TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
DÜZGİT YALOVA GEMİ İNŞA SANAYİ A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8756)
Karar Tarihi: 15/4/2015
R.G. Tarih- Sayı: 20/6/2015-29392
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Okan TAŞDELEN
Başvurucu
:
Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş.
Vekili
:
Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, idari para cezasıverilmesine karşı yaptığı itirazın dosya üzerinden karara bağlandığını, keşifve bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığını,idarenin cevabının kendisine tebliğ edilmediğini, Mahkeme kararlarının yeterligerekçe içermediğini belirterek, adil yargılanma hakkının, çelişmeli yargılamave silahların eşitliği ilkeleri ile gerekçeli karar hakkını da içerecek biçimdeihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 4/12/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış veKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 14/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/12/2014 tarihinde edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasınave bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı tarafından11/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 23/2/2015tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını25/2/2015 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Altınova BelediyeBaşkanlığınca, başvurucunun sahibi olduğu tersanedeki iki adet boya deposununkaçak yapı olduğu gerekçesiyle mühürlendiğine ilişkin 22/4/2013 tarihli yapıdurdurma tutanağı hazırlanmıştır.
8. Belediye Başkanlığının24/4/2013 tarihli kararıyla da söz konusu kaçak yapılar (boya deposu/hangar) nedeniyle, 3/5/1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. ile 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılıKıyı Kanunu’nun 15. maddelerine göre, başvurucuya 15.276,80 TL idari paracezası uygulamıştır.
9. Başvurucu 9/7/2013tarihinde, söz konusu yapıların (sundurma)onaylı yerleşme planında yer aldıkları ve boya holleri olarakadlandırıldıkları, her halükarda 3194 sayılı Kanun’un21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ayrı bir yapı ruhsatı gerektirmediklerigerekçesiyle para cezasına itiraz etmiştir. Başvurucu itirazını, sunmuş olduğuevrak ile yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine dayandırmıştır.
10. Yalova 1. Sulh CezaMahkemesi, başvurucunun itirazına karşı ilgili idarenin yazılı görüşünüalmıştır. İdarenin görüşünün başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
11. Sulh Ceza Mahkemesi,6/9/2013 tarihli ve 2013/678 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucununitirazını reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:
“İtiraz eden itiraz dilekçesinde özetle ve sonuç olarak: kendisihakkında haksız şekilde uygulanmış bulunan idari yaptırım kararının hukukauygun olmadığı iddiası ile kaldırılmasını talep etmiştir.
İdari yaptırımı uygulamış olan idare birimine itiraz dilekçesi tebliğedilmiş, itiraza konu olan tüm kayıt, tutanak ve evrak örneği ilgili kurumdangetirilerek dosya içerisine konulmuştur.
İdari yaptırımı uygulamış olan idare birimi cevap yazısında özetle vesonuç olarak: İtiraz eden hakkında verilmiş bulunan idari yaptırım kararınınhukuka uygun olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi gerektiğinibildirmiştir.
Dosya kapsamına göre: İtiraz edenin itiraz dilekçesi ve ekleri, idariyaptırım kararını uygulayan idari birimin cevap yazası ve ekleri, idariyaptırıma ilişkin düzenlenen tutanak, kayıt ve evrak örnekleri, dosya kapsamıile birlikte değerlendirildiğinde; itiraz eden hakkında verilmiş bulunan idariyaptırım kararında herhangi bir hukuka aykırılık durumu tespit edilememişolması nedeniyle yerinde görülmeyen itiraz başvurusunun reddi yönünde kararvermek gerekmiştir.”
12. Başvurucu, uyuşmazlıkkonusunun karara bağlanabilmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasıgerekirken, sadece davalı Belediye tarafından sunulan evraka bakarak ve dosyaüzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, söz konusu sundurmaların “boya deposu” veya “hangar” şeklinde nitelendirilemeyeceği,onaylı yerleşim planında mevcut oldukları ve boya holü olarak belirtildikleri,idarenin denetiminden birkaç gün sonra da söküldükleri ve sundurmaların 3194sayılı İmar Kanunu uyarınca ayrı bir yapı ruhsatı gerektirmediği gerekçesiylekarara itiraz etmiştir. Başvurucu, resen bulunacak nedenlerin de gözetilmesinitalep etmiştir.
13. Yalova 1. Asliye CezaMahkemesi 25/10/2013 tarihli ve 2013/345 Değişik İş sayılı kararı ile İlkDerece Mahkemesinin kararında ve hâkimin takdirinde usul ve kanuna biraykırılık bulunmadığını ve başvurucunun itirazının hukuki dayanaktan uzak olduğunubelirterek itirazı reddetmiştir.
14. Nihaî karar, başvurucuya7/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu, 4/12/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. 3194 sayılı Kanun’un “Yapı ruhsatiyesi” kenar başlıklı 21.maddesinin (1) – (3) numaralı fıkraları şöyledir
“Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncımaddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.
Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yenidenruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanıartmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabiolmaz.
Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşemeve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı vekiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine görebelediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuruetkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir.”
17. 30/3/2005 tarihli ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Başvuru yolu”kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımlarışöyledir:
“(1) İdari para cezası … ilişkin idari yaptırımkararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. ...”
18. 5326 sayılı Kanun’un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı 28.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;
a) Yetkili olmadığınınanlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
b) Başvurunun süresi içindeyapılmadığının, başvuru konusu idari yaptırım kararının sulh ceza mahkemesindeincelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkıbulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine,
c) (a) ve (b) bentlerindesayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne,
Karar verilir.
...
(3) İlgili kamu kurum vekuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusuidari yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesiile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamukurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idari yaptırım kararınakarşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.
(4) Mahkeme, başvuruda bulunankişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saattedinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasındaen az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflarveya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarındakarar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkçabelirtilir.
(5) Ceza Muhakemesi Kanunununtanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ileilgili olarak da uygulanır.”
19. 5326 sayılı Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göreitiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi güniçinde yapılır.
(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.”
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu’nun “Keşifte, tanıkveya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler” kenar başlıklı 84.maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
…
4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasınaneden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 15/4/2015 tarihinde yapmışolduğu toplantıda, başvurucunun 4/12/2013 tarihli ve 2013/8756 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, idari paracezasının suç isnadı niteliğinde olduğunu, itirazının duruşma açılmaksızınkarara bağlandığını, idarenin sunmuş olduğu görüşün kendisine tebliğ edilmediğini,Derece Mahkemelerinin kararlarının tatmin edici olmadığını, kararlarda yasalhükümlerin somut olayla bağlantısının kurulmadığını ve iddialarınınkarşılanmadığını, keşif yapılmasına ve bilirkişi dinlenmesine yöneliktaleplerinin cevapsız bırakıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan adil yargılanma hakkının, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerini de içerecek biçimde ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yenidenyargılanma talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Başvurucu, idari paracezasına ilişkin yargılamanın cezai bir karakter taşıdığını ve bu kapsamda adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir.
a. Adil Yargılanma Hakkının Uygulanabilirliliği
24. Anayasa’nın 148. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir…”
25. 30/11/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
26. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Bkz. Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
27. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”
29. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanmahakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Bkz. Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
30. Sözleşme’nin 6. maddesindeki“cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme tarafından davasının …görülmesini istemek hakkına sahiptir” ifadesi ışığında değerlendirildiğinde, kabahat eylemlerinedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkların da adilyargılanma hakkının koruma alanı içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır (Bkz. Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,§ 26; aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. HüseyinTuran/Türkiye, B. No: 11529/02, 04/03/2008, §§ 17-21).
b. Kabul Edilebilirlik
31. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun “mahkemekararlarının gerekçelendirilmesini” ve “delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derecemahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına”yönelik şikâyetlerine ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek duyulmadığıbildirilmiştir. Bu kapsamda, başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğu, 13/6/2013 tarihli ve2013/1235 başvuru numaralı (İbrahim Ataş)ile 21/11/2013 tarihli ve 2013/723 başvuru numaralı (Lokman Sapan) kararlara atıf yapılmıştır.
32. Bakanlık görüşünde duruşmalı yargılama hakkıyla ilgili olarak,AİHM’in ilgili içtihatlarına değinilmiş ve Jussila/Finlandiya davasında, geleneksel anlamdaceza hukuku kategorisinde değerlendirilemeyecek mahiyette olan idari paracezaları, gümrük veya rekabet hukukuyla ilgili yapılan yargılamalarda duruşmayapılmasına gerek olmayabileceğinin hatırlatıldığı belirtilmiştir. Bakanlıkgörüşünde ayrıca, başvurucunun 9/7/2013 tarihli itiraz dilekçesinde duruşmatalebinde bulunmadığının altı çizilmiştir.
33. İdarenin görüşünün tebliğ edilmemesine ilişkin olarak, bubelgelerden hangisine ulaşılmış olsaydı Mahkeme önünde dile getirilemeyen hangiilave tezleri ileri süreceği hususunda başvurucunun bir açıklamada bulunmadığı,bazı belgeleri başvurucunun bilmeme imkânının olmadığı ve diğer belgelerin isecezai işlemin esasını etkiler nitelik taşımadığı ileri sürülmüştür.
34. Başvurucu, Bakanlık görüşünde ileri sürülen hususlarakarşı çıkmıştır.
35. Açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedende görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
36. Anayasa Mahkemesi, başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre, başvurucunun iddialarınıntümünün hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiş vebu çerçevede incelenmiştir.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne (Bkz. § 31 ve 32) karşıbeyan dilekçesinde duruşmalı inceleme ve kararların gerekçeli olmasının da adilyargılanma hakkının unsurları arasında yer aldığını, yaptırıma konusundurmaların taşınabilir olup olmadığının ve niteliklerinin 3194 sayılı Kanun‘aaykırılık taşıyıp taşımadıklarının bilirkişi ve keşif incelemesi yapılarakdeğerlendirilmesi gerekirken, sadece dosya üzerinden inceleme yapılmasının adilyargılanma hakkını ihlal ettiğini bildirmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesindeduruşma talebinin bulunmadığı yönündeki Bakanlık görüşüyle ilgili olarak iseKabahatler Kanunu uyarınca hâkimin de resen tarafları duruşmayaçağırabileceğini belirtmiştir.
35. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkınveya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir."
38. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ilerisürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegueve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesi'nin görevi kapsamında olmayıp,Mahkemenin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olupolmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun biryargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanaklarınsağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerinisunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Buanlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Bkz. Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
39. Diğer yandan, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanınaçık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Özellikle ceza davalarında yargılamanınduruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve savunmahaklarının güvencesini oluşturur (Bkz. NevruzBozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).
40. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama” hakkının tanınması,zorunlu olarak “sözlü yargılama”hakkını da içerir. Bununla birlikte, söz konusu yükümlülük, taraflara mutlakbir hak tanımamaktadır. Dolayısıyla, taraflardan birinin şüpheye yer vermeyecekşekilde bu hakkından feragat etmesi ve sözlü yargılama yapılmasında kamuyararının bulunmadığı hallerde yargılama dosya üzerinden de sonuçlandırılabilir.İkinci olarak, dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde çözümekavuşturulamayacak hukuki ve olgusal sorunların bulunmaması gibi istisnaidurumlarda da sözlü yargılamadan imtina edilebilir (Aynı yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. Jussila/Finlandiya [BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, § 41; Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ve Diğer 7 Başvuru/Türkiye [k.k.], B. Nos: 40988/06 vd.,2/7/2013; ve Hakansson ve Sturesson/İsveç, B.No: 11855/85, 21/2/1990, § 66).
41. Başvurucu idari para cezasına ve İlk Derece Mahkemesininkararına karşı yaptığı itirazlarda ısrarlı biçimde, müeyyideye konusundurmaların onaylı yerleşim planında yer aldıklarını ve 3194 sayılı Kanun’un21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da ayrı bir yapı ruhsatıgerektirmediklerini ileri sürmüştür. Belediyenin ise yapıların müeyyideyigerektiren kaçak yapı olduğunda ısrar ettiği anlaşılmaktadır. Başvurucu, uyuşmazlığınçözüme kavuşturulması için duruşmalı yargılamanın yanı sıra keşif yapılmasınıve bilirkişi raporu alınmasını da talep etmiştir. ‘
42. Anayasa Mahkemesi, idari para cezasının uygulandığıyapıların onaylı yerleşim planında bulunup bulunmadıkları ve yapılmalarının herhâlükârda izne tabi olup olmadığıhususların taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturduğunu vebaşvurucuya buna ilişkin delillerini sunma ve iddialarını dile getirme imkânıtanınması gerektiğini değerlendirmektedir.
43. Yalova 1. Sulh Ceza Mahkemesi, başvurucunun itirazınımuhatap Altınova Belediye Başkanlığına tebliğ etmiş, ancak Kanun’un amirhükmüne aykırı biçimde, gelen görüş yazısını ve eklerini başvurucuyailetmemiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Asliye Ceza Mahkemesine verdiğiitiraz dilekçesinde idarenin Sulh Ceza Mahkemesine sunduğu görüşün kendisinetebliğ edilmediği hususunu dile getirmediğinin farkındadır. Ancak, tebliğeksikliği neticesinde, başvurucu karşı iddialarını en azından yazılı olaraksunma hakkından mahrum kalmıştır. Bu nedenle, yargılamanın esasına etkili iddiave delillerin dile getirilmesine olanak tanıyacak diğer imkânların başvurucuyatanınıp tanınmadığının daha dikkatli incelenmesi gerekmektedir.
44. Adalet Bakanlığının görüşünde atıfta bulunduğu, Jussila/Finlandiya kararında başvurucu, vergicezasını kesen görevlinin yazılı beyanının mahkemece alınmasını ve kendisinetebliğini sağlamış, bu beyana karşı cevap vermiş ve kendi seçtiği bilirkişiyehazırlattığı mütalaayı dosyaya sunabilmiştir (Bkz. yukarıda anılan Jussila/Finlandiya [BD], § 11).Bununla birlikte, eldeki başvuruya konu davada başvurucuya, idarenin görüşünekarşı beyanda bulunma imkânı tanınmamıştır. Dolayısıyla, atıf yapılan AİHMkararının koşulları somut olaydakinden farklılık arz etmektedir.
45. Diğer yandan Bakanlık görüşünde, başvurucunun dosyaüzerinden yargılama yapıldığı şikâyetine ilişkin olarak, para cezasına itirazdilekçesinde başvurucunun duruşma talebinde bulunmadığı belirtilmiştir.
46. Bununla birlikte başvurucu, uyuşmazlığın çözümünde etkilibir delil olarak keşif yapılmasını talep etmiştir. Ayrıca, sözlü yargılamahakkını, salt adliye binalarındaki duruşmalara hasretmek, bu hakkın kapsamınınve anlamının sınırlandırılması sonucuna yol açacaktır. Tarafların, mahkemeninhuzurunda iddia ve savunmalarını dile getirebilmesine olanak tanıyan keşifusulü, sözlü yargılama hakkının sağlanmasına da hizmet edecektir.
47. Bu bakımdan, 5326 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca,5271 sayılı Kanun’un keşif ve bilirkişiye ilişkin hükümleri idari itirazusulüne de uygulanır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 84. maddesinde ise keşifesnasında “şüpheli, sanık, mağdur vebunların müdafii ve vekili”nin hazır bulunabileceği vekeşif tarihinden haberdar edilecekleri öngörülmektedir.
48. Somut olayda, hem uyuşmazlığın karara bağlanmasınayardımcı olacak hem de sözlü yargılama hakkına olanak tanıyacak keşif talebiise cevapsız bırakılmak suretiyle reddedilmiştir.
49. Başvurucu, Sulh ve Asliye Ceza Mahkemelerininkararlarının yeterince gerekçelendirilmediğinden de şikâyet etmiştir.
50. Anayasa’nın 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
51. Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin, adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesindegözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (Bkz. AhmetSağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 49).
52. Anılan kural uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarınıngerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri,dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerindeğerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını,uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdiryetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bugerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması vemakul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkınınihlalinden söz edilemez (Bkz. İbrahim Ataş,B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).
53. Makul gerekçe, davaya konu olay ve olguların mahkemecenasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksaldüzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hükümarasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o davayönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerinianlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş,hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleriözenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün vebuna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (Bkz. İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013,§ 24).
54. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Ancak, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıtverilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmışolması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra, kanun yolumahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, bu hakkın ihlaledildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu türkararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olacaktır. Bu halde, üst derecelimahkeme tarafından benimseme yöntemiyle önceki mahkeme kararının gerekçesininkabul edildiği değerlendirilmektedir (Bkz. MuhittinKaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26; aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Van de Hurk/Hollanda,B. No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).
55. Başvurucu, Derece Mahkemelerinin kararlarının tatminedici olmadığını, kararlarda yasal hükümlerin somut olayla bağlantısınınkurulmadığını ve iddialarının karşılanmadığını ileri sürmektedir.
56. Yalova 1. Sulh Ceza Mahkemesi kararında, idari paracezasının hangi nedenle verildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş, AltınovaBelediye Başkanlığının yaptırım kararının tarih ve sayısına atıf yapmaklayetinilmiştir.
57. İddia ve savunma bakımından ise başvurucunun, kararın “hukuka uygun olmadığını” iddia ettiği veidarenin de yaptırımın “hukuka uygun olması”nedeniyle itirazın reddini talep ettiğine yer verilmiştir. Mahkemenin deitirazın reddine karar verirken, dosya içerisindeki bilgi ve belgeleribelirttikten sonra, “idari yaptırımkararında herhangi bir hukuka aykırılık durumu tespit edilememiş”olması dışında bir gerekçeden bahsetmediği anlaşılmaktadır.
58. Mahkemelerden, kişilerin tüm iddialarına ayrıntılıbiçimde cevap vermeleri beklenilemez. Ancak, uyuşmazlığın çözümüne yönelikesaslı unsurların gerekçe haricinde bırakılmaması gerekmektedir.
59. Eldeki başvuruya konu yargılama bakımından, idariyaptırımın uygulanmasına sebebiyet veren yapıların gerçekten onaylı yerleşimplanında yer alıp almadığı ve 3194 sayılıKanun’un 21. maddesinin üçüncü fıkrasıuyarınca ayrı bir izne tabi olup olmadıkları hususlarının, uyuşmazlığın esasınıoluşturdukları ve Mahkeme kararlarında karşılanmaları gerektiği açıktır.
60. Bununla birlikte Mahkemenin kararlarında, idariyaptırımda bir hukuksuzluk bulunmadığı yönündeki genel bir ibare haricinde,muhatap idarenin başvurucunun iddialarına karşı ne şekilde bir savunmayaptığını gösteren ve Mahkemelerin neden başvurucunun savlarını kabuletmediğine, yapıların onaylı yerleşim planında bulundukları ve izingerektirmedikleri yönündeki itirazlarının nasıl karşılandığına dair bir gerekçelendirmeyeyer verilmemiştir.
61. İlk Derece Mahkemesinin kararı bu haliyle, itiraza konuolayların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere vehukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyma ve olaylar ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterme gereksinimini karşılamamaktadır. Üst mahkemeye yapılanitirazın reddinde de belirtilen eksiklik giderilmemiştir. Belirtilen hususlardikkate alındığında, Derece Mahkemelerinin kararlarının yeterligerekçelendirmeyi içermediği anlaşılmaktadır.
62. Yukarıda açıklanan hususlar bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine güvence altınaalınmış olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
63. Başvurucu, yenidenyargılamaya karar verilmesini talep etmiştir.
64. Adalet Bakanlığı yazısında,başvurucuların taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.
65. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
66. Mevcut başvuruda,hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
67. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan “hakkaniyete uygunyargılanma hakkı”nınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Yalova 1. Sulh CezaMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
15/4/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.