TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EBRU YAMAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3310)
Karar Tarihi: 2/2/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucular
:
1- Ebru YAMAN
2- Okan GÜLTEKİN
3- Muhammet ALAGAŞ
4- Oğulcan DAMAR
5-Mustafa ÇETİN
6- Yasin ÜNVER
7- Bora Yaşar BAYRAK
Vekilleri
:
Av. İzzet ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundanbahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyleeğitim eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle demakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine İzmirBölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. 2014/3313, 2014/3775, 2014/3776, 2014/5797, 2014/6381 ve2014/14567 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukukiirtibatları nedeniyle 2014/3310 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine kararverilmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüşbildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan EgeÜniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir.
8. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafındanyayımlanan "2011 Öğrenci Seçme veYerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor ÖğretmenliğiProgramı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilanedilmiştir.
9. Sınav sonucunda 1. başvurucu bayan adaylar arasında 7. yedek;diğer başvurucular ise erkek adaylar arasında sırasıyla 15., 13., 8., 6., 5. ve10. sırada yer alarak asıl listeye girememiştir.
10. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılanduyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonraboş kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boşkontenjanların ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağıbelirtilmiştir.
11. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asılolarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığınagönderilmiştir.
12. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıylakayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına görehazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş velistede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde yapılmıştır.Başvurucular, anılan yedek listesinde isimlerinin yer alması üzerine çeşitliüniversitelerin aynı ya da benzer programlarını asıl olarak kazanmış olmalarınarağmen, bu programları tercih etmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerekEge Üniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kayıt yaptırmışlardır.
13. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listedeolan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerininpersonel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıllisteden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.
14. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydıyapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile YükseköğretimKurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjansayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur.
15. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek listeilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığıduyurulmuştur.
16. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğedilmiştir.
17. Bu gelişme üzerine,Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisleyedek liste üzerinden kaydı yapılan 22 öğrencinin üniversite ile ilişiklerikesilmiştir.
18. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıklarıiptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir 2.İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir 1. İdareMahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmirBölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündekikararlara yapılan itirazlar 17/1/2012 tarihinde kabul edilmiş, diğerleriyönünden yapılan itirazlar 31/1/2012 tarihinde reddedilmiştir. Böylece davakonusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur.
19. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okuldaöğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir.
20. İzmir 1. ve 2. İdare Mahkemeleri, Mayıs-Haziran-Temmuz 2012tarihlerinde verdikleri kararlar ile başvurucuların davalarını reddetmiştir.Karar gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:
İzmir 1. İdare Mahkemesi:
"..., davacının idarenin personelinin açık hataya düşerek yaptığıişlemler nedeniyle hukuka aykırı biçimde kontenjan fazlası olarak 23/9/2011tarihinde yapılan kaydının, idari istikrar süreleri geçirilmeksizin dava konusu19/10/2011 tarihli işlemle geri alınarak, okuluyla ilişiğinin kesilmesineilişkin işlemde, yasal ve hukuksal aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, uyuşmazlığın maddi çerçevesiningereği olarak davacının idarenin hukuka aykırı işlemlerine dayanılarak yapılmışolan kayıt ile davacının öznem kazanımı olan öğrencilik hakkının, yönetselsüreklilik ve hukuk güvenliği ilkeleri uyarınca korunması gerekipgerekmediğinin irdelenmesi ve dava konusu işlemin bu yönden hukuka uygunlukdenetiminin yapılması gerekmektedir.
Özellikle yönetim hukuku alanında daha çokkamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak idarece yapılan terfi veyükselmelerinin ya da parasal hakları yönünden yapılmış ödemelerinin gerialınmasına ilişkin işlemlere yönelik uyuşmazlıklara ilişkin olarak Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulu Kararları ile oluşturulan ilkelerin, yönetsel yargıyerlerince başkaca uyuşmazlıklarda özgülenerek uygulanageldiği bilinmektedir.Bu ilkeler çerçevesinde, kural olarak bireyin hilesi ya da yanıltması olmadanidarece hukuka aykırı olarak tesis edilen ve birey yönünden belli bir süreuygulanarak öznel kazanımlar oluşturan işlemler ancak 'dava açma' süreleriiçinde idarelerce geri alınabilecektir. Ancak aykırılık, açık hata ya daişlemin 'yok' sayılmasını gerektirecek derecede hukuksal sakatlıktankaynaklanıyor veya işlem bireyin kolayca anlayabileceği kadar açık aykırılıklartaşıyor ise idarece her zaman geri alınabilecektir. Bu anlamda, mevzuathükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıtya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerininbeklenemeyeceği hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırıdavranılmış ve bu durum da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise idareninaçık hatasından söz edilebilir (Bu niteleme için Danıştay 10. Dairesinin18/5/2005 gün, 2003/4745 E., 2005/2591 K. sayılı kararına bakılabilir.) Diğeryandan, hukuka aykırı işlemlere dayanılarak elde edilen kazanımlarınkorunmasında önemli koşullardan biri de kazanımların salt öznel nitelikteolması ve kamu yararı ile çelişmemesi koşulu olmaktadır.
Olayda, her ne kadar davacının kontenjanfazlası olarak öğrencilik kaydının yapıldığı süreçte idarece hukuka aykırıolarak tesis edildiği görülen işlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenleişlemlerin tesis edilmesinde kişisel olarak idareyi yanıltması olanağıbulunmadığı görülmekte ise de, Mahkememizce anayasal düzeyde koruma göreneğitim hakkının kullanılmasında, ülkemizin olanaklarının kısıtlılığı nedeniylefırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kuralların getirdiğisınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece 'açık hata'yadüşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptal edilmesinde hukuk güvenliğive idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacının hata ya da hilesibulunmadan salt davalı idarenin açık hatasına dayanılarak elde edilenöğrencilik hakkının korunmasının tek yolunun, davalı üniversitedeki öğrencilikhakkının fiilen sürdürülmesi ya da fiili durumun hukuksallaştırılmasıolmamalıdır. Hukuk sistemimizde, dava konusu işlem nedeniyle davacılarınözellikle başka alan ve üniversitelerde eğitim hakkının kullanılmasınınengellenmiş olması bakımından, varsa idarenin işlemlerinden kaynaklananhukuksal sorumlulukları nedeni ile kullanılabilecek başkaca hukuksal yollarınbulunduğu da açıktır.
..."
İzmir 2. İdare Mahkemesi:
"...
Bilindiği üzere, kazanılmış hakların korunması, idari istikrar, idareyegüven, haklı beklenti gibi ilkeler hukuk devletinin unsurları arasında yeralmakta olup, bu ilkeler genel olarak idarenin tesis ettiği işlemleregüvenmeyi, onların hukuki ve geçerli sebepler olmadan geri alınıpdeğiştirilmeyeceğine inancı ifade etmektedir. Nitekim, Danıştayın 1973 tarih veE:1968/8, K:1973/14 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre idare, hukukaaykırı işlemlerini ancak idari dava açma süresi içinde geri alabilir. Bu süregeçtikten sonra hukuka aykırı da olsa işlemini geri alması, idari istikrar veidareye güven ilkeleriyle bağdaşmaz. Ancak, işlemin yoklukla sakat olması, açıkhatanın bulunması, ve/veya, hatalı işlemin tesisindeilgilinin hilesi, yönlendirmesi ve yanıltması söz konusu ise, hatalı işlemlerinher zaman geri alınabilmesi mümkündür.
Bunun yanında, haklı beklenti ve kazanılmış hak da hukuk devletiilkelerindendir. Ancak, haklı beklentiden söz edebilmek için, meşru zemindeelde edilen bir statünün doğal sonuçlarının ve o statünün elde edildiği tarihtebilinen getirilerinin sonradan idarece değiştirilmemesi gerekir. Burada, statüiçin aranan koşulları meşru olarak yerine getirmiş olma kriteri belirleyicidir.Yukarıda anılan hukuk ilkesi doğrultusunda ihtilaf ele alınacak olursaöncelikle yapılan işlemin 'hukuka aykırı işlemin geri alınması' olduğunubelirtmek ve bunun hukuki tahlilini yapmak gerekmektedir.
Olayda, davacı öğrenci, normal şartlarda kayıt hakkı olan bir öğrenciolmayıp, memur hatasıyla kontenjan fazlası olarak kaydedilmiş, bir başkadeyişle, memur hatası sonucu öğrenci statüsünü elde etmiş, hukuka aykırı biçimdekontenjan fazlası olarak yapılan kaydının ise, idari istikrar sürelerigeçirilmeksizin dava konusu işlemle geri alındığı görülmüş olduğundan, hatalıolarak yapılan kayıt işleminin davacı için kazanılmış hak olarak kabulüneolanak bulunmadığı gibi, haklı beklenti ve idareye güven ilkelerineaykırılıktan da söz edilememektedir.
Bu durumda, kayıt hakkı kazanmadığı halde idarece hatalı olarak öğrencikaydı yapılan davacının üniversiteden kaydının silinmesine ilişkin dava konusuişlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
..."
21. Söz konusu kararlar gereğince başvurucuların okul kayıtlarıidare tarafından silinmiştir.
22. Başvurucular tarafından temyiz edilen kararlar, DanıştaySekizinci Dairesinin sırasıyla 29/1/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 29/1/2013,8/4/2013, 29/1/2013tarihlerinde vermiş olduğu kararlar ile onanmış,başvurucuların karar düzeltme talepleri yine aynı Dairenin sırasıyla19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 23/1/2014, 23/1/2014 ve24/6/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.
23. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 12/2/2014,12/2/2014, 17/2/2014,17/2/2014,24/3/2014, 7/4/2014 ve 4/8/2014 tarihlerindetebliğ edilmiştir.
24. Başvurucular sırasıyla 12/3/2014, 12/3/2014, 18/3/2014,18/3/2014, 24/4/2014, 7/5/2014 ve 2/9/2014 tarihlerinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
25. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşanzararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davasıaçmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulükısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararların bir kısmı Danıştay SekizinciDairesi tarafından onanırken, bir kısmı ise miktar yönünden bozulmuştur. Anılankararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalar henüzsonuçlandırılmamıştır.
26. Başvuruculardan Mustafa Çetin'in açtığı tam yargı davası iseİzmir 3. İdare Mahkemesinin 10/6/2014 tarihli ve E.2014/813, K.2014/906 sayılıkararıyla süre aşımından reddedilmiştir. Temyiz edilen bu karar, DanıştaySekizinci Dairesinin 4/12/2014 tarihli ve E.2014/9478, K.2014/9704 sayılıkararıyla onanmış, karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 9/7/2015 tarihli veE.2015/5285, K.2015/6699 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
B. İlgili Hukuk
27. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "YükseköğretimKurulunun görevleri" başlıklı 7. maddesinin (h) bendi şöyledir:
"Üniversitelerinher eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrencisayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması,kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusundaortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesive kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"
28. Aynı Kanunun "Yükseköğretimegiriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un 14.maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:
"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân vefırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulutarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."
29. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli veE.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:
"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyleuğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevizararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğuneğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıleğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar içintalep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararındavacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminatisteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesinekarar verilmiştir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilenkararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasınabağlıdır.
İdare Mahkemesince maddi tazminat istemininkısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usulve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararınbu kısımlarının onanması gerekmektedir.
Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevitazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminegelince;
Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydanagelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatminaracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyiamaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ileorantılı olması gerekmektedir.
Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirkenilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğuelem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukukaaykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarınbelirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikleüniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerindegerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğutartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatlidavranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yılüniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli vezararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminatmiktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığıgörülmektedir.
Bu durumda, anne-baba ve öğrenci içinmahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevitazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göreMahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdareMahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevitazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yenidenkarar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,...karar verildi"
30. Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli veE.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararıda şöyledir:
"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'yeyanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığınıöne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasalfaiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğualanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşükolarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorundakaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilenişlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı dövizkarşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi birkusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın MilliEğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği,davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucudavacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı veöğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem veızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla 3.000.000.000.-lira manevitazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesigerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmenkabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunanMilli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasınınaçılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin davakonusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönündendavacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatayasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; madditazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatınolayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindekiiptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM' nindavakonusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacınınmaddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmınınonanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkinkısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarıncadüzeltilmesi istemi,
...
İstemde bulunanlar tarafından öne sürülendüzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisineuymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,...karar verildi."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
32. Başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO Beden Eğitimi ve SporÖğretmenliği Bölümüne yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandıklarını, bununüzerine, bir kısmının başka bir üniversitede kayıt yaptırmış olmasına rağmen,resmi duyuruya itibar ederek diğer programdaki kayıtlarını sildirdiğini, birkısmının ise asıl listeden girmeye hak kazandıkları çeşitli üniversitelerdekiaynı ya da benzer programlara kaydolmayıp Ege Üniversitesine kaydolduğunubelirtmişlerdir. Başvurucular, eğitime devam etmekte iken Rektörlükçe19/10/2011 tarihi itibarıyla okulla ilişiklerinin kesildiğinin bildirildiğini,bu işlemin iptali istemiyle açtıkları davaların reddedildiğini ifadeetmektedir. Başvurucular ayrıca, idarenin hatası yüzünden, asıl olarakkazandıkları üniversitelerde eğitim görme hakkını da kaybettiklerini,yargılamaların uzun sürdüğünü belirterek, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.maddelerinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkı ile makul süredeyargılanma hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespiti ileyargılamanın yenilenmesini ve öğrenci statülerinin taraflarına iade edilmesini,bu talebin uygun görülmemesi hâlinde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
33. Başvurucuların, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.maddelerinden bahisle eğitim ve öğrenim hakkı ile makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiği yolundaki şikâyetlerinin, iki ayrıbaşlık altındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Eğitim ve ÖğrenimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“Kimse, eğitim veöğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilirve düzenlenir.”
35. Sözleşme’ye ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu EkProtokol’ün “Eğitim hakkı”başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksunbırakılamaz. ...”
36. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenineğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkınınkapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
37. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiçkimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesineğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyenbu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitimhakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir.Birinci cümledeki temel kuralın “eğitimhakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur.
38. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim veöğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla yükseköğrenim de dâhileğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddütbulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],B. No:2013/7860, 3/3/2016, § 53).
39. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatifödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim veöğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununlabirlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkinbir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitimve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişiminsağlanmasını güvence altına almaktadır (SelçukTaşdemir [GK], § 66).
40. İdarenin hatası ile de olsa yükseköğretim kurumuna resmikaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusukaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesindenkaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekmektedir (ayrıca,üniversiteye giriş için gerekli koşulları taşımayan engelli bir kişininşikâyetinin eğitim hakkı kapsamında incelenmesine ilişkin AİHM kararı içinbkz. Lukach/Rusya, B.No:48041/99, 16/11/1999).
41. Öte yandan, başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitimkurumundan kaydının silinmesi, anılan kurumdaki eğitimine son verilmesisonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.
42. Bu değerlendirmelerden sonra, başvurunun kabul edilebilirlikhususunun incelenmesi gerekmektedir.
43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiğibelirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemeleriningidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).
46. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuruyollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerindeolağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna,iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesindegiderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincillikniteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemelerönünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusuedilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler deAnayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).
47. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; IşılYaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
48. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda 50kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege ÜniversitesiBESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt süresinin dolmasınınardından 50 kişilik asıl listede olup da kaydını süresinde yaptıran bazıöğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye alınmaması nedeniylegerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış ve söz konusukontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare daha sonrayaptığı hatayı farkederek olması gerekenden çok sayıda öğrenci kaydıyapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve yedek listedenhataen kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarakkontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesiüzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları 19/10/2011tarihli işlemle idarece silinmiştir. Başvurucular da bu kapsamda kaydı silinenöğrenciler arasındadır.
49. Somut olayda idarece hata yapılmasa idi söz konusu okulabaşvurucuların kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda birihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucular da aksi yönde bir iddia ilerisürmemektedirler. Başvurucular, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde asılolarak girmeye hak kazandıkları bölümlerde öğrenim görme hakkını dakaybettiklerinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka aykırılığından ziyade buişlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedirler.
50. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz merciiolarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işleminyapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, davaaçma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir(bkz. Danıştay 8.D.; 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).
51. Somut olayda, başvurucular hakkında idarenin hatasınedeniyle yapılan kayıt işlemleriyaklaşık bir aylık bir süreden sonra yanialtmış günlük dava açma süresi içerisinde idarece geri alınmıştır.
52. İdare mahkemeleri, olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitimhakkının kullanılmasında getirilen kurallara aykırı şekilde idarece hatayadüşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının idari istikrar süreleri içerisindegeri alınmasında hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılıkbulunmadığı gerekçesiyle iptal davalarını reddetmişlerdir.
53. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenlemeyapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır.Devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdiralanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesiyükseldikçe artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımındanönemine bağlı olarak azalmaktadır (YükselBaran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).
54. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğudurumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik bir bakış açısıyla, sunulanhizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisivardır (İngrid Jordebo Foundation ofChristian Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No:11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullarda asgari seviyede yeterlieğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteyekabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla vebelli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1 numaralı Protokolün ikincimaddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantinove Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09, 29284/09, 64090/09, 2/4/2013,§ 46).
55. Bu bağlamda, üniversiteye giriş için kontenjan sınırlamasıve sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bukoşullar yerine getirilmeksizin hataen elde edilen öğrencilik statüsünün gerialınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.
56. Somut olayda başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO'ya girişhakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM tarafındanbelirlenen kontenjan içerisine girememişler ve dolayısıyla anılan okula kayıthakkı kazanamamışlardır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucular kaydedilmiş,durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt işlemleri gerialınmıştır.
57. Buna göre, somut olayın koşulları, başvurucularınşikâyetleri, özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandıklarıdiğer okullarda eğitim görme hakkını da kaybetmiş olmaları ve eğitim hakkınınkapsamı dikkate alındığında, idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statününhukuka uygunluk denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalingiderimi için elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.
58. Diğer taraftan, başvuruculara atfedilebilir bir kusurunbulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönündenidarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacakbir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
59. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukukukuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereğitazmin edilmektedir.
60. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlemdolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tamyargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibiilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğiveya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihindenitibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."hükmü yer almaktadır.
61. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idariişlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargıdavasını birlikte açabilmelerinin yanısıra üçüncü bir yol olarak, ilk önceiptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davasıaçabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptaldavasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptaldavasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptaldavasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.
62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında dadeğinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülenmekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmalarınözellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,8/7/1999, § 76).
63.İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazminineyönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış tam yargıdavalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan başvurukonusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi kararlarının,ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan kaynaklanan zararlarıntazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 29-30).
64. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesindedüzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönündenidarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânınısağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucuların şikâyetleriaçısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde birbaşarı imkânı sunmaktadır.
65. Somut olayda, Mustafa Çetin dışındaki başvurucuların idaremahkemesi nezdinde açmış oldukları ve bakılan uyuşmazlık açısından etkiligiderim yolu olan tam yargı davasının karar düzeltme aşamasında olduğu ve henüzkesinleşmediği dikkate alındığında söz konusu tam yargı davasının sonucubeklenilmeden ikincil nitelikteki bireysel başvuru yoluna başvurulduğugörülmektedir.
66. Öte yandan, başvuruculardan Mustafa Çetin'in ise diğerbaşvurucular gibi iptal davasını müteakip daha etkili giderim yolu olan tamyargı davası açtığı, ancak bu davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği ve bukararın temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır (bkz. § 26 ).
67. Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yoluntüketildiği anlamına gelmez. Etkili ve sonuç almaya yeterli görerek başvurulanbir kanun yolunda, o kanun yolu için öngörülmüş olan yöntem, biçim, süre vediğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir (Halit Abdullah, B. No: 2012/26, 26/3/2013, § 21).
68. Bu durumda, başvurucu Mustafa Çetin'in dava açma süresiningeçirilmesinden sonra tam yargı davası açmak suretiyle, bu süreci kendiliğindenetkisiz kıldığı ve böylece olağan kanun yollarını usulüne uygun bir şekildetüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir.
69. Açıklanan nedenlerle başvurunun eğitim ve öğretim hakkınınihlal edildiğine ilişkin kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
70. Başvurucular, açmış oldukları iptal davalarının makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
71. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
72. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında AnayasaMahkemesince ortaya konulan ilkeler çerçevesinde medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir (bkz. Güher Ergun ve Diğerleri).
73. Anayasa Mahkemesi, davaların makul süre içerisindetamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününüele alarak, bu sürenin makul olup olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır(Kemal Vural, B. No: 2014/1512,30/6/2014, § 48).
74. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulur (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41-45).
75. Başvuruya konu yargılama süreçleri incelendiğinde; 4/11/2011tarihinde açılan ve Danıştay Sekizinci Dairesinin sırasıyla 19/12/2013,19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 23/1/2014, 23/1/2014 ve 24/6/2014 tarihlikararları ile karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilen davalardayargılamanın, iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 1 ay 15 günile 2 yıl 7 ay 20 gün arasında sürdüğü, yargılamaların bütünü dikkatealındığında yargılama sürelerinde başvurucuların haklarını ihlal edecek birgecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
76. Açıklanan nedenlerle, makul sürede yargılanma hakkınayönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,OYBİRLİĞİYLE 2/2/2017 tarihinde karar verildi.