TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRAH ÖZDEMİR BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2018/28044)
Karar Tarihi: 10/3/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Emrah ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunanhükümlünün avukat ile telefonla görüşmelerine izin verilmemesi nedeniylehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 6/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgeleregöre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Bakırköy/Metris 2 No.lu T Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucu; avukatıyla telefonla görüşme hakkınınmevcut olduğunu, bu konuda Anayasa Mahkemesinin emsal kararının da mevcutolduğunu belirterek 31/5/2018 tarihinde avukatıyla telefon vasıtasıyla görüşmetalebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi Ceza İnfaz Kurumu İdare ve GözlemKurulu Başkanlığının (İdare ve Gözlem Kurulu) 1/6/2018 tarihli kararıylareddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucu tarafından dayanak olarakgösterilen Anayasa Mahkemesinin 16/4/2015 tarihli 2013/6693 sayılı MehmetKoray Eryaşa kararının tutuklular yönünden ayrık düzenleme ihtiva eden13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun'un 114. maddesine dayandığı belirtilmiştir. Hükümlü olmasınedeniyle anılan Kanun düzenlemesinin başvurucu hakkında uygulanamayacağı,mevzuatta hükümlülerin kimlerle telefonla görüşebileceğinin açıkça düzenlendiğivurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun avukatının İstanbul Barosuna kayıtlı olmasınedeniyle görüşmeye gelebileceği ancak 4/5/2018 tarihinden beri başvurucununavukatının görüşmeye gelmediğinin tespit edildiği ifade edilmiştir.
10. Başvurucu anılan karara itirazında; hükümlü vetutuklu ayrımı yapılmasının doğru olmadığını, avukatıyla mesai saatleriiçerisinde görüşme olanağının olduğunu ancak İstanbul Barosuna kayıtlı çalışsada avukatın başka illerde de davalarının mevcut olduğunu, avukatının sürekliİstanbul'da bulunmadığını belirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
11. Bakırköy İnfaz Hâkimliği 20/6/2018 tarihli kararıylabaşvurucunun itirazını reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; Mehmet KorayEryaşa kararı hatırlatıldıktan sonra ceza infaz kurumunda bulunan kişilerinde haberleşme hürriyetine sahip oldukları ancak ceza infaz kurumunda tutulanhükümlü ve tutuklular açısından haberleşme hürriyetinin kapsamının her türlüiletişim aracını içermeyeceği belirtilmiştir. Hükümlü ve tutuklular açısındanhaberleşme hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyutta olmayan müdahalenin,ceza infaz kurumu güvenliği ve düzeni çerçevesinde somut olayların özellikleride gözetilerek haberleşme hürriyetini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesigerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun avukatının İstanbul Barosuna kayıtlıolduğu gözetildiğinde başvurucu ile görüşebileceği ancak başvurucunun kurumageldiği 4/5/2018 tarihinden itibaren avukatının görüşmeye gelmediğininanlaşıldığı ifade edilmiştir. Kararda 5275 sayılı yasanın 114. maddesindeki tutuklununmüdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas vegörüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamazşeklindeki düzenlemenin tutukluları kapsadığı, hükümlüler hakkındauygulanamayacağı vurgulandıktan sonra başvurucunun hükümlü statüsünde olduğudikkate alındığında idare ve gözlem kurulu tarafından yapılan değerlendirmeninhukuka uygun olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir.
12. Başvurucunun bu karara itirazı, Bakırköy Ağır CezaMahkemesinin 12/7/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
13. Nihai karar 1/8/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu 6/8/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
15. İlgili hukuk (ulusal mevzuat ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi kararları) için bkz. Sinan Gül, B. No: 2016/7628,27/2/2020, §§ 14-25, Cengiz Eker, B. No: 2017/26841, 2/6/2020, §§ 13-24.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
17. Başvurucu uzun süredir hükümlü olması nedeniylebireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyanederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Haberleşme Hürriyetininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; ilgili mevzuata göre avukatıyla telefonvasıtasıyla görüşme hakkının mevcut olduğunu, bu hakkın kısıtlanmasının yasaldayanaklarının bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu aynı konuda AnayasaMahkemesinin de ihlal kararı verdiğini iddia etmiştir. Avukatının İstanbulBarosuna kayıtlı olmasına rağmen tek bir kişi ile ilgilenmediği ve şehir dışıduruşmaları olduğu için her zaman ziyaretine gelmesinin mümkün olmadığını, acildurumlarda kendisine ancak telefonla ulaşılabileceğini belirtmiştir. Kendisineadli makamlardan gelen belgelerin itiraz sürelerinin kısa olduğunu ve bu durumuavukatına bildirmesi gerektiğini, avukatıyla görüşmesinin engellenmesininhaksız olduğunu vurgulamıştır. Hükümlü ve tutuklu ayrımı yapılmasının da hukukaaykırı olduğunu belirten başvurucu haberleşme hürriyeti ile eşitlik ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde; mevzuat hükümlerihatırlatıldıktan sonra tutukluluklara avukatla telefon görüşme şeklinde tanınanek güvencenin hükümlüler bakımından statülerinin farklı olması nedeniyle sözkonusu olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca tatil günleri dışında ve çalışmasaatleri içinde avukat ile hükümlünün yüz yüze görüşebileceği, ayrıca mektup,faks gibi yollarla avukatıyla iletişim kurmasının mümkün olduğu vurgulanmıştır.Hükümlülerin telefonla haberleşme hakkına sahip olduğu kişilerin açıkçasayılmış olduğu, bu kişiler arasında hükümlünün avukatının yer almadığı,hükümlülerin avukatıyla birçok farklı kanaldan görüşme imkânı mevcutkenyalnızca telefonla görüşme hakkının bulunmamasının haberleşme hürriyetiniengelleyecek mahiyette olmadığı ifade edilmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;avukatının sürekli yanına gelmesinin mümkün olmadığını, avukatın gönderdiğimektupların mevzuata göre denetlenmemesi gerekirken denetlendiğini, mektuplarınuzun süre Kurumda bekletildikten sonra gönderildiğini belirterek bu durumdaavukatla iletişimin yeterli olduğunun söylenemeyeceğini iddia etmiştir. Her nekadar hükümlü olsa da devam eden soruşturmalarının olduğunun UYAP üzerindengörülebileceği, kendisinin de hukuki yardım alma hakkının mevcut olduğunu,hükümlü ve tutuklu ayrımının kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.
2. Değerlendirme
22. Başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacakAnayasa’nın "Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesişöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunanbaşvurucunun iddialarının özünün avukatı ile telefonla görüşmesininengellenerek haberleşmesinin kısıtlandığına yönelik olması nedeniyle, başvuruhaberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. MüdahaleninVarlığı
25. Somut olayda başvurucunun avukatıyla görüşmetalebinin mevzuatta avukatla telefon vasıtasıyla görüşme düzenlenmediğigerekçesiyle İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla reddedilmesinin haberleşmehürriyetine müdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır. (benzer değerlendirmeiçin bkz. Sinan Gül, §§ 33, 34; Cengiz Eker, §§ 34, 35).
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeniningereklerine... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
27. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygıgösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği vebiçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı vegörsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılanhaberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğikapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, § 49).
28. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirkenceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ilehaberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infazkurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdiryetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, § 89).
29. Bu bağlamda anılan müdahale, Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22.maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşruamaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülükilkesine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
30. Hükümlünün avukatı ile telefonla haberleşmesineyönelik kısıtlamanın, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasıile İnfaz Tüzüğü'nün 88. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi ve 88.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan hükümlere dayanılarak yapıldığı, budüzenlemelerin kanunla sınırlama koşulunu karşıladığı sonucunavarılmıştır (Sinan Gül, §§ 40-42; Cengiz Eker, §§ 41- 43).
(2) Meşru Amaç
31. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 47).
32. Başvuru konusu olayda, kamu düzenin ve güvenliğininsağlanması kapsamında telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması şeklindeuygulandığı ve anılan müdahalenin meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığıdeğerlendirilmiştir.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
33. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bubaşlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmeküzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülükilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
34. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaçile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
35. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesikapsamında hukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmaolarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahimUysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Sözleşme'ninortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olaraksahiptir. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumundagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No:2013/3550, 19/11/2014, § 35; Mehmet Koray Eryaşa, §§ 50, 51).
36. Özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiğive yeterli olduğu durumlarda, Anayasa’nın 22. maddesinin, hükümlü vetutukluların telefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanmasımümkün değildir. Burada dikkat edilecek nokta hükümlü ve tutukluların dış dünyaile haberleşmesinin sağlanmasında kamu otoritelerinin takdir yetkisinin genişyorumlanması gerektiğidir. Haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçınınkullanılma imkânına yeterince sahip olunması durumunda hükümlü ve tutuklularıntelefonla görüşmesine izin verilmemesi tek başına haberleşme hürriyetininihlali olarak değerlendirilemez (Mehmet Koray Eryaşa, § 55).
37. Hükümlü ve tutukluların avukat veya müdafi ilegörüşmesi 5275 sayılı Kanun’da ayrı maddelerde düzenlenmiş olup tutukluların vehükümlülerin telefonla görüşme hakkı tanınmış ancak tutuklular yönünden 5275sayılı Kanun'un 114. maddesiyle müdafiyle haberleşmesine ilişkin ek bir güvencesağlanmıştır. Anılan güvencenin devam eden yargılama kapsamında tutuklularınsavunma haklarını kullanmalarının kolaylaştırılmasına yönelik olduğu dagözetilerek Mehmet Koray Eryaşa kararında tutukluların avukatla veyamüdafi ile telefon vasıtasıyla haberleşme hakkının olduğuna ve bu hakkıengelleyebilecek yeterli yasal düzenlemenin mevcut olmadığına karar verilmiştir(Sinan Gül, §§ 53, 54; Cengiz Eker, §§ 53, 54).
38. Mevzuatta, hükümlülerin telefon ile görüşmesi bir hakolarak tanımlanmakla birlikte kimler ile telefon vasıtasıyla görüşmesağlayabileceğinin ve görüşme şartlarının idarenin takdir yetkisi kapsamındakaldığı; bu bağlamda tutuklular yönünden getirilen ek güvencenin hükümlülerikapsamadığı, hükümlülerin avukat ve müdafi ile telefon vasıtasıyla görüşmehakkının kural olarak mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birliktetelefonla görüşme hakkının kapsamına ilişkin tutuklu ve hükümlüler yönündenfarklı düzenlemeler öngörülmesinin hükümlü ile tutuklunun hukuk karşısındakistatülerinin farklı olması, diğer bir ifadeyle hükümlü hakkında kesinleşen cezamahkûmiyetinin infazı aşamasına geçilmiş olmasına karşın tutuklunun yargılamasınındevam ediyor olması gözetildiğinde demokratik toplum gereklerine uygun olduğusöylenebilir (Sinan Gül, § 55; Cengiz Eker, § 55).
39. Öte yandan telefonla görüşülecek kişiler yönündengetirilecek sınırlamalarda hükümlülerin avukatlarıyla iletişim kurabilmelerindekibireysel yarar ile kamu yararı arasında makul bir dengeleme yapılarakhükümlülerin öznel durumları gözetilmek suretiyle belli bir esnekliğinsağlanması gerekir. Bu bağlamda hükümlünün avukatıyla telefon vasıtasıylagörüşme talebinin, hükümlünün dayandığı nedenler ve somut olayın öznelkoşulları gözetilerek hukuki yardım almanın kolaylaştırılması temelindedeğerlendirmeli ve yeterli gerekçe ile karşılanması elzemdir. Bununla birliktesomut durum dikkate alındığında yüz yüze görüşme, mektup, faks ve benzerihaberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının avukat ile haberleşmedekullanılabildiğinin ve bu iletişim yollarının iletişimi sağlamakta yeterliolduğunun tespit edilmesi hâlinde, hükümlünün avukatla telefon aracılığıylagörüşmesine izin verilmemesinin tek başına haberleşme hürriyetinin ihlaliolarak kabul edilemeyeceği açıktır (Sinan Gül, §§ 56, 57; Cengiz Eker,§§ 56, 57).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Somut olayda hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumundabulunan başvurucunun sadece görüşme hakkının mevzuata göre mevcut olduğunubelirterek Kurumdan avukatıyla telefonla görüşme talebinde bulunduğu, talebininnedenleri ya da acil bir duruma ilişkin olduğuna dair açıklama yapmadığıgörülmüştür. Ayrıca avukatıyla yüz yüze görüşme, mektup ve benzeri yöntemlerleiletişim kuramadığı ya da bu iletişim yollarının yeterli olmadığı yönünde debir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumla birlikte bireysel başvuru formunda daavukatıyla telefonla görüşmesinin makul görülecek gereklerine yönelik somutbilgi ve belge sunmadığı gözetildiğinde; başvurucunun avukatıyla telefonlagörüşme talebine ilişkin öznel nedenler ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
41. Bu durumda Sinan Gül ve Cengiz Eker kararlarındaulaşılan ilkelerden ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun mevcut olduğusöylenemez. Bu bağlamda somut olay, yukarıdaki açıklamalarla birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenindemokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olduğu; haberleşme hürriyetineyönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.