TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ELİF SERVER ALP VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/37702)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
Elif SERVER ALP ve diğerleri
[bkz. ekli tablonun (B) sütunu]
Başvurucular Vekilleri
:
Ekli tablonun (C) sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilenbaşvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2018/37702 numaralı başvuruile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/37702 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlığın görüşüne karşıbeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilanedilmiş ve olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Buçerçevede 15/8/2016 tarihinde kararlaştırılan 673 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (673 sayılı KHK)1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegirmiştir.
12. 673 sayılı KHK'nın 7. maddesinde devletin veya kamutüzel kişilerinin doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak katıldığı teşebbüs,ortaklık ve iştirakler ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişilerbünyesinde çalışmaktayken devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya gruplaraya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarlairtibatı olduğu değerlendirilerek iş sözleşmesi feshedilen işçilerin, bir dahabu teşebbüs ve ortaklıklar ile kamunun hissesi bulunan diğer tüzel kişilerbünyesinde veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilemeyeceği,doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği düzenlenmiştir.
13. 673 sayılı KHK, 6/2/2018 tarihli ve 7081 sayılıKanun'un 8/3/2018 tarihli ve 30354 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvurulara İlişkin Olay ve Olgular
14. Başvurucular, Borsa İstanbul Anonim Şirketinde(Şirket) iş akdiyle çeşitli görevlerde çalışmaktayken genel müdürlük makamınınonayıyla hizmetlerine ihtiyaç duyulmadığı gerekçe gösterilerek iş akitlerifeshedilmiştir.
15. Başvurucular, iş akdinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket aleyhine dava açmıştır. Davalı Şirket cevap dilekçesinde,15/7/2016 tarihinde ülkemizin maruz kaldığı darbe teşebbüsünden sonrakiolağanüstü durumlar birlikte değerlendirildiğinde başvurucuların hizmetlerineihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş akitlerinin sona erdirildiğini belirterekdavanın reddini savunmuştur.
16. İstanbul İş Mahkemeleri (Mahkeme) açılan davalarınreddine karar vermiştir. Mahkeme kararlarında; başvurucuların terör örgütü ileirtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle iş akitlerinin feshedildiği bunedenle iş verenle aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiği dikkatealındığında iş akitlerinin geçerli nedenle feshedildiği belirtilmiştir. 673sayılı KHK'nın 7. maddesi uyarınca da bu kişilerin bir daha kamu hizmetindeçalıştırılmasının mümkün olmadığı gerekçesine yer verilmiştir.
17. Başvurucular, karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri (Bölge AdliyeMahkemesi) başvurucuların istinaf istemlerini reddetmiştir. Kararda; 673 sayılıKHK'nın 7. maddesi kapsamın değerlendirme yapılarak başvurucuların işakitlerinin sona erdirildiği ve yasal yetki nedeni ile fesihlerde 22/5/2003tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nda düzenlenen geçerli fesih nedenlerininaranmayacağı belirtilmiştir.
18. Başvurucuların temyiz istemleri, Yargıtay 9. HukukDairesince reddedilmiştir.
19. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucular süresindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker([GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucular; işverence iş akdine 673 sayılı KHKgereği son verildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı veiltisaklı olduğuna dair haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığınıiddia etmiştir. Başvurucular; işe iade davasının haksız olarak yeterli gerekçegösterilmeden derece mahkemelerince reddedildiğini, davalı Şirket tarafındansunulan bilgi ve belgelerden haberdar olamadıklarını, bu durumun adilyargılanma haklarını ihlal ettiğini; işten çıkarılmaları nedeniyle gelir kaybıve emeklilik haklarının ellerinden alındığını ileri sürerek çalışma haklarınınve terör örgütüyle irtibatlı gösterildikleri için masumiyet karinesinin ve özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
23. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derecemahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyizmercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudakiiddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.
24. Bir kısım başvurucular Bakanlık görüşe karşıbeyanlarında; Bakanlık görüşüne katılmadıklarını, haklarında herhangi birkesinleşmiş mahkeme kararı yokken idarenin sunduğu yazı doğrultusunda yargılamayapılmadan terör örgütüyle ilişkili gösterilerek davalarının reddedildiğini,verilen kararların keyfi olduğunu ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası; Şirket tarafından gönderilenbilgilerin derece mahkemelerince yeterli kabul edilerek esası hakkında herhangibir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işe iade davalarının reddedilmesidir.Bu nedenle başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındakimahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
28. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Ekerkararında belirlemiştir (Berrin Baran Eker §§ 53-60). Anılan karardabelirtildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindekiadil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; uyuşmazlığınbir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkinesaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini vebir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir.Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrasıhaklarını içerir (Berrin Baran Eker § 55).
29. Mahkemenin, önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafınöne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılamayapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolununteorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkemehakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (BerrinBaran Eker § 56).
30. Diğer taraftan mahkemelerin, önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynızamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine deyol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia vesavunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerininanayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker § 57).
31. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarakyürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla bireyselbaşvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker § 58).
32. Öte yandan 673 sayılı KHK'da, devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin işsözleşmelerinin feshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetimyetkisini kısıtlayan herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 673sayılı KHK'nın 7. maddesi dayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçilertarafından açılan işe iade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangibir düzenleme bulunmamaktadır (benzer yönde karar için bkz. Berrin BaranEker § 69).
33. 4857 sayılı Kanun ve bu Kanun'u yorumlayan Yargıtayiçtihatlarına göre asıl işverenin alt işverenden sözleşmenin feshini istemesifeshi kendiliğinden tek başına geçerli hâle getirmemektedir. Ayrıca her nekadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalı olduğu, dolayısıyla niteliği gereğişüphenin veya şüpheye götüren olguların ispatının imkânsız olduğu haklı olarakileri sürülebilirse de -Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere- derecemahkemelerince işvereni şüpheye götüren olguların ispat koşulu aranmadan birbütün olarak değerlendirilmesine engel bir durum yoktur. Aksi takdirdeişverenin şüphesine dayanak olguların değerlendirilememesi, böylece feshingeçerli nedene dayanıp dayanmadığının incelenememesi şüphe feshinde yargıyolunun açık olmasını anlamsız kılar. Dolayısıyla derece mahkemelerininbaşvurucunun iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığınıinceleme yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangibir neden söz konusu değildir (Berrin Baran Eker § 69).
34. Kısacası 673 sayılı KHK'nın 7. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğugerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasındaderece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunupbulunmadığını, iş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koymayükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (benzer yönde karar için bkz. BerrinBaran Eker § 71).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
35. Somut olayda da anılan karardan ayrılmayı gerektirenbir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Derece mahkemeleri, adil yargılanmahakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin başvurucuhakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını,dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeden asılişverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir ifadeyle derecemahkemeleri yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alanmaddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işleviniyerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir. Dolayısıylahukuk düzeni tarafından başvurucuya tanınan feshe karşı yargı yolunun açıkolması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumda başvurucuların mahkemehakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
36. Başvurucuların açtığı işe iade davasının esasınınincelenmesini engelleyen bir yasal hüküm bulunmadığından mahkeme hakkınayapılan müdahalenin başvurucuya aşırı bir külfet yükleyip yüklemediğininincelenmesine gerek bulunmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
38. Adil yargılanma hakkı yönünden ulaşılan sonuçgözetildiğinde başvurucuların diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesinegerek görülmemiştir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine vezararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
44. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
45. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenlemeiçeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
46. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
47. Başvuruculara ekli tablonun (E) sütununda gösterilenmiktarlarda harcın ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Avukat Mustafa Dağcı ile temsil edilen başvurucularamüştereken, diğer başvuruculara ayrı ayrı 3.600 TL vekâlet ücretinin ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul İş Mahkemesine [Esas numaraları ekli tablonun (D) sütunundagösterilmiştir.] GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
E. Ekli tablonun (E) sütununda gösterilen harçmiktarlarının başvuruculara AYRI AYRI; 3.600 TL vekâlet ücretinin avukatMustafa Dağcı ile temsil edilen başvuruculara MÜŞTEREKEN, diğer başvurucularaAYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.