TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
E. G. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12428)
Karar Tarihi: 13/10/2016
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
E. G.
Vekili
:
Av. Gültekin ÖZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ahlaki durum gerekçe gösterilerek subaysözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının,yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yürütülmemesinedeniyle adil yargılanma hakkının ve karar düzeltme talebinin kararı verenDaire tarafından incelenerek karara bağlanması nedeniyle iki dereceliyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/7/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/11/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 6/5/2016tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuru hakkında görüşsunulmamıştır.
6. İkinci Bölüm tarafından 12/7/2016tarihinde yapılan toplantıda, verilecek kararın Bölümler tarafından öncedenverilmiş kararlarla çelişebileceği anlaşıldığından başvurunun Genel Kurultarafından karara bağlanması gerekli görülmüş ve başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncaGenel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veerişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 2009 yılında sözleşmeli subay statüsünde görevyapmak üzere dokuz yıl süreli sözleşme imzalayarak Hava Kuvvetleri Komutanlığındagöreve başlamıştır.
9. Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderilen 13/2/2012tarihli ve "Ahlaksız bir HavaKuvvetleri personeli hakkında" konu başlıklı ihbar içerikliisimsiz ve imzasız bir e-posta ile başvurucunun karşı cinse aşırı zafiyetiolduğu iddia edilmiş ve e-posta ekinde İnternet ortamında kamera kullanılarakelde edilmiş başvurucuya ait olduğu ileri sürülen çıplak görüntülere yerverilmiştir.
10. Başvurucu hakkında yapılan idari tahkikat sonucunda TürkSilahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerdebulunduğu hususu gözetilerek sıralı sicil üstleri tarafından 13/8/2012tarihinde “TSK'da kalması uygun değildir.”sicili tanzim edilmiştir.
11. Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyontarafından başvurucunun durumu 15/11/2012 tarihindegörüşülmüş ve TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerdebulunduğu gerekçesiyle başvurucu hakkında ayırma işlemi yapılmasının komutantasvibine sunulmasına karar verilmiştir. Anılan karar 16/11/2012tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından tasvip gördükten sonra MillîSavunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan 13/2/2013tarihli ve 2013/90 sayılı üçlü kararname ile subay sözleşmesinin feshedilmesisuretiyle ayırma işlemi tamamlanmıştır.
12. Başvurucu, 2012 yılının Mart ayı içinde istihbaratbirimindeki görevliler tarafından sorguya alındığını, sorguda ev ortamındaçıplak şekilde çekilmiş fotoğrafları gösterilerek cinsel yaşamına ilişkin ayrıntılısorular sorulduğunu, ayrıca uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı,başkalarının görüntülerini kaydedip kaydetmediği ve işyerinde bilgisayar vetelefon kullanıp kullanmadığı hususlarında sorgulandığını, sorgulanmasındansonraki bir tarihte işyerinde telefon kullandığı gerekçesiyle göz hapsidisiplin cezasıyla cezalandırılmış ise de itiraz üzerine bu cezanınkaldırıldığını; ancak, sonrasında davalı idarece hiçbir gerekçegösterilmeksizin ahlaki durumu nedeniyle ilişiğinin kesildiğini, ilişik kesme kararındaherhangi bir disiplinsizlik eyleminin gösterilmediğini, yalnızca özel yaşambiçimi nedeniyle ilişiğinin kesildiğinin anlaşıldığını, sorgu yöntemininmevzuata aykırı olarak aldatıcı ve yorucu biçimde yapıldığını, hukuka aykırıusuller içeren ve göreviyle ilgisi olmayan tamamen özel yaşantısına ilişkinmahrem sorulardan oluşan sorgu neticesinde elde edilen beyanların delil olarakkullanılamayacağını, ilişik kesmeye dayanak alınan bu sorgu işleminin usulsüzve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üç yıllık görevinde on üç takdir belgesiile taltif edilmesine rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, tesis edilenayırma işleminin ölçülülük yönünden hukuka aykırı olduğu gibi sebep ve amaçunsurları yönünden de hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmenin durdurulması,ayırma işleminin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziylebirlikte ödenmesi istemiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksekİdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde 24/4/2013tarihinde dava açmıştır.
13. Davalı idare tarafından sunulansavunma dilekçesinde, her askerin ahlaki yaşayışının kusursuz ve lekesiz olmasıgerektiği, ahlak olgusunun yalnızca arzu edilen bir durum değil görevinbaşarıyla icra edilebilmesi için bir koşul olduğu vurgulanmış, kamu hizmetininyürütülmesinde zararlı olacak kişilerin idare mekanizmasının dışınaçıkarılmasının kaçınılmaz olduğu ve idarenin başvurucu hakkında tesis edilenayırma işleminde takdir yetkisinin objektif sınırları içinde kaldığı, davakonusu ayırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
14. Davalı idare tarafından ayrıca 4/7/1972tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesikapsamında AYİM'e gizli belge ve bilgilergönderilmiştir.
15. AYİM Birinci Dairesinin 7/5/2013tarihli ara kararı ile dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler çerçevesindebaşvurucu hakkında tesis edilen ayırma işleminin uygulanması hâlinde telafisigüç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırı olması şartlarınınbirlikte gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebireddedilmiştir.
16. AYİM Başsavcılığı, başvurucunun davakonusu işlem tesis edilene kadar geçen meslek yaşamında sicil notuortalamasının çok iyi seviyede olduğunu, herhangi bir disiplin cezası almadığıgibi on üç kez takdire layık görüldüğünü, ödül, sicil ve disiplin durumuitibarıyla ayırma işlemine haklı bir sebep bulunmadığını, ayrıca başvurucununkendi ifadesinden elde edilen ve özel hayatının gizliliği kapsamında kalmasıgereken bilgilerin ve hukuka aykırı biçimde elde edilen görüntülerin hakkındatesis edilen işleme esas alınamayacağını, disiplin ve sicil durumu gözetilmedenve ikaz dahi edilmeden tabi tutulduğu ayırma işleminde ölçülülük ilkesininihlal edildiğini ve dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterekayırma işleminin iptali ile yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziylebaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi yönünde düşünce bildirmiştir.
17. AYİM Birinci Dairesinin 18/2/2014tarihli ve E.2013/538, K.2014/159 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir.Kararda başvurucunun karşı cinse aşırı düşkün olduğu, İnternet vasıtasıylacinsel davranışlarda bulunduğu, birlikteliklerini çevresine anlatarak özelhayatına dikkat etmediği, geçmiş sicil ve disiplin durumu itibarıyla başarılıbir personel portresi çizmesine karşın 6/9/1961tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananTürk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin 86. maddesinin aradığıanlamda "iyi ahlak sahibi olmak" vasfını taşımadığı, TSK'nınitibarını zedeleyecek tavır ve davranışlar içinde bulunduğunun anlaşıldığı,sözleşmenin feshedilmesi işleminde takdir yetkisinin objektif kriterlere görekullanıldığı ve kamu yararı ile birey yararı dengesinin gözetildiğibelirtilmiş; ayırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Kararda ayrıca, herhangi bir soruşturma veya kovuşturma olmasa dahi kamupersoneli hakkında disiplin soruşturması yapılabileceği vurgulanmıştır. Bununyanında, başvurucunun 22/3/2012 tarihli ifadesinin birsuç isnadıyla ceza soruşturması ya da kovuşturması kapsamında değil disiplinhukuku çerçevesinde değerlendirilmek üzere idari tahkikat kapsamında alınmışolduğu ve başvurucunun bu şekilde tespit edilen ifadesi sırasında iradesininfesada uğratıldığı, yanıltıldığı ya da ifadesinin hukuka aykırı şekilde yasakyöntem ve usullerle alınmış olduğuna dair dosya kapsamında herhangi somut birbilgi, belge ve kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
18. Başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebi, aynıDairenin 17/6/2014 tarihli ve E.2014/737, K.2014/612sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar 1/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
19. 31/7/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunulmuştur.
20. Anayasa Mahkemesinin 5/5/2016 tarihli yazısı ile, yargılama dosyasına sunulmuş olan ve başvurucununsözleşmesinin feshedilmesi işlemine dayanak oluşturan “gizli” ibareli belgelerin gönderilmesiistenmiştir.
21. Anayasa Mahkemesine sunulan söz konusu belgelerinincelenmesinden; Hava Kuvvetleri Komutanlığınca 22/3/2012 tarihinde istihbarata karşı koymahassasiyetleri çerçevesinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı karargahındabaşvurucunun ifadesinin alındığı anlaşılmıştır. İfade tutanağının “ifadeyi alan” kısmı ve ifadenin bir kısmıkarartılmış olduğundan ifadenin hangi birim tarafından alınmış olduğuanlaşılamamıştır. Söz konusu ifade alma işlemindebaşvurucuya, nerelerde görev yaptığı, kimlerle ikamet ettiği, İnternetortamında sosyal paylaşım sitelerinden hangilerine üyeliklerinin bulunduğu,İnternet vasıtasıyla veya yüz yüze tanıştığı kadınlardan ilişki yaşadıklarınınkimler olduğu, bu kadınlardan asker olduğunu ve görevini bilenlerin olupolmadığı, bu kadınların TSK hakkında bilgi almaya yönelik herhangi birgirişimlerinin olup olmadığı, cinsel ilişki yaşamaları için evinin anahtarınıpersonele verip vermediği, mesaiye cep telefonu veya dizüstü bilgisayar getiripgetirmediği, herhangi bir ticari faaliyette bulunup bulunmadığı ve son olarakkendisine gösterilen görüntülerdeki şahsın kim olduğu, görüntülerin nerede vekim tarafından kayıt altına alındığı hususlarında sorular sorulmuştur. Başvurucununanılan soruları yanıtladığı ve özellikle birlikte olduğu kadınlara ilişkinolarak cinsel birliktelik içeren geçmişteki ilişkilerini açıkladığı ve ifademetnini imzaladığı anlaşılmıştır.
B. İlgili Hukuk
22. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun “Disiplin”kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astınınve üstünün hukukuna riayet demektir.
Askerliğin temeli disiplindir.
Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususikanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır.”
23. 211 sayılı Kanun’un 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Amir; … Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daima nezaret vehimayesi altında bulundurur…”
24. 211 sayılı Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
“Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraber ahlak ve maneviyatınyükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassa itina olunur.
Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak, üste itaat,hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatınıhiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek, birbirlerine yardım,intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak, sıhhatini korumak,sır saklamak her askerin esas vazifesidir.”
.
25. 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılıTürk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve AstsubaylarHakkında Kanun’un “Tanımlar”kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Bu Kanun’da geçen
...
e) Sözleşmeli subay : Bu Kanunda öngörülenesaslara göre, kendileri ile sözleşme yapılarak subay nasbedilenteğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbelerini haiz subayları,
…
ifadeeder.”
26. 4678 sayılı Kanun’un “Sözleşmesüreleri” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay adayları ön sözleşme yapılarak askerî eğitimealınırlar. Bu eğitimi başarı ile tamamlayanlardan yönetmelikte belirtilenşartları taşıyanlarla sözleşme yapılır ve bu kişiler teğmen rütbesine nasbedilirler. Sözleşme süreleri üç yıldan az ve dokuzyıldan fazla olmamak şartıyla, hizmet gerekleri ve yetiştirme maliyetlerinebağlı olarak kuvvet, sınıf ve branşlara göreyönetmelikte belirlenir. Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyanlarıntalepleri halinde sözleşmeleri yenilenebilir. Ancak sözleşmeli subaylardanrütbe yaş haddini dolduranlar hakkında 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunhükümleri uygulanır.
Sözleşme süreleri; terörle mücadele sırasında veya bu görevlerdendolayı alıkonulma ya da kaybolma hâli ve sıkıyönetim, seferberlik, savaş veyasilahlı çatışmayı gerektirecek hal ile savaş hallerinde Kuvvet Komutanları,Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanının göstereceği lüzumüzerine, durumun devamı müddetince Genelkurmay Başkanının onayı ile talebebakılmaksızın uzatılabilir.
Sözleşme işlemleri, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığıve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.”
27. 4678 sayılı Kanun’un“Sözleşmenin idarece fesih hâlleri” kenar başlıklı 13. maddesininüçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların sözleşmeleri, aşağıdakinedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilebilir:
…
b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerindegörev yapamayacağı, sıralı sicil üstlerinin düzenleyeceği sicil ve kanaatraporu ile anlaşılmak.
…”
28. 4678 sayılı Kanun’un “Yönetmelik”kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve astsubay adayları ilesözleşmeli subay ve astsubaylarda aranacak nitelikler, sağlık koşulları,alınacakları sınıf ve branşlar, duyuru, müracaat şeklive zamanı, müracaatların kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması, sözleşmesüreleri, sözleşmenin feshedilmesi, görevde başarısız olma ve kendilerindenistifade edilmeme halleri ve bunlara yapılacak işlemler, sözleşmeninuzatılmasında uygulanacak esaslar, sınav, öğretim ve eğitimin esas, şekil vesüreleri, kıt’a, karargâh, kurum ve idarî işlerdegörevlendirilmeleri, izin, ayırma, atamalar, yer değiştirmeler, astlık-üstlükmünasebetleri, sicil işlemlerine ilişkin usul ve esaslar, muvazzaf subay veyaastsubay statüsüne geçirilecekler için uygulanacak usul ve esaslar, sözleşmeyapmaya yetkili makamlar, meslek içi eğitim ve ihtisas kurslarının süresi veşekli, giyim, kuşam ve istihkaklarının verilme usulü, sağlık işlemleri, Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin kendilerineyapılan eğitim, öğrenim ve yetiştirme masraflarının geri ödeme esasları ilediğer hususlar, bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden altı ay içerisindeMillî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak biryönetmelikte gösterilir.”
29. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin 86.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Asker, kendisinden beklenen vazifeleri hakkıyla yapabilmek içinyüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır. Her askerde bulunması lâzımgelen ahlakî ve mânevi vasıflar şunlardır:
...
(h) İyi ahlâk sahibi olmak: Askerin ahlâkı ve yaşayışı kusursuz velekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan, yalancılıktan borçtanve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp kalkmaktan,hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardansakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati,azim ve cesareti bozar; namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biriayrı ayrı cezaları üstüne çeker.
...''
30. 27/4/2002 tarihli ve 24738 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Subay veAstsubay Yönetmeliği’nin "SözleşmeninFeshi" kenar başlıklı 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“...
Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların sözleşmeleri, aşağıdakinedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilebilir:
...
b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerindegörev yapamayacağı, sıralı sicil üstlerinin düzenleyeceği sicil ve kanaatraporu ile anlaşılmak.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 13/10/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu;
i. Hava Kuvvetleri Komutanlığıİstihbarat Başkanlığı tarafından herhangi bir disiplin cezası tehdidiolmayacağına dair güvence verilerek manevi baskı altında ve yanıltıcıbeyanlarla sahip olduğu yasal hakları hatırlatılmadan ifadesinin alındığını, buifadenin okutulmadan imzalatıldığını, aldatma yöntemiyle özel hayatına ilişkinbilgilerin en ince ayrıntısına kadar elde edilmeye çalışıldığını ve bubilgilerin ayırma işlemine dayanak olarak gösterildiğini, herhangi bir disiplincezası bulunmadığı gibi sicil not ortalamasının çok iyi seviyede olduğunu ve onüç kez takdire layık görüldüğünü, tesis edilen işlemde ölçülülük ilkesiningözetilmediğini, yalnızca kendisini ilgilendiren ve mesleğiyle ilgisi olmayanözel hayat alanına ilişkin detaylar üzerinden tesis edilen haksız ayırma işleminedeniyle mali haklardan yoksun kaldığını, ayırma işlemine gerekçe olarakgösterilen sorgunun kim tarafından ve nasıl yapıldığı hususudeğerlendirilmeyerek istihbarat birimleri tarafından yasak yöntemlerle eldeedilen hukuka aykırı delillerin AYİM tarafından ret gerekçesi olarak kabuledildiğini,
ii. AYİM'de hâkim sınıfından olmayansubay üyelerin bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanmaşartının gerçekleşmediğini,
iii. Karar düzeltme talebinin kararı veren Dairece incelenmesinedeniyle iki dereceli olarak yargılanmadığını ileri sürmüş; tesis edilen idariişlem ve AYİM kararı nedeniyle Anayasa’nın 2., 20.,22., 35., 36., 38., 40. ve 138. maddeleri ile güvence altına alınan haklarınınihlal edildiğini belirterek ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi velehine tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
33. Başvurucu mahrem alanına ilişkin bilgiler içeren başvuruhakkında verilecek kararın yayımlanması söz konusu olabileceğinden kimliğiningizli tutulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun,özel hayatına ilişkin bazı bilgilerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğive bu bilgilere dayanılarak hakkında ayırma işlemi tesis edildiği şikâyetininAnayasa’nın 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı;kuruluşu ve yapısal sorunları nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemeolmayan AYİM'de yargılandığı şikâyetinin Anayasa’nın36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; AYİM BirinciDairesi tarafından verilen karar hakkındaki karar düzeltme talebinin aynı dairetarafından karara bağlanması şikâyetinin ise iki dereceli yargılanma hakkıkapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. AYİM'in Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
35. Başvurucu, AYİM'de hâkimsınıfından olmayan subay üyelerin bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız birmahkemede yargılanma şartının gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.
36. AYİM'in bağımsız ve tarafsız birmahkeme olmadığı iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesince bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir(Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 29; Ş.Ç., B. No: 2012/1061,21/11/2013, § 26; Salih Karakoç,2013/2954, 19/12/2013, § 49). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İkiDereceli Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Başvurucu, AYİM Birinci Dairesi tarafından verilen kararhakkındaki düzeltme talebinin aynı Daire tarafından karara bağlanması nedeniyleiki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
39. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış ise debaşvuru konusu edilen sürecin ceza yargılamasına ilişkin olmadığı açıktır.
40. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdindeiki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğuprotokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014, §§ 42-45).
41. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddiasının Anayasave Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurununbu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. ÖzelHayatın Gizliliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
43. Anayasa’nın “Özel hayatıngizliliği” kenar başlıklı 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyasıaranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişiselveriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
44. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişiselbağımsızlık olup bu koruma bir taraftan herkesin istenmeyen bütünmüdahalelerden uzak kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğunaişaret etse de diğer taraftan özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamınıistediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu çemberden ayrı tutma kavramınaindirgenemeyeceği açıktır. Bu açıdan Anayasa’nın 20. maddesi özel birsosyal hayat sürdürmeyi güvence altına almaktadır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 31).
45. Özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadeceyalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak bireyin kendisi hakkındakibilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyinkendisine ilişkin herhangi bir bilginin, kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafınakullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaatibulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğinibelirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, § 32).
46. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin kendibireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkileregirebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bumahremiyet alanı, devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgaridüzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır. Bireyin mahremiyethakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel hayatın korunması hakkıbazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı,bireylerin mahremiyetlerinin kamusal alanda da bazı koşullar altındakorunmasını mümkün kılmaktadır (Serap Tortuk, § 33).
47. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen “özel hayat”kavramı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da oldukça genişyorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin tüketici bir tanım yapmaktan özelliklekaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51).
48. Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim organlarınıniçtihatlarında “bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramınınözel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığıanlaşılmaktadır. Özel hayatın korunması hakkının sadece mahremiyet hakkınaindirgenemeyeceği gerçeği karşısında kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyleuyumlu birçok hukuksal çıkar bu hakkın kapsamına dâhil edilmiştir. Ancaközellikle mahremiyet alanında cereyan eden cinsel içerikli eylem vedavranışların bu alana dâhil olduğuna kuşku yoktur (Serap Tortuk, § 35). AİHM, meslekihayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı hakkında sorgulanmasının ve bunundoğurduğu idari sonuçların, buna ek olarak kişilerin davranış ve tutumlarıgerekçe gösterilerek görevden alınmalarının özel hayatın gizliliğine yapılmışbir müdahale oluşturduğunu vurgulamaktadır (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010,§§ 47, 48).
49. Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygıgösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağıbelirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen özel hayatın gizliliği hakkı,Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvencealtına alınan hakka karşılık gelmektedir. Bireyin mahremiyet alanının ve bualanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamındaolduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğininkorunması Anayasa Mahkemesi tarafından da Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındadeğerlendirilmektedir (AYM, E.2009/1, K.2011/82, 18/5/2011;E.1986/24, K.1987/8, 31/3/1987).
a. MüdahaleninVarlığı
50. “Ahlaki durum” sebebiyle TSK’dan ayırma işlemine tabitutulan başvurucuya ilişkin idari tahkikat sürecinden, TSK’dan ayırmakararından ve AYİM kararlarından anlaşıldığı üzere başvuruya konu süreçteözellikle başvurucunun özel hayatı kapsamındaki davranış ve ilişkilerinin enönemli yer tuttuğu görülmektedir. Bu şartlar altında özel yaşamına ait unsurlargerekçe gösterilerek verilen ayırma (sözleşmenin feshedilmesi) kararınınbaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
51. Anayasa’nın 20. maddesinde, özelhayatın gizliliği hakkı açısından bu hakkın tüm boyutlarına ilişkin olmadığıanlaşılan birtakım sınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunmakta; ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallaradayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bu noktada Anayasa’nın 13.maddesinde yer alan güvence ölçütleri işlevsel niteliği haizdir (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).
52. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplumdüzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.”
53. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler dikkate alınaraksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nın bütünselliği ilkesiçerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundanbelirtilen düzenlemede yer alan başta yasa ile sınırlama kaydı olmak üzere tümgüvence ölçütlerinin Anayasa’nın 20. maddesinde yer verilen hakkın kapsamınınbelirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, § 35).
54. Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkına yapıldığı iddiaedilen müdahalenin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerinvar olup olmadığı, her somut olayın kendi koşulları içindedeğerlendirilmelidir.
i. Kanunilik
55. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözkonusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren birkanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,§ 36).
56. Başvurucunun subay sözleşmesinin feshedilmesi işleminin 4678sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin15. maddesi temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olaydabaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. AYİM kararının söz konusu Kanunhükümlerine dayandığı anlaşıldığından belirtilen yargısal kararların yeterlibir hukuki temele sahip olduğu görülmektedir.
57. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatın gizliliğihakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
58. Disiplin yaptırımlarının bir kamu veya özel teşkilatdüzenini devam ettirmek, onun verimli, süratli ve yararlı bir biçimdeçalışmasını sağlamak, anılan teşkilatın onur ve saygınlığını korumak amacıylatesis edildiği açıktır. Özellikle kamu görevi yürüten bireyler açısındandisiplin cezalarının amacı kamu görevlisini görevine bağlamak, kamu hizmetiningereği gibi yürütülmesini ve bu suretle kurumların huzurunu temin etmektir.Disiplin cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması ve memurlarınhiyerarşik düzen içinde uyumlu hareket etmeleri amacıyla uygulanmaktadır. 211sayılı Kanun’un 13. maddesinde disiplin; kanunlara, nizamlara ve amirleremutlak bir itaat, astın ve üstün hukukuna riayet şeklinde tanımlanmıştır.Ayrıca askerliğin temelinin disiplin olduğu vurgulanmış, disiplinin muhafazasıve idamesi için özel kanunlarla cezai ve idari tedbirlerin alınacağıdüzenlenmiştir.
59. Anılan düzenlemeler, millî güvenliğin sağlanması meşru amacıkapsamında askerî disiplinin korunması ve kamu hizmetinin gereği gibiyürütülmesini sağlamak meşru amacını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda disiplinhukukuna ilişkin uygulamalar neticesinde özellikle kamu görevlilerinin işlem veeylem tarzlarıyla ilgili bazı sınırlamalar getirilmesi, belirtilen meşrutemellere dayanmaktadır. Aynı şekilde askerî bir meslek seçerek belirli birstatüye girmeyi kabul eden kişilerin, sivillere getirilemeyecek bazısınırlamaların askerî disiplin gereği kendilerine uygulanabileceğini baştankabul ettiklerini söylemek de mümkündür (AtaTürkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §41).
60. Dolayısıyla söz konusu müdahalenin, askerî disiplininkorunması ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlama ve bu itibarlamillî güvenliğin korunması amacını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın 20. maddesiçerçevesinde meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olmave Ölçülülük
61. Anayasa’nın 20. maddesinin amacı esas olarak bireylerin özelhayatlarına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerinönlenmesidir. Devletin ayrıca özel hayatın ve aile hayatının gizliliği hakkınıetkili olarak koruma ve saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü debulunmaktadır. Bu yükümlülük, bireylerin birbirlerine karşı eylemleribakımından dahi özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının korunması içingerekli önlemlerin alınması ödevini de içermektedir (Ata Türkeri, § 42).
62. Özel hayatın gizliliği hakkının sınırlanması mümkün olmaklaberaber Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hakve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan ilkeler, özel hayatıngizliliği hakkının sınırlandırılmasında da dikkate alınmalıdır. Buna göredemokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, hakkın özüne dokulmamalı, sınırlamada öngörülen meşru amaç ilesınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmaylaulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyinkaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir (Marcus Frank Cerny [GK],B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 73).
63. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikleözel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnaitedbirler niteliğinde olmasını; başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek enson önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanındemokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacınayönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsalihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilsedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarakdeğerlendirilemez (Ata Türkeri, §44).
64. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkına yargısal veyaidari bir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımındanyapılacak değerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan idarenin vederece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin, özel hayatıngizliliği hakkının unsurlarından olan mahremiyet hakkını kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri”ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyupkoyamadığı olacaktır (Ata Türkeri, §45).
65. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişengeniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bu kapsamda özel hayatkavramının salt mahremiyet alanına işaret etmeyip bireylerin özel bir sosyalhayat sürdürmelerini güvence altına almakta olduğu gerçeği karşısında özelliklekamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazı özel hayatunsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır. Bununlabirlikte bu kişilerin de diğer bireyler için öngörülen sınırlamalarda olduğugibi asgari güvence ölçütlerinden istifade etmeleri gerekir (Serap Tortuk, §52).
66. Öte yandan mahremiyet alanına ait ya da bireyin varlığınaveya kimliğine ilişkin önemli haklar veya hukuksal çıkarlar söz konusu olduğuzaman kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır. Bu bağlamda özel yaşamıngizliliği hakkının cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğundatakdir yetkisinin daha dar tutulması gerekmekte olup bu alanlara yönelikmüdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için özellikle ciddigerekçelerin varlığı şarttır (Ata Türkeri, §47).
67. Tesis edilen disiplin işlemlerindeve bu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında,bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatlarıüzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumlarınişleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve buhususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerledesteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş meslekisicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesigerekir.
68. Son olarak AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesiaçıkça usul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınanhaklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran kararalma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyısağlayacak nitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreç,başvurucunun 8. maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adilşartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasınıgerektirir (Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04, 27/4/2010, § 51; T.P. veK.M./Birleşik Krallık, B. No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).
69. Bu ilkeler ışığında başvuru konusu idari sürecindeğerlendirilmesi sonucunda, başvurucu hakkında bir kısım iddialar içerenisimsiz bir e-posta alınması üzerine idari tahkikat başlatıldığı görülmüştür.Bu kapsamda Hava Kuvvetleri Komutanlığınca başvurucunun ifadesinin alındığı vebaşvurucunun cinsel hayatına dair hususların esas olarak 22/3/2012tarihli ifadesinden öğrenilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ifademetninde, başvurucu hakkında idari tahkikat başlatıldığı belirtilmediği gibihangi kapsamda başvurucunun ifadesine başvurulduğu hususunun da belirtilmemişolduğu; ancak, başvurucunun kendisine sorulan soruları yanıtladığı veöğrencilik döneminden başlayarak cinsel hayatına ilişkin hususları içeren ifademetnini imzaladığı anlaşılmıştır.
70. Başvurucu, Hava KuvvetleriKomutanlığı İstihbarat Başkanlığı tarafından herhangi bir disiplin cezasıtehdidi olmayacağına güvence verilerek manevi baskı altında ve yanıltıcıbeyanlarla, sahip olduğu yasal hakları hatırlatılmadan ifadesinin alındığını,bu ifadenin okunmadan imzalatıldığını, aldatma yöntemiyle özel hayatıyla ilgilibilgilerin en ince ayrıntısına kadar elde edilmeye çalışıldığını ve hakkındaayırma işlemi tesis edildiğini ileri sürmüştür.
71. AYİM Birinci Dairesinin 18/2/2014tarihli ve E.2013/538, K.2014/159 sayılı kararında başvurucunun söz konusuiddiaları değerlendirilmiş ve ifade alma işlemi sırasında başvurucununiradesinin fesada uğratıldığı, yanıltıldığı ya da ifadesinin hukuka aykırışekilde yasak yöntem ve usullerle alınmış olduğuna dair somut bir bilgi, belgeve kanıt bulunmadığı gerekçesiyle anılan iddialar reddedilmiştir. Ayrıca, bahsekonu 22/3/2012 tarihli ifadenin disiplin hukukuçerçevesinde değerlendirilmek üzere idari tahkikat kapsamında alınmış olduğuifade edilmiştir.
72. Somut olayda başvurucunun söz konusu ifadesinin, belirli vesomut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas alınacağı konusundabilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukuki yönden şüpheliduruma getirmektedir. Ayrıca ifade alma işlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığında, başvurucunun mesleki hayatını değil,özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda bırakıldığıgörülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen iddiaların görevinin ifasıyladeğil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen özel yaşam eylemleri ile ilgiliolduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf konusu ayırma işleminin kapsamımesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. Bu bağlamda, idareninve yargısal makamların karar gerekçelerinde, başvurucunun İnternet üzerinden yada sosyal ortamlardan tanıştığı çok sayıda kadınla birliktelik yaşadığı, ahlakiyönden özenli bir yaşam sürmediği ve karşı cinse düşkünlüğünün bulunduğutespitlerine yer verildiği ve karar sonuçlarının bu gerekçelere dayandırıldığı,sonuç olarak başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilendavranışların esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanınadâhil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.
73. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazıözel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır.Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma işlemi tesis edilmesininbaşvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağındanyoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkioluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiği anlaşılmaktadır.Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki sınırlamaların zorunlu yada istisnai tedbir mahiyetinde olması, başvurulabilecek son çare ya daalınabilecek en son önlem niteliğinde olması gerekir.
74. AYİM kararında başvurucunun ifade alma işleminin usul veiçerik yönünden hukuka aykırı unsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılanifadenin alındığı koşulların detaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özelhayatının en mahrem yönünü oluşturan cinsel hayatını geçmiş yıllardan itibarentüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiğinin ortaya konulmadığıgörülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut nitelikteki ifadede belirtilenhususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan ilişiğin kesilmesi işlemine karşıaçılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır. Öte yandan Mahkemekararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve eylemlerinin meslekihayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçeler ortayakonulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerininde detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma işlemine dayanak olarak kabul edilendelillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialarhakkında bir araştırma yapılmadığı görülmüştür.
75. Bu durumda muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteolduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul birgerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususlarınmesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkınagerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkinetkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİMkararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili veyeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırmaişleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarakölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genelyarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adilbir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindekisınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veyabaşvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğuhususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucunaulaşılmıştır.
76. Buna göre başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvencealtına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
77. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin “Kararlar” kenarbaşlıklı (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
78. Başvurucu, hak ihlalinin tespiti ve uyuşmazlık hakkındayeniden yargılama yapılması ile lehine 35.194 TL maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
79. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
80. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMBirinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
81. Başvurucu tarafından maddi ve manevi tazminat talebindebulunulmuş olmakla beraber yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın AYİMBirinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiasıaçısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
82. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yapısından kaynaklandığıileri sürülen nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.