TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
EMRAH KÖSEOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/35039)
Karar Tarihi: 15/4/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 8/6/2021-31505
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Basri BAĞCI
İrfan FİDAN
Raportör
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Emrah KÖSEOĞLU
Vekili
:
Av. Özgül OSAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/11/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
6. İkinci Bölüm tarafından 27/1/2021 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 28.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, bandrolsüz CD satışı yaptığı gerekçesiylehakkında başlatılan soruşturma neticesinde 11/6/2008 tarihinde gözaltınaalınmış ve aynı gün serbest bırakılmıştır.
9. Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/6/2009 tarihlikararıyla başvurucu hakkında üzerine atılı bulunan suç kapsamında 5/12/1951tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 81. maddesinindördüncü fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 25 gün karşılığı olmak üzere 500 TLadli para cezası verilmiştir. Söz konusu hapis cezası 26/9/2004 tarihli ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi kapsamında ertelenmiştir.
10. Başvurucu müdafiinin temyizi üzerine yapılan incelemeneticesinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesinedair şartların oluşup oluşmadığına dair yeterli inceleme yapılmadığıgerekçesiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10/6/2013 tarihli kararıyla bozmakararı verilmiştir.
11. Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemenin31/12/2013 tarihli kararıyla başvurucuya 10 ay hapis ve 4 gün karşılığı olmaküzere 80 TL adli para cezası verilmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkındaHAGB kararı verilmesi uygun görülmüş, ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 231.maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca 5 yıl süreyle denetime tabitutulmasına karar verilmiştir. Başvurucuya tefhim edilen söz konusu kararitiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
12. Bu arada başvurucu, denetim süresi içinde trafikgüvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında Hatay 5. Asliye Ceza Mahkemesinin6/7/2017 tarihli kararıyla -hapis cezasından çevrili olmak üzere- neticeten1.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Söz konusu karar, GaziantepBölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 9/10/2017 tarihli kararıylakesinleşmiştir. Bunun üzerine Hatay 5. Asliye Ceza Mahkemesince başvurucunundenetim süresi içinde kasten suç işlemesi nedeniyle 16/11/2017 tarihinde Hatay3. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmuştur.
13. Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma hazırlığı için24/11/2017 tarihinde tensip zaptı düzenlemiştir. Bu kapsamda başvurucuya vemüdafiine duruşmayı bildiren tarih, meşruhatlı davetiye ile gönderilmiştir.Duruşma günü olarak 6/2/2018 tarihi tayin edilmiştir.
14. Anılan tarihte yapılan duruşma sonunda Hatay 3.Asliye Ceza Mahkemesi, daha önce açıklanması geri bırakılan hükmü açıklamış veönceki hükümde herhangi bir değişiklik yapmamıştır.
15. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 19. CezaDairesi söz konusu hükmü 9/7/2018 tarihinde bozmuştur. Gerekçede, HAGBkararından önce -münhasıran başvurucu müdafiinin temyiziyle- bozulan hükümdekihapis cezasının ertelenmesine ilişkin kararın başvurucu lehine kazanılmış hakteşkil ettiğinin gözetilmediği belirtilmiştir.
16. Bozma kararının ardından başvurucunun ve müdafiininkatıldığı duruşma sonunda Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2018 tarihlikararıyla başvurucunun 10 ay hapis cezası ve 4 gün karşılığı olmak üzere 80 TLadli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hapis cezası 5237sayılı Kanun'un 51. maddesi kapsamında ertelenmiştir. Hüküm, temyizedilmeksizin kesinleşmiştir.
17. Başvurucu 22/11/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(8) Hükmün açıklanmasının geribırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresinetâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniylebir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süreiçinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığındenetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmamasıhalinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitimprogramına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olmasıhalinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra edenbir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmektenyasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya datakdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içindedava zamanaşımı durur.
...
(10) Denetim süresi içinde kasten yenibir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklereuygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadankaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) Denetim süresi içinde kasten yenibir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklereaykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisineyüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek;cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya dakoşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veyaseçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmükurabilir.
...”
B. Uluslararası Hukuk
19. Aynı suçlamalara dayalı olarak yargılamanınyenilenmesi durumunda makul sürede yargılanma hakkı bakımından gözönünealınacak süre yönünden önceki yargılamada geçen sürenin dikkate alınmayacağı,başvurucunun ilk etaptaki yargılamanın çok uzun sürdüğünü düşünmesi durumundaAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) organlarına zamanında başvuruyapması gerektiğine ilişkin karar için bkz. Löffler/Avusturya, B. No:30546/96, 3/10/2000, § 19.
20. Cezai soruşturmayı durdurma kararı verilirse kişininetkilenmesi sona erer ve karar kendisine iletildiği andan itibaren Sözleşme'nin6. maddesinin sınırlamak istediği belirsizlikten artık muzdarip değildir (Nakhmanovich/Rusya,B. No: 55669/00, 2/3/2006, § 89).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 15/4/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu; bireysel başvuru konusu yargılamanın 10yıl 4 ay 14 gün sürdüğünü, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğini, yargılamanın devam ettiği süre boyuncasürekli olarak ceza alma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını ileri sürmüştür.Bu kapsamda ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Sözleşme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiiçtihatlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının unsurları olup somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir. Ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunun belirtildiği Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergunve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-39).
24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıçtarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafındanbildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibibirtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak isesuç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalaryönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
25. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
26. Anayasa Mahkemesi Ali Gürsoy (B. No:2012/833,26/3/2013) başvurusunda HAGB kararının niteliği üzerinde durmuş, denetim süresiiçinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya busüre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde verilecek düşme kararıylayargılamanın nihai olarak sona ereceğini, hüküm niteliği olan bu kararlarakarşı kanun yoluna başvurulabileceğini ve esasa ilişkin itirazların bu aşamadaileri sürülebileceğini belirtmiştir.
27. Somut olayda başvurucunun denetim süresi içindeikinci kez ve kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanmıştır. Bununüzerine başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterekbireysel başvuruda bulunmuştur. Bu kapsamda daha önceki yargılama süresinihesaba katarak, ayrıca HAGB kararı nedeniyle 5 yıllık denetim süresine tabitutulduğunu ve bu sürede cezalandırılma tehdidi altında bulunduğunu belirterektoplam 10 yıl 4 ay 14 günlük sürenin makul sürede yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
28. Başvurucu her ne kadar yargılamanın 10 yıl 4 ay 14gün sürdüğünü iddia etse de bireysel başvurunun niteliği ve kabul edilebilirlikkoşulları gereği söz konusu sürecin kısımlara ayrılarak incelenmesigerekmektedir.
1. HAGB Kararıyla Neticelenen Yargılamada Geçen SüreYönünden
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireyselbaşvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş iseihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
30. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartlarındanbirisi otuz günlük süre kuralıdır. Bireysel başvurunun süre koşulunabağlanmasıyla hukuki belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya dakanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler davaaçmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin birgereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz,B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
31. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkı bakımındandeğerlendirmeye alınacak olan süre hesaplanırken genel ilkeler uyarınca ilkyargılamada geçen yargılama süresinin dikkate alınmasının otuz günlük başvurusüresine ilişkin kural nedeniyle mümkün olmadığını belirtmek gerekir.
32. Nitekim esasa ilişkin olmayan itirazlar yönünden adilyargılanma hakkı kapsamında HAGB kararına konu yargılamaya ilişkin olarakbireysel başvuru yapılması imkân dâhilindedir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesiilk defa Ayşe Eşlik (B. No: 2014/15969, 21/6/2017) başvurusundagerekçeli karar tebliğ edilmeden ve ayrıntılı itiraz dilekçesi verilmeden önceitiraz incelemesinin kesin olarak karara bağlanmasının adil yargılanma hakkınıihlal ettiğini belirtmiştir.
33. Somut şikâyete benzer şekilde HAGB kararınınkesinleşmesi sonrasında süresi içinde makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yapılmasının önünde de herhangi birengel bulunmamaktadır zira HAGB'yi kabul eden sanığın yargılamanın makul süredesonuçlandırılması biçimindeki anayasal yükümlülükten feragat etmesi söz konusudeğildir. Dolayısıyla yargılamanın makul süreyi aştığı şikâyeti bireyselbaşvuruda ileri sürebilecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mehmet Alkan(B. No: 2014/3063, 10/3/2015) başvurusunda HAGB ile sonuçlanan davanın uzunsürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini kararabağlamış ve başvurucuya tazminat ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.
34. Bu nedenle genel kurallar çerçevesinde makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla HAGB kararı verilmeden öncebireysel başvuru yapılabilir. Ancak HAGB kararı ile birlikte makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinşikâyet yönünden en geç HAGBkararının veya karara itiraz edilmiş ise -itirazın reddedilmesi durumunda-nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük başvuru süresi içindebireysel başvuru yapılması gereklidir.
35. Diğer taraftan aksi düşünüldüğü zaman denetim süresiiçinde kişinin kendi kusuruyla kasten işlediği ve mahkûm olduğu bir suç ya dadenetimli serbestlik tedbirine ilişkin bir ihmali veya tedbire aykırı eylemi dolayısıylabaşvuru süresi ve makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir menfaat eldeettiğinin kabul edilmesi gerekir.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Denetim Aşamasında Geçen Süre Yönünden
37. Başvurucu, HAGB kararı nedeniyle 5 yıllık denetimsüresine tabi tutulduğunu ve bu sürede cezalandırılma tehdidi altındabulunduğunu ileri sürerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinibelirtmiştir.
38. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokollerkapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurukapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
39. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkingüvencelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması sırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkınkapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışındakalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa veSözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (OnurhanSolmaz, § 23).
40. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, taraflarınuzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevibaskı ile sıkıntılardan korunmasıdır (Güher Ergun, § 40).
41. Başvurucu bu süreçte Anayasa'nın 141. maddesinindördüncü fıkrasının sınırlamak istediği belirsizlik durumundan çıkmıştır.Nitekim başvurucunun denetim süresi içinde kasten işlenebilecek bir suça matufherhangi bir eylemi olmadığı ya da denetim süresi içinde en fazla bir yıl sürendenetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranmadığısürece HAGB ile sonuçlanan davanın yeniden görülmesi kural olarak mümkündeğildir.
42. HAGB kararı verilmeden önce kişinin rızasınınalınması, kasten bir suç işlenmemesi ve -varsa- denetimli serbestlik tedbirineilişkin yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde süreç sonunda düşme kararıverilmesi nedeniyle5 yıllık denetim süresi içinde bir yargılama faaliyetininveya uyuşmazlığın bulunduğu söylenemez.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. DenetimSüresi İçinde Kasten Bir Suç İşlenmesi Üzerine Başlayan Yargılama Yönünden
44. Başvuru konusu olayda yargılamanın bu kısmı yönündenbaşvurunun süresinde yapıldığı açık olup Anayasa ile Sözleşme'nin koruduğu biralana ilişkin şikâyette bulunulmaktadır. Bununla birlikte denetim süresi içindekasıtlı bir suç işlenmesi üzerine yapılan başvurularda makul sürede yargılanmahakkı bakımından tartışılması gereken ilk husus, makul sürenin hesabındadikkate alınacak sürenin başlangıç noktasındadır.
45. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarihtir (bkz. § 24). Ancak somut olaydabir kovuşturma söz konusudur. Bu yüzden HAGB müessesesi ve somut olaydakişartlar dikkate alınmak suretiyle ayrıca bir değerlendirme yapmakgerekmektedir.
46. Kasten işlenen bir suç nedeniyle verilen cezanınkesinleşmesi sonrasında HAGB kararı vermiş olan mahkemeye yapılan ihbarla,ilgili kişi söz konusu ilk yargılama bakımından otomatik olarak tekrar suçisnadı altına girmemektedir. Zira yapılan ihbar sonucunda HAGB kararını verenmahkeme tarafından yargılamanın başlatılacağı hususu kesin olarak söylenemez.Mahkeme, sonradan işlenen suçun kasıtlı bir suç olmadığı gibi bir sebeplehükmün açıklanmasının şartlarının oluşmadığına karar verebilir. Dolayısıylayapılan ihbar bağlayıcı nitelikte değildir. Ancak yapılan ihbar nedeniyle yerelmahkemece bir değerlendirme yapılması gerekecektir. Bu sebeple en iyi ihtimalleHAGB kararı veren mahkemece duruşma hazırlığı için düzenlenen tensip zaptınınesas alınması gerekir. Yani HAGB kararı vermiş olan yerel mahkemece tensipzaptının düzenlendiği tarih itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı kapsamındadikkate alınacak olan sürecin başladığı kabul edilmelidir.
47. Bununla birlikte artık bu aşamada makul süredeyargılanma hakkı yönünden inceleme yapılırken denetim süresi içinde kasıtlı birsuç işlenmesi üzerine başlayan yargılama sürecinin kendine özgü niteliğinindikkate alınması gerekir. Teorik olarak söylemek gerekirse HAGB kararıverilmeden önce en azından delillerin toplandığı ve karar aşamasına gelindiğiaçıktır. Bu sebeple denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi üzerinebaşlayan süreçte ilgili mahkemenin kapsamlı bir delil araştırmasına girmeyeceğisöylenebilir. Dolayısıyla söz konusu sürecin makul sürede yargılanma hakkıbakımından normal bir yargılama süreci gibi ele alınması hakkaniyete aykırısonuçlara yol açabilecektir.
48. Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde somutolayda 24/11/2017 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesince tensip zaptıhazırlanmıştır. Yargılama, Yargıtayın bozma kararının ardından ilk derecemahkemesinin kararıyla 25/10/2018 tarihinde sona ermiştir.
49. Anılan ilkeler, tensip zaptı sonrası duruşmanınbelirlendiği tarih, hükmün açıklanmasından sonra dosyanın temyiz incelemesiiçin Yargıtaya gitmesi, adli tatil zamanı ile birlikte değerlendirildiğindehükmün bozulması sonrası yapılan duruşmanın tarihi, başvurucunun ve müdafiinintutumu birlikte dikkate alındığında hükmün açıklanması sonrası süreç bakımındanyaklaşık 11 ay süren yargılamanın makul sürede tamamlandığı sonucuna varmakgerekir.
50. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24). Bu bağlamda bir ihlalin bulunmadığı açıkolan başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna dair karar verilebilir.
51. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkına yönelikbir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1.HAGB kararıyla neticelenen yargılamada geçen süreyönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınsüre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Denetim aşamasında geçen süre yönünden makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Denetim süresi içinde kasten bir suç işlenmesi üzerinebaşlayan yargılama yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/4/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.