TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMİNE ÇELİK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5809)
Karar Tarihi: 15/12/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
Emine ÇELİK ve diğerleri [bkz. Ekli Tablonun (B) Sütunu]
Vekilleri
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvurular; terör örgütü üyeleri tarafından S.Ç., M.M.Ç. ve Hamit ÇELİK’e zarar verildiği hâlde bu durum dikkate alınmaksızın17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesinedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının ret işlemlerinekarşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, davalarınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvurular, muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3.Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuruların bir örneğigörüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere ilişkinbaşvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
6.Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütununda başvuru numaralarıbelirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/5809 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/5809başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğerbireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucular ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımlarıS.Ç.nin 9/5/2008 tarihinde mayın patlaması sonucuöldüğünü, M.M.Ç ve Hamit Çelik’in 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensuplarıtarafından kaçırılıp yedi gün dağda tutulduktan sonra serbest bırakıldığınıbeyan etmişler ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyleköylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
9.Başvurucular, ekli tablonun (D) sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılıKanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
10.Ekli tablonun (E) sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvurularda dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Dereköy köyü boşaltılmadığından ve kişiye yönelik birtehdit ve saldırı olmadığından taleplerin reddine karar verilmiştir.
11.Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F) sütununda belirtilentarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun(G-1) sütununda tarihleri gösterilen idare mahkemesi kararlarında “...1987-2000 yılları arasında GKK ve GÖKKgörevlendirilen köyler arasında yer almadığı, köy nüfusunun 1990 yılında 841,1997 yılında 1.240, 2000 yılında 1.296 kişi olduğu,...1990-2000 yıllarıarasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı,...DereköyKöyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerindendolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer birifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıyayönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığı...” gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.
12.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H-1) sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ile “...İdare Mahkemesi tarafından, DereköyKöyü’nün, Jandarma tarafından düzenlenen listelerde ‘kısmen boşaldığının’belirtilmesi, ayrıca Dereköy Köyü'ne ilişkin nüfus,seçim vb. hususlar dikkate alınarak Dereköy Köyü’nüntamamen boşaltılmadığı sonucuna varılmış ise de;...Jandarma tutanağında Dereköy Köyü ve mezralarda ikamet eden vatandaşların terörolayları nedeniyle 1993 yılında köy ve mezraları boşaltarak başka yerleşim yerlerinegöç ettiklerinin belirtildiği; ayrıca Batman İl Jandarma Komutanlığı’nın....yazısına ekli listede, Şahinli Mezrası’nın ‘terör olaylarından tamamenetkilendiğinin’ belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, ŞahinliMezrası’nın ‘terör eylemleri’ veya ‘terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler’ nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılıpboşaltılmadığına ilişkin çelişkili bilgiler yer aldığı anlaşılmakta olup; İdareMahkemesi’nce yapılacak araştırma ile söz konusu belgeler arasındaki çelişkigiderilerek, uyuşmazlık konusu dönemde adı geçen mezrada köy korucuları dışındaoturan olup olmadığı...hususunun araştırılması ve bu hususun tereddüde yerbırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesigerekmektedir.” gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiş,başvurucu Hüseyin Çelik tarafından açılan davada verilen kararın onanmasınahükmedilmiştir.
13. Danıştayın bozma kararları üzerine Batman İdare Mahkemesiekli tablonun (G-2) sütununda gösterilen tarihlerde “...davacının ikamet ettiği Şahinli Mezraasınınbağlısı olduğu Dereköy Köyü’nün yerleşik birnüfusunun olması, yerel ve genel seçimlerin yapılması, köyde 1987-2000 yıllarıarasında korucu ailesi dışında 100 hanenin ikamet etmesi ve davacı vekilincesunulan tutanaktan daha sonra İlçe Jandarma Komutanlığı’nca her bir köy ve mezraada yapılan inceleme, resmi kurumlardan alınan bilgive belgeler birlikte değerlendirildikten sonra hazırlanan çizelgede “kısmen”boşaldığının belirtilmesi karşısında, davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin“tamamen boşalmamış” olması, diğer bir ifadeyle nesnel güvenlik kaygısınınyaşanmamış olması ve davacıya yönelik herhangi bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmaması nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı...” gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.
14.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun (H-2) sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi ilamları ilekararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiznedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
15.Onama kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde yasalsüresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16.5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (bkz. Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17.5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engellihâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altıkatı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenleredört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespitedilenlere yirmibeş katından kırksekizkatı tutarına kadar,
d) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespitedilenlere kırkdokuz katından yetmişikikatı tutarına kadar,
e) Ölenlerinmirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e)bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18.Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların2013/5809 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
19.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini, idare tarafından köy halkına “köy korucusuol ya da köyü terk et” şeklinde yapılan baskının ve zorlamanın Mahkemecedikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenliknedeniyle köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkatealınmaksızın terör örgütü mensuplarınca hısımları S.Ç.ninPKK tarafından yola döşenen mayının patlaması sonucu olay yerinde ölmesi,M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü tarafından kaçırılması ve yedi günalıkonularak serbest bırakılmasına dair özel durumları dikkate alınmadan köyüntamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve kendilerine yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sundukları belgelerdeğerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını,bu belgeler kendilerine tebliğ edilmediği için savunma yapma imkânının kendilerinetanınmadan karar verildiğini ve bunun adil olmadığını belirtmişlerdir.
20.Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sunduklarıbelgeleri dikkate almaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarak kararveren mahkemenin tarafsız olmadığını, çelişkili ve gerçeği yansıtmayanbelgelere dayanılarak karar verildiğini, aynı yerleşim yerinden daha önceki birtarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönündekarar verdiğini fakat yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma veinceleme yapılmayarak davalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makulve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen kendilerine tazminat ödenmemesiyönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksunkaldıklarını ve derece mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniylezararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedenedayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıcayaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler vemaddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvurudilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanunkapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can vemal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyethakkından yoksun kalmaları karşısında bir giderim sağlanması imkânınınkendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlananmülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları,hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucuverilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönündenayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdakibaşlıklar altında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları
22. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim olduklarıköyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynıyerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonuntazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlarkonusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddinehükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmentazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığıiddiası; daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarda, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalıolarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibibelirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt dasunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B.No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
24.Somut başvurular açısından yapıldığı iddiaedilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyandabulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu vekanıt sunulmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25.Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiaları
26.Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.
27.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardanbirine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veyamenfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortayakoyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarınınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
28.Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadankaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
29.Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarınınihlal edildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiği İddiaları
30.Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadeceidare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarakİlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğinibelirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
31.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda,başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıpkarşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da ilk derece mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç ilk derecemahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
32.Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucularaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
33.Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılanma ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
34.Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dairyeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
35.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda, başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariçolmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediğiiddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri kararlarında denetlenerekreddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
36.Somut başvuruların incelenmesinde, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılıKanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında derece mahkemelerinceyerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği,başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilenistemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 11-14), İlk Derece Mahkemelerinceoluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolumahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdanbaşvurucuların -hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özeldurumlarının değerlendirilmesi hususu dışında- gerekçeli karar haklarının ihlaledildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren biryön bulunmamaktadır.
37.Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
38. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinindeğerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makulsürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananmakul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
39. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı veyargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkatealınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makulsürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun (D) sütunu) ile nihai karar tarihleri(bkz. ekli tablonun (H) sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun (I) sütunundaher bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılamasüreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanmasıkonusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecekbir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvurular açısındanfarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiği İddiaları
43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
44.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların eklitablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları S.Ç.nin PKK tarafından yola döşenen mayının patlamasısonucu olay yerinde ölmesi, M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü tarafındankaçırılması özel durumlarının dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim olduklarıköyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketlereddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyeteuygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
45.5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, terör dışındaki ekonomik ve sosyalsebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriylebulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsamdışında olduğu belirtilmiştir.
46.Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyalnedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğukarşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararlarıntespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlugörünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayankişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişileregöre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku veendişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu gerçeğindenhareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir duygu olangüvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçütedayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşimyerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekildeyaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundanhareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesineyasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; CahitTekin, §§ 84, 85).
47.5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamındadeğerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamınınbelirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçütuyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine aitolup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvurukonusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafındanyapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddialarınmaddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanunyolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğubelirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88). Bu konudaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derecemahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal birtemel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklıbir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
48.Başvurucuların, ekli tablonun (C) sütununda yakınlık derecesi belirtilenkişilerin ölmesinden ve kaçırılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıylaköylerini terk ettikleri, bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıayailişkin tutanaklar ile soruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederekyerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terkettikleri noktasındaki öznel durumlarının dikkate alınmasını talep ettiklerianlaşılmaktadır.
49.Bu çerçevede bir başvurucunun kendisi ve bir kısım başvurucunun en yakın ailefertlerinden olan ve ekli tablonun (C) sütununda hısımlık derecesi belirtilenkişilerden S.Ç.nin mayın patlaması sonucu ölmesi,M.M.Ç. ve Hamit Çelik’in terör örgütü mensuplarınca kaçırılması, yedi günalıkonulduktan sonra serbest bırakılması ve bu olaylar hakkında yargılamadosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkate alındığındabelirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıklarıiddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterliolmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı birkarine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen derece mahkemelerinceanılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkındadeğerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmemesi,Kanun’un amacının yanı sıra yakınları terör örgütü mensuplarınca öldürülen veyayakınları ya da kendileri terör örgütü mensuplarınca kaçırılan başvurucularınyerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile terkedip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görünmemektedir.
50.Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
51.Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarınınödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.
52.Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınBatman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
53.Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraberyeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesinekarar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderimoluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
54.Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1.Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesinegönderilmesine,
D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 198,35 TL harcın AYRIAYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve başvuruculara 1.500 TL vekâlet ücretininMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA
15/12/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
5
4
3
2
1
Sıra
2013/9158
2013/9157
2013/7552
2013/5813
2013/5809
Başvuru Numarası
A
Mehmet Şükrü ÇELİK
Hamit ÇELİK
Hüseyin ÇELİK
Naziye ÇELİK
Emine ÇELİK
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
B
Hamit Çelik’in babası, M.M.Ç.’nin kardeşi
Kendisi
S.Ç.’nin babası
M.M.Ç.’nin eşi
M.M.Ç.’nin kardeşinin eşi
Mağdur ile Yakınlık Derecesi
C
4/4/2006
9. 403
3/1/2006
8. 561
5/9/2007
13. 445
6/1/2006
8. 697
6/1/2006
8. 695
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
D
6/1/2011
2011/1-92
6/1/2011
2011/1-86
6/1/2011
2011/1-73
6/1/2011
2011/1-91
6/1/2011
2011/1-89
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
E
22/2/2011
22/2/2011
22/2/2011
22/2/2011
22/2/2011
Dava Tarihi
F
2. 28/11/2012
1. 23/11/2011
2. 19/11/2012
1. 23/11/2011
23/11/2011
2. 14/9/2012
1. 23/11/2011
2. 14/9/2012
1. 25/11/2011
Yerel Mahkeme Karar Tarihi
G
2. 5/6/2013
1. 22/5/2012
2. 5/6/2013
1. 22/5/2012
14/3/2013
2. 28/3/2013
1. 22/5/2012
2. 28/3/2013
1. 22/5/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
H
7 yıl 2 ay
7 yıl 5 ay
5 yıl 6 ay
7 yıl 2 ay
7 yıl 2 ay
İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre
I