TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMİNE ÖZCAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/19773)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucular
:
1. Emine ÖZCAN
2. İrfan Kamil AKÖREN
3. Mustafa AKÖREN
4. Yüksel Rukiye KUYUCU
Vekili
:
Av. Hasan Hüseyin BÜBERAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000 ölçeklirevizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucular,bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye başvurmuş fakat bu yoldanbir sonuç elde edememişlerdir.
9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmetialanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhinetam yargı davası açmışlardır.
10. Derece mahkemelerince davanın reddine karar verilmiştir.Kararda, başvuruya konu taşınmazın kadastro tespitine karşı itiraz davası açıldığı,başvurucuların işbu davanın sonucunda verilen kararın 16/2/2012 tarihindekesinleşmesiyle davacıların mülkiyet sahibi oldukları vurgulanmıştır. Buna göre16/2/2012 tarihi itibarıyla malik olan başvurucular açısından kısıtlılıkhâlinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin ve mülkiyethakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanması durumunungerçekleşmediği belirtilmiştir. Karar kanun yolundan geçerek kesinleşmiştir.
11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyletaşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmişlerdir. Başvurucular,taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığınıifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında adil yargılanma hakkı, eşitlikilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
15. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adilyargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğiniileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yolaçabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafından temellendirilmemiştir.
17.Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imaruygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduklarıtaşınmazdan diledikleri gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarınave onu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütünşikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önceincelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).
20. Hüseyin Ünalkararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın, başvurucu adına tapudakayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiğibelirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarakayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusumüdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genelkural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).
21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmarKanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olanmüdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazınkamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşrubir amacının bulunduğu açıklanmıştır (HüseyinÜnal, §§ 44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptaledilmiştir. Bu çerçevede ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulamaimar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmenimar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangibir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfetyüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkınınkorunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucualeyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).
22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmaz 12/11/1987tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında temel eğitim alanı olarak kamu hizmetialanına ayrılmıştır. 3194 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince 1/1000 ölçekliuygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın bu planınkesinleştiği tarihten itibaren itibaren beş yıliçerisinde imar programına alınarak kamulaştırılması gerekmektedir. Somutolayda başvuruya konu taşınmazın kadastro tespitine karşı itiraz davasıaçıldığı, netice olarak anılan davanın başvurucular lehine sonuçlanarak16/2/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucuların butaşınmazın maliki olduklarının kesinleştiği 16/2/2012 tarihinden AnayasaMahkemesinin karar tarihine kadar beş yılı aşkın bir süre geçmiş olmasınarağmen taşınmazın hâlen kamulaştırılmadığı ve başvuruculara herhangi birtazminat da ödenmediği dikkate alındığında bu ilkelerden ayrılmayı gerektirirbir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıylabaşvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü değildir.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
25. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
26. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak vehürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).
27. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organınınyerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarınınnasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararıilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §56).
28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
29. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).
30. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
31. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından birtemel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediğitespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararınkaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilenihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır (Mehmet Doğan, § 60).
32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
33. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaz imar planında kamuhizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat davasındaderece mahkemeleri, davanın reddine karar vermiştir. Sonuç olarak müdahalenintemeli olan taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması idari bir işlemniteliğindedir. Başvurucuların mülkiyet hakkının idari bir işlem nedeniyleihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut olayda ihlale yol açan idari eylemve işleme karşı başvurulabilecek kanun yolu tüketildikten sonra bireyselbaşvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgili mahkemenin yeniden yargılamayoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânıbulunmaktadır.
34. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlalsonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarınınbelirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinintakdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
35. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli birgiderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 2.475 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul 11. İdare Mahkemesine (E.2015/1268, K.2016/1124) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.