TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ELİF DOĞAN KUTLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5219)
Karar Tarihi: 17/2/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Basvurucu
:
Elif DOĞAN KUTLU
Vekili
:
Av. Reyhan BOZAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, fazla ödenen ek ders ücretinin iadesine yönelikidari işlemin iptali talebiyle açılan davada, Danıştay İçtihatları BirleştirmeKurulu kararının yanlış ve ilgili mevzuatın hatalı yorumlanması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/6/2013 tarihinde Kahta İcra Hukuk Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/7/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş18/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Adıyaman ilinde bir anaokulunda müdür olarak görevyapmakta iken ek ders ücretlerine ilişkin İl Millî Eğitim Müdürlüğümüfettişleri tarafından yapılan denetim sonucu inceleme raporu düzenlenmiş;raporda, başvurucuya 2007 yılından başlayarak 2009 yılı Martayına kadar geçen süredetoplam 507 saatlik hatalı ekders ücreti ödemesi yapıldığı tespitine yer verilmiştir.
9. Anılan tespit üzerine Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü4/1/2011 tarihli işlemi ile başvurucudan, hatalı ek ders ücreti ödemesindenkaynaklanan 2.960 TL ana paranın faizi ile birlikte toplam 3.711,87 TL olarakiade edilmesini istemiştir.
10. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle Şanlıurfaİdare Mahkemesinde iptal davası açmış, idarenin hatalı ödemeyi ancak ödemetarihinden itibaren dava açma süresi olan altmış gün içinde geri alabileceğinibelirterek idarenin iadeye yönelik işleminin iptal edilmesini istemiştir.
11. Yapılan yargılama sonunda Şanlıurfa İdare Mahkemesi10/1/2012 tarihli ve E.2011/722, K.2012/18 sayılı kararı ile başvurucununtalebinin reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Bu bakımdan, idarenin hatalı olarak tesis ettiği işlemi geri almasınadair kurallar çerçevesinde maddî olayın incelenmesi, bunun için (de) davakonusu olayda, geri almanın koşullarının oluşup oluşmadığının ve hatalıödemenin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Yukarda yer verilen mevzuat hükümlerinde ve (2006/11350 sayılı MillîEğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkinBakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin haftalık ders ve ek ders saatlerine ilişkinçizelgede) okul öncesi eğitim kurumlarında kurum müdürünün toplam 25 saat,kurum müdür yardımcısının ise toplam 20 saat ek ders karşılığı ücretalabilecekleri belirlenmiştir.
Davacının ise, (inceleme döneminde) söz konusumevzuat ile öngörülen miktardan daha fazla (507 saat) ek ders ücreti aldığıgörülmektedir. Müfettişilik tarafından konuya ilişkinolarak alınan okul müdürünün ve okul müdür yardımcısının ifadelerinde özetle“fazladan ücret tahakkuk ettirildiğinin doğru olduğu, durumun mevzatın yanlış yorumundan kaynaklandığı ve kastın bulunmadığınının” beyan edildiği görülmektedir. Söz konusubeyanlar (da) fazladan ücret alındığının ve alınan fazla ücretin hatalıyorumdan kaynaklandığını açıklamaktadır.
Dolayısıylaolayda, davacıya yapılan hatalı ödeme işlemi bulunmakta olup; dava konusuişlemin geri almaya ilişkin kısmının, idarenin hatalı işlemlerini geri alıpalamayacağına dair genel hükümler çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
...
Doktrin ve içtihatlara göre; düzenleyici işlemler, tespit ediciişlemler, [Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı kararı gereğince “hatalı” terfî/intibaka(derece/kademe ilerlemesine) dayalı olanlar hariç] parasal ödeme işlemleri,geçici kolluk izinleri, negatif işlemler, müeyyide işlemleri, yok hükmünde olanişlemler, hile ile elde edilen işlemler (...) hak yaratıcı nitelikte olmayanişlemlerdendir.
Bu çerçevede, parasal ödeme işlemlerinin hak yaratıcı nitelikte olupolmadıklarının özel olarak incelenmesi gerekmektedir:
Personel hukukunda parasal ödeme işlemleri, mevzuatla öngörülenşartların gerçekleşmesi halinde, mevzuat gereği, ilgililere belli bir miktarparanın ödenmesini içermektedirler ki; bu nitelikteki idarî işlemler, hakyaratıcı olmaktan ziyade, ödemeye ilişkin durumun mevcut olduğunun tespitiniteliğini taşımaktadırlar.
Dolayısıyla bu nitelikteki işlemler, ilgililer lehine müktesep ödemeniteliğinde değillerdir. Bu kuralın tek istisnası, 22.12.1973 tarih ve E:1968/8, K: 1973/14 sayılı Danıştay İBK Kararı gereği hatalı terfîveya intibaka (hatalı derece/kademe ilerlemesine) dayalı parasal ödemelerdir.
Diğer bir ifadeyle, (İBK kararı haricinde) bir paranın ödenipödenmemesi konusunda idareye bir takdir yetkisi tanınmış ve idare bu takdiryetkisine istinaden bir ödeme işlemi gerçekleştirmiş ise, (sadece) bu durumdayapılan parasal ödemeler hak kazandırıcı (hukukî korumadan yararlanmaya matuf)nitelikte olacaktır.
Davacının ek ders ücreti alması olayında ise, terfî/intibak(derece/kademe ilerlemesi) yoktur. Davacıya yapılan ödemeler, ek dersverilmesine delâlet eden ödemelerdir. Ancak bu ödemeler ise, mevzuata bağlıödemelerdir. Mevzuata bağlı ödemelerde idarenin, ödemenin yapılıp yapılmamasıkonusunda takdir yetkisi bulunmamakta; idare bağlı yetki içerisinde hareketetmektedir. Fakat olaydaki ödeme işlemleri, mevzuata aykırı olarakgerçekleşmiş; mevzuatta öngörülenin üzerinde bir ödeme gerçekleştirilmiştir.
Bu itibarla, davacının almış olduğu ödemeler, “açıkça” mevzuata aykırıolarak yapılmış ödemelerdir. Ödemeler hukuka aykırı olduğundan, bu ödemelerindavacı bakımından müktesep ödeme olması hukuken mümkün değildir ve ödemeleringeri alınmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarılmıştır. ..."
12. Başvurucu İlk Derece Mahkemesi kararına itiraz ederekhükmün, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli veE.1968/8, K.1973/14 sayılı kararına aykırı olarak kurulduğunu, farklı idaremahkemelerince verilen aksi yönde kararlar bulunduğunu ve ilgili mevzuatuyarınca 31 saat ek ders ödemesi alabilmesinin mümkün olduğunu ancak kararda 25saat ek ders ödemesi alabileceği yönünde kabulde bulunulduğunu ileri sürmüştür.
13. İtiraz incelemesini yapan Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi20/9/2012 tarihli ve E.2012/769, K.2012/867 sayılı ilamıylakararıonamıştır.
14. Onama ilamı üzerine başvurucu, karar düzeltme talebindebulunmuş; kendisine hatalı yapıldığı ileri sürülen ödemelerin gerçekleşmesindebir hilesinin ya da gerçek dışı beyanının bulunmadığını, hatalı ödemeyapıldığının müfettiş tespiti ile ortaya çıkmasının olayda açık hata daolmadığını gösterdiğini, olaya Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun22/12/1973 tarihli kararının doğru uygulanması gerektiğini ve bu doğrultudaidarenin iade talebini ancak en son ek ders ödemesinden itibaren 60 gün içindeyapabileceğini dolayısıyla idari işlemin iptalinin gerektiğini belirtmiş vekararın düzeltilmesini istemiştir.
15. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Gaziantep Bölge İdareMahkemesinin 15/4/2013 tarihli ve E.2013/823, K.2013/808 sayılı ilamıylareddedilmiştir.
16. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya28/5/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 24/6/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararı şöyledir:
"Yargıtay kararında belirtilen istisnalar ve olayda açıkkanunsuzluk hali hariç, kanunsuz işlemlerin geri alınmasının idarî dava açmasüresi ile sınırlı olacağı şeklinde bir karar verilmesinin isabetineinanıyoruz. Çünkü usul ve yargılama hukukunun ihmali asla kabul edilemeyecekkurallarından biri de tarafların eşit olanaklardan yararlanmasıdır.
Bir idarî karar aleyhine idarî dava süresi içinde ilgililer davaaçmazsa işlem kesinleşir ve ilgili bu kanunsuz işlemin sonuçlarına katlanır vekatlanmak zorundadır. Şu halde idare de dava süresisonunda kanunsuz olduğu ileri sürülen işleminin sonucuna katlanmalıdır. Kaldıki idare böyle hallerde gene de imtiyazlı durumdadır.
Onun aldığı kanunsuz kararın alınmasında en küçük bir katkısıbulunmayan idare olunan, süresinde dava açmazsa bu kararın sonuçlarınakatlanıyor. Halbuki idare kendi ihmali, bilgi azlığı sonucu bu kararı aldığınagöre dava süresi geçtikten sonra bunun sonuçlarına öncelikle katlanmalıdır.
Bundan başka idare hukukunun diğer önemli bir ilkesi de İdariişlemlerdeki doğruluk karinesidir.
Bu ilke İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uyma zorunluluğunudoğurur.
Bu ilkenin tabi i sonucu olarak idarî işlemlerde devamlılık, istikraresastır. Bu esas o derece önemli sayılmıştır ki idarede kararsızlıktansakanunsuz işlemlere bir süre sonra kanuniyet tanımak ehveni şer sayılmış, genebu ilkenin sonucu istikramı temini için idarî işlemler aleyhineaçılacakdavalariçinhususi hukuktan çok daha kısa dava süresi tanınmış, bazen bu süre 10 günlükgibi çok kısa bir müddete kadar indirilmiştir. Ayrıca yürütmenin durdurulmasıkararı verilmedikçe dava açılması kararın uygulanmasına engel sayılmamıştır.Bir idarî işlemin her zaman geri alınması ihtimali tehdidi altındabırakılmasından doğacak itimat buhranına Yüce Mahkemenin son vermesinin ülkeyararına ve hukukun genel ilkeleri doğrultusunda olacağı kanısındayız.
... Yukarda açıkladığımız ve önerdiğimiz hal tarzı kabul olunmaz, başkabir anlatımla kanunsuz işlemlerin her zaman geri alınması kabul edilecekolursa, bu işlemlere dayalı olarak ödenmiş paraların geri alınmasının mümkünolup olamayacağı sorununu ayrıca incelemek gerekecektir.
İdarî işlemlerde doğruluk karinesi bulunduğundan, aksi yetkili merciveya makamlarca saptandığı tarihe kadar doğru kabul edilen bir işlemindoğurduğu sonuçların da doğru olması gerekmektedir. Bu kuralın aksini düşünmekidarede ve toplum yaşantısında kargaşayı ve anarşiyi davet demektir. Durumu birörnekle açıklamak gerekirse: Bir İle atanan valinin atanma işleminin yanlışolduğunun anlaşılması üzerine bu işlemin geri alındığını kabul edelim. Budurumda bu valinin yaptığı bütün işlemlerin geçersiz sayılması gerekecektir.İta amiri olarak harcadığı paralar, yaptığı atamalar, verdiği idarî ve yargısalkararlar tüm geçersiz olacak. Bütün bu kararların geçersiz olacağını nasılkabul edemezsek aynı şekilde valinin aldığı aylığın geri alınmasını da kabuledemeyiz. Çünkü hususî hukukta kullanılan deyimle ortada sebepsiz zenginleşmesöz konusu olmadığından bu paranın geri alınması da kanımızca mümkün değildir.Yalnız burada bir idarî işlemin hukuki sonucu olan ödemelerle maddî hatalarıayırmak gerekmektedir. Bir aylığın, bir alacağın hesaplanmasında yapılanhatalar genel zaman aşımı içerisinde geri istenir ve alınır. Çünkü bunlar biridari işlemin sonucu değildir.
...
SONUÇ :
1 — İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediğimeblâğın istirdadına, bir mahkeme kararma lüzum olmadan karar verebileceğine vebu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay'ın görevi içinde olduğuna21/12/1973 gününde yapılan müzakerede oyçokluğuyla,
2 — İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesihallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediğimeblağı her zaman geri alabileceğine 22/12/1973 günü yapılan müzakeredeoybirliğiyle,
3 — Yukarıda belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerinistirdadının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 90 güniçinde kabil olduğuna ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemiyeceğine 22/12/1973 günü yapılan müzakerede esastave gerekçede oyçokluğuyla karar verildi .
..."
19. 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan K.2006/11350 sayılı Millî EğitimBakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkinBakanlar Kurulu Kararı'nın "Aylıkkarşılığı ders görevi" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"(1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli;
a) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarının müdür, müdür başyardımcısı vemüdür yardımcıları haftada 6 saat,
...
ders okutmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük öncelikle alanlarında,alanlarında ders bulunmayanlara ise ihtiyaç hâlinde ve istekleri üzerinealanları dışında ders görevi verilmek suretiyle yerine getirilir."
20. K.2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu kararının "Ek ders görevi" kenar başlıklı6. maddesi ile "Ders saatleriçizelgesi" kenar başlıklı 29. maddesi şöyledir:
"MADDE 6- (1) Kapsama dâhil örgün veyaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevinitamamlayan;
a) Müdür, müdür başyardımcısı ve müdüryardımcılarına haftada 6 saate,
...
kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmenverilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ekders görevi verilebilir."
"MADDE 29- (1) Yönetici ve öğretmenlerinhaftalık ders ve ek ders saatleri ekli çizelgede gösterilmiştir."
21. K.2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ek "Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici veÖğretmenlerin Haftalık Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Çizelge"nin ilgili kısmı şöyledir:
Okul / kurum yönetici öğretmenleri
Madde
No
Aylık Karşılığı Ders Görevi
Ders Niteliğinde Yönetim Görevi
Zorunlu Ek Ders Görevi
İsteğeBağlı Ek Ders Görevi
Öğrenci Sosyal ve Kişilik Hizmetleri
Hazırlık ve Planlama Görevi
ÜcretKarşılığı
Toplam Ek Ders Saati
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI
1- Müdür
5,6,10
6
25
...
6
...
...
25,31
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 17/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, anaokulu müdürü olarak görev yapmakta iken ekders ödemeleri ile ilgili hakkında düzenlenen müfettiş raporu doğrultusunda,Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 4/1/2011 tarihli işlemi ile 2007-2009yılları arasında hatalı ek ders ücreti ödemesi yapıldığından bahislekendisinden toplam 3.711,87 TL'nin iadesinin istenmesi üzerine Şanlıurfa İdareMahkemesinde açtığı iptal davasında Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulukararının yanlış yorumlandığını, gerekçeli kararda hatalı ödenen aylık ek dersücretinin mevcudiyetinden bahsedildiğini ancak ilgili mevzuata göre alabileceğiek ders saatinin söz konusu kararda haftalık 20 saat olarak belirtilenin aksinehaftalık 26 saat olduğunu, bu anlamda hatalı olarak fazla ödenen bir meblağınolmadığını, yine kararda hatalı ödenen ek ders saatinin kabulü yönünde beyanıolduğunun hüküm altına alındığını ancak gerçekte böyle bir kabulünün olmadığınıbelirterek kişilik hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;ek ders ücretine yönelik yaptığı iade ödemelerinin durdurulmasını, bunun mümkünolmaması durumunda maddi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
25. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün, Derece Mahkemelerincesomut olayın ve ilgili mevzuatın yanlış yorumlandığına yönelik olduğuanlaşıldığından söz konusu şikâyetlerin adil yargılanma hakkı kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. İlgili Mevzuatın ve Danıştay İçtihadınınYanlış Yorumlandığına İlişkin İddia
26. Başvurucu, Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğünün 4/1/2011tarihli işleminin iptali istemiyle açtığı dava sonunda verilen gerekçelikararda alabileceği ek ders saatinin miktarına yönelik mevzuatın yanlış olarakdeğerlendirildiğini ve yapılan ödemelerin,22/12/1973 tarihli ve E.1968/8,K.1973/14 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararının yanlışyorumlanması suretiyle "açık hata"olarak değerlendirilmesi sonucu işlemin iptaline yönelik talebininreddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
29. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
30. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz Başvurusu, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §26).
31. 16/12/2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan K.2006/11350 sayılı "MillîEğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkinKarar" ile Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yönetici veöğretmen olarak görev yapanların haftalık ders ve ek ders saatleridüzenlenmiştir. Söz konusu karara ek "MillîEğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Haftalık Ders ve Ek Ders Saatlerineİlişkin Çizelge"nin"OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI" kısmının"1-Müdür" olarakbelirlenen bölümünde deücret karşılığı toplam ek derssaatinin "25,31" olarakbelirlendiği (bkz. § 21), somut olayda da bir okul öncesi eğitim kurumundamüdür olan başvurucunun bu kapsamda değerlendirildiği tespit edilmiştir.
32. Bireysel başvuruya konu edilen yargılama sürecininincelenmesi neticesinde davanın, Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğünün,başvurucuya hatalı ödendiği ileri sürülen ek ders ücretlerinin iadesine dönükişleminin iptali istemi ile açıldığı, Şanlıurfa İdare Mahkemesince yapılandeğerlendirmede K.2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yer verilenhükümlere dayanılarak okul öncesi eğitim kurumu müdürü olan başvurucunun toplam25 saat ek ders karşılığı ücret alabileceğinin belirlendiği vebaşvurucudaniadesi istenen ödemelerin, söz konusu Danıştay İçtihatları Birleştirme GenelKurulu kararında belirtilen ilkeler bağlamında dikkate alınarak "açıkça mevzuata aykırı yapılmış ödemeler" olaraknitelendirildiği, bu doğrultuda davanın reddine hükmedildiği (bkz. § 11), retkararın Gaziantep Bölge İdare Mahkemesince onandığı ve karar düzeltme istemininde reddedilmesi üzerine yargılama sürecinin sona erdiği tespit edilmiştir.
33. Başvurucu bu süreçte, hatalı olarak ilgili mevzuata göreancak 20 saat ek ders ücreti alabileceğinin belirtildiğini ileri sürmüştür.Başvurucuya göre söz konusu mevzuat uyarınca 26 saate kadar ek ders ücretialabilmesi mümkündür. Ayrıca başvurucuya göre ilgili yargılama sürecinde22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı Danıştay İçtihatlarıBirleştirme Kurulu kararı yanlış yorumlanmıştır.
34. Bu durumda Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
35. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi İlk DereceMahkemesinin ve Bölge İdare Mahkemesinin kararlarında bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilememiştir.
36. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemelerikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. İlk Derece Mahkemesi Kararında Hatalı BirKabulün Varlığına İlişkin İddia
37. Başvurucu, Şanlıurfa İdare Mahkemesinin gerekçeli kararındaek ders saatlerine yönelik hatalı ödemeler yapıldığı konusunda kendisinin dekabulü olduğuna yer verilmesine karşın gerçekte böyle bir kabulünün olmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
39. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veyaeylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıgerekir.
41. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).
42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulmasıesastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağandenetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, § 18).
43. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
44. Somut başvuruya konu olayda başvurucunun, Adıyaman İl MillîEğitim Müdürlüğünün işlemine karşı açtığı iptal davasının Şanlıurfa İdareMahkemesince reddedilmesi sonucu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine itirazdabulunduğu, itirazın reddi üzerine karar düzeltme talebinde bulunduğu ancakilgili süreçlerde bu başlık altında incelenen şikâyetine yönelik herhangi birhususu dile getirmediği anlaşılmıştır (bkz. §§ 12, 14). Bu anlamda ihlale nedenolduğu ileri sürülen iddiaya ilişkin olarak yargısal yollara başvurulmadığındanbaşvuru yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediği anlaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmına ilişkin ihlaliddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden ileri sürüldüğüanlaşıldığından diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İlgili mevzuatın ve Danıştay içtihadının yanlışyorumlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararında hatalı bir kabulün varlığı nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
17/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.