TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMİNE ERGÜN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6052)
Karar Tarihi: 14/9/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Emine ERGÜN
Vekili
:
Av. Makbule TANIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, boşanma davasının kesinleşmesi üzerine açılan katkıpayı alacağı davasında evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın değerinindava tarihi itibarıyla belirlenmemesi, katkı oranının da %45 olarak kabuledilmek suretiyle paylaştırma yapılması ve ayrıca yargılamanın yedi yıl sürmüşolması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1955 doğumlu olup Antalya'da ikamet etmektedir.
9. Başvurucu 1976 yılında Y.T.Ö. ile evlenmiştir. Her ikisi dedevlet memuru olarak çalışmış ve gelir elde etmişlerdir.
10. Başvurucunun eşi Y.T.Ö. adına 4/8/1980 tarihinde birkooperatif hissesi satın alınmıştır. Başvurucuya ait üç bilezik bu kooperatifüyeliği için harcanmıştır. Daha sonraki dönemlerde de üyelik aidatınınödenmesine devam edilmiştir. Kooperatif hissesi karşılığında Y.T.Ö.ye birdubleks daire tahsis edilmiştir.
11. Y.T.Ö. 3/8/2001 tarihinde başvurucuya karşı boşanma davasıaçmıştır. Ancak dava reddedilmiş ve davanın reddine ilişkin hüküm 2/4/2004tarihinde kesinleşmiştir.
12. Boşanma davası devam ederken Y.T.Ö. tarafından kooperatifhissesi 19/3/2002 tarihinde satış yoluyla üçüncü bir kişiye 20.000 TL bedelkarşılığında devredilmiştir.
13. Y.T.Ö. tarafından 10/4/2007 tarihinde ikinci kez boşanmadava açılmıştır. 2/6/2008 tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla taraflar boşanmışlardır.
14. Bu arada başvurucu 6/7/2007 tarihinde Antalya 2. AileMahkemesinde (Mahkeme) katkı payı alacağı davası açmıştır. Dava dilekçesinde,kooperatife girişte verilen üç bileziğin yanında sonraki taksitlerin de kendisitarafından ödendiği belirtilmiş ve bu katkısı sebebiyle fazlaya ilişkin haklarısaklı kalmak üzere 10.000 TL maddi zararın faiziyle birlikte kendisineödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, ayrıca ilk boşanmadavasının açıldığı tarihten (3/8/2001) sonra kooperatif ödemelerine katkıyapmaya son verdiğini dilekçede ifade etmiştir. Başvurucu, sonradan ıslahyoluyla tazminat talebini 65.000 TL'ye yükseltmiştir.
15. Mahkeme 16/4/2010 tarihli kararla davayı reddetmiştir.Kararın gerekçesinde, başvurucunun kooperatif ödemelerine katkı sağladığınailişkin bilgi ve belge sunamadığı vurgulanmıştır. Başvurucunun üç adetbileziğini kooperatif için harcadığı iddiasının davalı tarafından ikraredildiğinin ifade edildiği gerekçede, davalının sonradan bileziklerkarşılığında bir adet kolyeyi başvurucuya verdiği yolundaki beyanına itibaredilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçede son olarak, tanık beyanları dadikkate alındığında davalının 20.000 TL satış bedelini çocukları için harcadığıyolundaki savunmasının kabulünün hakkaniyet gereği olduğu açıklanmıştır.
16. Mahkeme kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (Daire)25/1/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Daire öncelikle taraflar arasında1/1/2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejiminin, bu tarihten sonra da -sözleşmeile mal rejimi seçilmemiş olması nedeniyle- edinilmiş mallara katılma rejiminingeçerli olduğunu ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiğinivurgulamıştır. Daire ayrıca başvurucunun, ilk boşanma davasının açıldığıtarihten sonra katkı sunmayı kestiği vakıasının da 1/1/2002 tarihinden öncekidönem yönünden dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun evlilikbirliği süresince ve taşınmazın edinildiği dönem boyunca çalıştığının sabitolduğunun altını çizen Daire, başvurucunun taşınmazın edinilmesinde somut birkatkısının bulunmadığının söylenemeyeceğini ifade etmiştir. Daire ayrıca,başvurucunun üç adet bileziğinin kooperatif için harcandığını kabul edendavalının bu üç bilezik karşılığında başvurucuya bir kolye verdiği biçimindekiiddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğuna işaret etmiştir. Daire ayrıca, satışbedelini harcadığı yolundaki savunmanın davalıyı tazminat sorumluluğundankurtarmayacağını açıklamıştır. Daire sonuç olarak ihtilaf konusu taşınmazınedinme tarihi, şekli ile ödemelerin miktarı ve dönemine ilişkin olarakdeğinilen ilkeler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyleyeniden karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiğinibelirtmiştir.
17. Bozma kararına uyan Mahkemece yeniden yapılan yargılamadabilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda başvurucunun en sonkatkısının 2001 Ağustos ayında gerçekleştiği dikkate alınarak 1/1/2002tarihinden önceki yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi esas alınarakhesaplama yapılmıştır. Bilirkişi bu tarihte (Ağustos 2001) başvurucunungelirinin 372.094.811 TL, davalının gelirinin ise 450.495.330 TL olduğunudikkate alarak başvurucunun gelirinin aile geliri içindeki oranını %45 olaraktespit etmiştir. Raporda, kooperatife yapılan toplam 3.222.048.884 TL ödemenin%45'ine bilirkişi marifetiyle tespit edilen üç bileziğin toplam değeri (56.711TL) de eklenmek suretiyle başvurucunun toplam katkısı 1.449.921.708 TL olaraksaptanmıştır. Bu miktarın da kooperatife ödenen toplam tutara oranı %45 olarakbelirlenmiştir.
18. Bilirkişi raporunda taşınmazın 2001 tarihi itibarıyla değeri30.000 TL (yeni TL) olarak bulunmuş ve bu tutarın %45'i olan 13.250 TL'ninbaşvurucuya tazminat olarak ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
19. Mahkemece 11/10/2002 tarihli kararla davanın kısmen kabulüylebilirkişi raporunda belirlenen 13.250 TL tazminatın yasal faiziyle birliktebaşvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz19/3/2002 tarihinde elden çıkarılmış ise de bu tarih ile bilirkişi raporundaesas alınan 2001 tarihinin birbirine çok yakın olması nedeniyle tazminatmiktarının belirlenmesinde 30.000 TL taşınmaz bedelinin dikkate alınmasınınhakkaniyete aykırı düşmediği açıklanmıştır.
20. Başvurucu tarafından bu karar temyiz edilmiştir. Temyizdilekçesinde, taşınmazın değerinin dava tarihi itibarıyla belirlenmesigerektiği ileri sürülmüştür. Karar, Dairenin 21/5/2013 tarihli kararıylaonanmıştır.
21. Başvurucu, aynı iddiayı ileri sürerek karar düzeltmeisteminde bulunmuştur.Karardüzeltme talebi, Dairenin 24/2/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Nihaikarar başvurucuya 28/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
22. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
23. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/2/1926 tarihli ve 743sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin 146. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangiusulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalinigeri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerinetevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafındansebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir.”
24. 743 sayılı mülga Kanun'un170. maddesi şöyledir:
“Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanundamuayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul ediptekanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusuhalinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.”
25. 743 sayılı mülga Kanun'un189. maddesi şöyledir:
“Karı kocadan her birinin mallarının geliri vekendi kazançları, kendisine aittir.”
B. Yargıtay İçtihadı
26. Dairenin 23/6/2009 tarihli ve E.2009/1403, K.2009/3323sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
“Dava, 1.1.2002 tarihinden önce edinilen malvarlığına yönelik katkı payı alacağına ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükümvermeye yeterli değildir.
...Bunlardan ayrı, ... tarafların dava konusutaşınmazın ve otomobilin edinildiği tarihe kadar olan tüm gelirlerinin hesaplanması,TMK.nun 152. maddesine göre davacı kocanın evigeçindirme yükümlülüğü de gözönünde bulundurularakedinme tarihindeki katkı oranın belirlenmesi için yeniden uzman bilirkişidenrapor alınması, belirlenen katkı oranınıntaşınmaz veotomobilin dava tarihi itibarıyla belirlenmiş değerleri ile çarpılarak katkıpayı alacağının hesaplanması gerekirken belirtilen hususlar dikkate alınmadankarar verilmesi doğru olmamıştır. ”
27. Dairenin 9/2/2010 tarihli ve E.2009/6666, K.2010/612 sayılıkararının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkemece yapılacak iş; önce öğretmen dahasonra öğretim görevlisi olarak çalıştıkları anlaşılan tarafların 26.9.1988 olanevlenme tarihinden taşınmazın edinildiği 16.8.1994 tarihine kadar geçen dönemdeçalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirlerini ayrıntılı olarak belirlemek,taşınmazın edinildiği tarihteki değerini tespit etmek vedavalıkocanın TKM’nin 152. maddesinden kaynaklananiaşeyükümlülüğü de gözetilerek davacının kazancından tasarruf edebileceği miktarıbilirkişinin de görüşünü alarak saptamak ve buna göre katkı oranını açıklığakavuşturmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş olan değeri ile bulunanoranın çarpımı sonucu davacının katkısını belirlemek olmalıdır.Tümbunlar yapılmadan ve davacının katkısının ne olduğu tam olarak belirlenmeden vebundan ayrı kabule göre de; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyledeğerinin 75.000 YTL olduğu açık iken davalının mahsup isteğine konu ettiğitaşınmaz için belirlenen 55.000 YTLdeğer üzerindenhüküm verilmesi de doğru olmamıştır. ”
28. Dairenin 18/1/2010 tarihli ve E.2009/3121, K.2010/114 sayılıkararının ilgili bölümü şöyledir:
“Taraflar 19.10.1984 tarihinde evlenmişler,3.7.2006 tarihinde açılan dava sonunda boşanmışlar ve boşanma kararı 24.4.2008tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz kooperatif hissesi durumundaolup, davalı kadın adına 5.4.1997 tarihinde üyeolunmuş 25.7.2005 tarihinde ise dava dışı üçüncü kişiye devir yapılmıştır.Taraflar arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM. md. 170) bu tarihten itibaren mal rejiminin sona erdiği3.7.2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (4722 s.Yürürlük K. md. 10/1)
Toplanan deliller ve dosya kapsamına görekooperatif ödemelerine davacının da kazancıyla katkıda bulunduğuanlaşılmaktadır. Ancak katkının oranı ve miktarının belirlenmesi bakımından1.1.2002 tarihinden önce ve sonra yapılacak araştırmalar farklıdır.
...
Mahkemece, dava konusu 6 noludairenin üçüncü kişiye devredildiği 25.7.2005tarihindeki sürüm değeri uzman bilirkişi yada bilirkişileretespitettirilmeli, bu değerden 1.1.2002 tarihindeki bina değeri çıkarılarakdikkatealınacak değer bulunmalı, 1.1.2002 tarihinden önceki döneme ilişkin bulunacakkatkı payı alacağı, eklenecek değerler ve borçlar yukarıdaki açıklamadoğrultusunda dikkate alınarak artık değer belirlenmeli, artık değerinyarısının katılma alacağı olarak davacı eşe ait olduğu düşünülmelidir. Tüm buhesaplamalardan sonra hüküm kurulurken tarafların kazanılmış hakları da gözönünde tutulmalıdır. Mahkemece, bu yönler gözönündebulundurulmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasıdoğruolmamıştır. ”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Katkı Oranına İlişkinŞikâyet Yönünden
30. Başvurucu, taşınmazın edinmesindeki katkı oranının %45 olarakkabul edilmiş olmasından şikâyet etmektedir.
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilenişlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerekir.
32. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözümekavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerininbu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §18). Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
33. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarında yeralan temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri incelendiğinde taşınmazın satınalınmasındaki katkı oranının %45 olarak belirlenmesine yönelik temyiz ve karardüzeltme safhasında başvurucunun herhangi bir iddiada bulunmadığıanlaşılmaktadır. Temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürülmeyen buiddianın Anayasa Mahkemesince incelenmesi mümkün değildir.
34. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. TazminatınHesaplanmasına İlişkin Şikâyet Yönünden
35. Başvurucu yerleşik Yargıtay içtihadına göre katkı payıalacağı davalarında katkı sağlanan taşınmazın değerinin belirlenmesinde davanınaçıldığı tarihin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu bu içtihatuyarınca taşınmazın 6/7/2007 tarihindeki değerinin esas alınması gerekirkenMahkemenin bu içtihada aykırı olarak ilk boşanma davasının açıldığı 2001yılındaki değerini esas aldığını ifade etmiş ve bunun adil yargılanma hakkınıihlal ettiğini ileri sürmüştür.
36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri önündedava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derecemahkemesi kararları açık bir keyfîlik içermedikçeAnayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
37. Somut olayda taraflar 1976 yılında evlenmiş, 2/6/2008tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla da boşanmışlardır. Başvurucu tarafından4/8/1980 tarihinde evlilik birliği içinde diğer eş adına satın alınan veMahkemece başvurucunun %45 katkısının bulunduğu sonucuna ulaşılan kooperatifhissesine tahsisli daire nedeniyle 6/7/2007 tarihinde katkı payı alacağı davasıaçılmıştır. Mahkemece taşınmazın 2001 yılındaki değeri (30.000 TL) esasalınarak13.250 TL tazminata hükmedilmiştir.
38. Yukarıda atıfta bulunulan kararlardan da anlaşılacağı üzereDairenin genel içtihadının katkı payı alacağı davalarındaki tazminat miktarınıntespitinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğiyolunda olduğu söylenebilir (bkz. §§ 26-28). Bununla birlikte Dairenin buiçtihadının, taşınmazın (veya ihtilaf konusu eşyanın) dava tarihi itibarıyladavalı tarafın mülkiyetinde bulunduğu hâllere yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda ise ihtilaf konusu taşınmaz davalı tarafından19/3/2002 tarihindesatılmıştır. Dairenin dava tarihinden önce satılan taşınmaza ilişkin ihtilafıiçeren ve yukarıda alıntılanan kararında, taşınmazın üçüncü kişiye devredildiğitarihteki değerinin esas alınması gerektiği ifade edilmiştir (bkz. § 28).
39. Bakılan olayda Mahkeme, Daire içtihadına uygun olaraktaşınmazın elden çıkarıldığı 19/3/2002 tarihinin esas alınması gerektiğinivurgulamış ancak bilirkişi raporunda dikkate alınan 2001 tarihinin bu tariheçok yakın olduğunu gözeterek tazminatın taşınmazın 2001 yıldaki değerine görebelirlenmesinin hakkaniyete aykırı olmayacağı kanaatine varmıştır. Mahkemeceulaşılan bu kanaat, Dairenin temyiz ve karar düzeltme denetimlerinden geçmiş veDaire tarafından hukuka aykırı görülmemiştir.
40. Sonuç olarak Yargıtay içtihadına uygun olarak hesaplandığıanlaşılan tazminat miktarına hükmedilen Mahkeme kararında, bariz takdir hatasıveya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumunbulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
41. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiği Şikâyeti Yönünden
42.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
44.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
46. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davadaki yaklaşık 6 yıl 7aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
49. Başvurucu, tazminatın hesaplanma yöntemine ilişkinşikâyetiyle ilgili olarak 58.500 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikteödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca makul süredeyargılanmaması nedeniyle 100.000 TL maddi ve manevi tazminat istemindebulunmuştur.
50. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
52. Tazminatın hesaplanma yöntemine ilişkin şikâyet, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez bulunduğundan buna yönelik tazminat isteminin reddi gerekir.
53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Katkı oranınailişkin şikâyetin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tazminatınhesaplanmasına ilişkin şikâyetin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.