TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EKREM ONAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3319)
Karar Tarihi: 18/5/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucular
:
Ekrem ONAR ve diğerleri
[bkz. ekli tablonun (B) sütunu]
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanmüracaatların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve anılan retişlemlerine karşı açılmış olan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adilolmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 13/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde,başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde,başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasınakarar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 15/7/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütunundabaşvuru numaraları belirtilen dosyaların 2014/3319 başvuru numaralı bireyselbaşvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/3319 başvuru numaralıbireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvurudosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuruculara ait bireysel başvurularda, başvuru dilekçeleriile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Batman ili Sason ilçesi Kelhasanköyünde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle 1992 ile1993 yılları arasında göç etmek zorunda kaldıklarını belirterek ekli tablonun(D) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına girenzararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonunabaşvurmuşlardır.
10. Ekli tablonun D sütununda tarih ve sayıları belirtilenKomisyon kararlarında, köyün boşalmadığı ve başvuruculara yönelik bir tehdit vesaldırı olmadığından bahisle başvuruların reddine karar vermiştir.
11. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F)sütununda belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarıekli tablonun (G) sütununda tarihleri gösterilen İdare Mahkemesi kararları ilereddedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:
“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinindeğerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya "terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşamayan kişilerceuğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre idarece sulh yoluylaödenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, bir yerleşim yerinin güvenlik nedeniyleidarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk tarafından"tamamen" boşaltılmış olması halinde, yerleşim yerininboşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek teksayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.Sosyal güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmışolması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararınidarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Yerleşim yerinin "kısmen" boşalmış olması, o yerleşim yerindegüvenli bir şekilde, yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarınınidarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir göstergesidir. Güvenlikkaygısının, yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygınedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesigerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişekarşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda belirtildiğişekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak, bir yerleşimyerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerleşim yerinde sadece köykorucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy halkının yerleşim yeriniterk etmiş olması halinde ise, yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının dagüvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayımalvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasahükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.
Bu itibarla, bir yerleşim yerinde asgari güvenlik düzeyiningerçekleştirilmiş olmasına ve bu yerde köy korucuları ile bunların aileleri dışındakidiğer köy halkının yaşamasına karşın, yerleşim yerinde yaşayan kişilerin birkısmının, yerleşim yerini terk etmeleri sonucunda uğranıldığı ileri sürülenmaddi zararın, güvenlik kaygısından kaynaklandığından bahisle 5233 sayılı Yasahükümlerine göre idarece karşılanmasına olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı vekili tarafından Valilik Makamınayapılan başvuruda, köyünden yaşanan terör olayları nedeniyle göç ettiği, göçsonucu taşınır taşınmaz malvarlığı ile yoksun kalınan malvarlığı zararınınbulunduğu belirtilerek tazminat talebinde bulunulduğu, başvurunun "köyünboşalmadığı, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığı, korucu köyüolmadığı, köyde 2000 yılında 284, 1997 yılında 271, 1990 yılında 472 kişiyaşadığı, köyde seçmen sandıklarının kurulduğunun tespit edildiği"nedenleriyle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
Dava dosyasında ve Kelhasan Köyüne ilişkinMahkememizde yer alan bilgi ve belgelerden; Batman İl Jandarma Komutanlığıncayapılan araştırmalar sonucu bir kısım köy halkının maddi sıkıntılar yüzündenköyü terk ettiği yolunda tespitler yapıldığı, köy nüfusunun 1990 yılında 472,1997 yılında271, 2000 yılında 284 kişi olduğu, geçici ve gönüllü köykorucularının 1987-2000 yılları arasında görevlendirildikleri köy ve mezralarlistesine göre köyde geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı ve tespitedilen nüfusun tamamının köyde yaşayan sivil vatandaşlar olduğu, Sason İlçeSeçim Kurulunun 4.9.2009 gün ve 185 sayılı yazısında köyde muhtarlıkseçimlerinin yapıldığının belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu KelhasanKöyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerindendolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer birifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıyayönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusuişlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”
12. Kararların başvurucular tarafından temyiz edilmesi üzerineekli tablonun (G) sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile “karar usul vehukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasınıgerektirecek nitelikte görülmediği” gerekçesiyle hükümlerinonanmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucuların karar düzeltme istemi, ekli tablonun Hsütununda belirtilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
14. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvurucularatebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi içinde başvurucular tarafındanbireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurular incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, güvenlik nedeniyleköyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler nazara alınmaksızın ve köyhalkının güvenlik güçleri tarafından yapılan mayın taramasında kobay olarakkullanılması hususuna ilişkin TBMM İnsan Hakları Komisyonunun incelemeleri gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğusoyut gerekçesine dayanılarak,taraflarınca sunulanbelgeler değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkatealındığını, bu belgeler kendilerine tebliğ edilmek suretiyle savunma yapmaimkânı tanınmadan verilen kararların adil olmadığını, kararların yeterligerekçe ihtiva etmediğini, taraflarınca sunulan belgeler dikkate alınmaksızınidarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsızolmadığını, benzer başvurularda tazminata hükmedilmesine rağmen kendibaşvuruları reddedilmek suretiyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını,idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucumülkiyet hakkından yoksun kaldıklarını ve derece mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini ve yaptıkları başvuruhakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde güvencealtına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıklarıdavaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiklerianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının incelenmesi neticesindeiddiaların özünün adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlalineilişkin olduğu anlaşıldığından söz konusu iddiaların belirtilen kapsamdadeğerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderimtaleplerinin ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini ancak aynı köydeyaşayan bir kısım müracaat sahibine bahse konu Kanun kapsamında ödemeyapıldığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
20. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
21. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilenayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıtsunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön debulunmamaktadır.
22. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
25. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii.Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkinİddia
27. Başvurucular sundukları bilgi, belge ve deliller dikkatealınmadan sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
29. Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığındayapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddia
31. Başvurucular; Komisyona yaptıkları başvuruların ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini, köylerinden göç etmeye mecbur kalmalarınedeni ile mal varlıklarına ulaşamadıklarını, ortaya çıkan zararlarının terörkaynaklı olmasına rağmen tazmin edilmediğini, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlaledildiğinden şikâyetçi olmuşlar ise de yargılama sürecinde yapılan incelemelerve lehlerine olmayan yargı kararları temeline dayandırıldığı tespit edilen buiddianın Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygungörülmüştür.
32. Başvurucular, yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamındaayrıca, sundukları delillere Mahkeme tarafından itibar edilmediğini ve yalnızcaidare tarafından sunulan bilgi ve belgeler esas alınarak karar verildiğinibelirterek hatalı şekilde hüküm kurulduğunu ileri sürmüşlerdir.
33. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 24).
34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
35. Başvurucular tarafından açılan davalarda Mahkemece,aralarında başvurucuların da bulunduğu Kelhasan Köyühalkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayıuğradığı zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyleanılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacılara yönelikbir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle idarece tazminedilmesine hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek davaların reddine kararverilmiştir (bkz. § 11).
36. Başvurucular tarafından, maddi vakıa ve delillerin hatalıtakdiri neticesinde talep ve davalarının reddedildiği, bu kapsamda DereceMahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukukaaykırı olduğu belirtilmekte olup başvurucuların belirtilen iddialarının özününDerece Mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
37. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun'un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun'un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun bulunduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, B. No:2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88).
38. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvuruların bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
39. Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurmaolanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatiniilgilendirmekte olup kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanunyoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkemekararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesizorunludur (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).
41. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiğişeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolumahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkınihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen butür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda, üst derecelimahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabuledilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kayaİnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
42. Başvurucular, göç ettikleri dönemde Kelhasanköyünde güvenlik olmadığını gösteren ve taraflarınca dava dosyasına sunulantalep sonucuna etki edebilecek bilgi ve belgelerin Derece Mahkemelerikararlarında tartışılıp değerlendirilmediğini ileri sürmektedir. 5233 sayılıKanun kapsamında yapılan başvurularda, anılan köye ilişkin verilen mahkemekararlarının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucunavarılmıştır (Cahit Tekin, §§75-77). Aynı içerikli taleplerin derece mahkemeleri tarafından aynıgerekçelerle reddedildiği somut başvurular açısından da bu sonuçtan ayrılmayıgerektirecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.
43. Başvurucuların 1996 yılında köy halkının mayın taramasındagüvenlik güçleri tarafından kobay olarak kullanıldığı yönündeki argümanlarınınDerece Mahkemelerinin karar gerekçelerinde karşılanmadığı yönündeki iddiasınagelince; başvurucular tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerinincelenmesinden 1996 yılının Aralık ayındaki bir tarihte Batman ili Sasonilçesi Tekevler ve Kelhasanköylerinde ilçe merkezine gitmek üzere araç bekleyen otuz civarında köysakininin askerler ve geçici köy korucuları tarafından resmi araca bindirilerekmayınlı olduğu sanılan bir araziye götürüldükleri ve mayınların yerlerinigöstermemeleri hâlinde söz konusu alanda kendilerinin yürütüleceklerininbelirtilerek burada zorla yürütüldükleri yönündeki iddiaların köylülertarafından Kaymakamlığa iletildiği, kamuoyuna da yansıyan söz konusu iddialarınyerinde incelenmesi amacıyla TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı tarafındanüç milletvekilinden oluşan bir heyetin Batman’a gönderildiği, 21 Şubat 1997günü yapılan tahkikat sonrasında Heyetçe hazırlanan raporda olayınaydınlatılması amacıyla adli ve idari soruşturmaların başlatılması gerektiğininbelirtildiği, Sason Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu iddianın müsebbibiolarak gösterilen jandarma üsteğmen hakkında efrada kötü muamele suçunuişlediği iddiasıyla açılan kamu davasında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun gereğince görevsizlikkararı verilerek evrakın gereğinin takdir ve ifası için Kaymakamlığagönderilmesine karar verildiği, Mahkememiz tarafından resen yapılan incelemedende Sason Kaymakamlığının 4483 sayılı Kanun kapsamında yaptığı soruşturmasonucunda sanığın men’i muhakemesine karar verildiği,yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin24/9/1999 tarihli kararıyla da sanığın üstüne atılı suçu işlediği kanısınıdoğrulayacak ve hakkında kamu davasının açılmasını gerekli kılacak yeterlikanıt elde edilemediği gerekçesiyle yöntem ve yasaya uygun bulunan kararınonandığı ve kararın bu şekilde kesinleştiği görülmektedir.
44. Buna göre başvuruya konu iddia üzerine ilgili makamlarcasiyasal ve yargısal denetim süreçlerinin başlatıldığı ve hukuki süreç sonucundasöz konusu iddianın sübut bulduğuna ilişkin yeterli kanıt olmadığı gerekçesiylesanık kamu görevlisinin yargılanmasına gerek olmadığı yönünde karar verildiğianlaşılmaktadır.
45. Öte yandan bir an için anılan iddianın sübut bulduğu kabuledilse dahi başvurucuların köyü terk etmesinin üzerinden birkaç yıl geçtiktensonra meydana geldiği ileri sürülen bu iddianın başvurucuların köyü terk etmegerekçesi olamayacağı açıktır. Dolayısıyla hukuken doğruluğu ispat edilemediğigibi doğruluğu hâlinde dahi başvurucuların çok daha önce ayrıldıklarıköylerinde yaşandığı ileri sürülen başvuru konusu iddianın, başvurucularınkendilerine yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısından dolayı yerleşimyerini terk ettikleri sonucunu doğurması olanaksızdır. Bu durumda hükümsonucunu etkiler nitelikte olmadığı görülen bu iddiaya ayrı ve açık bir yanıtvermeksizin nesnel güvenlik kaygısı kriterini esas alarak davayı reddeden yerelmahkeme ve bu kararı onayan yüksek mahkeme kararlarının gerekçeli karar hakkınıihlal ettiği iddiası açıkça dayanaktan yoksundur.
46. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
47. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
48. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan,B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
49. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
50. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C sütunu)ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I sütununda her birbaşvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerindeuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Adli yardım taleplerinin kabulüyle geçici muafiyet sağlananyargılama giderlerinin tahsilinin başvurucuların mağduriyetine neden olacağıanlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuların yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
3
4
5
6
7
A
Başvuru
Numarası
2014/3319
2014/3323
2014/3325
2014/3327
2014/3331
2014/3375
2014/3378
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Ekrem
Onar
Osman
Atalay
Sabri
Doğan
Hakkı
Akıl
Abdülkerim
Muratoğlu
Sadettin
Onar
Emin
Gökmen
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
29/12/2006
11855
4/4/2006
9337
25/3/2008
15458
21/12/2006
11445
28/4/2006
9573
27/12/2006
11609
4/4/2006
9390
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
14/7/2011
2011/1-1580
14/7/2011
2011/1-1576
14/7/2011
2011/1-1610
14/7/2011
2011/1-1591
14/7/2011
2011/1-1570
14/7/2011
2011/1-1633
14/7/2011
2011/1-1585
E
Dava
Tarihi
12/9/2011
5/10/2011
5/10/2011
12/9/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
6 yıl
8 ay
6 yıl
11 ay
5 yıl
5 ay
6 yıl
9ay
7 yıl
4 ay
6 yıl
8 ay
7 yıl
5 ay
Sıra
8
9
10
11
12
13
14
A
Başvuru
Numarası
2014/3381
2014/3384
2014/3388
2014/3400
2014/3400
2014/3400
2014/3400
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Sabriye
Atalay
Mehmet
Muratoğlu
İsmet
Doğan
Sabiha
Doğan
Sevda
Kaplan
Arusa
Doğan
Sabah
Doğan
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
30/5/2008
17615
29/12/2006
11854
3/1/2006
8321
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
14/7/2011
2011/1-1622
14/7/2011
2011/1-1574
14/7/2011
2011/1-1619
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
E
Dava
Tarihi
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
5 yıl
3 ay
6 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
Sıra
15
16
17
18
19
20
21
A
Başvuru
Numarası
2014/3400
2014/3400
2014/3400
2014/3400
2014/3400
2014/3404
2014/3410
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Kamil
Doğan
Menice
Doğan
Azize
Akçakaya
Ahmet
Doğan
Aydın
Doğan
Fazile
Işık
Kamile
Onar
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
3/1/2006
8322
6/9/2007
13884
28/4/2006
9555
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1617
14/7/2011
2011/1-1566
14/7/2011
2011/1-1588
E
Dava
Tarihi
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
5/10/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
29/2/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
19/9/2013
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
7 yıl
8 ay
6 yıl
-
7 yıl
4 ay
Sıra
22
A
Başvuru
Numarası
2014/3414
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
Mehmet
Doğan
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
6/1/2006
8700
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
14/7/2011
2011/1-1583
E
Dava
Tarihi
5/10/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
29/2/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
H
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/9/2013
I
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
7 yıl
8 ay