TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EDİP ELMA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14826)
Karar Tarihi: 18/4/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 25/6/2019-30812
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucular
:
1. Edip ELMA
2. Murat TAVŞAN
3. Naim ERDOĞAN
4. Yunus DEMİR
Vekili
:
Av. Emrullah BEYTAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, polis memurları tarafından darbedilme vehakarete maruz kalma ile bu olayla ilgili olarak etkili soruşturmayürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 2/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular 1/10/2014 tarihinde özel araçlarıylaseyir hâlinde iken Ankara Altındağ Demirfırka Polis Karakolunun bulunduğusokakta, Motosikletli Timler Amirliğinde görevli polis memurlarının araçtanşüphelenmeleri üzerine durdurulmuşlardır. Polis memurları, başvurucularıaraçtan indirerek kimlik kontrolü yapmıştır.
9. Başvurucuların kimliklerini ibraz etmeleri sırasındapolis memurları ile aralarında birtakım olaylar yaşanmıştır.
A. Taraf Beyanları
10. Başvurucuların anlatımlarına göre olaylar şöylegelişmiştir:
i. Naim Erdoğan'ın kimliğini kontrol eden polis memuru,kimlikte belirtilen yaşın gerçekte olduğundan küçük olduğunu düşünerek NaimErdoğan'a mesleği ve askerlik durumu ile ilgili sorular sormuş, Naim Erdoğan'ınöğrenci olduğunu söylemesi üzerine öğrenci kimliğini görmek istemiştir. NaimErdoğan'ın öğrenci kimliğini cüzdanının içinden göstermesi üzerine polis memurusinirlenerek hakaret etmiş ve üstüne yürümüştür.
ii. Polis memurları, araya girmek istemesi üzerine YunusDemir'in üstüne yürümüş, diğer polisler de yanlarına gelerek kendilerinikelepçelemiş, sinkaflı sözlerle hakaret etmeye başlamış ve fiziksel şiddetuygulamışlardır. Polis memurları bu sırada -özellikle Yunus Demir olmak üzere-kendilerine yoğun miktarda biber gazı sıkmışlardır.
iii. Yunus Demir ekip aracına bindirilmiş ve buradadarbedilmiştir. Polis memurları "Burası Bitlis, Iğdır değil."şeklinde de söylemlerde bulunmuşlardır.
iv. Daha önce önden taktıkları kelepçeleri çıkarıparkadan takarak Yunus Demir dışındakileri araçlarına bindirerek -aracıpolislerden biri kullanmak suretiyle- 19 Mayıs Stadyumu içinde bulunan polismerkezine götürmüşlerdir. Götürüldükleri odanın içinde on polis memurutarafından 4-5 dakika boyunca darbedilmişlerdir. Daha sonra sivil giyimlibirinin gelerek "Burada ne yapıyorsunuz, dayak işini bırakın, herkesişini yapsın, işi olmayan dışarı çıksın." demesi üzerine beş altıpolis memuru odayı terk etmiştir. Kalan polis memurları kendilerini duvaradayamış ve onlara tekme atarak bacaklarını açtırmış, üst araması yapmışlardır.Bu sırada polis memurları küfretmeye devam etmişlerdir.
v. Yunus Demir diğerlerinden farklı bir polis merkezinegötürülmüş ve burada darbedilmiştir. Kafasına ve burnuna darbe almış, aldığıdarbeler nedeniyle burnunda kanama meydana gelmiştir.
vi. Diğerlerinin duvar dibine sıralandıkları sırada YunusDemir de burnu kanar hâlde, gözü kanlanmış ve yüzü kızarmış şekilde yanlarınagelmiştir. GBT kontrolü yapıldıktan sonra iki kişilik araç içine dört kişibindirilerek adli muayene raporu alınması için muayeneye götürülmüşlerdir.
vii. Sağlık muayenesi sırasında darbedildiklerini beyanetmelerine karşın muayene özenli yapılmamış ve yaralanmalarının neler olduğukendilerine sorulmuştur. Yaralanmaların belirtileri henüz ortaya çıkmadığındanbazı yaralanmaları tespit edilememiştir. Polis memurları sağlık raporlarınıdüzenleyen sağlık personeli ile görüşmüştür.
11. Polis memurlarının yargılama aşamasında alınanifadeleri şöyledir:
i. Polis Memuru N.K.nın beyanı şöyledir:
"Olay tarihinde yunus ekibi olarakdiğer müşteki sanıkların aracından şüphelendiğimizden araçlarını sağaçekmelerini istedik. Kimliklerini istedik. Bu sırada Naim isimli sanık bizehitaben 'kimlik vermeyiz' şeklinde sinkaflı küfürler etti. Biz kendisiniuyardık. Bu sırada araçtan inen diğer 3 müşteki sanık da bizlere karşı sinkaflışekilde küfürler ettiler. Biz kimlikleri almak için ısrar ettiğimizdesanıklardan Yunus Demir E... arkadaşımızın üzerine yürüyerek kolunu tutuparkadan büktü. Biz de bu nedenle diğer sanıkları ittirdik. Bize karşı fiilisaldırıda bulunan Yunus Demir'dir. Aynı zamanda "senin kafanıkopartırım" şeklinde arkadaşımızı tehdit etmişti. Biz kendilerini bu şekildehareket ettikleri için gözaltına almak için biber gazı sıkmak zorunda kaldık.Kendilerine karşı herhangi bir hakaretimiz olmadı. Sayı itibariyle arabayasığmayacağımızdan iki grup halinde gittik. Yunus Demir Demir Fırka karakoluna,diğerlerini ise sığmayacakları için ve tutulacak tutanaklar için 19 Mayıstakitoplanma merkezine önce götürdük. Muayene sırasında doktorla ön görüşmeyaptığımız doğru değildir. Biz kendilerine vurmadık. Gözaltına almak içingörevimizi yaptık. Hakaret de etmedik..."
ii. Sorulması üzerine N.K. "Demir Fırka karakolu olay yerineyakındır. Ancak karakol küçük olup başka yerlerden de olaylar geldiği içintutanak tutma zorluğu nedeniyle önce toplanma yerimiz olan 19 Mayıs merkezinegötürdük. Zaten karakola götürdüğümüzde ifadeler alınıp Cumhuriyet Savcısıylagörüşülmeden nezarete alınamayacakları için orada zorluk yaşayacağımızdan öncemerkeze götürdük." şeklinde beyandabulunmuştur.
iii. Polis Memuru İ.Y.nin beyanı şöyledir:
"...Kimlik sormamız üzerine müştekisanıklardan Naim'in kimliği veriş tarzı ve hakaret etmesi nedeniyle olaylargelişti. Diğer müşteki sanık Yunus devreye girerek arkadaşımın üzerine yürüyüpkolunu bükmesi ve 'kafanı koparırım' demesi üzerine onu etkisiz hale getirmeyeçalıştık. Diğerleri iteklemeye çalıştılar. Biz kendilerine karşı herhangi birhakarette bulunmadık. Yunus'u da gözaltına almaya çalıştık. Her dört sanık dabize karşı sinkaflı şekilde küfürler ettiler. 19 mayıs toplanma yerinegötürmemizin sebebi, tutanakların hazırlanması ve polis merkezine sanıkları hazırhalde götürmek üzere çalışma yapmak için götürdük. Orada polis memurlarınınkalabalık olmasının nedeni toplanma merkezi olduğu içindir. Toplanmamerkezinden çıkardıktan sonra raporları alınmıştır. İddiaları doğrudeğildir..."
iv. Sorulması üzerine İ.Y."Tutanağın tutulduğu tarih ve saatyazılmıştır. Karakola teslim saati değildir. Bu nedenle sağlık merkezindekisaat ile arasında fark olması normaldir. Ayrıca bizim raporu sanıklarınkarakola teslim edildikten sonra almamızın nedeni de doğaldır. Zira önce onlarıteslim ettik. Şikayetimi karakola bildirdikten sonra gidip rapor aldık. AyrıcaYunus Demir'i Demir Fırka karakoluna önce götürdüğümüzde kalabalık olduğu içinherhangi bir kayıt yapmadan önce 19 Mayıs merkezine götürdük." şeklinde beyanda bulunmuştur.
v. Polis Memuru E.A.nın beyanı şöyledir:
"...Kimlik gösterme meselesiyüzünden çıkan tartışmada diğer müşteki sanıklardan Yunus Demir benim üzerimeyürüyerek ittirmeye çalıştı. Ben müdahale edince benim üzerime yürüyerek kolumubüküp 'kafanı kopartırım' şeklinde tehditte bulundu. Diğer müşteki sanıklar dabirlikte sinkaflı şekilde bizlere hakaret ettiler. Daha sonra kendilerini bibergazı sıkarak gözaltına aldık. Kendilerine karşı herhangi bir hakaretimizolmadı. Yunus'a da vurmadık. Sadece gözaltına almaya çalıştık..."
vi. Polis Memuru R.A.nın beyanı şöyledir:
"...Önce müşteki sanık Naim'den benkimlik istedim. Bana ters bir şekilde kimliği yüzüme çarparak gösterdi. Ben debuna tepki gösterdim. Bu sırada Yunus isimli sanık üzerimize yürüdü. E...isimli arkadaşımın kolunu büküp 'kafanı kopartırım, benim savcı tanıdıklarımvar' şeklinde tehditlerde bulundu. Her dört sanık da bize hakaret ettiler. Bizkendilerine herhangi bir hakarette bulunmadık. Yunus'a da vurmadık, sadecegözaltına aldık..."
B. Sağlık Raporları
12. Başvuruculardan Yunus Demir hakkında Ankara UlusDevlet Hastanesinde 1/10/2014 günü saat 15.31'de düzenlenen adli muayeneraporuna göre sol gözde sklereda hiperemi, sol burun kökünde ekimoz solkulak kepçesi ve arkasında palpasyonla ağrı ve hiperemi, nazal yan grafidenazal fraktür tespit edilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesindeyapılan kulak, burun, boğaz konsültasyonunda nazal norzumda minimal ekimoz tespitedilmiş, nazal grafide fraktür hattı izlenmediği tespit edilmiştir.Yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ilegiderilebilir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
13. Başvuruculardan Edip Elma hakkında Ankara Ulus DevletHastanesinde 1/10/2014 günü saat 15.29'da düzenlenen adli muayene raporuna göresol tibia-fibula orta hatta kas bölgesinde hassasiyet palpasyonla ağrı tespitedilmiştir.
14. Diğer başvurucuların adli muayene raporları bireyselbaşvuru dosyası kapsamında sunulmamıştır.
15. Polis Memuru N.K. hakkında Ankara Ulus Devlet Hastanesinde1/10/2014 günü saat 19.30'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağomuzda ağrı, sağ el bileğinde ekimoz tespit edilmiştir.
16. Polis Memuru İ.Y. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014günü saat 19.29'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ el dorseldeeritem tespit edilmiştir.
17. Polis Memuru E.A. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014günü saat 19.30'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ el bilekteekimoz ve ağrı tespit edilmiştir.
18. Polis Memuru R.A. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014günü saat 19.31'de düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ ön kolda ağrıeritem tespit edilmiştir.
C. Adli Süreç
19. Başvurucular 2/10/2014 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına verdikleri dilekçeyle polis memurları tarafındandarbedildiklerini ve hakarete maruz kaldıklarını ifade ederek memurlardanşikâyetçi olmuşlardır.
20. Yürütülen soruşturma neticesinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca düzenlenen 3/3/2015 tarihli iddianamesiyle polis memurlarıhakkında hakaret ve Yunus Demir'e yönelik kasten yaralama suçundan,başvurucular hakkında ise görevi yaptırmamak için direnme ve hakaretsuçlarından, Yunus Demir hakkında ayrıca tehdit suçundan cezalandırılmalarıistemiyle kamu davası açılmıştır.
21. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/6/2015 tarihlikararıyla;
i. Başvuruculardan Naim Erdoğan, Murat Tavşan, EdipElma'nın görevi yaptırmamak için direnme suçundan beraatlerine,
ii. Yunus Demir'in görevi yaptırmamak için direnmesuçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,tehdit suçundan ceza verilmesine yer olmadığına,
iii. Dört başvurucunun kamu görevlisine hakaret suçundanhapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geribırakılmasına,
iv. Polis memurlarının başvuruculara yönelik hakaretsuçundan adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına,
v. Polis memurlarının başvurucu Yunus Demir'e yönelikyaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
22. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Olay tarihinde yunus ekibi olaraknitelenen motosikletli timler amirliğinde görevli polis memurları olan müştekisanıklar N.K., İ.Y., E.A. ve R.A.'nın diğer müşteki sanıkların içinde bulunduğuaraçtan şüphelenerek durdurup kimlik kontrolü yapmak istedikleri sırada müştekisanıklardan Naim Erdoğan'ın kimliğini göstermesi sırasında tavrı nedeniylearalarında tartışma çıktığı, bunun üzerine müşteki sanık Yunus Demir'ingüvenlik görevlilerinin üzerine yürüdüğü ve müşteki sanık E.A.'nın kolundantutarak büktüğü ve 'senin kafanı kopartırım' şeklinde tehdit ettiği, diğermüşteki sanıkların da olaya müdahale etmesi üzerine güvenlik görevlilerincebiber gazı sıkılarak etkisiz hale getirildikleri, yine bu olayın başlangıcındamüşteki sanıkların 'i...ler siz kimsiniz, s.k edin gidin' şeklinde polismemurlarına hakaret ettikleri, polis memurlarının da 'burası Iğdır değil,Bitlis değil' diyerek sinkaflı şekilde küfür ettikleri, müşteki sanık Yunus'ugözaltına almaya çalışırken görev sınırlarını aşarak kamu görevlisinin nüfuzunukötüye kullanmak suretiyle adli tıp raporunda belirtildiği şekildeyaraladıkları, karşılıklı anlatımlar, adli muayene raporları, olay tutanağı vedosya kapsamından anlaşılmakla müşteki sanık Yunus Demir'in polis memurlarınakarşı tehdit ve cebir suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunuişlediği, Yunus Demir ile birlikte diğer müşteki sanıklar Naim Erdoğan, MuratTavşan ve Edip Elma'nın tüm polis memurlarına hitaben alenen hakaret suçunu işledikleri,polis memurlarının da kamu görevlisinin nüfuzun kötüye kullanmak suretiylemüşteki sanık Yunus Demir'in yaralanmasına sebebiyet verme suçunu ayrıca diğermüşteki sanıklara karşı polis memurlarının alenen hakaret suçunu işlediklerianlaşılmakla müsnet suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmalarına, polismemurlarının müşteki sanık Yunus Demir'e yönelik yaralama suçunda haksız tahrikaltında olayı gerçekleştirdikleri kanaatine varıldığından cezalarında indirimyapılmasına, polis memurları olan müşteki sanıkların diğer müşteki sanıklara,diğer müşteki sanıkların polis memurlarına yönelik hakaret suçlarında kişiyeyönelik değil gruba yönelik olarak bir suç işleme kararının icrası cümlesindenolarak zincirleme suç niteliğinde hakaret suçunu işledikleri anlaşıldığındanTCK 43 maddesi uyarınca cezalarında artırım yapılmasına karar vermek gerekmiş,her ne kadar müşteki sanıklar Naim Erdoğan, Murat Tavşan ve Edip Elma hakkındapolis memurlarına karşı görevi yaptırmamak için direnme suçundan kamu davasıaçılmış ise de, dinlenen polis memurları ve dosya kapsamından bu müştekisanıkların söz konusu suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin veinandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar vermek gerekmiş, keza YunusDemir'in direnme suçunu tek başına ve müşteki sanık E.A. isimli polis memurunakarşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK 265/3 VE 43/2 maddeleri uyarıncacezasında artırım yapılmasına karar verilmemiş, Yunus Demir hakkında tehditsuçundan da kamu davası açılmış ise de, eylemin görevi yaptırmamak için direnmesuçunun unsuru olduğu anlaşıldığından bu suçtan ceza verilmesine yer olmadığınadair karar vermek gerekmiş..."
23. Başvurucuların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararlarına karşı yaptıkları itiraz, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin14/7/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
24. Anılan kararın 6/8/2015 tarihinde tebliğ edilmesiüzerine başvurucular 2/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
D. DisiplinSoruşturması
25. Yapılan incelemede başvuruya konu olaya ilişkinolarak ilgili polis memurları hakkında bir disiplin soruşturmasınınbaşlatılmadığı anlaşılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
26. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife veSalâhiyet Kanunu’nun 16. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Zor ve silah kullanma
Madde 16-(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.)
Polis, görevini yaparken direnişlekarşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında,direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecekşekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunîşartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnenkişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop,basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller,polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgilileredirenmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarıyapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak,ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
..."
27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun256. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır.”
28. 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“(1) Kasten başkasının vücuduna acıveren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.)Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleylegiderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dörtaydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
…
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
…
işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
29. 5237 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Bir kişiye karşı insan onuruylabağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya iradeyeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştirenkamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
30. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Birkimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiilveya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref vesaygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıile cezalandırılır."
31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemeleriKanunu’nun 231. maddesinin (5), (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
“…
(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayıyapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapisveya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasınıifade eder.
(6) Hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtanmahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişiliközellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularakyeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veyakamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazminsuretiyle tamamen giderilmesi gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.)Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmez.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapiscezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlaraçevrilemez.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
32. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucular; polis memurları tarafından sözlü vefiziksel olarak kötü muameleye tabi tutulduklarını, karakol kamera kayıtlarınıntalep etmelerine karşın dosyaya getirilmediğini, işkence suçunu oluşturmasınakarşın kasten yaralama suçundan dava açıldığını, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına dair karar verilerek faillerin cezasız bırakıldığını belirterekAnayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
34. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak 17. maddesi şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
...”
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Anayasa’nın17. Maddesinin Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genelİlkeler
36. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılanmaddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncüfıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hükümaltına alınmıştır.
37. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamasınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
38. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamındaayrıca devletin -pozitif bir yükümlülük olarak- yetki alanında bulunan tümbireylerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların vediğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecekrisklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet; bireyin maddi vemanevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumaklayükümlüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §51).
39. Anılan koruma yükümlülüğü devlete, söz konusukişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veyamuameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödeviniyüklemektedir. Anılan yükümlülük işkence ve kötü muamele yasağının maddiboyutunun bir unsurunu, devletin kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlükleriniidari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünüoluşturmaktadır. Koruma doğrultusunda yetkililerin bildikleri ya da bilmelerigereken bir kötü muamele tehlikesinin gerçekleşmesini engellemek için makultedbirleri almamaları durumunda devletin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilecektir (Cezmi Demir vediğerleri, § 82).
40. Tüm adli kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli birhüküm alma ile sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk bulunmamaklabirlikte mahkemeler hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçların, fizikselve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına, af ya dazamanaşımına uğramasına izin vermemelidirler. Adli makamların yetki alanlarıkapsamındaki kişilerin yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumaküzere çıkarılan kanunların koruyucuları olarak sorumlu olanlara yaptırımuygulamakta kararlı olmaları ve suçun ağırlık derecesi ile verilen cezaarasında açık bir orantısızlığa izin vermemeleri gerekir. Aksi hâlde devletinkişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıylakoruma hususundaki pozitif yükümlülüğü yerine getirilmemiş olacaktır (CezmiDemir ve diğerleri, § 77).
41. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesineulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgarieşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önemtaşımaktadır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).Değerlendirmeye esas alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve ardındaki saikde eklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiğidurumda meydana gelip gelmediği de dikkate alınması gereken diğer bir faktördür(Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
42. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)tarafından kötü muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmişve farklı kavramlarla ifade edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında geçen ifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğugörülmektedir. Bir muamelenin işkence olarak nitelendirilipnitelendirilmeyeceğinin belirlenebilmesi için anılan fıkrada geçen eziyet veinsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele kavramları ile işkence arasındakiayrıma bakmak gerekmektedir. Bu ayrımın Anayasa tarafından, özellikle çok ağırve zalimane acılara neden olan kasti insanlık dışı muamelelerdeki özel durumaişaret etmek ve bir derecelendirme yapmak amacıyla getirildiği ve anılanifadelerin 5237 sayılı Kanun’da düzenleme altına alınmış olan işkence, eziyetve hakaret suçlarının unsurlarından daha geniş ve farklı bir anlam taşıdığıanlaşılmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 84).
43. Buna göre anayasal düzenleme bağlamında kişinin maddive manevi varlığının bütünlüğüne en fazla zarar veren muamelelerin işkenceolarak belirlenmesi mümkündür (Tahir Canan, § 22). Muamelelerinağırlığının yanı sıra İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya AşağılayıcıMuamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1. maddesindeişkence teriminin özellikle bilgi almak, cezalandırmak veya yıldırmak amacıylaya da ayrımcı bir nedenle kasten ağır acı veya ızdırap vermeyi kapsadığı belirtilerekkasıt unsuruna da yer verilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, §85).
44. İşkence seviyesine varmayan fakat yine de öncedentasarlanmış, uzun bir dönem içinde saatlerce uygulanmış ve fiziki yaralanmaya,yoğun maddi veya manevi ızdıraba sebep olan insanlık dışı muameleler eziyetolarak tanımlanabilir (Tahir Canan, § 22). Bu hâllerde meydana gelenacı, meşru bir muamele ya da cezada kaçınılmaz bir unsur olarak bulunan acınınötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette, ızdırap verme kastınınbelli bir amaç doğrultusunda yapılması şartı aranmaz. Fiziksel saldırı, darp,psikolojik sorgu teknikleri, kötü şartlarda tutma, kişiyi kötü muamele göreceğibir yere sınır dışı ya da iade etme, devletin gözetimi altında kişininkaybolması, kişinin evinin yok edilmesi, ölüm cezasının infazının uzunca birsüre beklenmesinin doğurduğu korku ve sıkıntı, çocuk istismarı gibi muamelelerAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında eziyet olaraknitelendirilebilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 88).
45. Mağdurları küçük düşürebilecek ve utandırabilecekşekilde kendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıranveya mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeyesürükleyen, aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin ise insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele veya ceza olarak tanımlanması mümkündür (TahirCanan, § 22). Burada eziyetten farklı olarak kişi üzerinde uygulananmuamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veya alçaltıcı biretki oluşturmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 89).
46. Bir muamelenin bu kavramlardan hangisinioluşturduğunun belirlenebilmesi için her somut olay kendi özel koşulları içindedeğerlendirilmelidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).
ii. BaşvurucuYunus Demir Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması
47. Başvuru konusu olay, polis memurları tarafındandarbedildiğini ileri süren başvurucunun kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
48. Somut olayda, kimlik gösterilmesi istenenbaşvurucular ile polis memurları arasında yaşanan tartışma sonrasında başvurucudarbedildiğini ileri sürmektedir. Polis memurları ise başvurucularınkendilerine saldırdıklarını, darp iddiasının doğru olmadığını ilerisürmüşlerdir.
49. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında polis memurlarınaait görev çizelgeleri toplanmış, şüpheli ifadelerine ve müşteki beyanlarınabaşvurulmuştur. Dosyada başvurucunun yaralanmasına ilişkin adli muayene raporumevcuttur.
50. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesince yapılanyargılamada, dosya kapsamındaki deliller değerlendirilerek başvurucu YunusDemir'in polis memurları tarafından darbedildiği sabit görülmüştür.
51. Yunus Demir'in de aralarında bulunduğu başvurucularınolay tarihinde polis memurları tarafından gözaltına alındıklarının sabit olmasıve Yunus Demir'in sağlık raporuyla tespit edilen yaralanmalarıdeğerlendirildiğinde Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kabulündenayrılmayı gerektirir bir durum tespit edilmemiştir.
52. Anayasa Mahkemesi, hukuka aykırı ya da orantısızşekilde gerçekleşen kuvvet kullanımının derece mahkemeleri tarafından tespitedildiği hâllerde Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında devletin negatifyükümlülüğüne aykırı davranıldığı sonucuna ulaşmak için başkaca birdeğerlendirmeye gerek görmemektedir.
53. Başvuruya konu olayın meydana geliş şeklideğerlendirildiğinde -her ne kadar polis memurları tarafından Yunus Demir'inkendilerine saldırdığı iddia edilmiş ise de- Yunus Demir'in fiilî birsaldırısının sabit görülmediği, sağlık raporuyla tespit edilenyaralanmalarının, özellikle baş bölgesine aldığı darbelerin polis memurlarıncaaçıklanamadığı, başvurucu Yunus Demir'in polis memurları tarafından diğerbaşvuruculardan ayrılarak farklı bir araçla, farklı bir karakola götürülmüşolduğu, başvurucunun maruz kaldığı eylem nedeniyle burun, göz ve kulağındaolmak üzere kafa bölgesinde yaralanmalar meydana geldiği, başvurucunun maruzkaldığı eylemin süresi, amacı, etkisi ve sonuçları birliktedeğerlendirildiğinde eylemin eziyet olarak nitelendirilebileceği tespitedilmiştir.
54. Somut olayda anılan eylem nedeniyle ceza kovuşturmasıyürütüldüğü dikkate alındığında bu durumun başvurucuya yeterli ve etkili birtelafi imkânı sunup sunmadığının, diğer bir ifade ile yargılama sonucununmağdur sıfatını ortadan kaldırıp kaldırmadığının incelenmesi gerekmektedir. Herne kadar şahsi cezai mesuliyete ilişkin konulara değinmek ya da kişilerin suçluolup olmadıklarına yönelik karar vermek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamındadeğil ise de kamu görevlilerinin işledikleri kötü muamele suçları için yapılanuygulamalara ilişkin olarak suçun ağırlık derecesi ile verilen ceza arasındaaçık bir orantısızlığın bulunduğu durumlarda Anayasa Mahkemesinin anayasaldenetim yapma görevi bulunmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 76).
55. Usul boyutuna ilişkin olarak yapılacak incelemenin dekonusu olmakla birlikte bu aşamada, mağdur sıfatının ortadan kalkıpkalkmadığının tespiti açısından gerekli olduğu kadarıyla başvurucu açısındanyeterli ve etkili bir telafi sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Devletin negatif yükümlülüğüne aykırı eylemlerde bulunduğu tespit edilensanıklar hakkında başvurucu Yunus Demir'e yönelik eylemleri nedeniyle kamugörevlilerinin nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralama suçundan 180gün adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiş, haksız tahrik ve iyihâl indirimi yapılarak 75 gün adli para cezası ile cezalandırılmalarına,günlüğü 20 TL'den hesaplanarak 1.500 TL adli para cezası ilecezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir. İlgili polis memurları hakkında bir disiplin soruşturması dayürütülmediği anlaşılmıştır.
56. Başvurucunun sağlık raporlarında tespit edilenyaralanmaları ve Anayasa Mahkemesince eylemin eziyet olarak nitelendirildiğidikkate alındığında gerek 1.500 TL sonuç adli para cezasına hükmedilmesi gerekhükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasının sanıklaraçısından caydırıcılık ve başvurucu açısından etkili giderim sağlayacakyeterlilikte olmadığı ve sonuç olarak başvurucu Yunus Demir'in mağdur sıfatınındevam ettiği anlaşılmaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan eziyet yasağının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
iii. DiğerBaşvurucular Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması
58. Başvurucular Edip Elma, Murat Tavşan ve Naim Erdoğanpolis memurlarının kötü muamelesine maruz kaldıklarını ileri sürmektedirler.Dosyanın incelenmesinden bu başvurucular yönünden dile getirilen kötü muameleiddialarının -hakaret iddiası dışında- derece mahkemelerince incelenmediğianlaşılmaktadır. Bu iddiaların maddi boyutu yönünden inceleme yapılabilmesiiçin Anayasa Mahkemesinin elinde yeterli bilgi ve belge bulunmadığından bubaşvurucular yönünden incelemenin usul boyutuyla sınırlı olarak yapılmasıgerektiği ve maddi yönünden bu aşamada değerlendirme yapılamayacağı sonucunaulaşılmıştır.
b. Anayasa’nın17. Maddesinin Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genelİlkeler
59. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usul boyutu da bulunmaktadır. Bu usulyükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsalsaldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamugörevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, § 110).
60. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkilibir resmî soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa anılan madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı durumlarda devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).
61. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiğisoruşturma türünün bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasınailişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlıolarak tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucumeydana gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17.maddesi gereğince devletin ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumundasorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek niteliktecezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylardayürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminatödenmesi, bu hak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak içinyeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
62. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddive manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekildeuygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin olarak hesapvermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetle ya da belirlibir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir vediğerleri, § 127).
63. Ancak usul yükümlülüğünün bir unsuru olarak tespitedilen sorumlulara fiilleriyle orantılı cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygungiderim sağlanmalıdır (Şenol Gürkan, B. No: 2013/2438, 9/9/2015, § 105).
64. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasızkalmasını ifade etmekte; işkence ve kötü muamele fiillerine yönelik olaraksorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimdecezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmamasıolarak ortaya çıkabilmektedir (S.D., B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §100).
65. Cezasızlığın önlenmesi durumunda bir yandan mağdurlaraçısından gerekli giderim sağlanırken bir yandan yeni ihlalleringerçekleşmesini engelleyecek caydırıcı bir etkinin ortaya çıkması mümkünolacaktır (S.D., § 101).
ii. BaşvurucuYunus Demir Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması
66. Soruşturma yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü olmayıpuygun araçların kullanılması yükümlülüğünü oluşturduğundan yargılamanın nihaiolarak mutlaka belli bir ceza türüyle sonuçlanması gerektiği söylenemeyecekolmakla birlikte mahkemelerin hukuku, sanıkların fiilen cezasız kalmalarınısağlayacak şekilde uyguladıklarının tespiti hâlinde soruşturmanın etkinliğininsağlanamadığı sonucuna varılabilecektir (S.D.; Yunus Kalkan, B.No: 2013/4383, 18/2/2016; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No: 2014/798,28/9/2016).
67. Bu durumda polis memurları hakkında verilen cezanınsorumlulara fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi yönündeki gerekliliğisağlayıp sağlamadığı değerlendirilmelidir.
68. Bu noktada öncelikle ilgili mevzuatın derecemahkemelerine, sanıklara verilecek cezayı takdir etme ve hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasını uygulama olanağı verdiğini belirtmek gerekir. Hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasını uygulamak bir zorunluluk olmayıp bu konudahâkime tam bir takdir yetkisi tanınmıştır. Hâkimin takdiri ile sanığın beşyıllık deneme süresi içinde yeni bir suç işlememesi durumunda kararınuygulanmaması ve söz konusu davanın ilgili kanun gereğince otomatik olarakdüşmesi söz konusudur.
69. Somut olayda, başvurucu Yunus Demir'i -AnayasaMahkemesince yukarıda eziyet olarak nitelendirilecek şekilde- darbettikleritespit edilen polis memurlarının her biri hakkında 1.500 TL sonuç adli paracezası öngörülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi,kamu görevlilerin karıştığı bu tür eylemlere müsamaha gösterildiği veyakayıtsız kalındığı izlenimi oluşturabilir; adalete ve hukuk devletine olangüvenin sarsılmasına yol açabilir.
70. Tespit edilen eylemlerin niteliği karşısında verilen1.500 TL sonuç adli para cezası ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararıyla, incelenen hak yönünden soruşturmanın etkinliğinin sağlanmasınınkoşullarından biri olan sorumluların fiilleriyle orantılı ceza almalarıkoşulunun yerine getirilmediği, başvurucu açısından uygun ve yeterli birgiderim sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının öngördüğü, devletin etkili soruşturma yapma usulyükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
iii. DiğerBaşvurucular Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması
72. Başvurucular tarafından Cumhuriyet Başsavcılığınaverilen şikâyet dilekçesinde polis memurları tarafından darbedildikleri yönündeiddiaları bulunmasına karşın anılan hususun araştırılmadığı, gerek soruşturmagerek kovuşturma aşamasında bu iddiaların cevapsız bırakıldığı anlaşılmaktadır.
73. Bireysel başvuruya konu edilen adli süreçte polismemurlarının başvurucular Edip Elma, Murat Tavşan ve Naim Erdoğan'a yönelikhakaret suçları nedeniyle iddianame düzenlendiği ve yargılama sonucunda hakaretsuçu sabit görülerek polis memurlarının 2.200 TL sonuç adli para cezası ilecezalandırılmalarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğianlaşılmaktadır. Sözlü şiddet iddiası ile sınırlı tutulan yargılamada öngörülenceza ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yargılamaya konuedilen suçla açıkça orantısız olduğu sonucuna ulaşılmamaktadır. Ancakbaşvuruculara yönelik darp iddialarının araştırılmamış ve adli sürece konuedilmemiş olması etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali niteliğindedir.
74. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında koruma altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
77. Mehmet Doğan kararında özetle uygun giderimyolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesigerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıdurumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesinehükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
78. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalingiderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgiliusul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
79. Başvurucular her biri için 200.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
80. Başvurucu Yunus Demir yönünden Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının maddi ve usul boyutunun; başvurucular Edip Elma,Murat Tavşan ve Naim Erdoğan yönünden Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
81. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin Yunus Demir yönünden varılanihlal sonucu hakkında yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 7. Asliye CezaMahkemesine; Edip Elma, Murat Tavşan ve Naim Erdoğan yönünden varılan ihlalsonucu hakkında yeniden yargılama (soruşturma) yapılmak üzere Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
82. Başvuruculardan Yunus Demir'e 25.000 TL; Edip Elma,Murat Tavşan ve Naim Erdoğan'ın her birine 15.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
83. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Başvurucu Yunus Demir yönünden Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında koruma altına alınan eziyet yasağının maddiboyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Başvurucu Yunus Demir yönünden Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında koruma altına alınan eziyet yasağının usulboyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
3. Diğer başvurucular yönünden Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere -başvurucu Yunus Demir hakkındaki ihlal sonucu gereği-Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/231, K. 2015/526), -Edip Elma, MuratTavşan ve Naim Erdoğan hakkındaki ihlal sonucu gereği- Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına (Sor. No: 2014/132409) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruculardan Yunus Demir'e 25.000 TL, başvurucularEdip Elma, Murat Tavşan ve Naim Erdoğan'ın her birine 15.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.