TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ECEVİT ŞAHİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5830)
Karar Tarihi: 18/2/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
Ecevit ŞAHİN
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör örgütü üyeleri tarafından babası yaralandığıhalde bu durumu dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma vemülkiyet haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, terör örgütü mensupları tarafından babası R.Ş.nin 6/6/1993 tarihinde yaralandığını beyan etmiş ve buözel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmekzorunda kaldığını iddia etmiştir.
8. Başvurucu 6/9/2007 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuştur.
9. Komisyon 24/9/2010 tarihli ve 2010/1-210 sayılı kararındaterör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvuruda dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Dağçatı köyü boşalmadığından, korucu aileleri dışında köydeikamet eden başka aileler de bulunduğundan, nüfus sayım sonuçlarına göre köydeyoğun bir nüfus yaşadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı mevcutolmadığından bahisle talebin reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Batmanİdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
11. Batman İdare Mahkemesinin 15/2/2012 tarihli ve E.2011/684,K.2012/938 sayılı kararı ile Batman İl Jandarma Komutanlığının boşalan veboşaltılan köylere ilişkin yazısında Dağçatı köyünün1993-2000 tarihleri arasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifade edildiği,köyde geçici köy korucusu ile gönüllü köy korucusu görevlendirildiği vekoruculuk sisteminin olduğu, korucuların ailelerinin haricinde köyde 48 haneninbulunduğu, köy nüfusunun 1990 yılında 581, 1997 yılında 563, 2000 yılında 719kişi olduğu; 1990–2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, 2000yılı sonrasında da sandık kurularak seçimlerin düzenli olarakgerçekleştirildiği, Dağçatı Köyü İlköğretim Okulunungüvenlik sebebiyle eğitim ve öğretime kapatılan okullar arasında yer almadığı, Dağçatı köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla daolsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı zararın anılan köyün tamamenboşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısınınyaşanmamış olması ve başvurucuya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısınınbulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarecekarşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinehükmedilmiştir.
12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/4845, K.2013/532 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. Onama kararı başvurucuya10/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 1/8/2013 tarihlerde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
15. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımısonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemeküzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşlarıtarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeşkatından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katıtutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katıtutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenennakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasailişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, idarenin köy halkına "Köy korucusuol yahut köyü terk et." şeklinde yaptığı baskı ve zorlamaya kendisinin demaruz kalmasının dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkinraporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirten belgelerve terör örgütü mensuplarınca babası R.Ş.ninyaralanmasına dair özel durumu dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamışolduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmamasına dayanılarak sunduğu belgelerin değerlendirilmediğini,idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bu belgeler tebliğedilmemek suretiyle kendisinesavunma yapma imkânıtanınmadan karar verildiğini ve bu kararın adil olmadığını belirtmiştir.
18. Başvurucu; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtivaetmediğini, sunduğu belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere dayalıolarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili vegerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, davasının reddinekarar verilmesi nedeniyle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmenşahsına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldığını,idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucumülkiyet hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’dayazmayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebininreddedildiğini, ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87.,125. ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş vemaddi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucu, 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesindeidarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucumaruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderimsağlanması imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlaliddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesisonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiasıyönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal iddialarıaşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim talebininve akabinde açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesindetanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
22. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığınhangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtileniddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibifarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
23. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
24. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
25. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel birkanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
26. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucu; sunduğu bilgi, belge ve deliller dikkatealınmadan sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
29. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
30. Somut başvuruda yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
iii. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.
33. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri kararlarındadenetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
34. Somut başvurunun incelenmesinde başvurucunun taleplerinin5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında DereceMahkemesince yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığınınçeşitli idari kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamındadeğerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunuetkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 11), İlkDerece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmaksuretiyle kanun yolu mahkemesinin denetiminden (bkz. § 12) geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmamaktadır.
35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar haklarınınihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
36. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
37. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
39. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi (6/9/2007) ile nihai karar tarihi (31/1/2013) arasında geçen 5 yıl 4aylık sürede uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönde bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
v. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
41. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
42. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun,babası R.Ş.nin 6/6/1993 tarihinde terör örgütümensuplarınca yaralanması noktasındaki özel durumu dikkate alınmaksızınMahkemece mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnelölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
43. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomikve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendiistekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıklarızararlarının kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
44. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundanhareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesineyasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; CahitTekin, §§ 84, 85).
45. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi hususundaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, §§45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, § 88). Bu konudakitakdir, esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesikararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir temel hakveya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı birdeğerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin, § 88).
46. Başvurucunun, babasının terör örgütü mensuplarıncayaralanmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köyünü terk ettiği ve oluşanzararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ilerisürdüğü ve belirtilen vakıaya ilişkin soruşturma evrakını Derece Mahkemesineibraz ederek yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısınedeni ile terk ettiği noktasındaki özel durumunun dikkate alınmasını talepettiği anlaşılmaktadır.
47. Bu çerçevede başvurucunun en yakın aile fertlerinden olanbabasının terör örgütü mensuplarınca yaralanması, bu olay hakkında yargılamadosyasındaki somut bulgular, soruşturma evrakı nazara alındığında, belirtilenolay akabinde başvurucunun yerleşim yerinden ayrıldığı iddiası karşısındabaşvurucunun talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi içinnesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli olmayıp yerleşim yerini teröreylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terkedip etmediği noktasında farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesigerekmesine rağmen Derece Mahkemesince anılan incelemelerin yapılmadığı tespitedilmiştir. Talepler hakkında değerlendirme yapılırken başvurucunun özeldurumunun incelenmemesi, Kanun’un amacının yanı sıra yakın hısımı terör örgütümensuplarınca yaralanan başvurucunun yerleşim yerini terör olaylarındankaynaklanan güvenlik kaygısı ile terk edip etmediği konusundaki maddi vakıanıntespitine de uygun görülmemektedir.
48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
49. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
50. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği maddi tazminatmiktarlarının ödenmesi talebinde bulunmuştur.
51. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
52. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundanihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
53. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998.35 TLyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığınabaşvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olmasıhalinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre içinyasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.