TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DUYGU ALTINTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18411)
Karar Tarihi: 13/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Duygu ALTINTAŞ
2. Makbule KARTAL
3. Onursal ALTINTAŞ
Vekili
:
Av. Özlem ARTUT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmamasınedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevap vermemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler kapsamında ilgili olaylar özetleşöyledir:
9. Başvurucu Makbule Altıntaş'ın birlikte yaşadığı eski eşi,diğer başvurucular Duygu Altıntaş ve Onursal Altıntaş'ın ise babası olan A.A.9/6/2014 tarihinde saat 08.15 sıralarında, müdürü olarak çalıştığı şirkete aitişyerinde, caraskal (üç direği birer uçlarından birnoktada bağlayıp diğer uçlarını üçgen şeklinde yere açarak yapılan vinç)rayının en uç kısmındaki deliğe urganla (halat, kalın ip) asılı vaziyette, aynıişyerinde işçi olarak çalışan O.A., C.A. ve R.Ç. tarafından bulunmuştur.
10. 112 Acil Servis görevlileri olay yerine saat 08.27-08.40sıralarında gelmişlerdir. A.A.nınEKG'sini (kalp grafisi) çeken görevliler A.A.nın ölü olduğunu tespit etmişlerdir.
11. Olay hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca(Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl soruşturma başlatılmıştır.
12. Olay yeri 08.50 sıralarında olay yeri incelemesinden sorumlukolluk görevlilerince Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusundaincelenmiştir. Yapılan incelemede işyeri giriş kapısında herhangi bir hasarveya zorlama izi bulunmadığı, cesedin ayaklarının yere değdiği ve dizlerininhafif bükük olduğu, cesedin sol arka yanındaki tahta paletin üzerinde çizgilibir defter yaprağı bulunduğu, bu defter yaprağının üzerinde "Çocuklarım beni bu durumda görmesin. Çocuklarahemen haber vermeyin." cümlelerinin yazılı olduğu, ölene aitbüro masası üzerinde çizgili bir defter bulunduğu, cesedin sol ayağının solundadevrik hâlde bir plastik iskemle olduğu ve ölenin pantolonunun arka sol cebindebaşvurucular Duygu Altıntaş ve Onursal Altıntaş'ın telefon numaralarının yazılıolduğu ön yüzü boş bir şans oyunu kuponu bulunduğu tespit edilmiştir.
13. İskemlede parmak izi tespit edilememiştir.
14. Olay yerinin bir krokisini çizen kolluk görevlileri olayyerinin fotoğraflarını da çekmişlerdir.
15. Cumhuriyet savcısı huzurunda ölü muayenesi ve otopsiişlemleri yapılmıştır. Otopsi işleminde cesedin alnında 1x0,5 cm ebatında bir sıyrık bulunduğu, kanda 83 mg/dl, gözsıvısında ise 123 mg/dl etanol bulunduğu, kanda ve göz sıvısında metanol bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematikteki diğermaddelerin bulunmadığı tespit edilmiştir. Otopsi raporunda; boynu çepeçevredolanan, iki hat hâlinde, boyun sol yanda ası vasıtasının cildi sıkıştırmasınabağlı doku içi kanaması bulunan, kenarlarında ası materyalinin özelliğinigösteren telem görüldüğü ve ölümün ası sonucu meydana geldiğibelirtilmiştir.
16. İntihar notu olduğu değerlendirilen çizgili defter yaprağıüzerinde görünür vücut izi tespit edilemese dekimyasal bir işlem uygulanması sonucunda söz konusu yaprakta iki adet vücut izibulunduğu kolluk tarafından saptanmıştır. Bu vücut izinin vücudun neresine aitolduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır.
17. Ölenin çalıştığı işyerinin bulunduğu iş hanındaki bir başkaişyerinin kamera kayıtları kolluk görevlilerince incelenmiştir. Merdivenboşluğunu kayda alan kameranın görüntülerindeki zamana göre A.A., saat 08.34sıralarında işyerine yalnız gelmiştir.
18. Kolluk görevlileri, A.A. ile aynı işyerinde çalışan C.A.,O.A. ve R.Ç. ile A.A.nınişvereni İ.Y.nin ifadelerini almıştır. C.A., O.A. veR.Ç. ifadelerinde; saat 08.15 sıralarında işyerine geldiklerini, C.A.nın kesimhanede A.A.yı asılı vaziyette gördüğünü, nabzına baktıklarında A.A.nın öldüğünü anladıklarını ve 155 Polis İmdat hattınıaradıklarını beyan etmişlerdir. İ.Y. ise beyanında; 9/6/2014 tarihinde saat07.45 sıralarında Avustralya'dan Türkiye'ye geldiğini, havalimanında A.A.nın kendisini karşılamamasıüzerine ona telefon ettiğini ancak telefonunun kapalı olduğunu, intiharettiğini öğrenince işyerine gittiğini söylemiştir.
19. Üzerinde "Çocuklarımbeni bu durumda görmesin. Çocuklara hemen haber vermeyin."cümlelerinin yazılı olduğu defter yaprağı ile A.A.nın masasında bulunan ve defter yaprağının ona aitolduğu değerlendirilen defter İstanbul Kriminal PolisLaboratuvarınca incelenmiş ve defter yaprağı üzerindeki yazılar ile defterdekiyazıların aynı şahıs eli ürünü olduğu sonucuna varılmıştır.
20. Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki olarak ifadesi alınanbaşvurucu Onursal Altıntaş, babasına ait telefonda ve babasının işyerindekullandığı bilgisayarda yer alan kayıtların silindiğini tespit ettiklerinibelirterek telefondaki ve bilgisayardaki silinmiş kayıtların uzman kişilercegeri getirilmesini, O.A., A.T. ve S.T. isimli kişilerin tanık olarakdinlenmesini talep etmiş ve babasına ait telefonu Cumhuriyet Başsavcılığınateslim etmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığı A.A. tarafından kullanılan mobiltelefonun son üç aylık iletişiminin tespitine ilişkin raporları BilgiTeknolojileri ve İletişim Kurumundan getirtmiştir. Söz konusu raporlara göreA.A. 9/6/2014 tarihinde sesle veya mesajla iletişim kurmamış, en son sesligörüşmesini 8/6/2014 tarihinde saat 22.26'da başvurucu Onursal Altıntaş'layapmıştır.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı O.A., S.T. ve A.T.nintanık sıfatıyla beyanlarını almıştır. Bu kişiler ifadelerinde; A.A.nın işyerine yalnız girdiğinedair kamera kaydından ve bu hususu bekçinin doğruladığından söz etmiş; tehditedildiğine veya bir başkasınca intihara teşvik edildiğine, azmettirildiğine,yönlendirildiğine, intihar kararının kuvvetlendirildiğine ya da intiharınaherhangi bir şekilde yardım edildiğine şahit olduklarına dair beyandabulunmamışlardır.
23. Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi tespit edilen İ.Y.; A.A.nın ücretli çalışan müdür olduğunu, zaman zaman üretimve ödemeler konusunda A.A. ile tartıştıklarını, A.A.nınödeme dengesini kendisine bildirmediğini, son dört yıla ait muhasebekayıtlarının olaydan önce bilgisayardan silindiğini tespit ettiklerini, A.A.nın sürekli kredi çekerek kendini borç altına soktuğunusonradan öğrendiğini, bilgisi dâhilindeki borçların ödemelerini aksatmadığınıve A.A.ya ait telefondaki kayıtları silmediğini beyanetmiştir.
24. Başvurucu Makbule Kartal 25/7/2014 ve 7/8/2014 tarihlerindeCumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek birlikte yaşadığı eski eşi A.A.nın ölümüyle ilgili diğerinsanlarla konuşmalarından ve A.A.nın çalıştığıişyerine gelip gitmelerinden rahatsız olan İ.Y.nintelefonla kendisini aradığını ve "Neyinpeşindesin. Eğer daha fazla bu olayı kurcalarsan çocuklarına zararveririm." diyerek tehdit ettiğini ve A.A.nın kasten öldürülmüş olabileceğini iddia etmiştir.Bu iddialar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlatmıştır.
25. Yeni soruşturma kapsamında başvurucu Makbule Kartal'ınvekili Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla ifade vermiş ve İ.Y.nin telefonda bu işi kurcalarsa Makbule Kartal'ın zarargöreceğini ve çocuklarına zarar vereceğini söylediğini beyan etmiştir.
26. Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni başlatılan soruşturmada kastenöldürme suçu ile ilgili soruşturmayı tehdit suçu ile ilgili soruşturmadanayırmış ve kasten öldürme suçu ile ilgili soruşturmayı A.A.nın şüpheli ölümü hakkında yürütülen soruşturmaylabirleştirmiştir.
27. Başvurucular farklı tarihlerde bizzat veya vekilleriaracılığıyla soruşturma dosyasının fotokopisini almışlardır.
28. Bizzat veya vekilleri aracılığıyla değişik zamanlardaCumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile müracaat eden başvurucular, A.A.nın intihar edecek bir yapıdaolmadığını belirtip A.A.nın işyerinin borçları içinyaptığı ve ailesine yaptırdığı maddi fedakârlıklardan, iş yerinin yaşadığıekonomik zorluklardan ve İ.Y.nin kişiliğinden bahsederekA.A.nın öldürülmüş olabileceğini veya en azındanintihara süreklendiğini iddia etmişlerdir.
29. Ayrıca başvurularında A.A.nın boynundaki urgandan vücut izi alınmadığını,kamera kaydına göre A.A.nın işyerine 08.35'tegeldiğini oysa A.A.yı asılı vaziyette bulan işçilerinişyerine 08.15'te geldiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,olayı kurcalamaması konusunda başvurucu Makbule Kartal'ın İ.Y. tarafındantehdit edildiğini ve olay yerinin resimlerine göre işyerinin duvarında bulunaniki kırmızı lekenin incelenmediğini öne süren başvurucular;
-Olay günü saat 07.00-09.00 arası güvenlik kamerasıgörüntülerinin incelenmesini,
-Güvenlik kamerasının sabit diskinin incelenmesini,
-Tanıklar K.T., B.T.U. ve M.A. ile başvurucu Makbule Kartal'ınbeyanlarının alınmasını,
-112 Acil Servisin A.A.yamüdahalesine ilişkin kayıtların getirtilmesini,
-İ.Y.nin Türkiye'ye geliş saatininilgili yerden sorulmasını,
-A.A. tarafından kullanılan bilgisayarın T...ünvanlı özel şirkete incelettirilmesini talep etmişlerdir.
30. A.A.nınişyerinde kullandığı bilgisayarın sabit diski kopyalanmış ve elde edilen kopyaCumhuriyet Savcısının talimatı doğrultusunda İstanbul Emniyet Müdürlüğü AdliBilişim Büro Amirliği (Adli Bilişim Bürosu) görevlilerince incelenmiştir.Yapılan incelemede, konuyla ilgili olabileceği değerlendirilen herhangi birveriye rastlanmamıştır.
31. A.A.nıntelefonu Adli Bilişim Bürosunca incelenmiştir. İnceleme raporunda yer alansohbet içeriklerinde; A.A.nıntehdit edildiğine veya A.A.nın bir başkası tarafındanintihara teşvik edildiğine, azmettirildiğine veya yönlendirildiğine, intiharkararının kuvvetlendirildiğine ya da intiharına herhangi bir şekilde yardımedildiğine ilişkin veri bulunmadığı anlaşılmıştır.
32. Başvurucu Makbule Kartal'ı tehdit ettiği iddiasıyla ilgiliyürütülen soruşturma kapsamında kollukça şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan İ.Y.,Makbule Kartal'ın avukatı ile birlikte işyerine gelip çalışanlarını sorguyaçektiğini, Makbule Kartal'a "olayınsoruşturulduğunu, kendisinin de olayı araştırdığını"söylediğini beyan etmiş ve suçlamayı kabul etmemiştir.
33. Cumhuriyet Başsavcılığınca tanık olarak ifadesi alınan Ş.C.,A.A.nın işyerine komşu olan bir işyerinde bekçiolarak çalıştığını, olay günü işyerine gittiğinde A.A. tarafından kullanılanaracın işyeri önünde olduğunu gördüğünü, bir müddet sonra A.A.ylaaynı iş yerinde çalışan R. ve O.nun geldiğini, kapıyıanahtarla açıp işyerine giren işçilerin bağırarak A.A.nınkendini astığını söylediklerini ve bekçinin A.A. dışında işyerinekimseningelmediğini söylediğini beyan etmiş ve İ.Y.ninkişiliği ile çalışma ilişkilerine ilişkin gözlemlerini anlatmıştır.
34. Cumhuriyet Başsavcılığınca K.T. tanık olarak dinlenmiştir.İfadesinde K.T., A.A.nınmalına veya canına yönelik bir saldırı olacağı konusunda kendisine herhangi birşey söylemediğini veya ima etmediğini, bu hususta bir şey de duymadığını,tehdit edildiği veya intihara teşvik edildiğine dair duyumu olmadığını, eksikveya hatalı soruşturma yapıldığı yönünde bir kanaatinin olmadığını ve olay yeriincelemesi bittikten sonra olay yerine gittiğini söylemiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünden A.A.ya yapılan tıbbi müdahaleyeilişkin kayıtları, İstanbul Emniyet Müdürlüğünden ise İ.Y.ninyurda giriş-çıkış zamanlarına ait çizelgeyi getirtmiştir. Söz konusu çizelgeyegöre İ.Y. 9/6/2014 tarihinde saat 08.13'te Türkiye'ye giriş yapmıştır.
36. A.A. tarafından işyeri adına keşide edilen çekler ve çekhesaplarına ait hesap hareketleri ile A.A. tarafından kullanılan elektronikposta adresinden gönderilen ve bu adrese gelen iletilere ait bilgisayarçıktıları soruşturma evrakı arasına alınmıştır.
37. Cumhuriyet Başsavcılığı, A.A.nın parasal sorunlar nedeniyle psikolojikbunalımagirerek kendiniasmak suretiyle intihar ettiği ve şüpheliİ.Y.nin kasten öldürme ve intihara azmettirmesuçlarını işlediğine dair hiç bir delil bulunmadığı gerekçesiyle30/6/2015tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
38. Başvurucular;
-A.A.nın İ.Y., O.A., R.Ç. ve C.A. tarafındanöldürüldüğüne ve olaya intihar süsü verildiğine dair delillerin yeterinceincelenmediğini,
-Bulunma şekline göre A.A.nınintihar etmesinin fiziki olarak mümkün olmadığını,
-Cesedin alnındaki sıyrığın sebebinin araştırılmadığını,
-A.A.nın büromasasında bulunan defterin kime ait olduğunun saptanmadığını,
-İntihar notundaki vücut izlerinin kime ait olduğunun tespitedilmediğini,
-A.A.nıntırnaklarının, elbiselerinin ve A.A. tarafından kullanılan işyeri aracınınincelenmediğini,
-İ.Y., O.A., R.Ç. ve C.A.nıntelefon yoluyla kurdukları iletişimlerin tespit edilmediğini,
-Başvurucu Makbule Kartal'ın tehdit edildiğine ilişkin soruşturmanınayrı yürütüldüğünü,
-A.A.nıntelefon ve bilgisayarının geç incelendiğini,
-İ.Y.nin yurda giriş-çıkışzamanlarının getirilmediğini iddia ederek ve ifadesi alınan bazı kişilerinbeyanlarındaki çelişkilere ve A.A.nınişyerine geldiği zamanı gösteren kamera kaydındaki zamanın doğruluğunun şüpheliolduğuna dikkat çekerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazetmişlerdir.
39. Başvurucuların itirazı 16/9/2015 tarihinde, kovuşturmaya yerolmadığına dair soruşturma içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle Bakırköy 2. SulhCeza Hâkimliğince (Ceza Hâkimliği) reddedilmiştir.
40. Nihai kararı başvurucu 22/10/2015 tarihinde öğrenmiş olupyasal süresi içinde, 23/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
41. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk AnayasaMahkemesinin Yasin Ağca ((B. No:2014/13163, 11/5/2017) başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır (YasinAğca, §§ 86, 87 ve 91-96).
42. Bununla birlikte YasinAğca başvurusu hakkında verilen kararda yer almayan ancak başvuruyönünden önem arz eden birkaç husustan bahsetmek gerekir.
43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ölümü nedeniyledevletin sorumlu olduğu iddia edilen bir kişinin ebeveyni gibi yakın aileüyelerinin de -ölen kişinin yasal mirasçıları olup olmadıklarına bakılmaksızın-bizzat 2. madde ihlalinin dolaylı mağdurları olduklarını iddia edebileceklerinikabul etmiştir (Van Colle/BirleşikKrallık, B. No: 7678/09, 13/11/2012, § 86). Bu bağlamda AİHM; ölenkişinin eşlerinin, çocuklarının ve yeğenlerinin yaşam hakkının ihlal edildiğineyönelik başvurularını inceleyip sonuçlandırmıştır (Salman/Türkiye [BD], B. No:21986/93, 27/6/2000; Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], B. No:52391/99, 15/5/2007; Yaşa/Türkiye,B. No: 63/1997/847/1054, 2/9/1998, § 66).
44. AİHM, üç çocuğunun babası olan ve on iki yıldan daha uzunbir süre birlikte yaşadığı partnerinin yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkin olarak başvurucunun yaptığı bir başvuruyu da incelemiştir. AİHM sözkonusu başvuruda; Bulgaristan Yüksek Mahkemesinin evli olmayan partnerlere departnerlerinin haksız ölümü nedeniyle tazminat alma hakkı tanıdığına, yereladli makamların başvurucunun başvuru ehliyetini sorgulamadığına ve soruşturmamakamlarının başvurucunun ceza soruşturmasının durdurulmasına karşı yaptığıbaşvuruyu inceleyip karara bağladığına dikkati çekmiştir. Uzun yıllardırberaber yaşayan bir çiftin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8.maddesinin amaçları doğrultusunda bir aile teşkil ettiğine ve ilişkilerininevlilik dışı olmasına rağmen Sözleşme'nin 8. maddesinin sağladığı korumadanyararlanma hakkına sahip olduğuna değinen AİHM; başvurucunun partnerininölümünden kişisel olarak etkilendiği, bu nedenle Sözleşme'nin 2. maddesininihlal edildiği iddiasının mağduru olduğunda şüphe bulunmadığı ve başvuruehliyetinin amaçları yönünden başvurucunun durumunu evli bir eşten ayrı tutmakiçin geçerli bir neden bulunmadığı sonucuna varmıştır (Velikova/Bulgaristan (k.k.), B. No:41488/98, 18/5/1999).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
45. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları Ve Bakanlık Görüşü
46. Başvurucular ölüm olayıyla ilgili soruşturmada yakınlarınınbaşkası tarafından asılıp asılmadığının araştırılmadığını, ölene husumetbesleyen kişiler olup olmadığı konusunda soruşturmanın derinleştirilmediğini,ölüm zamanının kesin olarak saptanmadığını, işyerinin girişindeki kameraya aitgörüntülerin incelenmediğini ve telefon görüşmeleriyle ilgili etkili vetarafsız bir araştırma yapılmadığını ileri sürmüşlerdir. Öte yandanbaşvurucular gerek delil toplanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmemesigerekse bazı evraka ulaşamamaları nedeniyle soruşturmaya etkili olarakkatılamadıklarını, toplanmayan deliller bulunmasına rağmen eksik incelemeylekovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve bu karara yapılanitirazın kesin olarak reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 17., 36. ve 40.maddelerinde güvence altına alınan yaşam, adil yargılanma, etkili başvuru veiki dereceli yargılama haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
47. Bakanlık görüşünde, konuyla ilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesikararlarına ve somut olaydaki soruşturma işlemlerine yer verilmiş; soruşturmayükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü olmadığı belirtilerek mağdurların olaylarlailgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca ulaşılmamasının soruşturmanın etkisizolduğu anlamına gelmeyeceği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
1. İncelemenin KapsamıYönünden
48. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
49. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü, yakınlarınınölümü ile ilgili ceza soruşturmasının etkiliyürütülmediğine ilişkindir.
51.Somut olayda başvurucular, yakınlarının ölümüne bir devletgörevlisinin neden olduğunu ileri sürmemiş; yakınlarının yaşamına yönelikolarak devletin yetkili makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek veyakın bir tehdidin bulunduğuna ancak anılan makamların yakınlarının yaşamınıkorumak için gerekli tedbirleri almadıklarına ilişkin bir iddiada dabulunmamışlardır.
52. Bu itibarla başvurucuların tüm iddiaları, Anayasa'nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüneilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiştir.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
53. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili bölümüşöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
55.6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."
56.Bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas itibarıyladoğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut olayınkoşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre doğrudan mağdur ile arasındakişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa'nın ihlalinden olumsuzolarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru ve kişisel bir menfaatibulunan kimseler de dolaylı mağdursıfatıyla bireysel başvuruda bulunabileceklerdir (Engin Gök ve diğerleri, B. No: 2013/3955, 14/4/2016, § 53).
57. Bununla birlikte dolaylı mağduriyetin ortaya çıkması, somutolayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine bağlı olarakdeğişebilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuruyapmasının mümkün olmadığı ve yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimidurumlarda -özellikle yaşama hakkının söz konusu olduğu durumlarda-başvurucuların ihlalden doğrudan etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlaldendolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle kendi adlarına başvuru yapabileceklerinekarar vermiştir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41; Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,16/7/2014; Sadık Koçak ve diğerleri,B. No: 2013/841, 23/1/2014; Rıfat Bakır vediğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015 ).
58. Başvurucular Duygu Altıntaş ile Onursal Altıntaş A.A.nın çocuklarıdır.Dolayısıylabu başvurucular yönünden, başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklikbulunmamaktadır. Ancak başvurucu Makbule Kartal 19/4/2005 tarihinde ölen A.A.dan boşanmıştır. Bu nedenle başvurucu Makbule Kartal'ınmağdur sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.
59. Başvuruya konu soruşturmada başvurucu Makbule Kartal müştekisıfatıyla yer almış ve boşansa da ölen eski eşiyle birlikte yaşadığını beyanetmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dairkarara başvurucular birlikte itiraz etmişler ve bu itiraz, başvurucu MakbuleKartal yönündenmağdur sıfatı yokluğu nedeniylereddedilmemiştir. Ayrıca başvurucular DuyguAltıntaş ve Onursal Altıntaş, Makbule Kartalile A.A.nın müşterek çocuklarıdır. Tümbu hususları nazara alan Anayasa Mahkemesi,başvurucuMakbule Kartal'ın A.A.nın ölümünden dolaylı olaraketkilendiği ve bu nedenle dolaylı mağdursıfatını taşıdığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla başvurucu Makbule Kartal'ınmağdur sıfatı yönünden de başvuruda bir eksiklikbulunmamaktadır.
60. Diğer taraftan başvurunun diğer kabul edilemezlik nedenleriaçısından da incelenmesi gerekir.
61. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkıAnayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 50).
62. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininkorumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Buyükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyigerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkilibir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
63. Diğer taraftan ceza soruşturmasının temel amacına ilişkinyükümlülük, kesin olarak bir sonuç elde etmeyigerektirmez.Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyleyargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamalarımahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 56).
64. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili olabilmesiiçin öncelikle soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayınıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleritespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeni veya sorumlukişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturmayükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 57).
65. Bununla birlikte soruşturma makamlarının olayın gelişimineve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürülen her türlü iddiayı ve talebikarşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütüleceksoruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 62).
66. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardanbiri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarısağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 58).
67. Son olarak ceza soruşturmasının etkililiği içinsoruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,§ 30).
68. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı, A.A.nın ölümü hakkında kendiliğinden hareket geçerekderhâl soruşturma başlatmıştır. Dolayısıyla ivedilik ilkesi yönündensoruşturmada eksiklik bulunmamaktadır.
69. Başvurucular, bazı evraka ulaşamamaları nedeniylesoruşturmaya etkili olarak katılamadıklarını ileri sürmüş olsalar da talepetmelerine rağmen hangi soruşturma evrakına erişemedikleri yönünde herhangi biraçıklama yapmamışlardır. Başvuru formunun ekindeki belgelerden başvurucularınfarklı tarihlerde soruşturma dosyasının fotokopisini aldıkları, toplanmasınıtalep ettikleri delilleri Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdikleri, kovuşturmayayer olmadığına dair karara itiraz edebildikleri ve soruşturmaya katılımkonusunda herhangi bir engelle karşılaşmadıkları anlaşılmıştır. Öyle kibaşvurucuların talepleri doğrultusunda soruşturma işlemleri de yapılmıştır. Ohâlde yakınlarının ölümü hakkında yürütülen soruşturmaya başvurucuların gerekliölçüde katılamadıkları söylenemez.
70. 9/6/2014 tarihinde başlayan ve Ceza Hâkimliğinin 16/9/2015tarihli kararıyla sona eren soruşturma sürecinde Cumhuriyet Başsavcılığı,sadece intihar ön kabulüyle hareket etmemiş; cinayet olasılığını da dikkatealarak delil toplamıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığı bizzat veyaemrindeki adli kolluk yardımıyla olay yerini incelemiş, ölü muayenesi ve otopsiişlemleriyle kesin ölüm sebebini tespit etmiş, öleni asılı vaziyette görenkişilerin beyanlarını almış, ölenin son üç aylık telefon yoluyla kurduğuiletişimlere ait raporları incelemiş, ölenin telefon ve bilgisayarındakikayıtları tetkik etmiş, olay hakkında bilgi sahibi olabilecek kişilerinifadelerini almış, ölenin asılı olarak bulunduğu yerdeki defter yaprağındakiyazıyla ölenin masasında bulunan defterdeki yazıyı karşılaştırmış, öleneyapılan tıbbi müdahaleye ilişkin belgeler ile şüpheli İ.Y.ninyurda giriş-çıkış tarih ve zamanlarını gösteren çizelgeyi ilgili yerlerdengetirtmiş ve ölenin tek başına işyerine geldiğine dair güvenlik kamerasıkaydını incelemiştir.
71. Cumhuriyet Başsavcılığının A.A.nınölümüyle neticelenen olayı aydınlatma isteğinden kuşku duyulmasını gerektirecekbir husus olmadığını ve başvurucuların yakınlarının öldürüldüğüne dairsoruşturma makamlarınca tespit edilen herhangi bir delil ve emare bulunmadığıgibi soruşturma makamlarının vardığı sonucun aksi yönde bir sonuca ulaşılmasınımümkün kılan bir bulgu ve bilgi de bulunmadığını dikkate alan AnayasaMahkemesi, yakınlarının öldürülmüş olabileceğini ileri süren başvurucularıniddiaları konusunda soruşturma makamlarına daha sağlam delil veya emaresunmadan daha derin ve etkili bir soruşturma yürütülmesi konusunda haklı birbeklentiye giremeyecekleri kanaatine varmış ve mevcut koşullarda ölüm olayınıaydınlatabilecek tüm delillerin toplandığı, yaklaşık on beş ay gibi makul birsürede sonuçlandırılan soruşturmanın özenle yürütüldüğü ve netice itibarıylayaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktanyoksun olduğu sonucuna ulaşmıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.