TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ENGİN ÇOLAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/2490)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Engin ÇOLAK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptaldavasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının, kesin nitelikteki istinaf kararı üzerine temyizbaşvurusunda bulunulamaması nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 17/1/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler, Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler
6. Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ileolağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. M.B. [GK],B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 11-19.
B. BaşvuruKonusu Olaylara ilişkin Süreç
7. Başvurucu, hâkim olarak görev yaptığı sıradaFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantısıbulunduğu gerekçesiyle 23/7/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname(KHK) gereğince meslekten ihraç edilmiştir.
8. Kamu görevinden ihraç edilmesi üzerine başvurucu, barolevhasına avukat olarak yazılma talebiyle İstanbul Barosunabaşvurmuştur. Başvurucunun talebi baro levhasına kaydedilebilmek için aranankanuni şartların taşındığı gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği (TBB)tarafından kabul edilmiştir.
9. Söz konusu karar, Adalet Bakanlığı (Bakanlık)tarafından uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere TBB'ye gerigönderilmiştir.
10. TBB Yönetim Kurulu, önceki kararlarında ısrar ederekbaşvurucunun baro levhasına yazılmasına karar vermiştir.
11. Bakanlık, başvurucunun baro levhasına yazılmasınailişkin TBB kararının kesinleşmesi üzerine Ankara 14. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)TBB'ye karşı iptal davası açmıştır. Başvurucu, iptal davasında davalı TBByanında müdahil olarak yer almıştır.
12. Mahkeme, dava konusu işlemin iptaline kararvermiştir. Karar gerekçesinde; başvurucunun ihraç edilmesine sebep olan 667sayılı KHK gereğince yeniden kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği, avukatlıkmesleğinin önemi gereği TBB işleminin hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir.
13. İstinaf başvurusu, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12.İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) tarafından kesin olmak üzerereddedilmiştir. Kararda; Mahkeme kararına ek gerekçe ile başvurucunun İstanbul37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde FETÖ/PDY'ye üye olmak suçundan yargılamasının devamettiği, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesininüçüncü fıkrası gereğince başvurucunun yargılandığı suçun aynı maddenin birincifıkrasının (a) bendinde sayılan suçlardan biri olduğu, bu nedenle avukatlıkmesleğine alınmasına ilişkin kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilebileceğibelirtilmiştir.
14. Başvurucu 17/1/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
15. 1136 sayılı Kanun'un "Avukatlığakabulde engeller" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Aşağıda yazılı durumlardan birininvarlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :
a) Türk Ceza Kanununun 53 üncümaddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtandolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşısuçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet,irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma,hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtankaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmolmak,
...
Adayın birinci fıkranın (a) bendindeyazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunmasıhalinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonunakadar bekletilmesine karar verilebilir.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
17. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. HakkaniyeteUygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
1. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu; baro levhasına kayıt olmak için Kanun'daaranan şartların tamamını taşıdığını, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararıolmadığını, baro kaydının silinmesi sonucunda eğitim aldığı alanda çalışamadığıgerekçeleriyle çalışma ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu, yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın müdahilliktalebinin kabulünden önce verilmesi sebebiyle hukuki dinlenilme hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
20. Anayasa’nın iddianın incelenmesinde dayanılacak olan "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikayetinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adilyargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılıKanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikleTürkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiğibelirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenineklenmesinin amacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) düzenlenenadil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'dagüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6.maddesinin gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 22).
23. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemelerönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013).
24. Ancak temel hak ve özgürlüklere müdahalenin sözkonusu olduğu durumlarda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerininAnayasa'daki güvencelere etkisini nihai olarak değerlendirecek merci AnayasaMahkemesidir. Bu itibarla Anayasa'da öngörülen güvenceler dikkate alınarakbireysel başvuru kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilipedilmediğine ilişkin herhangi bir inceleme kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususun incelenmesi olarak nitelendirilemez (Şahin Alpay (2) [GK],B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 53).
25. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi çok istisnaidurumlarda temel hak ve özgürlüklerden biri ile doğrudan ilgili olmayan birşikâyeti kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin yasak kapsamınagirmeden inceleyebilir. Açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinintemelden sarsıldığı ve adil yargılama hakkı kapsamındaki usule ilişkingüvencelerin anlamsız hâle geldiği çok istisnai hâllerde, aslında yargılamanınsonucuna ilişkin olan bu durumun bizatihi kendisi usule ilişkin bir güvenceyedönüşmüş olur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinindeğerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiripgetirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinintemelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi, yargılamanın sonucunudeğerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi derecemahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik veadil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâlegetiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B.No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B., § 83).
26. Mahkeme, başvurucunun hakimlik mesleğinden ihraçedilmesinden sonra baro levhasına kayıt edilmesine ilişkin işlemi avukatlıkmesleğinin önemine vurgu yaparak kamu görevinden ihraç edilenlerin yeniden kamuhizmetine alınmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle iptal etmiştir. İstinafbaşvurusu sonrasında Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan incelemedebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza yargılamasınındevam ettiği belirtilmiştir.
27. Somut olayda başvurucunun baro levhasına yazılmaişleminin iptaline ilişkin kararın asıl gerekçesinin başvurucu hakkındayürütülen kovuşturma olduğu değerlendirilerek incelemenin bu gerekçe üzerindeyapılması uygun görülmüştür.
28. 1136 sayılı Kanun'un 5. maddesinin üçüncü fıkrasında,aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlardan hakkındakovuşturma bulunanların baro levhasına yazılma taleplerinin kovuşturma sonunakadar ertelenebileceği düzenlenmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de başvurucununFETÖ/PDY'ye üye olmak suçundan hakkında kovuşturma bulunduğuna dikkatçekmiştir.
29. Başvuruya konu olayda başvurucunun ileri sürdüğüiddiaya ilişkin olarak Bölge İdare Mahkemesi tarafından değerlendirme yapılmışve gerekçede, uygulanması gerekli olan mevzuat hükmü ayrıntılı şekildetartışılmıştır.
30. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derecemahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasınailişkin olup mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
32. Başvurucu her ne kadar müdahillik talebininyürütmenin durdurulması kararından önce verilmediğini, bu nedenle hukukidinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun yürütmenindurdurulması kararından önce müdahillik kararı verilmemesi nedeniyle hangihukuki argümanlarını ileri süremediğini ve bu durumun yargılamanın seyrininasıl değiştireceğini başvuru formunda belirtmediği için söz konusu iddiasınıtemellendiremediği değerlendirilmiştir.
C. HükmünDenetlenmesini Talep Etme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
33. Başvurucu, istinaf incelemesi sonucunda verilenkararın kesin olması sebebiyle temyiz başvurusunda bulunma hakkının elindenalındığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucununşikayetinin hükmün denetlenmesini talep etme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
35. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetiminde verdiği27/12/2018 tarihli ve E.2018/71, K.2018/118 sayılı kararıyla hükmündenetlenmesini talep etme hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenenhak arama hürriyeti ile güvence altına alındığına hükmetmiştir.
36. Anayasa Mahkemesi hükmün denetlenmesini talep etmehakkının Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ilegüvence altına alındığını ifade ettiği bu kararında, ayrıca Sözleşme'ninülkemizin de taraf olduğu ek 7 No.lu Protokol’ünün 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet ve cezalarındenetlenmesini talep hakkının güvenceye bağlandığını ve yine ülkemizin tarafolduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinin (5)numaralı fıkrasında da “Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkumiyet ve cezanınyasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesihakkına sahip olacaktır.” biçiminde benzer bir kurala yer verildiğini hatırlatmıştır.Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi yargılamanın konusu ceza mahkûmiyetiolduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacının daha da önemkazandığını, hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ceza hukuku alanındakikapsam ve sınırıyla diğer alanlardaki kapsam ve sınırının aynı olmayacağını, buyönüyle anılan hakkın bireyin temel hak ve özgürlüklerine daha ağırmüdahalelerin söz konusu olduğu ceza hukuku alanında daha geniş bir uygulamaalanı bulurken diğer alanlarda daha esnek uygulanabileceğini de vurgulamıştır(AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, §§ 11,14,18). Bir başka ifadeyleAnayasa Mahkemesi medeni hak ve yükümlülüklerin söz konusu olduğu hukuk yargısıile idari yargı alanında hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ceza hukukualanındaki anlam ve kapsamından ayrı değerlendirilebileceğini, uygulamanınfarklılaşabileceğini ifade etmiştir.
37. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesine yapılan birbireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlaledildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşme'nin ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).
38. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkı Anayasa'dayukarıda aktarılan hususlar çerçevesinde (bkz. §§ 35, 36) güvence altınaalınmış olmakla birlikte Sözleşme ve ülkemizin taraf olduğu ek protokoller,medeni hak yükümlülüklere ilişkin yargılama süreçleri (hukuk yargısı ile idariyargı alanı) yönünden söz konusu hakka dair bir güvence içermemektedir.Dolayısıyla medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar yönünden hükmündenetlenmesini talep etme hakkı Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanınındışında kalmaktadır. Bu bağlamda anılan hakka dair bir ihlal iddiasınınincelenebilmesi için yargılamanın ceza hukuku alanına ilişkin bulunması şarttır.
39. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer hususceza hukukunun çekirdek alanına müteallik olmamakla birlikte Anayasa'nın 36. ve38. maddeleri ile Sözleşme'nin 6. ve 7. maddeleri kapsamında suç ve cezalarailişkin güvenceler dâhilinde olduğu kabul edilen yaptırımlara/işlemlere dairyargılama süreçleridir. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işlemin hangikoşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalara ilişkin güvencelerkapsamında değerlendirilebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve AnayasaMahkemesi kararlarında açıkça ifade edilmiştir (Engel ve diğerleri/Hollanda[GK], B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976; Benham/BirleşikKrallık [BD], B. No: 19380/92, 10/6/1996; Anayasa Mahkemesi kararları içinbkz. D.M.Ç., B. No: 2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç., B. No:2013/4554, 15/12/2015; Selçuk Özbölük, B. No:2015/7206, 14/11/2018).Anılan kararlarda yer verilen ilkeler bağlamında bir suç isnadınındeğerlendirilmesine ilişkin yargılama olarak kabul edilen idari yargı veyahukuk yargısına ait uyuşmazlıklara yönelik ileri sürülen suçların ve cezalarınkanuniliği ilkesinin ihlali gibi iddialar ceza yargılamasına ilişkin güvencelerbağlamında değerlendirmeye alınabilmektedir. Bu perspektiften konu elealındığında ceza hukukunun çekirdek alanında bulunmamakla birlikte bir suçisnadı içerdiği kabul edilen uyuşmazlıklara yönelik olarak ileri sürülenhükmün denetlenmesini talep etme hakkının da suç ve cezalara ilişkinAnayasa ve Sözleşme'de yer alan güvencelerin sağlanması bağlamında ortak korumaalanı içinde kaldığını söylemek mümkündür.
40. Somut bireysel başvuruya konu yargılama sürecinin suçve cezalara ilişkin güvenceler kapsamında değerlendirilebilecek şekilde cezayargılamasına veya bir suç isnadına ilişkin bulunmadığı açıktır.
41. Bu hâle göre başvuru dilekçesinde ifade edilenistinaf incelemesi sonucu verilen karara yönelik hükmün denetlenmesini talepetme hakkı Anayasa ve Sözleşme’nin, Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinortak koruma alanı kapsamı dışında kaldığından bu hakka ilişkin ihlaliddiasının incelenmesi Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışındabulunmaktadır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/12/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.