TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRAH YAYLA BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/34742)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Emrah YAYLA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, infaz hâkimliğince yapılan incelemedeşikâyette bulunanın duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntüaktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması ve müdafiyardımından yoksun bırakılma nedenleriyle adil yargılanma hakkının; ceza infazkurumundaki birtakım uygulamalar ve bazı haklardan disiplin cezasının yerinegetirilmesi sürecinde mahrum bırakılma sebebiyle de kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
10. 1981 doğumlu olan başvurucu, başvuru tarihiitibarıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile başka suçlardan aldığıcezaların infazı kapsamında Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
11. Başvurucunun 1/11/2016 tarihinde hastaneden dönüşüsırasında yüksek sesle slogan atması, ayrıca ring aracı içindeki kamerayıaraçta bulunan diğer iki hükümlü ile beraber yanlarında temizlik ihtiyacı içinbulundurdukları peçete ile kapatması nedeniyle hakkında disiplin soruşturmasıbaşlatılmıştır.
12. Disiplin soruşturmasına konu belgelerden başvurucununsözlü savunma verdiği anlaşılmaktadır. İnfaz Kurumu Disiplin KuruluBaşkanlığınca 11/11/2016 tarihinde başvurucu hakkında ring aracı içindekikamerayı kapatması nedeniyle sevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacaktedbirlere karşı çıkma disiplin suçundan beş gün hücreye koyma cezası ilecezalandırılmasına, hastanedeki tedavisinin bitiminden sonra yüksek sesleslogan attığı gerekçesiyle de gereksiz yere marş söyleme veya slogan atmadisiplin suçundan iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasına kararverilmiştir.
13. Başvurucu, süresi içinde İnfaz Hâkimliğine başvurudabulunmuştur. İnfaz Hâkimliğinin 20/2/2017 tarihinde düzenlediği tensipzaptında, 23/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun 6.maddesinin ikinci fıkrasına 22/7/2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun'un 5.maddesiyle eklenen cümle gereğince başvurucunun disiplin cezasına karşısavunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucununsavunmasının alınması için duruşmada hazır edilmesine, Disiplin Kurulu kararıile ilgili savunmasını vekâletnamesini ibraz etmesi suretiyle avukatı ilebirlikte veya avukatı aracılığıyla yapabileceği hususunun başvurucuyabildirilmesine karar verilmiştir. Aynı gün İnfaz Kurumuna gönderilenmüzekkerede ise başvurucunun beyanının Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)ile alınacağı belirtilmiştir.
14. 27/4/2017 tarihli duruşmada SEGBİS odasında hazırbulundurulan başvurucu; mahkeme huzurunda avukatının da hazır bulunmasıylasavunma yapmak istediğini beyan etmiştir. Hâkimlik; duruşmanın SEGBİS aracılığıile yapılmasının ceza muhakemesi ilkelerinden yüz yüzelik ilkesine uygunolduğunu, bu yönde Anayasa Mahkemesi kararı bulunduğunu ve SEGBİS ile yapılanduruşmanın duruşma salonundakinden farklı olmadığını bildirmiştir.
15. Başvurucunun duruşma salonunda bulunma talebiHâkimlikçe reddedilerek duruşmaya SEGBİS ile devam edilmiştir. Duruşma sonundabaşvurucunun avukatı ile beraber ifade vermek için istediği süreninverilmesine, ilgili tanıkların dinlenilmesine ve başvurucunun bir sonrakiduruşmada SEGBİS aracılığı ile hazır edilmesine karar verilmiştir.
16. Bir sonraki duruşmada SEGBİS odasında hazırbulundurulan başvurucu; arkadaşlarıyla beraber İnfaz Kurumunda işkencegördüğünü, baskı altında tutulduğu bir ortamda savunma yapamayacağınıbelirterek mahkeme huzurunda avukatı eşliğinde savunma yapmak istediğinibelirtmiş; tekrar süre verilmesini talep etmiştir. Hâkimlik, başvurucununyeniden süre istemini reddetmiştir.
17. Hâkimliğin 11/7/2017 tarihli kararı ile başvurucununDisiplin Kurulu kararına yaptığı itiraz reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde;Cumhuriyet savcısı mütalaası ile başvurucunun dosya kapsamındaki dilekçesininiçeriği, başvurucunun İnfaz Hâkimliği nezdinde vermiş olduğu beyan, olayınmeydana geldiğine ilişkin tutanak ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarakbaşvurucunun eylemleri nedeniyle hakkında verilen disiplin cezalarının kanunauygun olduğu belirtilmiştir.
18. Başvurucu 14/8/2017 tarihli dilekçesi ile duruşmasalonunda bizzat hazır bulunarak ifade vermek istediği hâlde SEGBİS ileduruşmaya katılmaya zorlandığını, duruşma salonunda savunma yapma hakkınıkullanmasına izin verilmediğini, tanıklara soru soramadığını belirterek kararaitiraz etmiştir.
19. Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/8/2017 tarihlikararıyla "Ceza İnfaz Kurumunda, ring aracında ve sevk edilen hastanedeuyulması gerekli düzene aykırı davranışın yaptırımının olması gerektiği,cezanın niteliğinin ve süresinin makul ve orantılı olduğu vicdani kanaatine [varıldığı]"belirtilerek başvurucunun itirazı reddedilmiştir.
20. Başvurucu 18/9/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
21. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Emrah Yayla, [GK],B. No: 2017/38732, 6/2/2020, §§ 28 - 42.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. DuruşmadaHazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucu; duruşma salonunda bizzat hazır bulunaraksavunma yapmak istediği hâlde SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlandığını,duruşma salonunda bizzat savunma yapma hakkını kullanmasına izin verilmediğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuathakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlardauygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar vermeyetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknikaltyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiğibelirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşmasalonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânı olduğu, yargılamamakamının ve duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifadealma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklıolarak gerçekleştirebilme imkânına sahip oldukları, başka bir ifadeyleSEGBİS'in içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olanyüz yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir.
25. Bakanlık görüşünde ayrıca somut olayın özellikleri,davanın niteliği, dava konusunun karmaşık olup olmadığı, başvurucunun içindebulunduğu durum ve yargılamanın aşaması ile birlikte yargılama faaliyetininbütünü gözönüne alındığında başvurucuya savunmasını hazırlaması ve itirazlarınımahkeme önünde etkili bir şekilde ileri sürebilmesi için makul bir süretanındığı, gerekli olan tüm bilgilere ulaşma imkânı verildiği belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
26. Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında duruşmada hazırbulunma hakkı yönünden incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
28. Başvuruya benzer olaylarda kabul edilebilirlikkriterleri kapsamında uygulanacak ilkeler, Anayasa Mahkemesinin Emrah Yayla(aynı kararda bkz. §§ 53-56) kararında ortaya konmuştur. Somut olayda dabaşvurucu hakkında uygulanan disiplin cezaları nedeniyle yaptığı şikâyetininfaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlülüklereilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığı ve dolayısıyla Anayasa’nın 36.maddesinin uygulanmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
30. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri EmrahYayla (aynı kararda bkz. §§ 58-86) kararında incelemiş olup anılankarardaki ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığıanlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda, medeni hak ve yükümlülüklereilişkin uyuşmazlıklarda tarafların SEGBİS aracılığı ile duruşmayakatılımlarının sağlanmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik birmüdahale oluşturduğunu tespit ederek bu müdahalenin ihlal oluşturupoluşturmadığına ilişkin değerlendirmenin ise kanunilik, meşru amacadayalı olma ve ölçülülük ilkeleri yönünden yapılacak incelemesonucunda belirlenebileceğini ifade etmiştir. Buna göre medeni hak veyükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların SEGBİS aracılığıyla duruşmayakatılımlarının sağlanması şeklindeki müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesiiçin kanuni bir temelinin bulunması, meşru bir amaca dayalı ve ölçülü olmasıgerekir (Emrah Yayla, §§ 62 - 67).
31. Anayasa Mahkemesi, Emrah Yayla kararında sözkonusu müdahalenin ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için gerekliolan genel ilkeleri de ortaya koymuştur (Emrah Yayla, §§ 68-75). Bugenel ilkelere göre medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklardaduruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin ölçülü bir müdahale olupolmadığı ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilikve orantılılık ilkeleri yönünden yapılacak değerlendirmenin sonucunagöre belirlenebilecektir. Buna göre duruşmada hazır bulunma hakkına yapılanmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması,ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğunun gösterilmesi veorantılılık yönünden bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenenamaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu çerçevedeözellikle gereklilik ilkesi uyarınca uyuşmazlığın tarafının duruşmadahazır bulunmasını zorunlu kılan bir olgunun yokluğu derece mahkemelerince somutve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Bu gerekliliğin ortayakonulması bağlamında kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı talepetmelerine rağmen SEGBİS yoluyla katılımlarının neden yeterli görüldüğünün veduruşmada bizzat hazır bulunmayı imkânsız hâle getiren veya büyük ölçüdezorlaştıran koşulların neler olduğunun ifade edilmesi gerekir (Emrah Yayla,§ 73).
32. Somut olayda ceza infaz kurumunda hükümlü olarakbulunan başvurucunun İnfaz Hâkimliğince açılan duruşmada bizzat hazır bulunmataleplerinin reddedilmesi 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesinin yollamasıyla4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin (4)numaralı fıkrasına dayandığından anılan müdahale kanunilik ölçütünükarşılamaktadır. Ayrıca hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonunatransferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamalarınhızlandırılması sebebiyle duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahaleninusul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığıanlaşılmaktadır.
33. Başvuru konusu olayda Hâkimlikçe duruşmalı incelemeyapılmasına karar verilmiş; duruşma tarihinde başvurucunun İnfaz Kurumundabulunan SEGBİS odasında hazır edilerek duruşmaya video konferans bağlantısıüzerinden katılması istenmiştir. Başvurucunun anılan yöntemle savunma yapmakistemediğini bildirmesi üzerine Hâkimlikçe aşağıdaki şekilde bir ara kararıverilmiştir:
"Anayasa Mahkemesinin 20/01/2017tarih ve 2016/12905 başvuru numaralı kararında segbis yoluyla alınan beyanlarınyüz yüzelik ilkesinin sağladığı yönündeki kararı okundu, segbis'in duruşmasalonunda gibi olduğu ifade edildi."
34. Hâkimlikçe daha sonra başka bir işlem yapılmaksızın,dosyadaki mevcut yazılı bilgi ve belgeler değerlendirilerek bir sonucaulaşılmış ve başvurucunun disiplin cezalarına karşı itirazı reddedilmiştir.
35. Başvurucunun davranışı sebebiyle uygulanan bir disiplincezasının şikâyet konusu edildiği uyuşmazlık kapsamındaki duruşmada hazırbulunmanın gerekli görülmemesinin sebepleri somut olarak açıklanmamıştır.Hâkimliğin yukarıda aktarılan gerekçesi aslında başvurucunun duruşmadabulunma talebinin somut yargılamayla bağlantılı olmayan genel bir sebeple vekategorik olarak reddedildiğini göstermektedir. Anılan gerekçe her durumdaduruşmada bulunma talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Somutolayda başvurucunun duruşmaya katılması yönünde hiçbir çaba gösterilmemiş, aynışehir merkezinde bulunan bir ceza infaz kurumundan duruşmaya katılamamanınniçin gerekli görüldüğü açıklanmamıştır. Bu çerçevede Hâkimlikçe hiçbiralternatif değerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler de sunulmadan-genel ve kategorik bir yaklaşımla- başvurucunun duruşmada hazır bulunmatalepleri reddedilmiştir. Uyuşmazlığın bizzat duruşmada bulunmayı gerektirenbir nitelik taşıyıp taşımadığı hususunda Hâkimlikçe herhangi bir değerlendirmeyapılmadan genel ve kategorik bir sebeple başvurucunun yokluğunda duruşmayapılması ve duruşmada hazır bulunma hakkına müdahale için en uygun aracınseçilmemesi müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazırbulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ ve Yıldız SEFERİNOĞLU ekgerekçeyle bu sonuca katılmışlardır.
M. Emin KUZ farklı gerekçeyle bu sonuca katılmıştır.
B. Diğer İhlalİddiaları
37. Başvurucu adil yargılanma hakkı kapsamında, hakkındaverilen disiplin cezalarına karşı yaptığı şikâyetin değerlendirilmesi sürecindeavukatının hazır bulunmasıyla savunma yapması için kendisine yeterli süretanınmadığını belirterek müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Bunun yanında başvurucu; hükümlü olarak tutulduğuCeza İnfaz Kurumunun İdaresince verilen hücre disiplin cezasının sonucu olarakziyaretçi kabulüne izin verilmediğini ve tek başına hücrede tutulduğunu, ayrıcaring aracının kamerasıyla gözetlenmesinin gerekli olmadığını, kanuna aykırı buuygulama nedeniyle psikolojik olarak baskı altında tutulduğunu, bu hususun kötümuamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
38. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının ihlaledildiğine karar verildiğinden, disiplin cezalarına karşı yaptığı şikâyetindeğerlendirilmesi sürecinde avukatının hazır bulunmasıyla savunma yapması içinkendisine yeterli süre tanınmadığı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğiyönündeki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönündenayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi talebindebulunmuş, ayrıca Anayasa Mahkemesince uygun görülecek bir tazminata kararverilmesini talep etmiştir.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
44. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
45. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
46. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesiduruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarını giderme bakımındanyeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazırbulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREKBULUNMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine (E.2017/33, K.2017/1110) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
EK GEREKÇE
Başvurucu, ring aracı içindeki kamerayı kapatma nedeniylesevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak tedbirlere karşı çıkmadisiplin suçundan beş gün hücreye koyma ve hastanedeki tedavisinin bitimindensonra yüksek sesle slogan atma gerekçesiyle de gereksiz yere marş söyleme veyaslogan atma disiplin suçundan iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılmacezasıyla cezalandırılmıştır.
Hakkında tesis edilen disiplin cezalarına karşı infazhâkimliğine yaptığı itirazının incelenip karara bağlanması sürecindeAnayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerekbireysel başvuruda bulunmuştur.
Aynı başvurucu tarafından yapılan ve aynı nitelikte olan2017/38732 sayılı başvuruda Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nca 6.2.2020 tarihliihlal kararı verilmiş idi. Bizler de söz konusu kararda karşı oy kullanmışidik.
Vaka bu olmakla birlikte, eldeki başvurunun incelenipkarara bağlandığı tarih itibarıyla, aynı veya benzer konulara ilişkin olarakyapılan başvurularda Anayasa Mahkemesince istikrarlı bir biçimde ihlalkararları verildiği görülmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin bukonudaki görüşü yerleşik hale gelmiş bulunmaktadır. Hal böyle olunca anılankarşı oy görüşümüz hilafına, iş bu başvuruda başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmadahazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermek gerektiğinideğerlendiriyoruz.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
FARKLIGEREKÇE
İnfaz hâkimliğince yapılan incelemede başvurucununduruşmada hazır bulunarak savunma yapmak istemesine rağmen bunun kabuledilmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkı kapsamında duruşmada hazır bulunmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Kararın gerekçesinde; infaz hâkimliğinin duruşmalıinceleme yapmaya ve başvurucunun duruşmaya video konferans yoluyla katılmasınakarar verdiği, başvurucunun bu usulle savunma yapmak istemediğini belirtmesiüzerine dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle disiplincezalarına yönelik şikâyetin reddedildiği, ancak somut olayda infazhâkimliğinin başvurucunun duruşmaya katılması için hiçbir çabaya girmeden, aynışehirde olmasına rağmen duruşmaya getirilememesinin nedenlerini açıklamadan veolaya özgü somut gerekçeleri belirtmeden duruşmada hazır bulunma talebinireddetmesi sebebiyle anılan hakka yapılan müdahalenin gerekli olmadığıbelirtilerek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamında duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, 4675 sayılı Kanunun 3. maddesine görehükümlü ve tutuklular hakkındaki disiplin tedbirleri ile cezalarına ilişkinşikâyetleri inceleyerek karara bağlamakla görevli olan infaz hâkimlerinin, aynıKanunun 6. maddesine göre bu şikâyetleri “duruşma yapmaksızın dosya üzerindenbir hafta içinde” karara bağlayacakları; disiplin cezalarına karşı yapılanşikâyetlerde hükümlü veya tutukluların savunmalarını aldıktan ve talep edilendiğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra karar verecekleri hükmebağlanmıştır. Böylece, söz konusu şikâyetlerin incelenmesinde öngörülen usûlKanunda açık olarak düzenlenmiş ve infaz hâkimlerine duruşma yapma hususundabir takdir yetkisi tanınmamıştır.
Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında, disiplincezalarına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkiminin hükümlü veyatutuklunun savunmasını alması ve hükümlü veya tutuklu savunmasını hazırbulunmak ve avukatıyla birlikte yapma istiyorsa bu şekilde; gerekli görülmesihâlinde de ceza infaz kurumunda alabilmesi öngörülmüştür. Buna göre infazhâkiminin söz konusu savunmayı odasında veya duruşma salonunda yahut ceza infazkurumunda alması mümkündür. Ancak infaz hâkiminin, disiplin cezasına karşışikâyet üzerine hükümlü veya tutuklunun savunmasını alma zorunluluğu duruşmayapmasını gerektirmediği gibi buna imkân da vermemekte; bu düzenleme, duruşmayapılmadan dosya üzerinden bir hafta içinde karar verilmesini öngören hükmünistisnasını oluşturmamakta ve şikâyetçi duruşma salonunda dinlenildiyse bu daduruşma yapıldığı anlamına gelmemektedir. Anılan hüküm, esas olarak, disiplincezalarına yönelik şikâyetlerin karara bağlanmasından önce ilgilininsavunmasının infaz hâkimi tarafından dinlenilmesini ve talep edilen diğerdelillerin toplanıp değerlendirilmesini gerektirmektedir.
5271 sayılı Kanunun “Kovuşturma Evresi” başlıklı ÜçüncüKitabının “Kamu Davasının Yürütülmesi” başlıklı Birinci Kısmının “Duruşma”başlıklı İkinci Bölümünde düzenlenen ve ceza muhakemesinde kendisinden sonragelen sonuç çıkarma devresine geçmeyi mümkün kılan duruşma, Kanunda öngörülenbelirli şartların yerine getirilmesini gerektiren ve aleniyet, sözlülük, yüzekarşılık ve vasıtasızlık gibi özellikleri bulunan bir yargılama evresidir. Buitibarla, söz konusu şikâyetler bakımından bir suç isnadı altında olmayan vehakkında bir kamu davası da yürütülmeyen hükümlü ve tutuklunun 4675 sayılıKanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre savunmasının alınmasının zorunluolmasından ve bunu hazır bulunmak suretiyle yapmak isteyen hükümlü veyatutuklunun varsa avukatıyla birlikte hazır bulunarak yapabilme imkânındanhareketle, savunmanın infaz hâkimi tarafından sözlü olarak alındığı safhaduruşma olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle, 4675 sayılı Kanunun 6. maddesinin ikincifıkrasında yer verilen “infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden …karar verir” şeklindeki emredici hükme rağmen, hâkimin başvurucunun duruşmayabizzat katılması için çaba göstermesi yahut duruşmaya katılmamasının niçingerekli görüldüğünün açıklanmasının zorunlu olduğu yönündeki değerlendirmelerekatılmak da mümkün değildir. Mezkûr emredici hüküm infaz hâkiminin duruşmaaçmasına imkân vermediği gibi, aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki “İnfazhâkimi, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür vekararını verir” hükmü de ancak 4675 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hâllerdeuygulama alanı bulacağından, ikinci fıkradaki açık hüküm sebebiyle duruşma ileilgili hükümler uygulanamaz ve söz konusu şikâyetlerin incelenmesinde duruşmayapılamaz.
Kısaca 4675 sayılı Kanunda, hükümlü ve tutuklularındisiplin cezalarına karşı yaptıkları şikâyetlerin duruşmalı olarak incelenmesinideğil, infaz hâkimi tarafından dinlenilmelerini güvence altına alan birdüzenleme tercih edildiğinden, kanunla duruşmada bulunma hakkı tanındığındansöz edilemez. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında, duruşma yapılmadan dosyaüzerinden inceleme yapılarak bir hafta içinde karar verilmesini öngören hüküm-devamındaki savunma alınması zorunluluğu gibi- esasen söz konusu şikâyetlerinanlamsız hâle gelmeden ivedilikle karara bağlanmasını sağlayacak bir adilyargılanma güvencesi olarak öngörülmüştür. İnfaz hâkimi tarafından hükümlü vetutuklunun savunmasının alınmasını zorunlu kılan hükümden duruşma yapılmasıimkânı veya zorunluluğunun çıkarılması ise, disiplin cezalarına karşı yapılanitirazların -kabul edilmeleri hâlinde bile- çoğu zaman anlamsız hâle gelmesineve söz konusu güvencenin etkisiz kalmasına yol açabilecek niteliktedir.
Nitekim başvuru konusu olayda infaz hâkimi, 20/2/2017tarihinde, başvurucunun savunmasının alınması gerektiğini belirterek duruşmayapmaya karar vermiş ve başvurucuya iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmaile beş gün hücreye koyma cezası verilmesine ilişkin 11/11/2016 tarihliDisiplin Kurulu kararına karşı yapılan şikâyetin 27/4/2017 tarihinde yapılacakduruşmada inceleneceğini bildirmiştir. Böylece -anılan disiplin cezalarınınsüreleri de dikkate alındığında- başvurucunun şikâyetinin duruşma yapılmadandosya üzerinden bir hafta içinde karara bağlanacağına ve savunması alındıktanve talep edilen deliller toplanarak değerlendirildikten sonra kararverileceğine ilişkin kanun hükmü etkisiz kılınmıştır.
Başka bir anlatımla, adil yargılanma hakkının kapsamındabulunan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan duruşma(dahazır bulunma) hakkının kabulüne ilişkin yorum, şikâyetin etkili bir şekildeincelenmesini engellemiş ve başvurucunun duruşma yapılmadan herhangi birşekilde dinlenilmesini gerektiren mezkûr hükmü etkisiz hâle getirmiştir. Bunedenle -aynı başvurucunun ilk başvurusunda verilen ihlal kararına ilişkinfarklı gerekçemde de belirttiğim üzere- öncelikle incelenmesi gereken hususadil yargılanma hakkının kapsamında olan ve mahkeme önündeki bir uyuşmazlığınmakul bir sürede karara bağlanmasını güvence altına alan mahkeme hakkının ihlaledilip edilmediği olmalıdır (bkz. Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732,6/7/2020).
Somut olayda, başvurucuya verilen disiplin cezalarıkonusundaki şikâyetin -verilen cezaların süreleri de dikkate alınarak- Kanunun6. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen usûle uygun şekilde başvurucununsavunması alındıktan, talep ettiği deliller de toplanıp değerlendirildiktensonra ve beş günlük hücreye koyma cezası ile iki ay ziyaretçi kabulünden yoksunbırakma cezasının infaz edilmesinden ve şikâyeti kabul edilecekse de bu kararınanlamsız hâle gelmesinden önce karara bağlanması gerekirken, şikâyetinduruşmalı olarak incelenmesine ve duruşmanın şikâyet başvurusundan yaklaşıkbeşbuçuk ay sonra yapılmasına karar verilmiş; sekiz ay sonra da şikâyetreddedilmiştir.
Bu itibarla, başvurucunun, mahkeme önündeki uyuşmazlığınmakul bir sürede karara bağlanmasını güvence altına alan mahkeme hakkı ihlaledilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, başvurucunun adilyargılanma hakkının, duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden değil mahkeme hakkıyönünden ihlal edildiği düşüncesiyle ihlal kararına farklı gerekçeylekatılıyorum.
Üye
M. Emin KUZ