TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRE AYHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/80704)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Emre AYHAN
Vekili
:
Av. Emine AKGÜN ÖZALP
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğun makul süreyi aşması,tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması, tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapılması, tutukluluğun hukukiliğine etkili birşekilde itiraz edilememesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;seçilen müdafiin yardımından yararlandırılmaması nedeniyle müdafi yardımındanyararlanma hakkının; devlet görevlilerinin ihmalleri sonucu basın ve yayınorganlarında suçlu gibi gösterilme nedeniyle masumiyetkarinesinin; arama ve elkoyma kararlarının hukuka aykırı olması nedeniyle özelhayata saygı hakkının; gözaltı ve tutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalarnedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasındaTürkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllardaFetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş ve çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Bu kapsamda Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanSamsun Gazi Devlet Hastanesinde uzman hekimolarak görev yapan başvurucu hakkında da FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğugerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 20/8/2016 tarihinde Samsun'dagözaltına alınmış ve üzerinde bulunan cep telefonuna, yapılan arama sonucundaelkonulmuştur.
11. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındayürütülen soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi talebiyle Kocaeli 1.Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunmuştur. Hâkimlik 19/8/2016 tarihinde "soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği" gerekçesiyle başvurucu hakkındaki soruşturmadosyasına ilişkin olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca müdafinin dosya içeriğiniincelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir.Başvurucunun anılan karara 18/10/2016 tarihinde yaptığı itiraz, Kocaeli 2. SulhCeza Hâkimliğince 24/10/2016 tarihinde benzer gerekçeyle reddedilmiştir.
12. Başvurucu 20/8/2016 tarihinde Samsun'dan soruşturmaişlemlerinin yürütüldüğü Kocaeli Emniyet Müdürlüğüne getirilmiştir. Başvurucu,kendi seçtiği avukatın bulunmaması nedeniyle Kocaeli Barosunca görevlendirilenmüdafi huzurunda ifade vermeyi reddetmiş ve susma hakkını kullanmıştır.
13. Başvurucu 26/8/2016 tarihine kadar kapalı spor salonundagözaltında tutulmuş ve bu tarihte Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadealma işlemi sırasında kendi seçtiği avukatı da hazır bulunmuştur. İfadetutanağında belirtildiğine göre ifade alma işleminden önce, isnat edilensuçlamalar başvurucuya açıklanmıştır.
14. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesinde suçlamaları kabuletmemiştir.
15. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir.
16. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Suçlamayı kabul etmiyorum ...üniversite öğrenim dönemimde ilk üç dört ay kadar ismini hatırlamadığımDerince'de bir yurtta kaldım, sonrasında dört yıl kadar cemaatin evi diye tabiredilen evde kaldım, sonra kendi özel evime çıktım iki yıl orada kaldım, bencemaatte kaldığım dönemde ev abiliği yapmadım, üç haftada bir ev ahalisi olarakkuran okuyup, sohbet yapıyorduk onun dışında benim katıldığım aktivite yoktu... benim kod adım yoktur ... cemaatin evinde ve yurdunda kaldım, kaldığımdönem içersindeki kişilerin kod adı kullandığını bilmiyorum ... ifademde ismigeçen Ö.nün bildiğim kadarı ile gerçek ismi Ö. dir ... kullandığım hattıyaklaşık olarak 13 yıldır kullanıyorum, yaklaşık iki yıl kadar önce telefonumubataryası alev aldı bu nedenle telefonumu değiştirdim, eski telefonum markasıSamsung S3 idi. Yeni telefonum Sonny Z3 tü ... evimde TTNET ADSL var, yaklaşıkbir buçuk yıldır TTNET kullanıyorum, Superonlineşuankullanmıyorum, yanlışhatırlamıyorsam 2013 ile 2014 sonlarına kadar superonline ADSL kullandım eskievimden çıkarken de yeni kiracı ile anlaşarak bir süre taahhütü bitinceye kadarinternet hattımı kullanmasına izin verdim, kiracının adi S. dir soy ismi yanlışhatırlamıyorsam P. olabilir sonrasında ben resmen bu Superonline hattını onadevrettim, benim adıma yaklaşık beş altı ay kullanmıştır, o da doktordu,cemaatle bir ilgisi var mı bilmiyorum ... BYLOCK, EAGLE yada KAKAO-TALK isimliprogram kullanmadım, ben hiçbir şekilde böyle bir program kullanmadım ..."
17. Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliği 26/8/2016 tarihinde,başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına, anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden ise tutuklama talebininreddine karar vermiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... 15/7/2016 günü saat 21.00sıralarında TSK bünyesinde görevli bir grup muvazzaf askerler öncülüğündeörgüte bağlı polis ve bir kısım sivilin de katılımıyla Türkiye CumhuriyetiDevleti'nin anayasal düzenine karşı siyasal iktidarısonlandırmak, cebir veşiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiniortadan kaldırma, kamu kurum ve kuruluşlarını ele geçirip işlevsiz kılmak veyönetimi ele geçirmek maksadıyla darbe eyleminin yapılmaya çalışıldığı, yurduve vatanı savunmak amacıyla hareket eden çok sayıda insanın hayatını kaybettiğive birlerce insanın yaralandığı, milyonlarca maddi zararın ortaya çıktığı,kalkışma ile demokratik düzenin büyük yara aldığı, şüphelinin üniversiteöğrenim döneminde dört yıl kadar süre ile cemaate ait evlerde kalmasıileşüphelinin APLLE Store yahut google store den indirilmediği bilinen FETÖterör örgütü üyelerinin gizli haberleşmede kullandıkları BYLOCK isimli iletişimprogramını kullandığı gibi bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamındaki bilgive belgelere göre şüphelinin FETÖ silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündekimevcut delil durumu, öngörülen ceza miktarının yüksek oluşu, atılı suçlama ileilgili soruşturmanın Türkiye genelinde yapılması ve şüpheli beyanlarınıntamamının alınmamış, suç ve şüpheli hakkında delillerin henüz toplanamamışolması, atılı suçların CMK'nun 100/3-a maddesinde belirtilen ve tutuklamanedeni varsayılan katalog suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı ile talepedilen tedbir karşılaştırıldığında ve ortaya çıkan netice ve zarar dikkatealındığında tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü kabul edilmesinin gerektiğive adli kontrol uygulamasının yetersiz olacağı kanaatiyle özellikle yukarıdabelirtilen suçla birlikte değerlendirildiğinde atılı suçtan dolayı CMK'nun 100.ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına ... "
18. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği 5/9/2016 tarihinde tutuklama kararındausul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyleitirazın kesin olarak reddinekarar vermiştir.
19. Başvurucu 1/11/2016 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş,Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/11/2016 tarihinde başvurucunun tahliyetalebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucununanılan karara yaptığı itirazı Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği 28/11/2016 tarihindereddetmiştir.
20. Başvurucu anılan kararı 30/11/2016 tarihinde öğrenmiştir.
21. Başvurucu 1/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 24/1/2017 tarihli iddianameile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
23. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 26/1/2017 tarihinde suçyerinin Samsun olduğu gerekçesiyle yetkisiz olduğuna ve dosyanın Samsun AğırCeza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
24. Başvurucuya ait dosya Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine tevziedilmiş, Mahkeme 5/4/2017 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2017/38 sayılıdosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
25. İddianamede; ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saiklekurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına vehangi tür haberleşme yöntemini kullandığına dair bilgilere, sonrasında isesomut olayda başvurucuya yöneltilen suçlamalara yer verilmiştir.
26. Savcılık, başvurucunun kullandığı cep telefonunda ByLock tespitinin yapıldığını vebaşvurucunun geçmiş dönemlerde örgüte ait evlerde kalarak toplantılarakatıldığını ileri sürmüştür. Savcılık, başvurucunun FETÖ/PDY'nin hiyerarşisiiçinde yer alarak terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğini iddia etmiştir.
27. Başvurucu; kovuşturma aşamasındaki savunmasında özetleailesinin ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle üniversitede eğitim gördüğüsırada o tarihlerde cemaat olarak bilinen gruba ait yurtta yaklaşık dört yıl kaldıktansonra ailesinin ekonomik durumunun düzelmesi üzerine son iki yıl kendi evindekaldığını, sonrasında bu yapıyla hiçbir ilgisinin kalmadığını, kullandığıtelefon hattına kesinlikle ByLockyüklemediğini ve kullanmadığını belirterek suçlamayı kabul etmediğini ifadeetmiştir.
28. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi 12/10/2017 tarihindebaşvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 6 yıl 17 ay 3 gün hapiscezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
29. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 13/12/2017tarihinde başvurucunun istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.
30. Başvurucunun temyiz talebini inceleyen Yargıtay 16. CezaDairesi 24/9/2018 tarihindehükmü onamış ve karar kesinleşmiştir.
31. Öte yandan başvurucu, Kocaeli Ceza İnfaz Kurumunda 2/11/2016tarihinde müdafii ile görüşmesi esnasında iki infaz memuru tarafından izlenmesive bu görüşmesinin kayda alınması nedeniyle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına14/11/2016 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
32. 5271 sayılı Kanun'un "Gözaltı"kenar başlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanankişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması içingözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine enyakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalamaanından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veyamahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.
...
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerintoplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyetsavcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyleuzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emrigözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
...
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma vegözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrinekarşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veyaikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh cezahâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparakderhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanınveya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısınavarılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ileCumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir. "
33. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Bu kanun, ceza infaz kurumları vetutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veyabunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak vekanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infazhâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."
34. 4675 sayılı Kanun'un "İnfazhâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı 4. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevlerişunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak,
...
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılankonulara ilişkin hükümler saklıdır."
35. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerindehükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgilifaaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırıolduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibarenon beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyetyoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infazhâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumuve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışındayapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir.Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
...
Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlemveya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesigüç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukukaaykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veyafaaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."
36. 4675 sayılı Kanun'un"İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar"kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Şikâyet başvurusu üzerine infazhâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir;ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyethakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir;ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleritoplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu,savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıylabirlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesidurumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyetiyerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya dafaaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir."
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususundakuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), ..."
38. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlakagerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirtenhukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veyabu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
39. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir."
40. 5271 sayılı Kanun’un 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncü maddeler uyarıncayapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veyamüdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veyaadlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.)Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veyamüdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
41. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100'üncü madde hükümlerigöz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle kararverilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunansanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veyakoşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülensüre içinde de re'sen karar verir."
42. 5271 sayılı Kanun'un "Adlîkontrol" kenar başlıklı 109. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bir suç sebebiyle yürütülensoruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığıhalinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına kararverilebilir.
…
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıdagösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere,belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerinçağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devamkonularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
...
f) Şüphelinin parasal durumu göz önündebulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödemesüreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvencemiktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak,gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslimetmek.
...
j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terketmemek.
l) Belirlenen yer veya bölgeleregitmemek."
43. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,Devletten isteyebilirler."
44. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
45. 5271 sayılı Kanun'un 150. maddesi şöyledir:
"(Değişik madde: 6/12/2006 tarih ve 5560sayılı Kanun’un 21.md)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine birmüdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumdaolmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık;çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemiaranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapiscezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikincifıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğerhususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir."
46. 5271 sayılı Kanun'un"Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı 153.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(2) Müdafiin dosya içeriğini incelemeveya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıylakısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülensoruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelininifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazırbulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında,ikinci fıkra hükmü uygulanmaz."
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafındankabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmışdelilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarakalabilir."
47. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı 270.maddesi şöyledir:
"İtirazıinceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısıve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibigerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir."
48. 5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kanundayazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızınkarar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafiveya vekil dinlenir."
49. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı314. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üyeolanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
50. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçlarıişleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veyaadlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
51. 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri"kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı veYedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstühalin devamı süresince;
...
Tutuklu olanların avukatları ilegörüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeyedüşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlaraemir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlariletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının kararıyla,görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutukluile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazırbulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belgeveya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttuklarıkayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir.Tutuklunun yaptığı görüşmenin, belirtilen amaçla yapıldığının anlaşılmasıhâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birliktetutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce, taraflar bu hususta uyarılır.Tutuklu hakkında, tutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemiyletutuklunun avukatlarıyla görüşmesi sulh ceza hâkimliğince yasaklanabilir.Yasaklama kararı, tutuklu ile yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhalilgili baro başkanlığına bildirilir ..."
52. 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınan Tedbirlere İlişkin KHK'nın "Yargıile ilgili düzenlemeler" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59'uncu maddesinin dördüncüfıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmeküzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş ve diğer fıkra buna göre teselsülettirilmiştir.
(4) Görüşme sırasında; hükümlünün avukatınaveya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar vearalarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlarincelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kaydaalınamaz.
(5) Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde veİkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerindetanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunukapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerinde,toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terörörgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu örgütlere emir vetâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da şifreli mesajlariletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığınınistemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç ay süreyle; görüşmeler teknik cihazlasesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığıgörüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir,hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belgeörnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlaraelkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir.
(6) İnfaz hakimliği hükümlünün; kurallarauyumunu, toplum veya ceza infaz kurumu bakımından arz ettiği tehlikeyi verehabilitasyon çalışmalarındaki gelişimini değerlendirerek, kararda belirttiğisüreyi üç aydan fazla olmamak üzere müteaddit defa uzatabileceği gibikısaltılmasına veya sonlandırılmasına da karar verebilir.
(7) Beşinci fıkra kapsamına giren hükümlününyaptığı görüşmenin, aynı fıkrada belirtilen amaca yönelik yapıldığınınanlaşılması hâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiylebirlikte tutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce taraflar bu husustauyarılır.
(8) Hükümlü hakkında, yedinci fıkra uyarıncatutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle hükümlününavukatlarıyla görüşmesi infaz hâkimince altı ay süreyle yasaklanabilir.Yasaklama kararı, hükümlüye ve yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhalilgili baro başkanlığına bildirilir. Cumhuriyet başsavcılığı baro tarafındanbildirilen avukatın değiştirilmesini baro başkanlığından isteyebilir. Bu fıkrahükmüne göre görevlendirilen avukata, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı CezaMuhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncümaddesine göre ücret ödenir.
(9) İnfaz hâkimi tarafından bu madde uyarıncaverilen kararlara karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir.
(10) Bu madde hükümleri 9 uncu maddeninüçüncü fıkrasına göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlüler ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtandolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler hakkında dauygulanır.
(11) Tutuklular hakkında bu madde hükümlerinegöre karar vermeye soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturmaaşamasında mahkeme yetkilidir.”
B. Mahkeme Kararları
53. Osmaniye İnfaz Hâkimliğinin 11/7/2018 tarihli ve E.2018/5756sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... tutuklu dilekçesinde avukatı ilegörüşme sırasında kamera kaydına alınmasına, görüşmede infaz koruma memurubulundurulmasına ve avukatı ile belge alışverişinin kontrol edilmesine itirazederek bu uygulamanın kaldırılmasını talep etmiştir.
22/7/2016 tarih ve 667 sayılı KHK'nın 6/1-d.maddesinde: 'Tutuklu olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve cezainfaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suçörgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veyayorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığıhalinde, Cumhuriyet Savcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veyagörüntülü olarak kaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleriizlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veyaavukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındakikonuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün vesaatleri sınırlandırılabilir' hükmünü içermektedir.
22/7/2016 tarih ve 667 sayılı KHK'nın 6.maddesi ile talep dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; madde metninde deaçıkça belirtildiği üzere olağanüstü halin devamı süresince, tutuklu olanlarhakkında talebe konu kısıtlamaların Cumhuriyet Savcısının kararıylayapılabileceğinin açıkça düzenlendiği, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının29/9/2017 tarih ve B.M. 2016/9539 sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 6.maddesi gereğince kısıtlama kararı verildiği, yapılan uygulamanın usul veyasaya uygun olduğu anlaşıldığından, talebin/şikayetin reddine ... [kararverildi.]"
54. Ankara Batı İnfaz Hâkimliğinin 10/10/2016 tarihli veE.2016/4751 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... tutuklu D.B. 26/9/2016 tarihlidilekçesinde özetle; 'son süreçle alınan OHAL kararı ile birlikte cezaevlerindehak gasplarının yaşandığını, bir tutuklu olarak avukat görüş hakkının hiç biryasal gerekçe olmadan kayıt altına alınması avukat müvekkil görüş gizliliğihakkının engellenmesine neden olduğundan, uygulanan hak gasplarınınkaldırılmasını istediğini' belirterek dilekçe gönderdiği anlaşılmıştır.
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz KurumuMüdürlüğü'nün 29/9/2016 tarih ve 2016/11463 sayılı yazısı ekinde gönderilenAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/9/2016 tarihli ve 2016/1436 sayılıyazısında 'Anayasanın 120, maddesi uyarınca ilan edilen olağanüstü halçerçevesinde çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin, ceza soruşturmave kovuşturma açısından değerlendirilmesinde;
Tutuklu süphelilerin avukatlarıylagörüşmelerinde tedbir uygulanmasına, sınırlama getirilmesi hususlarında AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosunun Başsavcı vekili K.D.imzalı, 667 sayılı KHK ve Bakanlık Genelgeleri doğrultusunda yazılan 3/8/2016tarih ve B.M. 2016/21916 sayılı yazıları ile gerekli talimatların ilgili cezainfaz kurumlarına verildiği, uygulamada birliğin sağlanması ve çelişkileringiderilmesi adına uygulamanın değerlendirilmesinde;
a-Tedbir-sınırlama sebepleri
i-Toplumun ve ceza infaz kurumunungüvenliğinin tehlikeye düşürülmesi ihtimalinin bulunması,
ii-Terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin bulunması
b-Tedbir ve sınırlandırmalar
i-Görüşmenin teknik cihazla sesli veyagörüntülü olarak kaydedilmesi
ii-Görüşmeyi izlemek amacıyla görevlinin hazırbulunabilmesi,
iii-Tutuklunun avukatına veya avukatıntutukluya verdiği belge veya belge örneklerine, dosyalara ve aralarındakikonuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilmesi,
iv-Görüşmelerin gün ve saatlerininsınırlandırılabilmesi,
c-Bu tedbir ve sınırlandırmalara kararvermeye, Cumhuriyet savcısı yetkilidir.
Yukarıda belirtilen talimatlar uygulama yapılmasıhususlarında gereği rica olunur.' şeklinde bilgi verilmiştir.
23/7/2016 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanan667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararnamenin 6/1. maddesinde;
Bu suçlardan tutuklananların soruşturma vekovuşturma evresinde yakınları ile ziyaretleri ve avukatları ile görüşmelerinde5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 114.maddesi ile 17/6/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 'Hükümlü veTutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmelik'hükümlerinden farklı biruygulama getirilmiş olmakla;
A- Tutukluların avukatları ile ziyaretleri;
667 sayılı KHK.nin 6/1-d maddesinde 'tutukluolanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinintehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirilmesi, bunlara emir ve tâlimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyetsavcısının kararıyla, görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarakkaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıylagörevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluyaverdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalarailişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatlerisınırlandırılabilir. Tutuklunun yaptığı görüşmenin, belirtilen amaçlayapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu hususgerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce, taraflar buhususta uyarılır. Tutuklu hakkında, tutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyetsavcısının istemiyle tutuklunun avukatlarıyla görüşmesi sulh ceza hâkimliğinceyasaklanabilir. Yasaklama kararı, tutuklu ile yeni bir avukat görevlendirilmesiiçin derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. Baro tarafından bildirilenavukatın değiştirilmesi Cumhuriyet savcısı tarafından istenebilir'.denmektedir.
Buna göre;
Öncelikle tutuklunun 5237 sayılı Kanununİkinci Kitap Dördüncü Kısım, Dördüncü (Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar),Beşinci (Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar), Altıncı (MilliSavunmaya Karşı Suçlar) ve Yedinci Bölümünde (Devlet Sırlarına Karşı Suçlar veCasusluk) tanımlanan suçlar, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamınagiren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından tutuklu olması,
Toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinintehlikeye düşürülmesi ihtimalinin bulunması,
Terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin bulunması,
Kanundaki bu düzenleme, idarece tanzim edilengörüş yerlerinin nitelikleri birlikte değerlendirildiğinde; yapılan düzenlemedekanunda öngörülen şartların yerine getirildiği, kanuna aykırı bir düzenlemeninsöz konusu olmadığı, yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına uygunolduğu anlaşılmakla yerinde olmayan şikayetlerin reddine ... [kararverildi]"
55. Samsun İnfaz Hâkimliğinin 24/2/2017 tarihli ve E.2017/116sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... tutuklu Z.K. hakimliğimize hitabenyazdığı 22/2/2017 tarihli dilekçesinde; cezaevine girdiği günden bu yana OHALşartlarından dolayı avukatı ile sadece 10 dakika kamera kaydı ve görevlinezaretinde görüşebildiğini, iddianame kabul edildiği için ve çok ciddisuçlamalar olduğundan sağlıklı bir savunma yapabilmek için avukatı ile görüşmesayı ve süresinin kısıtlanmamasını, insan hakları normlarına uygun olaraksavunma hakkını kullanabilmesi için kamera kaydı ve görevli nezaretinde görüşmeuygulanmasının kaldırılmasını talep etmiştir.
...
... 667 Sayılı KHK'nın 6/1-d maddesi uyarıncatoplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terörörgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi ihtimali nedeniylegörüşmelerin ses kayıt ve görüntülü kamera ile kaydedilebileceği ve görüşmeleriizlemek amacıyla görevlinin hazır bulundurulacağı ve görüşmelerin hafta içindemesai saatleri içinde yaptırılacağının belirtildiği,Samsun E Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda 667 Sayılı Kanun Hükümünde Kararname kapsamına giren suçlardantutuklu fazla sayıda kişinin bulunması nedeniyle avukat ile yapılacakgörüşmemelerin aksamaması adına alınan kararın, 667 Sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 6/1-d maddesine aykırılık içermediği anlaşıldığından, tutuklununtalebinin reddine ... [karar verildi.]"
56. Karşıyaka İnfaz Hâkimliğinin 5/12/2018 tarihli veE.2018/5623 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... tutuklu O.Y. İzmir 2 Nolu T tipiKapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığınca verilen29/11/2018 tarih 2018/5758 sayılı kararına itiraz etmekle evrak ve ekleriincelendi.
...
Avukat görüşlerinin sesli ve görüntülüodalarda veya memur eşliğinde yapıldığını, zaman ve saat olarak kısıtlandığınıbelirtmiştir.
...
- İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2016tarih ve B.M.2016/30331 sayılı tedbir konulu yazısında;
677 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6/1-dbendi uyarınca FETÖ/PDY örgüt üyesi olup, bu soruşturmalar nedeniyle İzmirCumhuriyet Başsavcılığına bağlı ceza infaz kurumlarında tutuklu olarak bulunanşüphelilerin avukatları ile yaptığı görüşmelerin teknik cihazlar ile sesli vegörüntülü olarak kaydedilmesine, tutuklu ve avukatının cihazlarla sesli ve görüntülüizlemek amacıyla bir görevlinin hazır bulundurulmasına,
Savunma amacı dışında toplumun ve ceza infazkurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suçörgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıylagizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi amacının güdülmesi halindetutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge ve belge örnekleri,dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulmasına, bu amaçla yapılan görüşmenin derhal sonlandırılarak bu hususungerekçesi ile birlikte tutanağa bağlanarak ilgili evrakların cumhuriyetbaşsavcılığımıza gönderilmesi' hususları bildirilmiştir.
...
Yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının19/2/2018 tarih, 2018/1265 B.M sayılı tedbir kararlarının kaldırılmasıhakkındaki yazı ile; ceza infaz kurumlarının yasal mevzuattan kaynaklananyetkileri saklı kalmak koşulu ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23/7/2017tarih ve B.M 2016/2768 Muh sayılı yazısı ile 667 Sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6/1-d maddesiuyarınca; FETÖ/PDY örgüt üyesi olup 15/7/2016 tarihinde silahlı darbeteşebbüsünde bulunan ve halen Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmanedeniyle İzmir ilindeki ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunan şüphelilerinavukatları ile yaptığı görüşmelerin teknik cihazlarla sesli ve görüntülü olarakkaydedilmesine, tutuklu ve avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla birgörevlinin hazır bulundurulmasına, salınma amacı dışında toplumun ve ceza infazkurumunun güvenliğini tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suçörgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi, veya yorumlarıile gizli, açık veya şifreli mesajlar iletilmesi amacının güdülmesi halindetutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belgeörneklerine, dosyasıyla ilgili aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttuklarıkayıtlara el konulmasına, bu amaçla yapılan görüşmeleri derhal sonlandırılarakbu hususun gerekçesi ile birlikte tutanağa bağlanarak ilgili evraklarıCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bu soruşturmalar nedeni ile tutuklubulunan şahısların avukatlarıyla tatil günleri dışında ve çalışma saatleriiçerisinde olmak koşulu ile ceza infaz kurumu tarafından yapılacak düzenlemeile her bir tutuklu için haftada bir kez ve azami bir saate kadargörüştürülmelerine yönelik tüm tedbirlerin ceza infaz kurumlarının yasalmevzuattan kaynaklanan yetkileri saklı kalmak üzere kaldırılmasının uygungörüldüğü bildirilmiş olup, Kurumumuz İdareve Gözlem Kurulu Başkanlığıtarafından alınmış olan 28/11/2016 tarih ve 2016/5284 sayılı kararı yerinegeçecek yeni bir karar alınması gerekliliği haiz olmuş ve İdareve Gözlem KuruluBaşkanlığınca 26/2/2018 tarih ve 2018/871 sayılı kararı ile avukat görüşsırasında yapılan tedbirler yasal mevzuatlar çerçevesi içerisinde kaldırılarak;
a. Yetkili mercilerce haklarında herhangi birkısıtlama kararı bulunmayan hükümlülerin mesai günlerinde, 9.00-17.00 saatleriarasında, bir defa iki saati geçmeyecek şekilde avukatları ilegörüştürülmesine,
b. Yetkili mercilerce haklarında kısıtlamakararı bulunmayan tutukluların, mesai günlerinde, 9.00-22.00 saatleri arasında,bir defa iki saati geçmeyecek şekilde avukatları ile görüştürülmesine kararverilerek Avukat görüşü üzerinde kısıtlama bulunmamaktadır. Ceza İnfazKurumumuzda Hükümlü ve tutukluların Ziyaret edilebilmeleri hakkındayönetmeliğin ' Tutuklunun müdafi, uzlaştırmacı ve arabulucu ile görüşmesi'başlıklı 19. maddesi kapsamında tutukluların Avukat ile görüşmeleriyapılmaktadır.
...
... tutuklu O.Y.nin, ... avukat görüş talebi,... OHAL'in uzatılmayarak sona ermesine istinaden FETÖ/PDY silahlı terörörgütüne mensup tutuklu ve hükümlüler üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasınaistinaden taleplerinin kabulüne ... [karar verildi.]"
57. İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 30/3/2018 tarihli ve E.2018/2099sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanansilahlı kalkışma sonrası bu eyleme katılan ve suç işleyen kişilerin tespiti veyargılanmalarının sağlanması amacı ile ilan edilen olağanüstü hal yasasına göreyürürlüğe sokulan 667 sayılı KHK'nın 6/1-d maddesinde bu amaçla yenidüzenlemeler getirilmiştir.
667 sayılı KHK'nın 6/1-d maddesi uyarıncaOHAL'e neden olan olaylara katıldığı tespit edilen kişiler yönünden 5275 sayılıyasanın 59. Maddesinin OHAL süresince farklı bir uygulamasının yapılmasınakarar verildiği ve fakat 59. Maddenin ilga edilmediği, bu süre zarfında 667sayılı KHK hükümlerinin uygulandığı anlaşılmıştır.
Hükümözlünün 12/02/2018 tarihli dilekçesinekonu ettiği sıkıntı ve şikayetin 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemeninuygulanması nedeni ile kaynaklandığı görülmektedir.
İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli KapalıCeza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından hakimliğimize gönderilen yazı cevabınaekli ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca kararlaştırılan 19/2/2018 tarihliyazıya göre 667 sayılı KHK ile getirilen kısıtlamaların aradan geçen sürenedeni ile ve silahlı kalkışmaya karışan tespit edilen kişilerin deşifreedilmesi büyük oranla soruşturmaların açılıp tamamlanması nedeni ilekaldırılmasının uygun görüldüğü ve ceza infaz kurumu tarafından da bu yazısonrası kurumca bu konularla yapılan iş ve işlemler hakkında 5275 sayılı yasave bu yasaya göre çıkartılan kurumların yönetmeliğine ilişkin tüzük, ilgiliyönetmelikler, genelgeler ve kurum iç yönetmeliğine göre uygulamaya geçildiğibildirilmiştir.
İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli KapalıCeza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce bu uygulamanın kaldırılmasına yönelik İzmirCumhuriyet Başsavcılığının 667 sayılı KHK'ya dayalı olarak uygulamaya soktuğuve kaldırılan düzenleme sonrası kurumca 5275 sayılı yasa ve ilgili mevzuatagöre uygulamaya geçildiği anlaşıldığından dolayısıyla hükümözlünün 12/02/2018tarihli dilekçesine konu süre sınırlaması ve 667 sayılı KHK ile getirilen diğerkısıtlamaların sona erdiği görülmekle 26/03/2018 tarihli dilekçesinde de yeralan 12/2/2018 tarihli dilekçesinde ayrıntılı belirttiği mağduriyetin buaşamada konusuz kaldığı, nitekim hükümözlünün 23/2/2018 tarihli görüşmede desürenin bu kısıtlamanın kaldırılmasına göre uygulandığı, bu aşamadakısıtlamanın kaldırılması karşısında 12/2/2018 tarihli dilekçeye konu olansıkıntılar ile ilgili verilebilecek bir karar bulunmadığı kanaatine varılmaklakarar verilmesine yer olmadığına hükmetmek gerekmiştir ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
58. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltının Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
59. Başvurucu; somut ve inandırıcı bir delil olmadığı hâldehukuka aykırı olarak gözaltına alındığını, 5271 sayılı Kanun'da gözaltısüresinin dört günü geçemeyeceği yönünde düzenleme bulunmasına rağmen yedi güngözaltında tutulduğunu, olağanüstü hâl döneminde getirilen otuz günlük gözaltısüresinindurumun gerektirdiği ölçüde uygulanması gerektiğini, ancak hakkındauygulanan gözaltı tedbirinin ölçüsüz ve keyfî olduğunu belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
60. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
61. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
62. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
63. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
64. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davanınsonuçlanmadığı durumlarda dahi -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100).
65. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurununikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
67. Başvurucu; suç işlediğine dair herhangi bir delil olmamasınarağmen tutuklanmasına karar verilerek keyfî bir şekilde özgürlüğünden mahrumbırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisinin bulunmadığını, tutuklamakararındaki gerekçelerin hukuka aykırı olduğunu, kararda tutuklama nedenlerineyer verilmediğini ve tutuklama tedbiri yerine neden adli kontrol tedbirlerininuygulanmadığının kararda gösterilmediğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
68. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında verilen tutuklamakararında kuvvetli suç şüphesini gösteren olgulara yer verildiği, tutuklamanedenlerinin kararda gösterildiği, dolayısıyla tutuklamanın hukuki olduğu ifadeedilmiştir.
b. Değerlendirme
69. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
70. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasıkısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
71. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 17/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
73. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir(Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
74. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının Anayasa'nın başta13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili maddelerinde yer alan güvencelereaykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde iseAnayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genel İlkeler
75. Genel ilkeler için bkz. MuammerKoçan (B. No: 2016/56282, 26/9/2019, §§ 69-74) başvurusuna ilişkinkarar.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
76. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
77. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesigerekir.
78. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında ve iddianamede,başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifadeedilen ByLock uygulamasınınkullanıcısı olduğu ve örgüte ait evlerde kaldığı belirtilmiştir (bkz. §§ 17,25, 26).
79. Anayasa Mahkemesi, ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerininsoruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarakdeğerlendirilebileceğini belirtmektedir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre soruşturma makamlarıncave tutuklama tedbirine karar veren hâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmaklasuçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi,anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarakdeğerlendirilemez (Selçuk Özdemir,§ 74).
80. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
81. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
82. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz.§§ 49, 50) isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığıkaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (Gülser Yıldırım (2),§ 148).
83. Somut olayda Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, Kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına,delillerin tam olarak toplanmamış olmasına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında yeralmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 17).
84. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Kocaeli 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
85. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (GülserYıldırım (2), § 151).
86. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumdaörgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelindehareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarınagöre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
87. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 17) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
88. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
89. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
90. Başvurucu; tahliye taleplerinin ve itirazlarının-tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve yeterli gerekçe olmadanreddedildiğini belirterek tutukluluğun makul süreyi aştığını, dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
91. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
i. Başvuru YollarınınTüketilmesi Hakkında
92. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucuların (devam edentutukluluk hâlinden farklı olarak) tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiya da makul süreyi aştığı şikâyetleri yönünden iddia edilen ihlalin tespitinive tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle buyolunu tüketmeleri gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrası ile öngörülen tazminat yolu; bir yandan başvurucuların maruz kaldığıtutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan dauğranılan zararın tazmini imkânı sağladığından anılan şikâyetler açısındanerişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânısunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48).
93. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının herşeyden önce ulaşılabilir olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollarayer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğunmakul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun kararabağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için kanundaöngörülen sürenin geçtiği durumlarda, bu tazminat yolunun ulaşılabilirolmadığını ve tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,2/7/2015, §§ 45-50).
94. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 24/9/2018 tarihindekesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylatazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülendava açma süresi geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu tazminat yolununbaşvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla başvurucununmağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yolununbulunmadığı açıktır (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017,§ 49).
ii. UygulanabilirlikYönünden
95. Başvurucunun tutuklanmasına neden olan suçlama, Türkiye'deolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren temel olay olan 15 Temmuz darbeteşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen ve silahlı bir terör örgütüolduğu kabul edilen FETÖ/PDY üyesi olduğuna ilişkindir. Başvurucunun tutukluluksürecinde olağanüstü hâl devam etmiştir. Bu itibarla başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aşıp aşmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutukluluk süresinin Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
iii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genel İlkeler
96. Genel ilkeler için bkz. YurtAtayün (B. No: 2017/3416, §§ 53-63) başvurusuna ilişkin karar.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
97. Somut olayda başvurucu 20/8/2016 tarihinde gözaltına alınmışve 26/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Yargılamayı yapan Samsun 2. Ağır CezaMahkemesi 12/10/2017 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olmasuçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Buna göre başvurucunun suç isnadınabağlı olarak özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 1 yıl 1 ay 22 gündür.
98. Derece mahkemelerinin gerekçelerinde yer alan tutuklamanedenlerine ilişkin açıklamalar incelendiğinde (bkz. §§ 17, 18) öncelikle suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasında olmasına değinildiği, ayrıca suçun niteliğine, suça ilişkinkanunda öngörülen cezanın süresine ve tutuklama tedbirinin ölçülü olmasınadayanıldığı görülmektedir. Kişinin mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis cezanınağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret eden durumlardan biridir. Kanun'dasilahlı terör örgütü üyeliği için belirlenen hapis cezasının süresi de dikkatealındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğundevamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen veiçerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bugerekçelerin tutukluluk süresi dikkate alındığında ilgili ve yeterli olduğusonucuna varılmıştır.
99. Öte yandan başvurucunun yargılandığı davada; Samsun 2. AğırCeza Mahkemesince genellikle birer aylık aralıklarla ve en geç iki ayda birolmak üzere toplam sekiz duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda başvurucunun vetanığın dinlendiği, bilirkişi raporu alındığı ve sair delillerin toplandığıgörülmektedir. Bu itibarla genel olarak davanın yürütülmesinde derecemahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamadaözensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
100. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin olarakderece mahkemelerince açıklanan gerekçelerin hürriyetten yoksun bırakılmanınmeşru nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması, davanınyürütülmesinde bir özensizliğin bulunmaması dikkate alındığında 1 yıl 1 ay 22günlük tutukluluk süresinin somut olayın koşullarında makul olduğu sonucunavarılmıştır.
101. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
102. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi suretiyle yapılan müdahaleninAnayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yer alan güvencelere aykırılıkoluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıcabir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiasıve Bakanlık Görüşü
103. Başvurucu; soruşturma dosyasına ilişkin kısıtlama kararınedeniyle hakkındaki iddiaların tamamına vâkıf olamadığını ve suçlama hakkındayeterince bilgilendirilmediğini, kısıtlama kararına yaptığı itirazın gerekçesizolarak reddedildiğini, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili bir şekilde itirazdabulunma imkânından yoksun bırakıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı ile çelişmeli yargılama, silahların eşitliği vesavunma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
104. Bakanlık görüşünde; başvurucuya suçlamalar ayrıntılı olarakanlatılmak suretiyle müdafi huzurunda savunma yapma imkânının verildiği,tutuklanmasına temel teşkil eden iddiaların somutlaştırılarak sorulduğu,başvurucunun da bu iddialarla ilgili savunma yaptığı belirtilmiştir. Bakanlık,bu nedenlerle şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesigerektiğini ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
105. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü kısıtlılık kararı nedeniyle etkili birşekilde tutukluluğa itiraz hakkının engellendiğine ilişkindir. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
106. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genel İlkeler
107. Genel ilkeler için bkz. MuammerKoçan (§§ 93-97) başvurusuna ilişkin karar.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
108. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucu hakkındaki soruşturmadosyasına ilişkin olarak soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafinin dosyaiçeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına kararverilmesi için Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine başvuruda bulunmuş; bu talepanılan Mahkemece yerinde görülerek 19/8/2017 tarihinde kısıtlılık kararı verilmiştir. Başvurucukısıtlama kararının verildiği tarihten sonra 26/8/2016 günü tutuklanmıştır.Başvurucu kısıtlılık kararının kaldırılması için 18/10/2016 tarihinde itirazdabulunmuş, söz konusu itiraz Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir.
109. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte en geç Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği5/4/2017 tarihi (bkz. § 24) itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
110. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamalarınFETÖ/PDY örgütünün üyeleri arasında özel olarak kullanıldığı belirtilen ByLock isimli programın başvurucununkullandığı telefon hattında bulunması ve örgüt mensupları arasında yapılan toplantılarakatılması olduğu anlaşılmaktadır. Bu suçlamaların içeriğinin Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan ifade alma işlemi sırasında başvurucuya sorulansorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılan suçlamalarla ilgiliayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 13, 14, 16).
111. Öte yandan Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmişolan tutuklama talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde Kocaeli 2. Sulh CezaHâkimliği tarafından başvurucuya okunmuş; ayrıca sorgu tutanağında başvurucuyaisnat edilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Sorgu sırasındabaşvurucunun suçlama konusu olaylarla ilgili anlatımda bulunduğu, sorulansorulara cevap verdiği görülmektedir (bkz. §§ 13, 14, 16). Ayrıca başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesindegerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
112. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında uygulanmış olan kısıtlılık nedeniyle başvurucunun tutukluluğa karşıetkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümkün görülmemiştir.
113. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
114. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'nın ilgili hükümlerinde ve özellikle19. maddenin sekizinci fıkrasında yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığıgörüldüğünden, 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
5. Tutuklulukİncelemelerinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
115. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin en geç otuz güniçinde yapılması gerekmesine karşın otuz üçüncü günde ve Savcılıktan mütalaaalınmaksızın yapıldığını belirterek bu durumun silahların eşitliği ilkesineaykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
116. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
117. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, hürriyetikısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır. Buradabelirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetindenyoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama,tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılanitirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
118. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göreşüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesidurumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkıkapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erolve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).
119. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözden geçirilmesiyönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamınadâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
6. Tutukluluğa İtirazİncelemesinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
120. Başvurucu, tutukluluğa yaptığı itirazın duruşmayapılmaksızın incelendiğini belirterek bu durumun silahların eşitliği ilkesineaykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
121. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
122. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri (§§ 326-359) kararında; 15 Temmuz 2016 tarihindeyaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl dönemindeortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü ile FETÖ/PDY ve terörleilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin belirlibir süre duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemdeAnayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin güvence rejimini düzenleyen 15. maddesikapsamında meşru görülebileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, Erdal Tercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararındabu kapsamda yaptığı incelemede, darbe teşebbüsünden sonraki süreçte, darbeteşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörlebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekizaya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâldöneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucunavarılmıştır (Erdal Tercan, §246).
123. Somut olayda başvurucu 26/8/2016 tarihinde tutuklandıktansonra -9 ay 12 gün sonra- 8/5/2017 tarihinde mahkeme önüne çıkmış veitirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Tutuklamakonusu suçun niteliği ve tutukluluğun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın devamettirildiği süre dikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı vefarklı bir değerlendirme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
124. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. TutukluluğunHukukiliğine Etkili İtiraz Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
125. Başvurucu; avukatıyla görüşmesinin teknik araçlarla kaydaalınması, bu sırada iki infaz memurunun görüşmeyi izlemesi, ayrıca buna ilişkinKHK ile getirilen düzenlemeye aykırı olarak hâkimlik kararı olmadan bu dinlemeve izleme işlemlerinin yapılması nedenleriyle tutukluluğa itiraz bağlamındasavunma haklarının kısıtlandığını ve etkili bir şekilde hukuki yardımdanyararlandırılmadığını belirterek adil yargılanma, hak arama özgürlüğü, kişihürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
126. Bakanlık görüşünde; başvurucunun itiraza ilişkindilekçelerini ve delillerini ilgili mercilere sunabileceği, buna ilişkin birkısıtlamanın bulunmadığı, keza müdafii ile arasında belge veya dosya değişimineengel olunduğuna ya da bunlara el konulduğuna ilişkin bir şikâyetininbulunmadığı, dolayısıyla müdafii ile görüşmesinin infaz koruma memurutarafından izlenmesi ve kayıt altına alınmasının tutukluluğun hukukiliğineitiraz hakkına bir müdahale oluşturmadığı ifade edilmiştir.
127. Bakanlık ayrıca KHK ile getirilen bu düzenlemenin yeterligüvenceleri bünyesinde taşıdığını ve denetim mekanizmalarını ortaya koyduğunu,buna karşılık başvurucunun bu yolları kullanmadığını belirtmiştir. Bakanlığagöre düzenlemenin amacı kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesininönlenmesidir. Başvurucunun üzerine atılı suçun niteliği dikkate alındığında(FETÖ/PDY'nin niteliği, üyelerinde örgütsel davranış bilincinin yoğunluğu vefaaliyetlerini gizli icra etmesi) toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinintehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirilmesi, bunlara emir veya talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi şüphesinin varlığı hâlinde tedbirinuygulanmasına geçilmekte ve bu amaçla yapıldığı tespit edilen görüşmenin isesonlandırılması sağlanmaktır. Buna göre Bakanlık, anılan tedbirin Avrupa İnsanHakları Mahkemesi kararlarına atfen orantılı ve ölçülü olduğunu ifade ederekaçıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesigerektiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
128. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
129. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
130. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü müdafii ile görüşmesinin teknik kaydaalınması ve bu görüşme sırasında iki infaz memurunun hazır bulunması nedeniyleetkili bir şekilde tutukluluğa itiraz hakkının engellendiğine ilişkindir.Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
131. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur(Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
132. 4675 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre bu Kanun; ceza infazkurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılanişlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek,karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzerekurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsamaktadır. Yine 4675 sayılıKanun'un 5. maddesinde ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü vetutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanunya da diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veyafaaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığıtarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğinebaşvurulabileceği, infaz hâkimliğinin verdiği karara karşı da ağır cezamahkemesi nezdinde itiraz edilebileceği belirtilmiştir.
133. Başvurucu; avukatıyla görüşmesinin teknik araçlarla kaydaalınması, bu sırada iki infaz memurunun görüşmeyi izlemesi nedenleriyletutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığını ve etkili birşekilde hukuki yardımdan yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.Başvurucununşikâyetinin dayanağı olan hüküm 667 sayılı KHK'nın "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenarbaşlıklı 6. maddesidir. Bu hükme göre tutuklu olanların avukatları ilegörüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeyedüşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlaraemir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlariletilmesi ihtimalinin varlığı hâlinde Cumhuriyet savcısının kararıylagörüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutukluile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazırbulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belgeveya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttuklarıkayıtlara el konabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir.
134. Bu hüküm otomatik olarak avukat ile yapılan görüşmelerinteknik cihazla sesli veya görüntülü araçlarla kayda alınmasına ve görüşmeleriizlemek amacıyla görevli hazır bulundurulmasına imkân sağlamamaktadır. Buhükmün uygulanabilmesi için toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinintehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerininyönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli,açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı ve Cumhuriyetsavcısının kararı gereklidir. Başvurucunun şikâyeti de doğrudan KHK hükmünedeğil bu hükmün uygulanmasına yöneliktir. Başvurucunun avukatla görüşmesininkayda alınması ve görüşme sırasında görevlinin hazır bulunmasının KHK hükmününaradığı şartlara uygun yapılıp yapılmadığının 4675 sayılı Kanun'un 5. maddesigereğince infaz hâkimliğine iletilebileceği ve bu hususun infaz hâkimliğinceincelenebileceği anlaşılmaktadır.
135. Nitekim ilgili hukuk kısmında yer verilen derece mahkemesikararları dikkate alındığında anılan yolun başvurucunun şikâyetleri açısındantelafi imkânına sahip ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olduğugörülmektedir (bkz. §§ 53-57). Ancakbireysel başvuru dosyası kapsamında başvurucunun bu yola başvurduğuna ilişkin herhangibir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan yolun başvurucununşikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir çözüm sağlayabileceknitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebep de bulunmadığındanbaşvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren birdurumun da olmadığı görülmektedir.
136. Buna göre 4675 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirtileninfaz hâkimliğine şikâyet yolunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımındanbaşvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoluolduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu olağan başvuru yolları tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
137. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Müdafi YardımındanYararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
138. Başvurucu; bir suç isnadı kapsamında gözaltına alınanherkesin gözaltına alındığı ilk andan itibaren kendi seçeceği bir avukatyardımından yararlanma hakkına sahip olduğunu, emniyette ifadesi alınırkenkendi seçtiği avukatı ile birlikte savunma yapmak istediğini bildirmesinerağmen barodan tayin edilen avukat ile ifadesinin alınması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
139. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
140. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurunun özü, seçilen müdafinin yardımından yararlandırılmadığınailişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın36. maddesi kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkı kaspamındaincelenmesi gerekir.
141. Anayasa'nın 36. maddesine"...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkingerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimSözleşme'nin6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde, bir suç ileitham edilen herkesin kendisini bizzatsavunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak, avukat tutmakiçin gerekli maddi olanaklardan yoksun olduğunda ve adaletin yerine gelmesiiçin gerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsizolarak yararlanabilme hakkı düzenlenmiştir (YusufKarakuş ve diğerleri,B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 73).
142. Savunma hakkının sağladığı güvenceler,esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukukdevleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemligüvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifadeedilmiştir. Anılan hükümde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Savunma hakkı tanınmadankişilerin cezalandırılması, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınanmasumiyet karinesine de uygun değildir. Bu nedenle savunma hakkınınsağlanmadığı bir yargılamanın adil olduğundan söz edilemez (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 70).
143. Şüpheli ve sanığa salt savunma hakkının tanınması yeterlideğildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa'nın 36. maddesinde belirtilen meşru vasıta ve yollardan yararlandırılmasıda gerekir. Savunmada başvurulacak meşru vasıta ve yollar arasında avukatlarınteknik bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanma olanağı da bulunmaktadır.Şüpheli ve sanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta veyollardan en önemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Savunmanın iddiamakamı karşısında dezavantajlı konuma düşmemesi için şüpheli ve sanığınkendisini bireysel olarak(bizzat) savunabilmesinin yanı sıra müdafi yardımından yararlandırılması dagerekebilir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, §§ 72, 74).
144. Adil yargılanma hakkı kapsamında dile getirilen ihlaliddialarının bireysel başvuruya konu olabilmesi için yargılamanınhakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinin ilerikiaşamalarında telafi edilemeyecek nitelik taşıması gerekir (Afitap Salman [GK], B. No: 2013/2105,11/11/2015, § 22). Anayasa Mahkemesi salt kanun hükümlerine aykırıdavranılmasını savunma hakkının ihlali saymamıştır. Bu bağlamda AnayasaMahkemesi savunma hakkının kısıtlandığı şikâyetiyle yapılan başvurularla ilgiliolarak yaptığı incelemelerde, önceki aşamalarda gerçekleşen bir kısım kısıtlamanedeniyle yaşanan eksikliğin yargılamanın sonraki aşamalarında telafi edilmişolması durumunda yargılamanın tümünü gözönüne alarak savunma hakkının ihlaledilmediği sonucuna varmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir kararında;dosyadaki gizlilik kararına rağmen olay yerinin ve zamanının anlaşılabildiği,buna ilişkin savunma yapıldığı, gizlilik kararının delil toplatılmasının talepedilmesine engel olmadığı ve iddianamenin kabulü kararıyla dosyaya erişiminkısıtlanmasına ilişkin kararının kendiliğinden ortadan kalktığı gerekçesiyleanılan hakkın ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:2013/6068, 18/11/2015, §§ 66-68).
145. Somut olayda başvurucu gözaltında ifadesi alınırken kendiseçtiği avukat yerine baro tarafından tayin edilen avukat tarafından temsiledilmesinin savunma hakkını kısıtladığını ileri sürmüştür. Başvurucunun sonrakiaşamalarda avukat yardımından yararlandırılmadığına dair bir şikâyeti yoktur.Bu bağlamda UYAP'tan derece mahkemesi dosyası incelendiğinde başvurucununsadece kolluk ifadesinin alınması esnasında baro tarafından görevlendirilenavukat tarafından temsil edildiği, Savcılık ifadesinin ve sorgudaki ifadesininise başvurucunun kendisinin seçtiği belirtilen avukatın huzurunda alındığıanlaşılmaktadır. Yine kovuşturma aşamasında yapılan sekiz celsede debaşvurucunun kendisinin belirlediği avukatı tarafından temsil edildiği ve kendiseçtiği avukatı da hazır olduğu hâlde savunmasını yaptığı anlaşılmaktadır. Bubağlamda hakkındaki suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında başvurucununbilgilendirildiği, duruşmada hazır bulunmasının sağlandığı, savunmasınıhazırlaması için gerekli zaman ve kolaylıklardan faydalandığı anlaşılmaktadır.Ayrıca başvurucunun emniyette alınan ifadesinin mahkûmiyet hükmüne esasalındığına dair bir iddiası da yoktur. Bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığıileri sürülen yargılama işlemlerinde açık ve görünür bir ihlal saptanmamıştır.
146. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
147. Başvurucu; gözaltı kararı verilmesinden sonra emniyette vehâkimlik sorgusu için gittiği adliyeye giriş ve çıkışta basın mensuplarınıngörüntü ve fotoğraf almasına müsaade edildiğini, bu konuda herhangi bir korumasağlanmadığını ve önlem alınmadığını, böylelikle fotoğrafının yerel ve ulusalbasında, ayrıca sosyal medya ortamında yayımlanarak toplumda suçlu gibialgılanmasına neden olunduğunu belirterek masumiyet karinesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
148. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
149. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasına göremasumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararıolmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §26).
150. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı korumasağlamaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle Anayasa'nın38. maddesinin dördüncü fıkrası, yürütülmekte olan bir ceza soruşturmasıhakkında yetkililerin kamuoyuna bilgi vermesini engellemez. Ancak masumiyetkarinesine saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü fıkrası, bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesinigerekli kılar (Nihat Özdemir, B.No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
151. Yargılanan kişilere yönelik olarak devlet görevlilerininifadeleri veya kışkırtmasına dayanan basın ve yayın organlarındaki yazılar veyabazı küçük düşürücü ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlali söz konusuolabilir. Buna karşın kamu menfaatine ilişkin konularda basın ve yayınorganlarında yazılar yayımlanmasının, haberlere ve yorumlara yer verilmesininbeklenmesi gereken bir olgu olduğu gözönünde bulundurulmalıdır (Nihat Özdemir, § 23).
152. Somut olayda başvurucu; basın mensuplarınca görüntü vefotoğrafının alınmasına kamu görevlileri tarafından engel olunmadığını,böylelikle fotoğrafının basında ve internet ortamında yer almasına nedenolunduğunu belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Buna karşın başvurucu, bu şekilde yayınlar yapılması nedeniyle herhangi birkamu gücünü kullanan organ veya yetkili hakkında şikâyetçi olmamıştır. Buçerçevede suçluluğu ilgili mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucununbaşvuruya konu görüntü ve resimler yoluyla suçlu olduğu inancı yansıtılmış olsabile söz konusu görüntü ve resimlerin devlet yetkililerince çekilip basınaverildiği yönünde somut bir delil bulunmamaktadır.
153. Öte yandan başvurucu kendisiyle ilgili olarakyayımlandığını iddia ettiği haberlerin zaman ve içeriğine dair bir bilgivermemiştir. Bu bağlamda FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmalarla ilgili haberyapılmasının veya soruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulmasının tekbaşına masumiyet karinesine aykırılık teşkil ettiği söylenemez (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Erdal Tercan,§ 81; Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 180,181).
154. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C.Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
155. Başvurucu; hakkında verilen arama ve elkoyma işlemlerininhukuka aykırı olduğunu, evinde ve aracında komşularının gözü önünde ve rencideedici bir şekilde yapılan aramanın özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
156. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
157. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu bağlamda başvurucunun aramanın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetiözel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
158. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§ 21-46).
159. Somut olayda bir soruşturma kapsamında başvurucununkonutunda ve aracında arama yapıldığı belirtilmektedir. Başvurucu, bu tedbirnedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddiaetmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortayaçıkmasını temin etmek amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
160. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayandığı gibi başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı da tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
161. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma tedbirininkeyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru formundaaksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
162. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının özel hayatasaygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açıkolması dolayısıyla açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
163. Başvurucu; Kocaeli Emniyeti Spor Salonu'nda yedi gün süreile dokuz polis gözetiminde bulunmasına rağmen sürekli olarak kelepçeli birşekilde gözaltında tutulduğunu, yaz mevsiminde kırk kişi ile havasız birortamda ve sert bir zeminde bekletildiğini, geceleri soğuk olmasına rağmenyastık, battaniye ve kendi eşyalarının dahi verilmediğini, sürekli olarak tektip ve karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerin verildiğini, gerekli hijyen vemalzeme koşulları bulunmayan iki kişilik tuvaleti kırk kişinin kullanmakzorunda olduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
164. Başvurucu ayrıca gözaltında iken mülakat adı altındasorgulamaya tabi tutulduğunu, FETÖ/PDY hakkında itirafçı olmaya zorlandığını,örgütle bağlantısının olmadığını belirtmesi üzerine hakarete uğradığını vetehdit edildiğini, ayrıca yüzüne tokat atıldığını, darp iddiasında bulunanlarınkötü muameleye maruz bırakıldığını görmesi üzerine darbedildiğini doktorasöyleyemediğini ve rapor alamadığını iddia etmiştir.
165. Başvurucu son olarak sevk edildiği Kocaeli Adliyesindeyaklaşık on iki saat boyunca beş kişilik nezarethanede -kapının kilitli olmasıve üç polis gözetiminde bulunmasına rağmen- elleri kelepçeli şekilde on kişiile birlikte tutulduğunu, böylelikle Savcılık ifadesine ve Hâkimlik sorgusunabedensel ve ruhsal olarak kasten yorularak çıkarıldığını iddia etmiştir.
166. Bakanlık görüşünde, öncelikle ileri sürülen iddialarınolağan kanun yolları tüketilmeden başvuruya konu edilmesi nedeniyle başvurununbu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerektiği, Anayasa Mahkemesinin esas hakkında inceleme yapacakolması durumunda ise başvurucu hakkındaki uygulamaların hukukun izin verdiğigözaltı işleminin kaçınılmaz sonucunu aşar nitelikte olmaması dolayısıylabaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2. Değerlendirme
167. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı sırasında ve tutuklama öncesindehakkında uygulanan muamelelere ve tutulma koşullarına ilişkindir. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamındaki kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
168. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
169. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının, başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturma ile ortaya konmasıgerekmektedir.
170. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ise 4675 sayılı Kanun uyarınca (bkz. §§ 33-36) başvurucununiddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl sonverilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğugörülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikleyetkili yargısal mercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötümuameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısazamanda uygun hâle getirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. MehmetBaransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, § 30). Başvurucununşikâyetleri dikkate alındığında mevcut başvuru yollarının ulaşılabilir,şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir çözüm sağlayabileceknitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebep bulunmadığındanbaşvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren birdurumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015,§§ 40, 41).
171. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere ileterekhak ihlali iddialarını ilk olarak bu makamların değerlendirmesini ve çözümekavuşturmasını beklemeden, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunduğu anlaşılmaktadır.
172. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuruyolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltının hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluğun hukukiliğine etkili bir şekilde itirazedilememesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.