TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRE SONCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/73490)
Karar Tarihi: 11/3/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Emre SONCAN
Vekili
:
Av. Emine KURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gazeteci olan başvurucu hakkında uygulanan gözaltıve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tahliye taleplerinin vetutukluluğun devamı kararlarına yapılan itirazların kısa sürede kararabağlanmaması, tutukluluğa itirazların incelenmemesi, tutukluluk incelemeleri yapan mahkemelerin kanunla kurulmuş,tarafsız ve bağımsız mahkeme ilkelerine aykırı olması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; basın kartının iptal edilmesi nedeniyle deifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 2/12/2016, 16/6/2017 ve 29/3/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2017/26979, 2018/8625 numaralı başvuru dosyalarının konuyönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/73490 numaralı başvuru dosyası ilebirleştirilmesine; incelemenin 2016/73490 numaralı bireysel başvuru dosyasıüzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri-olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzunyıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Bu kapsamda FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmalarına yöneliksoruşturmalar yapılmış ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır.
9. Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)tarafından başvurucu hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla bağlantılıolarak soruşturma başlatılmıştır.
10. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 24/7/2016 tarihli kararı ilebaşvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği" gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncamüdafinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasınınkısıtlanmasına karar vermiştir.
11. İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğince başvurucu hakkındaverilen 24/7/2016 tarihli arama kararında başvurucunun da yer aldığışüphelilerin emniyet tarafından yapılan açık kaynak taramalarındaki tespitlerdoğrultusunda FETÖ/PDY terör örgüt adına algı operasyonu yaptıkları ilerisürülmüştür.
12. Başvurucu hakkında anılan soruşturma kapsamında İstanbul 4.Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016 tarihinde yakalama emri çıkarılmıştır.Yakalama emrinin ilgili kısmı şöyledir:
" ... Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesidışında da ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturan Fetullahçı Terör Örgütü'nün(FETÖ) darbe girişimiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında bazı kamugörevlisi ve iş adamlarının yanı sıra bir çok kesimden örgüte yardımedildiği,Devlet içerisine yerleştirilen ve bütün kurumlarda hiyerarşikyapılanmanın dışında örgüt imamlarından emir alan örgüt üyelerinin bulunduğu,örgütün üst düzey yöneticileri tarafından büyük bir organizasyon içerisindegizli bir ajanlar ordusu oluşturulduğu, örgütün bir yandan Devlet kurumlarını,askeri, yargı, emniyet, üniversiteler bazında ele geçirmeye çalışırken diğeryandan kurdukları yazılı ve görsel iletişim araçları yoluyla halkı yanlışyönlendirmeye çalıştığı, her ortamda algı operasyonları yaparak etki ajanlığıyaptıkları, medya kuruluşlarında konumlanan örgüt üyeleri öncülüğündepervasızca eylemlerde bulundukları, alenen örgüte taraftar kazandırdıkları,eylemin yaptıkları yasadışı eylemleri destekleyerek bilgi kirliliğioluşturdukları, Anayasal düzeni değiştirebilmek amacıyla diğer taraftanmedyadaki mensupları aracılığı ile örgütün çalışmalar içerisinde bulunduğu,halkı kin ve nefrete yöneltip, kamu kurum ve kuruluşlarındaki yöneticilerinyıpratılmasıamacıyla örgüte mensup kişiler tarafından eylemlerin gerçekleştiği,akabinde 15/7/2016 tarihinde örgüte mensup askerler tarafından Devletinbirliğini bozma ve başka bir düzen kurmak doğrultusunda kalkışma yapıldığı,şüpheliler hakkında silahlı terör örgütüne üye olma (TCK 314/2) ve örgütebilerek isteyerek yardım etme (TCK 220/7)gibi suçlardan soruşturma yürütüldüğü,şüphelilere isnat edilen bu suçlar ve soruşturmanın ağırlığı dikkatealındığında şüphelilerin kaçma ihtimallerinin kuvvetli olduğu ve darbegirişiminin başarısız olmasıyla bazı örgüt üyelerinin hemen kaçtığı konusundakamuoyunca bir takım haberlerin yayıldığı, Cumhuriyet Savcılığınca yapılanoperasyonda şüphelilerin bulunamadığı görülmekle; soruşturmanın önemi ve başkatürlü şüphelilere ulaşma imkanı bulunmadığından talebin kabulü ile isnat edilensuçlardan ayrı ayrı yakalama emri düzenlenmesine ... [kararverildi]."
13. Başvurucu yakalama emri üzerine 25/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir.İfade sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde"2004 yılında Star gazetesi veCnnTürk'te çalıştım. 2005 yılında Zaman gazetesinde muhabir olarak işebaşladım. Mülakatlara girerek stajyer olarak başladım.3 yıl önce de AnkaraPolis Akademisinde Güvenlik stratejilerinde doktora öğrencisiyim. O dönemdeyükselişte olan bir gazeteydi. İktidarda Akparti olunca bu gazeteyi kariyerimiçin uygun gördüm. Önce İstanbul'da muhabirlik yaptım. Her alana bakıyordumancak özellikle politikaya ilgi duydum. 2009 yılında Ankara'ya gittim. O dönemCumhurbaşkanlığı muhabirliği yaptım ayrıca savunma sanayisi muhabirliği deyaptım. Gazete de yazar değildim. Muhabirdim. Kayyum atandığı dönemde benkayyumla çalışmak istedim. Benim haberlerim kayyum atamasında sonra yayınlandı.Sonradan Ankara haber merkezi komple değişince bende çıkarıldım. SonraZaman'dan ayrılan grup Yeni hayat isimli gazeteyi kurdu. Ben o zamanda zamangazetesi çıkışlı olduğum için iş bulamadım. Sonra Yeni Hayat'tan teklif aldım.Ekonomik nedenlerden dolayı Yeni hayat gazetesine girdim. Yeni hayatgazetesinde de üslup konusunda bazı anlaşmazlıklar yaşadım. 15 temmuzda yaşananolay sonrasında çok fazla iddia olduğu için ayın 18'inde istifa ettim.Geçtiğimiz pazartesi ayın 25'inde ismimi sosyal medya da gördüm. Gözaltınaalınacaklar listesinde görünce kendiliğimden teslim oldum. 4 gündürgözaltındayım. Muhabirin ekonomik olarak çok fazla geliri yoktur ve gazetede enalt konumdadır. Ekonomik nedenlerden dolayı bu gruba ait iş yerlerindeçalıştım. Bu grubun terör örgütü bağlantısı olup olmadığına dair bir bilgimyoktu. Yaşadığım görüş ayrılığı nedeniyle istifa ettim. Gazete içerisinde örgütyapılanmasına ilişkin bir şey fark etmedim. Muhabir olduğum için toplantılarada iştirak etmem. Yayın politikasını yayın kurulu belirler. Ben soncanemretwitter adresimde de darbe karşıtı birçok paylaşımda bulundum. O gece birçokinsan sesiz kalarak kimin kazanacağını bekledi. Paylaşımlarımın saatleri deincelenirse darbeye karşı olduğum demokrasinin yanında olduğumgörülebilir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
15. Başvurucu 29/7/2016 tarihinde tutuklanması talebiyle sulhceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısında; kolluk tespiti,arama tutanakları ve açık kaynak araştırmaları dikkate alındığında suçşüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğubelirtilmiştir.
16. Başvurucu, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/7/2016tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütününfaaliyetlerini yürüttüğü süre zarfında birden fazla yayın organına sahipolduğu, bu bağlamda şüphelilerhı çalıştıkları haber yaptıkları, köşe yazısıyazdıkları, Bugün gazetesi, Özgür Bugün, Özgür Düşünce, Zaman Gazetesi, MilletGazetesi, Aksiyon Dergi, Yeni Hayat Gazetesi ile Samanyolu TV, Kanaltürk, BugünTV'nin de anılan terör örgütünür yayın organlarından olduğu kamuoyunca bilinenbir gerçektir. Zaman Gazetesinin Genel Yayın Müdürü E.D. hakkında Silahlı TerörÖrgütü üyeliği suçundan soruşturma yürütüldüğüve çıkarıldığı Hakimliktarafından hakkında yurt dışına çıkmasının yasaklanması adli kontrol tedbiriuygulanarak serbest bırakıldığı da bilinmektedir. Şüphelilerinde içinde olduğu,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/85057 soruşturma Sayılı dosyasınındiğer şüphelileri hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarıldığı halde aradangeçen zamana rağmen yakalanamadıkları ve firari durumda olduklarıanlaşılmıştır.
...
Şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütününbasın ayağı olarak adlandırılan yapılanması içerisinde yer alan anılan gazete,dergi ve, televizyonların da örgüte bağlılık ve sadakat ilkesi çerçevesindegörevlerini ifa ettikleri ve kamuoyunda 17 / 25 Aralık Soruşturma dosyalarıolarak bilinen silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadankaldırmaya veya görevini yapmasını engelleme suçuna iştirak eden emniyetgörevlilerini, yargı mensuplarını haberleştirerek örgütün amaçlarıdoğrultusunda propaganda faaliyetleri yürüttükleri nitekim şüphelilerin sosyalpaylaşım sitelerinden de bu yönde paylaşımlarda bulundukları görülmüştür.Fethullahçı terör örgütünün yargı ve emniyet mensuplarının görevlerine sonverilmesi ve akabinde emniyet mensuplarının haklarında soruşturma açılmasıüzerine örgütün yayın organlarının örgüt mensuplarını sahiplendikIeri velehlerine kamuoyunda algı oluşmasına sebebiyet verdikleri de müşahadeedilmiştir. Fethullahçı terör örgütünün yayın organı olan veya yayın organıhaline dönüşen bilahere 668 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılangazete, dergi ve televizyonların çalışanları, köşe yazarları olan şüphelilerinFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyeleri oldukları yönünde kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu hakimliğimizcedeğerlendirilmiştir.
Yüklenen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmasuçunun yasada öngörülen ceza miktarı işlendiği iddia dilen suçun önemli veciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeni kanungereğince var sayılmıştır.
...
Soruşturma dosyasında yakalama ve gözaltıkararları bulunan diğer şüphelilerin arandıkları yerlerde bulunamadıkları gibianılan örgüte üye olan gazeteci ve yazarların bir kısmının da yurtdışına 15Temmuz 2016 tarihinden önce ve sonrasında çıkış yaptıkları değerlendirildiğindeşüphelilerin bırakılmaları ve almaları muhtemel ceza göz önüne alındığındakaçma şüphelerinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Soruşturmanın henüz tamamlanmaması nedeniyleşüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskı oluşturmaşüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik önlemideğerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 13. maddesinde ifadeolunan ölçülülük ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi olan adli kontroltedbiriuygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu şüphelileraçısından yetersiz kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine varılarak şüphelilerve müdafiilerinin serbest bırakılma istemlerinin reddi ile şüphelilerinüzerlerine atılı olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271sayılı CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [kararverildi.]"
17. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 28/10/2016 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Bu karar 11/11/2016tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 2/12/2016 tarihinde 2016/73490 numaralı başvuruyuyapmıştır.
19. Başsavcılık tarafından hazırlanan 16/1/2017 tarihliiddianameyle başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
20. İddianamede, FETÖ/PDY ile bağlantısı nedeniyle Zamangazetesine kayyım atanmasını müteakip başvurucunun görevine son verildiği, 11.Cumhurbaşkanı'nın görev yaptığı dönemi anlatan "Arafta 7 Yıl" ve Büyük Birlik Partisi (BBP) Başkanı'nınhayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili "Son Akıncı-Muhsin Yazıcıoğlu'nun Sır Ölümü"kitaplarını yazdığı belirtilmiştir. İddianamede; başvurucunun kitaplarındanalıntılara, açık kaynak raporunda (ifade ve sorgu işleminde kendisine okunupanlatılan, tutuklamaya sevk yazısında atıf yapılan) da ortaya konulan sosyalmedya paylaşımlarına yer verilmiştir. Bu kapsamda Halk TV'de katıldığıprogramda "Dönemin Başbakanı SayınErdoğan İ.B.nin tutuklanması için talimat verdi. ... Tabi kameralar karşısındaaksi yönde konuştu. Tutuklanmaması gerektiğini söyledi... Bugün bakıyorum daşimdi, parçaları birleştirmeye başladığımda, Bugün Gülen Hareketine yaptığıtasfiye operasyonunu o günden karar vermiş aslında, şimdi olup biten herşeyibütün olumsuzlukları bir sivil toplum hareketinin (FETÖ) üzerine yıkıyor, o günde Başbuğ’un tutuksuz yargılanması gerektiğini söyleyerek aslında bugünühazırlamış. Bugün de diyor ki bak; ben dün böyle demiştim zaten diyor." şeklindekisözleriyle açık bir şekilde FETÖ/PDY’nin propagandasını yaptığı ve yürütülmekteolan soruşturmaları değersizleştirdiği, 17/25 Aralık süreci ile ilgili olarak "A.G. 17 Aralık’ın hırsızlık yolsuzluk ve birrüşvet operasyonu olduğunun gayet farkında bu işin hükümete karşı bir darbegirişimi olmadığını aksine bir hırsızlık ve yolsuzluk operasyonu olduğunubiliyor. A.G., 18 Aralık sabahı yolsuzluk var deseydi dik dursaydı, bugünkesinlikle bambaşka bir ülkede olurduk." şeklinde sözlersöylediği, FETÖ/PDY ile alakalı olarak ise"Gülen Hareketine sadece Erdoğan terörist diyor böyle bir komik iddiayamilletvekilleri bakanlar bile inanmadığı kanaatindeyim, zaten bütün dünyamaalesef Türkiye’ye gülüyor bu yüzden, Ülkenin itibarını da sayın Erdoğan 2paralık etti çok yazık." şeklinde sözler söylediği ilerisürülmüştür. İddianamede, başvurucunun bazı sosyal medya paylaşımlarına da yerverilmiştir.
21. İddianamede ayrıca başvurucunun Bank Asyada bulunanhesabında 2013 yılı Aralık ayı itibarıyla 20.965 TL mevcutken 2015 yılı Eylülayı itibarıyla 31.479 TL olduğu belirtilerek örgüt liderinin talimatıyla BankAsyaya para yatırdığı ileri sürülmüştür.
22. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)tarafından kabul edilmiş ve dava Mahkemenin E.2017/67 sayılı dosyası üzerindenyürütülmeye başlanmıştır.
23. Mahkeme 25/5/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Başvurucu, bu karar üzerine 16/6/2017 tarihinde2017/26979 numaralı başvuruyu yapmıştır.
24. Başsavcılık 6/2/2018 tarihli duruşmada esas hakkındakimütalaasını sunmuştur. Mütalaada; başvurucunun yirmi iki yaşından itibaren2004-2016 yılları arasında on iki yıl Zaman gazetesinde, 2016 yılında da YeniHayat gazetesinde çalıştığı, Bank Asya'ya para yatırılmasıyla ilgili olarakörgüt lideri tarafından verilen genel talimat sonrasında 14/2/2014 tarihinde11.000 TL, 5/3/2014 tarihinde 2.774 USD, 13/10/2014 tarihinde 8.134 USD parayıanılan bankaya yatırdığı, FETÖ/PDY'nin kurumu olan PAK MEDYA isimli sendikanınüyesi olduğu ve mahkeme sorgusu sırasında "Gülen hareketi" olarakifade ettiği terör yapılanmasını bir terör örgütü olarak görmediğini beyanederek örgütsel tavır gösterdiği, TV programı ve röportajlardaki beyanları ileTwitter üzerinden yaptığı paylaşımlarla örgüt adına sistematik olarak algıfaaliyetlerinde bulunduğu ileri sürülmüştür.
25. 6/2/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin 22/2/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar,başvurucuya 28/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
26. Başvurucu 29/3/2018 tarihinde 2018/8625 numaralı başvuruyuyapmıştır.
27. Mahkeme 23/2/2018 tarihli duruşmada başvurucu hakkındakidavanın aynı Mahkemenin E.2018/30 sayılı dosyası (başvurucunun ByLockkullandığı iddiasıyla silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan açılan dava)birleştirilmek üzere ayrılmasına karar vermiş; sonrasında birleştirme işlemigerçekleştirilmiştir.
28. Mahkemenin E.2018/30 sayılı dosyasında Başsavcılık 15/3/2018tarihinde esas hakkındaki mütaalasını sunmuştur. Bu kapsamda önceki mütalaadaaçıklanan hususlar tekrar edilmiş; bunların yanı sıra başvurucunun örgütmensuplarının kullanımına sunulduğu tespit edilen ByLock iletişim sistemini dayısının oğlu adına kayıtlı olanve 1999 yılından itibaren kullandığı cep telefonuna yükleyip14/8/2014-13/2/2015 tarihleri arasında pek çok kez bu ağa dâhil olarak iletişimkurduğu belirtilmiştir.
29. Mahkeme 10/4/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınave hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"Sanık Emre SONCAN'ın FETÖ/PDY terörörgütü üyelerinin gizli iletişim kurmak amacıyla kullandıkları ByLockhaberleşme programını kullandığı tespit edilmiş, BTK tarafından mahkememizegönderilen cevap yazısında sanığın 0532 ... hat numaralı cep telefonuninterneti üzerinden ByLock programının serverına ait IP numaralarına 14.08.2014- 15.02.2015tarihleri arasında 1546 kez bağlantı yapıldığı belirtilmiştir. Butelefon hattının sanık Emre SONCAN'ın kullanımında olduğu gerek sanık ikrarı,gerekse tanık beyanıyla ve diğer delillerle sabit olmuştur.
Her ne kadar sanık savunmasında Bylockprogramını indirmediğini ve kullanmadığını, ifade etmiş ese de; Sanığın, bilgimahiyetinde mahkememize de gönderilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör veÖrgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 28/12/2017 tarih ve 2017/5913 Muh sayılıyazıları ekindeki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27/12/2017 tarih2016/180056 sayılı yazısında belirtilen ve iş bu yazı ekinde bulunan Mor Beyinadlı hesaba ait uygulama sunucuna bağlandığı tespit edilen kişiler listesindeyer almadığı, yineher ne kadar ByLock HTS kayıtları ile normal görüşme HTSkayıtlarının çeliştiği, her iki HTS baz kaydının aynı zamandafarklı yerlerdensinyal verdiği, bunun bir çelişki olduğu savunulmuş ise de; ByLock tespitinekonu GSM numarasının sanığın kullanımında bulunduğu, ByLock HTS kayıtları vegörüşme HTS kayıtlarının sanığın ikamet adresleri, iş adresleri ve bağlantılıbulundukları yerler ile uygunluk gösterdiği, internet baz kayıtları ile görüşmebaz kayıtları arasında, internet ve GSM baz istasyonlarının ayrı olmasındankaynaklanan farklılıklar bulunabileceği, bu nedenlerle sanık savunmalarınaitibar edilemeyeceği ve savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatinevarılmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza GenelKurulu ve Anayasa Mahkemesi'nceverilen kararlar ile dayanakları da gösterilmeksuretiyle tespit edilmiş olduğu üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün birkısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatıile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıylakullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknikverilerle tespit edildiği göz önüne alınarak,ByLock iletişim sisteminiceptelefonuna yükleyip, pek çok kez sisteme dahil olduğu anlaşılan sanığın örgütile organik bağ kurarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğunun sübutaerdiği anlaşılmıştır.
Sanık Emre SONCAN'ın FETÖ/PDY terör örgütününgizli haberleşme amacıyla kullandığı ByLock programının kullanıcısı olduğu,Yargıtay kararlarına göre salt bu delilin dahi yeterli bulunduğu, sanığın isebunun yanında terör örgütünün finansman kaynağı olan Bank Asya hesabına örgüt lideritarafından verilengenel talimat sonrasında 14/2/2014 tarihinde 11.000 TL,5/3/2014 tarihinde 2.774 USD, 13/10/2014 tarihinde 8.134 USD parayı anılanbankayayatırdığı,FETÖ/PDY'ye aidiyeti nedeniyle kayyum atanan ve sonrasında 668sayılı KHK ile kapatılan Zaman gazetesinde 12 yıl muhabir olarak çalıştığı,işten çıkarıldıktan sonra da bu gazete çalışanları tarafından kurulan YeniHayat gazetesinde çalışarak örgüt ile bağını devam ettirdiği, FETÖ/PDYbağlantısı sebebiyle kapatılan PAK Medya İş Sendikası Genel Sekreterliğiniyaptığı, örgütün amacı doğrultusunda açık paylaşımlar, yayınlar ve propagandayaparak kastını ve örgüt hiyerarşisi içinde bulunduğunu, FETÖ/PDY terörörgütüne ve örgüt elebaşısı Fethullah Gülen’e bağlılığını açıkça ortayakoyduğu, savunmalarının bu nedenlerle muteber olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan deliller ışığında sanıkEmre SONCAN'ın örgüt üyeliği açısından eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik veyoğunluk unsurlarının gerçekleştiği, sanığın FETÖ/PDY’nin fikir ve ideolojisinibenimseyerek bu doğrultuda faaliyetler içerisinde olduğu, silahlı terör örgütüFETÖ/PDY’nin etkin bir üyesi olduğunun kabulü gerektiği kanaatiyle sanığınTCK’nun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir."
30. Mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 3/7/2018 tarihinde istinafbaşvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
31. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin16/3/2019 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Şahin Alpay (GK), B. No: 2016/16092,11/1/2018, §§ 41-64.
33. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Tanımlar" kenar başlıklı 2.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesibulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,
...
ifade eder."
34. 5271 sayılı Kanun'un "Gözaltı"kenar başlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Yukarıdaki maddeyegöre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanıntamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik ikincicümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkimveya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibarenyirmidört saati geçemez. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine enyakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazlaolamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturmayönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somutdelillerin varlığına bağlıdır.
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerintoplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyetsavcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç günsüreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılmasıemri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
...
(5)Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkinCumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunîtemsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbestbırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyievrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyusonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanınyerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâlsoruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına kararverilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya sulh cezahâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olanfiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısınınkararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, engeç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir.Sorguda müdafii de hazır bulunur."
35. 5271 sayılı Kanun'un "Yakalananveya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi" kenar başlıklı 95. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Şüpheli veya sanıkyakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında,Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiyegecikmeksizin haber verilir."
36. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veyakovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağırceza mahkemesinde karara bağlanır."
38. 5271 sayılı Kanun'un "İfadeve sorgunun tarzı" kenar başlıklı 147. maddesinin (1) ve numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin veyasanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlarauyulur:
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onunhukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazırbulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve birmüdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından birmüdafi görevlendirilir. .
.."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltına Alınma İşleminin Hukuka AykırıOlduğuna ve Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; gözaltına alınmasının ceza yargılama usullerineaykırı olduğunu, hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alındığını, hiçbir işlemyapılmadan 4 gün gözaltında tutulduğunu, gözaltı süresinin makul olmadığınıileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
41. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
42. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası, üçüncü fıkrası ve beşinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyetive güvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadanyakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerdeyapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
...
Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerineen yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saatve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksunbırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal ve savaş hallerinde uzatılabilir."
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bubölümdeki iddialarının özünün gözaltının hukuki olmadığına ve gözaltı süresininmakul olmadığına yönelik olduğu anlaşılmakla anılan şikâyetlerin Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü ve beşinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
44. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilensuçlama, başvurucunun darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğuiddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gereklikılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
45. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan gözaltı tedbirininhukuki olup olmadığının ve gözaltı süresinin makul olup olmadığının incelenmesiAnayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasındaöncelikle başvurucunun gözaltı sürecinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri baştaolmak üzere ilgili maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığıtespit edilecek; aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 16/3/2019 tarihindekesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla(kararın tebliğ süresi de dikkat alındığında) tazminat talebinde bulunması için5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen dava açma süresi geçmişbulunmaktadır. Bu nedenle gözaltı tedbiri için 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat yolunun başvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığıve dolayısıyla başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte, tüketilmesigereken bir başvuru yolunun bulunmadığı açıktır (tutuklama yönünden benzer birdeğerlendirme için bkz. Abdullah Akyüz [GK],B. No: 2013/9352, 2/7/2015, §§ 45-50). Dolayısıyla başvurunun bu kısmının diğerkabul edilemezlik kriterleri yönünden incelenmesi gerekir.
(1) Gözaltına Alınma İşleminin Hukuka AykırıOlduğuna İlişkin İddia Yönünden
(a) Genel İlkeler
47. Genel ilkeler için bkz. HasanAkboğa (GK), B. No: 2016/10380, 27/3/2019, §§ 19-34.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
48. Somut olayda öncelikle başvurucunun gözaltına alınmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, soruşturmakapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 91.maddesindeki hükümler çerçevesinde gözaltına alınmıştır. Dolayısıyla başvurucuhakkında uygulanan yakalamanın kanuni dayanağı bulunmaktadır.
49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan gözaltı tedbirinin önkoşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen 24/7/2016tarihli arama kararında ve 25/7/2016 tarihli yakalama emrinde başvurucunun dayer aldığı şüphelilerin medya yapılanması içerisinde FETÖ/PDY terör örgüt adınaalgı operasyonu yaptıkları ileri sürülmüştür. Öte yandan somut olayınkoşullarında başvurucu hakkında soruşturma mercilerince değinilen olgu vedelillerin somut suç belirtisi olarak kabul edilmesinin mümkün olduğudeğerlendirilmiştir.
50. Ayrıca suç işlediği hakkında somut belirtinin bulunduğutespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkinsoruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasınıtemin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20; HasanAkboğa § 63). Dolayısıyla başvurucunun yakalanmasının ve sonrasındauygulanan gözaltı tedbirinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığısöylenemez.
51. Son olarak başvurucu hakkındaki gözaltı tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu gözönünde bulundurulur (Hasan Akboğa, § 64).
52. Somut olayda başvurucuya isnat edilen suçun niteliği ve işinönemi dikkate alındığında gözaltı tedbirinin ölçülü olmadığını söylemek mümküngörünmemektedir.
53. Açıklanan gerekçelerle gözaltı işlemi yoluyla başvurucununkişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olmadığı açıktır.
(2) Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkinİddia Yönünden
(a) Genel İlkeler
54. Gözaltı, yakalanan kişi hakkındaki işlemlerin tamamlanmasıamacıyla kişinin yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasınakadar kanuni süre içinde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını öngören birkoruma tedbiridir. Gözaltına almanın amacı, yakalanan kişi hakkında yürütülenceza soruşturmasının sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktır. 5271sayılı Kanun’un 91. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre gözaltına alma, butedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğişüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Gözaltına alma, hâkimkararı olmaksızın kişileri özgürlüğünden yoksun kıldığı için gözaltı süreleriolabildiğince kısa tutulmuş; Anayasa'da ve kanunlarda gözaltı için bellisınırlamalar öngörülmüştür.
55. Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasına göre yakalananveya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi içingerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda ençok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonrahâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstühal ve savaş hallerinde uzatılabilir. Bu süreler kişinin yakalanması ilebaşlar. Gözaltına alınan kişi serbest bırakılmazsa en geç bu süreler sonundasulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilmesi gerekir.
56. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrası yakalanan veyatutuklanan kişinin en geç azami gözaltı süreleri içinde hâkim önüneçıkarılmasını düzenlemektedir. Maddede geçen "hakimönüne çıkarılır" ifadesinin anlamı, sevk edilen kişinin hâkimtarafından Cumhuriyet savcısının sevk talebi kapsamında sorgusunun yapılmasıişlemidir. Bu kapsamda sevk işlemi hukuken yapılmış olmakla birlikte fiiliolarak hâkim tarafından sorgu işleminin başlamaması hâkim önüne çıkarılmaolarak kabul edilemez. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasıgereğince kişinin huzuruna çıkarıldığı hâkimin tutma halini esastan inceleyecekve tutulan kişinin salıverilmesine dair bağlayıcı karar verme yetkisini haiz,bağımsız ve tarafsız bir nitelikte olması gerekir.
57. Anılan maddedeki gözaltı süreleri ile yakalananın en yakınhâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gerekli süreler birbirinden bağımsızdır.Bu nedenle yakalanan veya tutuklanan kişinin tutulma yerine en yakın mahkemeyegönderilmesi için gerekli süre gözaltı sürelerine ilave olarak ayrıcadüzenlenmiştir. Elbette yakalanan veya tutuklanan kişinin tutulma yerine enyakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre sadece kişinin en yakınmahkemeye ulaştırılması amacıyla kullanılmalıdır.
58. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasındaki toplu olarakişlenen suçlar ifadesinin anlaşılması bakımından 5271 sayılı Kanun'danyararlanılabilir. Bu çerçevede anılan Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendine göre, toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa daüç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder.
59. Kişinin hâkim huzuruna çıkarılması için gereken gözaltısüreleri olağanüstü hal ve savaş hallerinde uzatılabilir. Anayasa'da bir süresınırlaması öngörülmemekle birlikte, bu hüküm gözaltı süresi yönünden kamumakamlarına sınırsız bir yetki verildiği şeklinde yorumlanamaz. Bu konudabelirlenecek sürenin olağanüstü durumun ilanına neden olan tehdit veyatehlikenin bertaraf edilmesiyle ilgili olup olmadığı, Anayasa'nın 15. maddesigereğince milletlerarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerle bağdaşıpbağdaşmadığı ve durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığı Anayasa Mahkemesinindenetimine tabidir.
60. Öte yandan Anayasa'da kişinin hâkim huzuruna çıkarılmasıiçin öngörülen sürelerazami sürelerdir. Azami gözaltı süreleri kesin süreler olup uzatılması mümkündeğildir. Azami gözaltı süresinin önceden belirlenmiş olması nedeniyle gözaltıişlemini yapan makamlar, izin verilen sürenin aşılmaması için gerekli bütüntedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu azami sürelerin aşılması halinde kişihürriyeti ve güvenliği ihlal edilmiş olacaktır. Ancak bu azami sınırlarkişilerin bu süreler doluncaya kadar tutulabileceği anlamına gelmez. Gözaltısüresinin somut olayın koşullarında makul olması gerekir. Kişinin yakalanmasıile hâkim huzuruna çıkarılması arasında geçen sürenin makul olup olmadığınınher olayın kendine özgü koşullarına göre tespit edilmesi gerekir.
61. Gözaltı süresinin makullüğü değerlendirilirken kişinintecrit altında tutulup tutulmadığı, gözaltının yargısal denetime tabi olupolmadığı,gözaltında tutulan kişinin avukat yardımından ve usuli güvencelerdenyararlandırılıp yararlandırılmadığı, soruşturma işlemlerini karmaşıklığı,soruşturmanın niteliği (terör suçu veya örgütlü suç olup olmadığı), şüphelisayısı, delillerin toplanmasındaki güçlük, soruşturma makamlarının soruşturmaişlemelerinde gösterdiği özen ve şüphelinin durumu gibi hususlar dikkatealınmalıdır.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
62. Somut olayda başvurucu 25/7/2016 tarihinde gözaltınaalınmış, 29/7/2016 tarihinde savcılıkta ifade vermiştir. Başvurucu, savcılıkifadesinden sonra yine aynı tarihte İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince yapılansorgusunun ardından tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hâkim karşısınaçıkarılmadan 4 gün boyunca gözaltında kalmıştır.
63. Öncelikle somut olayda başvurucu bir terör örgütüsoruşturması kapsamında çok sayıda şüpheliyle (29 şüpheli) birlikte gözaltınaalınmıştır. Dolayısıyla somut olayda toplu suçun olduğu kabul edilmelidir.Somut olayda olağan dönemdeki azami gözaltı süresi olan 4 gün aşılmamıştır.
64. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (5)numaralı fıkrasında, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkinolarak Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veyakanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısmına hemenserbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurma hakkı tanınmıştır.Böylece gerek gözaltı kararına gerekse de gözaltı süresinin uzatılmasına karşıetkili bir başvuru yolu öngörülmüştür. Ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 147.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde, yakalanarak gözaltına alınanşüpheliye müdafi seçebilme hakkı getirilmiş ve şüphelinin müdafi seçecekdurumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde barotarafından müdafi görevlendirilebilmesine imkân tanınmıştır. Yine 5271 sayılıKanun'un 95. maddesinin (1) numaralı fıkrasında şüpheli veya sanığın gözaltınaalınması veya gözaltı süresinin uzatılması halinde Cumhuriyet savcısınınemriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verileceğidüzenlenmiştir.
65. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde gözaltı tedbirininhukuka uygun şekilde uygulanıp uygulanmadığı bakımından gerek Anayasa'dagerekse de 5271 sayılı Kanun'da yeterli güvencelere yer verildiğigörülmektedir. Diğer bir ifadeyle gözaltı sürelerinin amacına uygun ve ölçülüşekilde uygulanmasını sağlayacak güvencelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.Başvurucu bu güvencelerden yararlandırılmadığına ilişkin bir iddia ilerisürmemiştir.
66. 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (5) numaralı fıkrasınagöre başvurucunun gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkinCumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı sulh ceza hâkimliğine başvurmaimkânının açık olduğu görülmektedir. Ayrıcabaşvurucu gözaltında kaldığı sürezarfında müdafi yardımından yararlandırılmadığına veya tecrit altındatutulduğuna ilişkin bir iddia ileri sürmemiştir.
67. Öte yandan başvurucu 15 Temmuz darbe teşebbüsünün akabindeFETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla gözaltına alınmıştır. 15 Temmuzdarbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyetbaşsavcılıklarının talimatı ile darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudandarbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğudeğerlendirilen yüzbinlerce kişi hakkında soruşturma başlatılmış, bunlarınönemli bir kısmı hakkında gözaltı tedbirine başvurulmuştur. Soruşturmamercileri darbe teşebbüsü gibi ani gelişen bir durum üzerine bir anda onbinlerce şüpheli hakkında soruşturma başlatma ve yürütme zorunluluğu ile karşıkarşıya kalmıştır. Teşebbüsün faili olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır. Bu bağlamda bilhassa yargı organları vesoruşturma mercileri, öngörülemez şekilde ağır bir iş yükünü yönetmek zorundakalmışlardır. Ayrıca darbe teşebbüsünün savuşturulmasından hemen sonra 16Temmuz günü Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), darbe teşebbüsündebulunduğu belirtilen FETÖ/PDY ile ilgisi nedeniyle ilk etapta 2.745 hakim veCumhuriyet savcısının görevden el çektirilmesine karar vermiş; daha sonra süreçiçinde 4.000'in üzerinde yargı mensubu meslekten çıkarılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
68. Darbe teşebbüsü sonrasında soruşturma mercileri ve yargıorganları bakımından ortaya çıkan öngörülemez nitelikteki ağır iş yükü, bu işyüküyle mücadele edecek ve ülkenin hukuk sistemini işletecek hakim vesavcıların önemli bir bölümünün (yaklaşık 1/3'ünün) HSYK tarafından FETÖ/PDYile iltisak ve irtibatları bulunduğu gerekçesiyle görevden el çektirilmesi vemeslekten çıkarılması, darbe teşebbüsüne veya FETÖ/PDY'ye ilişkin olanlar dadahil olmak üzere soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde görev alacak yardımcıadliye personeli ve kolluk görevlilerinin de önemli bir bölümünün FETÖ/PDY ileolan ilgileri nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış olması ve başvurucunun 29kişiyle birlikte soruşturulmuş olması olguları birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun4 gün sonra hâkim huzuruna çıkarılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin beşincifıkrasını ihlal etmediğinin açık olduğu sonucuna varılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle açık bir ihlalin bulunmadığı sonucunaulaşıldığından gözaltına ilişkin iddiaların dile getirildiği başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
70. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınagözaltı yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
71. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutolgular ve tutuklama nedenleri bulunmadan ifade ve basın özgürlüğü kapsamındakieylemleri nedeniyle tutuklandığını, tutuklama kararında adli kontrol tedbirininneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; cezayasalarının geniş yorumlanması suretiyle temel haklar kapsamında olan, kanundasuç olarak düzenlenmemiş faaliyetlerinin, düşünce açıklamalarının suç olarakdeğerlendirildiğini ve tutuklamaya konu edildiğini belirterek suç ve cezalarınkanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
i. Uygulanabilirlik Yönünden
72. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturmamercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilenFETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir, §57).
73. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri başta olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genel İlkeler
74. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Şahin Alpay,§§ 77-91.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
75. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmakapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
76. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
77. Başvurucunun yargılandığı davada Cumhuriyet savcısıtarafından sunulan esas hakkındaki mütalaada ve ilk derece mahkemesininmahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimisağladığı ifade edilen ByLock uygulamasınıkullandığı belirtilmiştir (bkz. §§ 27-29).
78. Anayasa Mahkemesi, ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin buuygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren hâkimliklerceFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti olarakkabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemez (SelçukÖzdemir, § 74). Öte yandan başvurucunun Bank Asyaya parayatırılmasına ilişkin olarak örgüt lideri tarafından verilen genel talimatsonrasında 14/2/2014 tarihinde 11.000 TL, 5/3/2014 tarihinde 2.774 USD,13/10/2014 tarihinde 8.134 USD parayı anılan Bankayayatırdığı belirtilmiştir.Bank Asyaya örgüt liderinin çağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmeside temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (benzer yönde bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018§59; Ali Biray Erdoğan, B. No:2016/16189, 18/4/2018, § 40).
79. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
80. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
81. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, § 61; Devran Duran [GK],§66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklamanedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017 §148).
82. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesine ve delillerin karartılmasıihtimaline, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 16 ).
83. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelentutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
84. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (GülserYıldırım (2), § 151).
85. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmişolma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etmegibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarınagöre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
86. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 16) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
87. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
88. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
89. Başvurucu sadece ifade ve basın özgürlüğü kapsamındaolabilecek eylemleri nedeniyle tutuklanmadığı için tutuklama nedeniyle ifade vebasın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
90. Başvurucu; dosyada gizlilik kararı olduğu için savunmahakkının kısıtlandığını, bu durumun çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkesine aykırı olduğunu, tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz etme hakkınıkullanamadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
91. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanmaya üye olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmada verilmiş olmasınedeniyle bu kararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişihürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamakararının ve bu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecektir (bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 306).
92. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalaraesas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri,B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
93. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
94. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
95. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınakısıtlama kararı yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
96. Başvurucu, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerletutukluluğunun devam ettirildiğini ve tutukluluğunun makul süreyi aştığınıileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca tutukluluğa itirazlarının gerekçesiz olarakreddedildiğini, itiraz dilekçelerinde ileri sürdüğü hususlara cevapverilmediğini, bu suretle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediğinibelirterek Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
b. Değerlendirme
97. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
98. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının özütutukluluğunun ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle devam ettirilmesineilişkindir. Bu itibarla başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıbağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
99. Başvurucunun tutuklanmalarına neden olan suçlama, Türkiye'deolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren, temel olay olan 15 Temmuz darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve silahlı bir terörörgütü olduğu kabul edilen FETÖ/PDY üyesi olduğuna ilişkindir. Başvurucununtutukluluk sürecinde olağanüstü hâl devam etmiştir. Bu itibarla başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aşıp aşmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutukluluk süresinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri başta olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecektir (bkz.Erdal Tercan ([GK], 2016/15637,12/4/2018, § 188).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
100. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 16/3/2019tarihinde kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihitibarıyla (kararın tebliğ süresi de dikkat alındığında) tazminat talebindebulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde öngörülen dava açma süresigeçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindekitazminat yolunun başvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıylabaşvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte, tüketilmesi gereken birbaşvuru yolunun bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının diğerkabul edilemezlik kriterleri yönünden incelenmesi gerekir.
(1) Genel İlkeler
101. Genel ilkeler için bkz. ErdalTercan (§§ 190-200) kararı.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
102. Başvurucu 25/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul1. Sulh Ceza Hâkimliğince 29/7/2016 tarihinde tutuklanmış, 10/4/2018 tarihindemahkumiyetine karar verilmekle tutukluluk hâli sona ermiştir. Buna görebaşvurucunun tutukluluk süresi 1 yıl 8 ay 15 gündür.
103. Başvurucu kamu makamlarınca ve yargı organlarınca darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ilebağlantılı olduğu belirtilen basın mensuplarıyla ilgili olarak İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğu sulhceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi tarafından verilentutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir. Yukarıda tutuklamanınhukukiliğinin incelendiği bölümde başvurucunun Bylockkullanmasının ve örgüt liderinin talimatı sonrasında Bank Asya'ya parayatırmasının kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemeyeceğini sonucuna varılmıştır.
104. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına,adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir.
105. Türk yargı organlarınca FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarınıele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümreeliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultudamevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu kabuledilmektedir (ilgili kararların bir kısmı için bkz.Selçuk Özdemir, §§ 20, 21; AlparslanAltan [GK],B. No: 2016/15586, 11/1/2018 § 10).
106. FETÖ/PDY, bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzerefarklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurkendiğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen deyasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle dekamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanmaniteliğindedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26).
107. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği, başvurucununüyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilenörgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olaylarınözellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındakigerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanınmeşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutuklulukhâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili veyeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
108. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, darbe teşebbüsününbaşlamasıyla birlikte doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere veyaFETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere- kamu kurumlarındakiörgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibifarklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelik olarak dasoruşturmalar yapılmış ve bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişihakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdekisoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğukonusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52).
109. Başvurucunun üyesi olduğu iddia edilen örgütün özellikleri,bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, bu türdekisoruşturmaların yürütülmesinin -diğer soruşturmalara göre- zorluğu vebaşvurucunun yargılandığı davada Mahkemece yaklaşık 2 ay arayla toplam 10duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların ve tanıkların dinlendiği, sairdelillerin toplandığı görülmektedir. Bu itibarla genel olarak davanınyürütülmesinde derece mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibiyargılamada özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
110. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturmasürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkatealındığında 1 yıl 8 ay 15 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
111. Açıklanan gerekçelerle açık bir ihlalin bulunmadığısonucuna ulaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
112. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkındatutukluluğun devam ettirilmesi suretiyle yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve19. maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden,15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
5. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
113. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin makul olmayanaralıklarla, mahkeme önüne çıkarılmaksızın gerçekleştirildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
114. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri (§§ 326-359) kararında; 15 Temmuz 2016 tarihindeyaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl dönemindeortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörleilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin belirlibir süre duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemdetemel hak ve özgürlüklerin güvence rejimini düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesikapsamında meşru görülebileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan kararında; bu kapsamdayaptığı incelemede darbe teşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsü,teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörle bağlantılısuçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekiz aya kadarhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl döneminde kişihürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
115. Somut olayda başvurucu 29/7/2016 tarihinde tutuklanmış,yaklaşık 8 ay sonra 27/3/2017 tarihinde hâkim önüne çıkarılmıştır. 27/3/2017tarihinden sonra 27/4/2017, 6/7/2017, 24/10/2017, 4/12/2017, 5/12/2017,6/2/2018, 22/2/2018, 15/3/2018, 10/4/2018 tarihlerinde yapılan duruşmalarabaşvurucunun müdafiiyle birlikte katıldığı ve bu duruşmalarda tutuklulukdurumunun incelendiği görülmektedir. Tutuklama konusu suçun niteliği vetutukluluğun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın devam ettirildiği sürelerdikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı ve farklı birdeğerlendirme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
116. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tahliye Taleplerinin ve Tutukluluğun DevamıKararlarına Yapılan İtirazların Kısa Sürede Karara Bağlanmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
117. Başvurucu, tahliye taleplerinin ve tutukluluğun devamıkararlarına karşı yaptığı itirazların kısa sürede karara bağlanmadığını ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
118. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tahliye taleplerive itirazın reddi kararları üzerinden bir inceleme yapılmıştır.
i. Tahliye Talepleri Yönünden
119. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıgereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir.
120. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik tahliyetalebinin kısa sürede karara bağlanmaması şeklindeki müdahale, tahliyetalebinin reddedilmesiyle birlikte sona erer. Bu nedenle bireysel başvurununtahliye talebinin reddedilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
121. Somut olayda başvurucunun 21/9/2016 tarihli tahliye talebi28/9/2016 tarihinde, 24/10/2016 tarihinde yaptığı tahliye talebi 28/10/2016tarihinde, 22/11/2016 tarihinde yaptığı tahliye talebi 29/11/2016 tarihinde,22/12/2016 tarihinde yaptığı tahliye talebi 30/12/2016 tarihinde, 21/2/2017tarihinde yaptığı tahliye talebi 28/2/2017 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucununtahliye taleplerinin geç incelendiği hususunu bu tahliye talebinin reddikararlarına itiraz ettiği sırasıyla 6/10/2016, 14/11/2016, 12/12/2016, 9/1/2017tarihlerinde, 28/2/2017 tarihli tahliye talebinin reddini ise en geçtutukluluğunun devamına karar verildiği 31/3/2017 tarihinde öğrendiğinin kabuledilmesi gerekir. Ancak başvurucu, bu tarihlerden itibaren otuz günlük başvurusüresi geçtikten sonra 16/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
122. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. 17/8/2016, 9/9/2016,11/10/2016, 19/10/2016 22/11/2016, 30/12/2016, 12/1/2017, 27/7/2017, 6/9/2017,20/9/2017, 24/10/2017, 20/11/2017, 20/12/2017 ve 25/1/2018 Tarihli Tutukluluğaİtirazın Reddi Kararları Yönünden
123. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik tutukluluğundevamı kararına yapılan itirazın kısa sürede karara bağlanmaması şeklindekimüdahale, tutukluluğa itirazın reddedilmesiyle birlikte sona erer. Bu nedenle bireyselbaşvurunun tutukluluğa itirazın reddedilmesinden itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir.
124. Somut olayda 17/8/2016, 9/9/2016, 11/10/2016, 19/10/201622/11/2016, 30/12/2016, 12/1/2017 tarihlerinde tutukluluğunun devamıkararlarına yapılan itirazlar reddedilmiştir. Somut olayda anılan itirazınreddi kararlarının başvurucuya ne zaman tebliğ edildiği tespit edilememeklebirlikte başvurucunun itirazın reddi kararlarından en geç tutukluluk hâlinindevamına karar verildiği 31/3/2017 tarihli duruşmada haberdar olduğunun kabuledilmesi gerekir. Zira tutukluluğuna devam kararı verilmiş olmakla başvurucu,itirazlarının olumlu sonuçlanmadığını anlamış olmaktadır. Ancak başvurucu1/4/2017tarihinden itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 16/6/2017tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diğer taraftan 27/7/2017, 6/9/2017,20/9/2017, 24/10/2017, 20/11/2017, 20/12/2017, 25/1/2018 tarihli itirazın reddikararlarının da başvurucuya ne zaman tebliğ edildiği tespit edilememeklebirlikte başvurucunun anılan itirazlarının reddedildiğinden en geç tutuklulukhâlinin devamına karar verildiği 6/2/2018 tarihli duruşmada haberdar olduğununkabul edilmesi gerekir. Zira tutukluluğuna devam kararı verilmiş olmaklabaşvurucu, itirazlarının olumlu sonuçlanmadığını anlamış olmaktadır. Ancakbaşvurucu bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra29/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
125. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. 22/2/2018 Tarihli İtirazın Reddi KararıYönünden
126. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
127. Somut olayda başvurucu 6/2/2018 tarihli tutukluluğundevamına ilişkin karara 13/2/2018 tarihinde itiraz etmiş, itirazı dokuz günsonra 22/2/2018 tarihinde reddedilmiştir. Söz konusu dokuz günlük süreninAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile düzenlenen kısa sürede kararverilmesi zorunluluğu ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
128. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
129. Somut olayda uygulanabilir nitelikte olan Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
7. Tutuklulukİncelemeleri Yapan Mahkemelerin Kanunla Kurulmuş, Tarafsız ve Bağımsız Mahkemeİlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
130. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin karar veren ve bu kararlaraitirazı inceleyen ağır ceza mahkemelerinin siyasi amaçlarla kurulduğunu,kurulduğu tarihten önce işlenmiş siyasi suçları kovuşturmaklayetkilendirildiğini, üyelerinin siyasi bir kurum olan HSYK tarafından özel olarakseçildiğini, tahliye kararı veren hâkimlerin görevden alındığını belirterek bumahkemelerin kanunla kurulmuş, tarafsız ve bağımsız mahkeme ilkelerine aykırıolduğunu ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
131. Somut olayda genel bir kanuni düzenlemeye dayanılarak veHSYK tarafından yapılan atama sonucunda ilgili hâkimlerin anılan görevleriyaptıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle gerçekliği ve niteliği kesin olaraktespit edilemeyen olgulardan, siyasi tartışmalarda ortaya konulan değerlendirmeve yorumlardan hareketle başvurucuya yönelik somut, ön yargılı bir işlem vetutum gösterilmeksizin ilgili hâkimlerin siyasal veya kişisel nedenlerlebağımsız ve tarafsız davranmadıklarını kabul etmek mümkün değildir. Öte yandanbu mahkemelerin ihtilafın doğmasından sonra kurulan mahkemeler olmayıp görev veyetkileri daha önceden kanunla belirlenmiş mahkemeler olduğu dikkatealındığında başvurucunun iddiasının makul ve kabul edilebilir olmadığı,dolayısıyla bu iddia yönünden açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı sonucunavarılmıştır (benzer yönde bkz. Mustafa Başerve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, § 131).
132. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
133. Somut olayda Anayasa'nın uygulanabilir nitelikte olan 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
B. Basın Kartının İptalEdilmesi Nedeniyle İfade ve Basın Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
134. Başvurucu; sarı basın kartının iptal edilmesinin yasaldayanağı olmadığını, çalıştığı basın kurumunun yayınları nedeniyle ayrımcı birşekilde basın kartının iptal edildiğini belirterek ifade ve basın özgürlüğününiptal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
135. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
136. Sarı basın kartlarının iptali işleminin idari bir işlemniteliğinde olduğu açıktır.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari YargılanmaUsulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemlerin yetki, sebep, şekil, konu veamaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması nedeniyle menfaatleri ihlaledilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilmiştir. Ayrıca idariyargıdaki yerleşik uygulamaya göre idari işlemin iptal edilmesi hâlinde hukukaaykırı olan idari işlem geriye yürür biçimde ortadan kalkar ve hukuka aykırıişlemin yapılmasından önceki duruma dönülür (benzer yönde bkz. Danıştayİçtihadı Birleştirme Kurulunun 9/7/1966 tarihli ve E.1965/21, K.1966/7 sayılıkararı). Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkate alındığındaulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinihaiz olduğu görülen iptal davası başvuruyolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna varılmıştır.
137. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına alınma işleminin hukuka aykırı olması ve gözaltısüresinin makul olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tahliye taleplerinin ve tutukluluğun devamı kararlarınayapılan itirazların kısa sürede karara bağlanmaması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın tahliye talepleriyönünden süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tahliye taleplerinin ve tutukluluğun devamı kararlarınayapılan itirazların kısa sürede karara bağlanmaması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın 22/2/2018 tarihlikararın dışındaki diğer tutukluluğa itirazın reddi kararları yönünden süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
8. Tahliye taleplerinin ve tutukluluğun devamı kararlarınayapılan itirazların kısa sürede karara bağlanmaması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın 22/2/2018 tarihliitirazın reddi kararı yönünden açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutukluluk incelemeleri yapan mahkemelerin kanunla kurulmuş,tarafsız ve bağımsız mahkeme ilkelerine aykırı olması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Basın kartının iptal edilmesi dolayısıyla ifade ve basınözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.