TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİBÖLÜM
KARAR
EMİNE YILDIZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12324)
Karar Tarihi: 1/2/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 14/3/2017 - 30007
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Emine YILDIZ
Vekili
:
Av. Sezai ÇİÇEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasındayemin delilini kullanma hakkının tanınmaması nedeniyle silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/7/2014 tarihinde İstanbul9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşbildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıylaerişilenbilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucuya karşı, ciro yoluyla kendisine intikal eden 2.500TL bedelli iki adet çek nedeniyle mükerrer ödeme yapıldığı iddiasıyla sebepsizzenginleşmeden kaynaklanan alacak davası açılmıştır.
7. Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 27/2/2009tarihli ve E.2008/1519, K.2009/242 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir.Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Mahkememizce davanın vasıf ve mahiyetigöz önünde bulundurularak alacak mahiyetindekidavanın infazı itibarıyla mahkememizin E.2007/233 sayılı dosyasındayargılamanın mahkememizde yürütüldüğü ve karara bağlandığı aynı benzermahiyette olup sadece tarafları farlı olduğundan davalı tarafın yetkisizlikitirazı mahkememizce yerinde görülmeyerek talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı incelendiğinde,davacı tarafça her ne kadar çek bedeli ikinci defa ödendiği ve sebepsizzenginleme hükümlerine göre 4.000 TL nin alacakolarak tahsilini talep etmiş ise de ikince defa ödeme yapıldığına ilişkindosyaya yeterli kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediğinden ve bu hususunispatlanamadığı mahkememizin E.2007/233 sayılı dosyası ve kapsamı itibarıyla dadurum göz önüne alınarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
..."
8. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/5/2011 tarihli ve E.2011/5728, K.2011/6032 sayılı ilamıile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dava, mükerrer tahsil edilen çek bedelinin istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafçaçek bedelinin ikinci kez ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanınreddine karar verilmiştir.
Oysa, dava dışıE. Gıda San. veTic. A.Ş. tarafından keşide edilen 30/6/2001 tarihli 2.500 YTL meblağlı, yine7/7/2001 tanzim ve aynı meblağlı çeklerin ödenmemesi üzerine dava dışı şirketyetkilisi davacı hakkında ceza davası açıldığı ve davacının İstanbul 11. AsliyeCeza Mahkemesi'nin 28/1/2004 gün E.2001/1806, K.2004/87 sayılı kararı ile3167sayılıyasaya muhalefet suçundan mahkum edildiği, davalı vekili tarafındananılan ceza davasındaki şikayetinden 16/2/2007 tarihli dilekçesiylevazgeçildiği, dava dışı şirket hesabına keşide edilen dava konusu çeklerin ise29/8/2002 tarihinde müşteri tarafından Banka'ya iade edildiği, işbu davada davakonusu edilen bedelinde davalı vekili tarafından tahsil edildiği dosya kapsamıve ekleriyle sabittir. Uyuşmazlık, dava konusu çeklerinbankaya müşteri tarafından iade edilmesinin dava konusu çeklerin ödendiğianlamına gelip gelmeyeceği, bu bağlamda dava konusu ödemenin mükerrer ödemeyapılıp sayılmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, çekişmenin özünüve esasını oluşturan bu husus açıkça ve denetime elverişli bir şekildetartışılmamış, yazılı biçimde soyut bir şekilde davanın reddine kararverilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalarve tespitler doğrultusunda, iddia ve savunmanın BK'nun88/son maddesi hükmü çerçevesinde yeterince değerlendirilip tartışılmak vesonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılışekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasınakarar vermek gerekmiştir.
..."
9. Bozma sonrası yapılan yargılamada başvurucu 6/10/2011 tarihli dilekçesinde belirttiği "Davacıya yemin teklif hakkımızı saklıtutuyoruz. Öte yandan yine mahkemece tüm taleplerimiz de yerinde görülmez isedavacı tarafa yemin teklif ediyoruz." beyanıyla davacı tarafayemin teklif etme hakkını kullandığını belirtmiş, dilekçe içeriğini 14/10/2011 tarihli duruşmada yinelemiştir. Duruşmatutanağındaki beyanı ise şöyledir:
"Mükerrer ödeme söz konusu değildir.Karşı tarafın defterleri incelensin gerçek ortaya çıkacaktır. Eğer taleplerimizkabul edilmez ise en son olarak yemin teklif hakkımızı kullanacağız."
10. Mahkeme bozma ilamına uymuş; 17/2/2012tarihli ve E.2011/804, K.2012/105 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir.Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Davalı vekili mükerrer bir ödeme söz konusuolmadığını karşı tarafın defterlerinin incelenmesinde gerçeğin ortayaçıkacağını bu talepleri kabul edilmez ise son olarak davacı asile yemin teklifhaklarını kullanacaklarını belirtmiştir.
...
Mahkememizce dosya kapsamı incelendiğinde,Davacı tarafın bilirkişi incelemesi yapılması hususunda verilen ara karara vekesin süreye rağmen yerine getiremediklerinden önceki ara kararda olduğu gibideğişen bir gelişme de olmadığından başkacada yapılacak işlem kalmadığındanmevcut durum karşısında davacı davasının reddine dairkararvermek gerekmiştir.
..."
11. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1/4/2013 tarihli ve E.2012/6062, K.2013/6388 sayılı ilamıile bozulmuştur. İlamın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Dairemizce verilen bozma kararına uyulmakladavacı yararına usulü kazanılmış hak teşekkül etmiş olup uyuşmazlık esasitibariyle dava konusu çeklerin bankaya müşteri tarafından iade edilmesinindava konusu çeklerin ödendiği anlamına gelip gelmeyeceği, bu bağlamda davakonusu ödemenin mükerrer ödeme sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.Bu durumda yapılan açıklamalar ve tespitler doğrultusundaiddia ve savunmanın 818 sayılı mülga BK'nun 88/sonmaddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilip tartışılması ve sonucuna göre birkarar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş olmasına rağmen mahkemece bozmayauyulduğu halde bozma gerekleri yeterince tartışılmadan sırf davacının defter vekayıtlarını sunmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamadığından bahisledeğişen bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi bozmayıgerektirmiştir.
..."
12. İkinci bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkeme 8/7/2013 tarihli celsede bozma ilamına uyulup uyulmayacağıhususunda karar vermek üzere duruşmayı ertelemiş, 11/9/2013 tarihli oturumdabozma ilamına uyarak başvurucunun yokluğunda davanın kabulüne karar vermiştir.
13. Mahkemenin 11/9/2013 tarihli veE.2013/434, K.2013/599 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
818 sayılı BK'nun88. maddesinin ''faizden veya kira bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesilazım gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayıtdermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondan evvelkitaksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuz vermiş isefaizlerini de tahsil etmiş sayılır. Senet borçluya iade edildikçe borç sarkıtolmuş sayılır.'' hükmü dikkate alındığında, müşteri tarafından bankaya herhangi bir ihtirazi kayıt derneyanedilmeksizin iade edilen çeklerin bedelinin, hamil ile keşidecinin anlaşması vebedelinin hamiline haricen ödenmesi sonucu bankaya iade edildiği aksinin kabülünün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğideğerlendirilmiş bu nedenle bankaya iade edilen çeklerin ödendiği ve bubağlamda da dava konusu yapılan 4000 TL lik ödemeninmükerrer olduğu sonucuna ulaşılmış olup davanın kabülüile 4000 TL nin ödeme tarihi olan 16/2/2007tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarakdavacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
..."
14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6/5/2014 tarihli ve E.2014/1423, K.2014/8624 sayılı ilamıile onanmıştır.
15. Onama kararı 19/6/2014 tarihindetebliğ edilmiş ve 17/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılımülga Borçlar Kanunu'nun 88. maddesi şöyledir:
"Faizden veya icar bedeli gibi muayyenzamanlarda ödenmesi lazım gelen sair borçlardan ihtirazibir kayıt dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondanevvelki taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuzvermiş ise faizlerinide tahsil etmiş sayılır. Senetborçluya iade edildikte borç sakıt olmuşsayılır."
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226. maddesi şöyledir:
"(1) Yeminin konusu, davanın çözümübakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklananvakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıasayılır."
18. 6100 sayılı Kanun'un 227. maddesi şöyledir:
"(1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatıiçin yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklifedebilir.
(2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edayahazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka birdelile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez."
19. 6100 sayılı Kanun'un 229. maddesi şöyledir:
"(1) Yemin için davet edilen kimse, tayinedilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazırbulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmektenkaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yeminetmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır."
20. 6100 sayılı Kanun'un 318. maddesi şöyledir:
"(1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte,tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek;ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerdengetirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayanbilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır."
21. 6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"Mahkeme, tarafların dinlenmesi,delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkradabelirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar."
22. 6100 sayılı Kanun'un 321. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Tahkikatın tamamlanmasından sonra,mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğinibildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıcasüre verilmez."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 1/2/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, aleyhine açılan alacakdavasında Mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiğini, yetki itirazı ve yeminteklifinin dikkate alınmadığını, tahkikatın bittiği bildirilmeden ve sözlüyargılama için gün verilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığını, kararın usul vekanuna aykırı olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yenidenyargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Başvurucu; yargılamada 6100 sayılı Kanun'un 186. maddesigereği sözlü tahkikat aşamasının uygulanmadığını, yetki itirazı ve yeminteklifi dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Başvurucunun şikâyetinin, özellikle yargılama sırasındayemin delilini kullanma hakkının verilmemesi iddiası ile bağlantılı olarakhakkaniyete uygun yargılanma hakkının alt unsuru olan silahların eşitliğiilkesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüş; bu aşamada diğer ihlaliddiaları ile ilgili değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
27. Başvurucunun silahların eşitliği ilkesibağlamındaadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkçadayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucu; yargılama sırasında 6/10/2011tarihli dilekçede ve 14/10/2011 tarihli duruşmada karşı tarafa yemin teklifindebulunduğunu, Mahkemenin bu talebi ile ilgili değerlendirme yapmadan aleyhine kararverdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
29. Yargılama sırasında yemin delilinin kullanılmasına fırsattanınmadığı iddiası silahların eşitliği ilkesi kapsamında değerlendirilecektir.
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
31. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşıyapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlaledilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ilesınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz.”
32. Yapılan yargılama sırasında tanıkdinletme ve bilirkişi görüşüne başvurulması hakkı da dâhil olmak üzeredelillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekteolup bu ilke ve yargılamaya etkin katılım hakkı ile çelişmeli yargılama ilkesi,adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme'ninlafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen bu ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındayer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
33. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengeninsağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme önünde sahip olunan hak veyükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengeninyargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup usule ilişkin bugüvence gereği uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağıolan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (RamazanTosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 37; Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 21).Silahların eşitliği ilkesi kapsamında aranan usule ilişkin imkânlar noktasındakidenge, tarafların tanıkları arasında da farklı muamele yapılmamayı gerektirir.Ancak yargılama sırasında bir tarafın tanığına özel bir ağırlık verilmemişse vemahkeme hükmü başka delillerle desteklenerek oluşturulmuşsa silahların eşitliğiilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir tarafı diğer taraf karşısında önemlibir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın varlığından söz etmek mümkündeğildir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ankerl/Switzerland, B. No: 17748/91, 23/10/1996, § 38).
34. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi, başvurukonusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir.Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi içinsilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflaraiddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara,tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında dauygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlikveya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığındadeğerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer,§ 22). Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, taraflarıntanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil ortaya koydukları delillerindeğerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama makamıncabu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir (Benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Vidal/Belgium, B. No: 12351/86, 22/04/1992,§ 34; Tamminen/Finland, B. No:40847/98,15/06/2004, §§ 40-42).
35. 6100 sayılı Kanun sistematiğindekesin delil olarak öngörülen yemin delilinin şartları, hüküm ve sonuçlarıKanun'un 226. maddesinden itibaren ayrıntılı olarak düzenlenmiş; Kanun'un 229.maddesinde, yemin için davet edilen tarafın tayin edilen gün ve saattemahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaması yahut hazırbulunup da yemini iade etmemesi veya yemini eda etmekten kaçınması durumundayemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı belirtilmiştir.
36. Başvurucuya karşı açılan alacak davasının konusunun 7/7/2011 tarihli ve 2.500 TL bedelli, 30/6/2001 tarihli ve2.500 TL bedelli çek bedellerinin mükerrer ödenmesi nedeniyle fazladan ödenenbedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebinden ibaret olduğu,dosyanın davacısının çek bedellerini haricen elden ödediğini iddia ettiği,karşılıksız çıkan çeklerin müşteri tarafından muhatap bankaya herhangi bir ihtirazi kayıt dermeyan edilmeksizin iade edilmesinedeniyle çeklerin bedellerinin hamil ile keşidecinin anlaşması ve bedelininhamiline haricen ödenmesi sonucu bankaya iade edildiğinin kabul edilmesininzorunlu olduğu, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğibelirtilerek davanın kabulüne kararverildiğianlaşılmıştır.
37. Başvurucunun 26/3/2012 tarihlitemyize cevap dilekçesinin (3) numaralı paragrafında geçen "Gerçekte M.D. Tarafından vekili bulunduğumuzdosya sebebiyle tarafımıza herhangi bir ödeme yapılmamış, ancak müvekkilimizlearalarında dava konusu çekler nedeniyle çek alacaklısına (davalı EmineYıldız'a) 1.000 TL kısmi ödeme yapılarak bakiye 4.000 TL'nin de ödeneceğini, butediyenin yapılmasıyla da ceza davasından feragat edileceğihusundaşifahi olarak mutabakata varmışlar ve çekler bu nedenle davacıya teslimedilmiş, karşı tarafta çekleri muhatap bankaya iade etmişti."beyanıyla çeklerin hangi nedenleiade edildiği hususunuaçıkladığı anlaşılmıştır.
38. Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2013/434 sayılıdosyasında, başvurucunun 6/10/2011 tarihli dilekçesiile 14/10/2011 tarihli celsede yemin deliline dayandığını ve yemin teklifindebulunduğunu açıkça belirttiği, Mahkemenin ikinci bozmadan sonra verdiği14/7/2011 tarihli kararın gerekçesinde de başvurucunun yemin teklif etmehakkını kullanmak istediğini belirttiği anlaşılmıştır.
39. Mahkemenin davayı kabul gerekçesini oluşturan 818 sayılımülga Kanun'un 88. maddesi çerçevesinde dava konusu çeklerin ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davalı alacaklıtarafından iade edilmesinin davacının haricen ödemede bulunduğu iddiasına uygunbir karine oluşturduğu, dolayısıyla mükerrer ödeme olgusunun sübuta erdiğiyaklaşımına karşı başvurucunun ileri sürdüğü vakıanın (bkz. § 37) davanınsonucunu etkileyecek potansiyele sahip olduğu, başvurucunun bu vakıayı ispatiçin usulüne uygun olarak cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığını belirttiğigibi 6/10/2011 tarihli dilekçe ile 14/10/2011 tarihlioturumda bu yöndeki taleplerini yinelediği, Mahkemenin de ikinci bozmadan sonrabaşvurucunun bu hakkını kullanmak istediğini gerekçeli kararına dercettiği, esasen somut olay açısından yeminin, davanınçözümüne yararlı olup olmayacağı ve sonuca etki edip etmeyeceği hususlarındadeğerlendirme görevinin yerel Mahkemeye ait olduğu ancak yukarıda izah edildiğiüzere yemin delilinin niteliği, işlevi ve doğuracağı sonuçlar dikkatealındığında Mahkemenin bu yöndeki taleple ilgili hiçbir değerlendirme yapmadanyargılamayı sonuçlandırdığı anlaşılmıştır.
40. Buna göre başvurucunun davacıyararına oluşan karinenin aksini ispat etmek için dayandığı vakıanın ispatınayönelik yemin delilini kullanması hususunda değerlendirme yapılmaksızınyargılamanın sonuçlandırılması nedeniyle uyuşmazlığın her iki tarafına dasavunmalarının temel dayanağı olan delilleri kullanmada eşitliğin sağlanmasıilkesinin aksine hareket edilerek bir tarafın deliline üstünlük tanınmak suretiylebaşvurucu aleyhine eşitsizlik meydana getirildiği, yapılan uygulamanınyargılamanın bütününü adil olmaktan çıkaracak şekilde etkilediği sonucunaulaşılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
42. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
43. Başvurucu, yeniden yargılama ve tazminata karar verilmesinitalep etmiştir.
44. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Başvuru konusu olayda tespit edilenihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan silahların eşitliğiilkesinin ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılamayapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahlarıneşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereBakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.