TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRE KARTAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5020)
Karar Tarihi: 6/10/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Emre KARTAL
Vekili
:
Av. Sezai DEMİRKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, askerliğe elverişliolmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak kendisine askerlikyaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarıntazmini istemiyle açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 35. maddesindedüzenlenen mülkiyet ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarınınihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 7/4/2014 tarihindeVezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından1/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin birörneği görüş için gönderilmiş; Bakanlık, yazılı görüşünü 14/1/2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı,başvurucuya 28/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşünekarşı cevaplarını içeren dilekçesini 2/2/2015 tarihinde sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu olan yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetleşöyledir:
8. Başvurucu, 21/2/2012tarihinde askerlik görevini yapmak üzere askere sevk edilmiş, İstanbul BoğazKomutanlığı Güvenlik Tabur Komutanlığında görevliyken GATA Haydarpaşa EğitimHastanesince düzenlenen 30/1/2013 tarihli raporla askerliğe elverişliolmadığına karar verilip aynı tarihte terhis edilmiştir.
9. Söz konusu rapor 6/3/2013tarihinde onaylanarak kesinleşmiş, başvurucu bu raporun 30/4/2013 tarihindekendisine tebliğ edildiğini belirtmiştir.
10. Başvurucu, 25/4/2013tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat talepli dilekçesiyleidareye başvurmuş; başvurunun zımnen reddi üzerine 9/9/2013 tarihinde açtığıdava ile 5.000 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
11. AYİM İkinci Dairesi,25/9/2013 tarihli ve E.2013/1261, K.2013/1111 sayılı kararıyla davayıreddetmiştir. Karar oyçokluğu ile alınmış olup kararın ilgili kısmı şöyledir:
“… davacının durumu değerlendirildiğinde; 21.02.2012tarihinde askere sevk edilen davacının İstanbul Boğaz K.lığıGüvenlik Tabur Komutanlığında görevli iken sevk edildiği GATA Haydarpaşa EğitimHastanesince düzenlenen 30.01.2013 tarih ve 1317 sayılı raporu ile “hidronefroz, ürteropelvik bileşkeobstürksiyonu ile birlikte (sağ hidronefroz)”tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, bu rapora binaen aynıtarihte (30.01.2013) terhis edildiği, söz konusu raporun 06.03.2013 tarihindeonaylanarak kesinleştiği, Mahkememizin yerleşik içtihatlarında da benimsendiğiüzere davacının lehine yorum yapılarak zarardan raporun onay tarihi itibariyle(06.03.2013) haberdar olduğunun kabulü gerektiği, zararın rapor onay tarihindekesin bir biçimde öğrenilmiş olması sebebi ile sonradan bu kesinliği teyid eder mahiyetteki yeni bir takım işlemlerin yapılmışve/veya muhatabına bildirilmiş olmasının başvuru süresini ve dolayısıyla dadava açma süresini etkilemeyeceği, bu nedenle fiili terhis tarihinden itibarenveya lehe kabulle raporun onay tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açmasüresi içinde doğrudan dava açılması veya ihtiyari müracaatta bulunulmasıüzerine ihtiyari müracaat tarihine kadar geçen dava süresi de dikkate alınarakdava açma süresi içerisinde iş bu davanın açılması gerekirken, davacı vekilinin25.04.2013 tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat taleplidilekçesi ile davalı idareye müracaat bulunulduğu, davalı idarece bu müracaata herhangibir cevap verilmemesi üzerine 60 günlük idari dava açma süresi geçtikten sonra09.09.2013 tarihinde dava açtığı, böylelikle işbu davanın 1602 sayılı AYİMKanununun 42 ve 35. Maddelerinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içindeyapılmadığı anlaşılmış ve süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğisonucuna varılmıştır.”
12. Karşıoy gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“Bu değerlendirme kapsamında işlemden doğan tam yargıdavasına konu olan olayda, davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkinkesinleşen sağlık kurulu raporunun davacıya tebliğinden önce 24.04.2013 tarihlidilekçeyle ihtiyari idari müracaatta bulunduğundan zararı bu tarihte öğrendiğikabul edilerek 60 günlük dava açma süresinin başlatılması gerektiği, davacınınmüracaatına cevap verilmediğinden 60 günlük cevap verme süresinin (müracaatınidareye ulaştığı 25.04.2013 veya 29.04.2013 tarihinden başlatılması durumunda)24.06.2013 veya 28.06.2013 tarihinde zımni olarak reddedildiğinin kabuledilmesi gerektiği, anılan tarihlerden itibaren 60 günlük dava açma süresininçalışmaya ara verme süresi (20.07.2013-31.08.2013) içinde sona erdiği, 1602sayılı Yasanın 86'ncı maddesine göre de; ara vermenin sona erdiği 06 Eylüldenitibaren yedi gün sürenin uzatılmış sayıldığı ve sürenin son günü tatil gününerastlarsa sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadaruzayacağı, bu durumda 06 Eylül 2013 tarihinden itibaren sürenin 7 gün uzamışolduğu, davanın da bu süre içerisinde 09.09.2013 tarihinde (pazartesi) açılmışolması sebebiyle davada süre aşımı bulunmadığı ve bu nedenle davanın esastangörülmesi düşüncesinde olduğumdan, davanın süre aşımı yönünden reddine kararveren sayın çoğunluk görüşüne katılamadım.”
13. Başvurucunun karar düzeltmeistemi de aynı Dairenin 26/2/2014 tarihli ve E.2014/343, K.2014/257 sayılıkararıyla reddedilmiştir.
14. Karar başvurucuya 21/3/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu tarafından7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. Anayasa’nın 125. maddesininson fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür.”
17. 4/7/1972 tarihli ve 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari müracaat” başlıklı 35. maddesinin (a) bendişöyledir:
“Kesin işlem yapmayayetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması,değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmışolan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bumüracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içindecevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açmasüresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”
18. 1602 sayılı Kanun’un “Dava açma süresi” başlıklı 40. maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmasüresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrısüre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”
19. 1602 sayılı Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı42. maddesi şöyledir:
“İlgililer, haklarınıihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesindedoğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikteaçabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanmasıüzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halindeverilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardandolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davasıaçabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 6/10/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/4/2014 tarihli ve 2014/5020numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu, askerliköncesinde var olan rahatsızlığı tespit edilmeyerek askere alındığını; askerlikhizmetini yerine getirirken adına düzenlenen 30/1/2013 tarihli ön raporda, kesinsağlık kurulu raporunun üst onay makamınca onaylanmasından sonra kendisinegönderileceğinin bildirildiğini, bu nedenle eldeki ön rapor ile kesin işlemyapılamayacağını, kati raporun ise yazılı talebe binaen 30/4/2013 tarihindetebliğ edildiğini, bu durumda yapılan idari başvuruya cevap verilmemesi üzerine9/9/2013 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerekirken davanınsüre yönünden reddedildiğini, diğer yandan karar düzeltme talebinin reddiüzerine para cezasına mahkûm edildiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesindedüzenlenen mülkiyet ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, başvurucutarafından yapılan hukuki nitelendirmeye bağlı olmaksızın olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre başvurucunun şikâyetinin özü,açtığı tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle esasınınincelenememesi ve karar düzeltme talebi üzerine para cezasına mahkûm edilmesidolayısıyla adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeyeerişim hakkına ilişkindir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. Başvurucu, askerliğeelverişli olmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarakkendisine askerlik yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlarınıntazmini istemiyle açtığı davanın, süre aşımı nedeniyle reddedildiğini ve karardüzeltme talebi üzerine para cezasına mahkûm edildiğini belirterek adilyargılanma hakkının alt güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüş yazısında,mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı veözellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazısınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konuolabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte görüş yazısında bu sınırlamalarındava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecekseviyeye ulaşmaması gerektiği; başvurucunun, askere elverişli olmadığını terhistarihi itibarıyla biliyor olduğu ve lehine yorum yaparak rapor tarihini davaaçma süresi başlangıcı olarak esas aldığı AYİM tarafından belirtildiği vebaşvurucunun iddiaları incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulmasıgerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
26. Başvurucu cevapdilekçesinde, sağlık raporunun kesinleşmesinin ardından tebliğin yapılmasınınmevzuat gereği olduğunu ve kesin raporun tebliğinin ardından, süresi içindedava açtığını belirtmiştir.
27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilenherkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını istemehakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde,ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmek zorundadır.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucuuğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
29. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
30. Adil yargılanma hakkının entemel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarakkabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusundatutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeyeulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifadeetmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadakibelirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda buhakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
31. Hukuki güvenlik ilebelirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukukigüvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarınınöngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güvenduyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyiciyöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasaldüzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya vekuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasınıayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesiniifade etmektedir (AYM., E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013).
32. Mahkemeye erişim hakkı,kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununlabirlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması,meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır biryük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğineilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve budavalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birliktebu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,11/10/2001, § 22).
33. Mahkemeye ulaşmayı aşırıderecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızkılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir vemahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen sürekoşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlışhesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkınıkullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya,B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40).
34. Belli bir hakkın mahkemedeileri sürülebilmesi ya da hak arama hürriyeti kapsamında bir davanınaçılabilmesi için öngörülecek süreler hukuk güvenliği ilkesi gereği olup adilyargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilemez. Anılan süreler,mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya daulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylarhakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önünegeçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmetederler. Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler, devletin takdir yetkisiiçinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı oldukça ve hakkın özünüzedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini engellemiş sayılmazlar(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22083/93, 22095/93, 22/10/1996, § 51).
35. Bunun yanında bir mahkemeyebaşvuru hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsada mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkınıihlal edebilecek aşırı şekilcilikten diğer yandan da yasalar tarafındandüzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırıgevşeklikten kaçınmalıdırlar (Walchli/Fransa,B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
36. Somut olayda başvurucu,Vezirköprü Askerlik Şubesi Başkanlığınca yapılan kontrollerin ardından askerlikhizmetini yapmaya elverişli olduğu gerekçesiyle 21/2/2012 tarihinde askere sevkedilmiştir. İstanbul Boğaz Komutanlığı Güvenlik Tabur Komutanlığındagörevliyken GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince düzenlenen 30/1/2013 tarihliraporla sevk işlemi öncesinde var olan rahatsızlığının askerlik yapmaya engelolduğu tespit edilmiş ve aynı gün başvurucunun terhis işlemi yapılmıştır.Başvurucunun hastalığına ilişkin rapor 6/3/2013 tarihinde onaylanmış ve 30/4/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, askerliğe elverişliolmadığı hâlde askerlik hizmeti yaptırıldığından bahisle 25/4/2013 tarihindeMillî Savunma Bakanlığına başvuru yaparak maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuş, Bakanlık tarafından altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerine9/9/2013 tarihinde aynı istemle AYİM’de davaaçmıştır.
37. AYİM İkinci Dairesi isebaşvurucunun 30/1/2013 tarihli rapora istinaden aynı tarihte terhis edildiği,söz konusu raporun 6/3/2013 tarihinde onaylandığı, başvurucunun terhis tarihiitibarıyla askere elverişli olmadığı hâlde askerlik hizmetine tabi tutulduğunuöğrendiğini ve bu tarihten itibaren dava açma süresinin başlamasına rağmen leheyorum yapılarak askerlik hizmetine tabi tutulmasından dolayı uğradığı zararnedeniyle en geç, raporun onay tarihinden itibaren dava açma süresininbaşlaması gerektiği, bu tarihten itibaren altmış günlük yasal dava açma süresiiçinde doğrudan dava açılması veya ihtiyari müracaatta bulunulup o tarihe kadarişleyen dava süresi de dikkate alınarak kalan dava açma süresi içinde davanınaçılması gerekirken 25/4/2013 tarihinde idareye başvurulup herhangi bir cevapverilmemesi üzerine 9/9/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığıgerekçesiyle süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir.
38. AİHM; Sözleşme sisteminin,bazı durumlarda Sözleşmeci Devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvencealtına alınan haklardan etkili olarak yararlanılmasını sağlamak için gereklitedbirleri almasını gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001, § 52), bunun her şeydenönce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar edilmesini gerektirdiğiniifade etmektedir (Dilipak veKarakaya/Türkiye, B. No: 7942/05, 24838/05, 4/3/2014, § 77).
39. Bu bağlamda, mahkemelerinusul kurallarını uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecekkadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarınınortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmalarıgereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
40. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği mevzuatın yorumlanması ve uygulanması, derecemahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerininAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerlebağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayınkoşulları çerçevesinde olacaktır.
41. İdari işlemlerin sürekli birbiçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlıve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılmasüresi kanunlarla düzenlenmiştir. 1602 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarıncadava açma süresinin işlemin yazılı bildirim tarihinden itibaren altmış günolduğu 42. maddesinde, bir idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardandolayı ilgililerin icra tarihinden itibaren altmış gün içinde Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri, bu durumdaolanların Kanun’un 35. maddesi uyarınca idareye başvuru haklarının saklı olduğubelirtilmiş, Kanun’un 35. maddesinin (a) bendinde ise dava açma süresi içindeidareye başvuru yapılabileceği, yapılan bu başvurunun dava açma süresinidurduracağı, altmış gün içinde idare tarafından cevap verilmez ise kalan davaaçma süresi içinde davanın açılabileceği düzenlenmiştir.
42. Başvurucu, 1602 sayılıKanun’da belirtilen dava açma süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğiyönünde bir şikâyeti bulunmayıp anılan sürenin başlangıç tarihinin esasitibarıyla terhis tarihi olarak ve lehine yorum yapılarak hakkında düzenlenensağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
43. Somut olayda, başvurucuaskere elverişli olmadığı hâlde askere alındığını, sağlık muayenesinin ardındanyapılan erken terhis işlemi ile öğrenmiştir. Burada başvurucunun askerealınması zararı doğuran icrai nitelikte bir işlemolup sağlık koşulları nedeniyle askere elverişli olmadığı hâlde askerlikhizmetine tabi tutulmasının mümkün olmadığının sağlık raporu ile tespitininyapılmasının ardından tesis edilen erken terhis işlemi ise başvurucununelverişli olmadığı hâlde askere alınması işlemi nedeniyle zarara uğradığınıöğrendiği ve değerlendirebildiği tarih olup AYİM yorumu uyarınca sağlıkraporunun onayı ile de idari başvuru ve dava açma süreleri başlamış olmaktadır.Erken terhis işleminden sonra hakkında düzenlenen sağlık raporununonaylanmasının ardından bu raporun başvurucuya tebliğ edilmesi ise ancak açılantazminat davasında rahatsızlığın seviyesine göre talep edilecek olan tazminattutarının hesaplanmasına etki edecek bir faktör olarak göz önündebulundurulabilir.
44. Anayasa Mahkemesi, birtemyiz incelemesi yapmamakla birlikte adil yargılanma hakkı çerçevesindemahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamaların veya mevzuat yorumlamalarının,dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecekseviyeye ulaşmaması gerektiği, bu yönden başvuru konusu olaya bakıldığındaaskerlik hizmetine alınmadan önceki rahatsızlığı nedeniyle askerlik hizmetiyükümlüsü olmaması gereken başvurucunun, elverişli olmadığı hâlde askere alınmasıişlemi nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı davada, AYİMtarafından dava açma süresinin, başvurucunun bu durumundan terhis tarihiitibarıyla haberdar olduğu, bunun yanında başvurucu lehine yorum yapılaraksağlık raporunun onaylandığı tarihten itibaren dava açma süresinin başladığışekilde değerlendirme yapılarak 1602 sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonrabaşvurucunun açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde yapılan yorum,başvurucunun askere elverişsiz olduğunu terhis ile öğrendiği ve hangi nedenleelverişsiz olduğuna ilişkin sağlık kurulu raporuna bu tarih itibarıylaulaşabileceği göz önünde bulundurulduğunda mahkemeye ulaşmayı aşırı derecedezorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren nitelikte olmadığından başvurucununmahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
45. Bunun yanında başvurucu,karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine aleyhine paracezasına hükmedilmiş olmasının da mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
46. Anılan şikâyet konusu, dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince hükmolunan bumiktarın, gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılıolduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı dolayısıyla söz konusuyaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği kabul edilerek buiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur, B.No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§§ 38, 39; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§ 35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No: 38388/04,3/7/2012; Dalar/Türkiye, B. No:35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmamaktadır.
47. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucunaulaşılmıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Mahkemeye erişim hakkının ihlali iddiasına yönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2.Mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
B. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde bırakılmasına
6/10/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.