TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
EMRE SAKARYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/2743)
Karar Tarihi: 19/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Abdullah UÇAR
Başvurucu
:
Emre SAKARYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğunmakul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca 24/12/2019 tarihinde tutuklamanın hukukiolmadığı ve tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti dışındaki iddialaryönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanınhukukiliğine ve tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin kısmının kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adliyardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Başvurucu, teğmen rütbesiyle sözleşmeli subay olarakgörev yapmaktayken darbe teşebbüsüne yönelik soruşturmalar kapsamında 21/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
11. Başvurucu 23/7/2016 tarihinde kolluk görevlilerineifade vermiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazırbulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...15.07.2016 günü yukarıdaadresini vermiş olduğum işyerime mesai başlangıcında geldim ve mesai bitiminekadar görev yaptım. Mesai bitimi ... yerde bulunan, bekâr evime geldim. Bu evdemeslektaşım ve devrem olan Teğmen R.C. ile birlikte kalmaktayız. Ben evegeldikten sonra bir müddet dinlendim. Saat 22.30 sıralarında bölük olarakkullandığımız WahtsAppta Muhabere 2015 grubuna Bölük Komutan Vekilimiz olanMuhabere Üsteğmen E.Ç. mesaj attı. Bu mesajda kendisi Tabur Komutanının emriolduğunu söyleyerek acil olarak mesaiye gelmemizi söylüyordu. Bir müddet sonraE.Ç. üsteğmen beni telefonla arayarak geliyormusun diye sordu. Bende bununüzerine hazırlanarak ev arkadaşım olan Teğmen R.C. ile birlikte kendisine aitWolkswagen Jetta marka gri renkli arabası ile, işyerine gittik. Taburagirdiğimizde savaş uçaklarının seslerini duydum. Tabura geldiğimizde saat 22.45civarıydı. Koğuşlar bölgesine giderken Üsteğmen E.Ç. ile karşılaştım ve bizekoğuşa çıkarak beklememizi söyledi. Bizde koğuşa çıkarak bekledik. Daha sonraÜsteğmen E.Ç. yanımıza gelerek kamuflaj elbiselerimizi giymemizi söyledi. Birmüddet sonra Tabur Komutanı olan Kurmay Yarbay M.B. yanımıza geldi. Kendisinene olduğunu sorduk. Kendisi bize merak etmeyin içiniz ferah, olsun dedi. Dahasonra E. Üsteğmen depolardan beylik silahlarımızı ve G3 piyade tüfeklerinialmamızı söyledi. Depoya giderek beylik silahımı ve kendi üzerime zimmetli olanG3 tüfeğimi aldım. 25 tabanca mermisi verildi. G3 tüfeği boştu. Koğuşlarbölgesine çıktım. Burada E. Üsteğmen tabancalara mermileri basmamızı söyledi.Tabur Komutam geldi. Burada içtima yapıldı. içtima da Bölük Komutanı ÜsteğmenE.Ç. ve Tabur Komutanı Muhabere Kurmay Yarbay M.B. vardı. Her ikisi de o günnöbetçi değildi. İçtima alanına toplananların tamamı teğmen idi. İçtimasırasında gerek Bölük Komutanı veya Tabur Komutanı tarafından bizlere hitabenbir açıklama ya da konuşma yapılmadı. Sadece arkadaşlardan ne olup bittiğinisoranlar oldu. Onlara da içlerini ferah tutmalarını söyledi. Ayrıca araçlarabinmemizi söyledi. İçimizden kimlerin yanında özel araçlarının olduğunu sordu.Araçları yanında olanlar el kaldırdı. Daha sonra bizleri araçlara yönlendirdi.Oradan araçların bulunduğu otoparka yöneldik. Aracı olan arkadaşların ki buaraçlar yaklaşık olarak 8-9 araçtı araçlara bindik. Tabur Komutanı ve BölükKomutanı aynı özel araca bindi. Ayrıca aynı araca Teğmen L.I. ve M.D. de bindi.Bende aynı yerde görev yaptığımız Teğmen R.C. nin Wolksvagen Jetta marka griaracına bindim. Araçta benimle beraber Teğmenler R.C., Z.A.Ö. vardı. BölükKomutanı ve Tabur Komutam önde bizler arkada peşpeşe Samsun Yolu nizamiyedenbilmediğimiz bir yöne doğru gitmeye başladık. Saat 23.50 civarıydı. Nizamiyedençıkarken bizlere karşı bir uyarı olmadı. Bu yolculuk yaklaşık bir saat sürdü.Buradan Ankara Kazan ilçesinde bulunan 4. Ana Jet Üssüne geldik. Giderkennereye gittiğimiz bize söylenmedi. Giderken yolda E. Üsteğmen araçlarda yüz kmgidebilecek, yakıt olup olmadığını sordu. Kapıda bizi daha önce hiç görmediğimbir Subay karşıladı. Bizleri içeriye aldı. Buraya ilk defa geliyordum. Bir süreiçeri de araçlarla ilerledikten sonra araçlardan indik. Giderken nizamiyekapısında bir özel kıyafetli tam teçhizattı komando gördüm. Bu [komando] araçları sayıyordu.Araçlardan indikten sonra Tabur Komutanı ile bizi karşılayan subayınkonuştuğunu gördüm. Ne konuştuklarını duymadım. Burada Bölük Komutanımız bizigruplara ayırdı. Benim olduğum grupta dokuz teğmen vardı. Bu grubu bir havacıteğmen alarak bir binanın yanına götürdü ve bizi binanın çevresine üçerligruplar halinde dağıttı. Ben, Teğmenler M.F.C. ve V.K. ye gelen rütbeli subayolursa girişlerin ön kapıdan olacağını söylememizi istedi. Bizim bulunduğumuzbölümde tel örgülü bir giriş kapısı vardı ve kapalıydı. Saat 01.30 itibariyleburada beklemeye başladık. Bu bekleme saat 05.30 civarına kadar sürdü. Ayrıcabir havacı teğmen yanımıza gelerek bana ve yanımdakilere dolu birer adet G 3şarjörü verdi. Bu 3-4 saat zaman zarfında bulunduğumuz yerden kalkış ve inişyapan savaş uçakları gördüm. Bu arada bize yemek dağıttılar. Silah sesleriduydum. Beklerken bir ara yanımıza Tabur Komutanı geldi. Kendisine ne olduğunusorduk. Kendisi de bize amirlerimizin emirlerini dinlememizi ve buradabeklemeye devam etmemizi söyledi. Yine burada beklerken WhatsApp grubundanTeğmen F.K. nin attığı mesajı fark ettik. Bu mesajda Eğitim Merkez Komutanınınböyle bir emir vermediğini, bunun illegal olduğunu yazıyordu. Bu andan itibarenbiz nöbeti bırakarak girişin orada bulunan bir binaya girdik. Bu binada üstdüzey rütbeli subaylar vardı. Gördüğüm kadarıyla içlerinde bir Tümgeneral, birTuğamiral, bir brövesi olan komando Albay vardı. Bu subaylar içeride ayrı biroda vardı ve oraya girip çıkıyorlardı. Ayrıca sivil kıyafetli kişiler de vardı.Saat 04,00-05.00 sıralarında Teğmen M.Y. nin Eğitim Merkez Komutanı olanTümgeneral E.A. ile telefonla konuştuğunu ve kendisinin bizlerin cangüvenliğimizi korumamızı, MEBS Okuluna gelmemizi, kendisinin verilen bu emirdenhaberinin olmadığını söylediğini duydum. Sabaha doğru bizimle beraber olanTeğmen K.A. ayrı bir WhatsApp grubu oluşturdu. Bu grubun, adı '1' di. Bu grubuoradan kaçmak için ve birbirimizle irtibatı sağlamak için kurdu. Bu grupta çoksayıda Teğmen ile hatırladığım kadarıyla Yarbay A.A., E. Binbaşı (soyadınıhatırlamıyorum), Bölük Astsubayı İ.A vardı. Bu üst rütbeliler MEBS okulundabulunuyordu. Bu gruba bizi 4. Ana Jet Üssüne götüren Bölük ve TaburKomutanının, haberleri olmaması için dahil edilmedi. Kaçmak için uygun bir anbekledik. Artık ne olduğunu anlamıştık. Hava aydınlanmıştı. Saat 09.30sıralarında F-16 uçakların kalkış pistlerini bombaladıklarını gördüm. Hepimizpanik halinde kaçıştık. Daha sonra altı teğmen arkadaş ile birlikte TeğmenC.K.ye ait otoparkta bulunan citroen nemo marka gri renkli aracına binerekoradan ayrıldık. Bu araca bir de asker olduğunu tahmin ettiğim sivil kıyafetlibir kişi daha binmişti. Nizamiyeden çıkarken bize zorluk çıkaran olmadı.Buradan MEBS okuluna gittik. MEBS okuluna geldiğimizde samsun nizamiyedengirdik ve saat 10.30 sıralarıydı. Gelirken verilen bir şarjör mermisişarjörüyle birlikte orada bıraktım. Geldikten sonra beylik tabancasını veiçerisinde 13 mermiyi birliğe teslim ettim. Kalan 12 mermilik şarjör hücumyeleğindeydi. Bunları ve G3 tüfeği, başlık ile birlikte Teğmen K.O. nun siyahgolf aracına koymuştum. Bu araç çıkarken polislere denk gelmiş ve aldığım 12mermi, şarjörü, başlık, hücum yeleği ve G3 tüfeğe el konulmuş.
Ben bu olaylar sırasında ve sonrasındane tabancayı ne de G3 tüfeği kesinlikle kullanmadım. Diğer arkadaşlarla taburbinasına geçerek burada beklemeye başladık. O gün yani 16.07.2016 günü tabur dakaldım. Bizi çıkartmadılar. İdari tahkikat başlatıldı. 17/18/19/20.07.2016tarihlerinde MEBS Okulunda idim. Dışarıya çıkartılmadım. 21.07.2016 günü deMerkez Komutanlığı aracılığıyla polise teslim edildim.
Bana sormuş olduğunuz sorularaiçtenlikle ve samimi bir şekilde cevaplar verdim. Benim kesinlikle belirtilenbu örgütle hiçbir şekilde ilgim ve alakam yoktur... "
12. Başvurucu, diğer şüpheliler ile birlikte AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca anayasayı ihlal suçundan tutuklanması istemiyle24/7/2016 tarihinde Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
13. Başvurucunun sorgusu Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince24/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazırbulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur.
14. Başvurucu, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 24/7/2016 tarihinde üzerine atılı suçlardan tutuklanmıştır.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler Emre Sakarya,...üzerine atılı bulunan Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren FETÖ/PDY örgütüüyesi olduğu ileri sürülen içerisinde asker, polis, kamu görevlisi ve sivilkişilerin bulunduğu silahlı ve silahsız kişilerin işbirliği içerisinde darbegirişiminde bulunarak 240 kişinin şehit edilmesine, 2000'e yakın kişininyaralanmasına, kamu mallarının tahrip edilmesine neden oldukları eylemlerin tümülke geneline sirayet ettiğine ilişkin bilgi, belge ve yaşanan olaylar,yakalama tutanakları ve tüm dosya kapsamındaki somut delillere göresoruşturmanın henüz tamamlanmadığı gibi darbeye kalkışan kişilerle alakalıdelillerin henüz toplanamadığı, bir kısım şüphelilerin kaçma girişimlerindebulunduklarının da bilindiği, bu nedenle şüphelilerin kaçma ve delillerikarartma ihtimallerinin mevcudiyetinin kabulünün gerektiği, açıklanannedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun 100. maddesiile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamındaisnat olunan suçlar ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun101 maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmasına ... [karar verildi.]"
15. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, itirazı inceleyenAnkara 7. Sulh Ceza Hâkimliği 8/8/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin24/7/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı tutuklama kararları ve bu kararlaradayanarak 2016/103590 soruşturma sayılı evrakın incelenmesinden, Ankara 6. SulhCeza Hâkimliğinin 24/7/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı tutuklamakararlarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tutuklularve tutuklu-şüpheli müdafilerinin itirazlarının reddine...[karar verildi.]"
16. Başsavcılık 31/3/2017 tarihli iddianamesi ilebaşvurucunun anayasayı ihlal, yasama organını ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terörörgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla aynı yer ağır ceza mahkemesindekamu davası açmıştır. İddianamede darbe teşebbüsü ve arkasındakiyapılanma olan FETÖ/PDY hakkında ayrıntılı bilgilere, darbenin kontrol merkezikonumunda bulunan Akıncı Üssü'nde görev yapan başvurucuya yönelik suçlama vedelillere yer verilmiştir.
17. İddianamenin başvurucu ile ilgili bölümünde şuifadelere yer verilmiştir:
"...Şüpheli Emre Sakarya'nınFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu, suç tarihinde Kara KuvvetleriKomutanlığı MEBS Komutanlığı'nda teğmen rütbesiyle görev yaptığı, darbeninyönetim merkezi olan Akıncı Üssü'nde mesainin saat 14:00 sıralarındabitirildiği, darbe faaliyetine katılması uygun görülmeyen personelin evlerinegönderildiği, Akıncı Üssü nizamiyelerine giriş çıkışı kontrol etmek amacıyladarbeci askerlerin yerleştirildiği, darbe faaliyeti ile ilgisi olmayan asker vesivil kişilerin Akıncı Üssü'ne girilmesine müsaade edilmediği, şüphelinin darbefaaliyeti sırasında görev ve yetkisi olmadığı halde, MEBS Komutanlığı'ndayarbay rütbesiyle tabur komutanı olarak görev yapan ve Akıncı Yöneticilerbölümünde iddianamesi yazılan şüpheli M.B.nin yönlendirmesiyle 16/7/2016tarihinde saat 00:00 sıralarında Akıncı Üssü'ne geldiği, nizamiyeden girişyaptığı, yapılan iş bölümü gereği Akıncı Üssü'nde tel örgülü giriş kapısınınyakınında, tel örgülerin iç kısmında güvenlik nöbeti tuttuğu, darbecilertarafından verilen görevleri yerine getirdiği ve darbe faaliyetine bu şekildeiştirak ettiği, şüphelinin savunması, diğer taraf beyanları, MASAK raporu, HTSanaliz raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, şüphelinin FETÖ/PDY SilahlıTerör Örgütü Üyesi olarak aşağıda açıklanan atılı suçları işlediği tüm dosyakapsamından anlaşılmıştır..."
18. İddianamede ayrıca başvurucu hakkında beyanda bulunanbazı kişilerin anlatımlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili kısmışöyledir:
- R.C. alınan ifadesinde "...Muhabere 2015whatsaap grubuna bölük komutan vekili olan üsteğmen E.Ç. tarafından acilenmesaiye gelin diye mesaj attı. İki dakika sonra sorgulamayın acilen gelinşeklinde bir mesaj attı. Daha sonra ev arkadaşım olan Emre Sakarya‘yı aldıktansonra saat 22.40 sıralarında nizamiyeye girdim. Üzerimizi değiştirmek içinyukarı çıkarken E.Ç. üsteğmen acele edin oyalanmayın diye uyardı..."şeklinde beyanda bulunmuştur.
- Z.A.Ö. alınan ifadesinde "...Tabur Komutanı veBölük Komutanı aynı özel araca bindi. Bende aynı yerde görev yaptığımız TeğmenR.C.nin gri aracına bindim. Araçta benimle beraber Teğmenler R.C. ve EmreSakarya vardı. Bölük Komutanı ve Tabur Komutanı önde bizler arkada peş peşeSamsun yolu nizamiyeden çıkarak bilmediğimiz bir yöne doğru gitmeyebaşladı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
- V.K. alınan ifadesinde "...Biz buraya taburkomutanımız yarbay M.B.nin önderliği ve talimatıyla getirildik. İçeri girdiktensonra bir müddet araçlarımızda bekledik, daha sonra araçlar inerek bizleriüçerli ve dörderli gruplar haline getirilerek üstte görevlendirildik, bendeyanımda bulunan Emre Sakarya ve F.C. isimli arkadaşlarımla jetlerin kalkmışolduğu piste yakın bir yerde görev aldık ..." şeklinde beyandabulunmuştur.
19. İddianame Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)kabul edilerek E.2017/43 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.Mahkeme 14/4/2017 tarihinde yaptığı tensiple birlikte başvurucu ile birlikte450 sanığın tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar..., EmreSakarya,... üzerlerine atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üstsınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair olay tutanakları, kamerakayıtları, HTS analiz raporları, MASAK raporları, tanık beyanları, müştekibeyanları, ölü muayene otopsi tutanakları, arama el koyma yakalama tutanakları,sabit hat telefon ve telsiz konuşma tutanakları, bilirkişi raporları,birleştirilmiş hava hareket tespit tutanakları, muharip üst tespit tutanakları,suç tarihinde görevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamerekayıtları ve fotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, siber suçlar raporu,polis kriminal raporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçlarınCMK.nun100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi,delillerin henüz toplanmamış olması, sanıklar hakkındaki tutuklama tedbirinineylemlerle orantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağıanlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"
20. Mahkeme 28/4/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşma vesonraki celselerde savunmaları almış, bir kısım müşteki ve tanıkları dinlemişve duruşma sonlarında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
21. Mahkemece 17/11/2017 tarihinde yapılan duruşmadabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ..., EmreSakarya, ... üzerlerine atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üstsınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair olay tutanakları, kamerakayıtları, HTS Analiz raporları, MASAK raporları, tanık beyanları, müştekibeyanları, Ölü Muayene Otopsi Tutanakları, Arama El Koyma Yakalama Tutanakları,sabit hat telefon ve telsiz konuşma tutanakları, bilirkişi raporları,birleştirilmiş hava hareket tespit tutanakları, Muharip Üst Tespit Tutanakları,suç tarihinde görevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamere kayıtlarıve fotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, Siber Suçlar raporu, poliskriminal raporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçların CMK.nun100/3-amaddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, delillerin henüztoplanmamış olması, sanıklar hakkındaki tutuklama tedbirinin eylemlerleorantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağıanlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"
22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 5.Ağır Ceza Mahkemesince 11/12/2017 tarihinde reddedilmiştir.
23. Başvurucu 10/1/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur
24. Mahkeme, sonraki celselerde benzer gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Mahkeme son olarak25/6/2020 tarihli duruşmada başvurucunun da aralarında olduğu tutuklusanıkların tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... üzerlerine atılı suçlarınniteliği, yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kuvvetli suç şüphesininvarlığına dair olay tutanakları, kamera kayıtları, HTS Analiz raporları, MASAKraporları, tanık beyanları, müşteki beyanları, ölü muayene otopsi tutanakları,arama el koyma yakalama tutanakları, sabit hat telefon ve telsiz konuşmatutanakları, bilirkişi raporları, BHHM kayıtları ve tutanakları, suç tarihindegörevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamera kayıtları vefotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, siber suçlar raporu, polis kriminalraporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçların CMK.nun100/3-a maddesi sayılansuçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, sanıklar hakkındaki tutuklamatedbirinin eylemlerle orantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağı anlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"
25. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla ilk derece mahkemesinde derdest olup başvurucunun tutukluluk durumudevam etmektedir.
IV. İLGİLİHUKUK
26. İlgili hukuk için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 107-162.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somutolgular ortaya konulmadan ve adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağıtartışılmadan tutuklanmasına karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık görüşünde tutuklama kararlarında adlimercilerin tutuklamaya yönelik gerekçelerinin belirtilmiş olduğu, tutuklamayadair verilen kararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucununtutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca terörsuçlarının soruşturulmasının kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabıraktığı, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmaması gerektiği belirtilmiştir.
30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında herhangibir kişiselleştirme yapılmadan ve kendisiyle ilgisi olmayan delilleredayanılarak tutuklandığını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
a. UygulanabilirlikYönünden
33. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik veya olağanüstühallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyete katıldığıiddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gereklikılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 237, 238).
35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 58).
b. KabulEdilebilirlik Yönünden
(1) Genelİlkeler
36. İlgili genel ilkeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 243-257; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§38-45.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Başvurucu, darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyetekatıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında anayasayı ihlalsuçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100.maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
38. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
39. Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararındada başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olgularınbulunduğuna değinilmiş ancak bu somut olguların neler olduğu açıklanmamıştır(bkz. § 14).
40. İddianamede ise başvurucunun soruşturma aşamasındakiifadesine ve tanık beyanlarına dayanılarak başvurucunun tutuklanmasına esas alınantemel olguların; darbe teşebbüsüne ilişkin icra faaliyetlerinin başladığısaatlerde MEBS Komutanlığında yarbay rütbesiyle görev yapan ve darbeteşebbüsünün yöneticilerinden biri olduğu belirtilen M.B., nöbetçi olmadığıhâlde verdiği talimat üzerine başvurucu ve diğer sanıklarla görev yaptıklarıtaburda buluştuktan sonra birlikte silahlı ve kamuflajlı bir şekilde araçlarlateşebbüsün yönetildiği ana merkez olan Akıncı Hava Üssü'ne gittikleri veyapılan iş bölümü gereği üssün içerisinde bulunan giriş noktalarındabaşvurucunun nöbet tuttuğu hususlarına ilişkin tespitler olduğu anlaşılmaktadır(bkz. § 17).
41. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündekideğerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
42. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
43. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu, Türk hukuk sistemi içinde en ağırcezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
45. Somut olayda Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, kanunda suçailişkin olarak öngörülen yaptırımın ağırlığına göre kaçma şüphesininbulunmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 14).
46. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 6.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No:2016/40170, 16/11/2017, § 151).
48. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) de dikkate alındığında busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve19. maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
52. Başvurucu, gerekçesiz bir şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve bu şekilde keyfî olarak hürriyetten yoksunbırakılmaya devam edildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Bakanlık görüşünde başvuru konusu kovuşturmanınkarmaşıklığının değerlendirmede dikkate alınması gerektiği vurgulanmış vetutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğubelirtilmiştir.
54. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
55. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süreiçinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmadahazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
56. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. EsasYönünden
(1) Genelİlkeler
58. İlgili genel ilkeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 284-294.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
59. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış veAnkara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/7/2016 tarihli kararı ile tutuklanmıştır.Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâlidevam etmektedir. Buna göre başvurucunun tutukluluk süresi yaklaşık 4 yıl 4aydır.
60. 15 Temmuz darbe teşebbüsü kapsamında teşebbüsünyönetildiği ana merkez olan Akıncı Hava Üssü'ne darbe teşebbüsününyöneticilerinden biri olduğu belirtilen M.B. ve darbeye katılan diğersanıklarla birlikte giderek yapılan iş bölümü gereği kamuflajlı ve silahlıolarak üssün giriş ve çıkışlarında güvenliği sağlamak amacıyla nöbet tutmaklasuçlanan başvurucu, bu kapsamda anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsetme suçundan tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetlisuç şüphesi altında olduğu soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimlikleri vekovuşturma aşamasında Mahkeme tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlardaaçıkça belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesince de başvurucunun tutuklanmasınınhukuki olmadığı iddiası incelenirken suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerinbulunduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu hakkında tutuklama ve tutukluluğundevamı kararlarında atıf yapılan delillerin içeriği dikkate alındığındatutukluluğun ön şartı olan kuvvetli suç şüphesi yönünden Mahkeme kararlarınınaçıklayıcı ve yeterli olduğu görülmektedir.
61. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suçagöre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağına dayandığı görülmektedir (bkz. §§ 14, 21, 24).
62. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, 15 Temmuzdarbe teşebbüsünün ardından darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere yönelikolarak soruşturmalar yapılmış; bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişi hakkındagözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdeki soruşturmalarınve yargılamaların diğer ceza soruşturmalarına ve kovuşturmalarına göre daha zorve karmaşık olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 52)
63. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma sonunda başvurucu hakkında anayasayı ihlal, yasama organınıortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayateşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından düzenleneniddianame Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
64. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen darbeteşebbüsüne ilişkin soruşturmaların yürütülmesinin diğer soruşturmalara görezorluğu da dikkate alındığında (darbe teşebbüsüne ilişkin bilgiler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Savcılık tarafından 77 maktulün, 444mağdurun ve aralarında başvurucunun da olduğu 481 şüphelinin bulunduğusoruşturma 8 ay 10 günde tamamlanarak kamu davası açılmıştır. Yargılamayı yapanAnkara 4. Ağır Ceza Mahkemesince düzenli aralıklarla ve en geç üç ayarayla toplam 439 duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların,katılanların ve tanıkların dinlendiği, diğer delillerin toplandığıgörülmektedir. Bu itibarla genel olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesindeSavcılık ve derece mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibiyargılamada özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
65. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği ile birbütün olarak soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların özellikleri dikkatealındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin, tutukluluğundevamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen veiçerikte olduğu; dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bugerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucunavarılmıştır.
66. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesininyedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkinolarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.