TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMİNE SAĞIRLIBAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9793)
Karar Tarihi: 17/7/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucular
:
1- Emine SAĞIRLIBAŞ
2- Elif AVCI
3- Ali SAĞIRLIBAŞ
4- Mustafa SAĞIRLIBAŞ
5- Mehmet SAĞIRLIBAŞ
6- Abdulkadir SAĞIRLIBAŞ
7- Yüksel PEK
8- Zeynep DÖNMEZ
9- Lütfiye AKPOLAT
10- Latif SAĞIRLIBAŞ
11- Hatice YILDIRIM
Vekili
:
Av. Abdulkadir MERT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, mahkemekararları ile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranınınenflasyon oranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminattalebinde bulunmuşlardır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 17/12/2013tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucular tarafından,Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Aşağı Çardak köyünde bulunan 103 ada 1233 parselsayılı, 106 ada 416 parsel sayılı 106 ada 452 parsel sayılı taşınmazlarınatakdir edilen kamulaştırma bedellerinin arttırılması için Nizip Asliye HukukMahkemesinde üç ayrı dava açılmıştır. Mahkemenin 15/12/1999 tarihli kararlarıve 30/12/1999 tarihli kararı ile davaların kısmen kabulüne karar verilmiş,kararların temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 3/4/2000, 10/4/2000 ve22/5/2000 tarihli kararları ile onanarak kesinleşmiştir.
6. Mahkeme tarafındanhükmedilen kamulaştırma bedellerinin 12.731,14 TL'lik kısmı (yasal faiziylebirlikte) başvuruculara 8/11/2001 ve 7/11/2002 tarihlerinde ödenmiştir.Başvurucular, geriye kalan alacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesinebaşvurarak ilamlı icra takibinde bulunmuş, takip üzerine başvuruculara22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olarak 3.826,65 TL ödenmiştir.
7. Başvurucular, yukarıdabelirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlaledildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esasalınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faizehükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 5.000Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevizarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığınıileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle 1/3/2010tarihinde 16097/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)başvuru yapmışlardır.
8. 9/1/2013 tarih ve 6384sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların TazminatÖdenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından HaticeYıldırım dışındaki başvurucular, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsanHakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHMbaşvuru formuna atıfla, aynı taleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göresonuçlandırılmasını istemişlerdir.
9. Komisyon, 11/9/2013 tarih veK.2013/475 sayılı kararıyla, başvurucuların “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuyailişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde vetaleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700 TL’nin6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icraedilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekleyetkili olduğu belirtilerek, başvurucular tarafından dilekçede yer verilendiğer ihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” kararvermiştir.
10. Yine Hatice Yıldırımdışındaki başvurucular bu karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazetmiş ve AİHM’e yaptığı başvurudaki talepleriniyinelemişlerdir.
11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi6/11/2013 tarih ve İ.2013/132, K.2013/137 sayılı kararı ile itirazın reddinekarar vermiştir.
12. Karar, başvuruculara5/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Bunun yanında başvurucuların16097/10 sayılı başvurusuyla birlikte 645 başvurunun da karara bağlandığıkararında AİHM, Mahkeme kararlarının geç icra edilmesi hakkında yapılan şikâyethakkında 6384 sayılı Kanun ile kurulan Komisyona başvurulması gerektiğine,yasal faizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği şikayeti hakkında gerçek bir değer kaybıbulunmadığından bahisle açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devletalacaklarına uygulanan en yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikayetihakkında ise Mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içindebaşvurulmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir (Mahmut EREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No:3950/08, 17/9/2013).
B. İlgiliHukuk
14. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:
“Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dairesas ve usullerin belirlenmesidir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun;
a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı,
b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği,
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbaşvuruları kapsar.
(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin tarafolduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlalkararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklifedilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanunhükümleri uygulanabilir.
(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklananbaşvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
…
Komisyon ve çalışma esasları
MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlarhakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaçalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişiile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak birkişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı buüyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.
(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyonüyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.
(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır vetoplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.
(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafındanyürütülür.
(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyigecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.
…
Müracaatın reddi
MADDE 6 – (1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğerkabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 ncimadde kapsamına girmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder.
Müracaat hakkında karar ve karara itiraz
MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içindekarar vermek zorundadır.
(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsalkararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak kararverir.
(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birliktederhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ayiçinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezseişin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararınkesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeyeilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardanmüstesnadır.
Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi
MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucundaKomisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığıadli veya idari mercie gönderilir.
(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgiliadli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 17/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/12/2013 tarih ve 2013/9793numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucular, kesinleşmişmahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve budurum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın138. maddesinin ihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmınınmahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 2,5 yıl sonra, geri kalan kısmınınise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısındaçok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bukonuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen“mülkiyet hakkının” ihlaledildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
17. Başvuru dilekçesinde,başvurucular, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesindenşikâyet etmektedirler. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyetçerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ileoluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından AnayasaMahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.Ayrıca, Komisyona başvuru yapmaksızın doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunan Hatice Yıldırım’ın başvurusu da ayrı bir başlık halindeincelenmiştir.
1. Konu veZaman Bakımından Yetki
18. Sözleşme’nin 46. maddesibağlamında AİHM, Türkiye’nin en geç kararın kesinleşmesini takip eden bir yıliçinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındakimakul süre aşımı şikâyetleri hakkında yeterli ve uygun bir tatminsağlayabilecek bir iç hukuk yolu oluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHMbu iç hukuk yolunun, kendisine sunulacak olan benzer başvuruların yığılmasınıengellemek amacıyla, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılmasıtarihine kadar yapılacak olan ve kendi önünde halen derdest olan başvurularlailgili olduğunu da vurgulamıştır (ÜmmühanKaplan/Türkiye, B. No: 24240/07, 20/3/2012, § 75).
19. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmeksuretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabuledilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmışbaşvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındakorunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatlarıdoğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkatealınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlalalanlarını kapsamaktadır.
20. Bu Kanun ile kurulanKomisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukukyollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarınıtaşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranınhukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesikapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayanbaşvuruları reddedecektir.
21. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gerekenbir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına girenhususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazüzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılanbaşvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sisteminiç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonunyetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zamanbakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir (B. No:2013/9785, 17/7/2014, § § 18-30).
2. MahkemeKararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden
22. Başvurucular, kesinleşmişmahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyleAnayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
23. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
24. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.
26. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ilerisürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”ve “doğrudan” etkilenmiş olmasıve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
28. AİHM, Sözleşme’nin 34.maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya daihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50).
29. Başvuru konusu olayda,başvurucuların kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı davalar 3/4/2000,10/4/2000 ve 22/5/2000 tarihlerinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilenkamulaştırma bedelinin 12.731,14 TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte)başvuruculara 8/11/2001 ve 7/11/2002 tarihlerinde ödenmiş, geriye kalanalacaklarının tahsili amacıyla başvurucular icra takibinde bulunmuş, takipüzerine başvuruculara 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan 3.826,65 TLödenmiştir. Başvurucular, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ilerisürdüğü manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle1/3/2010 tarihinde 16097/10 başvuru numarasıyla AİHM’ebaşvurmuş, başvuruları incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğegirmiş ve başvurucular AİHM’e yaptığı başvuru vetaleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon11/9/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı2.700,00 TL’nin takdiren başvuruculara ödenmesinekarar vermiştir. Başvurucular tarafından karara karşı yapılan itiraz AnkaraBölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.
30. 6384 sayılı Kanun uyarıncakurulan Komisyon, mahkeme kararının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucularınhak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talepedilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşıyapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.
31. Buna karşılık başvurucular,6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’inÜmmühan Kaplan/Türkiye kararındabelirttiği ilkeleri (§ 18) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesinekarar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada dabulunmamışlardır.
32. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararının geç icra edilmesinedeniyle başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitedildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamının başvurucularaödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararının geç icra edilmesiyleortaya çıkan ihlalin gideriminin sağlanması ve bundandolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle bireysel başvuru tarihiitibarıyla başvurucuların mağdur statüsünün bulunmadığı sonucuna varmakgerekmiştir.
33. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsübulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “kişi yönündenyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. MülkiyetHakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
34. Başvurucular, kamulaştırmaartırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 2,5yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasalfaizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanunyürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarınıda emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterekAnayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyethakkının” ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
35. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
36. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
37. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
38. 6384 sayılı Kanun ilegetirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği yada hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenenkonularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanıgetirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.
39. Öte yandan, başvuruculartarafından AİHM’e yapılan 9156/10 sayılı başvurununda karara bağlandığı kararında, AİHM, yasalfaizin enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği şikâyeti hakkında gerçek bir değer kaybı bulunmadığından bahislebaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Devlet alacaklarına uygulananen yüksek faizin borçlara uygulanmaması şikâyeti hakkında ise Mahkeme kararınkesinleşmesinden itibaren altı ay içinde başvurulmadığından bahisle süre aşımınedeniyle reddine karar vermiştir (MahmutEREN ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 3950/08, 17/9/2013).
40. Başvuru konusu olayda,başvurucular, mahkeme kararının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınanalacağa uygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekteler ise de,ilgili mahkeme kararları 3/4/2000, 10/4/2000 ve 22/5/2000 tarihlerindekesinleşmiş ve 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı da ödenmiş olup, ayrıcaAİHM, başvurucuların bu konuya ilişkin yaptığı başvuruyu değerlendirerekreddetmiştir.
41. Bu durumda, başvurucularınmülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşenmahkeme kararına dayanması, mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının22/12/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarihitibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetkiverilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun mülkiyethakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisidışında kalmaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğuanlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “zaman bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. BaşvurucuHatice Yıldırım Yönünden
43. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
44. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
45. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevinihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari veyargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bumakamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır.
46. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.
47. Başvuru konusu olayabakıldığında, başvurucu, diğer başvurucular ile birlikte AİHM’ebaşvuru yapmış ise de 6384 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardındanbaşvurucunun önce Komisyona ve sonrasında Ankara Bölge İdare Mahkemesinemüracaat etmeksizin, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğugörülmektedir.
48. Bu durumda, başvurucunun,6384 sayılı Kanun uyarınca şikâyetini Komisyon ve Ankara Bölge İdareMahkemesine usulüne uygun olarak iletmeden, yani kanunda öngörülmüş yargısalbaşvuru yollarının tamamını tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunmasınedeniyle, 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurunun kabul edilebilirlik kriterlerini taşımadığı anlaşılmaktadır.
49. Açıklanan nedenlerle,başvurucu Hatice Yıldırım için başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların
1.Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,
2.Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zamanbakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle,
B. Başvurucu Hatice Yıldırım’ın iddiasının “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle,
KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,
17/7/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.