TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ERCAN ALTINOK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4760)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Ercan ALTINOK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yapı kullanma izni verilmesi talebinin taşınmazınbirinci derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle reddedilmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, İzmir'in Urla ilçesi Yağcılar köyünde kain 721parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 566/4935 arsa paylı 1 no.lu bağımsız bölümün1/2 hissesini S.S. Altınköy Çiftlik Evleri Arsa veKonut Yapı Kooperatifinden (Kooperatif) 2000 yılında satın aldığınıbelirtmektedir.
10. Kooperatif tarafından 1991 yılında alınan inşaat ruhsatıylainşaatın yapımına başlanmıştır. Başvurucunun beyanına göre inşaat 1995 yılındatamamlanmıştır. Derece mahkemesi kararında Bayındırlık ve İskân Müdürlüğütarafından 27/5/1996 tarihli denetimde başvurucuya ait yapının fiilentamamlanmış olduğuna değinilmiştir.
11. Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir 1 Numaralı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Müdürlüğünün 31/10/1995 tarihli kararıyla söz konusutaşınmazın 1/25.000 ölçekli onaylı sit haritalarında birinci derece doğal sitalanı içerisinde kaldığı belirlenmiştir.
12. Başvurucu, söz konusu konut için yapı kullanma izin belgesiverilmesi istemiyle Urla Belediyesine (Belediye) başvurmuştur. Belediye29/9/2008 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir. Bu işlemingerekçelerinden biri olarak beş yıllık ruhsat süresinin dolmuş olması nedeniyleyenileme yapılması gerekliliğine dayanılmıştır. Belediye ayrıca yapı ruhsatıverilebilmesi için birtakım eksik belgelerin tamamlanarak yapılacak başvurusonrasında mahallinde yapılacak incelemeyle yapının tamamlanmış olduğunun tespitedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
13. Başvurucu idari işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.İzmir 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 4/6/2008 tarihli kararıyla davanın kabulüneve idari işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan karar Danıştay AltıncıDairesi 19/10/2010 tarihinde kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bozma ilamındabaşvurucunun Belediyeye başvurusu üzerinde eksikliklerin tamamlandığı hususununyerinde tespit edilmesi sonucunda yürürlükte bulunan mevzuat hükümleridoğrultusunda yapı kullanma izni verilebileceği, bu bağlamda idari işleminyerinde olduğu vurgulanmıştır. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılanyargılama sonucunda, başvurucu tarafından yapı kullanma izin belgesiverilmesinin talep edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 29/6/2001tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasıgerektiği ve bu kapsamda yeniden yapılacak inceleme sonucunda yapı kullanmaizin belgesi verilmesi yönündeki idari işlemin hukuka aykırı olmadığıgerekçesiyle 27/4/2011 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.
14. Danıştay Altıncı Dairesi 7/2/2013 tarihinde kararınbozulmasına karar vermiştir. Karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynıDaire 12/11/2014 tarihinde, söz konusu taşınmazın birinci derece doğal sitalanı içinde kaldığı, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesi gereğince Koruma Bölge Kurulunca sitalanı olarak ilan edilen yerlerde yapılaşma yasağı bulunduğunu belirtmiştir. Bubağlamda yapı kullanma izni verilmesi isteminin reddine ilişkin işlemde ve buişleme karşı açılan davanın reddi yönündeki derece mahkemesi kararında hukukaaykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiştir.
15. Nihai karar, başvurucuya 13/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 13/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Ruhsat müddeti" kenar başlıklı29. maddesi şöyledir:
“Yapıyabaşlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfındayapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun,başlama müd-detiyle birlikte beş yıl içindebitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yenidenruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır.
Ruhsat yenilenmesi ve plan tadili sırasındaayrıca harç alınmaz. Ancak inşaat sahasında artış, bağımsız bölümlerin brütalanında veya niteliğinde değişme olması halinde yeniden hesaplanacak harçtanevvelce ödenen harç tutarı, tenzil edilir. Yeni durumda hesaplanan harçtutarında azalma olması halinde iade yapılmaz. Diğer kanunlardaki muafiyethükümleri saklıdır.
Ruhsat ve eklerinin yapı yerindebulundurulması mecburidir.”
18. 3194 sayılı Kanun’un "Yapıkullanma izni" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Yapıtamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımlarıtamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatınıveren bele-diye, valilik (...) (1) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapılarıntamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valiliktenizin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat veeklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinintespiti gerekir.
Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerininmüracaatlarını en geç otuz gün içinde neti-celendirmekmecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya bitenkısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.(...)
Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibinikanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağıgibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.”
19. 2863 sayılı Kanun’un "Tespitve tescil" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Korunmasıgerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarınıntespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili vefaaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiatvarlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletinimkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan veait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gereklikültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiatvarlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescilolunur.”
20. 2863 sayılı Kanun’un "Sitalanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlıimar plânı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Korumabölge kurulunca sit alanı olarak ilan edilen yerlerde; bu kararın ilanındanönce imar mevzuatına ve onanlı imar plânlarına uygunolarak alınmış yapı ruhsatı ve eklerine göre subasmanseviyesi tamamlanmış yapıların inşasına devam edilebilir, ancak bu maddenin (c)bendi uyarınca yapılanma hakkı aktarımını re’senuygulamaya da ilgili idareler yetkilidir. Subasmanseviyesi tamamlanmamış yapıların yapı ruhsatları iptal edilir. Kesin yapılanmayasağı bulunan sit alanlarında bu madde hükümlerinden faydalanılamaz.”
21. 11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer BazıAlacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasınaİlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı Kanun'a eklenen geçici 16.maddenin ilgili kısımları şöyledir:
“Afetrisklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılarınkayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veyetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması,bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıtbedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konuyapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlarBakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanınagöre kaydedilir.
Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenenemlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenenyaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticarikullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibitarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkezmuhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmaküzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye MaliyeBakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarakkullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısınakadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıcabaşvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacınayöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuattatanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrikve doğalgaz bağlanabilir.
...
Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izinbelgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ilemaliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmetalanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izinbelgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Budurumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.
...
Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesiiçinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ileİstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatlarıgösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı ÇanakkaleSavaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmişTarihi Alanda uygulanmaz.”
22. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 6/6/2018tarihli ve 30443 sayılı Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarailişkin Tebliğ'in (Tebliğ) "Yapı kayıtbelgesi müracaatı'' kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
" (1) Yapı Kayıt Belgesi 31/12/2017tarihinden önce yapılmış yapılar için verilir. Yapı Kayıt Belgesi içinmüracaatın 31/10/2018 tarihine kadar yapılması ve Yapı Kayıt Belgesi bedelinin31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekir. Başvuru ve ödeme süresini bir yılakadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
(2)Yapı Kayıt Belgesi için yapı maliklerinden herhangi birisi veya vekilitarafından, e-Devlet üzerinden Yapı Kayıt Sistemindeki Yapı Kayıt Belgesi formunundoldurulması suretiyle müracaatta bulunulabileceği gibi kurum ve kuruluşlarabaşvurulmak suretiyle de müracaatta bulunulabilir.
(3)Müracaatın e-Devlet üzerinden yapılması durumunda, Yapı Kayıt Belgesi formununeksiksiz olarak doldurulmasından ve Yapı Kayıt Belgesi bedelininyatırılmasından sonra, Yapı Kayıt Sistemi tarafından oluşturulan Yapı KayıtBelgesi talepte bulunan yapı sahibince e-Devlet üzerinden alınır.
(4)Müracaat kurum ve kuruluşlara yapılmış ise, Yapı Kayıt Belgesi formu müracaatsahibinin beyanına göre eksiksiz olarak doldurulur, Yapı Kayıt Belgesibedelinin yatırılması sağlanır, Yapı Kayıt Belgesi formu sistem üzerindenonaylanmak üzere Müdürlüğe gönderilir ve formun Müdürlükçe onaylanmasındansonra bir örneği talepte bulunan yapı sahibine verilir.
(5) Heryapı için sadece bir Yapı Kayıt Belgesi düzenlenir"
23. Tebliğ'in ''Yapı kayıtbelgesi düzenlenemeyecek yapılar'' kenar başlıklı 8. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1)Yapı Kayıt Belgesi;
a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi veöngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncımaddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır vekoordinatları gösterilen alanda,
b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılıKanunun geçici 16 ncımaddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır vekoordinatları gösterilen alanlarda,
c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı ÇanakkaleSavaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birincifıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda,
ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde,
d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyaldonatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçladeğerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlarüzerinde,
bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.''
B. Uluslararası Hukuk
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 no.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvurucuların ihlaliddialarına yönelik olarak öncelikle iç hukukta mevcut yeterli ve etkiliyolları tüketmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yolların kesin olarakvarlığından söz edilebilmesi için teoride mevcut olması yeterli olmayıpuygulamada da etkin olması, makul bir biçimde erişilebilir ve etkili olmasıgerekmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin 35. maddesinin(1) numaralı fıkrası, AİHM'e başvuru yapılmadan öncebaşvurucuların uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını gerektirmekle birlikte,etkisiz veya yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996,§§ 51-52).
26. AİHM, imar planının hukuka aykırılığından değil de bu planınherhangi bir tazmin olmaksızın taşınmaz üzerinde meydana getirdiğikısıtlamaların sonuçlarından şikâyetçi olunması durumunda söz konusukısıtlamalar nedeniyle oluşan zararın tazmini olanağını sağlayan mevcut veyeterli hukuk yollarının kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır (Öz/Türkiye (k.k.),B. No. 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye(k.k.), B. No: 46745/99, 6/3/2007; Rabia Tan ve diğerleri/Türkiye, B. No.8095/02, 31/1/2008, §§ 37-41;Bozkurt/Türkiye (k.k.), B. No. 38045/05,2/3/2010).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu, satın aldığı bağımsız bölüm için yapı kullanmaizni verilmesi istemiyle Belediyeye başvurmuştur. Başvurunun idare tarafındanreddedilmesi üzerine başvurucu tarafından idari işlemin iptali istemiyle davaaçılmıştır. Derece mahkemelerince nihai olarak taşınmazın birinci derece doğalsit alanı olarak belirlenen alanda kaldığı, bu hâliyle yapı kullanma izniverilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Başvurucu; maliki olduğu bağımsız bölümün, taşınmazın sit alanı olarak ilanedilmesinden önce yapılıp tamamlanmış olması nedeniyle yapı kullanma izinbelgesi verilmesi noktasında kazanılmış hakkının bulunduğunu belirtmiş, inşaatruhsatının yenilenmesi isteğinin kazanılmış hakkına hâlelgetirmeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre derece mahkemelerininyanılgılı değerlendirmeleri sonucunda davanın reddine karar verilmesikazanılmış hakkını ihlal etmektedir.
29. Bakanlıkgörüşünde, taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kalmış olması nedeniylebaşvurucunun öncelikle takas yoluna başvurması gerektiğini belirtmiştir. Diğertaraftan Bakanlık, başvurucunun konutunu taşınmazın sit alanı ilan edilmesindensonra satın aldığından yeni bir müdahalenin söz konusu olmadığınıvurgulamıştır. Bakanlık, yapılaşma yasağı bulunan bir yerde bulunan ve yapıkullanma izni bulunmayan bir konutun aksi nitelikteki bir konuta göre dahadüşük bir bedelle satın alındığından yine düşük bir bedelle satılmasının önündebir engelin de olmadığını ifade etmiştir. Bakanlık görüşünde bu nedenlerle başvurununkabul edilemez olduğu değerlendirilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirbulunması durumunda da müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacınınbulunduğu belirtilmekle, müdahalenin ölçülülüğü yönünde takdirin AnayasaMahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
30. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti özü itibarıyla yapıkullanma izin belgesi verilmesi talebinin reddi nedenine dayandığından ihlaliddiaları bir bütün olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamındaincelenmiştir.
32. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Somut olayda başvurucunun tapu kayıtlarına göre maliki olduğu konutunAnayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği tartışmasızdır.
33. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
34. 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamındataşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi mülkiyetin kullanımınabirtakım sınırlamalar getirmekle birlikte başvurucunun taşınmaz üzerindekimülkiyet hakları devam etmekte olduğundan mülkiyet hakkından yoksun kaldığısöylenemez. Öte yandan böyle bir durum mülkiyet hakkı kapsamında taşınmazüzerinde gerçekleştirilmesi mümkün olan bir kısım faaliyetlerin yerinegetirilmesinin belli şartlara bağlanması sonucunu da doğurmaktadır. Bu bakımdantaşınmazın kültür varlığı olarak tescili şeklinde gerçekleşen ve taşınmazınkullanım şekli, muhafazası, yapılabilecek inşaat ve fiziki işlemler ile benzeryönlerden kısıtlamaları da beraberinde getiren müdahalenin mülkiyetinkullanımını kontrol/düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir (AhmetBölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016, § 48).
35. Somut olayda başvurucunun yapı kullanma izni verilmesitalebinin reddedilmesi sonucunda mülkiyet hakkı üzerinde oluşan müdahalenintemel dayanağını taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kaldığına ilişkin KorumaBölge Kurulu kararı oluşturmaktadır. Bu müdahale sonucunda başvurucununmülkiyet hakkı devam etmekle birlikte belirli kısıtlamalar çerçevesinde buhakkın kullanımı mümkün olabildiğinden müdahalenin mülkiyetin kullanımınıkontrol/düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet sınırsız bir hak olarakdüzenlenmemiş, bu hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür (RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62). Ayrıca mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülüolması gerekir (Arif Güven, B.No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
37. Başvuru konusu olayda başvurucunun temel şikâyeti malikiolduğu bağımsız bölüme ilişkin yapı kullanma izni verilmemesine yöneliktir. Bubakımdan başvurucunun belirtilen şikâyeti yönünden etkili bir başvuru yolununolup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
38. Başvuru tarihinden sonra 18/5/2018 tarihinde yürürlüğe giren7143 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 3194 sayılı Kanun'a geçici 16. maddeeklenmiştir. Bu madde kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırıyapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığıve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadarbaşvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihinekadar kayıt bedelinin ödenmesi hâlinde yapı kayıt belgesi verilebileceğidüzenlenmiştir. Yine 7143 sayılı Kanun maddesi kapsamında yapı kayıt belgesininyapının kullanım amacına yönelik olduğu belirtilmiştir. Yapı kayıt belgesi alanyapılara, talep hâlinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubudikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabileceği ifadeedilmiştir.
39. Yukarıda anılan 7143 sayılı Kanun maddesinin yürürlüğegirmesinden sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Tebliğ'in4. maddesinde yapı kayıt belgesi müracaatının ne şekilde yapılacağıdetaylarıyla beraber ortaya konulmuştur. Aynı Tebliğ'in 8. maddesinde de yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecekyapılar sayılmıştır. Başvurucunun yapısının bu kapsamda olup olmadığınıntakdirinin ise öncelikle kamu makamlarına ait olduğunu belirtmek gerekir.Dolayısıyla somut bireysel başvurunun kabul edilebilirlik kriterleri bakımındandeğerlendirilmesi gerekir.
40. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir.
41. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca; başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünegetirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereusulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarınızamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
42. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesiiçin öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişininbaşvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olmasıgerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarınıgiderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikteolması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunmasıgerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudanbeklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarınıdüzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklîkoşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktanuzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,16/2/2017, § 39).
43. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarakAnayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarakdeğerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuruyapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğinede karar verebilir. Özellikle belli bir konudaki yapısal ve sistemik sorunlaraçözüm bulmak amacıyla sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi,o konudaki temel hak veözgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle idari veyargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli kılabilir (Remziye Duman, B. No: 2016/25923,20/7/2017, § 35).
44. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekliolması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarışansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olması gerekir. Bellibir başvuru yolunun soyut olarak belirtilen niteliklere sahip olması yeterlideğildir. Bu yolun uygulamada da anılan niteliklere sahip olması ya da enazından sahip olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyutolarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıyaulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz.Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolununbu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Remziye Duman, § 36).
45. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra yeni birbaşvuru yolunun oluşturulması hâlinde Anayasa Mahkemesinin görevi, söz konusubaşvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlaliddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesine sahip olup olmadığını değerlendirmektir. Somut olayda da 3194sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesiyle31/12/2017tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış yapılarhakkında sonradan oluşturulan bu başvuru yolunun ulaşılabilirlik açısından vebaşarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi yönünden ayrı ayrı vesırayla incelenmesi gerekir.
1. Ulaşılabilir Olma
46. Getirilen düzenlemeye göre başvurular Çevre ve ŞehircilikBakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara yapılabilir. Diğer yandan3194 sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesiyle makul birsüre içinde başvurma imkânı da tanımaktadır. Dolayısıyla kişileri yüksek birmali külfet altına sokmaması ve kişilere makul bir süre içinde başvuru imkânıtanıyarak başvuruda kolaylık sağlaması da dikkate alındığında sonradanoluşturulan bu başvuru yolunun ulaşılabilir olmadığı bu aşamada söylenemez.
2. Başarı Şansı SunmaKapasitesine Sahip Olma
47. 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerineaykırı yapılmış yapılar için yapı maliklerinden herhangi birisi veya vekilitarafından, e-Devlet üzerindenYapı Kayıt Sistemindeki yapı kayıt belgesi formunun doldurulması suretiylemüracaatta bulunulabileceği gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veyetkilendireceği kurum ve kuruluşlara da başvuru yolu getirilmiştir.
48. Yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin kimlerin, hangiyapılarla ilgili, ne kadar bedel ödeyerek, hangi tarihe kadar müracaattabulunabileceği gibi usul ve esaslar Tebliğ'de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Buna göre süresinde gerekli şartları taşıyan başvurular yönünden söz konusubaşvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla başvurucunun ihlal iddialarıyönünden yeterli bir başarı şansı sunma kapasitesine sahip olduğu sonucunaulaşılmıştır.
3. Yeterli Giderim SağlamaKapasitesine Sahip Olma
49. 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesine göre 31/12/2017tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış yapımaliklerinin, yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı EmlakVergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre veŞehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerindenkonutlarda %3, ticari kullanımlarda%5 oranında alınacak kayıt bedeliniyatırmaları ve yetkili kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadarbaşvurması hâlinde yapı kayıt belgesi verilecek ve yapı kayıt belgesi alan yapımalikleri aleyhine, verilmiş yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari paracezaları iptal edilecektir.
50. 3194 sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesindeöngörülen başvuru koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurukoşullarının objektif ve makul olduğu, başvurucuya aşırı külfet yüklemediği veyetkili kurum ve kuruluşlarının takdir yetkisinin sadece objektif başvuruşartları koşullarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle sınırlıolduğu anlaşıldığından söz konusu başvuru yolunun yeterli giderim sağlamakapasitesine sahip olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
51. Başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakıştaulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderimsağlama kapasitesi olduğu görünen başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.