TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EGEÇEP DERNEĞİ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4453)
Karar Tarihi: 3/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucular
:
1. EgeçepDerneği
2. Arif Ali CANGI
3. Berrin Esin KAYA
4. Erhan İÇÖZ
5. Ertuğrul BARKA
6. Muammer SAKARYALI
7. Oya OTYILDIZ
8. Recep ERKOL
Vekili
:
Av. Arif Ali CANGI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, endüstriyel atık bertaraf ve geri kazanım tesisiiçin verilen Çevresel Etki Değerlendirmesiolumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımındanreddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvuruculardan Ege Çevre ve Kültür Platformu (Egeçep) Derneği (Dernek); Ege Bölgesi'nde çevreyi, kültürelve doğal varlıkları korumak amacıyla çalışmalarda bulunmak, bunlarınbozulmasına sebep olabilecek faaliyetler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek vesöz konusu faaliyetleri önlemek için gerekli hukuksal yollara başvurmak,demokratik baskı grubu işlevini görmek amacıyla kurulmuş, merkeziİzmir/Konak'ta bulunan bir özel hukuk tüzel kişisidir. Başvuruculardan RecepErkol İzmir il merkezinde ikamet etmekte, adı geçen başvurucunun ayrıca ManisaKula Sandal Belediyesi sınırları içinde taşınmazları bulunmaktadır. Diğerbaşvurucular da İzmir il merkezinde ikamet etmekte olup aynı zamanda Derneküyesidir (Berrin Esin Kaya yönetim kurulu başkanı; Arif Ali Cangı,Oya Otyıldız, Erhan İçöz veMuammer Sakaryalı kurucu üyedir).
7. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 9/5/2008 tarihinde, Manisa'nınKula ilçesinin Sandal Belediyesi mücavir alan sınırları içindeki Kırtıllıtepe mevkiinde yapılması planlanan Ege bölgesi endüstriyel atık bertaraf ve geri kazanımtesisi hakkında Çevresel EtkiDeğerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı vermiştir.
8. Söz konusu karar Sandal Belediye Başkanlığı tarafından12/6/2008-17/6/2008 tarihleri arasında ilan panosuna asılmış ve hoparlör ileduyurulmuştur. 2010 yılı içinde tesise ilişkin inşaat tamamlanmıştır.
9. Başvurucu Dernek 5/4/2010 tarihinde Manisa Valiliği İl Çevreve Orman Müdürlüğüne (Valilik) başvurmuş vesöz konusutesisin çevresel etkileri konusunda gerekli bilimsel çalışma ve değerlendirmelerinyapılabilmesi, idari ve yargısal yollara başvurulabilmesi için tesise verilenÇED raporunun, lisans ve diğer izinlerin birer örneğinin gönderilmesini talepetmiştir.
10. Valiliğin 7/6/2010 tarihli yazı ile ÇED dosyasının Çevre veŞehircilik Bakanlığından temin edilmesi gerektiğini bildirmesi üzerinebaşvurucu Dernek 21/7/2010 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınabaşvurmuştur. Başvurucu Derneğin talebi Çevre ve Şehircilik Bakanlığının2/8/2010 tarihli yazısı ilecevaplandırılmıştır.
11. Başvurucular, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının cevap yazısıüzerine tesise verilen ÇED olumlukararının iptali istemiyle 20/8/2010 tarihinde Manisa İdare Mahkemesinde(Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucular; dava dilekçesinde bölgede yapılmasıplanlanan tesise kamyonlarla atık taşınacağını, atıkların yakılması sırasındaortaya çıkacak gazlarla halk ve çevre sağlığının zarar göreceğini, tesisin yerseçiminin uygun olmadığını, yanardağ yakınlarında kurulacak olması nedeniylebölgedeki tarihi dokunun olumsuz etkileneceğini belirterek dava konusu kararınhukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
12. Dava, anılan Mahkemenin 25/11/2011 tarihli kararıyla süreaşımından reddedilmiştir. Kararın gerekçesindeÇED olumlu kararının 12/6/2008-17/6/2008 tarihleri arasında SandalBelediyesinin ilan panosuna asılarak ve hoparlör ile duyurularak ilan edildiğibelirtilmiştir. Buna göre başvurucuların dava konusu kararı 17/6/2008 tarihindeöğrendiklerinin kabulünün gerektiği belirtilen kararda, bu tarihten itibarenaltmış gün içinde doğrudan ya da idari başvuru süreci işletildikten sonra davaaçılması gerekirken bu süreler geçirildikten sonra 20/8/2010 tarihinde açılandavanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir.
13. Karar Danıştay OndördüncüDairesinin 9/10/2013 tarihli kararıyla onanmıştır.
14. Başvurucuların karar düzeltme istemi de aynı Dairenin9/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Nihai karar başvurucu Derneğe 10/2/2015, diğer başvurucularvekiline 12/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucular 10/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Çevresel Etki DeğerlendirmesiYönetmeliği'nin 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" (1) Komisyonun nihai ettiği ÇevreselEtki Değerlendirmesi Raporu halkın görüş ve önerilerini almak üzere İl Çevre veOrman Müdürlüğünde ve Bakanlıkta on işgünü görüşe açılır. Bakanlıkça projeyleilgili karar alma sürecinde bu görüşler de dikkate alınarak üç işgünündekomisyon üyesi sayısı kadar çoğaltılması istenir. Çoğaltılan Nihai ÇevreselEtki Değerlendirmesi Raporu beş işgünü içerisinde Bakanlığa sunulur.
(2)Bakanlık, Komisyonun rapor hakkındaki çalışmalarını dikkate alarak beş işgünüiçinde proje için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" ya da"Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararı verir, bu kararı projesahibine ve ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınankararın içeriğini, karara esas gerekçelerini ve halkın görüş ve önerilerininNihai Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporuna yansıtıldığını uygun araçlarlahalka duyurur."
18. 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (y) bendişöyledir:
"Askıda ilan: Gerçekleştirilmesiplanlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesimuhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, valilik, kaymakamlık ve muhtarlıkbinasında veya köy odasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılıduyuruyu ifade eder."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
20. Başvurucular, Dernek çalışmaları sırasında tesisinkurulduğunu öğrendiklerini ve konuya ilişkin bilgi almak için yaptıklarıbaşvuruya verilen cevap üzerine süresinde dava açtıklarını belirtmektedir.Başvurucular, tesiste yüksek oranda tehlikeli atık bertarafınınyapılacak olması nedeniyle tesisin çevresel etkileri hakkındakibilgilendirmenin daha geniş bir kitleye yapılması gerektiğini; sadece SandalBelediyesi ile sınırlı tutulan bir ilanın halkın bilgilendirilmesi ileulaşılmak istenen amacı sağlayamayacağını ifade etmektedir. Gerçek kişi olanbaşvurucular ayrıca, kurulmak istenen tesise yakın bir bölge olan İzmir'deyaşadıklarını hatırlatarak, çevrenin ve sağlıklı bir çevrede yaşama haklarınınkorunması amacıyla açtıkları idari davanın Sandal Belediyesinde yapılan ilantarihi esas alınarak süre aşımından reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunubelirtmektedir. Başvurucular yukarıda yer verilen sebeplerle adil yargılanma,sağlıklı bir çevrede yaşama, maddi ve manevi varlığın korunması haklarınınihlal edildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü; maddi vemanevi varlığın, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının korunmasına yönelikolarak açılan idari davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığınesasının incelenememesidir. Bu itibarla belirtilen ihlal iddiaları, adilyargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmiştir.
1. Başvurucu DerneğinMağdur Statüsü Yönünden
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar"kenar başlıklı 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"…Özel hukuk tüzelkişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiylebireysel başvuruda bulunabilir."
24. Hukukumuzda özel hukuk tüzel kişilerinden biri olanderneklerin 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncasadece dernek tüzel kişiliğine ait haklarınihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri öngörülmüştür.
25. Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuşolup bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak dava açma hakkının/ehliyetininvar olduğu hukuk sisteminde kabul edilen derneklerin doğrudan taraf sıfatıylayer aldığı ve yargılamanın bizzat süjesi olduğu bir davada adil yargılanmahakkına ilişkin güvencelerden yararlanacağı tartışmasızdır. Hâl böyle oluncaderneğin söz konusu davada gerçekleşen adil yargılanma hakkı ihlallerindenetkilenmeyeceğinden ve dolayısıyla bu ihlalin mağduru olamayacağından sözedilemez. Derneklerin doğrudan taraf sıfatını haiz olduğu bir davadagüvencelerinden faydalandırıldığı adil yargılanma hakkına ilişkin ihlaliddialarını ileri sürebileceği bireysel başvuru hakkından yararlanamayacağınınkabul edilmesi hukuk sisteminde kendilerine tanınmış olan dava hakkınınetkinliğini zedeleyeceği gibi bireysel başvurunun temel hak ve özgürlüklerinkorunması amacıyla da bağdaşmaz.
26. Dolayısıyla derneklerin -yargılamaya konu uyuşmazlık özüitibarıyla gerçek kişilere mahsus bir hakkı ilgilendirse dahi- doğrudan tarafsıfatıyla bulunduğu bir davayla ilgili olarak gerçek kişilere özgü haklardan(özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı, yaşam hakkı, özgürlükve güvenlik hakkı,işkence vekötü muamele yasağı gibi) ayrı ve bağımsız şekilde, saltadilyargılanma hakkına yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur statüsününbulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bir başka ifadeyle derneğin ortak amacıngerçekleştirilmesi için açtığı bir davadaki adil yargılanma hakkının 6216sayılı Kanun'un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrası bağlamında dernek tüzel kişiliğine ait bir hak olduğukabul edilmelidir.
27. Buna göre başvurucu Derneğin doğrudan taraf konumunda olduğusomut davaya ilişkin adil yargılanma hakkı ihlali iddialarını içeren bireyselbaşvuruda mağdur statüsünün bulunduğu, dolayısıyla başvurunun kişi bakımındanyetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriterini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
2. İhlal İddiası Yönünden
28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeyeerişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğerbir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
30. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanınsüre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniylebaşvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğugörülmektedir.
31. Mahkemeye erişim hakkına yapılan bu müdahalenin Anayasa'yauygunluğundan söz edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen;kanuna dayanma, meşru bir amaç taşıma ve ölçülü olma koşullarını sağlamasıgerekmektedir.
32. Davanın süre aşımından reddi yönündeki Mahkeme kararının6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinedayandığı dikkate alındığında müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu açıktır.
33. İdari işlemlere karşı dava açmanın belli bir süreylesınırlanması idari istikrar gerekçesine dayandırılmaktadır. İdari istikrarınsağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin birgereğidir. Dolayısıyla kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyleidari işlemlere karşı dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının anayasalaçıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır (Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii veTicaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).
34. Son olarak başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelikmüdahalenin ölçülü olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. AnayasaMahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren,bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştirensınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52).
35. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularkenyargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilciliktenkaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadankalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukukaaçıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanmasınedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarınıkullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., §38).
36. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an damahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önemtaşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açmasüresinin hangi tarihte başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyleyorumlama görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurununikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihinbelirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangitarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerininyorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığındaincelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamdadava açma süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin davahakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdarolduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeyebaşlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesinizedeleyebilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban, § 66).
37. Başvurucular dava konusuÇED olumlu kararının Dernek merkezinin bulunduğu ve ayrıca ikametettikleri yer olan İzmir'de ilan edilmemesi nedeniyle karardan haberdarolamadıklarını belirtmekte, ilanın yalnızca Sandal Belediyesinde yapılmışolmasının ve dava açma süresinin başlangıcında Sandal Belediyesinde yapılanilan tarihinin esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğindenşikâyet etmektedir.
38. Somut olayda başvurucu Derneğin kuruluş amacının ve faaliyetalanının Dernek Tüzüğü'nde; Ege Bölgesi'nde çevreyi, kültürel ve doğalvarlıkları korumak için çalışmalarda bulunmak, bu değerlerin zarar görmesinesebep olabilecek yatırım ve projeler ya da fiiller konusunda kamuoyunubilgilendirmek ve bu nitelikteki faaliyetleri önlemek için gerekli hukuksalyollara başvurmak, demokratik baskı grubu işlevini görmek olarak belirtildiğigörülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuruya dayanak davada uyuşmazlık konusuedilen ÇED olumlu kararına konutesisin Ege Bölgesi sınırları içindeki Manisa'nın Kula ilçesinin SandalBelediyesi mücavir alanında kurulduğu gözönündebulundurulduğunda başvurucu Dernekten, doğrudan faaliyet gösterdiği ve çevreselolayları takip ettiği bir bölgede yürütülenprojekapsamında kurulan tesisin bulunduğu yerleşim yerinde gerçekleştirilen ilandanhaberdar olmasının beklenmesinin makul ve öngörülebilir bir yaklaşım olduğuaçıktır.
39. Gerçek kişi olan diğer başvurucular iseİzmiril merkezinde ikamet ettiklerinden Sandal Belediyesinde gerçekleştirilenilandan haberdar olamadıklarını belirtmekte, ÇEDolumlu kararının tesise yakın bir yer olmasına rağmen İzmir'de ilanedilmemiş olmasının bir usul eksikliği olduğunu ileri sürmektedir.Başvuruculara göre Sandal Belediyesinde gerçekleştirilen ilan tarihi dava açmasüresinin başlangıcında esas alınmamalıdır.
40. Çevresel etki değerlendirmesine ilişkin mevzuatta;gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecekveya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer veya yerlerde ilan yapılmasınınöngörüldüğü, bu ilan ile kararın yöre halkına duyurularak kişi ve kurumların süreçhakkında bilgilendirilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamdabaşvurucular tarafından; ikamet ettikleri İzmir'de ilan yapılması gerekliliğinedayanak olarak sadece tesise yakın bir yerolması şeklinde soyut bir ifade kullanıldığı, bunun haricinde ilgilimevzuat uyarınca İzmir'de de ilan yapılması gerekliliğini ortaya koyabilecek yada en azından bu iddiayı savunulabilir hâle getirecek ve dolayısıyla derecemahkemesinin bu hususta araştırma yapmakla yükümlü kılınmasını haklı göstereceknitelikte İzmir'de meydana gelebilecek çevresel etkilere dair herhangi birolguya işaret edilmediği, bilakis derece mahkemelerine sunulan dilekçelerdeprojenin ilanın gerçekleştirildiği Sandal Belediyesinin bağlı olduğu Kulailçesi ile Manisa'nın Salihli ilçesindeki çevresel unsurlar üzerinde meydanagetireceği olumsuz etkilerden bahsedildiği görülmektedir.
41. Bu itibarla maddi olayın niteliği de gözönündebulundurularak gerekçeli kararda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklarirdelendiğinde derece mahkemesinin dava açma süresinin başlangıcına esas aldığıtarih itibarıyla başvurucuların dava konusu işlemden haberdar olduklarının yada olmaları gerektiğinin kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığısöylenemez.
42. Bu durumda Mahkeme kararının dava açma süresininhesaplanmasına ilişkin usul kurallarının uygulanması noktasında davanınhakkaniyetine halel getirecek nitelikte aşırı şekilci bir yorum vedeğerlendirme içermediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla şikâyete konu yargılamaişlemlerinde mahkemeye erişim hakkı yönünden bir ihlalin olmadığının açıkolduğu sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.