TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İDRİS TAN KAMER VE MUSTAFA AYCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/20175)
Karar Tarihi: 19/11/2020
R.G. Tarih ve Sayı:17/2/2021-31398
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucular
:
1. İdris Tan KAMER
2. Mustafa AYCAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Alparslan DELİCEOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; tadilat ruhsatının iptali istemiyle açılandavada hükme esas alınan bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi, iddia veitirazların etkin bir şekilde ileri sürülememesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 19/6/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların bağımsız bölüm maliki oldukları sitede28/1/2016 tarihinde Blok Malikleri Kurulu Toplantısı yapılmış, toplantıda anayapıya ve ana taşınmazın boş kısımlarına yönelik tadilat projesi düzenlenmesiiçin Yönetim Kuruluna yetki verilmiştir. Söz konusu yetki üzerine ilgili siteiçin 20/4/2016 tarihli tadilat ruhsatı düzenlenmiştir.
9. Başvurucular, tüm kat maliklerinin onayı gerekmesinekarşın muvafakatname aranmadan söz konusu siteye 20/4/2016 tarihli tadilatruhsatı verildiğinden bahisle anılan ruhsatın iptali istemiyle BahçelievlerBelediye Başkanlığı aleyhine İstanbul 11. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) davaaçmıştır.
10. Mahkeme 28/2/2017 tarihli kararı ile dava konusuişlemin iptaline hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle ana yapıya ve anataşınmazın boş kısımlarına yönelik tadilat projesi düzenlenebilmesi için katmaliklerinin beşte dördünün yazılı rızası gerekmesine karşın ilgili sitenin28/1/2016 tarihli Blok Malikleri Kurulu Toplantısında söz konusu çoğunluksağlanmadan ve mevzuattaki yeter sayılarına aykırı olacak şekilde ilgilikararın alındığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
11. Yargılama devam ederken 8/3/2017 tarihinde ilgiliSite Blok Kat Malikleri Yönetim Kurulunca kat malikleri toplantıya davetedilmiş, kat maliklerinin yarısından fazlasının (toplam 2.428 kat malikinin1.321'i) katılımıyla toplantı yapılmış, bu toplantıda toplantıya katılanlarınbüyük çoğunluğunun ve bütün kat maliklerinin yarısından fazlasına tekabül edensayıda üyenin oyuyla iptali istenen tadilat ruhsatının devamının gerektiğiyönünde karar alınmış, ayrıca Kat Malikleri Yönetim Kuruluna bu yönde yetkiverilmiştir.
12. Yine yargılama devam ederken Site Blok Kat MalikleriYönetim Kurulu tarafından tadilat ruhsatına konu değişikliklerin 23/6/1965tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 42. maddesi kapsamında faydalıyenilik ve ilaveler olduğunun tespiti talebiyle 25/8/2017 tarihinde Bakırköy 4.Sulh Hukuk Mahkemesine (Sulh Hukuk Mahkemesi) başvuruda bulunulmuştur. SulhHukuk Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine dosyayasunulan 22/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda; ortak mahallerde yapılan ilaveve yeniliklerin tüm kat maliklerinin yararına olduğu, kullanımıkolaylaştırdığı, tesisin değerini artırdığı, taşınmaz maliklerine, kiracılarave alışveriş için gelenlere rahat ve modern bir imkân yarattığı, böyleliklesitenin çağdaş ihtiyaçlara karşılık verecek bir tesis hâline getirildiğikanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir.
13. Mahkemenin kararına karşı yapılan istinaf başvurusuüzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesinin (Bölgeİdare Mahkemesi) 22/3/2018 tarihli hükmüyle istinaf talebinin kabulüne, mahkemekararının kaldırılmasına ve davanın reddine oyçokluğuyla kesin olarak kararverilmiştir. İstinaf kararının gerekçesinde; dava devam ederken 8/3/2017tarihinde Kat Malikleri Kurulunun toplantıya davet edildiği, yapılan toplantıdaiptali istenen tadilat ruhsatının devamının gerektiğine bütün kat maliklerininyarısından fazlasına tekabül eden sayıda üyenin oyuyla karar verildiği ve KatMalikleri Yönetim Kuruluna da bu yönde yetki verildiği, yine tadilat ruhsatınakonu değişikliklerin ''faydalı yenilik ve kullanım kolaylığı'' kapsamındaolduğunun Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2017/143 D. İş sayılı dosyasına sunulan22/10/2017 tarihli bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunun anlaşıldığıbelirtilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında dava konusu tadilat ruhsatına konuedilen site alanındaki ilave ve yeni yapıların tüm kat maliklerinin yararınaolduğunun Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasında yaptırılan keşif vebilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ile anlaşıldığı, bu kapsamdakiimalatlar için mevzuatta öngörülen kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğununsağlandığı, dava konusu işlemin tesisinden sonra olmakla birlikte uyuşmazlığakonu ruhsatla ilgili mevzuatta öngörülen eksik işlemlerin tamamlanmış olmasınedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığıifade edilmiştir.
14. Bölge İdare Mahkemesi kararındaki karşıoygerekçesinde ise ilk derece mahkemesince karar verilmesinden sonra ve bu karardabelirtilen eksiklerin giderilmesi amacıyla toplantı yapılması, bu toplantıdatadilat ruhsatı alınması için Yönetim Kuruluna yetki verilmesi ve yine butarihten de çok sonra yapılan değişikliklerin faydalı değişiklik olduğu yönündeadli yargı mahkemesi aracılığı ile bilirkişi raporu aldırılması bu işlemlerintamamlanmasından sonra tadilat ruhsatı alınmasını mümkün kılsa da tesisedildiği tarihte kanun hükümlerine uygun tesis edilmeyen işlemi yasal hâlegetirmesine olanak bulunmadığı ve dava konusu işlemin iptalinin gerektiğibelirtilmiştir.
15. Nihai karar 23/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucu 19/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. 634 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Kat malikleri, anagayrimenkulünbakımına ve mimarı durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumayamecburdurlar.
Kat maliklerinden biri, bütün katmaliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortakyerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boyayaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya veyabağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılmasıgerektiğinin veya anayapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemecetespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine vetekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızasıaranmaz..."
17. 634 sayılı Kanun’un 42. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Kat malikleri, anagayrimenkulün ortakyerlerinde kendi başlarında bir değişiklik yapamazlar; ortak yerlerin düzgünveya bunları kullanmanın daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya buyerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarıyacak bütün yenilik veilaveler, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri kararüzerine yapılır. .."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular; ilgili Site Blok Kat Malikleri YönetimKurulunca uyuşmazlığa konu tadilat ruhsatı ile ilgili olarak Sulh HukukMahkemesinin E.2017/143 D. İş sayılı tespit dosyasında taraflarınabildirilmeksizin keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, hükme esasalınan söz konusu bilirkişi raporunun mevcudiyetinden Bölge İdare Mahkemesikararının tebliği ile haberdar olduklarını, bu nedenle beyan ve itirazlarınısunamadıklarını belirterek hak arama özgürlüğü ile silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.Başvurucular ayrıca istinaf merciince tek taraflı beyana, bilirkişi raporuna veGenel Kurul Tutanağı'na dayanılarak kesin hüküm verildiğini, dosyada keşif vebilirkişi incelemesine gerek duyuluyorsa bunun idari yargı mahkemelerince yapılmasınıngerektiğini, kararda açık bir keyfîliğin söz konusu olduğunu belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini de ifade etmektedir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucular, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliğedilmemesi nedeniyle iddia ve itirazlarını gereği gibi sunma imkânından yoksunbırakıldıklarını ileri sürdüklerinden şikâyet, silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkeleri kapsamında incelenmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
23. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılanmaddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkınabirlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dilegetirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan,B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
24. Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintarafı olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adilyargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarlaanılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucuortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyeteuygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan, § 38).
25. Anayasa Mahkemesinin görevi başvuru konusuyargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir. Genelanlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunmahususunda uygun imkânların sağlanması şarttır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 19).
26. Silahların eşitliği ilkesi; davanın taraflarınınusule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması, taraflardanbirinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia vesavunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahipolması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması anlamına gelir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
27. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olançelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tümtaraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olmave bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevedebaşvuranların bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerleilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılama ilkesininihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No:2013/1793, 18/9/2014, § 38).
28. Yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerinin güvence altına alınarak adil yargılanmahakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B.No: 2013/7727, 4/2/2016, § 52).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
29. Başvuruya konu olayda uyuşmazlık, başvurucularınbağımsız bölüm maliki oldukları site için düzenlenen tadilat ruhsatınınniteliğine ve bu tadilatın yapılabilmesi için gerekli kat maliki çoğunluğunayöneliktir. Başvurucular tadilat ruhsatına konu tadilatın genel nitelikteolduğunu, 634 sayılı Kanun'un 19. maddesi kapsamında kaldığını, bu nedenle sözkonusu ruhsatın alınabilmesi için kat maliklerinin beşte dördünün rızasınıngerekeceğini ileri sürmüştür. Davada müdahil durumundaki ilgili Site Blok KatMalikleri Yönetim Kurulu ise anılan tadilatın faydalı yenilik ve ilavelermahiyetinde olduğunu ve bu nedenle 634 sayılı Kanun'un 42. maddesi kapsamındakat maliklerinin sayı ve arsa payı itibarıyla çoğunluğunun olumlu oyununyeterli olduğunu savunmuştur.
30. Mahkeme başvurucuların görüşü doğrultusunda sözkonusu tadilat projesinin düzenlenebilmesi için kat maliklerinin beşte dördününyazılı rızasının gerektiğini belirtmiş ve gerekli çoğunluk sağlanmadan alınankararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 10). Buna karşın Bölgeİdare Mahkemesi; Sulh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasına sunulan 22/10/2017tarihli bilirkişi raporu uyarınca tadilat ruhsatına konu değişikliklerin ''faydalıyenilik ve kullanım kolaylığı'' kapsamında olduğu ve tüm kat maliklerininyararına sonuç doğurduğu, bu kapsamdaki imalatlar için mevzuatta öngörülen katmaliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğunun sağlandığı ve dava konusu işlemintesisinden sonra olmakla birlikte uyuşmazlığa konu ruhsatla ilgili mevzuattaöngörülen eksik işlemlerin tamamlanmış olması nedeniyle dava konusu işlemdehukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını ifade etmiştir. (bkz. § 13).
31. Bölge İdare Mahkemesince uyuşmazlığın çözümü, tadilatruhsatına konu değişikliklerin faydalı yenilik ve ilave niteliğinde olmasıhususuna dayandırılmış ve bu kanaate ulaşılırken de doğrudan Sulh HukukMahkemesine sunulan 22/10/2017 tarihli bilirkişi raporu esas alınmıştır. Anılanraporda, söz konusu tadilatın faydalı nitelikte olduğunun belirtilmesisuretiyle ilgili uyuşmazlığın esasına yönelik teknik bir meseleye dair tespittebulunulmuştur.
32. Dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere başvurucularBölge İdare Mahkemesinin kesin nitelikteki kararına dayanak teşkil eden vebaşvuruya konu uyuşmazlığın esasına yönelik teknik tespitler içeren 22/10/2017tarihli bilirkişi raporundan Bölge İdare Mahkemesi kararı ile haberdarolmuştur. Bu noktada başvuruculara Bölge İdare Mahkemesi kararına dayanakteşkil eden 22/10/2017 tarihli bilirkişi raporunu incelemeleri, yorumda veitirazda bulunabilmeleri için pratik ve etkin bir imkânın sunulmamış olduğuaçıktır.
33. Bu nedenle başvuruculara hükme esas alınan bilirkişiraporuna yönelik yorumda/itirazda bulunma konusunda etkin ve pratik imkânlarınsağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriylebağdaşmadığı ve bu bağlamda adil bir yargılamanın gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olansilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir."
36. Başvurucular, yeniden yargılama yapılmasınahükmedilerek ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuşlardır.
37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğerbir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
38. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
39. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
40. İncelenen başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin Bölge İdare Mahkemesi kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
41. Bu durumda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama isebireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararıverilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlalkararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Busebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için İstanbul11. İdare Mahkemesine (E.2016/935, K.2017/423) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuruları tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.