TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN ŞENGÜL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15268)
Karar Tarihi: 26/10/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Erdoğan ŞENGÜL
2. Mülkiye GÜLEN
3. Sezer ŞENGÜL
4. Suat ŞENGÜL
5. Sultan SELİMOĞLU
6. Suret ŞENGÜL
7. Suzan MALKOÇ
8. Şeyhmus ŞENGÜL
9. Zülfakar ŞENGÜL
Vekili
:
Av. Barış YAVUZ
10. Ercan ŞENGÜL
(Henüz vasi tayin edilmemiş)
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hak sahibi olunduğu iddia edilen dairelerinbulunduğu apartmanın yapı ruhsat ve projesine aykırı inşa edilmiş olmasısebebiyle kendiliğinden yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının; buna ilişkinolarak açılan tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. İncelenen başvuru ile aynı olaydan kaynaklanan ve aynışikâyetleri içeren 2014/15254 sayılı başvuruda, başvuru belgelerinin bir örneğibilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünübildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını ibrazetmiştir.
8. Başvurucunun 10/1/2016 tarihinde vefatı üzerine mirasçılarbaşvuruya devam etmek istediklerini bildirmişlerdir.
9. Aynı apartmandaki diğer kişiler tarafından yapılan 2014/15254sayılı başvuruda Bakanlıktan görüş istenmiş olması ve bu başvurunun da konuitibarıyla aynı olması gözönünde bulundurularak bubaşvuru yönünden ayrıca Bakanlıktan görüş istenmesine gerek görülmeyerekbaşvurunun incelenmesine geçilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
11. Başvurucuların murisi, tapu kayıtlarına göre Diyarbakır iliMerkez ilçesi Kayapınar Mahallesi'nde kâin 5914 ve5915 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan Alkan 1 Apartmanındatapu dışı (harici) satış yoluyla satın aldığını iddia ettikleri dairede ikametetmiştir. Yapı ruhsat ve projesine aykırı inşa edildiği ve tehlike arz ettiğifark edilen apartman, güvenlik gerekçesiyle 7/11/2006 tarihinde Kayapınar Belediye Başkanlığı (Belediye) tarafındanboşaltılmıştır.
12. Belediyenin 8/11/2006 tarihli yazısına istinaden teknikelemanlardan oluşturulan heyet tarafından Alkan 1 Apartmanı üzerinde yapılanincelemeler neticesinde hazırlanan 8/11/2006 tarihli teknik raporda; apartmanınkolonlarında meydana gelen hasarlar sebebiyle apartman sakinleri tarafındanyaptırılan, hiçbir mühendislik hesabına dayanmayan mantolama, sıva vegüçlendirme çalışmalarının hasarın devam etmesini önleyemediği ve önlemesininbeklenemeyeceği, bodrum+zemin+4 kat (B+Z+4 kat) olarak projelendirilenapartmanın uygulamada bodrum+zemin+8 kat (B+Z+8 kat) olarak inşa edildiği,kolonlarda basınç ezilmesi meydana geldiği, taşıyıcı sistemi oluşturan beton vedonatı malzemelerinin korozyona uğradığı vb. hususlar tespit edilerekapartmanın mevcut hâliyle tehlike arz ettiği, ayrıntılı inceleme yapılmadanapartmanın kullanıma açılmaması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Belediyenin8/11/2006 tarihli yazısına istinaden Dicle Üniversitesi Rektörlüğünden alınan11/12/2006 tarihli inceleme raporu ve Diyarbakır Büyükşehir BelediyeBaşkanlığından (Büyükşehir Belediyesi) alınan 9/11/2006 tarihli teknik rapordada benzer hususlara temas edilerek yapının tehlike arz ettiği vurgulanmıştır.
13. Belediye 21/11/2006 tarihinde ilgili kurumlara yazıgöndererek apartmanın boşaltılmış olduğunu belirtmiş ve su, elektrik, telefonşebeke hatlarının bağlantılarının kesilmesini talep etmiştir.
14. Tapu kayıtlarına göre apartmanın üzerinde bulunduğu arsanınmaliki olduğu anlaşılan M.A.ya gönderilen 12/1/2007tarihli yazı ile alınan teknik raporlara istinaden apartmanın tehlike arzettiği, boşaltıldığı ve yıktırılması gerektiği belirtilerek arazi malikinceyıkım işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği hususu Belediye tarafındanbildirilmiş; M.A. 6/2/2007 tarihli cevap dilekçesi ile mülkiyeti kendisine aitolan taşınmaz üzerinde bulunan apartman ile ilgisinin bulunmadığını, apartmanınkendisi tarafından yapılmadığını ve bu hususta kimseyle sözleşmesininbulunmadığını, apartmanın haksız inşaat hükümlerine tabi olduğunu, yıkımıgerçekleştirecek ekonomik durumunun bulunmadığını belirterek gereğininyapılmasını istemiştir.
15. Alkan 1 Apartmanının sakinleri, apartmanın hâlihazırdurumunun iskâna elverişli olup olmadığının ve uğradıkları maddi zararlarınayrı ayrı tespit edilmesi için 1/2/2007 tarihinde Diyarbakır 1. Asliye HukukMahkemesinde delil tespiti talebinde bulunmuşlardır.
16. Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/18 Değişik İşsayılı dosyası kapsamında 2/2/2007 tarihinde yapılan keşif sonrasındadüzenlenen 12/4/2007 tarihli bilirkişi raporunda, 8/11/2006 tarihli teknikrapordakine benzer hususlar tespit edilmiş ve apartmanın tümünün boşaltıldığı,apartmana ait yapı kullanım belgesinin bulunmadığı belirtilerek her birdairenin tespit tarihi itibarıyla değeri belirlenmiştir.
17. Alkan 1 Apartmanı 4/2/2007 tarihinde kendiliğindençökmüştür.
18. Alkan 1 Apartmanının çökmesine ilişkin olarak DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2007/2553 Soruşturma sayılı dosyakapsamında düzenlenen 8/3/2007 tarihli bilirkişi raporunda, yapı ruhsatına göreB+Z+4 katlı üç blok olarak yapılması gerekirken apartmanın B+Z+8 katlı tek blokolarak projesine, ruhsatına ve tekniğe aykırı şekilde yapıldığı, apartmanınbodrum ve zemin katlarında bulunan düşey taşıyıcı sistem elemanlarının çoğundaboyuna donatıların burkulması, bu kolonların taşıma gücünü yitirerek plastikmafsala dönüşmesi ile apartmanın taşıyıcı elemanlarının taşıma gücü sınırını geçerekyıkıldığı belirtilmiştir.
19. Apartman sakinleri, vekilleri aracılığıyla 26/4/2007tarihinde Büyükşehir Belediyesine ve 26/4/2007 ile 17/5/2007 tarihlerindeBelediyeye başvurarak Alkan 1 Apartmanının çökmesi nedeniyle maddi ve manevizarara uğradıklarını belirterek zararlarının karşılanmasını istemişlerdir.Büyükşehir Belediyesinin 15/5/2007 tarihli ve Belediyenin 24/5/2007 tarihlicevap yazılarında olay sebebiyle idarelerin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığıbelirtilmiştir.
20. Başvurucuların murisi, Büyükşehir Belediyesince apartmanıngerekli kontrol ve denetimlerinin yapılmadığını, Belediyenin de yapı ruhsatınaaykırı olduğu anlaşılan apartmanı yapı ruhsatına uygun hâle getirmek içinhiçbir çalışma yapmadığını belirterek maddi ve manevi zararının karşılanmasıistemiyle 6/7/2007 tarihinde Büyükşehir Belediyesi ve Belediye aleyhineDiyarbakır 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.
21. Mahkemece 22/5/2008 tarihli kararla davanın reddine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinde, çöken Alkan 1 Apartmanının 16 numaralıdairesinin davacıya ait olduğuna ilişkin hukuken kabul edilebilir belgelerinsunulamadığı ve mülkiyetin kanıtlanamadığı belirtilmiştir. Tazminat davalarındakişilerin zararlarının tazmin edilebilmesi için her şeyden önce zarara uğrayanmal varlığı ile davacı konumundaki şahıs arasında hukuki bir bağ bulunmasıgerektiği ifade edilen gerekçede, somut olayda çöken daire ile davacı şahısarasında bu türden bir bağın ortaya konulamadığı kanaatine varıldığıaçıklanmıştır. Kararda, bu sebeple başvurucuların murisi adına tazminatahükmedilme olanağının bulunmadığı vurgulanmıştır. Mahkeme ayrıca bilirkişiraporlarına dayanarak, binanın yıkılmasının teknik standartlara uygunolmamasından ve yetersiz malzeme kullanılmasından kaynaklandığının altınıçizmiş ve bunun sorumluluğunun da idareye değil, müteahhide ait olduğunubelirtmiştir. Mahkeme son olarak belediyelerin denetim eksikliklerininbulunduğunu kabul etmekle birlikte tazmini istenen zararın bu denetimeksikliğinden kaynaklanmadığına hükmetmiştir.
22. Temyiz üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin (Daire)19/10/2010 tarihli ilamı ile Mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma ilamınıngerekçesinde, uyuşmazlık konusu yapı için 1993 yılında zemin+4 normal kat içindönemin yetkili idaresi olan Diyarbakır Belediye Başkanlığı tarafından inşaatruhsatı verildiği ancak on yılı geçkin bir süre boyunca herhangi bir kontrolveya denetim yapılmadığı hatırlatılmıştır. Daire, davalı idarelerin uzunca birsüre denetim yükümlülüklerini yerine getirmediği ve böylece hizmetin geçişlemesi nedeniyle zararın doğmasına yol açtıkları sonucuna ulaşmıştır. Karardaayrıca yapıyı yapanın ruhsata, fenne ve inşaat tekniklerine aykırı davranması,fenni mesulün gerekli gözetimi yaparak durumu yetkili idareye bildirmemesi vedavacının da bu tür bir yapıyı satın alması nedenleriyle zararın doğmasındaetken oldukları kanaati açıklanmıştır. Daire sonuç olarak birden fazla tarafınihmal ve kusurlarıyla zararın doğmasına sebep olduğu gözetilerek taraflarınkusur oranları belirlenmek suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden kararverilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
23. Bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği Mahkeme24/5/2011tarihli kararıyla ve aynı gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
24. Başvurucuların murisi tarafından ısrar kararının temyizedilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 12/11/2012tarihinde verdiği kararla ısrar kararını onamıştır. Karar düzeltme istemi de İDDK'nın 9/6/2014 tarihinde verdiği karar ilereddedilmiştir.
25. Nihai karar, başvurucuların murisine 13/8/2014 tarihindetebliğ edilmiştir.
26. Başvurucuların murisi 12/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. Uyuşmazlıkta uygulanacak hukukla ilgili olarak bkz. Harun Yalçın ve diğerleri, B. No:2014/15254, 17/11/2016, §§ 27-31.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet HakkıYönünden
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucuların murisi, taşınmazı tapu dışı (harici) satışyoluyla aldığını belirtmiştir. Söz konusu adreste elektrik, su ve telefonaboneliklerinin ve seçmen kaydının bulunduğunu ifade eden muris, buna ilişkinfatura ve kayıtları sunmasına rağmen resmî tapu belgesi bulunmaması nedeniyletazminat isteminin reddedilmiş olmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği görüşünüsavunmuştur. Başvurucuların murisi, Belediye ve Büyükşehir Belediyesininkontrollerini ve gerekli denetimlerini yapmaması neticesinde yapının çökmesinesebebiyet verildiğini ve mülkiyetin korunması hususunda devletin pozitifyükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Başvurucuların murisiayrıca İDDK'nın temyiz isteminin reddine ilişkinkararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğişikâyetinde bulunmuştur.
30. Bakanlık görüş yazısında, mülkiyet hakkı konusundaki ihlaliddialarının incelenebilmesi için öncelikli olarak mülkiyete ilişkin korunmayadeğer bir menfaate sahip olunduğunun başvurucu tarafından ispatlanması ve meşrubeklenti durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek şikâyetinincelenmesinde işaret edilen hususların da dikkate alınması gerektiğibildirilmiştir.
2. Değerlendirme
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). İDDK'nın temyizisteminin reddine ilişkin kararının gerekçesiz olmasına yönelik şikâyetin,özünde mülkiyetin varlığıyla ilgili olması nedeniyle mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
34. Anayasa Mahkemesi, aynı apartmanda daireleri bulunduğunu önesüren diğer kişiler tarafından yapılan başvuruyu incelemiştir (Harun Yalçın ve diğerleri, B. No:2014/15254, 17/11/2016). Bahsi geçen başvuruda, mevcut başvurudakiyle aynıiddialar öne sürülmüştür (Harun Yalçın vediğerleri, § 33). Anayasa Mahkemesi bahsi geçen başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşmış ve mülkiyet hakkına yönelik şikâyetinkabul edilemez olduğuna karar vermiştir (HarunYalçın ve diğerleri, §§48-64).
35. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Alkan 1 Apartmanınınçökmesi sebebiyle uğranılan zararların tazmini için idari yargıda tam yargıdavaları açabildiklerini ve bu kapsamda mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyekarşı yetkili makamlar önünde itiraz etme olanağını kullanabildiklerinivurgulamıştır (Harun Yalçın ve diğerleri,§ 57). Anayasa Mahkemesi, başvurucuların uyuşmazlık konusu daireleri tapu dışı(harici) olarak satın aldıkları kişilere karşı somut olayın özelliklerine göreedimin ifası veya tazminat talebiyle derece mahkemeleri önünde dava açmalarınınve sözleşme ilişkisi içinde bulundukları kişilerce zararlarının aynen ifa veyatazminat yoluyla giderilmesinin mümkün olduğuna işaret etmiştir (Harun Yalçın ve diğerleri, § 62). AnayasaMahkemesi netice olarak ihlal iddialarıyla ilişkili olarak başvurucularayetkili makamlar önünde itiraz etme olanağının tanınmış olmasını vebaşvurucuların sözleşme ilişkisi içinde bulundukları kişilerden olasızararlarının tazminine yönelik olarak başvurabilecekleri hukuki yollarınvarlığını dikkate alarak mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucunaulaşmıştır. Aynı apartmandaki diğer bir daire üzerinde hak iddiasında bulunanbaşvurucuların murisi tarafından yapılan ve aynı iddiaları içeren bu başvurudaAnayasa Mahkemesinin anılan kararından farklı bir sonuca ulaşılmasınıgerektiren herhangi bir neden bulunmamaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul süredeYargılanma Hakkı Yönünden
37. Başvurucuların murisi, yargılamanın yedi yılı aşkın birsürede sonuçlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
41. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 7 yıl 1 ay devameden yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
44. Başvurucuların murisi, hak ihlalinin tespiti ile apartmanınyıkılması sebebiyle daire bedelinin tespit edilerek ödenmesi; tespitedilememesi hâlinde ise 150.000 TL maddi tazminat, uzun süren yargılamasebebiyle 10.000 TL maddi tazminat, apartmanın yıkılması ve uzun yargılamasebebiyle 400.000 TL manevi tazminat ödenmesi taleplerinde bulunmuştur.
45. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
46. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuların (mirasçıların) her birine ayrı ayrı net 720 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildiğindenbu iddiaya ilişkin tazminat talebinin reddi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara (mirasçılara) müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı net 720 TL manevitazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.