TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN BEKAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7503)
Karar Tarihi: 18/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Ercan BEKAR
Vekili
:
Av. Erol USTA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Tirebolu Asliye HukukMahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı alacak ve tazminat davasının halensonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 3/10/2013 tarihinde Görele Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/11/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 12/12/2013 tarihli arakararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 16/1/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Park Teknik ElektrikMadencilik San. ve Tic. A.Ş., Park Enerji Ekipmanları Madencilik San ve Tic.A.Ş. ile Ciner Holding Grubu aleyhine Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinde (İşMahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, 1/1/1988 ilâ 10/4/2008 tarihleri arasındadavalı şirketlerde çalıştığını, 10/4/2008 tarihinde iş akdinin davalılartarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbartazminatı, ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı, yıllık izin ücreti alacağı,fazla mesai ücreti alacağı ve hafta tatili ücreti alacağının tahsilini talepetmiştir.
8. Mahkeme, 3/2/2011 tarih ve E.2008/115, K.2011/29 sayılıkararla davanın kısmen kabulüne, tazminat ve alacakların davalı Park EnerjiEkipmanları Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'dentahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar vermiştir.
9. Hüküm başvurucu ve davalı tarafından temyiz edilmiş olup,başvuru tarihinde temyiz incelemesi devam etmektedir.
10. Başvurucu, 23/5/2011 tarihinde Görele İcra MüdürlüğündePark Enerji Ekipmanları San. ve Tic. A.Ş. aleyhine toplam 98.652,07 TL'nintahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır.
11. Davalı tarafından alacak teminat altına alındığı için,1/8/2011 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi sonuna kadarilamın icrasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
12. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,7/11/2013 tarih ve E.2011/37518, K.2013/28666 sayılı ilamıyla, devralan şirketyönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, izin ücreti içinyasal faiz uygulanması gerektiği ve izin ücretinden takdiri indirimyapılamayacağı, ihbar tazminatının, hafta tatili ve mesai alacaklarının yasalfaizle tahsiline karar verilmesi gerektiği halde mevduat faiziyle tahsilinekarar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına kararvermiştir.
B. İlgili Hukuk
13. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
14. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
15. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarındaistisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleriarasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğanhukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde işmahkemeleri kurulur.”
16. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulüuygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları vetaraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devamolunarak esas hakkında hüküm verilir.”
17. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 3/10/2013 tarih ve 2013/7503 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Tirebolu Asliye HukukMahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı alacak ve tazminat davası sonunda3/2/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hükmün taraflarcatemyizi nedeniyle temyiz incelemesinin devam ettiğini, dava iş hukukuna dayalıolarak açılan bir dava olduğu için kısa sürede sonuçlanması gerektiğini,alacağını tahsil edemediğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava sonucunda davanın kısmenkabulüne karar verildiğini, ancak temyiz incelemesinin devam ettiğini, makulsürede yargılama yapılmadığını ileri sürdüğü anlaşılmışsa da başvuru tarihindensonra 7/11/2013 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesince hükmün bozulduğubelirlenmiş, değerlendirme buna göre yapılmıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuruya ilişkinolarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22. Başvurucu, iş akdinin işveren tarafından haksız feshinedeniyle açtığı alacak ve tazminat davasının halen devam ettiğini ve makulsürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
24. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
25. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
26. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
27. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38).
28. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
29. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla açılanbir dava bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
30. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
31. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
32. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
33. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından30/5/2008 tarihidir.
35. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
36. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireyselbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
37. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
38. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, § 47).
39. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İşçi alacaklarının ödenmesi amacıyla açılan alacak ve tazminatdavasında derhal bir yargı kararı verilmesinde işçinin önemli bir kişiselyararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesihususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir (B. No:2013/4701, 23/1/2014, § 48).
40. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış vebunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılamausulü getirilmiştir. Dolayısıyla işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesiamacıyla açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.
41. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
42. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusunun, iş akdinin işveren tarafından haksız feshedilmesinedeniyle tazminat ve alacakların ödenmesi istemine ilişkin olduğu, 30/5/2008havale tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensipzaptının tanzimi sonrasında, karar tarihi olan 3/2/2011 tarihinde kadar 13duruşma yapıldığı ve duruşma aralıklarının ortalama 2,5 ay olduğuanlaşılmaktadır.
43. Yargılama sürecinde, tensip zaptı sonrasında taraflarındelilleri toplanmış, tanıkları dinlenilmiş Ankara Nöbetçi İş Mahkemesinetalimat yazılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Raporungelmesinden sonra, başvurucu vekilinin rapora itirazı üzerine Mahkemece hizmetsüreleri yönünde talep edilebilecek ücretlerin hesaplanması için bilirkişidenek rapor alınmasına karar verilmiştir. Taraf vekilleri ek rapora da itirazetmişler, Mahkemece Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazılarak farklı birbilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Anılan rapora karşı beyanlarınalınmasından sonra 3/2/2011 tarihinde davanın kısmen kabulü yönünde hükümkurulmuştur.
44. Yargılama süreci içindebaşvurucu vekilinin mazeret beyan ederek katılmadığı duruşmaların olduğu, ancakanılan duruşmalarda bilirkişi raporlarının beklenmesine karar verildiği içinbaşvurucunun kusuru nedeniyle yargılamanın uzamadığı anlaşılmıştır. YineMahkemece bir duruşmada, hakim değişikliğigerekçesiyle dosyanın incelemeye alınmasına karar verildiği görülmüştür.
45. Mahkemece verilen kararın taraflarca temyizi üzerine,Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 7/11/2013 tarihinde hüküm bozulmuş olup,dava hâlihazırda derdesttir.
46. Davanın açıldığı tarihten bireysel başvurunun kararbağlandığı tarihe kadar yargılamanın altı yılı aşkın süredir devam ettiğianlaşılmaktadır.
47. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılamamakamlarının ilgili usuli imkânları kullanmaksuretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmeklebirlikte, başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisiolduğu tespit edilememiştir.
48. Söz konusu başvurunun konusu olan tazminat ve alacakdavasında yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olmaktan uzakolduğunu gösterdiği ve işçi alacağı ve iş hukukuna dayalı tazminat davalarınınniteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaatidikkate alındığında, altı yılı aşkın yargılama süresinin makul olmadığıanlaşılmaktadır.
49. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
50. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 30.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesinitalep etmiştir.
51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin altı yılıaşkın yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğusebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvurucuya takdiren 5.400,00 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
53. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
54. Başvuruya konu yargılamanın altı yılı aşkın bir süredirdevam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğigözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa süredesonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğininilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin ilgili Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.