TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN DİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/94)
Karar Tarihi: 8/6/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 13/10/2016-29856
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Muammer TOPAL
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Ercan DİN
Vekili
:
Av. Halil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddineilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) tarafından benzer davalardan farklı kararlar verilmesi nedeniyle eşitlikilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 18/1/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/2/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, askerlik vazifesini yapmak üzere 26/2/2010tarihinde birliğine katılmıştır.
8. Başvurucu 4/3/2010 tarihindeÇBR menüskopati şüphesiyle Isparta AskerHastanesine sevk edilmiş, yapılan muayene sonucunda sağ akut diz ACL rüptürü öntanısıyla MR tetkiki için Isparta Devlet Hastanesine sevkedilmiştir.
9. Başvurucunun 11/3/2010 tarihinde yapılan muayenesindedizindeki ödemin çözülmesinin beklenmesi için kendisine yedi gün istirahatverilmiştir.
10. Başvurucu 7/4/2010 tarihinde Derince Asker Hastanesine başvurmuş,ön çapraz bağ rüptürütanısı ile Gölcük Asker Hastanesine sevk edilmiş, burada sağ diz önçapraz bağ ameliyatı yapılarak kendisine üç ay hava değişimi verilmiştir.
11. Bundan sonra Kütahya ve Gölcük Asker Hastaneleri ile GATAKomutanlığı TSK Rehabilitasyon Merkezinde başvurucunun tedavisine devamedilmiştir.
12. Başvurucu hakkında, tedavi sürecinin sonunda GATA AskerHastanesi Sağlık Kurulunun 9/2/2011 tarihli raporu ile sağdiz patellafemoral eklem çıkığı ve sağ diz eklem kısıtlılığı teşhisiile ''B/58 F-2 askerliğe elverişlideğildir.'' kararı verilmiştir.
13. Başvurucu 9/5/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumunabaşvurarak kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmiş ancakbaşvurusu, maluliyetinin neden ve ne tesiriyle meydana geldiğine ilişkinherhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
14. Başvurucunun ret işleminin iptali istemiyle açtığı davadaAYİM Üçüncü Dairesi 6/12/2012 tarihli ve E.2012/1139, K.2012/2404 sayılıkararında, dava konusu işlemde belirtilen gerekçeyle davanın reddine kararvermiştir.
15. Başvurucu 14/1/2013 tarihli dilekçesi ile kararındüzeltilmesini istemiş, 25/3/2013 tarihli dilekçesinin ekinde koşu yaparkendizinin dönmesi sonucu hastaneye sevk edildiğine ilişkin Eğitim DoktrinKomutanlığınca verilen 14/3/2013 tarihli yazıyı ve 29/1/2013 tarihlidilekçesinin ekinde de olaya ilişkintanık beyanlarınıAYİM Üçüncü Dairesine ibraz etmiştir.
16. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli kararıyla başvurucununibraz ettiği belgelerin davanın esasını etkileyebilecek nitelikte olduğundanbahisle karar düzeltme istemini kabul ederek usule ilişkinişlemlerintamamlanmasına karar vermiştir.
17. AYİM Üçüncü Dairesi 4/4/2013 tarihli ara kararıyla,davacının koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıl teminedildiğine dair bilginin ve buna ilişkin varsa kaydın gönderilmesini istemiş;Eğitim Doktrin Komutanlığının 24/6/213 tarihli dilekçesi ile bilgi edinmebaşvurusu üzerine düzenlenen belgede yer alan bilginin ilgilinin kendi beyanıve birlikte eğitim gördüğü erlerin ifadesi doğrultusunda verildiği, olayın neşekilde ve nasıl meydana geldiğine ilişkin bilgi, belge, tutanak veya kaydınbulunmadığı bildirilmiştir.
18. AYİM Üçüncü Dairesi 11/7/2013 tarihli ara kararıyla 58'inciPiyade Eğitim Alay Komutanlığından başvurucunun koşu sırasında düştüğü yönündeifade veren üç erinKomutanlıkta askerlik yapıpyapmadıkları ile askerlik hizmeti yapmış iseler başvurucu ve bu kişilerin hangibölük veya bölüklerde askerlik hizmetini yaptıklarının bildirilmesini istemiş,ifade verenlerin başvurucu ile aynı dönemde ve aynı komutanlıkta askerlikhizmeti yaptığı Komutanlıkça bildirilmiştir.
19. AYİM Üçüncü Dairesi 18/9/2013 tarihli ara kararıyla GülhaneAskerî Tıp Akademisi Hastanesinden, başvurucunun askerliğe elverişsiz hâlegelmesine neden olan rahatsızlığının sağ diz ön çapraz bağ ameliyatı ileilgisinin veya bu rahatsızlığının devamı olup olmadığı ile sakatlığın koşusırasında istem dışı dizin ters dönmesine bağlı olarak meydana gelmesininmümkün olup olmadığı hususlarına ilişkin sağlık kurulu raporunungönderilmesini; 58'inci Piyade Eğitim Alay Komutanlığından ise ifadesahiplerinin ve başvurucunun 3-4 Mart 2010 tarihi itibarıyla hangi birliktegörevli oldukları ile aynı tarihlerde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığınınveya bu koşunun yaptırılmasının mümkün olup olmadığının bildirilmesiniistemiştir.
20. Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığı Askerî TıpFakültesi ve Eğitim Hastanesi Baştabipliğince düzenlenen 6/11/2013 tarihli ekraporda başvurucunun askerliğe elverişsiz olmasının nedeninin geçirdiği sağ diz ön çapraz bağ lezyonu olduğu, budurumun maruz kalınan diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği kanaatinevarıldığı belirtilmiştir.
21.Komutanlıkça da başvurucu ile ifade sahibi erlerin aynıbölükte askerlik hizmeti yaptıkları belirtilmiş, diğer yandan 3-4 Mart 2010tarihinde koşu eğitimi yaptırılıp yaptırılmadığı tespit edilememiş ise desağlık muayenesinde "Koşu yapar."kararı alan erlere eğitim maksatlı koşular yaptırıldığı, benzer bir çalışmanınyapılmış olabileceği yönünde cevap verilmiştir.
22. AYİM Üçüncü Dairesi 28/11/2013 tarihli ve E.2013/431,K.2013/1446 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesişöyledir:
"AYİM 3’üncü Dairesinin 04.04.2013 tarihve Gensek No:2013/137, Esas No:2013/431 sayılı kararı ile davacının 03.03.2010tarihinde 3 km. koşu yaparken dizinin döndüğüne dair bilginin nereden ve nasıltemin edildiğinin bildirilmesi ve olayın bu şekilde meydana geldiğine dair birkayıt varsa gönderilmesi istenilmiş, K.K. Eğitim ve Doktrin Komutanlığının24.06.2013 tarihli yazısı ile davacının 3 km. koşu sırasında dizinin döndüğünedair bilginin ilgilinin birlikte eğitim gördüğü acemi erlerin ifadeleridoğrultusunda yazıldığı, bunun haricinde olayın nasıl meydana geldiğinigösterir bir tutanak, herhangi bir kayıt tespit edilmediği bildirilmiştir.
AYİM 3’üncü Dairesinin 18.09.2013 tarihli arakararı üzerine 58‘inci P.Eğt.A.K.lığının08.11.2013 tarihli yazısı ile acemi birliğinde beden eğitimi ve spor yönergesigereği erlere temel beden eğitimi konularının verildiği ve 3000 m. koşunun dabu kapsamda olduğu, ancak 03.04.2010 târihinde 3000m. koşu yaptırılıp yaptırılmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.
GATÂ Asker Hastanesinin 06.11.2013 tarihli ekraporunda davacının rahatsızlığının sağ ön çapraz bağ lezyonu olduğu, burahatsızlığın diz travmasına bağlı olarak gelişebileceği belirtilmiştir.
...
Dava konusu uyuşmazlığın maluliyetin vazifeninsebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasında odaklandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı askerlik vazifesiniyaparken düz koşu sırasında dizinin ters dönmesi sonucu sakatlandığını beyanetmiş ve davacının spor esnasında dizinin döndüğü beyanlarına atıftabulunularak davacının bu beyanı davacı hakkında düzenlenen raporlarageçirilmiş, yine davacı tarafından kararın düzeltilmesi aşamasında yaralanmanın3000 m. koşu esnasında meydana geldiğine dair Eğitim ve Doktrin Komutanlığının14.03.2013 tarihli yazısı ve yukarıda sözü edilen tanık beyanları ibraz edilmişise de;
Davacının iddia ettiği gibi 04.03.2010tarihinde davacının koşu sırasında dizinden sakatlandığına dair 04.03.2010tarihinde ilk muayenesinin yapıldığı revir kaydında herhangi bir bilgi yeralmamaktadır. 58’inci P.Er Eğt. Tug. K.lığının 06.10.2011tarih ve PER:9640-626-11/Er İşl. sayılı yazısı ile de davacının iddia ettiğigibi bir olay meydana geldiğine ilişkin olarak herhangi bir bilgi ve belgebulunmadığı bildirilmiştir.
Kara Kuvvetleri Eğitim ve DoktrinKomutanlığının 24.06.2013 tarihli yazısında 14.03.2013 tarihli yazılarındakidavacının 03.03.2010 tarihindeki 3000 m. koşusırasında yaralandığına dair ibarelerin davacının müracaatında eklediği tanıkbeyanlarına dayanılarak yazıldığı, bunun dışında başka bir bilgi ve belgebulunmadığı belirtilmiştir. Davacının ibraz ettiği tanık beyanlarıincelendiğinde, tanıkların farklı yerlerde ifade verdikleri, ifadelerinin hemenhemen aynı cümlelerle yazıldığı dikkate alındığında tanık ifadelerinin de ciddive inandırıcı olmadığı değerlendirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar birliktedeğerlendirildiğinde davacının soyut iddiası dışında, davacının beyanlarınıdestekler nitelikte davacının malûliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiriile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmamasısebebiyle maluliyetin oluşumunda askerlik hizmetinin sebep ve tesirininbulunmadığı, vazife malûllüğü aylığı bağlanabilmesiiçin 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı yönünden oluşmadığı,davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık olmadığı sonuç ve vicdanikanaatine varılmıştır."
23.Karar, başvurucuya 25/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24.Başvurucu 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Başvurucu tarafından aynı olay sonucu sakat kaldığından bahisleuğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılandavada AYİM İkinci Dairesi 18/12/2013 tarihli ve E.2012/821, K.2013/1547 sayılıkararıyla başvurucuya 75.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Davacının yaralanmasının, Asliye HukukMahkemesinde açılan dava esnasında Milli Savunma Bakanlığınca savunmakapsamında talep edilmesi üzerine gönderilen Antalya 3'üncü Piyade Eğitim TugayKomutanlığının 30.01.2012 tarihli yazısında belirtilen, davacının Burdur58‘inciP.Eğt.A.K.lığında askerlik görevini ifa ettiğisırada, 04.03.2010 tarihinde acemi birliğinde düz koşu yaparken dizinin dönmesisonucu ambulans ile eğitim gördüğü Binbaşı Maruf Kışlası içerisindeki BirinciBasamak Muayene Merkezine sevk edilerek hakkında bir gün yatak istirahatininuygun görüldüğü, müteakiben Isparta Asker Hastanesine sevk edildiğine ilişkinkayıt, tedavi sürecinin bu tarihten sonra devam etmesi ve dosyadaki diğerbelgeler dikkate alınarak, 04.03.2010 tarihinde eğitim maksatlı olarak yapılandüz koşu esnasında meydana geldiği kanaatine varılmıştır.
Söz konusu idareye atfı kabil kusurbulunmamakla birlikte, zararlı sonuç ile hizmet arasında illiyet bağıbulunduğundan, zararın davacı üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasıhakkaniyet gereği olduğundan, meydana gelen zararın, olayın düz koşu esnasındameydana gelmesi, olayın oluş biçimi dikkate alınarak rahatsızlığın meydanagelmesinde, davacının bünyesel durumu da dikkate alınarak, davalı idarecekusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanması gerektiği sonucunaulaşılmıştır."
26. Karar, başvurucuya 6/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, kararakarşı karar düzeltme kanun yoluna başvurulmamıştır.
27. Başvurucu, vazife malulü sayılması istemiyle açtığı davadaverilen karara karşı 19/3/2014 tarihli dilekçesi ileyargılamanınyenilenmesi talebinde bulunmuştur.
28. AYİM Üçüncü Dairesi 3/4/2016 tarihli ve E.2015/755,K.2016/326 sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine kararvermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
"Her ne kadar davacı daha önce dosyadayazılı beyanları bulunan tanıklara ilaveten Mücahit isimli bölük çavuşunun datanık olarak dinlenmesini talep etmiş ise de;tanıkların yazılı beyanları 28.11.2013 tarih ve 2013/431-1446 E.K. sayılıkararında tartışılmış ve değerlendirilmiştir. İdari yargıda yazılılık ilkesiesas olup, Mahkeme huzurunda tanık dinlenmesine ilişkin bir usul hükmübulunmamaktadır.
Davacının AYİM 2’nci Dairesinde davacıhakkında görülen maddi ve manevi tazminat istemli 2012/821 E., 2013/1547 Kararsayılı dava dosyası getirtilerek incelenmiş, dosyada Piyade Alb. Ü. S.tarafından imzalanmış 15.02.2012 tarihli yazıda “1. ... Ercan DİN’in birliğimizdeki acemi eğitimi döneminde 03 Mart 2010tarihinde düz koşu esnasında dizinin dönmesi sonucu ambulans ile AlayKomutanlığı Birinci Basamak Muayene Merkezine, müteakiben hastane servisi ileIsparta Asker Hastanesine sevk edilmiştir. 2. Söz konusu olay, ilk kaza raporudüzenlemeyi gerektirmediği için olay tespit tutanağı, ilk kaza raporu,ayrıntılı kaza raporu hazırlanmamıştır." ibarelerine yer verildiğigörülmüş, yapılan araştırmada söz konusu yazıda imzası olan P.Alb.Ü. S.'ın olay tarihinde Burdur 58’inci P.A.K.lığında görevli olmadığıolaydan yaklaşık iki yıl sonra 16 Ocak 2012-01 Temmuz 2014 tarihleri arasındasöz konusu birlikte görev yaptığı K.K.K.lığının 23Kasım 2015 tarihli yazısından anlaşılmıştır.
Davacı tarafından olaya ilişkin tutanağınMehmetçik Vakfında bulunduğunun belirtildiği dikkate alınarak söz konusututanak Mehmetçik Vakfından istenmiş, TSK Mehmetçik Vakfının 12.11.2015 tarihliyazısı ekinde P.Ütğm. S. B. tarafından imzalanmış,“OLAYIN KISACA CEREYAN TARZI” başlıklı fotokopi tutanak gönderilmiştir. Sözkonusu tutanakta “03 Mart 2010 tarihinde temel beden eğitimi saatinde bulunduğutakım içerisinde ısınma koşusu yaparken dizinin dönmesi sonucundarahatsızlığını beyan etmiştir. Akabinde eğitim alanına ambulans çağrılarakrevire sevk edilmiştir. ...” ibarelerine yer verildiği görülmüştür.
Yapılan araştırmada S. B.’ın03 Mart 2010 tarihi itibariyle 58’inci P.A.K.lığında Tk.K. olduğunu, ancak davacının takımında değil aynıbölükte farklı takımda görevli olduğunu, bahsedilen olaya şahit olmadığını, P.Er Ercan DİN’i hiç görmediğini,olayı 2013 yılında BİMER veya Mehmetçik Vakfından gelen yazı üzerineöğrendiğini, bunun üzerine araştırma yapıp vizite defterini kontrol ediptutanak tanzim ettiğini beyan ettiği, Tuzla Piyade Okul Komutanlığının10.02.2016 tarihli yazısından anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar birliktedeğerlendirildiğinde, davacının ileri sürdüğü hususların 1602 sayılı Kanunun64’üncü maddesi kapsamında yeni delil olmadığı ve yargılamanın yenilenmesinigerektirecek nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."
B. İlgili Hukuk
29. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 18. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
'' İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncayakadar;
a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden buKanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazifeveya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk SilâhlıKuvvetleri tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarınatabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ilebunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlüktarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.''
30. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesinde malullük şu şekilde tanımlanmıştır:
''Her ne sebep ve suretle olursa olsunvücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar olduklarıtedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir vehaklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.''
31. 5434 sayılı Kanun'un mülga 45. maddesinde vazife malullüğüve vazife malulü şu şekilde tanımlanmıştır:
''44 üncü maddede yazılı malullük; a)İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b)Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleriyaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadınilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla); ç) Fabrika, atelyeve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdiktensonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışmakonusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (Vazife malullüğü) vebunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir.''
32. 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
''Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silahaltında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (serbest sevkler dahil)sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerekokuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademetutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hakaylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece vekademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosundakarşılığı olan derece ve kademe tutarının,%70'i üzerinden aylık bağlanır.''
33. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 26. maddesi şöyledir:
"Daireler Kurulu asker kişilerle ilgiliaşağıda yazılı uyuşmazlıklara ve davalara bakar.
a) Birden fazla dairenin görevine taallük eden davalar;
b) Askeri Yüksek İdare Mahkemasinindaireleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıkları;
c) Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılandavalar;
d) Danıştay'dan alınan düşünceler üzerineuygulanan eylem ve işlemler hakkında açılan davalar;
e) Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanınınveya Başsavcının yahut dairelerin prensibe taallükeden hususlarda Daireler Kurulunda görüşülmesini uygun gördükleri davalar,
(e) bendinde yazılı olan yetkinin Başkantarafından kullanılması, davanın açılması sırasında; Başsavcı tarafındankullanılması, esas hakkında düşünce verilmeden önce olur.
Bu yetkinin Başsavcı tarafından kullanılmasıhalinde, dava dosyası ilgili dairece ayrıca bir karar verilmesine mahalkalmaksızın Daireler Kuruluna tevdi olunur."
34. 1602 sayılı Kanun'un 64. maddesi şöyledir:
"Daireler ile Daireler Kurulundan verilenkararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyleyargılamanın iadesi istenebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısiyleveya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyenbir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;
b) Karara esas olarak alınan belgeninsahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makamhuzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmişolup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberibulunmamış olması;
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmününkesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi;
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisiolan bir hile kullanmış olması;
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimselerhuzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyeninkatılması ile karar verilmiş olması;
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkındaverilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir maddeyokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelkiilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
ı) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana HürriyetleriKorumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğininve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesininkesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması.
Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına girenkararlar hakkında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararınınkesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A.Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; askerliğini yapmakta iken spor faaliyetisırasında düşerek sakatlandığını, dosyadaki bilgi ve belgeler, alınan raporlarile tanık ifadelerinin bunu teyit ettiğini, hâl böyle iken kendisine vazifemalullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine ilişkin idari işlem ile bunakarşı açtığı davanın reddedildiğini, gerekçede sakat kalmasına neden olanolayın belgelendirilmediğinin ifade edilmesine karşın benzer olayda AYİM'in belge şartı aramadığını belirterek eşitlikilkesinin ve adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve vazifemalulü kabul edilerek idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren işletilecekyasal faiziyle birlikte aylık bağlanması talebinde bulunmuştur.
37. Diğer yandan başvurucu, AYİM İkinci Dairesinin tazminatailişkin verdiği karar üzerine Anayasa Mahkemesine sunduğu dilekçede yargıkararları arasında birliğin sağlanması ve idareye güven anlamında kararındikkate alınmasını istemiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buna göre başvurucunun vazife malulü aylığıbağlanmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi ve hukukkurallarının uygulanmasıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesi ile adilyargılanma hakkının ihlali iddialarının özü, AYİM Dairelerinin aynı olaynedeniyle açılan davalarda farklı kararlar vermesine ilişkin olduğu anlaşılmışve başvuru, yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
39. Anayasa’nın 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
40. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatasıiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
41. Bununla birlikte başvurucunun şikâyetleri, AYİM tarafındandelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığından ya da yargılamanın sonucundan ziyade özü itibarıyla AYİMDairelerinin aynı olaydan kaynaklanan davalarda farklı sonuçlara ulaşması ileilgilidir. Bu sebeple AYİM kararlarındaki farklılaşmanın adil yargılanmahakkını zedeleyip zedelemediğinin incelenmesi gerekmektedir.
42. Dolayısıyla başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlaledildiği şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi diğer kabuledilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruhakkında kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
43. Başvurucu, aynı olay nedeniyle açılan tam yargı davasındadizinden sakatlanması olayının koşu eğitimi sırasında meydana geldiğinin kabuledilmesine karşın vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptaliistemiyle açılan davada, soyut iddialar dışında maluliyetin askerlik hizmetininsebep ve tesiri ile meydana geldiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeninbulunmadığı, vazife malullüğü aylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanun'unöngördüğü koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanmahakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
44. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
45. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargıorganlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarakda iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ile Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, § 38).
46. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukukgüvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 veE.2012/50, K.2012/128, 20/9/2012). AİHM de benzer biçimde, adil yargılanmahakkının hukuk devletinin Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirtenSözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukdevletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlikilkesi ise hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamununmahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayan mahkemekararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarak yargısal birbelirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B.No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).
47. Bununla birlikte farklı kararların aynı mahkemeden çıkmışolması, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pinto/Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya,B. No: 21911/03, 24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya,B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92).
48. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunması vehukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hakbahşetmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,§ 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik bir yaklaşımın sürdürülememesi reformya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi bir şekildegerçekleştirilmesine aykırılık teşkil etmez (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).
49. Mahkeme içtihatlarındaki değişme yargı organlarının takdiryetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla öncekiçözümün tatminkâr bulunmaması anlamına gelir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. S.S.Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi vediğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05…, 17293/05, 30/11/2010, § 28).Ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulmasıhâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesigerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stoilkovska/Makedonya Eski YugoslavCumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
50. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargıkararlarında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununlabirlikte yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibi bazıhâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana ihtiyaç duyacağıaçıktır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Zielinski and Pradal and Gonzalezve diğerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94…, 34173/96, 28/10/1999, §59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti(k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).
51. İhtilaf konusu davalardaki uyuşmazlıkların veya olaylarınbirbirinden farklılık göstermesi, iki karardaki farklılaşan değerlendirmelerihaklı gösterir ve aynı konuda verilmiş çelişen hükümlerden bahsedilemez (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. ErolUçar/Türkiye (k.k.), B. No: 12960/05, 29/9/2009).
52. Yüksek mahkemelerin ya da nihai merci olarak bir uyuşmazlığıçözüme bağlayan mahkemelerin aynı konuya ilişkin kararlarında davalarıniçeriğinden kaynaklanmayan farklı kabullerin bulunması hâlinde ise hareketnoktası, derece mahkemelerinin değerlendirme veya yorumlarından hangisinindoğru olduğunun ve tercih edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi olmayacaktır(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stefanica ve diğerleri/Romanya, B. No: 38155/02, 2/11/2010, § 34).
53. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, kararlarda yaşanandeğişimin hukuki bir belirsizliğe yol açıp açmadığına ve başvurucu bakımındanöngörülebilir olup olmadığına yönelik bir inceleme yapabilir (Türkan Bal, B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 58).
54.Başvurucunun, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işlemininiptali talebiyle AYİM Üçüncü Dairesinde açtığı davada anılan Daire; başvrucunun dizinde meydana gelen sakatlığın koşu eğitimisırasında meydana gelip gelmediği, koşu eğitimi sırasında meydana geldiğiyönünde ifadesi bulunanların başvurucu ile aynı zamanda aynı bölükte görevyapıp yapmadığı ve koşu eğitimi sırasında düşmenin böyle bir rahatsızlığasebebiyet verip vermeyeceği hakkında görev yapılan komutanlıktan bilgi vebelgeler istemiş; Gülhane Askerî Tıp Akademisinden Sağlık Kurulu raporu almış,gelen bilgi ve belgelere göre de uyuşmazlığın çözümünün maluliyetin vazifeninsebep ve tesiri ile oluşup oluşmadığı noktasında odaklandığını belirterek"... [D]avacınınsoyut iddiası dışında, davacının beyanlarını destekler nitelikte davacının malûliyetininaskerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile meydana geldiğine ilişkin herhangi birbilgi ve belgenin bulunmaması sebebiyle maluliyetin oluşumunda askerlikhizmetinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, vazife malûllüğüaylığı bağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacıyönünden oluşmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılıkolmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır." gerekçesiyledavanın reddine karar vermiştir.
55. Diğer taraftan başvurucunun koşu eğitimi sırasında düşmesisonucu dizinde meydana gelen rahatsızlıktan dolayı uğradığını ileri sürdüğümaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davada AYİM İkinci Dairesi,Antalya 3'üncü Piyade Eğitim Tugay Komutanlığının 30/1/2012 tarihli yazısında başvurucununBurdur58'inci P.Eğt.A.K.lığında askerlik görevini ifaettiği sırada 4/3/2010 tarihinde acemi birliğinde düz koşu yaparken dizinindönmesi sonucu eğitim gördüğü Binbaşı Maruf Kışlası içindeki Birinci BasamakMuayene Merkezine ambulans ile sevk edilerek hakkında bir gün yatakistirahatinin uygun görülmesi, müteakiben Isparta Asker Hastanesine sevkedildiğine ilişkin kayıt ve tedavi sürecinin bu tarihten sonra devam etmesi iledosyadaki diğer belgeleri dikkate alarak başvurucunun sakatlığının 4/3/2010tarihinde eğitim maksatlı olarak yapılan düz koşu esnasında gerçekleştiğikanaatine ulaşmış; olayda idareye atfı kabil kusur bulunmamakla birliktezararlı sonuç ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan ve zararın davacıüzerinde bırakılmayarak topluma yayılması hakkaniyet gereği olduğundan kusursuzsorumluluk ilkesi gereğince başvurucuya maddi ve manevi tazminat ödenmesinekarar vermiştir.
56. Bu duruma göre vazife malullüğü aylığı bağlanmamasıişleminin iptali için açılan davada AYİM Üçüncü Dairesi, başvurucunun dizindensakatlanmasına ilişkin olayın eğitim koşusu sırasında meydana gelmediğisonucuna varmak suretiyle davanın reddine karar vermiş iken aynı olay nedeniylebaşvurucunun uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açılan davadaAYİM İkinci Dairesi, başvurucunun dizinden sakatlanmasına ilişkin olayın eğitimkoşusu sırasında meydana geldiği gerekçesiyle başvurucuya tazminat ödenmesinekarar vermiştir.
57. Başvurucu tarafından AYİM İkinci Dairesinin kararı üzerineAYİM Üçüncü Dairesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ise deanılan Daire olayın meydana gelmesine ilişkin sunulan tutanaklarda imzasıbulunan görevlilerin olay esnasında başvurucunun yanında olmadıkları veya dahasonra ilgili komutanlıkta göreve başladıklarıgerekçeleriyleyargılamanın yenilenmesi talebini kabul etmemiştir.
58. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde başvurucu tarafından hakihlaline neden olduğu ileri sürülen AYİM Üçüncü Dairesi kararında başvurucunundizinde meydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimi sırasında meydana gelmediğigerekçesiyle dava reddedilmiş ise de başvurucu tarafından açılan tam yargıdavasında, AYİM İkinci Dairesince başvurucunundizindemeydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimi sırasında meydana geldiği gerekçesineyer verilmiş olması karşısında her iki karar arasında farklılık olduğugörülmektedir.
59. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini vemahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetleriniyansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamalarıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararınbelirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından elealındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçlarıortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine tersdüşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerinyargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir(Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B.No: 2013/6717, 16/12/2015, § 69).
60. Aynı hukuki metne ilişkin olarak aynı derecedeki bağımsızyargı mercileri arasındaki yorum ve içtihat farklılıkları ile temyizmercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleriarasındaki yorum farklılıkları, tek başına adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğinde kabul edilemeyeceği gibi (AhmetSağlam, B. No: 2013/3351, 17/9/2013, § 45) mahkemelerce, hukukkurallarının yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklarmeydana gelmesi ya da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmişbir yasanın yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamanaihtiyaç duyulmasıgibi çeşitli nedenlerle içtihatdeğişikliğine gidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğinde kabul edilemez.
61. AYİM Üçüncü Dairesi yaptığı araştırma, dosyaya sunulan bilgive belgelere göre başvurucunun dizindeki rahatsızlığın koşu eğitimi sırasındameydana gelmediği, İkinci Daire ise dosyadaki bilgi, hastane kaydı ve tedavisürecine göre başvurucunun dizinde meydana gelen rahatsızlığın koşu eğitimisırasında meydana geldiği kanaatine ulaşmıştır.
62. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davasının ne şekildesonuçlanması gerektiğine dair herhangi bir çıkarım yapmamakla birlikte aynıolaya ilişkin verilen ve farklı talepleri içeren davalar hakkında her iki Dairetarafından somut olayın gerçekleşme koşullarına ilişkin kabul bakımından ortayaçıkan farklılıklarının, hukuki belirsizliğe yol açtığını ve başvurucu içinöngörülemez olduğunu değerlendirmektedir.
63. İncelenmesi gereken diğer bir husus ise aynı olaydankaynaklı farklı kararlar verilmesi hâlinde çözüm sunabilecek yapısal birmekanizmanın varlığı ve ne şekilde işletildiğidir.
64. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, aynı olaydankaynaklanan iki farklı davanın dosyalarında bulunan delillerindeğerlendirilmesinden ve olayın gerçekleşmesine ilişkin kabuldenkaynaklanmıştır. 1602 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrasının (e)bendinde, prensibe taalluk eden hususlarda AYİM Başkanının, Başsavcısının veyaDairelerinin uygun gördükleri davaların Daireler Kurulunda görüşülmesiniisteyebileceği belirtilmiş ise de başvuruya konu olayda böyle bir yönteminuygulanmadığı yahut dava konusunun prensibe taalluk etmediğinindeğerlendirildiği, ayrıca 1602 sayılı Kanun'un 64. maddesinde düzenlenenyargılamanın yenilenmesi müessesinin başvurucu tarafından işletilmesine karşınkararlar arasındaki farklılığın giderilemediği görülmektedir.
65. Bu kapsamda mevcut yapısal mekanizmanın işletilmesindekieksiklikle birlikte ele alındığındaaynı olaya ilişkinAYİM Dairelerinin kararları arasında bulunan farklılığın, başvurucunun açtığıdavanın görülmesi bakımından hukuki belirsizliğe neden olduğu ve başvurucuaçısından öngörülemez bulunduğu sonucuna varılmıştır.
66. Bu kapsamda, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem veişlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
68. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşve vazife malulü kabul edilerek idareye yapılan başvuru tarihinden itibarenişletilecek yasal faiziyle birlikte aylık bağlanması talebinde bulunmuştur.
69. Başvuru konusu olayda başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
70. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması içinyeniden yargılamasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMÜçüncü Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğininadilyargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.