacağıdeğerlendirilmektedir.
3. Yukarıdaki plakaları yazılı çekici, dorse ve tır’larda, tespitedilecek şüpheli şahısların üzerinde ve araçlarında arama yapılması ve elegeçirilecek suç unsuru deliller için el koyma kararının verilmesini arzederim."
11. Olay tarihinde (TMK mülga 10. madde ile görevli Cumhuriyetsavcısı olarak nöbetçi olmayan) A.T.nin arama talepyazısı üzerine "2014/2 Sor. [Soruşturma] Dosyamız ile irtibatlı olabilir"şeklinde el yazısıyla not düştüğü ve 19/1/2014 tarihinde 2014/2 Soruşturmasayılı dosya üzerinden arama kararı verdiği anlaşılmıştır. Arama kararınınilgili kısmı şöyledir:
"CumhuriyetBaşsavcılığımız tarafından yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında;
19/01/2014 tarihli ve … sayılı yazınızekindeki ihbar tutanağı ve talep evrakı incelendi. İhbara konu eylemin iş bu2014/2 soruşturma sayılı dosyamız ile irtibatlı olabilecekleri görüldü.
İhbara konu araç içerisinde patlayıcı madde vemühimmat bulunduğu, bu silahların yasadışı bir terör örgütüne gönderildiği, bueylemin TCK’nun [Türk Ceza Kanunu] 315. maddesindeki suçu oluşturabileceği yönündeyeterli ve makul şüphe bulunduğu değerlendirilmiş, araçların seyir halindeolduğu, Hâkim kararı beklenir ise araçların uzaklaşabilecekleri ve bundandolayı gecikmesinde sakınca bulunan hal de söz konusu olduğundan CMK’nun 117-119. maddeleri gereğince tarafımızdan izinverilmesi değerlendirilmiştir.
Bu itibarla;
1-) İhbara konu … plakalı çekici … dorse, … tır, … plakalı araçlar içerisinde, bir defayamahsus olmak üzere arama yapılmasına,
2-) Aramanın 19/01/2014 günü gündüzsaatlerince icra edilmesine,
3-) Araçta bulunan kişilerin açıkkimliklerinin tespiti ile üzerlerinde ve eşyaları üzerinde arama yapılmasına,
4-) Aramanın kamera ile kayda alınmasına
…
Karar verilmiştir."
12. A.T. ayrıca olaya ilişkin talimatını Ö.K.ya sözlü olarak bildirmiştir. Bu sözlü talimatailişkin olarak düzenlenen ve A.T.nin de onaylamışolduğu 19/1/2014 tarihli Savcı Görüşme Tutanağına göre A.T.ninsüreç içinde arama kararı talep edilmesi, tırlarda patlayıcı madde ve mühimmatsevkiyatı yapıldığından patlama ihtimaline karşı sinyal kesici JAMMER cihazıkullanılması, patlayıcı madde imha ve olay yeri inceleme uzmanları ile bombaarama köpeğinin de aramaya katılması, olayın vahametinin gözönündebulundurulup mümkün olduğunca kuvvetli olunması ve İstihbarat, KOM [Kaçakçılıkve Organize Suçlarla Mücadele], Asayiş Şube Müdürlüğü personelinin de olayamüdahil olup görevlendirilmesi, arama sırasında MİT mensubu olduklarınısöyleyip kimlik ibraz etmeyen ve saldırgan tavır sergileyerek görevli personelemukavemet eden iki kişinin arama bitinceye kadar kontrol altında tutulması,tırlardan ikisinde şoförlerin yanında bulunan ve MİT mensubu olduklarınısöyleyen kişilerin de arama bitene kadar bekletilmeleri, MİT mensuplarınınkimliklerinin tespit edilmesinin ardından serbest bırakılmaları ancak kimlikgöstermemeye devam etmeleri hâlinde gözaltı işlemlerinin yapılması ve zorkullanılması, tırların bulunduğu yer itibarıyla tehlike arz etmesi nedeniyleSeyhan Recai Engin Kışlası’na götürülmesi, kışlaya giderken sivil araçtaki MİTpersonelinin tırları durdurup anahtarlarını almaları üzerine konvoyun yolunadevam etmesinin sağlanması, bunun için anahtarların zor kullanılarak alınması,anahtarı alınan tırın Seyhan Kışlası’na doğru hareket ettirilmesi, diğer ikitırın hareket etmesi sağlanamazsa olay yerine çekici getirmek suretiyletırlardaki metal kasaların başka tırlara yüklenmesi, sürekli arızalanan vehareket ettirilemeyen tır için çekici çağrılması, çekici gelinceye kadar dorselerdeki malzemelerle ilgili tespit yapılması ve numunealınması talimatını verdiği anlaşılmıştır.
13. Adana İl Jandarma Komutanlığınca tırların Adana'nın Ceyhanilçesi Sirkeli otoyol gişelerinde durdurulması kararlaştırılmış ve bu amaçlagörevlendirilen çok sayıda personel söz konusu yere intikal ettirilmiştir.
14. Öte yandan ihbarda belirtilen tırların takibi için görevlendirilenjandarma personelinin Pozantı ilçesinden itibaren durdurma noktasına kadartırları takip ettiği ve üçtır ile bu tırlara eşlikeden bir otomobilin bulunduğunu üstlerine bildirdiği anlaşılmıştır.
15. Sirkeli otoyol gişelerinde bulunan jandarma personeli, üçtırın durdurulması ve aranması faaliyetine ilişkin olarak üstlerince gruplaraayrılmış; üç ayrı grubun her birinin plakası bilinen tırlardan birine, ihtiyatolarak hazırda tutulan personelin ise otomobile müdahalede bulunmasıkararlaştırılmıştır.
16. Olay günü saat 12.00 sıralarında Adana'nın Ceyhan ilçesiSirkeli otoyol gişelerinde oluşturulan arama noktasında MİT’e ait yüklerinbulunduğu üç tır ve bu tırlara eşlik eden bir otomobil durdurulmuştur. Görevlijandarma personeli, tırlarda ve otomobilde bulunan kişileri araçlardanindirmişlerdir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başmüfettişliğincedüzenlenen arama görüntülerine ilişkin inceleme tutanaklarında, bu sıradaJandarma görevlilerinin herhangi bir kimlik sorgulaması yapmaksızın zor kullandığıve otomobilde bulunan kişileri çekerek dışarıya çıkarttığı, bu kişilerdenbirinin cep telefonunun rızası dışında alındığı, yine bir kişinin yereyatırıldığı ve çok sayıdaki jandarma personelince yere yatırılan kişininvücuduna baskı uygulandığı, araçlardan indirilen bazı kişilere kelepçetakıldığı ifade edilmiştir.
17. Araçlarda bulunan kişilerin MİT personeli olduklarını vearaçlardaki yükün de MİT’e ait olduğunu ifade etmeleri ve tırların aranmasınakarşı çıkmaları üzerine Jandarma görevlilerince MİT personelinden birinincebindeki kimliği kontrol edilmiş ve söz konusu personelin MİT mensubu olduğutespit edilmiştir.
18. Bu durum Adana İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğüterör kısım amiri olarak görev yapan Ö.K. ile Ceyhan İlçe Jandarma Komutanıtarafından Cumhuriyet Savcısı A.T.ye telefonla bildirilmiş, A.T. ise söz konusutırlarda arama yapılmasına yönelik talimatını yinelemiştir. Öte yandan olayyerinde bulunan kişilerce ifade edildiğine göre A.T.nintalimatıyla MİT görevlilerinin kelepçeleri çözülmüştür. Sonrasında jandarmapersonelince tırların aranması faaliyetine başlanmış ve arama işlemlerineilişkin görüntü kaydı yapılmıştır. Bu süreçte MİT görevlilerinin arama işleminekarşı koymaya devam ettikleri anlaşılmıştır. Devamında arama işlemlerininAdana'nın Seyhan ilçesinde bulunan Recai Ergin Kışlası’nda yapılmasıkararlaştırılmış; söz konusu tırlar ve otomobil, jandarma araçlarıyla birliktekışlaya doğru hareket etmiştir. Tırlar, yol üzerinde Kürkçüler mevkiinde MİTpersonelince durdurulmuş ve tırların hareket etmesine karşı çıkılmıştır. MİTpersonelinin tırların anahtarlarını vermedikleri anlaşılmaktadır. Tırlardanbirinin anahtarı Ö.K. tarafından bir MİT mensubu ile fiziki mücadeleyegirişilmesi sonucu elde edilmiş ve bu tır seyrine devam etmiş ise de diğer ikitır burada bekletilmiştir. Seyrine devam eden tırın arıza nedeniyle birkaç kezdurakladığı, sonunda jandarma personelince Öğretmenler Bulvarı’nda tır üzerindearama faaliyetinin icra edildiği ve bu faaliyetin görüntülü kayda alındığı,daha sonra bu tırın tekrar diğer iki tırın bekletilmekte olduğu Kürkçülermevkiine geri getirildiği anlaşılmıştır.
19. Diğer yandan iki tırın bulunduğu (bekletildiği) yere gelenCumhuriyet Savcısı A.T., burada tırlardan birinin dorsesineçıkarak incelemelerde bulunmuş ve aramanın yapılması talimatını vermiştir.Başvurucunun talimatıyla tırlarda arama faaliyeti yeniden başlamış, ayrıca bufaaliyet sırasında Jandarma görevlilerince görüntülü kayıt yapılmıştır. YineCumhuriyet Savcısı A.T.nin talimatıyla jandarmapersoneli tarafından tırlarda bulunan malzemeden numune alındığı ve bumalzemeler üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun aramasırasında cep telefonuyla kayıt yaptığı da ifade edilmektedir.
20. Arama faaliyetinin devam ettiği sırada Adana İl EmniyetMüdürü ve Adana İl Jandarma Komutanı olay yerine gelmiştir. Yine olay yerineçok sayıda polis memurunun intikal ettiği anlaşılmıştır. Devamında Adana Valisive MİT Adana Bölge Başkanı olay yerine gelmiş; burada Cumhuriyet Savcısı A.T.ile Adana Valisi, Adana İl Emniyet Müdürü, Adana İl Jandarma Komutanı ve MİTAdana Bölge Başkanı arasında görüşmeler olmuştur. Bu görüşmeler sırasında aramaişlemine devam edilmediği anlaşılmaktadır.
21. Görüşmeler sonucunda MİT personelinin sicil numaralarıtespit edilerek tutanağa bağlanmış, ayrıca MİT Adana Bölge Başkanlığıtarafından Adana Valiliğine hitaben düzenlenen"Adana İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından, 19.01.2014tarihinde Adana-Gaziantep Otobanı Ceyhan gişelerinde durdurulan ve haklarındaihbar olduğundan bahisle arama yapılmak istenen üç (3) Tır, Milli İstihbaratTeşkilatına ait olup, Teşkilatın yurt içi Bölge üniteleri arasında malzemenakli yapmaktadır. 2937 sayılı Kanun gereği, Teşkilatın görev vesorumluluğundaki faaliyetler hakkında ancak Sayın Başbakan’ın izni ile işlemyapılabileceği hususu da dikkate alınarak, bahse konu Tır’larailişkin uygulamanın sonlandırılması ve benzer bir sorun/engelleme ilekarşılaşmadan planlanan intikallerini gerçekleştirmeleri için eskort verilmesihususunu arz ederim." içeriğindeki yazı örneğinin CumhuriyetSavcısı A.T.ye (Valilik üst yazısıyla birlikte) verilmesi kararlaştırılmıştır.Bunun üzerine tırlarda arama işlemine devam edilmemiş, söz konusu tırlar MİTAdana Bölge Başkanlığına teslim edilmiştir.
22. Cumhuriyet Savcısı A.T. tarafından tutulan 19/1/2014 tarihlive 2014/2 Soruşturma sayılı tutanak içeriğine göre A.T., Adana İl JandarmaKomutanının kendisini arayarak aramanın sağlıklı bir şekilde yapılamadığını,idari üstlerinden ve MİT yetkilisi olduğunu iddia eden kişilerden baskıgördüğünü, kolluk olarak arada kaldığını ve işlem yapmakta sıkıntı yaşadığını,olay yerine bizzat kendisinin gelerek konuyu çözmesi gerektiğini bildirmesiüzerine olay yerine intikal etmiştir. Adana Valisi tarafından hem İçişleriBakanının hem de Başbakanın konu hakkında bilgilerinin olduğu, bu malzemelerinMİT’e ait olduğu, MİT personelinin derhâl salıverilmesi gerektiği yönündeA.T.ye bilgi verildiği anılan tutanakta belirtilmiştir.
23. MİT Müsteşarlığının 6/2/2014 tarihli yazısı ile söz konusuolayda görev alan kişilerin ve araçların "2937sayılı Kanun ile Müsteşarlığa verilen görev ve yetkiler uyarınca ülkenin millîmenfaatleri doğrultusunda yürütülen faaliyetler kapsamında bulunduğu"Adana Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.
24. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10/2/2014 tarihli ve 2014/2Soruşturma, K.2014/27 sayılı kararı ile olayda görev yapan MİT personelihakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesininilgili kısımları şöyledir:
"…4483 sayılı Yasa hükümleri acil ve kaybolması muhtemel delilleri toplamaya izinvermekte iken, sonraki ve özel kanun olan 2937 sayılı yasa md.26 hiçbiristisnaya yer vermemiştir.
… Kanun koyucunun 2937 sayılı yasanın genelamacı ve Milli İstihbarat Teşkilatının çalışma esas ve usullerinin gizliliktaşıması dikkate alındığında hatta söz konusu teşkilatın faaliyetlerinin açığaçıkarılmasının diğer yasal düzenlemeler yanında 2937 sayılı yasanın 27. maddesiile de cezai hükme bağlandığı düşünüldüğünde, yasa koyucunun böyle bir iddiadahiçbir şekilde acil deliller olsa dahi delil toplamaya izin vermediğigörülecektir.
…
Öte yandan çeşitli kanunlarda çeşitli üstdüzey kamu görevlilerinin görevle ilgili suçlarında soruşturulmaları, izne veözel yargılama usulüne bağlanmıştır. Ancak herhangi bir ihbarla ‘gecikmesindesakınca bulunan hal’ hususu belirtilerek soruşturma işlemi kapsamındaki usulü işlemlere(örneğin evinde ya da aracında veya makam odasında arama, elkoyma,gözaltı vs) girişilmesi durumunda uygulamada ‘izinmüessesesinin’ hiçbir anlamı ve yasal koruması kalmayacağı gibi … lekelenmemehakkı da ağır şekilde ihlal edilmiş olacaktır.
Ayrıca söz konusu izin şartı olan özelsoruşturma usullerinde kişinin örneğin aracı, evi, makam odası ya da eşyasınındelil olarak kişiden farklı ve ayrı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
…
Buradaki ihbarlarla soruşturmayla bağlantılarıtümüyle ortaya çıkarılabilecek bir yapının ülkenin Milli İstihbaratTeşkilatını, tüm faaliyetlerini, çalışanlarını deşifre etmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyetinin yabancı istihbarat servislerikarşısında çaresiz ve savunmasız bırakılması amaçlandığı değerlendirilmektedir.
…
Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri ileilgili Yasası ve işin doğası gereği şeffaf olamayacağı sadece yasada belirtilenşekilde sorumlu olduğu makamlara denetim ve hesap verebileceğinin ve her konudakamuoyuna tüm bilgileri açıklayamayacağı bilindiğinden, bu ihbarlarlaTeşkilatın faaliyetlerinin El Kaide terör örgütü ile bağlantılandırılmayaçalışıldığı, ülkemizin teröre destek veren ülke şeklinde dünyadanitelendirilmesinin amaçlandığı, böylece dünyada ambargo ile karşılaşılabilecekbir altyapının oluşturulmaya çalışıldığı, bu ihbarların nihai amaçlarındanbirinin de bu olduğu, MİT’in görev faaliyetleri kapsamındaki çalışmalarının sözkonusu ihbarlarla sekteye uğratılmasının amaçlandığı değerlendirilmiştir.
…
MİT’in 2937 sayılı yasanın 4. maddesindesayılan görevleri yapmasının TCK md. 24 ve 26uyarınca hem hakkı hem de görevi olduğu, bu kapsamda söz konusu araçlarlayapılan faaliyetlerin, dosya içeriğinde yapılan yazışmalar sonucunda MİT’ingörevi kapsamında icra edilen faaliyetlere ilişkin olduğu, bu nedenle olaylardabir hukuka aykırılık ve suç bulunmadığı, tüm bu sebeplerle 2937 sayılı kanunun26. maddesi uyarınca soruşturma izni istenmesini gerektirir herhangi bir hususda bulunmadığı anlaşılmıştır."
B. İlgili Süreç
25. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli veE.2016/24769 sayılı iddianamesi ile Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kurucusu ve liderinin dearalarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütükurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma,zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklananmal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarakkaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, elegeçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılaniddianamede söz konusu MİT’e ait tırların durdurulması ve aranması eylemlerininFETÖ/PDY mensubu kişilerce ve bu yapılanmanın amaçları doğrultusundagerçekleştirildiği ifade edilmiştir (AYM, E.2016/6 (D. İş.), K.2016/12,4/8/2016, § 16).
26. 15/7/2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde örgütlenmişolan bir grup tarafından yapılan darbe teşebbüsü sonrasında ise Cumhurbaşkanıbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/7/2016 tarihinde, ülke genelinde21/7/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren doksangün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Cumhurbaşkanıbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname’nin (KHK) 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslektensayılanlardan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,mensubiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatıolduğu değerlendirilenlerin meslekten çıkarılmalarına karar verileceğidüzenlenmiştir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri ve jandarma personelineilişkin tedbirler konulu 31/7/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 669 sayılı KHK ile başvurucunun daaralarında bulunduğu bazı asker kişiler kamu görevinden çıkarılmıştır.
C. Tutuklamaya İlişkinSüreç
27. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca olay sonrasında başlatılansoruşturma sonucunda 15/12/2014 tarihli iddianameyle başvurucu ile birlikte birkısım şüphelilerin devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veyaaskerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalmasıgereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarını işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları talebinde bulunulmuştur.
28. İddianamede isnat edilen eylemlerin birliktedeğerlendirilmesi sonucunda başvurucu ile beraber diğer şüphelilerin devletingizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla teminetme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casuslukmaksadıyla açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla bazı kamu görevlisisanıklarla birlikte planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonunparçası olarak ve örgütlü bir şekilde hareket ettikleri ifade edilmektedir.İddianameye göre şüpheliler; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetini gerekyurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak veitibarsızlaştırmak, El Kaide ve benzeri terör örgütlerine yardım ettiğigörüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezaisorumluluk altına sokmak amacıyla devletin güvenliği veya dış siyasal yararlarıbakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olan ve MİTtarafından yasal olarak gerçekleştirilen, özünde devlet sırrı niteliğinde olanfaaliyetleri ifşa etmişlerdir.
29. Başvurucunun tutuksuz olarak yargılaması devam ederken Adana7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2015 tarihli kararıyla dosyalar arasındahukuki, fiilî ve şahsi irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 16.Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesinin) E.2015/1 sayılı dosyasıylabirleştirilmesine karar verilmiştir.
30. Öte yandan Selam-Tevhid Kudüs ordusu isimli iddia edilen terörörgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusalve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinindinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâlinegetirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarındaolduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca(Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.
31. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında gözaltınaalınmıştır. Savcılıkta verdiği ifadede üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyenbaşvurucu, Başsavcılıkça 9/4/2015 tarihinde diğer şüphelilerle birlikte silahlıterör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddetkullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamenengellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklanmaları istemiyle İstanbul 2. SulhCeza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Savcılığın talep yazısında şüphelilere isnatedilen eylemlerle ilgili ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmak suretiyle eylemlerözetle şöyle ifade edilmiştir:
"... Şüphelilerin eylem vefikir birliği içerisinde, koordineli ve sistematik bir biçimde sahte ihbar vedelil uydurmak suretiyle, Suriye Ülkesi Halep şehri Türkmenlerine yardımgötüren Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait tırları durdurdukları, TürkiyeCumhuriyeti Devleti’ni terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli birmizansen çerçevesinde aradıkları, devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetinideşifre ettikleri, eylemin bütününe bakıldığında ayrıntılarıyla açıklandığıüzere her bir şüphelinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen göreviyerine getirdiği anlaşılmıştır."
32. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9-10/4/2015 tarihli ve2015/167 D. İş sayılı kararıyla başvurucu ile bazı şüpheliler, haklarındakitalebin "atılı suçun vasıf ve mahiyeti,mevcut delil durumu, şüphelilere isnat edilen suçların yasadaki alt ve üstsınırları, isnat edilen suçlardan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir şiddetkullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamenengellemeye teşebbüs etme suçunun CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan oluşusebebiyle adli kontrol kararları yetersiz kalacağı dikkate alınarak ..."kabulüne karar verilerek tutuklanmıştır. Başvurucu buradaki savunmasında dasuçlamaları kabul etmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... Yapılan inceleme neticesinde,şüphelilerin bir kısmının mesai arkadaşı olmaları bir kısmının aynı devreolmaları itibari ile birbirlerini tanıdıkları, şüpheliler H.A,M.F ve G.B.nin kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere,bölgelerinde Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetlerinin olduğunu bildiklerihalde bu tırları durdurmak ve aramaya çalışmak, bu faaliyeti ifşa etmeyiamaçlamak sureti ile müsnet Türkiye CumhuriyetiHükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüsetme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerine yönelik kuvvetlisuç şüphesinin bulunması, Şüpheliler H.G, G.M, H.İ.K, M.Ö ve E.T.nin uzun süre dinleyip takip ettikleri kişilerin Milliİstihbarat teşkilatı mensubu olduklarını bilmedikleri yönündeki savunmalarınınhayatın olağan akışına ters düştüğü, H. ve G.'ninbirlikte hareket ederek Adana Jandarma istihbaratta Ö.K.yıve haber merkezini arayarak yapılması muhtemel operasyonun Adana sınırlarınataşınmasını sağladıkları, Ö.K.nın Adana JandarmaKomutanlığında çalışan ve aşağıda ismi geçen diğer şüphelilerle birliktehareket ederek tırların durdurulmasına yapılan Milli İstihbarat Teşkilatıfaaliyetinin ifşa edilmesine, MİT mensuplarına karşı zor kullanmasına yönelikoperasyonu yaptıkları, her ne kadar MİT mensuplarının kendilerinitanıtmadıklarını beyan etseler de MİT yazısının ve MİT mensuplarının beyanlarınıntam aksi yönde olduğu, bu doğrultuda tırlarda bulunan malzemelerin ifşası içinyoğun çaba harcadıkları, bu eylemle Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin zor durumadüşürülmesinin hedeflendiğinin kendibeyanlarından dayer yer anlaşıldığı, bu itibarla müsnet silahlı terörörgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetim ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarını işlediklerine yönelikkuvvetli suç şüphesinin bulunduğu dikkate alınarak şüpheliler H.A, M.F, G.B,H.G, G.M, H.İ.K, M.Ö, E.T, Ö.K., H.Ö., B.K., İ.A., H.K., İ.Ö.A., İdris Karaçizmeli, S.A., M.Ç.ninüzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye CumhuriyetiHükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmesuçlarının vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, ön görülen cezanın alt veüst sınırı, isnat edilen suçlardan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadankaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunun CMK 100/3maddesinde sayılan suçlardan oluşu sebebiyle haklarında verilecek adli kontrolkararlarının yetersiz kalacağı ..."
33. Başvurucunun tutuklama kararına karşı yaptığı itirazİstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/4/2015 tarihli verdiği kararla kesinolarak reddedilmiştir.
34. Başvurucu 11/6/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
35. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonucunda 23/10/2015tarihli iddianameyle başvurucuyla birlikte toplam yüz yirmi iki şüphelihakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casuslukamacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gerekenbilgileri casusluk maksadıyla açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma veTürkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarınıişlediklerinden bahisle cezalandırılmaları talebiyle İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinde dava açılmıştır.
36. İddianamenin başvurucuyla ilgili kısmı özetle şöyledir:
"... diğer şüphelilerlebirlikte devlet sırrı kapsamındaki insani yardım faliyetinideşifre etmek maksadıyla arama yaptıkları,
HTS kayıtlarının incelenmesi sonucu Adana İlJandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından kendisininkullanımına tahsis edilen cep telefonu hattından olay günü saat 10.27 (tırlarındurdurulmasından yaklaşık bir buçuk saat önce) itibariyle çeşitli basınmensuplarını arayarak olay yerine çağırdığı, basın mensuplarına görüntüaldırtıp servis ettikleri ..."
37. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 9/11/2015 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıgün yapılan tensip incelemesi ile "üzerlerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklusanıklar yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlarbulunması, sanıklara atılı suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarakvarsayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11 altbendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanundaöngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması,müşteki sayısı ve eylemlerin sayısal yoğunluğu da dikkate alındığında sanıklaraverilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülüoluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterlive etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiylebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
38. Devam eden yargılamada başvurucunun da aralarında bulunduğusanıklar hakkındaki dava (MİT tırları sanıkları yönünden) Mahkemenin ayrı biresasına kaydedilmiş ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince davanın Yargıtay 16.Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesinin) E.2015/1 sayılı dosyasıylabirleştirilmesine karar verilmiştir.
39. Başvurucu, Yargıtay 16. Ceza Dairesinde yapılan 29/12/2016tarihli duruşmada tahliye edilmiştir.
40. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiğitarih itibarıyla ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde(E.2015/1) devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
41.İlgili hukuk için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 90, 151.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; daha önce tutuksuz olarak Adana 7. Ağır CezaMahkemesinde yargılanması devam ederken aynı olay nedeniyle hakkında yenidensoruşturma başlatılarak kuvvetli suç süphesi ve birtutuklama nedeni bulunmadığı hâlde tutuklandığını, tutuklama ve tutuklamayaitirazın reddi kararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ortayakonulmadan gerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildigini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
44. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
45. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
46. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
47. Genel ilkeler için bkz.Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§203-215.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
48. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyeolma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
50. Tutuklama kararında; şüphelilerin bir kısmının başvurucununmesai arkadaşı, bir kısmının ise devre arkadaşı olması itibarıyla birbirlerinitanıdıkları, bir kısım şüpheli beyanlarından da anlaşılacağı üzere bölgelerindeMİT'in faaliyetleri olduğunu bildikleri hâlde bu tırları durdurmak, aramayaçalışmak ve bu faaliyeti ifşa etmeyi amaçlamak suretiyle müsnetsuçu işlediklerine yönelik kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterirdelillerin bulunduğu kanaatine varılmıştır (bkz. § 32).
51. İddianamede ise başvurucunun örgütle bağlantılı olduğubelirtilen kişilerle olan telefon görüşme kayıtlarına yer verilerek Selam-Tevhid Kudüs ordusu soruşturmasıkapsamında yapılan 17-25 Aralık soruşturmaları sonrasında kamuoyu oluşturmak,Hükûmeti zor durumda bırakmak amacıyla gerçekleri çarptırmak ve bir kısım gizlibilgileri açıklamak suretiyle diğer şüphelilerle birlikte atılı suçlarıişlediği; ayrıca bu kapsamda katıldığı MİT tırlarının durdurulması ve aranmasıişlemleri sırasında olayı basına aksettirerek haber yapılmasını sağladığı iddiaedilmiştir (bkz. §§ 35, 36).
52. MİT tırları olayıylailgili olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca devletin gizli kalması gerekenbilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletingüvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıylaaçıklama suçlarından başlatılan soruşturma sonucunda başvurucu ve bir kısımşüpheliler hakkında soruşturma makamlarınca bu suçlardan Adana'da davaaçılmıştır (bkz. § 27). Sonrasında Selam-Tevhid Kudüs ordusu isimli, iddia edilen terörörgütünü konu alan bir soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusalve uluslararası yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gerekengörüşmelerinin dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespittutanağı hâline getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiylebaşvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkındaBaşsavcılıkça yeni bir ceza soruşturmasıbaşlatılmıştır (bkz. § 30). Aynı olaydan kaynaklanmış olmakla birlikte sonradanortaya çıkan yeni deliller kapsamında daha önceki soruşturma ve kovuşturmayakonu edilmeyen eylemler (silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye CumhuriyetiHükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçları) yönünden yeniden soruşturma başlatılmışolması ve ulaşılan yeni deliller neticesinde yapılan değerlendirmedebaşvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirti bulunduğu sonucuna varılmasınınkeyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
53. Nitekim FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcıve hâkimler tarafından 2013 yılının sonunda bazı siyasiler ve bunlarınyakınları ile kamuoyunun tanıdığı bazı işadamları hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturmabaşlatılması (17-25 Aralık soruşturmaları) ve 2014 yılının başında MİT'e aitmalzemelerin bulunduğu tırlarla silah taşındığı iddiasıyla bu tırlarındurdurulup aranması -başvuruya konu edilen olay- FETÖ/PDY'ninfaaliyetlerinin Hükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmalarıntemel dayanağını oluşturmuştur. 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturmalarındagörev alan bazı yargı mensupları ile emniyet görevlileri hakkında uygulanantutuklama tedbirleri de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu edilmiş;Anayasa Mahkemesi, başvuruları açıkça dayanaktan yoksun görerek kabul edilemezbulmuştur (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK],B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; MustafaBaşer ve Metin Özçelik, B.No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161; SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, §§ 198-244;FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin tahliyesine yönelik kararlar verenhâkimlerin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkinkarar için bkz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017).
54. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen -silahlı terörörgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarakortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeyeteşebbüs etme- suçlar Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddiaolunan suçların vasıf ve mahiyetine, suçlara ilişkin kanunda öngörülencezaların ağırlığına, mevcut delil durumuna ve isnat edilen suçların katalogsuçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir.
57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 2.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma ve delilleri etkilemeşüphesine yönelik tutuklama nedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğusöylenemez.
58. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 350).
59. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince isnat edilen suçlar içinöngörülen cezaların miktarı, işin niteliği ve önemi de nazara alınarakbaşvurucu hakkında tutuklama tedbirine karar verilmesinin ölçülü olmadığısöylenemez.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
61. Başvurucu, dosyada gizlilik kararı bulunduğu için isnatedilen suçlamalarla ilgili yeterli bilgi ve belgeye sahip olamadığını ve bunedenle savunmasını tam anlamıyla yapamadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
62. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
63. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
64. Genel ilkeler için bkz.Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 250-257.
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
65. Başsavcılıkça hazırlanan 23/10/2015 tarihli iddianamedenanlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkinolarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafiininsoruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir.Bununla birlikte İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabuledildiği 9/11/2015 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır(bkz. § 37).
66. Başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilere yöneltilensuçlamalara ilişkin olgular temelde eylem ve fikir birliği içinde, koordinelive sistematik bir biçimde sahte ihbar ve delil uydurmak suretiyle, Suriye'yeyardım götüren MİT'e ait tırları durdurmaları, Türkiye Cumhuriyeti devletiniterörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle belli bir mizansen çerçevesindetırlarda arama yapmak istemeleri, devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetinideşifre etmeleri, eylemlerin bütününe bakıldığında başvurucunun diğerşüphelilerle birlikte örgütsel hiyerarşik ilişki içinde kendilerine verilengörevi yerine getirmesi iddiasıdır. Başvurucunun Savcılık tarafından alınanifadesi incelendiğinde kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarakaçıklamalarda bulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorularyöneltildiği, başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma yaptığı,suçlamaları kabul etmediği görülmektedir.
67. Diğer taraftan İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya yüklenen suçların anlatıldığı ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğuanlaşılmıştır. Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkinbilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra hâkim önünde müdafiiylebirlikte savunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasında da öncekianlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.
68. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar ile bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Ayrıca tutukluluğa itiraz dilekçesinde müdafiitarafından usul ve esasa ilişkin olarak ayrıntılı bir şekilde savunmayapıldığından, başvurucu ile müdafiinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğuanlaşılmaktadır.
69. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşısavunmalarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşıkaltı ay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).
70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
71. Başvurucu, daha önce yargılanmasına başlanmış olan aynı olaynedeniyle hakkında yeniden soruşturma başlatıldığını, evrensel hukuk ilkelerineaykırı olarak yetkisiz soruşturma ve kovuşturma makamlarınca hakkında kararlarverildiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
72. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
74. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanunyoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
75. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında ceza davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği adil yargılanma hakkına dair şikâyetleriniyargılamada ve sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalardainceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama vetemyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konuedildiği görülmüştür.
76. Açıklanan gerekçelerle derece mahkemeleri önünde devam edenbaşvuru yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.